Reisi, Washington’ı İran’a karşı düşmanca atmosfer oluşturmakla suçladı

İran ordusu 1 Eylül’de düşük menzilli ve alçak irtifa silahları için yeni bir izleme ve kontrol merkezi açtı. (Tesnim)
İran ordusu 1 Eylül’de düşük menzilli ve alçak irtifa silahları için yeni bir izleme ve kontrol merkezi açtı. (Tesnim)
TT

Reisi, Washington’ı İran’a karşı düşmanca atmosfer oluşturmakla suçladı

İran ordusu 1 Eylül’de düşük menzilli ve alçak irtifa silahları için yeni bir izleme ve kontrol merkezi açtı. (Tesnim)
İran ordusu 1 Eylül’de düşük menzilli ve alçak irtifa silahları için yeni bir izleme ve kontrol merkezi açtı. (Tesnim)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ABD’yi ülkesine yönelik düşmanca atmosfer oluşturmakla suçladı. Hükümetinin komşularla iş birliğini ve ticari ilişkileri geliştirmek için ‘aktif diplomasi’ benimsemesi gerektiğini söyledi.
Reisi, hükümetinin ilk haftalık toplantısında yaptığı açıklamda “ABD’liler, çeşitli bahanelerle ülkemize karşı düşmanca bir atmosfer yaratıyorlar. Ama onlara verilecek cevap hazır” dedi. İran Cumhurbaşkanı sorumlu kurumlara, özellikle İran Radyo ve Televizyon Kurumu’na Tahran’a yöneltilen suçlama ve şüphelere ‘uygun yanıtları verme’ çağrısı yaptı.
Reisi geçen hafta medya organlarındanİran Devrim Muhafızları’na bağlı medyanın benimsediği ikna edici yöntemleri kullanarak İran sokaklarına ‘yaşanan krize’ ilişkin yayın yapmasını istedi.
Reisi’nin anlatısı, Dini Lider Ali Hamaney’in cumhurbaşkanlığı kararnamesini Reisi’ye devretme töreninde yeni hükümete verdiği yaptığı tavsiyeler arasında yer alıyor. Hamaney tören sırasında “Propaganda hareketleri, yumuşak savaş ve medya propagandası, düşmanların güvenlik ve ekonomik hareketlerinden daha ağır basmaktadır” dedi. Özellikle İranlı yetkililere bağlı medya organlarından daha fazla takipçisi bulunan Farsça kanallara ve medya kuruluşlarına atıfta bulunan.
Ali Hamaney sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok para harcıyorlar ve kamuoyunu kontrol etmek için çok şey yapıyorlar. Psikolojik savaş ve propaganda yoluyla büyük güçlerin hedefi haline gelen İran da dahil olmak üzere tüm ülkelerde kamuoyunu ele geçirmek için birçok yöntem kullanıyorlar.  Kamuoyu başkalarının elinde olan bir millet yabancıların istediği yönde ilerler.”
İranlı yetkililerin literatüründe yer alan ‘düşman’ tanımı, Tahran’ın bölge ülkelerinin iç işlerine ‘müdahalesine’ karşı çıkan yönetimlerin yanı sıra ABD ve İsrail’i de kapsıyor.
Reisi, bölgesel ilişkilerin iyileştirilmesine ve korkunç ekonomik duruma ilişkin vaatlerini yineledi. İran cumhurbaşkanlığı internet sitesine göre Reisi, bakanlara komşu ülkelerle etkileşim düzeyinin iyileştirilmesinin ve ticaret alışverişinin artırılmasının, hükümetin öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. İbrahim Reisi konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Diplomasi, komşularla daha aktif bir şekilde yürütülmeli ve herkes komşularla ticari ve ekonomik iş birliğini artırmak için her türlü çabayı sarf etmelidir. Çünkü bu ilişkileri güçlendirmek ve İran’ın bölgesel faaliyetlerdeki payını artırmak için uygun bir zemin mevcut.”
İran Cumhurbaşkanı, hükümet toplantısına katılmasından birkaç saat sonra, görevi üstlenmesi sonrasında Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin ilk görüşmesine katıldı. Devrim Muhafızları’na bağlı Tensim ajansına göre Reisi’nin toplantıdaki varlığı, üst düzey yetkililerin yer aldığı konseydeki 8 yıllık yokluğunu da sona erdirdi.
