Hasan Fahas
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, ölümünden sonra halefini belirlemek, dini lideri denetlemek ve azletmekten sorumlu Meclis-i Hubregan-i Rehberi’ye (Uzmanlar Meclisi) yaptığı, vefatından sonra bir liderlik konseyi oluşturma yetkisi bulunan kişilerden üçlü bir komite oluşturulması talebi yeniden gündeme geldi.
Birkaç yıldır Hamaney’in yerini alması beklenenler arasında öne çıkan İbrahim Reisi'nin cumhurbaşkanı seçildiği seçimlerin sona ermesinin ardından liderlik konseyinin gündem olması dikkat çekicidir. Reisi, aynı zamanda İran Anayasası’na göre cumhurbaşkanı olması nedeniyle yasal olarak liderin ölümünden sonra yeni bir lider seçilene kadar Uzmanlar Meclisi'ni oluşturan Geçiş Konseyi'nin de üyesidir.
Ancak, Dini Lider Hamaney'in Uzmanlar Meclisi'ne yaptığı çağrıda, çok önemli ve temel bir noktaya yer vermiş olması ve özellikle yeni bir liderin seçilmesi veya lider seçimi için belirlenen üç yıllık geçiş sürecinde dini liderlik konumunu yönetme görevini üstlenmesi önerilen bir liderlik konseyinden bahsetmesi, bu çağrının dikkate alınmasını gerektiriyor. Ancak Uzmanlar Meclisi tarafından oluşturulması ve tanımlanması talep edilen bu üçlü komitenin yetkileri, Geçiş Konseyi'nin İran Anayasası’ndaki tanımından farklılık gösteriyor.
İktidarda birlik
Üçlü liderlik konseyi, yeni bir konu olmayabilir. Hamaney bu konuyu dört yılı aşkın bir süre önce dile getirmişti. Fakat şuan yeniden gündeme gelmesi, özellikle rejimin kurumlarının, rejime ve Dini Lidere sadık olan mevcut iktidarda birliğin sağlanmasından ötürü bu adım için iç siyasi koşulların olgunlaştırılmasını amaçlıyor olabilir. Otuz yılı aşkın bir süredir ilk kez tüm devlet kurumları muhafazakar güçlerin hegemonyasına girmiş durumda. Aynı zamanda başta İran rejiminin iç ve dış tehditler karşısında sırtını yasladığı, stratejik vizyonunun ana taşıyıcı, İran'ın bölgedeki ve dünyadaki milli çıkarlarının baş savunucusu, anayasayla kendisine yurtiçinde ve yurtdışında rejimin ve devrimin düşmanlarına karşı faaliyetlerde bulunma konusunda geniş özgürlükler verilen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) olmak üzere ülkenin tüm askeri kurumları Hamaney’in görüşlerinin arkasında duruyor.
Önerilen liderlik konseyinin üç yıllık görev süresinin belirlenmesinin amacı, özellikle herhangi bir değişiklik olmazsa liderlik konseyine duyulan ihtiyacın ortadan kalkabileceği ve Dini Lider Hamaney kararlara ve meselelere sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ettiği için her ikisinin de bu süreye veya İran'daki durumun ne yönde gelişeceğinin netleşmesine ihtiyacı olan şu iki durumdan biri olabilir:
Birincisi, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin siyasi, idari ve ekonomik dosyaların yanı sıra güvenlik ve askeri meselelerle uğraşma ve stratejik kararlar alma konusunda gerekli deneyimi kazanma süreci bağlamında olabilir. Hamaney'in 1989'da dini lider seçilmesindeki deneyim göz önüne alındığında Reisi’nin Yargı Erki Başkanlığı görevinde bulunması ve anayasal olarak Uzmanlar Meclisi tarafından oluşturulan Geçiş Konseyi’nin asli üyesi olması nedeniyle yetki ve liderliği devretme, rehber ve baş lider konumunu üstlenme süreci, sorunsuz ve engelsiz ilerleyen doğal bir süreç olabilir.
Reisi’nin uygun bir isim olmasının kanıtı
İkincisi durum da yine Reisi’yle ve -eğer varsa- muhalif sesleri bastırmasına yardımcı olan bu konumda kalmaya ne ölçüde uygun olduğunu kanıtlayabildiğiyle ilgilidir. Dolayısıyla Yargı Erki Başkanlığı yapması ve şimdi de Cumhurbaşkanı olması Dini Liderliği hak ettiğini göstermesi gerçek bir test aşaması olacaktır. Çünkü ülkeyi ekonomik, siyasi ve idari olarak yönetmek ve İran'da biriken krizlere çözüm bulmak ya da en azından doğru çözümler ortaya koymak Dini Liderlik yolunda gerçek sınav olacaktır.
Burada Reisi'nin dış dosyaların yönetimi ve başta İran-ABD ilişkileri olmak üzere uluslararası toplumla ilişkiler konusundaki tutumunun, Dini Lider olmasını kolaylaştırmada oynayacağı rolün etkisi göz ardı edilemez. Bu, mevcut Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye verilenin aksine çok daha geniş olması beklenen izin verilen müdahale alanı çerçevesindedir. Çünkü bu boyut, uzmanlık alanı olarak kabul edilir ve Dini Lider'in ve onun denetimi altında çalışan kurumların yetki alanına girer. Reisi, aynı zamanda Hamaney’in bir sonraki aşamada rejime ve otoritesine sadık bir eğilimle devlet kurumlarındaki karar merkezlerinden biri olarak cumhurbaşkanlığının rolüne ilişkin iradesinin ve vizyonunun bir ifadesidir.
Reisi'nin bu dosyalardaki başarısızlığı veya en azından iç krizlerin yönetimine niteliksel bir değişiklik getirememesi ve Dini Lider'in stratejik kararlarını dış ilişkiler düzeyinde, uluslararası ilişkilerde ve bölgesel dosyalarda doğru yansıtamaması halinde Geçici Uzmanlar Meclisi, onu Hamaney’in halefi olmaktan uzaklaştırmak zorunda kalacaktır. Dolayısıyla Uzman Meclisi geçiş aşamasında, ya liderlik konseyi ilkesini sürdürmek ya da başka bir seçenek veya isim aramak ve bulmak şeklinde iki seçenekten biriyle karşı karşıya kalacaktır. Ancak, bu aşamanın sonunda, Dini Lider’in yerine geçebilecek kişiyi seçme düzeyine yeniden gelinebilir. Bu konu, yeni dönemin özelliklerini ve yeni liderin kişiliğini çizmede son sözü söyleyecek olan DMO ile koordinasyon içinde olunmasını da gerektirecektir.
Bu karışıklıklar ve örtüşmeler geçiş sürecini zor ve pürüzlü hale getirebilir. Bundan sonra sonuçları önceden kestirilemeyecek iç çatışmalara tanık olunabilir. Karar alma merkezleri bu tehlikeyi engellemek veya onunla mücadele etmek için işe yarar adımlar atmazsa İran bir belirsizliğin içine düşebilir. Bir sonraki dini liderin özellikle Dini Lider daha önce bir dizi dosyayla ilgilenmesi için yetkilerinin bir kısmını ona devrettiyse önerilen geçiş dönemi liderlik konseyinde aktif üye, başkan veya raportör olması ve yetki devri sürecinin bu işin mekanizması benimsenerek yapılması gerekiyor. Bu, Hamaney'in Ofis Başkanı Muhammed Muhammedi Golpayegani’nin sözlerine dayanarak elde edilen bir yetkidir.
*Independent Arabia’da yer alan bu makalenin çevirisi Şarku’l Avsat tarafından yapılmıştır.






