Sağlık Bakanı Koca: 12 yaşından büyük ve kronik hastalığı olan çocuklarımız için aşı tanımlaması yapıldı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca (AA)
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca (AA)
TT

Sağlık Bakanı Koca: 12 yaşından büyük ve kronik hastalığı olan çocuklarımız için aşı tanımlaması yapıldı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca (AA)
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca (AA)

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, velilerin e-Nabız üzerinden çocukları için aşı talebinde bulunabildiklerini belirterek, "Bununla birlikte 12 yaşından büyük ve kronik hastalığı olan çocuklarımız için de aşı tanımlaması yapılmış durumdadır" dedi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, video konferans yöntemiyle düzenlenen Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, toplantıda aşı etkililiği analizinin sonuçlarını, okullarda alınacak tedbirleri, aşı programını ve uyulması gereken tedbirleri ele aldıklarını söyledi.
Bilim Kurulunun okulların güvenle açılması için gereken tedbirleri içeren çalışma rehberini hazırladığını belirten Koca, "Bu hazırlığı Milli Eğitim Bakanlığımız ve Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığımız ile istişare ederek uygulamaya hazır hale getireceğiz. Daha önce de belirttiğim gibi okullarımızda yüz yüze eğitim ve bunun sürekliliği tek hedefimiz." diye konuştu.
Daha önce mutasyonlar ve varyantlarla ilgili çok haberler izleneceğini, çok bilgiler paylaşılacağını ancak vatandaşın esas gündeminin bu olmaması gerektiğini ifade ettiğini anımsatan Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Virüsü tanıyoruz, tedavi yöntemlerimiz her gün gelişiyor ve aşı programımız başarıyla sürüyor. Bununla eş zamanlı olarak virüsün tüm değişikliklerini izliyor ve mücadele politikamıza etkisi olup olmadığını düzenli olarak kontrol ediyoruz ancak daha önce de belirttiğim gibi virüsün mutasyona uğraması beklenen bir durum ve bu mutasyonlar tedbirlerde bir değişikliğe sebep olmuyor. Virüs aynı virüs, bulaşma yolları aynı yollar. Dolayısıyla tedbirler de aynı tedbirler. Aşı ile bağışıklık elde edilene kadar uyacağımız tedbirlerde bir değişiklik yok."
"Virüse yiğitlik olmaz"
Tedbirlerin halen aynı ve çok etkili olduğunu dile getiren Koca, şöyle devam etti:
"Ancak bizler sanki son hastamız da iyileşmiş, virüs yok olmuş gibi davranırsak hastalığın yayılması için tüm şartları sağlamış oluruz. Son günlerde temelsiz bir cesaret ile hareket edenlerimiz var. Eskiden atalarımız soğuk havada ince elbiseler giyen gençlere 'Soğuğa yiğitlik olmaz' derdi. Emin olun virüse de yiğitlik olmaz. Kimse ben gencim, bağışıklık sistemim güçlü diye tedbirlerden vaz geçmemeli. Salgın hastalık bitmiş değil. Bunu sizleri endişeye sevk etmek, hastalığı gündeminizde tutmak gayesiyle söylemiyorum. Zira hastalığı gündeminizden çıkarın, sağlık çalışanlarımız, bilim kurulumuz sizin için tüm gelişmeleri takip ederek hazırlıklar yapıyor diye sesleniyorum sizlere. Salgın hastalığı gündemimizden çıkarmalıyız ancak bunu hastalığı yok sayarak, salgını bitti kabul ederek yapamayız. Salgının farkında ve tedbirlere uyarak bunu yapmalıyız."
Hiçbir vatandaşın kapalı bir ortamda maskesiz hareket etmemesi gerektiğini vurgulayan Koca, 2 metrelik sosyal mesafeye azami dikkat gösterilmesi, hijyen tedbirlerinin her zaman olduğundan daha iyi uygulanması, kalabalık ve kapalı ortamlardan, havalandırması eksik olan alanlardan uzak durulması, maske, mesafe ve temizlik prensiplerine harfiyen uyulması gerektiğinin altını çizdi.
Koca, "Salgın bitmiş virüs yok olmuş değil. Korkmayın ama tedbiri elden bırakmayın. Virüse yiğitlik yapmaya ise asla yanaşmayın." dedi.
"Çalışma tamamlandı"
Geçen haftaki toplantının ardından 31 milyon aşılı vatandaşın incelenmesi sonucu aşı etkililiğiyle ilgili bir çalışma yapıldığını ve ön sonuçlarını paylaştığını hatırlatan Koca, bu çalışmanın tamamlandığını bildirdi.
Bakan Koca, çalışmanın sonuçlarına göre 3 doz aşı olmuş kişilerin 2 doz aşı olmuş kişilere göre hem hastalığa yakalanma oranında hem de hastaneye ve yoğun bakıma yatışta daha iyi korunduğunun anlaşıldığını ancak 3 doz aşı olmuş vatandaşların aşı olmalarının üzerinden henüz çok uzun bir zaman geçmediğini, bu çalışmayı süre uzadıkça güncellemeye devam edeceklerini dile getirdi.
"Çalışmamızın önemli sonuçlarından biri üçüncü doz uygulamasının gerekliliğini bilimsel olarak ortaya koymuş olması." diyen Koca, ön sonuçlar hakkında bilgilendirme yaparken ilk verilere göre 3 doz inaktif aşının en iyi korumayı sağladığını paylaştığını anımsattı.
Çalışma sonuçlarına göre 3 doz inaktif aşı ile 2 doz inaktif ve bir doz mRNA aşısı yapılmış kişilerin benzer oranda korunduğunu aktaran Koca, şunları söyledi:
"Bunun yanında 3 doz aşı olmuş kişiler 2 doz aşı olmuş kişilerden daha iyi korunuyor. Bu aşı programımız açısından son derece önemli bir sonuçtur. 2 doz inaktif aşı olmuş vatandaşlarımızın 3. doz ister mRNA ister inaktif aşı olmasının gerekli olduğu anlaşılmıştır. 2 doz mRNA aşısı olan vatandaşlarımız için ise 3. doz çalışması yeni yapılmaktadır. Aşıyı geliştiren ekibin açıklamaları mRNA aşısı olanlar için de 3. doz uygulamasının gerekebileceği yönünde. Ülkemizde mRNA aşıları inaktif aşıdan sonra kullanıma girdiği için bu konuda yeterli veri henüz yok ancak ön sonuçlar belirli süre sonra 2 doz mRNA aşısının da koruyuculuğunun düşebileceğini gösteriyor. Önümüzde bir İsrail örneği var ancak kendi verilerimiz belirginleştikçe bu konudaki sonuçları da hem sizlerle hem de dünya kamuoyu ile paylaşacağım. Bugün için en önemli sonuç, iki doz inaktif aşı olmuşsanız 3. doz uygulamayı geciktirmeden yaparak koruma seviyemizi yükseltmemiz gerektiğidir."
18 yaşın altındakilerin aşılanmasına da değinen Koca, "Ülkemizde yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptıracak 18 yaşından küçük kişiler de aşı talebinde bulunabiliyorlar. Yurt dışına eğitime giden ve ilgili ülke kuralları gereği aşı olması gereken ancak ülkemizdeki yaş sınırının altında kalan çocuklarımızın, velilerinin müracaatı halinde aşıları yapılabiliyor. e-Nabız web sayfasından girerek veliler çocukları için aşı talebinde bulunabiliyor. Bununla birlikte 12 yaşından büyük ve kronik hastalığı olan çocuklarımız için de aşı tanımlaması yapılmış durumdadır" diye konuştu.

 



Jon Jones, Beyaz Saray'da neden dövüşmüyor?

Dana White ve Donald Trump (Reuters)
Dana White ve Donald Trump (Reuters)
TT

Jon Jones, Beyaz Saray'da neden dövüşmüyor?

Dana White ve Donald Trump (Reuters)
Dana White ve Donald Trump (Reuters)

Dana White, Jon Jones'un UFC'nin Beyaz Saray etkinliği için aklından "hiçbir zaman" geçmediğinde ısrar etti ve eski ağırsıklet şampiyonunun emekli olduğunu yineledi.

Jones, UFC 326 yayını sırasında nihayet açıklanan ana etkinlikte yer almamasıyla dikkat çekti. Etkinliğin yan ana maçındaysa rakibi olacağı konuşulan Alex Pereira'yla Ciryl Gane, geçici ağırsıklet şampiyonluğu için karşı karşıya gelecek.

Jones, emekliliğinden bir yıl sonra Beyaz Saray'da dövüşmek için "görüşmeler" yaptığını söylemişti.

Ancak White, 38 yaşındaki Jones'un söylediklerinin gerçekle ilgisi olmadığını ve UFC'nin onu etkinliğe dahil etmeyi hiç düşünmediğini belirtti.

 Asla, asla, asla, size 100 bin kere söylediğim gibi, Jon Jones'un Beyaz Saray'da dövüşmesi aklımdan bile geçmedi. Bunu neden yapmayacağımı size anlattım. Meta gözlükleriyle çekim yapan bir videoda kalçalarının ne kadar kötü durumda olduğundan söz ediyordu. Neredeyse koşamadan oynadığı o Amerikan futbolu maçını gördünüz mü bilmiyorum. Kalçalarında artrit varmış; doktor da kalça protezi takılması gerektiğini söylemiş. Tüm bunlar bir kenara, Jon Jones olayı da tamamen saçmalık. Jon Jones'la görüşmediğimizi veya Jon Jones'un dövüşle ilgilenmediğini söylemiyorum. Ve daha da çılgıncası, ben avukatına 'Asla olmayacak, asla' diye mesaj attıktan sonra Jon Jones'un çıkıp 'Beyaz Saray dövüşü için görüşmeler yapıyorum' demesiydi.

Jon Jones'un emekli olduğunu söyleyebilir miyiz?

Evet, kesinlikle söyleyebiliriz.

Independent Türkçe


İran'da yeni dini lider Mücteba Hamaney oldu

İran'da yeni dini lider Mücteba Hamaney oldu
TT

İran'da yeni dini lider Mücteba Hamaney oldu

İran'da yeni dini lider Mücteba Hamaney oldu

İran Uzmanlar Meclisi, Pazar günü Mücteba Hamaney’i ülkenin yeni dini lideri  olarak seçti. Hamaney, 28 Şubat’ta Tahran’a düzenlenen ABD ve İsrail saldırısında öldürülen babası Ali Hamaney’in yerine geçti.

88 üyeden oluşan meclisin açıklamasında, “Bugünkü olağanüstü oturumda, Uzmanlar Meclisi temsilcilerinin kararlı oylarıyla Mücteba Hüseyni Hamaney, İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana üçüncü lider olarak atanmıştır” denildi.

Meclis ayrıca İran halkına, yeni liderin etrafında birlik olmaları ve ona biat etmeleri çağrısında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, yeni liderin ABD ile uyumlu hareket etmesi gerektiğini vurguladı. ABC News’e konuşan Trump, “Onayımız olmadan uzun süre dayanamaz. Bu, İran politikasında istikrarı sağlamak açısından önemli” ifadelerini kullandı.

Mücteba Hamaney Kimdir?

Mücteba Hüseyni Hamaney, İran’daki iktidar hiyerarşisinin en gizemli isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Babasının aksine, kamu hayatında sınırlı bir varlık gösterdi; hiçbir devlet görevinde bulunmadı, kamuya açık konuşmalar yapmadı ve medyaya röportajlar vermedi. Sadece az sayıda fotoğraf ve video yayınlandı.

Buna rağmen yıllardır, babasının en önemli bağlantı kanallarından biri olarak sistem içindeki etkisi hakkında spekülasyonlar devam etti. Hamaney’in babasının yerine geçmesi tartışmalara yol açtı; zira İran İslam Cumhuriyeti ideolojisine göre Yüksek Rehber seçimi dini statü ve siyasi liderliğe dayalıdır, aileden miras yoluyla belirlenmez.

Hamaney’in İkinci Oğlu

Mücteba Hüseyni Hamaney, 8 Eylül 1969’da İran’ın kuzeydoğusundaki Meşhed şehrinde dünyaya geldi. Rehber Ali Hamaney’in altı çocuğundan ikinci oğlu olan Mücteba,  1979’da İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından şekillenen dini ve siyasi bir ortamda büyüdü. İran’da tanınmış bir dini aileden geliyor; kardeşi Mustafa Hamaney ve akrabalarından Hadi Hamaney de din adamıdır.

Ayrıca muhafazakâr kanattaki önde gelen isimlerle aile bağları bulunuyor. Muhafazakâr siyasetçi Gulam Ali Haddad-Adel’in kızı Zühre Haddad ile evlendi; Haddad-Adel, eski İran parlamento başkanıdır.

Din Eğitimi ve Kariyeri

Orta öğrenimini Tahran’daki Alavi Dini Okulu’nda tamamladı. 1999 yılında dini eğitimine devam etmek için Kum’a taşındı ve burada dini kıyafetini giymeye başladı.

Cumhuriyet sonrası dönemde öğrenciler genellikle daha genç yaşta medrese eğitimine başlarken, Mücteba’nın 30 yaşında medreseye katılması nispeten geç bir başlangıç olarak değerlendiriliyor.

Kum’da fıkıh ve geleneksel dini bilimler üzerine eğitim aldı, ancak medrese kurumları içinde önde gelen bir dini otorite olarak öne çıkmadı; genellikle orta dereceli bir din adamı olarak sınıflandırılıyor.


İran Kürtlerinden ABD’ye üç şart: Siyasi partiler koalisyon kurdu

İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)
İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)
TT

İran Kürtlerinden ABD’ye üç şart: Siyasi partiler koalisyon kurdu

İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)
İran'ın Kürdistan eyaletine bağlı Senendec'deki bir patlama, 5 Mart 2026 (Reuters)

Rüstem Mahmud

ABD Başkanı Donald Trump ile İran Kürdistanı Demokratik Partisi lideri Mustafa Hicri arasındaki telefon görüşmesinin ardından İran Kürtleri ve onları temsil eden siyasi güçler, küresel bir siyasi mesele haline geldi. Görüşmede, İran rejimini ülke içindeki belirli bir coğrafi alandan çıkmaya zorlayacak ve böylece rejime karşı halk ayaklanmasını tetikleyecek bir kıvılcım yaratma amacıyla, Kürt partilerine bağlı silahlı örgütlerin bölgelerinde büyük çaplı bir kara savaşına girişme olasılığı ele alındı.

Sahada ise İran'ın kuzey ve batısındaki Kürt çoğunluklu bölgelerin çoğunda gergin bir atmosfer ve bekleyiş hali hakim. Bu arada, beş İranlı Kürt siyasi parti bir koalisyon konseyi kurduklarını açıkladı; bu hamle bazı İranlı muhalif gruplar tarafından memnuniyetle karşılanırken, diğerleri tarafından uyarılarla karşılandı. Komala Partisi'nden bir İranlı Kürt siyasi kaynak, el-Mecelle'ye partisinin ve diğer İranlı Kürt siyasi örgütlerinin bir sonraki aşamaya ilişkin vizyonunu açıkladı.

Trump, Hicri ile yaptığı görüşmenin ardından Iraklı Kürt liderler Kürdistan Demokrat Partisi'nden Mesud Barzani ile Kürdistan Yurtseverler Birliği'nden Bafel Talabani ile iki telefon görüşmesi yaptı. Görüşmelerin ardından, İran'ın batısında ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Kürdistan ve Kirmanşah illeri yoğun bombardımanlara sahne oldu. Hedef alınan yerler arasında çok sayıda  ordu, istihbarat ve Devrim Muhafızları tesisi ile polis karakolları gibi sivil güvenlik tesisleri de vardı. Gözlemciler bunu Kürtleri bölgelerinin kontrolünü ele geçirmeye teşvik etme taktiği olarak yorumladı.

İran Kürdistanı Demokratik Partisi'nden üst düzey bir siyasi kaynak, Mecelle'ye yaptığı açıklamada, sahada harekete geçmelerinin henüz netleşmemiş üç vizyonla bağlantılı olduğunu söyledi: “Amerika Birleşik Devletleri bu savaşı nasıl bitirmeyi planlıyor? Rejimde radikal bir değişiklik, devlet başkanının değiştirilmesi veya İran ordusunun ve nükleer programının yok edilmesi yoluyla mı, yoksa kalan iç detayları halka bırakma yoluyla mı gerçekleşecek? ABD, Kürtlere güvenlik, askeri veya siyasi olarak ne tür koruma garantileri sunabilir? Ayrıca, ABD, ülkenin geleceği, siyasi sistemin doğası ve Kürtlerin bu sistemdeki yeri konusunda diğer İran siyasi güçlerine ne tür vizyonlar dayatabilir?”

İran'daki Kürtlerin sayısı hakkında resmi istatistikler bulunmuyor, ancak tahminlere göre nüfusları 7 ila 10 milyon arasında. Bunların yaklaşık üçte biri başkent Tahran ve diğer büyük şehirlerde yaşıyor

Sahada, paylaşılan haberlere göre, bu bölgede Devrim Muhafızları birlikleri ile Kürt savaşçılar arasında silahlı çatışmalar yaşandı. Hiçbir İran Kürt partisi sorumluluğu üstlenmedi ve İranlı yetkililer tarafından da resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak, çeşitli Kürt şehirlerine dair dolaşımda olan videolarda, yerel halkın Dini Lider Ali Hamaney'in ölüm haberini duyduktan sonra sevinç gösterilerinde bulunduğu, Kürtçe sloganlar atarak İran rejiminin devrilmesini ve Kürt halkı için özgürlük talep ettiği görülüyor.

xcvfgh
Kürdistan Özgürlük Partisi'nden İranlı Kürt savaşçılar, Irak'ın Erbil şehrinin dışındaki bir üste eğitim görüyorlar, 12 Şubat 2026 (Reuters)

Senendec'de yaşayan aktivist Feryad Jamkar, Mecelle'ye konuşarak İran'ın Kürt bölgelerindeki durumu şöyle anlattı: “Yaklaşık iki hafta önce, savaş beklentilerinin artmasıyla birlikte, başkent Tahran ve Tebriz, İsfahan ve hatta Meşhed şehirlerinde yaşayan on binlerce Kürt, özellikle öğrenciler ve devlet memuru olmayan aileler, Kürt bölgelerine geri dönmeye başladı. Bu şehirlerin savaş sırasında ağır bombardımanlara maruz kalacakları ve büyük olasılıkla geniş çaplı bir kaos yaşanacağı inancı hakim. Nitekim başkent Tahran'da Kürt çoğunluğunun yaşadığı Sadıkiye, Narmak ve Settar Han gibi mahalleler, Kürt sakinlerinden neredeyse tamamen boşaldı. Bu arada, ülkenin batısındaki Kürt şehirlerinin sakinleri kırsal kesime ve daha küçük kasabalara gidiyor. Son saatlerde gıda ve yakıt talebinde büyük bir patlama yaşandı, fiyatlar istisnai biçimde yükseldi ve birçok tüccar mallarını satmayı reddetti. Bunların nedeni, Kürt toplumunun, açıkça dile getirmese de, bölgelerinde büyük dönüşümlerin yakın olduğuna dair derin bir his beslemesidir. Bölgeleri, rejim ile yerel İran toplulukları arasında beklenen çatışmaların odak noktası olacaktır. Mevcut davranışları, yakın gelecekte olabilecekler için bir hazırlık biçimidir.”

1 İran'daki Kürtlerin sayısı hakkında resmi istatistikler bulunmuyor, ancak tahminlere göre nüfusları 7 ila 10 milyon arasında. Büyük çoğunluğu ülkenin batısındaki Batı Azerbaycan, Kirmanşah ve Kürdistan illerinde yaşıyorlar. Bununla birlikte, yaklaşık üçte biri başkent Tahran ve diğer büyük şehirlerde yaşıyor. Kürt bölgelerindeki ciddi az gelişmişlikten kaynaklanan yoksulluk, 1990'ların başından beri yüz binlercesinin İran'ın diğer bölgelerine göç etmesine neden oldu.

Kürt bölgeleri, bazen geniş çaplı halk ayaklanmalarına dönüşen sürekli protestolara sahne olmaktadır. 2022'de genç kız  Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından olduğu gibi kimi zaman bunlar büyük ayaklanmalara dönüştü

İran Kürtlerinin, uzun ve zengin bir siyasi tarihi vardır. İlk olarak 20. yüzyılın başlarında Kaçar hanedanına karşı Kürt isyanları yaşandı ve bunlar Şah yönetimi altında 1946'da  Mahabad'da ilk Kürt devletinin deklare edilmesiyle sonuçlandı. Bu tarih ayrıca, İslam Devrimi'nin başarısının ardından 1980'lerin başlarında İranlı Kürt partilerin yürüttüğü silahlı mücadeleyi de içeriyor; İran rejimi yıllarca süren baskıcı operasyonlarla kontrolü yeniden ele geçirene kadar, bu mücadelede Kürt çoğunluklu bölgeleri birkaç yıl boyunca kontrol etmişlerdi.

df
İran Kürdistanı Demokratik Partisi lideri Mustafa Hicri

O zamandan beri Kürt bölgelerinde sürekli olarak çeşitli biçimlerde protestolar yaşanıyor ve bu protestolar bazen, genç kız Mahsa Amini'nin öldürülmesinin ardından 2022'de olduğu gibi, büyük halk ayaklanmalarına dönüşüyor. İran makamları, Kürt bölgelerini güvenlik güçleri aracılığıyla yönetiyor ve sürekli bir olağanüstü hal ilan ediyor. İran'daki siyasi tutukluların yarısı ve ölüm cezasına çarptırılanların bir kısmı Kürt etnik kökenlidir. İran makamları, Kürt toplumunu rejime karşı çıkan siyasi güçlerle ilişkilerde en disiplinli toplum olarak görüyor. Onu, hem etnik hem de mezhepsel kimlikleri nedeniyle, iktidardaki rejimin merkezine kolayca ulaşılabilir ve ısrarlı muhalif olarak değerlendiriyor.

Birleşik bir siyasi vizyon

İranlı Kürt solcu-milliyetçi Komala Partisi'nden bir Kürt siyasi kaynak, kendisi ile yaptığımız röportajda ​​İran Kürt siyasi sisteminin mevcut olaylara ve önümüzdeki haftalar ve aylarda neler olabileceğine dair vizyonunu açıkladı. Kürt siyasi kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “İran'da yakın gelecekte iki senaryodan birinin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Ya rejim tamamen çökecek ya da açık ve öngörülemeyen bir kaos durumuyla karşılaşmak istemeyen uluslararası güçlerin desteğiyle zayıf bir yapı olarak kalacak. Her iki durumda da, ülkedeki ana siyasi güçlerden oluşan küçük bir siyasi konseyin kurulmasını ve üç temel konuda acilen anlaşmaya varmasını talep ediyoruz. Birincisi, her türlü kaos ve iç çatışmadan kaçınmak için, yeni bir siyasi sisteme geçişte, net adımlar ve kesin olarak tanımlanmış aşamalarla, ülkede sırayla neler olması gerektiğine dair stratejik bir vizyonun belirlenmesi. İkincisi, İran'ı bu vahim tarihi duruma getiren, ardı ardına gelen siyasi rejimlerin neden olduğu temel sorunların kapsamlı bir şekilde incelenmesidir. Bunların hepsinin ortak paydası, milliyetçi radikalizm ve dogmatik ideoloji ile birlikte, tüm kaynaklar ve ülkenin kurumları ve coğrafyası üzerindeki aşırı merkezi kontrol olmuştur. Tüm bu özelliklerden ve uygulamalardan tamamen farklı yeni bir siyasi sistemin özellikleri üzerinde anlaşmaya varılmalıdır. Üçüncüsü, İran devletinin sınırları içinde bu ulusların özgünlüklerine saygı duyan ve herhangi bir partinin İran'ın geleceği üzerinde yeni bir ulusal veya mezhepsel hegemonya kurmasını engelleyen federal bir sistem kurulmasıdır. Bu sistem gelecekte merkezi Fars milliyetçiliği ile diğer İranlı ulusların (Araplar, Kürtler, Azeriler ve Beluçlar) hakları arasındaki ilişkiyi çizecektir.

Rıza Pehlevi, yeni koalisyonun oluşumunu “İran'ın toprak bütünlüğü ve ulusal birliği hakkında yanlış ve saçma iddialarda bulunan çeşitli ayrılıkçı gruplar” olarak tanımladı ve mevcut İran ordusu aracılığıyla onlara karşı misilleme tehdidinde bulundu

Son savaşın patlak vermesinden birkaç gün önce, en büyük ve tüm Kürt siyasi yönelimleri (milliyetçi, solcu ve muhafazakâr) temsil eden beş İranlı Kürt siyasi parti, “İşbirliği İçin Diyalog Merkezi”nde düzenlenen uzun toplantıların ardından “İran Kürdistan'ı Siyasi Güçler Koalisyonu”nun kurulduğunu duyurdu. Bu gelişmeyi takip eden kaynaklar, yeni ittifakın ABD ve Batı'nın baskısı ve bu değişime sponsor olması sonucu, İran rejimine yönelik siyasi bir baskı biçimi olarak ortaya çıktığını belirtti. Ancak Kürt partiler yayınladıkları bildirilerinde, siyasi projelerinin “yeni ve önemli bir saha çalışması aşaması” için hazırlık aşamasında olduğunu ifade etti. Bildiri, Kürdistan Özgürlük Partisi ve Abdullah Öcalan liderliğindeki Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) yakın olan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi tarafından imzalandı. Ayrıca, Irak'taki KDP’ye yakın olan İran Kürdistanı Demokratik Partisi, İran Kürdistan Örgütü ve KYB’ye yakın olan Kürdistan Emekçiler Örgütü (Komala) de imzaladı. İttifak açıklamasında şunları söyledi: “İttifakın amacı, İran'daki Kürt siyasi hareketini genişletmek, Kürdistan'ın ülkenin siyasi denklemindeki rolünü güçlendirmek, Kürt halkının hak ve özgürlüklerini garanti altına almak ve İran'ın geleceğini yeniden şekillendirmede aktif olarak yer almak için birlik olmak ve ortak mücadele vermektir. Ulusların haklarının tanınmasına, demokrasinin kabulüne ve her türlü diktatörlüğün reddedilmesine dayalı kapsamlı bir demokratik geçişin kademeli olarak oluşmasını destekliyoruz.”

vfbghyj
İran Kürdistanı Demokratik Partisi üyeleri, Irak'ın Erbil şehrindeki Koya bölgesinde bulunan genel merkezlerine giden yoldaki bir kontrol noktasındalar, 27 Şubat 2026'da (AP)

İran'ın eski yöneticisi Rıza Pehlevi'nin oğlu, yeni kurulan koalisyonu “İran'ın toprak bütünlüğü ve ulusal birliği hakkında yanlış ve saçma iddialarda bulunan birkaç ayrılıkçı grup” olarak tanımladı. İran ordusuna doğrudan hitap ederek, mevcut İran ordusu aracılığıyla onlara karşı misilleme tehdidinde bulundu. İran ordusuna “Önümüzdeki günlerde ve haftalarda, İslam Cumhuriyeti'nin tamamen çökmesi ve bu rejimin ülkeden atılmasıyla birlikte, İran'ın ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü savunmada her zamankinden daha uyanık, kararlı ve gayretli olacağız. Bu temel ilkeye bağlı kalarak, İran ordusunun ulusal görevini yerine getirmesini, milletin yanında durmasını ve İran'ı İslam Cumhuriyeti ve ayrılıkçılara karşı savunmasını bekliyoruz” dedi.

İran Halkın Mücahitleri Örgütü lideri Meryem Recavi, Fars olmayan etnik grupların federasyonlar ve yerel yönetim organları oluşturacağı merkezi olmayan bir devlet kurma sözü verdi

Kürt İttifakı, Pehlevi'nin açıklamalarına “zayıf” ve “asılsız” diyerek yanıt verdi ve ekledi: “İran Kürdistan'ındaki Siyasi Güçler İttifakı, Rıza Pehlevi'nin bu zayıf ve temelsiz açıklamalarını kınarken, Kürt ulusunun ideallerini ve İran'ın ezilen halklarının meşru haklarını savunmadaki ilkeli duruşunu yeniden teyit etmektedir. İttifak, bu temelsiz nefretin nihayetinde hiçbir sonuç vermeyeceğine inanmaktadır. Ancak ülke içinde ayaklanan halkın özgürlük ideallerinin gerçekleştirilmesi, diktatörlüğün ve faşizmin tüm biçim ve tezahürlerinin sonsuza dek gömülmesi için İran'ın özgür uluslarının ve özgürlüğe aşık halkının mücadele azmini güçlendirecektir.”

İran Halkın Mücahitleri Örgütü lideri Meryem Recavi, Pehlevi'nin açıklamalarını kınayarak, bunları “ulusal totalitarizme dayalı” bir siyasi sistemi yeniden şekillendirme girişimi olarak nitelendirdi. Örgütünün, mevcut rejiminin yetkililerini veya onlardan önceki Şah rejimi yetkililerini dışlayan bir sistem kurma konusundaki kararlılığını vurgulayan Recavi, Fars olmayan etnik grupların federasyonlar ve yerel yönetim yapıları kurma hakkına sahip olacağı merkezi olmayan bir devlet kurma sözü verdi.