Irak Cumhurbaşkanı Salih: Beşar Esad'la görüştüm, çerçevede mutabakata vardık

Muhammed Zahid Gül ve Nevzat Çiçek, Irak temaslarını kaleme aldı

Irak Cumhurbaşkanı Salih: Beşar Esad'la görüştüm, çerçevede mutabakata vardık
TT

Irak Cumhurbaşkanı Salih: Beşar Esad'la görüştüm, çerçevede mutabakata vardık

Irak Cumhurbaşkanı Salih: Beşar Esad'la görüştüm, çerçevede mutabakata vardık

Cumartesi günü yapılacak olan Irak'a Komşu Ülkeler Konferansı vesilesiyle Arap ve yabancı medya heyetleriyle birlikte Irak'ın başkenti Bağdat'tayız. 
Türkiye, Mısır, BAE, İran, Ürdün, Somali başta olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarından gelen gazetecilerle birlikte, Irak Cumhurbaşkanı Behram Salih ve Başbakan Mustafa Kazımi başta olmak üzere, gerek sivil gerekse de askeri uzmanları dinliyoruz.
Independent Türkçe'den Muhammed Zahid Gül ve Nevzat Çiçek'in haberine göre, Cumhurbaşkanı Behram Salih ve Başbakan Kazımi'nin konuşmalarından anladığımız, aslında yeni bir Bağdat Paktı'na ihtiyaç duydukları ve Beşar Esad'la olan görüşmeler sonrası Suriye için yeni bir yol haritasının yakında kamuoyuna açıklanacağı yönünde. 
Mısır'ın teklifiyle, Şam yönetimi ile yumuşamanın ön adımı olarak Suriye'nin tekrar Arap Ligi'ne davet edileceği belirtiliyor.
Iraklı yetkililer, komşu ülkeler toplantısının bölgesel ve uluslararası anlamda büyük öneme haiz olduğunu belirterek, gerek ABD'nin Afganistan'dan çekilme kararında, gerek IŞİD sonrası bölgenin geleceğinin şekillenmesinde bu toplantıya çok önem verdiklerini ifade ettiler. 
Toplantıda, sorunlarının nasıl fırsata dönüşeceği üzerinde kafa yoracaklarını ve sorunlarla yüzleşmeden bunun fırsata çevrilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Iraklı yetkililer, bölgesel işbirliklerine her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu vurguladılar.
Independent Türkçe (1).jpeg
Fotoğraf: Independent Türkçe
Bizim bütün temaslardan anladığımız Bağdat, yeni bir Bağdat Paktı istiyor ve bunun için çalışıyor.
Birinci görüşmemizi Başbakan Mustafa el-Kazımi ile gerçekleştiriyoruz. İstihbarat başkanlığı görevindeyken yaptığımız görüşme sonrasında bu Kazımi ile yaptığımız ikinci görüşme. 
Kazımi aslında Irak'ta ne yapmak istediğini bilen, yol haritasını kafasına koyan bir isim. Bir gazeteci olan Kazımi, yakın zamana kadar Irak'ta gazeteciler sendikası üyesiydi.
Gazeteciler, Irak Gazeteciler Sendikası Başkanı Mueyyet Ellami'nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile görüştü.
Irak Gazeteciler Sendikası Başkanı Mueyyet Ellami.jpg
Irak Gazeteciler Sendikası Başkanı Mueyyet Ellami
Kazımi, gazetecilerle buluştuğunda, meslektaşlarıyla birlikte olmaktan duyduğu memnuniyetinden bahsetti. 
Gazeteciliğin bir sorumluluk ve doğruyu nakletmede bir emanet görevi taşıdığını ifade eden Kazımi, haber ve yazı yazma özleminin ağır bastığını, bu nedenle eski günlerdeki gibi makaleler yazmayı çok özlediğini ifade etti.
Bağdat'ın "medeniyetlerin anası" olduğunu söyleyen Kazımi, aynı zamanda zıt kutupları barındıran bu kentin, medeniyetlerin kesişme noktasına ev sahipliği yaptığını anlattı. Bunun tarihsel olarak böyle geliştiğini ifade eden Kazimi, son dönemlerde ise sıkıntılar yaşadıklarını belirtti. 
Irak'ta her yıl 1 milyon 250 bin çocuk doğduğunu ve bunlara iş bulmaları gerektiğini söyleyen Kazımi, bazı sorunlarla ülke olarak tek başına mücadele edemeyeceklerini belirterek, yardıma ihtiyaçları olduğunu kaydetti.

