Mafya, hala örgütlenmiş gizli aileler mi?

Tüm alanlarda faaliyet göstermeye başlayan mafya artık sadece belirli bir aile tarafından yönetilen ve kalıtım yoluyla aktarılan özel kanunları olan örgütlü bir çete değildir

Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma şekli hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra meşhur oldu (AFP)
Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma şekli hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra meşhur oldu (AFP)
TT

Mafya, hala örgütlenmiş gizli aileler mi?

Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma şekli hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra meşhur oldu (AFP)
Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma şekli hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra meşhur oldu (AFP)

Fidel Spiti
Dünyadaki herkesin ‘mafya’ kelimesini bildiğini söyleyebiliriz. Orta Çağ'ın sonlarında Sicilya'da ortaya çıkan ‘mafya’ ifadesi, bugün kökeninden farklı bir anlam kazanmış durumda. Başta, kendilerini Sicilya adasını yabancı işgalcilere karşı korumaya adamış gizli gruplar olarak ortaya çıkan mafya, daha sonra topraklarını haydutlardan ve isyancı köylülerden korumak isteyen toprak ağaları tarafından tutulan küçük ordulara dönüştüler.
Ancak 18. ve 19. yüzyıllarda mafya üyeleri kendi gruplarını örgütlediler. O kadar güçlendiler ki, işler toprak ağalarının aleyhine olmaya başladı. Kendi emlak yasalarını koydular ve ekinlerini korumaları karşılığında toprak sahiplerinden zorla para aldılar.
Bazı akademisyenler, 19. yüzyılda Avrupa’daki feodal sistemin çöküşü ve Sicilya'nın hızla kaosa sürüklenmesiyle birlikte gerçek bir hükümet gücünün olmayışı karşısında mafyanın daha da güçlenmeye devam ettiğini ve toprak ağalarının yerel liderler gibi davranmaya başladıklarını ve ‘el capu’ olarak adlandırıldıklarını belirttiler. El capular, güçlerini kendi otoriteleri altındaki çiftçilerden (tıpkı kendilerinden önce buraları yöneten birçok feodal lord gibi) haraç almak için kullandılar. Şiddet ve tehditle güçlerini dayatan el capuların işledikleri suçlar, misilleme yapmaları korkusuyla mağdurlar tarafından şikayet dahi edilmedi.

Eski mafya ve yeni mafya
Bunlar başlangıçta böyleydi, ancak mafya kelimesi artık dünya çapında belirli bir bölgede veya belirli bir ticari alanda kendi yasalarını ve düzenlemelerini dayatan her tür silahlı çete için kullanılıyor. Tıpkı güçlerini koruyan ve güçlerini kişisel çıkarları için kullanan yozlaşmış politikacılar ve onların koruması altındaki gruplar gibi.
Mafya, kendisi, liderleri, kuralları ve çalışma yöntemi hakkında yüzlerce filmin yapılmasından sonra ünlendi. Örneğin ünlü yönetmen Francis Ford Coppola'nın yönettiği 1972 yapımı Baba (The Godfather) filmi gibi bu filmlerden bazıları, mafya aileleri fikrine, bölünmelerine, gelişimlerine, nüfuzlarına ve miraslarına odaklandı. Bu filmin büyük bir başarıya imza atması ve uluslararası alanda ün kazanmasından sonra ‘mafya’ teriminin Amerikan toplumunda ve tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlandığı söyleniyor.
Özellikle 1940’lı ve 50’li yıllarında ABD’de binlerce roman, hikaye, makale ve araştırmada çok güçlü bir ifade olarak görülen  ‘mafya’ kelimesinden bahsedildi. Liderleri arasında Al Capone ve birçok isimin bulunduğu ‘mafyaları olan’ ünlü insanlar var. Bu yüzden başlangıçta mafya kelimesinin küresel bir ifade haline geldiğini ve tüm dillerde aynı şekilde telaffuz edildiğini ve hatta birçok milliyeti olduğunu düşündük. Zira Amerikan, Rus, Kolombiya ve Brezilya mafyaları olduğu söyleniyor. Bu mafyaların her birinin kendi gizli yasaları ve başkalarıyla sınırlı olmayan kendilerine ait iş alanları olması sanki aralarında bir rol dağılımı olduğunu gösteriyor.

Mafya türleri ve evrimleri
Ancak mafya artık sadece belirli bir aile tarafından yönetilen ve kalıtım yoluyla aktarılan özel kanunları olan örgütlü bir çete değildir. İnsan hayatındaki her şeyin gelişmesiyle birlikte mafya da evrilmiştir. Örneğin bir emlak mafyası, özel ajansların mafyası ve üretim miktarlarını ve dolayısıyla fiyatlarını kontrol etmek için kahve, şeker, mısır ve buğday gibi belirli ürünlerin ticaretini yapan bir mafya haline gelebilmektedir. Dünya genelinde uyuşturucu, alkol, tütün ve silah, insan ticareti, fuhuş ve modern çağın kölelik mafyaları vardır.

