Cezayir, Libya’da uzlaşı için hakem olabilir mi?

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, ülkesinin Libya krizine siyasi bir çözümün getirilmesini desteklemek için tüm taraflar arasında uzlaşı toplantıları düzenlemeye hazır olduğunu ifade etmişti

Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’na katılanlar, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusunu övdü (Radio Algerie)
Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’na katılanlar, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusunu övdü (Radio Algerie)
TT

Cezayir, Libya’da uzlaşı için hakem olabilir mi?

Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’na katılanlar, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusunu övdü (Radio Algerie)
Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’na katılanlar, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusunu övdü (Radio Algerie)

Ali Yahi (Muhabir)
Cezayir’in, Libya’daki taraflar arasında uzlaşıyı tesis edip edemeyeceğiyle ilgili tartışmalar devam ederken veriler, iki kardeş ülke arasındaki yabancılaşmanın, silahlı çatışmaların geri dönüşü korkusunun yeniden ortaya çıkışına kadar süreceğini gösteriyor. Bu da Cezayir’in Libya ile ilgili çabalarının ne kadar işe yarayacağına dair soruları gündeme getiriyor.
Cezayir, olay yerine güçlü bir dönüş yapma arayışı ile Libyalılar arasındaki anlaşmazlıkların sona ermesi arasında, Libyalı taraflar arasındaki uzlaşı gemisine kaptanlık yapma ‘onuruna nail olmak’ için çabalamaya devam ediyor. Bu amaçla Afrika Birliği (AfB) ile iş birliği içinde Libya'daki ulusal uzlaşı projesini başarıya ulaştırmak için çalışamaya hazır olduğunu ifade etti. Cezayir Dışişleri Bakanı Ramazan Lamamra ile Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi ve Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Jan Kubis arasında yapılan son telefon görüşmesinde, Cezayir'in daha önce ülkenin 1990’lı yetkililer ve İslamcılar arasında yaşadığı ve çok sayıda kurban verilen ‘kara on yılda’ olduğu gibi Libya’daki krizi sakinleştirme, Libyalıların tokalaştığı, kucaklaştığı, affettiği ve aynı masada oturduğu deneyiminin geliştirilmesi ele alındı.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı’ndan Lamamra-Kubis görüşmesine ilişkin yapılan açıklama, bu ayın başlarında göreve başlayan Dışişleri Bakanı Lamamra’nın kardeş Libya halkının, kardeş halkların her zaman özlemini çektiği barışı, kardeşliği, yeniden birleşmeyi ve mevcut krizden demokratik sistemi garanti altına alacak şekilde çıkma yönelimini desteklemeye ve güçlendirmeye odaklandığı, bunun da daha fazla taahhütte bulunulmasını gerektirdiği belirtildi.

Libya konulu İkinci Berlin Konferansı’nın sonuçlarından duyulan memnuniyet
Bir ay önce Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Libya konulu ikinci konferansın oturum aralarında, dönemin Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum, kardeş ülke Libya'da istikrar ve birliği sağlamak için ulusal uzlaşının tesis edilmesinin önemine odaklandı. Libya Başkanlık Konseyi'nin Ulusal Uzlaşı Komisyonu'nun kurulmasına yol açan çabalarına övgüde bulunan Bukadum, Cezayir'in Libya’daki siyasi sürecin başarısını sağlamak için hiçbir çabadan kaçınmayacağını vurguladı.
İkinci Berlin Konferansı’nın katılımcıları, Cezayir’in ulusal uzlaşı alanındaki deneyimlerini Libya ile paylaşma arzusuna övgüde bulundular. Konferansın BM ve BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) teslim edilen nihai bildirisinde, ‘kapsayıcı ve hak temelli ulusal uzlaşı süreçleri için bölgesel örgütlerin ve komşu ülkelerin desteğinin önemini’ vurgulayan katılımcılar, Libya Başkanlık Konseyi ve Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBG) tarafından hak temelli, kapsayıcı ve kuşatıcı bir ulusal uzlaşı süreci başlatmaya yönelik ilk adımların atılmasını teşvik ettiler.

Cumhurbaşkanı Tebbun’un Libya uzlaşısı dosyasına verdiği önem
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, selefi Abdulaziz Buteflika’nın engelleme girişimlerine rağmen, cumhurbaşkanlığı görevini üstlendiğinden bu yana Libya'daki uzlaşı dosyasına, büyük ilgi ve dikkate değer bir öncelik verdi. 22 Şubat 2019 hareketinin başlamasıyla ülkenin güvenliğini ve istikrarını neredeyse aşındıran siyasi gerilime sahne olan Cezayir’in iç meselelerine yönelmesi nedeniyle eli boş döndüğü Libyalılar arasında uzlaşı sağlanması meselesi ‘Yeni Cezayir’i bölgesel rolüne geri döndürecek giriş sahnesi olarak görüldü.
Öte yandan taraflardan hiç biri, Cezayir'in, sınır bölgelerinde patlak veren gerilimler çerçevesinde Libya'daki durumu sakinleştirmeyi ve kendisi için stratejik öneme sahip doğu komşusunun güvenlik ve istikrarının yeniden tesis edilmesini amaçlayan adımının samimiyetini sorgulamıyor.
Cumhurbaşkanı Tebbun, ülkesinin Libyalı taraflar arasındaki uzlaşı görüşmelerine hamilik yapmaya ve ülkelerindeki krize siyasi bir çözüm bulmalarını desteklemeye hazır olduğunu ifade etmişti. Tebbun, Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni ve Abdullah el-Lafi ile görüşmesinin ardından da ‘Cezayir'in kardeş Libya halkına, Libya devletinin, egemenliğini ve birliğini koruyacak şekilde yeniden inşa etmelerini sonuna kadar desteklediğini’ vurguladı.
Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Cezayir ziyareti sırasında Cezayir’in uzlaşı dosyasını destekleme ve yönetme konusundaki ustalığından ötürü Cumhurbaşkanı Tebbun'dan Libya ulusal uzlaşısına katılmasını istedi. Başbakan Dibeybe, gazetecilere yaptığı açıklamalarda, Cezayir'in son on yıldır Libya’nın iç işlerine karışmadığını ve Libya'nın Cezayir'i bir ağabey olarak gördüğünü söyledi.

“Cezayir sadece bir durumda başarabilir”
Libya Temcilsiler Meclisi (TM) Ulusal Yol Bloğu Başkanı Ali Ahmed el-Tekali, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, Cezayir’in Libyalılar arasında sadece bir durumda, iki taraf arasında bir güç dengesi yaratarak uzlaşma sağlayabileceğini ve ancak o zaman uzlaşının çözüm olduğuna dair güçlü bir kanaat oluşacağını söyledi. Belirli bir tarafın uluslararası ve bölgesel güçlerden sınırsız olarak uluslararası destek aldığını öne süren Tekali, bunun da çatışmayı körükleyeceğini belirterek, “Güçlü olan taraf sorunları kendi lehine çözebileceğinden emin olduğu sürece Libya krizi yakın gelecekte sona ermeyecek” ifadelerini kullandı.
Tekali sözlerini şöyle sürdürdü:
“Güç dengesi, Cezayir’in tüm paralı askerleri Libya topraklarından çıkarma, dış müdahalelere son verme, bizi askeri çatışma noktasına getiren hırsları dizginleme ve ülkenin çıkarlarına hizmet etmeyen gündemlerin dayatılmasını engelleme çabaları ile sağlanabilir. Zira Libya’daki durum komşu ülkelerin güvenlik ve istikrarını tehdit ediyor.”

Uzlaşı zemini oluşturma
Afrika meseleleriyle ilgilenen siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Mebruk Kahi ise yaptığı değerlendirmede, “Libyalıların bir çözüm bulması ve krizden çıkması Cezayir’in çıkarınadır. Cezayir, her zaman yardım teklifinde bulunmuştur ve görüşleri yakınlaştırmıştır. Libya dosyasının Cezayir'in değil, BM ve AfB'nin elinde olduğunu iyi bilmeliyiz” ifadelerini kullandı. Bu açıdan bakıldığında Cezayir devleti, BM Libya Özel Temsilcisi’nin Libya'daki çabalarını desteklediği anlaşılabiliyor. Bu durum Cezayir Dışişleri Bakanı Lamamra ile BM Libya Özel Temsilcisi Kubis arasındaki son telefon görüşmesinde açıkça görülüyordu.
Prof. Kahi, Cezayir'in Libya ile siyasi, tarihi ve hatta sosyal bir bağa sahip olduğunu ve ister merhum Albay Muammer Kaddafi döneminde olsun, isterse mevcut yönetim döneminde olsun, Libyalı seçkinlerin güvenine sahip olduğu, bunun da onu Libya krizinin tüm tarafları arasında fikir birliğine varılan yer haline getirdiği yorumunda bulundu. Cezayir'in yalnızca Libyalıların uzlaşmacı bir çözüme ulaşmasına yardım etmekle kalmayıp diplomasisini Libyalıların hizmetine sunarak, gerek AfB’nin, gerek BM’nin ve hatta sivil toplum kuruluşlarının koridorlarında olsun, paralı askerlerin ve yabancı güçlerin Libya topraklarından çıkarılması için bağlayıcı kararlar alınmasına yardımcı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Kahi, Libyalı tarafları tek bir masada bir araya getirmenin dış müdahale nedeniyle çok zor bir çaba olduğunu, ancak Cezayir'in bir uzlaşı zemini oluşturabileceğini de sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Kahi son olarak gerçek uzlaşıya, özellikle Kaddafi dönemini yöneten seçkinler ile mevcut bileşenler arasındaki siyasi krizden çıktıktan sonra varılabileceğinin altını çizdi.

 


İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
TT

İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı: Hamas yöneticisi Muhammed el-Huli’nin de aralarında bulunduğu 7 kişi hayatını kaybetti

Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)
Gazze’nin güneyindeki Refah’ta, Hamas’a bağlı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv – Reuters)

Hamas kaynakları, bugün (perşembe) Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah’a düzenlenen iki İsrail hava saldırısında yedi kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Kaynaklar, ölenler arasında Hamas’ın askerî kanadında üst düzey bir isim olan Muhammed el-Huli’nin de bulunduğunu belirtti.

Hamas, el-Huli ailesine ait bir eve yönelik hava saldırısını kınadı. Hareketin yayımladığı açıklamada Muhammed el-Huli’nin ismine ya da örgüt içindeki rolüne değinilmedi. Açıklamada, saldırının “ateşkes anlaşmasının açık ve tekrarlanan bir ihlali” olduğu savunularak, İsrail’in anlaşmaya uymadığı ve Gazze’de Filistin halkına karşı “yok etme savaşını yeniden başlatmayı” amaçladığı öne sürüldü.

Sağlık yetkilileri, saldırılarda hayatını kaybeden diğer altı kişi arasında 16 yaşında bir çocuğun da bulunduğunu aktardı.

Raporlara göre, geçen ekim ayında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesten bu yana 400’den fazla Filistinli ile üç İsrail askeri öldü. İsrail’in Gazze’de binaları yıktığı ve nüfusun yarıdan fazlasını yerinden ettiği belirtiliyor. İsrail güçlerinin hâlen konuşlu olduğu bölgeler nedeniyle, Gazze’de yaşayan iki milyondan fazla kişinin neredeyse tamamının geçici barınaklarda ya da hasar görmüş binalarda, dar bir alanda yaşamını sürdürdüğü ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), salı günü yaptığı açıklamada, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana Gazze’de 100’den fazla çocuğun öldürüldüğünü, bazılarının insansız hava araçlarıyla düzenlenen saldırıların kurbanı olduğunu bildirdi.

İsrail ve Hamas, ateşkesi ihlal etmekle birbirlerini suçlarken, ABD’nin dün (çarşamba) ateşkesin ikinci aşamasının yürürlüğe girdiğini duyurmasına rağmen tarafların temel konulardaki tutumlarının hâlen büyük ölçüde farklı olduğu belirtiliyor.

İsrail, Hamas öncülüğündeki grupların Ekim 2023’te düzenlediği ve İsrail verilerine göre 1200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından Gazze’ye yönelik askerî operasyonlarını başlatmıştı. Gazze’deki sağlık yetkilileri ise İsrail’in saldırıları sonucu 71 bin kişinin hayatını kaybettiğini ve bölgede büyük yıkım yaşandığını bildiriyor.


Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
TT

Gazze Yönetim Komitesi destek kazanıyor... Washington ‘ikinci aşamanın’ başladığını duyurdu

Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)
Gazze'de hamilelik ve doğum, çoğu kadın için stres ve korku kaynağı haline geldi. (AP)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump adına, Gazze Şeridi’nde çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen 20 maddelik Trump Planı’nın ikinci aşamasının başlatıldığını açıkladı.

Witkoff, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, yeni aşamanın ‘ateşkesten silahsızlanmaya, teknokrat yönetim ve yeniden inşa sürecine’ geçişi kapsadığını belirtti. Plan çerçevesinde, Gazze Şeridi’nde geçici bir teknokrat Filistin yönetimi kurulacak ve yönetim, Gazze Yönetim Komitesi tarafından temsil edilecek.

ABD, Hamas’ın taahhütlerini eksiksiz yerine getirmesini beklediğini vurguladı. Witkoff, özellikle son İsrailli rehine cesedinin derhal iadesine dikkat çekti ve aksi takdirde ciddi sonuçlarla karşılaşılacağı uyarısında bulundu.

Witkoff, birinci aşamanın ‘insani yardım sağladığını, ateşkesi koruduğunu, tüm hayatta kalan rehine ve ölen 28 rehinenin 27’sinin kemiklerinin geri getirilmesini mümkün kıldığını’ hatırlattı. Witkoff, açıklamasını, “Tüm bu ilerlemeyi mümkün kılan, vazgeçilmez arabuluculuk çabaları için Mısır, Türkiye ve Katar’a son derece minnettarız” ifadesiyle sonlandırdı.

Anlaşma ve destek

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ni yönetmekle sorumlu teknokrat komiteye ait 15 üyenin isimleri üzerinde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Bu komite, ABD Başkanı’nın planı kapsamında görev yapacak.

Kahire’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Abdulati, “Yönetim komitesinin üyeleri konusunda uzlaşmaya varıldı. Komite 15 üyeden oluşuyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca, “Uzlaşmanın ardından bu komitenin yakında ilan edilmesini ve Gazze’de günlük yönetim işlerini üstlenmesini umut ediyoruz” dedi.

Filistin Yönetimi ise dün yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın barış planını uygulamaya koyma ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararını hayata geçirme çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Yönetim, geçiş sürecinde Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere kurulacak Gazze Yönetim Komitesi’ni desteklediğini açıkladı.

Filistin Yönetimi, Steve Witkoff, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, ABD ekibi ve Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile yakın temas halinde olduklarını belirterek, “ABD’nin ateşkesi kalıcı hale getirme ve ikinci aşamayı, yeniden inşa dahil olmak üzere uygulamaya geçirme çabalarını destekledik” açıklamasında bulundu.

Yönetim, Trump’ın doğrudan katılımı ve kararlılığı sayesinde Gazze Şeridi’nde barış, istikrar ve iyi yönetişim için yeni bir fırsat yaratılmasına katkıda bulunması dolayısıyla ‘derin takdir ve minnet’ ifade etti.

Ayrıca Yönetim, Mısır, Katar ve Türkiye’nin arabulucu ve garantör ülkeler olarak yürüttüğü önemli çabaları vurguladı.

Yönetim, Batı Şeria ile Gazze Şeridi’ndeki Filistin otoriteleri arasındaki bağlantının önemine dikkat çekerek, “Çift başlılık, bölünme veya ayrım yaratacak herhangi bir idari, hukuki veya güvenlik sisteminin kurulmasına izin verilmeyecek; tek bir sistem, tek bir hukuk ve tek meşru silah ilkesine bağlı kalınacak” ifadelerini kullandı.

Yönetim ayrıca, ABD ve ilgili ortaklarla birlikte, Batı Şeria’da da eşzamanlı adımlar atmanın önemini vurguladı. Bu adımların, uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı eylemleri durdurmayı, yerleşim genişleme planlarını ve yerleşimci terörünü engellemeyi, Filistin’e ait tutulan fonları serbest bırakmayı, zorla göç ve toprak ilhakını önlemeyi ve Filistin Ulusal Otoritesi ile iki devletli çözüm çabalarını korumayı amaçladığı belirtildi.

uı8o9
Gazze şehrinin ez-Zeytun mahallesinde İsrail hava ve kara operasyonları sonucu yıkılan binaların arasında yürüyen Filistinliler, 14 Ocak 2026 (AP)

Filistin Yönetimi, tüm Filistinli grupları, ulusal kurumları, sivil toplum örgütlerini ve toplumun tüm kesimlerini, ‘ulusal ve tarihi sorumluluklarını üstlenmeye, ortaklık ve yüksek sorumluluk ruhuyla hareket ederek bu hassas geçiş sürecini başarılı kılmaya’ davet etti.

Kahire’de dün yapılan toplantının ardından Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Gazze’de ateşkese ve Trump Barış Planı’nın diğer aşamalarına bağlı kalma taahhüdünü yineledi.

Toplantının ardından yayımlanan açıklamada Filistinli gruplar, İsrail’e Gazze Şeridi’nden çekilmesi için baskı yapılmasını ve bölgedeki huzurun sağlanarak yaşamın normale dönmesini talep etti.

