Kovid-19 Delta varyantı pandemi ile mücadeleyi geriletiyor

Çin’de yeni bir salgın odak noktasına dönüştü. Japonya’da rekor Kovid-19 verileri Fransa’da ise öfke var

Dün Çin’in Henan eyaletinde bir kız Kovid-19 testi olurken (AFP)
Dün Çin’in Henan eyaletinde bir kız Kovid-19 testi olurken (AFP)
TT

Kovid-19 Delta varyantı pandemi ile mücadeleyi geriletiyor

Dün Çin’in Henan eyaletinde bir kız Kovid-19 testi olurken (AFP)
Dün Çin’in Henan eyaletinde bir kız Kovid-19 testi olurken (AFP)

Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) Delta varyantının Çin’in 14 bölgesinde yayılması ülkede büyük bir endişeye neden olurken, diğer Asya ülkeleri de vaka sayılarında bir önemli bir artışa tanık oluyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Delta varyantının dünyanın virüse karşı elde ettiği başarıları kaybetmesine neden olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus cuma günü düzenlediği basın toplantısında “Ortalama olarak, 6 WHO bölgesinin 5’inde vaka sayıları son 4 hafta içerisinde yüzde 80 yükseldi (neredeyse iki katı). Aynı zamanda Afrika’da can kayıpları yüzde 80 arttı.” açıklamasında bulundu.
WHO Genel Direktörü, zorluklarla elde edilen başarıların kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalındığını ve birçok ülkedeki sağlık sistemleri aşırı baskı altında olduğu uyarısında bulundu.

Delta uyarısı
WHO, dünyanın birçok ülkesinde yeni salgın dalgaların ortaya çıkmasına neden olmasının ardından Delta varyantının, daha tehlikeli varyantların ortaya çıkmasını önlemek üzere yoğun çabalar sarf edilmesi için bir uyarı olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre, WHO Acil Program Direktörü Dr. Mike Ryan, Cenevre’deki bir basın toplantısında, “Delta varyantı virüsün evrimleştiğine yönelik bir uyarı, ancak aynı zamanda daha tehlikeli varyantlar ortaya çıkmadan önce harekete geçmemize yönelik çağrı.” ifadelerini kullandı.
Ryan aynı zamanda, 2019 yılının sonlarına doğru ortaya çıkmasından bu yana dünya çapında 4 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olan virüsün mutasyona uğramış varyantının ortaya çıkmasının sonuçlarının en aza indirmek için çalışması gerektiğini belirtti. Ryan etkili koruyucu önlemlerin uygulanmaya devam etmesinin önemini ve virüs daha öldürücü ve daha hızlı yayılan hale geldiği için daha fazla çalışması gerektiğine dikkat çekerek “Başta aşılama olmak üzere daha önce uyguladığımız önlemlerin aynıların uygulanması bu varyantı durduracak” açıklamasında bulundu.
Ryan açıklamasında sosyal mesafe, maske takma ve el yıkama gibi enfeksiyonun yayılmasını azaltan önlemleri uygulamaya devam ederek ve havalandırması yetersiz yerlerde çok sayıda kişi ile uzun süre geçirilmediğinden emin olunarak salgını durdurmadıkça, Delta varyantı ile enfekte olan bir kişinin, enfeksiyonu daha fazla sayıda insana bulaştırmanın mümkün olduğunu belirtti. WHO yetkilisi aynı zamanda, çaresizlik duygusuna neden olan bir şekilde, aşı olan kişilerde hafif semptomların olduğu enfeksiyonların sayısındaki şaşırtıcı bir artış yaşandığına dikkat çekti.
Yeni vaka sayılarının WHO’nun stratejisini değiştirmeyeceğini belirten Ryan’a “Strateji hala geçerli ancak bunu şimdiye kadar yaptığımızdan daha etkili bir şekilde uygulamamız gerekiyor ve bu da daha fazla aşı sağlamak anlamına geliyor.” dedi. Yetkili aşıların tek sihirli çözüm olduğunu ve sorunun aşıları tüm dünyaya aynı şekilde dağıtılmaması olduğunu belirterek, “Kendimize karşı çalışıyoruz” dedi. WHO, aylardır salgınla mücadelenin en iyi yolunun, aşıların acilen dünya çapında dağıtılması olduğunu vurguladı ancak bu konuda başarı, hala çok uzakta duruyor.

Çin’de salgın odak noktası
Çin, Temmuz ayında 328 yeni vaka kaydetti. Bu sayı neredeyse, Şubat- Haziran ayları arasında kaydedilen toplam vaka sayısına denk geliyordu. Vaka sayılarındaki artış, hükümetin bu konuya yönelik endişesinin bir göstergesi olarak, Pekin’den çok uzak olmayan Jiangsu eyaletinin yüz binlerce sakininin karantinaya alınmasına ve birkaç şehirde yoğun test kampanyalarının yürütülmesine yol açtı.
Fransız haber ajansı AFP’ye göre, Çin yetkilileri dün (Cumartesi) biri 31 milyonluk nüfuslu bir şehri içeren iki bölgede daha koronavirüsünün yeni epidemiyolojik odak noktası tespit edildiğini duyurdu. Ulusal Sağlık Komisyonu, Fujian eyaleti ve Chongqing şehrinde yeni vakaların tespit edildiğini ve bu iki bölgeyi başkent Pekin’e ve daha önce Delta varyantı ile vakaların bildirildiği diğer 4 eyalete eklediğini söyledi.
Söz konusu bölgelerde kaydedilen yeni vaka sayısı toplam 55’e ulaştı böylece 20 Temmuz’dan bu yana Çin’de kaydedilen vaka sayısı 200’ü aştı. Diğer yandan Jiangsu eyaletinin doğrusunda ilk salgın odak noktası tespit edilirken, Nanjing Havalimanı’nda 9 çalışanın virüse yakalandığı bildirildi.
Nanjing’deki yetkililer dün, ulusal düzeyde yüksek vaka oranı nedeniyle tüm turistik ve kültürel mekanlara kapılarını açmamalarına yönelik direktif verdi. Yetkililer, başkenti Nanjing olan Jiangsu eyaletinde yüz binlerce sakini karantinaya alırken, şehrin 9,2 milyon sakinine iki kez Kovid-19 testi uyguladı.
Hunan eyaletindeki turizm şehri Zhangjiajie’de enfekte olmuş birkaç kişinin bir tiyatro gösterisine katıldığı tespit edildi ardından yetkililer cuma günü, şehrin tüm 1,5 milyon sakinine karantina uygulayarak turistik mekanları kapattı. Başkentin kırsal alanlarında bulunan ve iki vakasının tespit edildiği Changping bölgesi yetkilileri perşembe günü 41 bin kişiye karantina uyguladı. Bu, 20 milyondan fazla insanın yaşadığı başkent Pekin’de 6 aydır görülen ilk yerel salgın oldu.
Virüs dünyada ilk olarak 2019 yılı sonuna doğru Çin’in orta bölgelerinde yer alan Wuhan şehrinde ortaya çıkmış olsa da, Çin, salgından etkilenen bölgelerin sakinlerine uyguladığı sıkı karantina ve kapanma önlemleri sayesinde salgını büyük ölçüde kontrol edebildi.
Bu önlemler sayesinde, Çin’de hayat 2020 baharında normale yakın bir duruma döndü. 2020 Nisan ayından bu yana ülke Kovid-19’a bağlı olarak sadece iki can kaybı kaydetti.

Asya’da vaka sayılarında sıçrama
Diğer Asya ülkelerinde ise, Başkent Tokyo’da Olimpiyat Oyunları’nın gerçekleştirildiği Japonya’nın yanı sıra Tayland ve Malezya dün rekor sayıda vaka sayısı kaydetti. Vakaların çoğu Delta varyantı ile enfekte olmuştu.
Reuters haber ajansının aktardığına göre, Avusturalya’nın başkenti Sidney’de de vaka sayıları yükseldi. Polis, Ağustos ayı sonuna kadar devam edecek sıkı kapanma önlemlerine karşı düzenlenecek bir protestoyu engellemek için şehir merkezindeki ticaret bölgesini güvenlik şeridine aldı.
Sidney polisi ayrıca tren istasyonlarını kapattı, taksilerin şehir merkezinde yolcu indirmesine engel oldu ve kontrol noktaları kurmak ve bir araya toplanan insanları dağıtmak için yaklaşık bin polisi konuşlandırdı. Avustralya’nın Yeni Güney Galler hükümeti, Sidney ve çevresinde Delta varyantı ile enfekte olan 210 yeni vaka kaydetti.
Japonya’nın başkenti Tokyo yetkilileri, son 24 saat içinde 4 bin 58 vakanın kaydedildiğini ve ülkedeki vaka sayısının ilk kez 4 bini aştığını duyurdu. Olimpiyat Oyunlarının organizatörleri, 21 yeni vakanın tespit ettiklerini böylece Temmuz ayının başından bu yana toplam vaka sayısının 241’e çıktığını belirttiler.
Rekor seviyedeki bu yeni artış, Japonya’nın vaka sayılarındaki son artışı göz önüne alarak Tokyo’daki olağanüstü hali (OHAL) Ağustos ayının sonuna kadar uzatmaya karar vermesinin yanı sıra Tokyo ve batı Osaka Eyaleti yakınlarındaki 3 eyaletin OHAL kapsamına girmesinin ardından geldi.
Olimpiyat Oyunları organizatörleri, pandeminin ortasında müsabakaların güvenli bir şekilde yapılabilmesini sağlamak için alınan önlemleri ihlal ederek şehri görmek için Olimpiyat köyünden ayrılmak isteyen kişi veya kişilerin kartlarının onayının geri çekildiğini söyledi. Organizatörler bu kişilerin sporcu olup olmadıklarını, ihlallerin ne zaman gerçekleştiğini veya kaç kişinin giriş kartının onayının geri çekildiğini açıklamadı.
Asya’da salgının odak noktalarından biri olan Malezya, dün (Cumartesi) rekor bir sayı olarak 17 bin 786 vaka kaydetti. Başkent Kuala Lumpur’un merkezinde yüzden fazla kişi hükümetin pandemi yönetiminden duydukları memnuniyetsizliği ifade etmek için bir araya gelerek Başbakan Muhyiddin Yassin’e istifa çağrısında bulundular.
Tayland, rekor bir artışla 18 bin 912 vaka kaydetti böylece toplam vaka sayısı 597 bin 287’ye ulaştı. Tayland aynı zamanda günlük can kaybında da bir rekor olarak 178 ölüm kaydetti. Böylece salgının başlangıcından bu yana ülkede kaydedilen toplam can kaybı 4 bin 857’ye yükseldi. Hükümet tarafından yapılan açıklamada, Delta varyantının ülkede kaydedilen vakaların yüzde 60’ından fazlasını ve başkent Bangkok’taki vakaların ise yüzde 80’ini oluşturduğunu belirtti.
Şu anda Kovid-19 salgının en kötü yayılımı ile mücadele eden Vietnam daha katı önlemler alacağını açıklayarak, pazartesi günü itibariyle, ülkenin güneyindeki 19 şehir ve ilçede iki hafta boyunca hareket kısıtlamalarının uygulanacağını belirtti.
5 Ağustos’a kadar karantina uygulama kararı alınan Bangladeş’te ise hükümet, ülke ekonomisi için çok önemli olan konfeksiyon atölyelerini yeniden açtı. Bu durum köylerine giden çok sayıda işçinin işyerlerine geri dönmesine neden oldu.

