Rusya-Batı çatışmasında Karadeniz’in stratejik önemi

Sivastopol’daki Rus filosu. (Rusya Savunma Bakanlığı’nın internet sitesi)
Sivastopol’daki Rus filosu. (Rusya Savunma Bakanlığı’nın internet sitesi)
TT

Rusya-Batı çatışmasında Karadeniz’in stratejik önemi

Sivastopol’daki Rus filosu. (Rusya Savunma Bakanlığı’nın internet sitesi)
Sivastopol’daki Rus filosu. (Rusya Savunma Bakanlığı’nın internet sitesi)

İnci Mecdi (Gazeteci)
İngiliz yönetmen Kevin Macdonald’ın 2014 yapımı Kara Deniz adlı filminde Rus ve İngiliz denizciler, Karadeniz’de Soğuk Savaş’tan kalma batık denizaltının taşıdığı altın külçeleri için yarışırken Batı ile Rusya arasında, bu deniz için verilen mücadele de tarih boyunca hiç dinmedi. Rusya açısından Karadeniz, jeopolitik öneme sahip özel bir etki alanı olarak görülürken aynı zamanda Batılı rakiplerinden uzakta bir güvenlik tamponu olarak da nitelendiriliyor.
Karedeniz, Avrupa, Asya ve Ortadoğu arasında önemli bir kavşakta yer alıyor. Güneydoğu Avrupa için stratejik bir konuma sahip. Asya’ya doğru Rusya ve Gürcistan’a kadar uzanıyor ve Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna ile de sınıra sahip. Denizin güneybatı köşesi İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Ege Denizi ile Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu’na bağlanıyor. Aynı şekilde Kerç Boğazı üzerinden Azak Denizi ile de doğu bağlantısına sahip. Deniz tabanı boyunca uzanan petrol ve gaz boru hatlarının ve fiber optik kabloların yanı sıra her gün insan ve mal taşıyan yüzlerce gemi, Karadeniz yüzerinden geçiyor.

Kırım ve askeri gerginlikler
Rusya’nın 2014’ten beri işgal ettiği Kırım Yarımadası açıklarında geçen ay, Rus güçleri ile bir İngiliz destroyeri arasında bir çatışma patlak verdi. Moskova, Kırım açıklarında karasularına giren bir İngiliz destroyerinin yoluna uyarı ateşi açtığını ve bombalar attığını duyurdu. İngiltere ve çok sayıda ülke ise söz konusu karasuların Ukrayna’ya ait olduğunu savunuyor. Olayın ardından İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Kraliyet Donanması’na bağlı ‘HMS Defender’ savaş gemisi tarafından kullanılan deniz yolunu savundu. Johnson, İngiltere’deki medya organlarından gelen sorulara yanıt olarak, “Kırım’ın ilhakını tanımıyoruz. Bu yasa dışıdır. Burası, Ukrayna karasularıdır ve bir noktadan diğerine girmek için bu karasuları kullanmak zararsızdır” dedi.
Söz konusu olay, Karadeniz’de ABD, diğer NATO ülkeleri ve Ukrayna’nın katılımıyla 28 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında ‘Sea Breeze 2021’ askeri tatbikatlarının başlamasından birkaç gün önce gelişti. Tatbikat, Karadeniz ve Rusya’nın güneybatısında paralel manevralar yapan Moskova’nın itirazına ve hoşnutsuzluğuna yol açtı. Tatbikat sırasında savaş uçakları, sahili korumak için bombardıman ve uzun menzilli hava savunma füzelerini konuşlandırma konusunda eğitim aldı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geçen hafta yaptığı açıklamada, Rusya gemiyi batırmış olsaydı bile İngiliz destroyeri olayının, küresel bir çatışmaya yol açmayacağını dile getirdi. Putin, sözlerinin devamında “Çünkü Batı böyle bir savaşı kazanamayacağını biliyor” dedi. AP’ye göre söz konusu ifadeler, gelecekte benzer bir olayın yaşanması halinde Putin’in riskleri artırma kararlılığını gösteriyor.