Sicilya adasından tüm dünyaya
Sicilya’da ardı ardına kurulan yabancı kökenli hükümetler, adanın işgal ve ilhak girişimlerine her zaman isyan eden ada sakinlerini iterek mafyanın ortaya çıkmasına yardımcı oldu. Mafya, ‘omertà’ adı verilen karmaşık bir ahlaki kanunla düzenlenen adalet sistemini yürürlüğe koydu. Omertà, mutlak sessizlik ve hiçbir koşulda mafya içinde veya diğer mafyalara karşı işlenen suçların ortaya çıkarılmasına hiçbir şekilde yardım etmemeye dair verilen bir söz demektir.
1900 yılına gelindiğinde, Sicilya'nın batı köylerinde yerleşik çeşitli mafya ‘aileleri, tek bir çatı altında toplandılar ve bölgelerindeki ekonomik faaliyetlerin çoğunu kontrol altına aldılar. İtalya’da 1920'lerin başlarında (Benito) Mussolini'nin faşist rejimi, binlerce şüpheli Mafya çetesi üyesini tutuklayıp yargılayarak ve uzun hapis cezalarına çarptırarak mafyayı ortadan kaldırdı. Daha sonra Amerikan işgal makamları, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra birçok mafya liderini siyasi tutsak olduklarını düşünerek serbest bıraktı. Serbest kalan mafya üyeleri çetelerini canlandırmaya başladılar. Palermo şehrine ve buradaki sanayi, ticaret ve inşaat sektörlerine yöneldiler. Ancak Palermo'daki mafya, 1970'lerin sonlarında ABD’ye gönderilecek eroinin rafine edilmesi ve yeniden nakliyesi işine girdi.
Sicilya mafyası, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında ABD ve Güney Amerika'nın bazı bölgelerine yoğun bir göç hareketi başlattı ve orada yeniden örgütlendi. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktadığı habere göre 1930'ların başlarında, ABD’de örgütlenen İtalyanlar, 1930-1931'deki kanlı çatışmalardan sonra İrlandalıların, Yahudilerin ve diğer çetelerin birçok yasadışı faaliyetinin kontrolünü ellerinden aldılar.
Öte yandan Amerikan mafyası, ülkede yürürlükte olan içki ticareti yasağının kaldırılmasının ardından kaçakçılık faaliyetlerini durdurdu. Kumarhane, işçi haraçları, uyuşturucu ticareti ve fuhuş işlerine girdi. Amerikan mafyası, topladığı muazzam miktardaki parayla ABD’deki en büyük ve en güçlü toplu suç örgütü haline geldi. Ancak her zaman otel, restoran ve eğlence mekanları gibi meşru işletmelere yatırım yaparak parasını akladı.

Mafyanın merkezi olarak ABD
ABD’li devlet kurumları tarafından 1950'li ve 1960'lı yıllarda yürütülen soruşturmalar, Amerikan mafyasının yapısının Sicilya'da ilk ortaya çıkan mafya modeline benzediğini ortaya çıkardı. Orada mafyaya ‘bizim yolumuz’ anlamına gelen İtalyanca bir ifade olan ‘cosa Nostra’ adı verildi.
Mafya'nın faaliyet gösterdiği her şehirde nüfuz sahibi bir aile vardı. New York dışında, aralarında imzaladıkları sözleşme altında faaliyet gösteren beş aile vardı. Ancak söz konusu sözleşmenin ihlali, ülkede birbirini takip eden hükümetleri meşgul eden bu mafya aileleri arasında her zaman acımasız savaşlara ve suikastlara yol açmıştır.
Her ailenin bir lideri vardı ve onun altında, alt düzey üyeler ile arasında, çetenin yasadışı faaliyetlerinin neden olabileceği yasal sorunlarla doğrudan ilişkilendirilmemesi için bir engel olarak görev yapan ‘alt’ liderler vardı. Aracı olan bu liderler, ailenin otomatlar, gıda şirketleri veya restoranlar gibi yasal faaliyetlerinden ya da fuhuş, kumar veya uyuşturucu gibi yasadışı faaliyetlerinden sorumlu olan çete üyelerini denetlediler.
20. yüzyılın sonunda, mafyanın Amerikan organize suçlar alanındaki rolü, üst düzey yetkililerin yoğun soruşturmaları ve verilen yasal cezaların ardından azalmaya başladı. Bu durum, mahkemelerde kendilerine koruma sağlanması ve cezalarının hafifletilmesi karşılığında tanık olmayı kabul eden üyelerle diğer üyeler arasında bölünmelere yol açtı.

Dilbilimi açısından mafya kelimesi
Avrupa sözlüklerine göre mafya kelimesi literatürde ilk olarak 1668 yılında ‘sapkınlar listesi’ veya ‘sapkın ve cadı özelliklerini taşıyanlar’ listesinde görüldü. Kelime cesaret, hırs ve kibir anlamına geliyordu ve böylece mafya kelimesi ilk olumsuz çağrışımını kazanıyordu.
HES Data Dictionary’ye göre mafya kelimesinin kökeni Arapçaya dayanıyor. Çünkü Araplar 846 yılında Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra Sicilya'nın kontrolünü ele geçirmişlerdi ve mafya kelimesi de agresif, şiddet yanlısı ve öfkeli anlamına gelen Arapça ‘mehayisu’ kelimesinden geliyordu.
Lakin, General (Giuseppe) Garibaldi'nin Sicilya'yı İtalya'ya ilhak etmek için işgal ettiği, İtalya'nın birleşme tarihi olan 1861 yılına kadar uzanan ismin tarihiyle ilgili farklı bir hikaye anlatılıyor.  O dönem adada yaşayan erkeklerden oluşan gruplar işgalciler gelince Sicilya'daki Marsala bölgesinde bulunan mağaralara kaçmışlar. Bu mağaralara ‘mafi’ deniyordu. İşgalci General Garibaldi bu yüzden mafi mağaralarına saklanan insanlara ‘mafioso’ adını verdi.
1865 yılında da polis, suç eylemlerini planlayan ve bunları gerçekleştirmeleri için başkalarına para veren bir adamı tanımlamak için ‘mafya’ terimini kullandı.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe