Rusya Savunma Bakanı Şoygu: Rus ordusu Suriye'de 320'den fazla silah test etti

26 Haziran'da Suriye'nin batısındaki Hmeimim Üssü’nden havalanmaya hazırlanan Kinzhal füzeleri taşıyabilen modern MiG-31K avcı uçağının yanında duran Rus askerleri (Russia Today)
26 Haziran'da Suriye'nin batısındaki Hmeimim Üssü’nden havalanmaya hazırlanan Kinzhal füzeleri taşıyabilen modern MiG-31K avcı uçağının yanında duran Rus askerleri (Russia Today)
TT

Rusya Savunma Bakanı Şoygu: Rus ordusu Suriye'de 320'den fazla silah test etti

26 Haziran'da Suriye'nin batısındaki Hmeimim Üssü’nden havalanmaya hazırlanan Kinzhal füzeleri taşıyabilen modern MiG-31K avcı uçağının yanında duran Rus askerleri (Russia Today)
26 Haziran'da Suriye'nin batısındaki Hmeimim Üssü’nden havalanmaya hazırlanan Kinzhal füzeleri taşıyabilen modern MiG-31K avcı uçağının yanında duran Rus askerleri (Russia Today)

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun, dün Rus ordusunun Suriye'deki askeri operasyonlar sırasında 320'den fazla silah modelini test ettiğini açıkladı. Bunun üzerine, Suriye savaşı sırasında Rus askeri silahlarının test edilmesi dosyası bir kez daha gündeme geldi. Moskova birkaç ay öncesine kadar Suriye topraklarında 231 gelişmiş silahı test ettiğini açıklamıştı. Bu durum, bir yıldan uzun bir süre önce ülkede operasyonların sona erdiğinin duyurulmasına rağmen, bu testlerin hala devam ettiğini gösteriyor.
Rus helikopter üreticisi Rostvertol şirketinin uzmanları ve tasarımcılarıyla görüşen Şoygu, Suriye’deki operasyonlar sırasında askerlerin Rostvertol’ün ürettiği helikopterler de dahil 320’den fazla silah çeşidini test ettiğini ifade etti. Rus bakan ayrıca Suriye'deki harekat sonucunda helikopterlerin silah sistemlerinin önemli bir gelişme kaydettiğini de ifade etti.
Özellikle teçhizatı ve helikopterleri güvence altına almak için hava savunma sistemlerinden veya MANPAD’lardan (Taşınabilir hava savunma sistemi) daha uzun menzile sahip silahlara ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Şoygu, Rostvertol şirketi yöneticilerine hitaben: “Rusya, bugün bu tür silahlara sahip. Bu, Suriye'deki operasyon ve sizin çalışmalarınız sayesinde gerçekleşti” dedi.
Rusya'nın Suriye'deki Rus silah denemeleri hakkındaki açıklaması yeni değil. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Suriye’deki operasyonları, Rus Ordusu’nun savaş kabiliyetini geliştirmek ve yeni silahları denemek için “paha biçilemez bir fırsat” olarak nitelendirmişti. Şoygu'nun dün yaptığı konuşmada dikkat çekici olan, Rusya'nın operasyonların durdurulduğuna dair resmi açıklamada bulunmasının üzerinden uzun bir süre geçmesine ve bir yılı aşkın bir süre önce ateşkes ilan edilmesine rağmen Suriye topraklarında silah testlerinin devam ettiğini ifade etmesiydi. Bakan Şoygu’nun, son aylarda test edilen silah ve teknolojilerin sayısının geçen Mart ayı verilerine göre 231'den 320'ye çıktığına dair açıklaması da bir başka dikkat çeken açıklama oldu. Bu, yaklaşık yüz yeni silah modelinin, operasyonların durdurulduğu koşullarda doğrudan sahada test edildiği anlamına gelir.
Rus medyası, geçen Mart ayında Rus askeri web sitesi Military Files tarafından yayınlanan bir rapora atıfta bulunarak, Moskova'nın Suriye'de 2015'ten bu yana en gelişmiş silahları test ettiğini ve bunların sayısının 200'ü aştığını bildirdi. Rapor, Sukhoi savaş uçaklarının çoklu saldırı ve bombardıman modellerinin ve Tu-95 ve Tu-160 stratejik bombardıman uçaklarının test edildiğini kaydetti. Yılın başında Sukhoi firması tarafından üretilen Rusya'nın en gelişmiş uçağı Su-57'nin Suriye'ye gönderildiği açıklanmıştı. Orlan-10 insansız hava araçlarının yanı sıra “Mil Mi-28" ve "Ka-52" saldırı helikopterleri de Suriye’deki operasyonlara aktif olarak katıldı.
