AK Partili Turan: Osman Öcalan TRT’ye çıkmadı, TRT Kurdî’ye çıktı... Türkçe altyazı bile verilmedi

Twitter
Twitter
TT

AK Partili Turan: Osman Öcalan TRT’ye çıkmadı, TRT Kurdî’ye çıktı... Türkçe altyazı bile verilmedi

Twitter
Twitter

TRT’te yapılan atamalar nedeniyle TBMM Genel Kurul’da tartışma çıktı. Konuya ilişkin konuşan İYİ Partili Lütfü Türkkan, "Düne kadar vatan haini Öcalan’a karşı ve kalleşler sürüsü PKK’ye karşı methiyeler düzen Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan da sayenizde yönetim kurulu üyesi olarak atanmış. Anlaşılıyor ki önümüzdeki dönemde TRT, çözüm sürecinin borazanı haline gelecek. Bu tehlikeli zihniyet, Osman Öcalan’a TRT’de yemek programı sundurursa hiç şaşırmayın” dedi.
Türkkan'a yanıt veren AK Partili Bülent Turan ise "Her bir arkadaşımız kıymetlidir" diye konuştu.
Kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılmasına ilişkin de konuşan Turan, "Öcalan TRT’ye çıkmadı, TRT Kurdî’ye çıktı" diye konuştu.

Türkçe altyazı bile verilmedi
Turan'ın bu sözlerinin ardından muhalefet sıralarından gülüşmeler geldi. Turan konuşmasına şöyle devam etti:
"Konuşması Kürtçe verildi, Türkçe altyazı bile verilmedi. Konuşmada ısrarla Kandil’in meşruiyetini kaybettiğini söylüyor; ısrarla YPG’yi, PKK’yi lanetliyor. Adam özür diliyor adeta, pişmanlık duyuyor adeta. Öcalan’ın çıkması değil, Öcalan’ın ne dediği önemli."
 
Independent Türkçe



Trump: Amerika Birleşik Devletleri, Almanya'daki asker sayısını azaltmayı değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump: Amerika Birleşik Devletleri, Almanya'daki asker sayısını azaltmayı değerlendiriyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada, Almanya’daki ABD askerî varlığının azaltılmasının değerlendirildiğini söyledi. Trump, bu kararın Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile İran savaşı konusundaki anlaşmazlıkların gölgesinde ele alındığını belirtti.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden dün yaptığı paylaşımda, “ABD, Almanya’daki asker sayısını azaltma ihtimalini değerlendiriyor ve gözden geçiriyor. Karar kısa süre içinde verilecek” ifadelerini kullandı.

2024 yılında ABD’nin Almanya’da 35 binden fazla asker konuşlandırdığı Kongre Araştırma Servisi verilerine dayanarak belirtilirken, Alman basını bu sayının 50 bine daha yakın olabileceğini belirtiyor.

Trump, görevde olduğu önceki dönemlerde de NATO içindeki müttefiklere yönelik eleştirileri kapsamında, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki ABD asker sayısını azaltma tehdidinde bulunmuştu.

Son gelişmelerde Washington’un, İran savaşına destek vermeyen veya Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliği girişimlerine katkı sağlamayan müttefikleri cezalandırma eğiliminde olduğu iddia ediliyor. Hürmüz Boğazı bölgesi, küresel enerji taşımacılığı açısından kritik önem taşıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, karar öncesinde Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün korunması konuları ele alındı.

Trump, Almanya Başbakanı Merz’i daha önce İran’ın nükleer silah edinimine ilişkin açıklamaları nedeniyle sert şekilde eleştirmiş ve “Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak Merz, çarşamba günü yaptığı açıklamada gerilimi küçümseyerek, ABD ile ilişkilerin güçlü olduğunu vurguladı. Berlin’de düzenlenen basın toplantısında, “Bana göre Başkan ile kişisel ilişkim eskisi gibi iyi” dedi.

Merz ayrıca, ABD-İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonuna başından beri şüpheyle yaklaştığını belirterek, Avrupa’nın bu gelişmelerin etkilerini ciddi şekilde hissettiğini ifade etti.


