Taliban’ın iki numaralı ismi ‘kapsayıcı bir hükümet’ kurmak için Kabil’e gelirken, ‘tahliye’ kaosu devam ediyor

Hareket misilleme haberlerini araştırma sözü verdi. Washington ise "olası saldırılar" konusunda uyardı

Bir ABD askeri dün Kabil havaalanında tahliye görevinde ve Molla Abdulgani Birader (AFP)
Bir ABD askeri dün Kabil havaalanında tahliye görevinde ve Molla Abdulgani Birader (AFP)
TT

Taliban’ın iki numaralı ismi ‘kapsayıcı bir hükümet’ kurmak için Kabil’e gelirken, ‘tahliye’ kaosu devam ediyor

Bir ABD askeri dün Kabil havaalanında tahliye görevinde ve Molla Abdulgani Birader (AFP)
Bir ABD askeri dün Kabil havaalanında tahliye görevinde ve Molla Abdulgani Birader (AFP)

Taliban'ın Kabil'e girmesinden altı gün sonra, hareketin iki numaralı ismi Molla Abdülgani Birader, "kapsayıcı bir hükümet" kurmak için Afgan başkentine gelirken, on binlerce Afgan hava yolu ile hâlâ kendi ülkelerinden kaçmaya çalışıyor. Amerikan başkanı Joe Biden, "sonucu" garanti etmediğini söyledi. Washington, "potansiyel güvenlik tehditleri" bulunduğunu belirterek, vatandaşlarını şu anda kaosun hüküm sürdüğü Kabil havaalanına gitmekten kaçınmaları konusunda uyardı.
"Taliban" hareketinden bir yetkili, Kabil havaalanında güvenlik risklerinin varlığını inkâr etmedi ve hareketinin önümüzdeki saatlerde havaalanında "durumu iyileştirmeyi ve sorunsuz bir çıkış sağlamayı hedeflediğini" belirtti.
Molla Birader dün, Taliban'ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden sonra, hareketin siyasi ofisini yönettiği Katar'dan Afganistan'a döndü. Üst düzey bir Taliban lideri Tarnsız haber ajansına (AFP), Birader’in "kapsayıcı bir hükümet kurmak için siyasi liderlerle görüşmek üzere Kabil'e geldiğini" söyledi.
Birader, 2001'deki 11 Eylül saldırılarının ardından kurulan ABD liderliğindeki bir koalisyonun Taliban'ın hakimiyetini sona erdirmesinden bu yana, aleni olarak Afganistan'a dönen ilk üst düzey Taliban lideri oldu.
Kabil havalimanında her gün bir kaos hali yaşanıyor ve bu durum, Taliban'ın ülkeyi kontrol etmesinden korkan yabancı uyrukluların ve Afgan vatandaşlarının tahliye süreci için hiçbir hazırlık yapılmadığı izlenimini pekiştiriyor.
ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray'da tahliyelerle ilgili yaptığı konuşmada, "Sonucun ne olacağına dair söz veremem" dedi. Washington’un müttefiklerinin bu süreçte ABD’nin güvenilirliğini sorgulamadığı belirterek, “zayiat riski” olmayacağına dair söz veremeyeceğini aktardı.
Biden, 14 Ağustos'tan bu yana ABD ordusu tarafından 13 bin kişinin tahliye edildiğini duyurdu. Avrupa ülkeleri ve İngiltere'den gelen özel uçaklarla da binlerce kişi tahliye edildi. Yalnızca ABD 30.000 kişiyi sınır dışı etmeyi planlıyor.
Binlerce Afgan vatandaşı, Taliban hareketinin kontrolü ele geçirmesinin ardından hem kendileri hem de ülkeden kaçmaya çalışan yabancılar için can damarı olan Kabil Havalimanı'nın girişlerini kuşattı.
Bir görgü tanığı Alman Haber Ajansı’na (DPA), havaalanı kompleksinin dışında neredeyse sürekli ateş edildiğini söyledi.
Tahliye edilenlerin çoğu, Taliban tarafından havaalanına girmesine izin verilen Amerikan vatandaşlarından oluşuyor. Ancak özellikle Amerika Birleşik Devletleri için çalışan ve kendileri ve akrabaları için Özel Göçmen Vizeleri (SIV) alan birçok Afgan, 5 binden fazla Amerikan askeri tarafından güvenliği sağlanan bu yerleşkeye ulaşamıyor.
Dün (Cumartesi) itibariyle havalimanına giden yollardaki tıkanıklık hala devam ediyordu.
Binlerce aile, Kabil havaalanında mucizevi bir şekilde uçağa binmeyi umuyor. Amerikan askerleri ve bir grup Afgan özel kuvveti, onların bölgeye zorla girmesini önlemek için hazır bekliyorlar.
ABD, Afganistan'daki vatandaşlarına yönelik "potansiyel güvenlik tehditlerinin" varlığına dikkat çekerek dün vatandaşlarını şimdilik Kabil havaalanına gitmekten kaçınmaya çağırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan uyarı metninde, "Kabil havaalanı kapılarının dışındaki potansiyel güvenlik tehditleri nedeniyle, ABD vatandaşlarına, ABD hükümetinin temsilcilerinden bireysel talimat almadıkça, havaalanına seyahat etmekten kaçınmalarını ve şu anda havaalanı kapılarından uzak durmalarını tavsiye ediyoruz” denildi.
ABD ordusu Cuma günü, Kabil'deki bir otelden havaalanına ulaşmakta sıkıntı yaşayan 169 Amerikalıyı taşımak için üç helikopter göndermek zorunda kaldı.
Başka bir görgü tanığı, havalimanının dışındaki kalabalıkta her kesimden insanlar olduğunu, aralarında oyuncular, televizyon ve medyadan isimler, yeni doğmuş bebekleri olan genç erkekler ve kadınlar ile engelli vatandaşların da bulunduğunu aktardı.
Bu insanların birçoğu Taliban kontrol noktaları ile ABD ordusu tarafından kurulan dikenli teller arasında sıkışmış durumda.
Sayısız dokunaklı manzara arasında, sosyal medyada yayınlanan bir videoda Afganlar, ağlayan bir bebeği havaalanında kalabalığın üzerinden bir Amerikan askerine veriyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), bu bebeğin tedavi edildiğini ve ailesine teslim edildiğini açıkladı.
Bir NATO yetkilisi, Taliban savaşçılarının geçen hafta başkent Kabil'e girmesinden bu yana, büyükelçilikler ve uluslararası yardım grupları için çalışan yaklaşık 12.000 yabancı ve Afgan'ın  tahliye edildiğini belirtti.
İsmini vermek istemeyen yetkili, "Tahliye süreci yavaş çünkü bazı riskler barındırıyor. Havaalanı dışında Taliban üyeleri veya sivillerle herhangi bir çatışma olmasını istemiyoruz. Tahliye planı ile ilgili bir karalama kampanyasının başlamasını istemiyoruz" dedi.
"Taliban" ülkenin kontrolünü hızlıca ele geçirdi ve sonunda geçen Pazar günü silahlı çatışmalar olmadan Kabil'e girdi. O zamandan beri, Afgan vatandaşları ve uluslararası yardım grubu çalışanları, Taliban muhaliflerine karşı sert misillemeler yapıldığını ve daha önce hükümet görevlerinde bulunanların, Taliban'ı eleştirenlerin veya Amerikalılarla çalışanların tutuklandığını bildirdi.
"Taliban"ın yıldırım zaferinden bu yana ABD'yi sarsan eleştiri ve tartışmalar karşısında ABD ordusu, Cuma günü, askerlerinin havaalanında Afgan bebeklerle ve küçük çocuklarla ilgilendiğini gösteren birçok fotoğraf servis etti. Pentagon sözcüsü John Kirby, askerlerin Afgan vatandaşlarının duygularını anladıklarını ifade etti.
Ayrıca Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer dün gazetecilere verdiği demeçte, "Alman ordusunun Kabil havaalanından hava yoluyla yaklaşık iki bin kişiyi tahliye ettiğini" söyledi. İki hafif helikopterin gece Kabil’e gönderildiğini, ortaklarla koordineli olarak şehir dışında tahliyelere başlamaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
Öte yandan Uluslararası Gazeteciler Federasyonu dün, Afgan gazeteciler, özellikle de kadınlar arasında "panik ve korku"nun hâkim olduğunu ve "Afganistan'daki medya profesyonellerinden yüzlerce yardım talebi" aldığını duyurdu.
Afgan medya personellerine yardım etmek için özel bir fon oluşturan Federasyon, "sahadaki durumu izlediğini ve çok sayıda acil durum desteği talebinin Afgan medya camiasında bir panik ve korku durumunu ortaya koyduğunu" belirtti.
Bu arada bir Taliban yetkilisi dün Reuters'e verdiği demeçte, Taliban’ın, eylemlerin sorumluluğunu üstleneceğini ve hareket üyelerinin misilleme ve zulüm haberlerini araştıracağını açıkladı.
İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Hareket önümüzdeki birkaç hafta içinde Afganistan'ı yönetmek için yeni bir model hazırlamayı planlıyor" dedi.
Taliban'ın ülkeyi hızlı bir şekilde ele geçirmesinin ve sonunda geçen Pazar günü savaşmadan Kabil'e girmesinin üzerinden sadece bir hafta geçti. O zamandan beri, Afgan vatandaşları ve uluslararası yardım grubu çalışanları, Taliban protestocularına karşı sert misillemeler yapıldığını ve daha önce hükümet görevlerinde bulunanların, Taliban'ı eleştirenlerin veya Amerikalılarla çalışanların tutuklandığını bildirdi.
Taliban yetkilisi, "Sivillere karşı bazı vahşet ve suçların işlendiğini duyduk. Eğer Taliban üyeleri, kanun ve düzenle ilgili sorunlar çıkarıyorlarsa onlar hakkında soruşturma başlatılacaktır” dedi.
Başka bir Taliban yetkilisi dün, hareketin savaşçılarının hiçbir yabancıyı kaçırmadığını, ancak bazı yabancıların Afganistan'dan ayrılmalarına izin verilmeden önce sorgulandığını belirtti. İsminin açıklanmamasını isteyen yetkili, Reuters'e verdiği demeçte yabancıların kaçırılması olaylarını göz ardı ederek, "Savaşçılarımız temkinli davranmaya devam edecek" dedi.
Yetkili, "Taliban'daki hukuk, din ve dış politika uzmanları, önümüzdeki birkaç hafta içinde yeni bir yönetim çerçevesi sunmayı hedefliyor" diyerek, ülkeyi yönetmek için yeni çerçevenin Batılı tanıma göre demokratik olmayacağını, ancak herkesin hakkını koruyacağını belirtti. Taliban, geçen hafta iktidarı hızla ele geçirmesinden bu yana eski dönemine göre daha ılımlı bir yüz göstermeye çalışıyor.



Kalibaf: Hürmüz Boğazı ancak 'İran'ın düzenlemeleri' kapsamında açılacak

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf (AP)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf (AP)
TT

Kalibaf: Hürmüz Boğazı ancak 'İran'ın düzenlemeleri' kapsamında açılacak

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf (AP)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf (AP)

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, tarafların yeni saldırılarla karşılıklı olarak birbirini hedef aldığı bir dönemde ABD'yi uyararak, herhangi bir Amerikan saldırısına aynı şekilde karşılık verileceğini söyledi.

ABD ile yürütülen müzakerelere öncülük eden ve İran'ın en etkili siyasi isimlerinden biri olarak gösterilen Galibaf, X platformundaki paylaşımında, "Siz vurursanız, siz de vurulursunuz" ifadelerini kullandı.

Kalibaf, "ABD henüz gözdağı verme politikasının ve verilen sözlerin bozulmasının artık bedelsiz olmadığını öğrenmiş değil" değerlendirmesinde bulundu.

Hürmüz Boğazı'na ilişkin de açıklama yapan Kalibaf, "Hürmüz Boğazı, Amerikan tehditleriyle değil, yalnızca İran'ın belirlediği düzenlemeler doğrultusunda açılacaktır" dedi. Kalibaf ayrıca, "Boş yere bocalamayın, aksi halde daha da derine batacaksınız" ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Kalibaf'ın açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump'ın dün ateşkesin "sona erdiğine" inandığını açıklamasının ardından gelen yeni Amerikan saldırıları sonrasında yapıldı.


Trump, doğumla kazanılan vatandaşlık hakkı konusunda Yüksek Mahkeme'ye başvuruyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump, doğumla kazanılan vatandaşlık hakkı konusunda Yüksek Mahkeme'ye başvuruyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, doğuştan kazanılan vatandaşlık hakkına itiraz eden davanın yeniden değerlendirilmesi için ABD Yüksek Mahkemesi'ne başvuracağını söyledi. Trump, uzun süredir yürürlükte olan bu anayasal hakkı sınırlandırma girişimlerini reddeden mahkemenin kararını "çılgınca" olarak nitelendirdi.

Bu tür yeniden değerlendirme taleplerinin, kararın açıklanmasından itibaren 25 gün içinde sunulması gerekiyor ve bu başvuruların kabul edilmesi oldukça nadir görülüyor.

Trump, Türkiye'deki NATO Zirvesi'nden dönüş yolunda sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, "Yüksek Mahkeme'nin kararı yanlış. ABD Yüksek Mahkemesi'nden derhal yeniden değerlendirme talep edeceğim" ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca, "Bu yargısal başarısızlık, kararlarından geri dönmezlerse Amerika'yı yok edecek" değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ABD Yüksek Mahkemesi, 30 Haziran'da Trump'ın ABD'de doğuştan kazanılan vatandaşlık hakkını sınırlama girişimini reddetti.

Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk gününde, ABD'de yasa dışı şekilde ikamet eden veya geçici vize taşıyan ebeveynlerin ülkede doğan çocuklarının otomatik olarak ABD vatandaşlığı elde etmesini engelleyen bir başkanlık kararnamesi imzalamıştı.

Ancak alt mahkemeler, söz konusu kararın uygulanmasını, Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle durdurdu.


Trump "anlaşmayı" sona erdirirken saldırılar savaşa geri dönme tehdidi oluşturdu

Trump dün Ankara'daki NATO zirvesinde konuşuyor (AP)
Trump dün Ankara'daki NATO zirvesinde konuşuyor (AP)
TT

Trump "anlaşmayı" sona erdirirken saldırılar savaşa geri dönme tehdidi oluşturdu

Trump dün Ankara'daki NATO zirvesinde konuşuyor (AP)
Trump dün Ankara'daki NATO zirvesinde konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada, ülkesinin İran'la imzaladığı geçici mutabakat zaptının "sona erdiğini" belirterek, Tahran yönetimiyle "uğraşmak istemediğini" söyledi. Açıklama, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemileri hedef alan saldırılarının ardından ABD'nin İran topraklarındaki çeşitli noktalara geniş çaplı saldırılar düzenlemesiyle geldi. Gelişmeler, iki ülke arasında savaşın yeniden başlaması ihtimalini gündeme getirdi.

Trump, İran'ın sivil altyapısının hedef alınabileceği ve ülkenin petrol ihracat merkezi olan Hark Adası'nın kontrol altına alınabileceği yönünde mesajlar verdi. ABD Başkanı, olası yeni bir çatışmanın "hızlı şekilde sona ereceğini" belirterek, Washington'un karar verdiğinde "10 kat daha güçlü saldırılar düzenlediğini" söyledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a ait hava savunma sistemleri, komuta-kontrol merkezleri ve Devrim Muhafızları'na ait 60'tan fazla küçük tekne dahil olmak üzere 80'den fazla hedefin vurulduğunu açıkladı.

Tahran ise buna karşılık Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD noktalarını hedef aldı. İran ordusu, Bender Abbas ve Buşehr'de 8 askerinin yanı sıra Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'ne bağlı bir personelin öldüğünü duyurdu.

İranlı yetkililer, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) çekilme, nükleer doktrinde değişikliğe gitme, Hürmüz Boğazı ve Babülmendeb Boğazı'nı kapatma seçenekleri konusunda uyarılarda bulundu. İran ordusu ise düşman güçlerin kıyılara çıkarma yapmasının "cehennem" anlamına geleceğini belirtti.

Gerilimin yeniden arttığı dönemde, İran'ın dini lideri Ali Hamaney için Necef ve Kerbela'da cenaze törenleri düzenlendi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamaney'in naaşının daha sonra memleketi Meşhed'e götürülerek bugün (perşembe) defnedilmesi planlanıyor.

Pakistan ise bütün taraflara itidal çağrısı yaparak, geçici mutabakata bağlı kalınmasını istedi.