Söz konusu rapor füze teknolojileri alanında, Hmeimim ve Tartus hava üsleri başta olmak üzere hayati tesislerin korunmasında önemli olan S-300, S-400, Pantsir S1 ve BUK hava savunma sistemlerinin o dönemde Suriye’deki operasyonlarda test edildiğini bildiriyor. Denizaltıları ve savaş gemileri üzerinden yoğun seyir füzelerinin ateşlenmesi konusunda da deneyler yapıldı. Suriye'deki Rus kuvvetleri, en son taşınabilir radar ve elektronik harp sistemlerini geniş çapta kullandı.
Raporda, toplamda 231 yeni ve modern silah modelinin Rus ordusu tarafından Suriye'deki askeri operasyonlarda test edildiği ve kazanılan deneyime dayanarak Rus mühendislerin silah endüstrisinde ilerleme sağlamak için arızaları düzelttiği ortaya çıktı.
Suriye savaşı sayesinde düzinelerce silah modeli ve askeri teknoloji geliştirmedeki “başarıların” aksine, askeri operasyonların seyri bir dizi başka modelde büyük kusurların olduğunu ortaya koydu. Bu kusurların ortaya çıktığı modellerde üretim döngüsü kalıcı olarak askıya alındı.
Yayınlanan verilere göre, askeri üretimden kalıcı olarak çıkarılan askeri teknolojilerin sayısı 12'ye ulaştı.
Birkaç ay önce yayınlanan bir raporda ayrıca “sanayileşme alanında uzman Rus bilim adamlarının bakış açısına göre en önemli Rus silahlarından Uran 9 olarak bilinen robot tankının Suriye'deki savaş sırasında başarısız olduğu belirtildi. Uran 9 olarak bilinen robot tankının Suriye kıyılarındaki dağlar gibi yoğun ormanlık alanlarda savaşmakta başarısız olduğu kanıtlandı. Ayrıca Rusya'nın Suriye'ye test edilmek üzere gönderdiği ve en iyi uzaktan kumandalı mayın tarama tanklarından biri olarak kabul edilen “Uran” zırhlı aracı, Suriye'de test edilmesi sırasında kumandasının çalışmasında ciddi kusurlar gösterdi. Diğer yandan Lazer güdümlü füze teknolojisi, akıllı silahlarda kullanılan en son askeri teknolojilerden biri haline geldi. Küresel askeri pazar, bu silahların satın alınması için daha dakik, uzay güdümlü veya lazer ışınlarını bu teknolojinin varlığı için bir şart olarak koştu.
Bu durum, Rusya'nın "bilimkurgu dışında bir benzeri yok" diyerek övündüğü Rus lazer güdümlü silah modellerine uygulandı. Bu modeller daha sonra üretimden çekilerek başka modeller ile değiştirildi.
Medya kuruluşları muhalefetteki Suriyeli askeri uzmanlardan aktardığına göre, birtakım silahların Suriye'de test edildikten sonra üretimi ve geliştirilmesi durduruldu.
Uzmanlara göre, bu silahlar “televizyon, lazer veya uzay tarafından kontrol edilmeyen, ancak fırlatıldıktan sonra özel bir yönlendirme mekanizması olmadan fırlatılan” silahlardır.
Suriye'de askeri teknolojiler üzerinde devam eden deneylerin en son pratik göstergesi olarak, Rusya Savunma Bakanlığı üç hafta önce, Suriye'deki Hmeimim hava üssüne Kinzhal füzeleri taşıyabilen modern MiG-31K avcı uçaklarının gönderildiğini duyurdu.
Kinzhal füzesi, gelişimi resmi olarak iki yıldan daha kısa bir süre önce duyurulan en son Rus modelidir. Ses hızının 10 katına eşdeğer bir hıza sahip hipersonik bir füzedir ve füzeleri yakalamak için belirlenen ağlara nüfuz etmesine izin veren sarmal bir yol izler. Kinzhal füzesinin, Hmeimim Üssü’ne gönderildiğinin ve Akdeniz'deki tatbikatlara katıldığının duyurulması, Rusya'nın en modern silah denemelerinde kaydedilen bir gelişme olarak kabul edildi.