Zelenskiy: Washington, Çernobil reaktörünün onarımını 100 milyon dolarla destekliyor

Genel bir görünümde, Çernobil nükleer santralindeki hasar görmüş dördüncü reaktörü örten eski çelik kemer üzerine inşa edilen yeni güvenli muhafaza yapısı (NSC) görülüyor (Arşiv- Reuters)
Genel bir görünümde, Çernobil nükleer santralindeki hasar görmüş dördüncü reaktörü örten eski çelik kemer üzerine inşa edilen yeni güvenli muhafaza yapısı (NSC) görülüyor (Arşiv- Reuters)
TT

Zelenskiy: Washington, Çernobil reaktörünün onarımını 100 milyon dolarla destekliyor

Genel bir görünümde, Çernobil nükleer santralindeki hasar görmüş dördüncü reaktörü örten eski çelik kemer üzerine inşa edilen yeni güvenli muhafaza yapısı (NSC) görülüyor (Arşiv- Reuters)
Genel bir görünümde, Çernobil nükleer santralindeki hasar görmüş dördüncü reaktörü örten eski çelik kemer üzerine inşa edilen yeni güvenli muhafaza yapısı (NSC) görülüyor (Arşiv- Reuters)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, yaptığı açıklamada, ABD’nin Çernobil Nükleer Santrali’ndeki hasar gören reaktörün üzerini örten koruyucu yapının onarımı için 100 milyon dolar katkı sağlayacağını duyurdu.

Zelenski, X platformunda dün yaptığı paylaşımda söz konusu taahhüdü önemli bir Amerikan desteği olarak nitelendirirken, teşekkürlerini iletti. Onarım çalışmalarının tamamlanabilmesi için 500 milyon euronun (583 milyon dolar) üzerinde finansmana ihtiyaç duyulduğunu belirten Zelenskiy, geçen yıl bir Rus insansız hava aracının (İHA) reaktörü örten çelik kemere zarar verdiğini hatırlattı. Ukrayna’nın gerekli finansmanı sağlamak için ortaklarıyla birlikte çalıştığını vurgulayan Zelenskiy, her katkının hedefe ulaşmayı bir adım daha yaklaştırdığını ifade etti.

Çernobil Faciası’nın 40. yıl dönümü pazar günü anılırken, dört yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna savaşı, bölgedeki riskleri artırmaya devam ediyor.


Kral Charles'ın ABD Kongresi’nde yaptığı konuşmadaki gizli mesajlar

Kral Charles, ABD Kongresi'nde konuşmasını yaptıktan sonra tebrikleri kabul ederken (Reuters)
Kral Charles, ABD Kongresi'nde konuşmasını yaptıktan sonra tebrikleri kabul ederken (Reuters)
TT

Kral Charles'ın ABD Kongresi’nde yaptığı konuşmadaki gizli mesajlar

Kral Charles, ABD Kongresi'nde konuşmasını yaptıktan sonra tebrikleri kabul ederken (Reuters)
Kral Charles, ABD Kongresi'nde konuşmasını yaptıktan sonra tebrikleri kabul ederken (Reuters)

İnci Mecdi

İngiltere Kralı III. Charles, salı günü ABD Kongresi'nde dünyadaki kaotik uluslararası manzaraya ilişkin pek çok mesaj barındıran bir kraliyet konuşması yaptı. Bu konuşma, 2022 yılında ölen annesi Kraliçe II. Elizabeth’in 1991 yılında yaptığı konuşmasından bu yana bir İngiliz hükümdarının Whitehall’da gerçekleştirdiği ikinci konuşma olma özelliği taşıyordu.

