Libya hükümeti, göçmen gözaltı merkezlerinin kapatılması yönünde baskı altında

Çoğu şantaja ve tecavüze uğrayan göçmenlerin sayısı 575 binin üzerinde.

Akdeniz’de kurtarılan 49 göçmen Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi’nin Trablus şubesi tarafından teslim alındı. (Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi)
Akdeniz’de kurtarılan 49 göçmen Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi’nin Trablus şubesi tarafından teslim alındı. (Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi)
TT

Libya hükümeti, göçmen gözaltı merkezlerinin kapatılması yönünde baskı altında

Akdeniz’de kurtarılan 49 göçmen Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi’nin Trablus şubesi tarafından teslim alındı. (Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi)
Akdeniz’de kurtarılan 49 göçmen Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi’nin Trablus şubesi tarafından teslim alındı. (Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi)

Libya’nın batısındaki şehirlere yayılmış durumdaki yasa dışı göçmen gözaltı merkezlerinin kapatılmasına yönelik uluslararası baskılar artıyor. Baskı, göçmenlerin gardiyanlar tarafından suistimal edildiğine yönelik haberler ile eş zamanlı olarak yapılıyor. Bu durum, ülkenin idaresinden sorumlu otorite için ciddi bir baş ağrısına dönüşüyor.
Konu cuma akşamı Başkanlık Konseyi üyesi Musa el-Kuni ile Ulusal Birlik Hükümeti İçişleri Bakanı Halid Mazin arasında yapılan görüşmede ele alındı. Toplantı, göçmen gözaltı merkezlerinin durumunu inceleme ve önceki rejimin düşüşünden bu yana devam eden bu krizi çözmenin yollarını incelenmesi için gerçekleşti.
Başkanlık Konseyi üyesi Kuni yaptığı açıklamada “Ekonomik veya siyasi koşullar nedeniyle topraklarımız üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin kaldığı gözaltı merkezlerinin sorunlarını İçişleri Bakanı ile görüştük.” dedi. Kuni, Libya’yı ikileme sokan bu sorunun çözümüne yönelik vizyonunu açıkladığı konuşmasında “Avrupalı ortaklarımız ve Birleşmiş Milletler ile hızlı bir şekilde göçmenlerin gitmek istedikleri ülkeye geçişlerinin tamamlanması veya vatanlarına dönmelerinin sağlanması ile ilgili görüşüyoruz” ifadesini kullandı.
İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığına göre Libya’nın dört bir yanında yasa dışı 575 binden fazla göçmen bulunuyor. Bunlardan 6 bin 200’ü Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi tarafından yönetilen gözaltı merkezlerinde kalıyor. Bununla birlikte Birleşmiş Milletler (BM) raporları, başkent Trablus’ta silahlı milisler tarafından denetlenen kamplarda da göçmenler bulunduğuna işaret ediyor.
Üst düzey bir güvenlik yetkilisi Uluslararası Af Örgütü’nün tutuklu göçmen kadınlara yönelik ihlallerin meydana geldiğine yönelik suçlamalarına yanıt olarak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada tüm tutukluların resmi gözaltı merkezlerinde olduğunu belirtti. Yetkili şu ifadeleri kullandı:
“İyi muamele görüyorlar ve uluslararası kuruluşlar belirttiği gibi herhangi bir can sıkıcı veya pazarlıkçı davranışlara maruz kalmıyorlar. Ancak biz sadece gözetimimiz altındaki göçmenlerden sorumluyuz. Bazı göçmenler, yetkimizin olmadığı silahlı örgütler tarafından tutuluyor olabilir.”
Uluslararası Af Örgütü perşembe günü yayınladığı bir raporda, kamplarda tutuklu olan göçmen kadınların gardiyanlar tarafından cinsel şiddete maruz kaldıklarını ve temiz su ve yiyecek karşılığında cinsel ilişkiye zorlandıklarını belirtmişti.
Medyaya konuşma yetkisi olmadığı için ismini vermeyen bir yetkili, Yasadışı Göçle Mücadele Dairesi Başkanı Albay Memruk Abdelhafiz’ın dairesinin sorumluluğunu devralmasından ardından tüm güçlere, gözaltına alınan göçmenlere onurlarını ve insanlıklarını koruyacak şekilde muamele etmelerine yönelik direktifler verdiğini söyledi.
İçişleri Bakanı Halid Mazin’e göre Libya Sahil Güvenlik güçleri, geçen yıl yaklaşık 7 bin yasa dışı göçmen kurtarırken bu yıl bu sayı 9 bin oldu. Uluslararası Göç Örgütü’nün raporlarına göre Avrupa Birliği tarafından desteklenen Sahil Güvenlik güçleri, bu yıl ocak ve haziran ayları arasında Akdeniz’de 15 binden fazla kişinin geçişine engel olarak Libya’ya geri gönderdi. Trablus’a geri gönderilen göçmenlerin ifadelerine göre Libya’da keyfi olarak tutuklanmaları, şantaja maruz kalmaları, kayıplar yaşamaları ve işkence görmeleri göz önüne alındığında geri gönderilmeleri büyük bu bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Trablus’taki yetkililer tarafından denetlenen sığınma merkezleri Afrika ve Asya uyruklu binlerce yasa dışı göçmenle dolu. Yerel haberler ve BM raporları, birçoğunun silahlı milislerin hakimiyeti altında olduğunu ve şiddet, haraç alma ve cinsel saldırılar gibi çeşitli suçlara maruz kaldıklarını gösteriyor.
Küresel İşbirliği ve Yardım Örgütü Başkanı Cemal el-Mebruk, Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda bu merkezlerden bazılarının halihazırda çok kötü insani koşullardan muzdarip olduğunu ve şimdi daha kötü bir şekilde yönetildiğini beliriyor. Mebruk söz konusu merkezlerle ilgili olarak şunları söyledi:
“Çoğu  eski fabrikalar, okullar ve depolar olması sebebiyle insanların kalması için elverişli yerler değil. Bu nedenle göçmenlerin buralarda tutulması ahlaki ve insani açıdan kabul edilemez. Uluslararası standartlar da sağlanamıyor.”
Libyalı yetkililer uluslararası örgütlerin daima kendilerine karşı önyargılı davrandığından şikayetçiler. Ülkenin geniş sınırlarının kullanılması ile yasa dışı göç operasyonların kurbanı olduğunu, bunun on yıllardır sıkıntı çekilen bir kanunsuz hale yol açtığını savundular. Bu tutum geçtiğimiz günlerde Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe tarafından da dile getirildi. Dibeybe, Avrupa Birliği İçişleri Komiseri Ylva Johansson ile yaptığı görüşmede, “Libya transit ülke olması sebebiyle bunu tek başına durduramayacak. Bu sorun Avrupa Birliği ve diğer ülkelerle ciddi bir iş birliği gerektiriyor” ifadelerini kullandı. 
BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, Libya’da başta şiddet ve sistematik insan hakları ihlallerinin rapor edildiği merkezler olmak üzere göçmen gözaltı merkezlerinin kademeli olarak kapatılması gerektiğini söyledi.



Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
TT

Suriye: İsrail'in geri çekilmesi için bir takvim olmadan stratejik konular müzakere edilemez

İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)
İsrail güçleri, 23 Temmuz 2025'te İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde bulunan Mecdel Şems köyü yakınlarındaki Suriye sınırındaki çitte devriye geziyor (AFP)

Suriye'li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Beşşar Esed'in Aralık 2024'te devrilmesinden sonra Suriye topraklarını işgal eden İsrail güçlerinin çekilmesi için net ve bağlayıcı bir takvim olmadan, İsrail ile yapılacak görüşmelerde “hiçbir stratejik konuya geçilemeyeceğini” söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, pazartesi ve salı günleri Paris'te düzenlenen ve ABD'nin arabuluculuğunda gerçekleştirilen son tur görüşmelerin, ABD'nin Suriye'ye yönelik “tüm İsrail askeri faaliyetlerinin derhal dondurulması” yönündeki girişimi ile sona erdiğini söyledi.

İsrail Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.


El-Alimi: Uluslararası toplumun birliği, Yemen devletinin bütünlüğünü destekledi

"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)
"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)
TT

El-Alimi: Uluslararası toplumun birliği, Yemen devletinin bütünlüğünü destekledi

"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)
"Vatan Kalkanı" güçleri Hadramut ve el-Mehra'da güvenliği sağladı (Reuters)

Yemen Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Yemen'in ABD ile olan ortaklığına ve meşru hükümete verdiği sürekli desteğe minnettarlığını dile getirerek, uluslararası toplumun Yemen halkıyla birlikte hareket etmesinin devletin bütünlüğünde belirleyici bir faktör olduğunu vurguladı.

El-Alimi dün, ABD Başkanı Donald Trump'ın kıdemli danışmanı Massad Boulos ile Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerindeki tek taraflı hamlelerinin ardından yaşanan son gelişmeleri görüştü; bu hamleler neredeyse "Yemen'in ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit edecek yeni bir platform açmıştı."

İlgili bir gelişmede, Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut eyaletinin tamamını kontrol altına aldıklarını ve eyaletteki durumun normale döndüğünü açıkladı. Vatan Kalkanı Güçleri İkinci Tümen Komutanı Albay Fahd Bamumen, durumun kontrol altında olduğunu belirterek, silah veya devlet malını yağmalayanların 48 saat içinde bunları iade etmeleri çağrısı yaptı ve ihlal edenlere karşı yasal ve askeri işlem yapılacağı uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi üyesi Ayderus ez-Zübeydi'nin, “Geçiş Konseyi”nin Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde düzenlenen kapsamlı Güney-Güney diyaloğuna katılmayı kabul etmesinin ardından, önümüzdeki saatlerde başkent Riyad'a gelmesi bekleniyor.


Yemen Başkanlık Konseyi Danışmanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Aden'deki güvenlik durumu istikrarlı

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Danışmanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Aden'deki güvenlik durumu istikrarlı

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura, Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed’in de bulunduğu bir ortamda Hadramut Valisi ile yaptığı önceki bir görüşmede (Ebu Zura’nın ofisi)

Üst düzey bir Yemenli yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, geçici başkent Aden’deki güvenlik durumunun sakin olduğunu ve genel güvenlik tablosunun istikrarlı seyrettiğini söyledi.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman Ebu Zura’nın ofis müdürü ve Başkanlık Konseyi Danışmanı Cabir Muhammed, “Güvenlik planı saatler içinde hayata geçirildi” dedi.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Amalika Tugayları’na bağlı birliklerin Aden’in ana caddelerine konuşlandığı, kentteki hayati ve kamu kurumlarının güvenliğini sağladığı bildirildi. Cabir Muhammed, “Güvenlik durumu sakin, genel tablo istikrarlı” ifadesini kullandı.

Bu arada Güney Geçiş Konseyi (GGK) heyetiyle birlikte Riyad’a ulaşan Muhammed el-Gaysi, ‘atmosferin olumlu olduğunu’ belirterek, güneyli taraflar arasında diyaloğa yönelik bir dizi görüşmeye başlanmaya hazır olunduğunu söyledi.

El-Gaysi, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Aden’den arkadaşlarımla birlikte Riyad kentine ulaştım. Suudi Arabistan’daki kardeşlerimizin himayesinde, güney–güney diyaloğuna hazırlık amacıyla olumlu bir atmosferde bir dizi görüşmeye başlayacağız” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, güneyde yaşanan gelişmelerin devletin, kurumlarının, meşruiyetinin ve yetki temellerinin yeniden kurulması anlamına geldiğini vurguladı.

El-Alimi, bu adımların, istikrarı ve kamu huzurunu korumak, gerçek durumu çatışmalar ve sahte zaferler mantığından uzak bir şekilde ortaya koymak amacı taşıdığını ifade etti.

Başkanlık Konseyi, bir süre önce Aydarus ez-Zubeydi’nin üyeliğini düşürmüş ve onu Başsavcılığa sevk etmişti. Bu karar, ez-Zubeydi’nin vatana ihanet, Yemen Cumhuriyeti’nin siyasi ve ekonomik konumuna zarar verme, devleti darbeye karşı mücadelede engelleme ve iç fitne çıkarma gibi suçlamalarla ilişkilendirildi.

Abdullah el-Alimi, X hesabından yaptığı paylaşımda, güvenlik ve istikrarın korunmasının devlet kurumları, yerel yetkililer ve vatanına bağlı tüm vatandaşların sorumluluğunda olduğunu belirtti. Bu sorumluluğun, hukukun üstünlüğünü sağlamayı ve vatandaşları korumayı garanti edecek şekilde yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdullah el-Alimi, ez-Zubeydi’nin isyanının ardından güney vilayetlerinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: “Ez-Zubeydi’nin ayaklanmasının ardından bugün güney vilayetlerinde yaşananlar, Suudi Arabistan’ın ve Başkanlık Konseyi’nin bu aşamaya gelinmemesi için gösterdiği tüm samimi çabalara rağmen, ulaşmayı arzuladığımız bir durum değil… Yaşananlardan memnun değiliz.”

Diğer yandan Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu’nun Ortak Kuvvetler Komutanlığı, GGK Başkanı Aydarus ez-Zubeydi’nin hareketlerine ilişkin yeni ayrıntıları açıkladı. Bu açıklama, GGK’ye bağlı güçlerin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde gerçekleştirdiği askeri gerilimin ardından geldi.

Ortak Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Ortak Kuvvetler Komutanlığı’nın 4 Ocak tarihinde ez-Zubeydi’ye, son askeri tırmanışın nedenlerinin ele alınması amacıyla, 48 saat içinde Suudi Arabistan’a gelmesi yönünde bildirimde bulunduğunu belirtti. El-Maliki, görüşmenin Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Koalisyon liderliği ile yapılmasının planlandığını ifade etti.

El-Maliki, yaptığı açıklamada, ez-Zubeydi’nin Yemen Hava Yolları’na ait bir uçakla seyahati için planlama yapıldığını, ancak uçuşun saatlerce ertelendikten sonra iptal edildiğini belirtti. El-Maliki, bu durumun ardından sahada gerginlik yaşandığını, havalimanı çevresindeki sivil tesislerin yakınında silahlı unsurlar ve askeri araçların görüldüğünü aktardı.

El-Maliki, GGK’ye bağlı güçlerin Aden kentinde çeşitli hareketlilikler gerçekleştirdiğini, askeri konuşlanma yapıldığını ve havalimanı içindeki hareketliliğin engellendiğini kaydetti. Açıklamada, bazı yolların kapatıldığı ve kent genelinde silahlı unsurların konuşlandırıldığı, Koalisyon’un bu durumu ‘gerekçesiz bir adım’ olarak değerlendirdiği ve bunun güvenlik ile istikrarı tehdit ettiği vurgulandı.