Tarihsel mücadele
Dünyanın belli başlı imparatorluklarından bazıları yüzyıllar boyunca Karadeniz’de savaş verdi. Karadeniz tarih boyunca, Avrasya bölgesinde jeopolitik ve ekonomik açıdan en önemli yerlerden biri olduğunu kanıtladı. Gözlemciler, Rusya’nın Karadeniz ile ilgili yaklaşımının, Avrupa’daki büyük güçlerle uzun bir çatışma geçmişine ve Türkiye ile jeopolitik rekabete dayandığı görüşündeler. Rusya’nın hedefi ise Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nden (NATO) Rus topraklarına veya Kırım’daki stratejik kalesine yönelecek her türlü tehdidi ortadan kaldırmak. Aynı şekilde Karadeniz’deki üyeleri arasında bölünmeleri alevlendirmeye ve Ukrayna ile Gürcistan’ın NATO’ya katılmasını engellemeye çalışarak örgüt içindeki uyumu baltalamak istiyor.
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Kıdemli Üyesi Paul Stronski, konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:
“Moskova, Karadeniz bölgesini ‘Rus gücünü ve etkisini Akdeniz’e yansıtmak, büyük Avrupa pazarlarıyla ekonomik ve ticari bağlarını korumak ve Güney Avrupa’yı Rusya’dan gelen petrol ve gaza daha bağımlı kılmak amacıyla jeo- ekonomik stratejisi için’ hayati öneme sahip olarak görüyor. Rusya, Ortadoğu’dan gelen gerginliklerin, özellikle Kuzey ve Güney Kafkasya olmak üzere iç bölgelerine akma olasılığının da gayet farkında. Bu su kütlesini, önemli bir güvenlik tampon bölgesi olarak görmekte ve güneyden kaynaklanabilecek dalgalanmalardan korumaktadır. Moskova, ister yakın çevresi dışındaki askeri operasyonlar açısından isterse de büyük Rus mallarının (hidrokarbonlar) ihracı açısından olsun, Akdeniz’in ve ötesinin ılık sularına erişmek için Karadeniz’e bağımlıdır. Moskova, Akdeniz’in büyük ölçüde NATO tarafından kontrol edildiğine inanıyor. Ancak Suriye’de olduğu gibi kilit bölge ülkeleriyle siyasi, ekonomik ve askeri iş birliği fırsatlarını sağlamayı umuyor. Örneğin Rusya Güney Kıbrıs, Mısır, İsrail, Libya ve Türkiye gibi Akdeniz yönetimleriyle etkisini genişletmek için fırsatlar arıyor.”

Rusya ve NATO ülkeleri
Gözlemciler, ister Avrupa isterse ABD gibi binlerce kilometre uzaktaki olsun NATO ülkeleri açısından Karadeniz’in oldukça önemli bir alan olduğuna inanıyor. Washington’daki Heritage Foundation (Miras Vakfı) kuruluşundan Douglas ve Sarah Allison Dış Politika Merkezi Direktörü Luke Coffey’in konuya ilişkin değerlendirmesi şöyle:
“ABD açısından Karadeniz’in stratejik önemi iki durumdan kaynaklanıyor. İlk olarak, Washington’ın NATO Antlaşması kapsamındaki taahhüdü. Öyle ki Karadeniz’e kıyısı olan altı ülkeden üçü (Türkiye, Bulgaristan ve Romanya) ittifakın birer üyesi. Diğer iki ülke (Ukrayna ve Gürcistan) ise NATO Barış İçin Ortaklık programı kapsamında yer alıyor. Özellikle de Gürcistan, NATO üyeliği için resmi olarak aday statüsünde. İkinci olarak, ABD’nin en büyük jeopolitik rakiplerinden biri olan Rusya, enerji, ticaret, güvenlik ve ekonomi alanlarında Karadeniz bölgesine bağımlıdır. Bu nedenle Karadeniz bölgesi üzerindeki hegemonyası, uzun süredir ulusal bir beka meselesi olarak görülmektedir. Rusya ayrıca çoğu Kırım’da bulunan Karadeniz’deki üslerini, örneğin Suriye’de daha uzaklara askeri operasyonlar başlatmak için kullanıyor.”
Luke Coffey, Karadeniz kıyılarındaki tek Rus işgalinin Kırım olmadığının unutulmaması gerektiğini belirtti:
“Moskova, 2008’de Gürcistan’ı işgalinden bu yana Karadeniz kıyısından yüzlerce mil öteye uzanan Gürcistan’ın Abhazya bölgesinde büyük askeri varlığını (yaklaşık 4 bin asker) sürdürüyor.”
Fakat Moskova, Coffey’in bahsettiği aynı nedenlerle Gürcistan ve Ukrayna ile savaşlarının, ‘(her iki ülke de Batı ittifakına katılmaya çalışırsa) stratejik dengenin NATO lehine kararlı bir şekilde değişmesini önlemek’ ve ‘diğer eski Sovyet devletlerini Batı ile yakın bir ittifak kurmaktan yıldırmak’ için gerekli olduğunu savunuyor. Bu bağlamda Paul Stronski, Rusya’nın Gürcistan ve Ukrayna’ya karşı tutumunun, Moskova’nın başka herhangi bir eski Sovyet ülkesinin (2004’te NATO'ya katılan Baltık ülkeleri dışında) ittifaka resmen katılmasını engellemek için aktif savaş yürütme isteğini gösterdiğini söyledi.