Kral Charles, yaklaşık 28 dakika süren konuşması boyunca kraliyet konuşmalarının doğasına uygun olarak tam bir tarafsızlık sergiledi ve ev sahibi Başkan Donald Trump'ın politikalarına yönelik her türlü eleştiriden kaçındı. Bununla birlikte konuşmanın unsurları, mevcut Amerikan yönetiminin dayandığı ilkelerle çelişen mesajlar taşır gibiydi. Bu gizli mesajlardan biri, İngiliz Kralı'nın dünya genelinde barışa çağrı yaparken Hristiyan inancından ‘Birleşik Krallık ile ABD arasındaki ortak değerler’ olarak söz etmesiydi.

Ahlaki bir referans olarak Hristiyanlık

İfadelerini ve Hristiyan inancına ilişkin sözlerini dikkatle seçer gibi görünen Kral Charles, özellikle dinlerarası ilişkilere ve anlayışın güçlendirilmesine değindi.

Kral Charles, Louisianalı Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson'a hitaben şunları söyledi:

"Sayın Başkan, buradaki pek çok kişi ve benim için kişisel olarak Hristiyan inancı, bize yalnızca bireysel değil toplumumuzun bireyleri olarak birlikte yol gösteren sağlam bir dayanak ve günlük bir ilham kaynağı oluşturuyor.”

Kral Charles, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hayatımın büyük bir bölümünü dinler arası ilişkilere ve anlayışın güçlendirilmesine adadıktan sonra, ışığın karanlığa galip geleceğine dair bu inancın sayısız kez doğrulandığını gördüm. Bu inanç aracılığıyla, farklı dinlerin mensuplarının birbirini daha iyi tanımasıyla gelişen derin saygı duygusu bana ilham vermektedir. Bu nedenle umudum ve duam şudur ki; bu zorlu zamanlarda uluslararası ortaklarımızla birlikte çalışarak sabanları kılıca dönüştürmeyi durdurmayı başaralım.”

Hristiyanların Paskalya Bayramı’nı kutlamaya devam ettiğine dikkati çeken Kral Charles, bu dönemi ‘umudumu her zamankinden daha fazla pekiştiren bir dönem’ olarak nitelendirerek şunları söyledi:

“İki halkın da özünde, cömertliği ve merhameti yüceltmeyi, barışı yaymayı, tarafsız bir anlayışı derinleştirmeyi ve tüm dinlerin mensupları ve herhangi bir inancı olmayan insanları takdir etme görevi olduğuna inanıyorum.”

Başkan Donald Trump ve Savunma Bakanı Pete Hegseth gibi ABD yönetiminin üyelerinin bir bölümü, muhafazakâr siyasi tabanlarına hitap ederken ve eylemlerini meşrulaştırırken dinî söylemi sıkça kullandı. Bu ayın başlarında Trump, Tanrı'nın ABD’nin İran'a karşı başlattığı askeri operasyonu desteklediğini ileri sürdü. Trump, dini söylemini siyasi seferberlik ve kutuplaşma aracı olarak kullanırken Kral Charles konuşmasında Hristiyanlığı dini bir ahlaki referans olarak benimseyen kültürel ve medeniyet boyutlu bir çerçevede ele aldı. Böylece kraliyet konuşması, dinin siyasette kullanımının yeniden biçimlendirilmesini temsil etti.

NATO

Kral ayrıca, ABD Başkanı'nın sürekli baskı ve saldırısıyla karşı karşıya kalan NATO'nun birliğine ilişkin başka bir mesaj da verdi. Trump, batılı ülkelerden oluşan askeri ittifakı İran'a karşı savaşta ABD'yi yalnız bırakmakla suçlayarak ‘kağıttan kaplan’ benzetmesi yapmıştı. Kral Charles'ın NATO'nun 11 Eylül olaylarının ardından yaptıklarına atıfla verdiği mesajda, “NATO'nun Madde 5'i ilk kez devreye soktuğu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) terörle mücadelede birlik içinde toplandığı o dönemde, halkımızın yüz yılı aşkın süredir yaptığı gibi, iki dünya savaşında, Soğuk Savaş'ta, Afganistan'da ve ortak güvenliğimizi şekillendiren pek çok kritik anda yan yana duran çağrıyı birlikte yanıtladık” ifadelerini kullandı. Kral Charles, Birleşik Krallık ve ABD'nin Ukrayna'yı savunması gerektiğini de açıkça dile getirdi.