İran, nükleer anlaşmadan geri çekilmesi sonrasında eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından yeniden uygulanan yaptırımların sonucunda boğucu bir ekonomik ve yaşamsal krizle karşı karşıya. Trump, İran’ın nükleer programına uzun vadeli kısıtlamalar getirmenin yanı sıra bölgesel davranışını değiştirmeyi, balistik füze gelişimini kontrol etmeyi ve yayılmasını önlemeyi içeren yeni bir anlaşma imzalamak için çalışmalar yürütmüştü.
İran’ın 2015 anlaşmasını canlandırmayı amaçlayan, Viyana’daki müzakere masasına geri dönmesi bekleniyor. Ancak müzakereler, 20 Haziran’da Reisi’nin göreve başlamasından sonra, altıncı turda durdurulmuştu.
İran’ın yeni Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın pazartesi akşamı yayınlanan bir televizyon röportajında ‘İran hükümetinin istikrar için 2 ila 3 aylık bir süreye ihtiyaç duyduğuna’ ilişkin açıklamaları, Viyana’daki müzakereleri gelecek kasım ayına erteleme korkularını artırdı.
İranlı İşçiler Haber Ajansı’na (ILNA) göre İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi Sözcüsü Milletvekili Mahmud Abbaszade Mişkini, “İran söylemek istediğini söyledi ve top şimdi ABD’nin oyun sahasında” dedi. Batılı tarafları ‘yükümlülüklerini yerine getirmemekle’ suçlayan Abbaszade, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cezalar arttı ve biz ne kadar kararlı olduysak karşı taraf da o kadar çok ihanet etti. Yükümlülüklerini yerine getirmedi ve İran’a yeni yaptırımlar uyguladı.”
Mişkini, yaptırımlara karşı meclisin onay verdiği ‘stratejik adım’ yasasını savundu. Söz konusu stratejiye göre İran, yüzde 20’ye varan uranyum metali üretimine ek olarak nükleer silahın elde edilebileceği derecelere yakın bir şekilde, yüzde 60 oranında uranyum zenginleştirdi. Ayrıca Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın Ek Protokolü’nü terk ederek Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin faaliyetlerine de kısıtlama getirdi.
Batılı analistler, İran’ın attığı adımların Tahran ve Washington arasındaki dolaylı müzakereleri ve ABD Başkanı Joe Biden’ın ‘anlaşmayı imzalayanların katılımıyla geçen nisan ayında başlatılan’ nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma görevini karmaşık hale getirdiğini söylüyorlar. Bu bağlamda milletvekili Mahmud Abbaszade Mişkini, “Batı, müzakere etmek için inisiyatif almaya zorlandı. Viyana müzakereleri bu esasa dayanıyor” dedi. Mişkini yrıca “Top ABD’lilerin ve Avrupalıların sahasında. Kararı onlar vermek zorunda” ifadelerini kullandı.
Milletvekili İran dış politikasının, özellikle Batı ile ‘duygusal bir konumdan son derece aktif bir meseleye dönüşmesi’ gerektiğini belirterek “Uygulanabilmesi ve Asya Kıtası’na yönelik merkeze alınabilmesi için dış politikada bir denge olmalıdır” şeklinde konuştu.
Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi’nin üyelerinden radikal Cevad Kerimi Kuddusi, “Yaptırımları iptal etmek ve taahhütlere geri dönmek, Cumhurbaşkanı Reisi’nin veya başka birinin değil, Dini Lider’in politikası olacaktır” dedi.
Kuddusi, ILNA’ya yaptığı açıklamanın devamında şu ifadeleri kullandı:
“Dini Lider, hükümetle yaptığı son görüşmede ABD’lilerin bir adım bile ilerlemediğini söyledi. Müzakere metni, nükleer anlaşma metnidir. Hiçbir paragraf eklenemez veya çıkartılamaz. Anlaşmada öngörülen yaptırımlar kaldırılmalıdır.”
Anlaşma kapsamında olmayan yaptırımların bile tanımlanması gerektiğini belirten Kuddusi ayrıca Batı tarafının son müzakerelerde ‘İran için kırmızı çizgi olan konuları da önerdiğine’ dikkat çekti.
Nükleer anlaşmaya muhalif isimlerden olan Kuddusi, anlaşmanın uygulanma sürecinin başlangıcında Tahran’ın ABD şirketlerinin İran petrol sahasına yatırım yapmasını kabul ettiğini vurguladı.



Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı


İran ve İsrail: Büyük projelerin açmazı

İran'ın Gazze ve Lübnan'daki kolları ağır darbeler aldı (AFP)
İran'ın Gazze ve Lübnan'daki kolları ağır darbeler aldı (AFP)
TT

İran ve İsrail: Büyük projelerin açmazı

İran'ın Gazze ve Lübnan'daki kolları ağır darbeler aldı (AFP)
İran'ın Gazze ve Lübnan'daki kolları ağır darbeler aldı (AFP)

Refik Huri

İran'ın tarihi geriye dönük olarak düzeltmenin imkânsız bir iş olduğunu kabul etmesi kolay değil. Coğrafyayla oynaması ve Ürdün Kralı İkinci Abdullah'ın Arap ve Sünni ayından Şii Hilali koparmak olarak adlandırdığı projeyi gerçekleştirmek umuduyla, Hegel'in tarihin kurnazlığı olarak adlandırdığı şeye karşı koymaya devam etmesi bir yanılsamadır. Hiçbir orta güç, bölgesel projesine hizmet etmek için savaşlara, kaosa ve istikrarsızlığa İran kadar bel bağlamamıştır. Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönmesinden önce bile, Mollaların yönettiği İslam Cumhuriyeti kadar fırtınanın ortasında duran bir bölgesel güç daha yoktur.

İran, onlarca yıl içinde İslami direniş adı altında silahlı mezhepçi örgütler kurarak en tehlikeli siyasi, askeri, güvenlik ve ideolojik yatırımı yaptı. Ardından bu örgütleri kendisini korumaya, İsrail ve en başta ABD olmak üzere Tahran'ın bütün düşmanlarına karşı vekaleten savaşmaya teşvik etti. Direniş ekseni ve arenalar birliği stratejisi aracılığıyla İsrail ile yaşanan çatışmada kendisini askeri bir aktör olarak dayattı. ABD'ye karşı olan ve onu Batı Asya’dan çıkarmak isteyen, ama bir anlaşma şansı varsa Washington’dan yana oynayan bir oyuncu, Arap sahnesinde bölgesel bir siyasi aktör olarak empoze etti. Çin, Rusya ve Kuzey Kore ile Richard Fontaine ve Andrea Kendall Taylor'ın kargaşa ekseni adını verdiği bir tür örtülü ittifaka da ulaşmış durumda. Kargaşa ekseni, ABD öncülüğündeki uluslararası sisteme karşı duruş ve çok kutuplu sisteme çağrıdır. Çoğulcu bir sistemin yokluğunda, kargaşa ekseninin kaos yaratmak için bir sistem projesine ihtiyacı yoktur.

Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin İslam Cumhuriyeti'nin gücünün en önemli bileşeni olarak kabul ettiği direniş ekseninin nispeten düşük maliyeti, jeopolitik ve stratejik olarak maliyetli hale geldi. Zira öncelikle Hamas, İsrail'i sarsan Aksa Tufanı operasyonunun Filistin'i özgürleştirme dalgasının başlangıcı olacağını sandı. İkincisi, Hizbullah Güney Lübnan cephesi üzerinden Hamas'a destek savaşı başlatmaya karar verdi. Üçüncüsü, İran Suriye'de yayıldı. İlk önce Gazze’nin yapıları ve halkı bir imha savaşına maruz kaldı. Ardından Hizbullah ağır darbe aldı. Son olarak da Suriye'de Esed rejimi devrildi, böylece İran Suriye köprüsünü, Filistin kalesini, Arap derinliğini ve Lübnan arenasını kaybetti.