Montrö Sözleşmesi
1936’da imzalanan Montrö Sözleşmesi, Karadeniz’e kıyıdaş olmayan devletlerin varlığını sınırlıyor. Anlaşma, Türkiye’ye İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol hakkı veriyor, Karadeniz’e sınır olmayan ülkelerin donanmalarına ait gemilerin sayısı, geçiş süresi ve ağırlığına kısıtlamalar getiriyor. Örneğin, anlaşmaya göre boğazda Karadeniz’e kıyıdaş olmayan ülkelere ait gemilerin ağırlığının 15 bin tonu geçmemesi gerekiyor. Karadeniz’e kıyıdaş olmayan ülkelere ait, toplam tonajı 30 bin ton olan dokuz savaş gemisinden fazlasının geçişine izin vermiyor. Bunların, herhangi bir zamanda ve 21 günü aşmamak kaydıyla Karadeniz’de kalmalarına izin veriliyor. Bu durum ise hem ABD donanması hem de Karadeniz’e kıyıdaş olmayan NATO üyelerinin operasyonlarına kısıtlamalar getiriyor.
Washington’daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde misafir öğretim üyesi Boris Tokas, söz konusu duruma dair şu açıklamalarda bulundu:
“Moskova, Sovyetler Birliği ile Türkiye arasında İkinci Dünya Savaşı sonunda gerginlik patlak verdiğinde Ankara’ya Montrö Sözleşmesi’ni yeniden müzakere etmesi ve böylece Sovyetler Birliği’nin İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü Türkiye ile paylaşabilmesi için baskı yaptı. Sovyetler Birliği, Karadeniz'deki askeri varlığını artırdı ve Türkiye hükümetine 1946’da ‘Türk Boğazları Krizi’ olarak bilinen, Türk topraklarında askeri üsler talebini kabul etmesi için baskı yaptı.”
Tokas’a Türkiye tüm bu hamlelere rağmen Sovyet baskısından korunmak için ABD’den yardım istedi ve Washington bölgeye savaş gemileri gönderdi. Sovyetler Birliği sonunda geri çekilmiş olsa da durum NATO üyesi olarak Türkiye ve Yunanistan aracılığıyla, Akdeniz’de büyüyen Sovyet tehdidini kontrol altına almaya çalışan 1947’deki Truman Doktrini için motive edici faktörlerden biri olarak ön plana çıktı. Bölge Soğuk Savaş boyunca Türkiye, NATO, ABD ve Sovyetler Birliği arasında istikrarsız bir dengeye tanık oldu. Ancak 1976’dan bu yana Türkiye, Ukrayna yapımı Sovyet uçak gemilerinin (Kiev sınıfı ve Kuznetsov sınıfı) boğazlardan geçmesine izin verdi.
Karadeniz bölgesi, Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasının ardından Batı görüşünde jeo- stratejik açıdan daha az öneme sahipti. Ancak Rusya’nın ‘yakın yurt dışı’ kavramını şekillendirmede etkili olmaya devam etti. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonraki en önemli stratejik mesele, 1994 Budapeşte Mutabakatı’nda özetlenen, nükleer silahların Ukrayna’dan izole edilmesiydi. Bu tarihte Ukrayna, toprak bütünlüğünü korumak için Fransa ve Çin’in desteğiyle Rusya, ABD ve İngiltere’nin güvenlik garantileri karşılığında nükleer silahlarını kaldırmayı kabul etti. Ancak Kırım, başta Karadeniz operasyonları için gerekli olan Sivastopol’daki üssü olmak üzere eski askeri altyapısını elinde tutan Moskova ve Kiev arasında sürekli bir pazarlık kozu olarak kaldı. Moskova, 1997 Ukrayna- Rusya Dostluk Antlaşması uyarınca Sivastopol’daki üssünü 2010 yılında alınan bir kararla 2042 yılına kadar, 20 yıllığına kiraladı.

