Çin’in nükleer genişlemesiyle birlikte silahlanma yarışı noktasında endişeler arttı

Çin’in çöl bölgesinde bir yeraltı füze silosu inşaatı. (New York Times)
Çin’in çöl bölgesinde bir yeraltı füze silosu inşaatı. (New York Times)
TT

Çin’in nükleer genişlemesiyle birlikte silahlanma yarışı noktasında endişeler arttı

Çin’in çöl bölgesinde bir yeraltı füze silosu inşaatı. (New York Times)
Çin’in çöl bölgesinde bir yeraltı füze silosu inşaatı. (New York Times)

Çin nükleer kapasitesini artıracak adımlar atmaya devam ediyor. Bazı analistler söz konusu adımların arkasındaki nedenlerin belirsizliğini koruduğunu belirterek, bu durumun bölgede bir silahlanma yarışına ilişkin korkuları desteklediğini söylüyor.
Geçtiğimiz Haziran ayında Gansu bölgesindeki Yumen şehri yakınlarında nükleer başlıklı balistik füzeleri fırlatma veya füze siloları depolama noktasında inşasına başlanan bir alanın bulunmasının ardından, Amerikan Bilim Adamları Federasyonu’ndan nükleer uzmanlar, uydu görüntülerini kullanarak Çin’in kuzeybatısındaki Sincan eyaleti yakınlarında ikinci bir alan daha keşfettiklerini bildirdi.
Uzmanlar dün (Salı) yayınlanan raporlarında, Yumen ve Hami’deki silo inşasının, Çin’in nükleer tersanesinin şuana kadar ki en büyük kapasitesini oluşturduğunu aktardı. DPA’ya göre Yumen’deki ilk sitenin 380 kilometre kuzeybatısında yer alan Hami’deki ikinci sitedeki çalışmaların geçtiğimiz Mayıs ayından bu yana devam ettiği ancak şu ana kadar bir ilerleme kaydedilmediği bildirildi.
Uzmanlar uydu görüntülerine göre, bölgenin çoğunun kubbe benzeri 14 çatı ile gizlendiğini söylüyor. Bilim insanları kompleksin hazırlık çalışmalarına dayanarak, 110 siloyu barındırabilecek bir nükleer ağ kurulabileceğini tahmin ediyor. İlk sitenin ise 120 silo barındırdığı tahmin ediliyor.
Siloların tamamının füzelerle dolu olup olmayacağı veya kaç silonun füze ile donatılacağının belli olmaması sebebiyle, silolardaki gerçek füze sayısının daha az olabileceği bildirildi.

Çin, şu anda yaklaşık 350 nükleer savaş başlığına sahip
Amerikan Bilim Adamları Federasyonu’nun tahminlerine göre Çin’in şu anda yaklaşık 350 nükleer savaş başlığına sahip olduğu belirtildi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) 2020’de, Çin’in 200’den fazla nükleer savaş başlığına sahip olduğunu belirtmişti. ABD önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu sayının ikiye katlanmasını bekliyor. Bu sayı her biri 4 bin nükleer savaş başlığına sahip ABD ve Rusya tersaneleri için oldukça az.
Bazı uzmanlar, füze silolarının kurulmasının arkasında ülke liderliği ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in çeşitli nedenleri olabileceğini söylüyor. Uzmanlar, bu durumun ABD, Rusya ve Hindistan’ın nükleer güçlerinin modernize edilmesine bir tepki olabileceğine işaret ediyor.
Bazı uzmanların, Çin’in mevcut silolarının Amerikan seyir füzelerinin menzili içerisinde olduğunu ve Yumen ve Hami mevzilerinin ise Çin’in daha iç bölgelerinde olduğunu söylemesi sebebiyle, Çin’in silolarının kolayca saldırıya uğrayabileceğinden endişe duyması da mümkün. Bu durumun silo sayısı artırılarak saldırılara yanıt verme yeteneğini de geliştireceği bildirildi. Ayrıca yeni füzelerde sıvı yakıttan katı yakıta geçiş yapılacağına dikkat çekildi. Böylece yakıt ikmali ihtiyacı ortadan kaldırılarak, tepki süresi kısaltılmış olacak.
Öte yandan Çin’in son yıllarda saldırı başlatma yeteneği ile nükleer caydırıcılık kapasitesini olumsuz etkileyen ABD füze savunma sistemleri konusunda da endişeli olduğu belirtildi.
Amerikan Bilim Adamlar Federasyonu Pekin’in nükleer tersanesini olduğundan daha büyük göstermek amacıyla boş siloları aldatmak için kullanabileceğine işaret etti.
Ayrıca Çin’in hiç bir zaman nükleer bir saldırı başlatmayacağını vurguladığı bildirildi.

 


Amerika, Ulusal Muhafızlara yönelik saldırının ardından tüm sığınma kararlarını dondurdu

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AFP)
TT

Amerika, Ulusal Muhafızlara yönelik saldırının ardından tüm sığınma kararlarını dondurdu

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AFP)

ABD hükümeti dün, iki gün önce Washington'da gerçekleşen ve bir Ulusal Muhafız askerinin ölümüne, bir diğerinin ise ağır yaralanmasına yol açan saldırının doğrudan sonucu olarak, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tüm sığınma kararlarının dondurulacağını ve göç politikasını sıkılaştırmayı amaçlayan diğer önlemlerin alınacağını duyurdu.  

2021 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne gelen 29 yaşındaki Afgan uyruklu şüpheli Rahmanullah Lakanwal cinayetle suçlanacak ve federal savcılar idam cezası talep etmeyi planlıyor.

Saldırının ardından Trump ve diğer bazı ABD'li yetkililer, ABD göç politikasının çeşitli alanlarında daha sıkı önlemler açıkladı.

Göçmenlik Müdürü Joseph Edlow, "X" platformunda yaptığı paylaşımda, Göçmenlik Dairesi'nin, çeşitli yabancıların güvenlik soruşturmasından geçene kadar ABD'de sığınma hakkı verilmesine ilişkin "tüm kararları" askıya aldığını belirtti.

Geçtiğimiz hafta Beyaz Saray yakınlarında gerçekleşen saldırıda hayatını kaybeden Ulusal Muhafız askeri Sarah Beckstrom'un anısına düzenlenen törenden, (AFP)Geçtiğimiz hafta Beyaz Saray yakınlarında gerçekleşen saldırıda hayatını kaybeden Ulusal Muhafız askeri Sarah Beckstrom'un anısına düzenlenen törenden, (AFP)

Dondurma kararı, ABD hükümetinin sığınmacı hibelerini Demokrat Başkan Joe Biden dönemindeki yaklaşık 100 bin rakamına kıyasla yıllık yaklaşık 7 bin 500'e düşürme niyetini açıklamasından bir aydan kısa bir süre sonra geldi.

Dışişleri Bakanlığı ayrıca, vize başvurusunda bulunan tüm Afgan pasaportu sahiplerine vize verilmesinin askıya alındığını duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, X platformunda, "Amerika Birleşik Devletleri için ülkemizi ve halkımızı korumaktan daha önemli bir öncelik yoktur" diye yazdı.

Ulusal Muhafızlara Saldırı

Washington'daki ABD Başsavcısı Jeanine Pirro, Lacanwal'ın Taliban, El Kaide ve D'EAŞ’a karşı komando operasyonlarıyla görevli özel bir operasyon gücü olan Afgan Ulusal Muhafızları'nın "Sıfır Birimleri"nin bir üyesi olduğunu belirtti.

Başkan Donald Trump, 20 yaşındaki Batı Virginia Ulusal Muhafız üyesi Sarah Beckstrom'un aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu. Ayrıca, çarşamba günü Beyaz Saray yakınlarında gerçekleşen saldırıda yaralanan diğer Ulusal Muhafız üyesi 20 yaşındaki Andrew Wolf'un "hayati tehlike içinde olduğunu" belirtti.


İran Dini Lideri iç bölünme konusunda uyardı

Hamaney, resmi televizyonda konuştu
Hamaney, resmi televizyonda konuştu
TT

İran Dini Lideri iç bölünme konusunda uyardı

Hamaney, resmi televizyonda konuştu
Hamaney, resmi televizyonda konuştu

İran Dini Lideri Ali Hamaney, televizyonda yaptığı konuşmada, iç bölünmelere karşı uyarıda bulunarak, İranlıları "düşmanlara karşı" birlikte durmaya çağırdı. Hameney, ABD ile İsrail'in geçen haziran ayında yaşanan 12 günlük savaşta hedeflerine ulaşmada "başarısız" olduklarını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre savaştan bu yana Hamaney'in kamuoyuna çıkma sıklığı, İsrailli yetkililerin kendisini hedef almakla tehdit etmesi ve İran medyasının halefinin atanması yönündeki spekülasyonları körüklemesi nedeniyle en aza indirildi.

Savaşın başlamasından bu yana üçüncü kez televizyondan İran halkına seslenen Hamaney, Amerikalılar ve İsraillilerin "suç işlemek için geldiklerini, darbeler aldıklarını ve eli boş döndüklerini... İşte yenilginin gerçek anlamı budur" dedi. Hamaney, "İran halkı Amerika'ya karşı daha birlik oldu ve düşmanı alt etmeyi başardı" ifadelerini kullandı.


New York Times: Trump, Maduro ile yaptığı telefon görüşmesinde, aralarında bir görüşme düzenlenmesi ihtimaline değindi

ABD Başkanı Donald Trump ve Venezuelalı mevkidaşı Nicolas Maduro (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Venezuelalı mevkidaşı Nicolas Maduro (AFP)
TT

New York Times: Trump, Maduro ile yaptığı telefon görüşmesinde, aralarında bir görüşme düzenlenmesi ihtimaline değindi

ABD Başkanı Donald Trump ve Venezuelalı mevkidaşı Nicolas Maduro (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Venezuelalı mevkidaşı Nicolas Maduro (AFP)

New York Times'ın dün yayınladığı habere göre, ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile görüştü. Haberde, görüşmede ABD'de bir toplantı olasılığının ele alındığı belirtildi.

Telefon görüşmesi haberi, Trump yönetiminin Karayipler'de büyük bir askeri yığınak yaparak, özellikle de dünyanın en büyük uçak gemisini bölgeye göndererek Venezuela'ya yoğun baskı uyguladığı bir dönemde geldi.

Washington, amacın uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele olduğunu söylüyor, ancak Karakas asıl amacın rejim değişikliği olduğunu belirtiyor.

Eylül ayından bu yana ABD güçleri, Karayipler ve Doğu Pasifik'te uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığından şüphelenilen 20'den fazla tekneyi imha etti ve bu saldırılarda 83'ten fazla kişi öldü.

Ancak Washington, hedef aldığı teknelerin uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığını veya ABD'ye tehdit oluşturduğunu gösteren herhangi bir kanıt sunmadı.

Bu kampanya ve buna eşlik eden askeri yığınağın arka planında bölgesel gerilimler arttı.

Trump ve Maduro arasındaki telefon görüşmesine ilişkin haber, ABD Başkanı’nın Venezuela'dan karayoluyla uyuşturucu kaçakçılığını durdurma çabalarının yakında başlayacağını doğrulamasından bir gün sonra geldi.

Şükran Günü vesilesiyle silahlı kuvvetlere hitaben televizyonda yayınlanan konuşmasında Trump, “Muhtemelen fark etmişsinizdir, insanlar artık uyuşturucuyu deniz yoluyla taşımak istemiyorlar ve biz de kara yoluyla taşımalarını engellemeye başlayacağız” dedi.