Esasında İran'ın bölgesel projesi, Velayet-i Fakih yönetimine giden yolda bir aşama olan Filistin'i kurtarma projesinden daha büyük ve her iki proje de şu anda çıkmaza girmiş durumda. Filistin'i kurtarma projesi sadece İsrail ve kıyamet silahlarına değil, ABD ve Avrupa duvarlarına tosladı ve Rusya ile Çin tarafından da kabul edilebilir bir proje değil. Ayrıca 22 Arap ülkesini temsil eden Arap Zirvesi, 2000'li yılların başındaki Beyrut Zirvesi'nden itibaren barışın stratejik bir tercih olduğunu teyit etti. İran'ın bölgesel projesi, ABD'yi askeri, güvenlik ve hatta ekonomik olarak Ortadoğu'dan çıkarmak gibi zorlu bir meydan okuma ile çatışıyor. Aynı zamanda kendi halkı, liderleri, ittifakları ve önemli stratejik konumu bulunan büyük ve güçlü bir Arap dünyasıyla da çatışıyor.

Filistin’i gerçekten kurtarmak isteği bir yana, kurtarma gücüne sahip olmayan Tahran, İsrail ile anlaşmazlık yoluyla da olsa iki devletli çözüm yoluna taş koymaya katkıda bulunuyor.  Binyamin Netanyahu hükümeti Filistin devletinin kurulmasını reddediyor ve Batı Şeria ile Gazze'yi ilhak etmeyi amaçlıyor. Mollalar rejimi, Batı Şeria ve Gazze'de kurulacak Filistin devleti projesini engellemede İsrail’in ağırlığına ek ağırlık katıyor. Nitekim İsrail, Filistin devletinin kurulmasının Filistin'de bir İran terör üssü kurma projesi olduğunu iddia etmeye başladı. Netanyahu’ya göre sorun, İran'ın Suriye'den çekilmesinden ve İsrail'in Suriye ordusundan kalan stratejik silahları imha eden hava saldırıları düzenlemesinden ve Tahran adına savaşan örgütlerin zayıflatılmasından sonra bile devam ediyor. Hiçbir şey onun bu tutumunu değiştirmiyor. Oysa Irak’ın nükleer reaktörünü yerle bir eden saldırıyı düzenleyen 69. Filo'ya komuta eden pilotun İngiliz dergisi The Economist’e verdiği röportajda da söylediği gibi İsrail için en büyük tehdit İran değil, Filistinlilerle geçinememek ve birlikte yaşayamamaktır. Çünkü İsrail'in karşı karşıya olduğu asıl zorluk, ‘askeri gücünü stratejik kazanımlara ve barışa dönüştürmektir’, aksi takdirde kan daha uzun yıllar akmaya devam edecektir.

Büyük açmaz ikilidir; İran'ın bölgesel projesi, kendi kapasitesinden, Batı ile çatışmasından ve İsrail ile vekiller üzerinden savaşmasından daha büyüktür. Keza İsrail'in bölgesel projesi, Tel Aviv'in ekonomik, askeri ve sosyal olarak taşıyabileceğinden daha büyüktür. Batı ve Doğu'nun İsrail'in aşırılığına ve Filistin devletinin kurulması fırsatının kaçırılmasına yönelik sabrını zorlamaktadır. General Şaron'un dediği gibi, Washington'un hizmetinde olan “yüzen bir uçak gemisi” konumundan çıkıp Amerikan korumasına ihtiyaç duyan İsrail'in yükünü ABD'nin ne kadar süre ve ne ölçüde taşıyacağı da bilinmemektedir. Buradaki ders, herkesin göreceği şekilde duvara asılı olan Amerikalı stratejik analist Anthony Cordesman'ın şu sözüdür: “Savaşlar riskleri ortadan kaldırmakla ilgili değil, riskleri yönetmekle ilgilidir.”

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.