Etkili strateji
Gözlemcilere göre Rusya, Karadeniz’de artan ve sertleşen nüfuzu doğrultusunda Türk boğazlarından daha fazla yararlanmak için Ankara ile yakınlaşmaya çalışacak. Boris Tokas onuya dair şunları söyledi:
“Rusya için Karadeniz bölgesinin jeo-stratejik faktörleri 1853’ten bu yana değişmedi. NATO ve ABD, başlıca jeopolitik rakipleri olarak bireysel Avrupa devletlerinin yerini aldı. Daha sonra Kırım askeri bir kaynak, Türkiye ise eksen oldu. Türk boğazları, stratejik üretkenlik olarak kabul edildi. Nihai hedef ise ABD ve NATO’nun doğuya doğru genişlemesine, Ege ve Orta Karadeniz’deki varlıklarına paralel bir güç olarak Doğu Akdeniz’e ve buradaki askeri varlığa ulaşmaktır.”
Bu durum, NATO ülkeleri açısından bir meydan okuma olarak sayılırken ABD’li gözlemciler de NATO’nun Rusya’ya karşı daha sağlam bir strateji geliştirmesini ve bölgesel güvenliği güçlendirmek için Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerle çalışmanın uygun yollarını bulmasını gerekli bir eylem olarak nitelendirdi. Örneğin ABD’nin NATO’yu Baltık Denizi’ndeki ‘başarılı’ hava polisi misyonu doğrultusunda Karadeniz’de bir deniz devriye görevi kurmaya teşvik etmesi gerektiğini savunan Luke Coffey “Bu durum, Karadeniz’e kıyıdaş olup NATO üyesi olmayan müttefikler aracılığıyla, Montrö Sözleşmesi doğrultusunda Karadeniz’de güçlü bir NATO varlığını sürdürmek içindir” değerlendirmesinde bulundu.

*Independent Arabia’da yer alan bu makalenin çevirisi Şarku’l Avsat tarafından yapılmıştır.



Netanyahu, ‘ulusal çıkarları desteklemek’ için İsrail Cumhurbaşkanı’ndan af talep etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
TT

Netanyahu, ‘ulusal çıkarları desteklemek’ için İsrail Cumhurbaşkanı’ndan af talep etti

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un ofisi bugün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı’na resmi bir af talebinde bulunduğunu açıkladı.

İsrail Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından yapılan açıklamada, “Cumhurbaşkanlığı, bunun önemli sonuçları olan istisnai bir talep olduğunu anlıyor. İlgili tüm görüşleri aldıktan sonra, Cumhurbaşkanı talebi sorumlu ve samimi bir şekilde değerlendirecek” denildi.

İsrail Başbakanı ise ‘davasının derhal sona erdirilmesinin, çok ihtiyaç duyulan ulusal uzlaşmayı destekleyeceğini’ söyledi.