"Irak-Mısır ve Ürdün anlaşmaları çok önemli"
Irak-Mısır ve Ürdün arasında birçok alanı kapsayan anlaşmaya, üç ülke yetkilileri de çok büyük önem veriyor. Gerek geçen hafta görüştüğümüz Ürdün Başbakanı Bişr el-Hasavne gerekse de Irak'ta yaptığımız temaslar, bu anlaşmalardan çok şey beklendiği yönünde. 
Nitekim Irak Başbakanı Mustafa Kazımi, ülkesinin ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarının yanı sıra enerji, elektrik ve ulaşım konularında Mısır ve Ürdün ile işbirliği yapma konusundaki isteğini dile getirerek, üç ülke arasında imzalanan anlaşmaların şu anda uygulanmaya başladığını söyledi.
Kazımi, Irak ekonomisinin uzun süre petrole dayalı gidemeyeceğinin farkında. Bu nedenle alternatiflere yönelmiş durumda. Özellikle Türkiye'nin turizm deneyiminden örnekler veren Kazımi, bu anlamda Türkiye'ye hayranlık duyduğunu ifade etti.
"Mısır ve Ürdün ile petrol sahasında elektrik bağlantı projeleri ve işbirlikleri büyük önem arz edecek ve üç ülkenin ekonomisine fayda sağlayacak" diyen Kazımi, Irak'ın, Arap ve Müslüman olan dost ülkelerle siyasi, ekonomik ve sosyal bir ortaklık kurmaya çok ihtiyacı olduğuna vurgu yaptı.
Geçmişte komşu ülkeler ve dostlarla sorunlar yaşandığını belirten Kazımi, ancak bugün ekonomik ve sosyal bütünleşmeyi sağlamak için bu ülkelerle ortaklık istediklerini dile getirdi.
Mustafa el-Kazımi.jpeg
Mustafa el-Kazımi / Fotoğraf: Independent Türkçe
Siyasi birlikten önce bölgede sosyal birliğin önemli olduğunu ve halkların birleşmesi için alt yapının bölgenin kültürü olduğunu ifade eden Kazımi, "Kültürü ihya etmeden siyasi birliğe ulaşamayız" şeklinde konuştu. 
Bağdat kültür hayatı için çok önemli olan Osmanlı döneminden kalma Mutenebbi çevresini restore etmeye başladıklarını, buranın Bağdat kültür hayatı için cazibe alanı olacağını ifade etti.
Başbakan Kazımi, "Yaşadığımız sorunları ortadan kaldırmak için komşu ülkeler ve bölge ile işbirliği yapmak ve bunları aştıktan sonra Irak kültür mirasını korurken başarılı ortaklıklara imza atmak istiyoruz. Kültürel boyuta odaklanıp, iyi ekonomik ilişkileri kurarak komşularımızla ilişkilerimizi de yeniden kurmak istiyoruz" dedi.
Sohbet esnasında, son 20 yılda Irak'ta bulunan kültür bakanlarının kültürden başka her işle uğraştığını ama kültüre çok zaman ayırmadıklarını söyleyen Kazımi, ilk defa iki yıldır gerçekten kültürün içerisinden gelen bir bakanları olduğunu ve onunla çalıştığı için mutlu olduğunu ifade etti.

"IŞİD Irak'ta tutunmaya çalışıyor ama ağır darbelere maruz kalıyor"
Bağdat'ın barış şehri olduğu için barışı, sevgiyi ve kardeşliği yaymadaki rolünü yeniden kazanması gerektiğini söyleyen Kazımi, "Savaşlar halkların yıkımıdır ve barışın inşası cesur ve güçlülerin politikasıdır" ifadelerini kullandı.
Irak'ta terör örgütü IŞİD'in geçmişin bir parçası haline geldiğini kaydeden Kazımi, "DEAŞ kalıntıları Irak'ta tutunmaya çalışıyor, ancak her gün Irak güvenlik güçlerinin ağır darbelerine maruz kalıyor" diye konuştu.
Irak'ın IŞİD için bir barınma merkezi olmadığının altını çizen Başbakan, "Ama ne yazık ki bazı haber siteleri bunu böyle yansıtıyor. Buna son vermeliler" dedi.
Irak güvenlik güçlerinin son zamanlarda kuzey vilayetlerinde çok sayıda IŞİD unsurunu öldürdüğünü belirten Kazımi, Irak ordusunun gücüne kavuştuğunu bildirerek şöyle devam etti;
"DEAŞ ve El Kaide ölüm kültürünü seviyor. Ancak ulusal kimliğini yeniden kazanan Irak halkı, inşa ve kalkınma politikasını seviyor. Bu nedenle Irak topraklarında onlar için bir barınma merkezi yok."
Irak seçimlerinin bir buçuk ay sonra yapılacağını söyleyen Başbakan, "Seçimlerin adil ve şeffaf olmasını ve Irak halkının bunları kabul etmesini bekliyorum. Seçimler, Irak tarihinde çok önemlidir" ifadelerini kullandı.
Başbakan Kazımi'den sonra bir sonraki durağımız Irak Cumhurbaşkanı Behram Salih. 
Bir önceki Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin liderliğini yaptığı Kürdistan Yurtseverler Birliği'nde siyaset yapan Salih, Talabani'nin vefatından sonra onun yerine geçti. 
Salih, özellikle Irak ve bölgenin sorunlarına aşina bir isim. Türkiye'yi de çok yakından tanıyan Salih, bölge ülkelerinin beraber büyük projelere imza atmadıkları takdirde işsizlik başta olmak üzere bir çok soruna çözüm bulamayacaklarını belirtiyor. 
Yakın zamanda Milli Eğitim Bakanı ile yaptığı görüşmeyi anlatan Salih, acil olarak 14 bin okula ihtiyaçları olduğunu ve bunu sağladıkları takdirde bunlara nasıl iş bulacakları sorusuna ülke olarak tek başına cevap veremeyeceklerinin altını çizdi.
Independent Türkçe (4).jpeg
"Bölge ve dünyada her yerde büyük dönüşümlere tanıklık ediyoruz"
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın, çeşitli ekonomik ve kalkınma yönlerini içeren üçlü işbirliği sistemi aracılığıyla Irak ile işbirliği yapmaya istekli olduğunu ifade eden Salih, "Irak'a Komşu Ülkeler Konferansı, Irak ile komşu olan ülkeler ile bölgedeki dost ülkeler arasında ekonomik entegrasyon ve işbirliğini tesis etmek için Irak'ın bölgesel meseleler ve ortaklık yolları konusundaki vizyonunu teyit etmesi için bir fırsat olacak" dedi.
Bölge ve dünyanın her düzeyde büyük dönüşümlere tanık olduğunu söyleyen Salih, başta terör ve radikalizm, ekonomik durumdaki dalgalanmalar, genç işsizliğindeki artış, ciddi iklim değişiklikleri ve çevreyi koruma ihtiyacı olmak üzere büyük ortak zorluklar olduğunun altını çizdi.
"Irak bölgede önemli bir ülke. Herkesle dengeli olan ilişkileri ve coğrafi konumu, onu diyalogda aktif bir unsur ve bölgesel çıkarların yakınlaşması için bir platform kılıyor" diyen Salih, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Irak'ın tam egemenliğe sahip bir devlet aracılığıyla eski rolüne geri dönmesi, bölgesel güvenlik ve istikrar için bir temel olacak. Irak, uzun süredir krizler, savaşlar, despotluk, terör ve başkasının hesaplaşma sahası olmaya maruz kaldı. Bunun sonucunda tüm bölge etkilendi. Bir önceki aşamanın ötesine geçmenin ve bölgeyi bir araya getiren birçok ortak noktaya ve birlikte karşılaştığı ortak zorluklara odaklanarak, bölgesel istikrarın temel direklerini pekiştirmek için çalışmanın zamanı geldi."
Independent Türkçe (2).jpeg
Independent Türkçe
"Irak'ta çözüm Iraklılardan gelecek. Yolsuzluk için uluslararası bir komisyona ihtiyacımız var"
Bölgede devam eden krizlerin, yaşanan savaşlar ve çatışmaların, Irak'ın doğal rolünden yoksun kalmasından kaynaklandığını dile getiren Salih, Irak'ın 70 yıllık savaşlar, çatışmalar, anlaşmazlıklar ve terörden sonra bir güvenlik ve istikrar ortamı yaratmayı dört gözle beklediğini dile getirdi.
Salih, "Bütün Irak halkı, devletin temel direkleri ve egemenliği güçlendirmek, kazanımlarını korumak ve Irak'ın binlerce yıldır olduğu gibi komşu ülkeler arasında bir buluşma noktası olması konusunda kararlıdır. Bölgenin ortak güvenliğe ve ekonomik karşılıklı bağımlılığa dayalı yeni bir çalışma sistemine ihtiyacı var. Irak'ın güvenliği ve istikrarı, bunun sağlanmasında vazgeçilmez bir unsurdur" dedi.
Irak'taki çözümün Iraklılardan geleceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı, "Iraklılar yetenekli bir devlete, istenen reforma doğru ilerlemeye ve ülkenin karşı karşıya olduğu iç zorluklarla yüzleşmeye kararlılar" diyerek, yaklaşan seçimler için hazırlıkların sürdüğünü belirtti.
Şiddet, terör ve radikalizm ile yakından bağlantılı yolsuzluk belası ile mücadele ve teröre karşı savaşın sürdürülmesi gerektiğini dile getiren Salih, "Yolsuzluk ve terörizm bir madalyonun iki yüzüdür. Terörle mücadelede temel bir unsur olarak yolsuzlukla mücadele için uluslararası bir komisyonun kurulması çağrısında bulunuyoruz" dedi.
Independent Türkçe (3).jpeg
Irak Cumhurbaşkanı Salih,  Independent Türkçe'nin sorularını yanıtladı
"Beşar Esad'la yakın zamanda görüştüm ve çerçevede anlaştık"
Gazetecilerle soru cevap bölümünde Independent Türkçe'nin sorduğu, 'Suriye meselesi çözülmeden bölgede çözüm olmaz dediniz. Yakın zamanda Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın da Washington temaslarında bunu dile getirdiğini biliyoruz. Mısır, Suriye'nin Arap Ligi'ne dönmesini istiyor. Irak'ın bu bağlamda bakışı nedir' sorusuna cevaben Salih, şunları söyledi:
"Dediğinize katılıyorum. Doğrudur. Irak'ın istikrarını Suriye'nin istikrarı olmadan sağlamamız çok zor. Örneğin El Hol Kampı, Suriye'nin bize taşıdığı bir mesele. Bir ahlaki, güvenlik ve insani durum söz konusu. Bu sıkıntıyı çözmeden Irak'ta problemleri çözmeniz çok zor. Bu kamp çözülmeden Suriye sorununu da çözümünüz çok zor.
Siyasi süreçle ilgili olarak yakın zamanda Beşar Esad'la görüştüm. Çok uzun bir görüşmemiz oldu. Siyasi çözüm üzerine genel mutabakata vardık. Şüphesiz bu görüşmenin içeriğini ben meslektaşlarıma yakın zamanda paylaşacağım. Bu müzakere sonucunda yeni öneriler ve hareketliliğin geleceğine inanıyorum. Suriye'ye istikrar gelmeden bölgede hiç birimizin istikrarı sağlaması mümkün gözükmüyor."

"Filistinlilerin hakları gerçekleşmeden barış olmaz"
Cumhurbaşkanı Salih, Irak'ın Filistin meselesindeki tutumunun, Filistin halkının haklarını savunma, özlemlerini gerçekleştirme ve onların tam ve meşru haklarını elde etme konusunda sabit olduğunun altını çizerek, "Filistinlilerin tam ve meşru hakları gerçekleşmeden Ortadoğu'da barış olmayacak" ifadelerini kullandı.

 


İsrail, olası bir işgale hazırlık olarak güney Litani'yi izole etti

İsrail'in Beyrut'taki Burc Hammud bölgesini hedef alan hava saldırısının ardından yaşananlar (Reuters)
İsrail'in Beyrut'taki Burc Hammud bölgesini hedef alan hava saldırısının ardından yaşananlar (Reuters)
TT

İsrail, olası bir işgale hazırlık olarak güney Litani'yi izole etti

İsrail'in Beyrut'taki Burc Hammud bölgesini hedef alan hava saldırısının ardından yaşananlar (Reuters)
İsrail'in Beyrut'taki Burc Hammud bölgesini hedef alan hava saldırısının ardından yaşananlar (Reuters)

İsrail ordusu dün, olası bir kara işgaline hazırlık olarak, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyi Lübnan'ın geri kalanından izole etmeye başladı. İsrailli yetkililerin tehditlerine göre bu işgal potansiyel olarak 15 kilometre derinliğe ulaşabilir. Bu, İsrail'in 2006 savaşından bu yana aldığı ilk böyle bir önlem. İsrail hava saldırıları, Vadi el-Hüceyr'i Kantara kasabasına bağlayan bir köprüyü ve Zirariye'yi Tayr Falsay kasabasına bağlayan başka bir köprüyü hedef aldı.

Dün gece düzenlenen hava saldırıları, sınır bölgesindeki savaşçılara malzeme ulaştırılmasını engelleyerek, savaşçıların Lübnan içindeki misyonunu zorlaştırdı.İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'ı daha fazla yıkım ve toprak kontrolüyle tehdit ederek, "Bu sadece başlangıç. Lübnan hükümeti ve devleti, silahsızlanma konusundaki temel taahhüt yerine getirilene kadar, toprak kaybı ve Hizbullah tarafından kullanılan altyapının yıkımı da dahil olmak üzere artan bir bedel ödeyecektir" ifadelerini kullandı.


Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden Irak'a seyahat uyarısı

Güvenlik güçleri, Bağdat'ta ABD büyükelçiliğinin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden köprüde düzenlenen protestoyu dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı (AP)
Güvenlik güçleri, Bağdat'ta ABD büyükelçiliğinin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden köprüde düzenlenen protestoyu dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı (AP)
TT

Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’nden Irak'a seyahat uyarısı

Güvenlik güçleri, Bağdat'ta ABD büyükelçiliğinin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden köprüde düzenlenen protestoyu dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı (AP)
Güvenlik güçleri, Bağdat'ta ABD büyükelçiliğinin bulunduğu Yeşil Bölge'ye giden köprüde düzenlenen protestoyu dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandı (AP)

Türkiye, Ortadoğu'daki savaşın devam etmesi nedeniyle vatandaşlarına Irak'a zorunlu olmayan seyahatlerden kaçınmaları konusunda uyarıda bulundu.

Bağdat'taki Türk Büyükelçiliği'nin yaptığı açıklamada, "Zorlayıcı bir sebep olmadıkça vatandaşlarımızın bu dönemde Irak'a seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye edilir" denildi.

Büyükelçilik ayrıca vatandaşlara Bağdat'taki Yeşil Bölge çevresindeki kalabalık meydanlardan ve toplanma alanlarından, Bağdat ve Erbil Uluslararası Havaalanlarından, Musul ve çevresindeki yerleşim bölgelerinden, Basra'ya bitişik bölgelerden ve Irak genelindeki askeri bölgeler ve petrol sahaları gibi hayati altyapı tesislerinden uzak durmalarını tavsiye etti.

Yeşil Bölge ve özellikle Erbil, Irak'taki İran destekli grupların Amerikan çıkarlarını hedef alan saldırılarına maruz kaldı.


Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
TT

Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)

Beyrut’un yoğun nüfuslu Aişe Bekkar mahallesinde çarşamba günü düzenlenen İsrail saldırısının ardından hüzün ile artan öfke iç içe geçmiş durumda. Savaşın başlamasından bu yana birçok Lübnanlı, ülkeyi yeni bir savaşa sürüklediğini düşündükleri Hizbullah’a tepki gösteriyor.

Hedef alınan binaya birkaç metre uzaklıktaki küçük sebze dükkânında AFP’ye konuşan Rande Harb, öfkeyle “Hizbullah silahlarını devlete teslim etmeli. Silahlar yalnızca meşru güvenlik güçlerinin elinde olmalı. Nokta” dedi.

İsrail’in binadaki bir daireyi hedef alan saldırısı çevredeki binalarda da hasara yol açtı. Sebze dükkânının karşısında bulunan, siyah başörtüsü ve abaya giyen bir kadın ise gözyaşları içinde, “Biz sadece barış içinde yaşamak istiyoruz” ifadesini kullandı.

Hizbullah, Kasım 2024’te İsrail ile arasında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik aralıksız saldırılarına bir yıldan fazla süre boyunca karşılık vermemişti. Ancak örgüt, 2 Mart gecesi Tahran’da ABD-İsrail ortak saldırısında İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine yanıt olarak İsrail’e doğru bir dizi füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlattı.

Art arda yaşanan savaşlar ve süregelen ekonomik kriz nedeniyle yorgun düşen birçok Lübnanlı ise bu savaşın kendilerine ait olmadığını düşünüyor.

Lübnan hükümetinin son verilerine göre İsrail saldırılarında 13 gün içinde 634 kişi hayatını kaybetti, bin 500 kişi yaralandı. Ayrıca 800 binden fazla kişi de yerinden edildi.

Hedef kim?

Yaralıların tahliye edilmesinin hemen ardından, yoğun nüfuslu ve yerinden edilmiş kişilerin de bulunduğu mahallede hedef alınan dairedeki kişilerin kimliğine dair söylentiler yayılmaya başladı. Yakındaki bir mağazada çalışan bir kişi hedef alınan kişinin Hizbullah mensubu olduğunu söylerken, elektrik işiyle uğraşan ve bir gıda dükkânı bulunan Muhammed ise “Onun Hamas mensubu olduğunu söylüyorlar” dedi. Muhammed, söz konusu kişinin yaklaşık üç haftadır bu binada yaşadığını belirtti.

efthyj

Muhammed, hedef alınan kişinin kimliğinin önemli olmadığını, asıl sorunun ‘Hizbullah ve Hamas’ın varlığının Lübnanlıları büyük bir tehlikeye sürüklemesi’ olduğunu ifade etti. Muhammed, “Onlar hedef alındıkları için buraya geldiler. Eğer şehit olmak istiyorlarsa kendi yerlerinde kalsınlar. Yalnız başlarına şehit olsunlar” diye konuştu.

Kucağında bir çocuk taşıyan Azize Ahmed ise 2024’teki savaş sırasında evinde sekiz yerinden edilmiş aileyi ağırladığını, ancak bu kez İsrail’in ağır yıkıma yol açan saldırılar düzenlediği Beyrut’un güney banliyölerinden yeni bir göç dalgası yaşanmasından endişe ettiğini söyledi.

Hristiyanların çoğunlukta olduğu Mar Mikhael bölgesinde ise genellikle restoran ziyaretçileriyle dolu olan sokakta bir bakkal işleten 68 yaşındaki Tony Saab, savaşın ‘hayatımızı ve geleceğimizi etkilediğini’ belirterek durumu eleştirdi. Saab, “Hizbullah ülkesini ya da kendi destekçilerini düşünmeden kararlar alıyor” dedi. Örgütün ‘anlamsız savaşlar yürüttüğünü’ savunan Saab, “Bir roket atarsanız size yüz roketle karşılık verirler... Bu savaş dengeli değil” ifadelerini kullandı.

“Kim intihar etmek ister?”

Uzun yıllar boyunca Hizbullah, İsrail’e karşı mücadele eden silahlı güç olarak hem Lübnan’da hem de Arap dünyasında geniş bir popülariteye sahipti. 2006 yılında 33 gün süren savaş sırasında Lübnanlılar, güneyden gelen yerinden edilmiş kişilere evlerinin kapılarını açmıştı. Ancak örgüt, Suriye’de Beşşar Esed güçlerinin yanında savaşması ve önceki yönetim döneminde Tahran ile Şam’ın desteğiyle Lübnan’daki siyasi hayatın önemli noktalarını kontrol etmesi nedeniyle zamanla popülaritesini kaybetmeye başladı.

Mevcut savaşın başlamasından bu yana dikkat çeken gelişmelerden biri de, üyelerinin büyük bölümü Hizbullah’a bağlılık duyan Şii toplumunun içinden eleştirel seslerin yükselmeye başlaması oldu. Sosyal medya platformlarında da bu kesimden çok sayıda video ve yorum paylaşılırken, savaş ve Hizbullah’ın performansı eleştiriliyor.

55 yaşındaki Sünni Lübnanlı Gade, “Biz hiçbir zaman onlardan ya da Seyyid’den (Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah) nefret etmedik. İsrail’i durduran ve geri püskürten oydu” dedi. Ancak Gade’ye göre ‘artık durum değişti’.

Gade, Hizbullah’ın popülaritesini ‘Şiiler arasında bile’ kaybetmeye başladığını belirterek, “İnsanlar yoruldu” ifadesini kullandı.

Şii bir aileden gelen avukat Lina Hamdan ise “Kimse bu savaşı istemiyor. Kim intihar etmek ister? İlk kurbanlar onlar (Şiiler) olur” diye konuştu.

Hizbullah’a muhalif olan Hamdan, mevcut savaşın örgütün siyasi ve askeri geleceği açısından ‘bir dönüm noktası’ olacağını düşünüyor.

Beyrut’ta yerinden edilmiş kişiler için barınağa dönüştürülen bir okulda yaşayan 53 yaşındaki Hiyam ise “Bu savaşın amacı ne? Hiçbir şey mantıklı görünmüyor” dedi.

Genellikle geniş yardım kuruluşları, hastaneler ve okullardan oluşan bir ağ üzerinden yerinden edilmiş kişilere destek sağlayan Hizbullah’ın bu kez aynı desteği sunmadığını söyleyen Hiyam, “Bu defa kendi başımızın çaresine bakmaya bırakıldık” ifadesini kullandı.