Filistinli gruplar ve siyasi güçler, Trump Planı kapsamında Gazze Şeridi’ni yönetmesi beklenen geçici Gazze Yönetim Komitesi’nin kurulması yönündeki arabuluculuk çabalarını desteklediklerini duyurdu.

Mladenov ile görüşmeler

Güvenilir Filistinli kaynaklar, Gazze Şeridi’nde geçici yönetimden sorumlu olacak Gazze Yönetim Komitesi’nin liderliğine aday gösterilen üyelerin, bugün Mısır’ın başkenti Kahire’deki ABD Büyükelçiliği’nde, Barış Konseyi Yürütme Kurulu başkanlığına aday Bulgar diplomat Nikolay Mladenov ile bir araya geleceğini bildirdi.

Sivil toplum ve Filistinli gruplardan kaynaklar, adlarının açıklanmaması koşuluyla dün Kahire’de yapılan toplantıda ikinci aşamayla ilgili birçok konunun ele alındığını ve bunlar arasında Gazze Yönetim Komitesi için aday isimler üzerinde uzlaşı sağlanmasının da yer aldığını aktardı. Kaynaklar, aday isimlerin ilk etapta kabul gördüğünü belirtti.

xsdfrgt
Bulgar diplomat Nikolay Mladenov (AFP)

Komite üyelerinin Gazze içinden seyahatleriyle ilgili olarak kaynaklar, sürecin halen organize edildiğini ve üyelerin nasıl seyahat edeceğine dair mekanizmanın (dün öğlene kadar) netleşmediğini bildirdi. Kaynaklar, Avrupa ülkelerinde veya Ramallah’ta bulunan üyelerin sırayla Kahire’ye ulaşacağını aktardı.

Kaynaklar, Mısır’daki üyelerin toplantıya hazır olduğunu ve Gazze içinden katılamayan üyelerin sanal ortamda uzaktan dahil olabileceğini, ancak bunun beklenmeyen bir durum olduğunu ifade etti.

Toplantının, Gazze Şeridi’nin yönetiminden sorumlu olacak komitenin görevlerine odaklanacağı belirtildi. Uzlaşı sağlanır sağlanmaz, komitenin üyeleri ve görevleri ilan edilecek. Bu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Konseyi’ni açıklamasından önce gerçekleşecek. Mladenov, Barış Konseyi Yürütme Kurulu’ndan sorumlu olacak ve teknokrat komiteyi yönetecek.

Kaynaklara göre, komite üyeleri Mladenov ile ABD Büyükelçiliği’nde birden fazla toplantı yapacak. Komitenin görevlerini yerine getirmesi için özel bir mali fon da oluşturuldu.

fgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ateş yakmak için odun taşıyan Filistinli bir kadın (AFP)

Güvenilir kaynaklar, komitenin Gazze Şeridi’nde tüm hükümet sorumluluklarını üstleneceğini ve Hamas’ın yetki devrini hızlandırarak gerekli tüm desteği sağlayacağını belirtiyor.

Şarku’l Avsat, salı akşamı yayımladığı haberde, yeni komitenin 15 ila 18 üyeden oluşmasının beklendiğini, üyelerin çoğunun Gazze’den geldiğini ve ağırlıklı olarak iş, ekonomi ve sivil toplumla ilişkili kişilerden oluştuğunu; aralarında akademisyenlerin de bulunduğunu aktarmıştı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre komite üyeleri arasında eski Filistin Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Ali Şaas, sivil toplum aktivisti ve Tarımsal Yardım Derneği Başkanı Abdulkerim Aşur, Tıbbi Yardım Derneği Müdürü Aid Yaği, Gazze Ticaret Odası Müdürü Aid Ebu Ramazan, Filistin Üniversitesi Başkanı Cebr ed-Daur, mühendis Beşir er-Reyyis, Gazze Telekomünikasyon Müdürü Ömer Şemali, Refah Belediyesi danışmanı ve mühendis Ali Berhoum ile avukat Hana Tarzi yer alıyor.

Filistinli sivil toplum kuruluşlarından bir kaynak, bu isimler üzerinde büyük ölçüde uzlaşı sağlandığını, ancak İsrail’in onay verip vermediğinin henüz bilinmediğini belirtti. Kaynak, bazı isimlerde anlaşmazlık çıkması halinde listede değişiklikler olabileceğini de ifade etti.


İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.