Fransızların kısıtlamalara karşı öfkesi
Salgının yayılması, Delta varyantının tatil bölgelerinde özellikle de denizaşırı topraklarda yayıldığı Fransa’da endişeye neden oluyor. Epidemiyolojik durum, kapanma önlemlerinin yeniden uygulandığı Martinik ve Reunion adalarının yanı sıra, vaka sayılarının iki hafta içinde 100 bin kişi başına 6 vakadan 267’ye yükseldiği Fransız Polinezyası’nda hızla kötüleşti. Bölgedeki yetkililer, Delta varyantının yayılmasını önlemek üzere virüse karşı alınan sağlık önlemlerinin geri döndüğünü duyurdu.
Bununla birlikte, Fransa’nın, geçen hafta 161 bin, önceki hafta ise 110 bin kişinin katıldığı protestolara tanık olmasına rağmen, sağlık sertifikası zorunluluğunun genişletilmesi ve bazı mesleklerde çalışanların zorunlu aşılanması kararından vazgeçmesi beklenmiyor.
Kamuoyu anketleri, Fransızların büyük bir çoğunluğun halka açık yerlere girmek için sağlık sertifikası sunulmasını destekliyor. Fransa Başbakanı Jean Castex cuma günü, yaptığı açıklamada aşının gerekli olduğunu vurguladı. Fransa ne pahasına olursa olsun, ülkede felaket senaryosunun tekrarlanmasını önlemeye çalışıyor. Hükümet bu çabalar kapsamında 9 Ağustos’tan itibaren sağlık sertifikasını uygulamaya koyma kararı aldı

Hamilelerin aşılanması
Delta varyantının topraklarındaki yayılımında yavaşlamaya tanık olan Birleşik Krallık’ta yetkililer, hamile kadınlara koronavirüse karşı aşı olma çağrısında bulundu. Oxford Üniversitesi’nden araştırmacıların gerçekleştirdiği bir çalışma, varyant nedeniyle hamile kadınlarda artan risklere dikkat çekti.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre, İngiltere’de Ebelik Şefi Jacqueline Dunkley-Bent, Kovid-19 semptomları sebebiyle hastaneye başvuran hamile kadınlarda ciddi semptomların olduğu enfeksiyonlarda artış olduğunu gösteren yeni verilerin yayınlanmasının ardından hamilelere aşı olma çağrısında bulundu.
Jacqueline Dunkley-Bent doktorlara ve ebelere, hamile kadınları aşı almaya teşvik etme çağrısında bulundu. Dunkley-Bent, hamile kadınları kendilerini ve çocuklarını korumaya çağırdığını belirtti. Kraliyet Kadın Doğum Uzmanları ve Jinekologlar Koleji (RCOG) ve Kraliyet Ebeler Koleji (RCM) hamile kadınların aşılanması için benzer tavsiyelerde bulundu. İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), Moderna ve Pfizer aşıların kullanılmasını önerdiğini zira söz konusu aşıların ABD’de 130 binden fazla hamile kadına uygulandığını belirtti.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe