İran, Huzistan’da su protestoları yayılıyor

Sosyal medyada dolaşan videolara göre cuma akşamı Huzistan’daki protestolardan bir kesit
Sosyal medyada dolaşan videolara göre cuma akşamı Huzistan’daki protestolardan bir kesit
TT

İran, Huzistan’da su protestoları yayılıyor

Sosyal medyada dolaşan videolara göre cuma akşamı Huzistan’daki protestolardan bir kesit
Sosyal medyada dolaşan videolara göre cuma akşamı Huzistan’daki protestolardan bir kesit

İran’ın güneybatısında Arapların çoğunlukta olduğu Huzistan (Ahvaz) eyaletinde su kesintisine yönelik protestolar gittikçe yayılıyor. Yetkililer Şadgan kentinde ilk göstericinin hayatını kaybettiğini duyururken protestocular gösterilerinin üçüncü gününde dün, batı Zagros Dağları'nı ülkenin merkezine bağlayan ve Karun ve Kerhe nehirlerindeki su seviyesini kontrol eden onlarca barajın bulunduğu bir bölgeden geçen otoyolu trafiğe kapattılar.
Protestolar, Kerhe, Karun ve el-Cerrahi nehirlerine komşu olan şehirlerin sakinlerinin, İranlı yetkililerden onlarca baraj açmasını istemesinin üzerinden bir ay geçtikten sonra patlak verdi. Açılan barajlar, Huzistan eyaletinin kuzeyine ve doğusuna yayılan nehir kollarından suyun akmasını engelliyor.
Geçtiğimiz bir ay boyunca İran parlamentosundaki milletvekilleri, gölleri vuran ve balıkların ölümüne yol açan çevresel kriz karşısında halkın öfkelenmesinden ötürü bölgede yaşanan gerginliğe karşı uyarıda bulunmuştu. Köylüler ve çiftçiler su kesintisinden ve bunun sonucunda hayvanların zarar görmesinden ve yaz sezonu tarımını yapamamalarından şikayetçi olmuşlardı.
Yaklaşık yedi büyük baraj, Hürremşehr kentinin kuzeyindeki Şattülarap’da sona eren Karun Nehri’nin su akışının yolunu kesiyor. Huzistan eyaletinin kuzeyinde neredeyse tamamen kuruyan Kerhe Nehri ise, yaklaşık 700 km uzunluğundaki yolunun üzerine inşa edilmiş birçok barajı geçtikten sonra Ortadoğu'nun en büyük toprak dolgu barajı ile çarpışıyor.
Aktivistler cuma akşamı Karun ve Kerhe nehirlerine komşu olan şehirlerdeki protestoları kaydeden onlarca videoyu paylaştı. Protestolar Irak sınırında bulunan el-Azim gölü yakınlarındaki Huveyze şehrine de sıçradı ve Şadgan Nehri yakınındaki Şadgan şehrine doğru genişledi. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) listesinde beşinci sırada yer alan Şadgan Nehri 400 bin hektarlık alanı ile Huzistan eyaletinin merkezindeki en büyük nehir sayılıyor.
Haberler, Tahran'ın protestoları bastırmak için güvenlik güçlerini takviye ettiği bilgisini paylaştı. Şadgan Nehri yakınlarındaki protestolarda bir kişiye kurşun isabet etmesi sonucu ilk kurbanın verildiği kaydedildi. Aktivistler öldürülen Mustafa Naimavi’nin (26) fotoğrafını sosyal medya hesaplarında paylaştılar. Olayın görgü tanıkları, göstericilere ateş açan güvenlik güçlerinin silahından çıkan bir kurşunun Naimavi’ye isabet ettiğini bildirdi. Fotoğrafın yayınlanmasından saatler sonra, sosyal medyada paylaşılan bir videoda ölü adamın kanlar içinde yerde yatarken, son anlarında kendisini kurtarmaya çalışanların çığlıklarının yükseldiği görüldü.
Olaydan saatler sonra yetkililer, halka nazaran farklı bir hikaye anlattı. Şadgan Valisi Omid Sabripur IRNA haber ajansına verdiği demeçte “Gösteri sırasında isyancılar insanları kışkırtmak için havaya ateş açtı. Maalesef 30 yaşındaki bir gencimiz kurşunun isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti” dedi. Daha sonra İran medyası kurban Mustafa Naimavi’nin babasının bir videosunu yayınladı. Baba söz konusu videoda oğlunun güvenlik güçleri değil de isyancılar tarafından vurulduğunu söyledi.
Reuters haber ajansı kurbanın babasının Arapça konuştuğu ve Farsça olarak çevirisinin verildiği video klipte “Oğlum ne sorun çıkaran biriydi ne de isyan ve kaos eylemleri ile bağlantılıydı” şeklindeki ifadelerini aktardı.
İnsan hakları aktivistleri, İranlı yetkilileri tutukluların zorla itiraflarını almalarının yanı sıra protesto kurbanlarının ailelerine zorla röportaj yaptırmak için baskı yapmakla suçluyor. Genellikle İranlı yetkililer, yetkililerin belirlediği koşulları kabul etmezlerse kurbanların cesetlerini ailelerine teslim etmeyi reddediyor.
Şadgan kentine çok da uzak olmayan Mahşehr kenti 2019 yılının kasım ayının ortalarında “benzin” protestolarında yetkililerin protestoları bastırmak için kullandığı en kötü baskı vakalarına sahne oldu. O dönem kurbanların aileleri, yabancı medyanın uydu görüntüleri aracılığıyla videoları analiz etmesinden sonra, bölgede yaşanan kanlı olaylara ilişkin yetkililerin anlattıkları hikayeyi desteklemeleri için Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından baskı gördüklerini açıklamışlardı.
Bununla paralel olarak yetkililer dün şafak vaktinde Kerhe Nehri'nin yakınlarında Irak sınırına 50 kilometre uzaktaki Süsengird şehrinde aktivistlere yönelik bir gözaltı furyası başlattı. Şehir cuma akşamı sınır bölgesinde bulunan köylerden binlerce protestocunun katılmasının ardından sıcak bir akşama sahne oldu.
Protestoların sürdüğü üç gün boyunca, sosyal medyada yayınlanan videolarda protestocuların yolu kapatmak için lastikleri ateşe verdiği ve güvenlik güçlerinin kalabalığı dağıtmaya çalıştığı görüldü ve bunun yanı sıra bazı silah sesleri duyuldu.
Medya kuruluşları, halkın Huzistan eyaletinin nehirlerinin kurumasına yönelik öfkesini İranlı yetkililerin diğer illerde şikayet ettiği kuraklık kriziyle ilişkilendirdi. Protestocular geçtiğimiz günlerde nehirlerin yataklarını değiştirme politikasını kınayan sloganlar atarak yetkilileri İran’da yıl boyunca en verimli topraklar olarak kabul edilirken çölleşmenin yayılmasından musdarip olan Arap bölgesindeki demografik yapıyı değiştirmeye yönelik projeler uygulamakla suçladılar.
ISNA haber ajansına göre Huzistan Eyaleti Milletvekilleri Meclisi Başkanı Abdullah İzdabane cuma günü eyaletin güvenliğinin tehlikede olduğuna dair uyarıda bulunarak “Mevcut durumun sebebi su transferi” dedi.
ISNA’ya göre İzdabane “Huzistan eyaleti ülke için önemli. Bu eyaletin güvensizliği tüm ülkede güvenliğin kaybedilmesi demektir. Huzistan'ın güvenliği, beşeri hatalar ve yanlış kararlar nedeniyle tehdit altında. Su transfer projeleri acilen durdurulmalı. Sorunun bir parçasını kuraklık ancak bu durumun sebebi su nakli” dedi.
İran parlamentosunda Abadan şehri milletvekili Celil Muhtar geçtiğimiz perşembe Fars haber ajansına verdiği demeçte Huzistan eyaletinden su transferi projesi için çevre izninin gizlice verildiğini söyledi. Milletvekili “Karun’dan su transfer projelerinin dondurulması için yapılan çeşitli takiplere rağmen, Beheştabad projesi için çevre izninin Çevre Örgütü tarafından yasal prosedürlere aykırı olarak verildiği bilgisi geldi” dedi. İsfahan ilindeki yetkililerden oluşan “su lobisi”ne atıfta bulunan milletvekili “Yoğun baskılar göz önüne alındığında, su transferine karşı çevresel icraatların korunması sürekli izlemeyi gerektiriyor” dedi.
Çevre uzmanları su sıkıntısından, su kaynakları açısından Yezd ve Belucistan'dan sonra ülkenin üçüncü kurak ili olan İsfahan'daki çelik fabrikalarını sorumlu tutuyor.
Çevre uzmanları fabrikaların soğutma işlemi için büyük miktarda su gerektiğini söylüyor. Ayrıca yetkililer, Huzistan eyaleti su sıkıntısı çekip su ihtiyacını başka bölgelerden karşılarken buradaki tarımsal projeleri sürdürmekte ısrar ediyor. Reuters, İran'ın son 50 yılın en kötü kuraklığıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. İran'ın resmi haber ajansı IRNA, İran Kızılayı'nın dün kurtarma ekipleri ile 31 eyaletten sekizinde yardım sağladığını bildirdi. Devlet televizyonu, ülkenin en kurak iller arasında yer alan Kirman kentinde sel sonucu en az beş kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Ülkenin güneyinde patlak veren sel, diğer illere de sıçradı.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe