Merkez Bankası'nın 2021 yılı enflasyon hedefi yüzde 12,2'den yüzde 14,1'e çıktı

TCMB
TCMB
TT

Merkez Bankası'nın 2021 yılı enflasyon hedefi yüzde 12,2'den yüzde 14,1'e çıktı

TCMB
TCMB

Yılın üçüncü Enflasyon Raporu sunumu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu başkanlığında gerçekleşti. 
2021 yılı ilk çeyreğinde Türkiye’de milli gelirin yıllık bazda yüzde 7 oranında arttığını söyleyen Kavcıoğlu, “İktisadi faaliyet gücünü korudu ve potansiyelin üzerinde seyretmeye devam etti” dedi. 
Kavcıoğlu, birinci çeyrekteki yıllık büyümenin sürükleyicisinin iç talep olduğunu söyledi ve ekledi: Net ihracat büyümeye 2009 yılı üçüncü çeyreğinden bu yana ilk defa pozitif katkı verdi. 
Merkez Bankası Başkanı, marttan bu yana yüzde 19 seviyesinde tutulan politika faizi ve para politikası hakkında da konuşarak "Para politikasında sıkı duruşumuzu koruduk" dedi. 
Kavcıoğlu, döviz kuru oynaklığının bir önceki enflasyon raporu dönemine göre gerilediğini ancak hâlâ yüksek seviyede olduğunu vurguladı. 
Yılı cari fazla ile kapatmayı beklediklerini aktaran Şahap Kavcıoğlu, "Sıkı para politikası duruşunun enflasyonda düşüşü sağlama önceliği doğrultusunda kararlılıkla sürdürülmesi oynaklıklara karşı önemli bir tampon işlevi görmektedir" dedi. 
“Fiyat istikrarı temel amacımız doğrultusunda, elimizdeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz” diyen TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, “Politika duruşu, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edecektir” diye konuştu. 

"Para politikası enflasyonu düşürmek için tek başına yeterli değil" 
Nisan ve mayıs aylarındaki enflasyonun tahminlerle uyumlu gerçekleştiğini belirten TCMB Başkanı, hazirandaki normalleşme adımları ile enflasyonun tahmin aralığının üst sınırına yaklaştığını hatırlattı. 
Kavcıoğlu, “Para politikası enflasyonu düşürmek için tek başına yeterli değil. Enflasyonu artıran yapısal sorunlar çözülmeli” ifadelerini kullandı.

Enflasyon hedefi yükseltildi
Kavcıoğlu, Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerini de açıkladı. Buna göre: 
- Nisan Enflasyon Raporu’nda yüzde 13 öngörülen 2021 yılı gıda enflasyonu, yüzde 15’e çıkarıldı. 2022 için tahmin ise yüzde 9,8’den yüzde 10,1’e yükseltildi. 
- Bir önceki raporda yüzde 12,2 öngörülen 2021 yılı tüketici enflasyonu ise yüzde 14,1 ‘e revize edildi. 2022 için enflasyon tahmini yüzde 7,8, 2023 için ise nihai hedef olan yüzde 5 seviyesinde açıklandı. 
Raporda tüketici enflasyonu için şu ifadeler yer aldı: 
"Enflasyonun yüzde 70 olasılıkla
2021 yılı sonunda orta noktası yüzde 14,1 olmak üzere yüzde 12,2 ile yüzde 16 aralığında; 2022 yılı sonunda orta noktası yüzde 7,8 olmak üzere yüzde 5,4 ile yüzde 10,2 aralığında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir."
Şahap Kavcığlu’nun yaklaşık yarım saat süren Enflasyon Raporu sunumu sonrası soru-cevap kısmına geçildi. Kavcıoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan kısımlar şu şekilde: 
- Küresel enflasyon gelişmelerine baktığımızda hem arz hem de talepten kaynaklandığını görüyoruz. Ancak büyük ölçüde emtia fiyatlarından kaynaklanıyor. Dünyadaki bu enflasyonun geçici olduğunu düşünüyoruz. 
- Gelişmekte olan ülkelerin yalnızca bir kısmı faiz artırımına gitti. Gelişmiş ülkelerde sözlü yönlendirme dışında herhangi bir faiz artırımı olmadı. 
- Türkiye’de biz daha önce enflasyon ve cari açık problemi nedeniyle çok önceden başlattığımız sıkı para politikası duruşumuzun etkilerini yavaş yavaş görmeye başladık. Nisan enflasyon raporunda belirttiğimiz gibi yılın son çeyreğinde belirgin şekilde düşeceğini öngörüyoruz. 
- Sıkı para politikası duruşumuzu, küresel risklere rağmen devam ettireceğiz. Olumlu gelişmeler, hem enflasyonun düşeceği hem politika faizinin enflasyonun üzerinde gerçekleşeceği konusunda ümidimizi artırıyor. Bunun en önemli göstergesi Türkiye’nin hem cari fazla verecek olması, turizmin canlanması… Bu yıl, 2019 yılının da üzerine çıkacak yaklaşık 20 milyar dolarlık turizm geliri bekliyoruz. 
- Bununla beraber ihracatımızın artmaya devam etmesi cari fazla vereceğimiz beklentisini devam ettiriyor. Enflasyon belirgin şekilde düşüşe geçecek. Cari fazla vermemiz, kur üzerinde de önemli bir etki edecek. 

Enflasyon yüzde 18'e dayandı
Şahap Kavcıoğlu, yaklaşık 4,5 ay TCMB Başkanlığı görevinde kalan Naci Ağbal’ın ardından 20 Mart’ta bu göreve atanmıştı. 
Kavcıoğlu’nun göreve gelmesinden sonra gerçekleşen ikinci Enflasyon Raporu sunumunda 2021 yılı enflasyon tahmini yüzde 12,2 seviyesinde açıklanmıştı. Naci Ağbal’ın sunduğu yılın ilk Enflasyon Raporu’nda ise bu hedef yüzde 9,4’tü. 
Kavcıoğlu’nun 29 Nisan’da gerçekleşen sunumu sonrası en fazla yapılan eleştiri, “ekonomist ve gazetecilerle iletişiminin yetersiz olduğu” yönündeydi. 
Başkan'ın, gelen sorulara önceden hazırlanmış cevapları okuyup geçmesi, metin dışına hiç çıkmaması, bazı kişilerin sorularını almaması da çok eleştiri aldı. 
İkinci Enflasyon Raporu’nda en fazla öne çıkan konulardan biri “Politika faizini güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde enflasyonun üzerinde bir seviyede oluşturmaya devam edeceğiz” ifadesinin sık tekrarlanmasıydı. 
O dönem olduğu gibi bugün de Merkez Bankası’nın politika faizi yüzde 19 seviyesinde. Nisanda yüzde 17,14 olan yıllık enflasyon oranı ise haziran itibarıyla yüzde 17,53’e çıkmış durumda. 
Independent Türkçe
 



ABD'de milyonerlerin sayısı artsa da zenginlik anlayışı değişti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

ABD'de milyonerlerin sayısı artsa da zenginlik anlayışı değişti

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir habere göre artık rekor sayıda Amerikalı milyoner var ancak servetlerinin değeri eskisi gibi değil.

The Washington Post'un federal veriler üzerinde yaptığı analize göre, ABD'de ortalama hane halkı net serveti 1 milyon doları aştı ve ailelerin yaklaşık yüzde 16'sının servetleri bu eşiği geçti.

Ancak 1 milyon dolar, birkaç 10 yıl öncesine göre çok daha az değerli. Örneğin Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun Tüketici Fiyat Endeksi Enflasyon Hesaplayıcısı'na göre, 1996'da 1 milyon doların satın alma gücü bugün 2,1 milyon dolara eşdeğerdi.

Bugün birçok Amerikalı milyoner kendilerini kayda değer derecede zengin saymıyor gibi görünüyor. Northwestern Mutual'ın 2025 Planlama ve İlerleme Çalışması'na göre, en az 1 milyon dolarlık yatırım yapılabilir varlığa sahip Amerikalıların yaklaşık yüzde 64'ü kendilerini "zengin" olarak görmüyor.

Indiana'daki Donaldson Capital Management'tan finans danışman Nathan Winklepleck, The Washington Post'a, 1 milyon dolarlık servetin bir "kilometre taşı" olduğunu ancak "artık süper zengin olduğunuz anlamına gelmediğini" söyledi.

Gazeteye, "Eskiden olduğu gibi nadir bir statü değil" diye konuştu.

Yazılım sektöründe çalışan 27 yaşındaki Seattle sakini Martin Xu, The Washington Post'a geçen yıl 1 milyon dolara ulaştığını ancak hâlâ "küçük, sade bir dairede" yalnız yaşadığını ve genellikle evde yediğini söylemişti..

"Gerçekten güzel bir kilometre taşı" diye eklemişti.

Ama elbette o zamanki 1 milyon dolar, şimdikiyle aynı değil. Babamın yıllar önce bahsettiği 1 milyon dolara sahip değilim.

Konut fiyatları da artıyor. 2025 Zillow raporuna göre, ABD'de başlangıç ​​seviyesindeki bir evin 1 milyon dolar veya daha fazla olduğu 230'dan fazla şehir var. Bu şehirlerin çoğu Kaliforniya, New Jersey ve New York'ta yoğunlaşmış olsa da ABD'nin her yerinde bulunabiliyorlar.

Zillow'un raporunda, "Elbette, Kaliforniya hâlâ 1 milyon dolarlık başlangıç ​​evleri bulunan açık ara en fazla şehre (113) sahip ancak ABD eyaletlerinin tam yarısında en az bir böyle şehir var, listeye geçen yıl katılan Minnesota ve Rhode Island da bunların arasında" deniyor.

Bu haber, ABD'de giderek genişleyen servet uçurumuna ilişkin endişeler artarken geldi. Ocak ayında açıklanan Merkez Bankası verilerine göre, ABD'deki en zengin yüzde 1'lik kesim geçen yıl servetlerini yaklaşık 5 trilyon dolar artırdı ve artık toplamda yaklaşık 55 trilyon dolara sahipler; bu da en alttaki yüzde 90'lık kesimin neredeyse tüm servetine denk geliyor.

Forbes'un geçen ay bildirdiğine göre ABD ayrıca tahmini 989 milyardere ev sahipliği yapıyor ki bu da yeni bir rekor.

Independent Türkçe


Savaş riski toparlanmayı tehdit ediyor… Uluslararası Para Fonu küresel büyüme tahminlerini düşürdü

Gourinchas, Washington’da düzenlenen “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunun sunulduğu basın toplantısında konuşuyor (EPA)
Gourinchas, Washington’da düzenlenen “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunun sunulduğu basın toplantısında konuşuyor (EPA)
TT

Savaş riski toparlanmayı tehdit ediyor… Uluslararası Para Fonu küresel büyüme tahminlerini düşürdü

Gourinchas, Washington’da düzenlenen “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunun sunulduğu basın toplantısında konuşuyor (EPA)
Gourinchas, Washington’da düzenlenen “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunun sunulduğu basın toplantısında konuşuyor (EPA)

Uluslararası Para Fonu (IMF), Salı günü 2026 yılına ilişkin küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederek, Ortadoğu’daki savaşın küresel ekonomik toparlanma sürecini sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu. Kuruma göre, çatışmalar emtia piyasalarında dalgalanmalara ve fiyat artışlarına yol açıyor.

IMF, Washington’da düzenlenen Bahar Toplantıları kapsamında yayımladığı “Dünya Ekonomik Görünümü” raporunda, küresel ekonominin bu yıl yüzde 3,1 büyüyeceğini öngördü. Bu oran, Ocak ayında açıklanan yüzde 3,3’lük tahmine kıyasla düşüş anlamına geliyor. Söz konusu revizyon, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın karşılık vermesiyle bölgede tırmanan gerilimin etkisiyle yapıldı.

IMF Başekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Savaş olmasaydı 2026 büyüme tahminimizi yüzde 3,4’e yükseltmeyi planlıyorduk” dedi.

ervgf
Grays’ta bulunan Navigator tesisindeki petrol, doğal gaz ve yakıt depolama üniteleri (EPA)

Raporda, petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artışın doğrudan çatışmalarla bağlantılı olduğu belirtildi. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığının aksaması ve bölgede artan askeri önlemler, enerji arzı üzerinde baskı oluşturuyor.

IMF, küresel enflasyonun bu yıl yüzde 4,4’e yükseleceğini, bunun da Ocak tahminlerine göre 0,6 puanlık artış anlamına geldiğini açıkladı. Gourinchas, enflasyondaki düşüş eğiliminin ilerleyen dönemde yeniden başlayabileceğini ifade etti.

Ancak bu tahminler, çatışmanın sınırlı süreli kalacağı ve enerji piyasalarındaki şokların geçici olacağı varsayımına dayanıyor. Gourinchas, “Bu durumun büyük bir enerji krizine dönüşme ihtimalinden ciddi şekilde endişe duymalıyız” uyarısında bulundu.

Daha olumsuz senaryolarda ise enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalması halinde küresel büyümenin yüzde 2,5’e, hatta yaklaşık yüzde 2’ye kadar gerileyebileceği belirtiliyor. Gourinchas, “1980’den bu yana küresel büyüme yalnızca birkaç kez yüzde 2 seviyesine düşmüştür” diyerek 2008 küresel finans krizi ve Kovid 19 pandemisi gibi büyük şoklara dikkat çekti.

Raporda ayrıca, bu yeni şokun ABD’nin ticaret politikalarında yaşanan önemli değişimlerin ardından gelmesinin, küresel ticaret sistemi üzerindeki baskıyı artırdığı vurgulandı.

Etkiler eşit dağılmıyor

IMF, küresel tahminlerdeki revizyonların sınırlı görünmesine rağmen, en ağır etkinin Ortadoğu ve kırılgan ekonomilerde hissedileceğini belirtti. Gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ekonomilere kıyasla iki kat daha fazla etkileneceği ifade edildi.

Enerji ve gübre fiyatlarındaki artışın gıda fiyatlarını da yukarı çekebileceği, bunun özellikle enerji ithalatçısı düşük gelirli ülkeler üzerinde ciddi baskı yaratacağı kaydedildi.

dcsd
Uluslararası Para Fonu logosu (Reuters)

ABD ekonomisinin ise bu yıl yüzde 2,3 büyümesi bekleniyor; tahmin aşağı yönlü revize edilse de yüksek enerji fiyatlarından sınırlı ölçüde fayda sağlanabileceği değerlendiriliyor.

Asya’da yavaşlama uyarısı

IMF, Çin ekonomisi için büyüme tahminini bu yıl yüzde 4,4’e düşürdü. Jeopolitik gerilimlerin etkisiyle baskı altında kalan ekonomide ihracatın hâlâ dayanıklılık gösterdiği, ancak genel görünümün zayıf olduğu belirtildi. Çin’de büyümenin 2027’ye kadar yüzde 4’e gerilemesi bekleniyor.

Japonya’da ise Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımlarını kademeli olarak hızlandıracağı öngörülüyor. Ekonomik büyümenin 2026’da yüzde 0,7’ye, 2027’de yüzde 0,6’ya düşmesi bekleniyor.

dscd
Romainville’de bir akaryakıt istasyonunda sergilenen “Hizmet dışı” tabelası (EPA)

Gelişmekte olan Asya ekonomileri için büyüme tahmini de yüzde 4,9’a indirildi. Bölgedeki ekonomilerin, turizm gelirlerindeki azalma ve işçi dövizlerindeki düşüş nedeniyle olumsuz etkileneceği ifade edildi.

Buna karşılık Hindistan ekonomisinin yüzde 6,5 büyümesi bekleniyor. ABD’nin gümrük vergilerini yüzde 50’den yüzde 10’a düşürmesi, jeopolitik şokun etkilerini kısmen hafifletti.

Euro Bölgesi ve Avrupa ekonomileri

Euro Bölgesi için büyüme tahmini yüzde 1,1’e düşürüldü. Güçlü euro, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatıyor.

Almanya’da büyümenin yüzde 0,8’e gerilemesi beklenirken, bunun temel nedeni enerji maliyetlerindeki artışın sanayi üzerindeki baskısı olarak gösterildi.

Fransa için tahmin yüzde 0,9’a indirildi. İspanya ise yüzde 2,1 büyüme ile bölgenin en iyi performans gösteren ekonomilerinden biri olmaya devam ediyor. İtalya’da büyüme yüzde 0,5 seviyesinde kalacak.

İngiltere’de sert revizyon

İngiltere ekonomisi için büyüme tahmini, gelişmiş ülkeler arasında en büyük aşağı yönlü revizyona uğrayarak yüzde 0,8’e düşürüldü. Daha önce bu oran yüzde 1,3 olarak öngörülüyordu.

Bu düşüşün başlıca nedenleri arasında, İran’a yönelik ABD-İsrail saldırıları sonrası doğal gaz fiyatlarının keskin şekilde yükselmesi ve İngiltere Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde yavaş hareket etmesi yer alıyor.

dc
Grays’ta bulunan Navigator tesisinde kimyasal ve petrol tankerleri, gaz ve yakıt depolama ünitelerine yüklerini boşaltıyor (EPA)

IMF, enflasyonun kontrolden çıkmasının beklenmediğini belirtmekle birlikte, fiyat artışı beklentilerinin yeniden yerleşmesi riskine dikkat çekti. Gourinchas, “Bu durumda daha kalıcı bir enflasyonla karşı karşıya kalabiliriz” dedi.

Böyle bir senaryoda merkez bankalarının, arz yönlü olumsuz şoklara rağmen enflasyonu kontrol altına almak için faiz artırmak zorunda kalabileceği uyarısı yapıldı.


Dünya Bankası Başkanı, gelişmekte olan ülkeleri tehdit eden 800 milyon kişilik istihdam açığı konusunda uyarıda bulundu

Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Washington’daki Dünya Bankası Genel Merkezi’nde Reuters’a röportaj verdi. (Reuters)
Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Washington’daki Dünya Bankası Genel Merkezi’nde Reuters’a röportaj verdi. (Reuters)
TT

Dünya Bankası Başkanı, gelişmekte olan ülkeleri tehdit eden 800 milyon kişilik istihdam açığı konusunda uyarıda bulundu

Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Washington’daki Dünya Bankası Genel Merkezi’nde Reuters’a röportaj verdi. (Reuters)
Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Washington’daki Dünya Bankası Genel Merkezi’nde Reuters’a röportaj verdi. (Reuters)

Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga, Ortadoğu’daki savaşın gölgesinde küresel iş gücü piyasasında yaklaşan krize dikkat çekerek, önümüzdeki yıllarda gelişmekte olan ülkeleri tehdit eden büyük bir istihdam açığı bulunduğu uyarısında bulundu.

Reuters’a konuşan Banga, 10 ila 15 yıl içinde gelişmekte olan ülkelerde yaklaşık 1,2 milyar kişinin çalışma çağına ulaşacağını, ancak mevcut ekonomik eğilimler doğrultusunda bu ülkelerin en fazla 400 milyon yeni iş oluşturabileceğini belirtti. Banga, bu durumun yaklaşık 800 milyonluk bir istihdam açığına yol açacağını ifade etti.

Mastercard’ın eski CEO’su Banga, Kovid-19 pandemisinden bu yana küresel ekonominin art arda kısa vadeli şoklarla karşı karşıya kaldığını ve bu nedenle uzun vadeli sorunlara odaklanmanın zorlaştığını dile getirdi. Ortadoğu’daki son gelişmelerin de bu tabloyu ağırlaştırdığını belirten Banga, “Aynı anda hem yürümeli hem de sakız çiğnemeliyiz” sözleriyle, kısa vadeli krizlerle mücadele edilirken istihdam yaratma, elektriğe erişimi genişletme ve temiz su temini gibi yapısal önceliklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Savaşın etkileri, bu hafta Washington’da düzenlenen Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) bahar toplantılarına da yansıdı. Binlerce yetkilinin katıldığı toplantılar, ABD-İsrail ile İran arasındaki artan gerilimlerin gölgesinde gerçekleşiyor. Bu durumun küresel büyümeyi yavaşlatabileceği ve enflasyonist baskıları artırabileceği değerlendiriliyor. Ekonomik etkinin boyutunun, geçen hafta ilan edilen geçici ateşkesin ne kadar sürdürülebileceğine bağlı olduğu belirtilirken, Hürmüz Boğazı’ndaki fiilî İran ablukasının devam etmesi küresel enerji arzında benzeri görülmemiş aksamalara yol açıyor. Ayrıca Hizbullah ile İsrail arasında Lübnan cephesinde süren çatışmalar da bölgesel gerilimi artıran unsurlar arasında yer alıyor.

İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi

Dünya Bankası bünyesindeki Kalkınma Komitesi, iş gücü piyasasındaki zorluklarla mücadele kapsamında, gelişmekte olan ülkelerle iş birliği içinde yatırım ve istihdam yaratımını engelleyen düzenleyici süreçlerin sadeleştirilmesine yönelik planlar açıkladı. Bu çerçevede, lisans verme süreçlerinde şeffaflığın artırılması, yolsuzlukla mücadele, iş ve arazi yasalarının güncellenmesi, şirket kuruluşlarının kolaylaştırılması, lojistik hizmetlerin iyileştirilmesi ve ticaret sistemlerinin geliştirilmesi gibi adımlar öne çıkıyor.

Banga, gençler için nitelikli iş fırsatları yaratılması konusunda somut ilerleme sağlanabileceğine dair iyimser olduğunu ifade etti. Banga, bu sürecin gençlerin yaşam koşullarını iyileştireceğini ve özel sektörün bu talebi karşılamasına alan açacağını belirtti. Ancak istihdam açığının azaltılamaması halinde, düzensiz göçte artış ve küresel istikrarsızlığın derinleşmesi gibi ciddi sonuçlar doğabileceği uyarısında bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2025 itibarıyla dünya genelinde yerinden edilmiş kişilerin sayısı 117 milyonu aşmış durumda.

Banga ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde bazı şirketlerin küresel ölçekte büyümeye başladığına dikkat çekti. Bu kapsamda Reliance Industries ve Mahindra Group ile Dangote Group gibi örneklerin, bu ekonomilerdeki büyüme potansiyeline işaret ettiğini vurguladı.

Su ve özel sektör yatırımları önceliklerin başında geliyor

İstihdam dosyasına paralel olarak su sektörü de giderek daha fazla öncelik kazanıyor. Dünya Bankası, diğer kalkınma bankalarıyla iş birliği içinde, 1 milyar kişinin güvenli temiz suya erişimini sağlamayı hedefleyen bir girişim başlatmaya hazırlanıyor. Aynı zamanda Afrika’da 300 milyon haneye elektrik ulaştırılması ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmaların da sürdüğü belirtiliyor.

Banga, istihdam yaratımını destekleyen fiziki altyapının geliştirilmesine odaklanmayı sürdürdüklerini ve özellikle Bangkok’ta yapılacak toplantılar kapsamında özel sektör yatırımlarını artırmaya yönelik çabaların yoğunlaştırıldığını ifade etti. Banga, yatırım açısından öne çıkan beş temel sektörü; altyapı, küçük çiftçilere yönelik tarım, temel sağlık hizmetleri, turizm ve katma değerli imalat sanayi olarak sıraladı. Bu alanların, yapay zekâ gelişmelerinden doğrudan etkilenme riskinin daha düşük olduğu değerlendiriliyor.

Banga, iş gücü açığının kapatılmasının uluslararası kuruluşların tek başına üstesinden gelebileceği bir mesele olmadığını vurgulayarak, “Bunu tek başımıza başaramayız. Bu süreci başlatmalı ve zamanla büyüyüp genişlemesine imkân tanımalıyız; böylece 800 milyonluk dev istihdam açığını azaltabiliriz” ifadelerini kullandı.