Trump, İran konusunda karar aşamasında... Seçim yenilgisi seçeneklerini daraltıyor

24 Ekim'de İran'ın Bender Abbas kenti açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş yük gemilerinin yanından geçen küçük bir tekne (AP)
24 Ekim'de İran'ın Bender Abbas kenti açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş yük gemilerinin yanından geçen küçük bir tekne (AP)
TT

Trump, İran konusunda karar aşamasında... Seçim yenilgisi seçeneklerini daraltıyor

24 Ekim'de İran'ın Bender Abbas kenti açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş yük gemilerinin yanından geçen küçük bir tekne (AP)
24 Ekim'de İran'ın Bender Abbas kenti açıklarında, Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş yük gemilerinin yanından geçen küçük bir tekne (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü ulusal güvenlik ekibiyle gerçekleştirdiği toplantının ardından geniş çaplı savaşın yeniden başlatılması konusunda “yakında” karar vereceğini açıklayarak, İran'la yaşanan gerilimi yeniden askerî tırmanma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktı. Ülkenin geri kalanını da yok etmeyi tercih etmediğini ancak bunu yapmak zorunda kalabileceğini söyleyen Trump, olası saldırıları İran'ın nükleer programının yeniden kapasite kazanmasının engellenmesi şartına bağladı.

Trump'ın açıklamaları, Cumhuriyetçilerin ara seçimlerdeki yenilgisinin ardından yapıldı. Seçim sonuçları, başkanın karar alacağı siyasi ortamı değiştirse de elindeki güç araçlarını ortadan kaldırmadı.

Tahran, seçim sonuçlarını kendi zaferi olarak sunmaya çalışırken, Amerikan seçmeninin başkanın partisini cezalandırması ABD'nin askerî açıdan yenilgiye uğradığı anlamına gelmiyor. Ancak bu sonuç Trump'ı daha zor bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor: İç politikada kendisini zayıflatan bir çatışmayı, rakibi karşısında geri adım atmış görünmeden nasıl sona erdirebilir?

Şarku'l Avsat’a konuşan uzmanlar, seçim sonuçlarının çatışmayı birbirine zıt iki yönde etkileyebileceğini değerlendiriyor. Buna göre sonuçlar, yıpranmış iki taraf arasında bir uzlaşma için fırsat yaratabileceği gibi, İran'ın zafer ilan etmesini önlemek isteyen Trump'ı gerilimi daha fazla artımaya da yöneltebilir.

Üç seçenek

Trump, Savaş Bakanı Pete Hegseth ile birlikte (Reuters).
Trump, Savaş Bakanı Pete Hegseth ile birlikte (Reuters).

Axios'un haberine göre Trump üç seçeneği değerlendiriyor: Yeni saldırılar düzenlemek, İran yönetimini ekonomik açıdan daha fazla sıkıştırmayı sürdürmek veya önemli Amerikan tavizlerini içeren bir anlaşmaya ulaşmak.

Ancak bu seçeneklerin hepsi aynı sorunda düğümleniyor: İran'a zarar verme kapasitesine sahip olmak, Beyaz Saray'ın istediği siyasi sonucu elde etmeyi garanti etmiyor.

Yeni saldırılar İran'ın askerî kapasitesine daha fazla zarar verebilir ancak yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbetini tek başına belirleyemez veya Tahran'ın müfettişlerle iş birliği yapmasını garanti altına alamaz.

Ekonomik ablukanın sürdürülmesi baskıyı devam ettirebilir, ancak İran'ın misilleme riskini ve deniz ulaşımındaki aksama ihtimalini de uzatır. Bir anlaşmaya varılması ise her iki tarafın da kendi kamuoylarına kabul ettirebileceği adımlar atmasını gerektiriyor. Zira taraflar hem taleplerinin hem de söylemlerinin dozunu yükseltmiş durumda.

Axios, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) büyük çaplı askerî operasyonların yeniden başlatılması ihtimaline karşı hazırlıklarını sürdürdüğünü ancak henüz yeni bir talimat almadığını bildiriyor.

Üçüncü bir uçak gemisi grubunun bölgeye ulaşması da ilave işaret olabilir. Ancak Singapur'u ziyaret eden USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin bölgeye kasım ayının ortasından önce ulaşması beklenmiyor. Bu durum askerî hazırlığın göstergesi olmakla birlikte, saldırının kesin tarihi veya gerçekleşmesi için zorunlu bir koşul anlamına gelmiyor.

Ortadoğu Forumu araştırmacısı Michael Rubin, askerî operasyonların devam etmesini bekliyor. Şarku'l Avsat’a konuşan Rubin, Trump'ın aldığı herhangi bir karara bağlı kalacağına inanmanın “aptallık” olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, İran'ın zafer kazanmış gibi görünmesi hâlinde Trump'ın siyasi mirasının son derece olumsuz etkileneceğini ve bu nedenle saldırganlığını artıracağını değerlendiriyor.

Rubin, Trump'ın yeniden seçimlere katılmak zorunda olmadığını belirterek, Kongre'nin başkanın hamlelerini yasa dışı bulması durumunda bile fiilen ne yapabileceğini sorguluyor.

Rubin'in değerlendirmesi önemli bir motivasyona işaret ediyor: Seçim yenilgisi, başkanı iç siyasete çekilmek yerine kaybını telafi edecek bir dış politika başarısı aramaya yöneltebilir. Ancak bu, Trump'ın davranışlarına ilişkin bir öngörüden ibaret; kararın kesinleştiğini gösteren bir kanıt değil.

Felce uğratmayan kısıtlamalar

Enerji ticareti açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemiler (Reuters)
Enerji ticareti açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemiler (Reuters)

Seçim sonuçları başkanı otomatik olarak yetkisiz veya etkisiz bir konuma getirmiyor. Ayrıca yeni seçilen Kongre, sonuçların açıklanmasıyla birlikte yetkilerini hemen devralmıyor. Yeni Kongre'nin görev süresi 3 Ocak'ta başlayacak. Dolayısıyla seçim yenilgisinin doğrudan siyasi etkisi ile yeni çoğunluğun denetim ve yasama araçlarını kullanmaya başlaması arasında bir zaman farkı bulunuyor.

Bununla birlikte Kongre'nin rolünü yalnızca sözlü itirazlarla sınırlamak doğru değil. Kongre; bütçe ödenekleri, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmaları ile askerî güç kullanımına ilişkin yasama yetkilerine sahip. Ancak bu araçların bağlayıcı kısıtlamalara dönüşmesi için siyasi uzlaşma ve belirli prosedürlerin tamamlanması gerekiyor. Ayrıca başkanlık vetosuyla da karşılaşılabilir.

Bu nedenle seçim sonuçları tek başına yeni bir saldırıyı engellemiyor ancak uzun süreli bir askerî operasyonun finansmanını sağlamayı ve buna siyasi destek oluşturmayı zorlaştırabilir.

Trump üzerindeki en yakın kısıtlamalardan biri de siyasi nitelik taşıyor. Başkan Yardımcısı JD Vance, seçim yenilgisinin nedenlerine ilişkin değerlendirmesinde savaşın kamuoyunda yeterli desteğe sahip olmamasının göz ardı edilmesine dikkat çekmişti.

Yeni bir gerilim artışı enerji maliyetlerini yükseltir veya kayıpları büyütürse, Cumhuriyetçi Parti içindeki ayrışmayı derinleştirebilir ve yönetimin diğer önceliklerini hayata geçirme kapasitesini zayıflatabilir.

Bu nedenle Trump'ın savunulabilir bir sonuç olarak sunabileceği hedefleri belirlemesi gerekiyor. Bunlar doğrulanabilir nükleer kısıtlamalar, deniz ulaşımının yeniden güvence altına alınması veya daha iyi şartlarda savaşın sona erdirilmesi olabilir.

Aksi hâlde yalnızca daha fazla yıkıma odaklanılması, seçimlerden önce de gündeme gelen temel soruyu yeniden ortaya çıkarabilir: Askerî kazanımlar nasıl kalıcı bir siyasi uzlaşmaya dönüştürülebilir?

Müzakere penceresi

Muhsin Rızai ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'in Tahran'daki görüşmesinden, (Arşiv-İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi)
Muhsin Rızai ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'in Tahran'daki görüşmesinden, (Arşiv-İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi)

Ortadoğu Enstitüsü araştırmacısı Alex Vatanka, bu tablonun daha önce de yaşandığını belirterek, Trump'ın çatışmayı sona erdirme konusunda defalarca başarısız olduğunu ve zaferin nasıl tanımlanacağına henüz karar vermediğini söylüyor.

Şarku'l Avsat’a konuşan Vatanka, Trump'ın yarın ABD adına zafer ilan ederek savaşı sona erdirebileceğini, ancak “İran'ın da söyleyecek sözü olduğunu” belirtiyor. Ona göre belirsizliğin temel kaynağı da bu.

Bununla birlikte Vatanka, seçim sonuçlarının diplomasiye kapı aralayabileceği görüşünde. Trump siyasi açıdan zayıflamış durumda, Demokratlar savaşın yönetimi konusunda kendisine hesap soracak ve İran da ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bu nedenle Vatanka, “Her iki tarafın da siyasi anlaşmaya varmak için geçerli nedenleri bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Tahran'ın Katar aracılığıyla Washington'a nükleer programına ilişkin bir öneri iletmesi ve müzakereler öncesinde kendi taleplerinin karşılanmasında ısrar etmesi, diplomatik hareketliliği destekleyen gelişmeler arasında yer alıyor. Bu bilgi Reuters tarafından aktarıldı.

Axios'a göre arabulucular, iki aşamalı bir düzenlemeyi ele alıyor. Buna göre ilk aşamada ablukanın kaldırılması ve dondurulmuş fonların serbest bırakılması karşılığında müfettişlerin saldırıya uğrayan tesislere erişimine izin verilmesi, ardından Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve nükleer müzakerelerin başlatılması öngörülüyor.

Ancak bu, üzerinde çalışılan öneri niteliğinde; henüz sonuçlandırılmış bir anlaşma değil.

Burada Trump'ın seçim yenilgisi ile İran'ın zaferi arasındaki fark ortaya çıkıyor. Seçim sonuçları Tahran'a propaganda açısından kullanabileceği bir zemin sağlıyor ancak ablukayı kaldırmıyor veya İran'ın askerî kapasitesini yeniden inşa etmiyor.

Trump'ın siyasi zayıflığının abartılı biçimde öne çıkarılması, Rubin'in öngördüğü gibi daha fazla gerilime yol açabilir. Buna karşılık bu durumun müzakere sürecinde değerlendirilmesi, Vatanka'nın işaret ettiği çıkış yolunu açabilir.

Seçimler, seçeneklerin siyasi maliyetini değiştirdi, ancak Trump'ın hangi yolu seçeceğini ve iki tarafın da yaşadığı yıpranmayı savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya dönüştürüp dönüştüremeyeceğini henüz belirlemedi.


Vance, İran'la müzakerelerin yeniden başlatılması için dolaylı temasları yürütüyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'de düzenlenen “Luzern Gölü” Zirvesi kapsamında ABD ile İran arasında gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunuyor. (AFP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'de düzenlenen “Luzern Gölü” Zirvesi kapsamında ABD ile İran arasında gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunuyor. (AFP)
TT

Vance, İran'la müzakerelerin yeniden başlatılması için dolaylı temasları yürütüyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'de düzenlenen “Luzern Gölü” Zirvesi kapsamında ABD ile İran arasında gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunuyor. (AFP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'de düzenlenen “Luzern Gölü” Zirvesi kapsamında ABD ile İran arasında gerçekleştirilen üst düzey görüşmelerin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunuyor. (AFP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in, yeni bir ateşkes anlaşmasına varılması ve müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla son iki hafta içinde İran'la yürütülen dolaylı görüşmelere bizzat katıldığı ortaya çıktı. Axios haber sitesi, söz konusu temaslar hakkında bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı haberinde bu bilgiyi aktardı.

Vance'in rolü, Washington'un savaştan çıkış arayışını yansıtıyor

Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığına göre Vance'in görüşmelere yoğun biçimde katılması, ABD'yi savaştan çıkarma sorumluluğunu üstlendiğini gösteriyor. Vance, savaşın Cumhuriyetçilerin bu haftaki seçimlerde aldığı ağır yenilgiden sorumlu olduğunu düşünüyor. Vance'in sürece dahil olması, dolaylı müzakerelerin son turunu ABD yönetimi içindeki en üst düzeyde yürütülen temaslar hâline getiriyor.

ABD'li yetkililer ve bölgesel kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump'ın şu aşamada diplomatik girişimlere ilerleme fırsatı vermeye hazır olduğunu ve herhangi bir anlaşmaya varılmasının mümkün olup olmadığını görmek istediğini belirtti.

Katarlı ve Pakistanlı arabulucularla neredeyse her gün temas

Görüşmeler hakkında doğrudan bilgi sahibi kaynaklar Axios'a, Vance'in İran'la yürütülen müzakereleri ele almak üzere Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ve diğer arabulucularla neredeyse her gün temas kurduğunu belirtti.

ABD'nin özel temsilcisi Steve Witkoff ile Trump'ın danışmanı ve damadı Jared Kushner de bu diplomatik girişimlerde yer alıyor.

Kaynaklar, Vance'in Katarlı ve Pakistanlı arabulucularla birlikte önümüzdeki günlerde ABD ile İran arasında uzmanlar düzeyinde teknik bir toplantı düzenlenmesi ihtimalini görüştüğünü, ancak söz konusu toplantının henüz gerçekleştirilmediğini belirtti.

Vance, daha önce savaşa karşı çıkmış ve diplomatik çözümü savunmuştu

Vance, şubat ayının sonunda savaş başlamadan önce Trump'ın yakın çevresinde savaşa en fazla şüpheyle yaklaşan isimlerden biriydi. Vance, bunun yerine diplomatik bir çözüm bulunması çağrısında bulunmuştu.

Vance, nisan ayında İslamabad'da düzenlenen İran konulu zirvede ABD müzakere heyetine başkanlık etmiş, haziran ayında ise ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptıyla sonuçlanan görüşmelere bizzat katılmıştı.

Ardından İsviçre'de İran'la gerçekleştirilen doğrudan görüşmelerde ABD heyetine başkanlık etti. Görüşmeler, İran'ın Birleşmiş Milletler müfettişlerini nükleer tesislerini ziyaret etmeye davet etme taahhüdüyle sonuçlanmıştı.

Ancak İran Devrim Muhafızları kısa süre sonra gemilere yönelik saldırılarına yeniden başladı ve bu gelişme mutabakat zaptının çökmesine yol açtı.

Vance'ten İranlı yetkiliye müzakerelerin yeniden başlatılması mesajı

Axios'un haberine göre en dikkat çekici gelişme yaklaşık iki hafta önce yaşandı. Vance, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai'ye bir mesaj göndererek, doğrudan müzakerelerin yeniden başlatılmasını önerdi.

Habere göre İranlı yetkililer, Vance'in mesajının müzakerelerin yeniden başlaması yönünde olumlu bir ivme oluşmasına katkı sağladığını ifade etti.

Arabuluculukta yavaş ilerleme, anlaşma ihtimaline ilişkin işaretler

Axios'a göre arabuluculuk girişimlerinde yer alan kaynaklar, görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ancak bu ilerlemenin oldukça yavaş olduğunu ifade etti.

Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, dün akşam yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Son iki hafta boyunca, durumu kontrol altına almak ve gerilimi düşürmek için gerçekten çözüm bulma niyetinde olan ABD yönetimindeki yetkililerle birlikte çalıştık. Onların ve Tahran'daki sağduyulu isimlerin katkıları sayesinde durumun kontrolden çıkmasını önlemeyi başardık.”

Katar Başbakanı ayrıca, ara seçimlerin ardından da Trump yönetimiyle görüşmelerin sürdüğünü, ancak yönetimin başka meselelerle de ilgilenmesi nedeniyle temasların önceki günlerdeki yoğunlukta devam etmediğini belirtti.


Ara seçim yenilgisi, Cumhuriyetçiler arasında sorumluluk tartışmasını alevlendirdi

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Mayıs'ta düzenlenen yönetim toplantısında Savaş Bakanı Pete Hegseth'in konuşmasını dinlerken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Mayıs'ta düzenlenen yönetim toplantısında Savaş Bakanı Pete Hegseth'in konuşmasını dinlerken (Reuters)
TT

Ara seçim yenilgisi, Cumhuriyetçiler arasında sorumluluk tartışmasını alevlendirdi

ABD Başkanı Donald Trump, 27 Mayıs'ta düzenlenen yönetim toplantısında Savaş Bakanı Pete Hegseth'in konuşmasını dinlerken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 27 Mayıs'ta düzenlenen yönetim toplantısında Savaş Bakanı Pete Hegseth'in konuşmasını dinlerken (Reuters)

ABD Kongresi ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin ağır bir yenilgiye uğraması, Başkan Donald Trump yönetiminde karışıklığa yol açtı. Yenilginin sorumluluğuna ilişkin tartışmalar, özellikle İran savaşının sonuçları üzerinden yoğunlaşırken, ulusal güvenlik ekibinin önde gelen isimlerinin geleceğine ilişkin soru işaretleri de arttı.

Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie'nin, Savaş Bakanı Pete Hegseth'in görevden alınmasına yönelik suçlama kararını yeniden gündeme getireceğini açıklamasıyla, Hegseth'in görevden alınmasına yönelik girişimler yeniden hız kazandı. Trump ise savaşın yönetimine yönelik eleştiriler artmasına rağmen, bakana desteğini yineleyerek performansını övdü.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, istifa etmeyi planladığı yönündeki haberleri yalanladı. Trump'ın görev süresinin sonuna kadar görevini sürdürmeyi planladığını belirten Rubio, 2028 başkanlık seçimlerine ilişkin siyasi hedefleri hakkında ise yorum yapmaktan kaçındı.