Netanyahu, video açıklamasında, kişisel çıkarı açısından yargı sürecinin sonuna kadar devam etmesinin ve beraat etmesinin kendisi için önemli olduğunu belirtti. “Askeri gerçekler, ulusal durum ve ulusal çıkar buna engel olmayı gerektiriyor” diyen Netanyahu, yolsuzluk davalarıyla süren yargılamasının ‘bölünmelere yol açtığını’ vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Netanyahu, yolsuzluk suçlamalarıyla (rüşvet, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma) uzun bir yargılama sürecine girerken, üç davada kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek masumiyetini savunuyor. İsrail Yayın Kurumu, Netanyahu'nun ‘tam af talep ettiğini ve suçunu kabul etmediğini’ belirtti.

İsrail Cumhurbaşkanı’na sunulan talep iki belge içeriyor: başbakanın avukatı tarafından imzalanmış ayrıntılı bir mektup ve Netanyahu'nun kendisi tarafından imzalanmış kişisel bir mektup.

Diğer yandan ABD Başkanı Donald Trump bu ay Herzog'a Netanyahu'yu affetmesini isteyen bir mektup gönderdi.


Papa, İsrail hava saldırılarının hedefi olan Lübnan'a barış mesajı götürüyor

Papa 14. Leo'nun Beyrut'taki bir caddeye asılan fotoğrafı, 21 Kasım 2025 (AP)
Papa 14. Leo'nun Beyrut'taki bir caddeye asılan fotoğrafı, 21 Kasım 2025 (AP)
TT

Papa, İsrail hava saldırılarının hedefi olan Lübnan'a barış mesajı götürüyor

Papa 14. Leo'nun Beyrut'taki bir caddeye asılan fotoğrafı, 21 Kasım 2025 (AP)
Papa 14. Leo'nun Beyrut'taki bir caddeye asılan fotoğrafı, 21 Kasım 2025 (AP)

Papa 14. Leo, Katolik Kilisesi’nin lideri olarak ilk yurtdışı ziyaretinin ikinci ve son durağı için bugün (pazar) Lübnan’a gidiyor. Ziyaret sırasında, İsrail hava saldırılarının sürekli hedefi olan ülkede barış çağrısı yapması bekleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Papa, dört günlük Türkiye ziyaretinin ardından Lübnan’a geçecek. Papa, Türkiye ziyaretinde, dünyadaki olağanüstü sayıda kanlı çatışma nedeniyle insanlığın geleceğinin tehlikede olduğunu vurguladı ve din adına yapılan şiddeti kınadı.

Papa Leo’nun uçağı, yerel saatle 15:45’te Beyrut’taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’na iniş yapacak. Ziyaret programında, Lübnan Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile görüşmelerin ardından ulusal liderlere hitaben bir konuşma yapması öngörülüyor.

frgthy
Papa 14. Leo bugün Lübnan'a gidiyor. (AFP)

Ortadoğu'daki en büyük Hıristiyan nüfusa sahip olan Lübnan, İsrail ve Lübnanlı silahlı grup Hizbullah'ın savaşı ve bunun sonucunda İsrail'in yıkıcı saldırıları ile sarsıldı.

Bir milyon Suriyeli ve Filistinli mülteciye ev sahipliği yapan ve yıllardır süren ekonomik krizden kurtulmaya çalışan Lübnan'ın liderleri, İsrail'in önümüzdeki aylarda saldırılarını önemli ölçüde artıracağından endişe duyuyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım cuma günü yaptığı açıklamada, Papa 14. Leo'nun ziyaretinin İsrail saldırılarına son verilmesine yardımcı olmasını umduğunu söyledi.

gt
Lübnan'ın Jal ed-Dib kentindeki De La Croix Psikiyatri Hastanesi’ne asılan Papa 14. Leo afişi (Reuters)

Dört gün süren Türkiye ziyaretinde, Hristiyan topluluğu Papa Leo’yu sıcak bir şekilde karşıladı.

Papa Leo’nun Türkiye ziyareti, Katolik Kilisesi’nin lideri seçilmesinin ardından gerçekleştirdiği ilk yurtdışı ziyareti olma özelliğini taşıyor. Ziyaret sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Papa, ardından İznik’e giderek Hristiyanlığın temel taşlarından biri olarak kabul edilen İznik Konsili’nin 1700’üncü yıldönümünü anma etkinliklerine katıldı.

h
Papa 14. Leo ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (AP)

İstanbul’da dün düzenlenen ayine katılmak için binlerce kişi yağmura aldırış etmeden toplandı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen katılımcılar, Papa tarafından yönetilen ayinde birden fazla dilde düzenlenen dualara eşlik etti.

dgrt
İstanbul'da gerçekleştirilen ayinin ardından binlerce Hristiyan Papa'nın etrafında toplandı. (EPA)

Papa Leo’nun bu sabah Ermeni Katedrali’nde bir ayine katılacağı ve ardından Patriklikteki Aziz George Kilisesi’nde bir ayin yöneteceği bildirildi.

Daha sonra Papa, Ortodoks Kilisesi’nin önde gelen temsilcisi olan Fener Rum Patriği Bartholomeos ile öğle yemeğinde bir araya gelecek. İkili, bir gün önce ‘birlik yolunda yeni ve cesur adımlar atma’ taahhüdünü içeren bir deklarasyon imzalamıştı.

hy
Papa'nın İstanbul'da gerçekleştirdiği ayinden (AP)

1054 yılında Doğu ve Batı kiliseleri arasında yaşanan Büyük Bölünme’ye rağmen, Katolikler ve Ortodoks Hıristiyanlar arasındaki diyalog devam etmekte ve doktrinsel farklılıklara rağmen ortak (ekümenik) dini kutlamalar ve ayinler düzenlenmektedir.

İki kilise, özellikle Hıristiyan takviminde en önemli bayram olan Noel'i kutlamak için ortak bir tarih belirleme konusunda anlaşmaya varmak için çaba gösteriyor. Şu anda Noel, Jülyen veya Gregoryen takvimlerine göre kutlanıyor.

Papa'nın ziyareti, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali Moskova ve Konstantinopolis Patrikhaneleri arasındaki bölünmeyi hızlandırdığı için Ortodoks dünyasının her zamankinden daha bölünmüş göründüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Papa 14. Leo, 6. Paulus (1967), 2. Ioannes Paulus (1979), 16. Benedikt (2006) ve Francis’ten (2014) sonra Türkiye'yi ziyaret eden beşinci papa.


Ukrayna, Karadeniz'deki Rusya'nın gölge filosunu hedef alıyor

Ukrayna'nın Karadeniz'de Türkiye açıklarında hedef aldığı "Kairos" adlı petrol tankerinden yoğun dumanlar yükseliyor (AFP)
Ukrayna'nın Karadeniz'de Türkiye açıklarında hedef aldığı "Kairos" adlı petrol tankerinden yoğun dumanlar yükseliyor (AFP)
TT

Ukrayna, Karadeniz'deki Rusya'nın gölge filosunu hedef alıyor

Ukrayna'nın Karadeniz'de Türkiye açıklarında hedef aldığı "Kairos" adlı petrol tankerinden yoğun dumanlar yükseliyor (AFP)
Ukrayna'nın Karadeniz'de Türkiye açıklarında hedef aldığı "Kairos" adlı petrol tankerinden yoğun dumanlar yükseliyor (AFP)

Ukrayna, Karadeniz'de Rusya'nın "gölge filosu" olarak adlandırdığı iki petrol tankerine düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendi. Kiev'e göre, tankerler yaptırımlara tabi petrol taşıyordu. Türkiye Ulaştırma Bakanlığı'na göre cuma akşamı Türkiye kıyılarında Virat ve Kairos tankerlerinde iki patlama meydana geldi. Bakanlık, tankerlerden birine dün sabah tekrar saldırı düzenlendiğini de belirtti.

Bu gelişme, Ukrayna'daki savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabaların hız kazanmasıyla birlikte geldi. Ukraynalı bir heyet Washington'a, Amerikalı bir heyet ise ABD Başkanı Donald Trump'ın barış planındaki değişiklikleri görüşmek üzere Moskova'ya gitti.

Ukrayna'nın baş müzakerecisi ve Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin ofisinin başkanı Andriy Yermak'ın görevden alınmasına yol açan yolsuzluk skandalının ardından, Zelenskiy, Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rustam Umarov'u Washington'a göndermeye karar verdi.

Bloomberg, Ukrayna heyetinin Florida'da ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner ile görüşmesinin beklendiğini bildirdi.