Kral aynı zamanda Trump'ın defalarca kez el koymakla tehdit ettiği NATO üyesi Danimarka'ya bağlı Grönland meselesine de ima yüklü bir atıfta bulundu. Bu atıf, ortak rakiplere karşı bölünme yerine birlik mesajı niteliği taşıyordu.

Kral Charles, mesajını şu sözlerle ifade etti:

"Atlantik'in derinliklerinden Kuzey Kutbu'ndaki felaket boyutlarına ulaşan buzul erimelerine uzanan coğrafyada, Amerikan silahlı kuvvetleri ve müttefiklerinin taahhüdü ve uzmanlığı, birbirini savunmaya, vatandaşlarımızı ve çıkarlarımızı korumaya ve ortak düşmanlarımıza karşı Kuzey Amerika ile Avrupa halklarının güvenliğini güvence altına almaya kararlı şekilde NATO'nun kalbinde yer alıyor.”

“Önce Amerika”

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Kral'ın konuşmasında Trump'ın “Önce Amerika” sloganı altında içe dönük politikalarına açık bir göndermenin olması da dikkati çekti.

Kral Charles şunları söyledi:

"Tüm kalbimle diliyorum ki ittifakımız, Avrupa ve Milletler Topluluğu'ndaki ortaklarımızla ve dünyanın dört bir yanında ortak değerlerimizi savunmayı sürdürsün ve içine kapanma çağrılarını görmezden gelelim."

Kral Charles’ın, yüzyıllara uzanan ortak çıkarlar olarak nitelendirdiği, ancak Trump'ın Amerikan toplumunu ve yönetimini yeniden biçimlendirme çabası doğrultusunda Amerikan gelenekleriyle net bir kopuş yaratmaya çalıştığı alanlarda da söylemleri oldu.

İklim değişikliği

Trump iklim politikalarına temkinli yaklaştığı, önceki yönetimi döneminde iklim değişikliğini ‘Çin'in uydurması’ olarak nitelendirdiği ve Paris İklim Anlaşması’ndan çekildiği bir ortamda Kral Charles, toplumların hayati doğal sistemlerin çöküşünü’ ele alması gerektiğini söyleyerek ‘iklim değişikliği’ ifadesini ağzına almadan iklim değişikliği meselesine dikkati çekmiş oldu.

Amerikalı yazar Michael Birnbaum'a göre Kral Charles'ın ABD’nin dünyadaki rolüne dair sunduğu vizyon, göçün toplumları zayıflattığını ileri süren, Kongre'yi devre dışı bırakmak için başkanlık kararnamelerine başvuran, aleyhine karar veren yargıçlara sert eleştirilerde bulunan, iklim değişikliği konusundaki bilimsel uzlaşıyı sorgulayan ve Ukrayna'nın Rusya tarafından kendisine açılan savaşa karşı savunulmasına desteği sona erdirmek istediğini açıklayan Trump'ın vizyonuyla tam anlamıyla çelişiyordu. Öte yandan bu konuşma, Adalet Bakanlığı'nın Trump'ın sık sık hedef aldığı eski FBI Direktörü James Comey hakkında yeni bir iddianame düzenlediği gün yapıldı.

Birnbaum, Kral Charles'ın en basit konularda bile nadiren uzlaşı sağlayan Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti üyeleri tarafından defalarca kez güçlü alkışlar aldığının altını çizdi. Kral Charles, seçilmiş bir lider olarak değil, devletin canlı bir simgesi olarak konumundan yararlanarak pek çok kişinin birbirine sırtını döndüğü bir dönemde Anglo-Amerikan ilişkilerini yeniden canlandırmaya çalıştı. Bunu o denli yumuşak bir üslupla yaptı ki Trump dahi daha sonra yaptığı açıklamada bunu ‘muhteşem’ olarak nitelendirerek "Demokratları ayağa kaldırmayı başardı, bunu hiç yapamamıştım" dedi.