ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Arap bölgesini göz ardı etmedik’

Joey Hood, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada Irak'ın refahının önündeki en büyük engel İran'ın müttefikleri olduğunu söyledi. Esed ile normalleşmeye karşı da uyarıda bulundu.

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Arap bölgesini göz ardı etmedik’

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD dış politikasını yakından takip eden birçok kimse, Başkan Joe Biden yönetiminin Ortadoğu bölgesine veya doğuda Afganistan’dan batıda Fas’a kadar uzanan, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda “Yakın Doğu” olarak isimlendirilen bölgeye doğrudan ve etkin bir şekilde dahil olma arzusundan uzun süredir şüphe duyuyor. Bu durumu kabul etmeyen ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Washington’ın bölgeye olan bağlılığının “uzun vadeli ve derin” olduğunu söyledi.
Hood, Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda ABD’nin bölgedeki birçok konuda öncelikle ülkenin çıkarlarını gözettiğini, ortakların ve müttefiklerin reformlarını güçlendirdiğini, yolsuzlukla mücadele ettiğini ve insan haklarını desteklediğini söyledi. Bölge ülkeleriyle olan ilişkilerinde bu büyük çerçeveyi gözettiğini vurguladı.
Hood, Suriye meselesinde Sezar Yasası’nın devam ettiğini ve ABD güçlerinin SDG ile birlikte DEAŞ’a karşı mücadelesini sürdürdüğünü söyledi. Esad rejimiyle ilişkileri normalleştirmek isteyen ülkeleri de uyardı.
Lübnan meselesinde politikacıları farklılıkları bir kenara bırakarak halkın çağrısına cevap vermeye çağıran Joey Hood, Irak konusunda da ülkenin bölgedeki önemli rolünü, yaklaşan seçimlerin bütünlüğünü desteklediğini ve milislerin ellerinden silahların alınmasının gerekliliğini vurguladı. Hood’un gündeminde Libya da vardı. Hood, Halife Hafter'in cumhurbaşkanı seçilmesinin Libya halkının vereceği bir karar olduğunu belirterek tüm yabancı güçlere ve paralı askerlere ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood Ortadoğu’daki denklemlerden ABD’nin uluslararası arenada yaşanan son gelişmelere ilişkin tutumuna kadar birçok başlıkta Şarku’l Avsat’ın sorularını yanıtladı:

Orta doğu'yu birkaç kez ziyaret ettiniz. Bize Biden yönetiminin bölgeye yönelik politikasını anlatır mısınız?
Başkan Biden, ABD’nin çıkarlarını dünya çapında geliştirmek için ortaklarımızla yeniden ittifaklar kurarak ülkenin diplomasisini canlandırıyor. Gelecek nesiller için iklimimizi korurken çatışmaları sona erdiren, yolsuzluğa karşı mücadele veren, insan haklarını gözeten ve istihdam yaratan politikalar geliştirmek hepimizin çıkarınadır. ABD, tüm bu zorlukların üstesinden gelmek için Ortadoğu'daki dostlarımızla birlikte çalışıyor.

Birçok kişi Ortadoğu'nun artık ABD için önemli olmadığını düşünüyor. Buna katılıyor musunuz?
Dünyanın her yerindeki bölgesel çatışmalara diplomatik çözümler bulmaya, en yakın ortaklarımızla ittifakları ve ilişkileri yeniden kurmaya, insan haklarına ve demokratik değerlere öncelik vermeye ve iklim değişikliği sorununu ele almak için adımlar atmaya kararlıyız; Tüm bu konular Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki ilişkilerimiz için de temel teşkil etmektedir. Bölgeye karşı uzun vadeli, derin taahhütlerimiz var. Güvenlik taahhütlerimizde gayet açık ve kararlıyız. Fas, Ürdün, İsrail, Bahreyn ve Umman ile serbest ticaret anlaşmalarımız bulunuyor. Suudi Arabistan, Mısır, Kuveyt, BAE ve Katar da dahil olmak üzere bölgedeki diğer ülkelerle milyarlarca dolarlık ticaret ve yatırımımız var. Bölgedeki insanların hayat standartlarını yükseltmek, refah ve yenilik getirmek amacıyla doktor ve bilim insanı olmak veya teknolojik gelişimler için şirket kurmak için 70 bini bölgeden olmak üzere ABD üniversitelerinde ve kurumlarında eğitim gören 1,5 milyon öğrenci, ilişkilerimizin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. İsrail, BAE, Bahreyn ve Fas arasındaki normalleşme anlaşmalarının ve onlardan önce de İsrail, Mısır ve Ürdün arasındakilerin sağladığı faydaları da unutamayız. Bu anlaşmalar, bölgedeki sorunların geçmişte kaldığı anlamına gelmese de iş birliği için önemli yollar açıyor. ABD’nin hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin eşit özgürlük, güvenlik, refah ve haysiyet haklarını hak ettiğine inanmaya devam ettiğini vurgulamak istiyorum.

Suriye

Suriye 10 yıldır savaş halinde ve bir çözüm bulunamadı. Son seyahatinize dair görüşleriniz nelerdir? Suriye'yi kaç kez ziyaret ettiniz?
Suriye halkı, Beşşar Esed rejiminin elinde akıl almaz acılar çekti. Onun acımasız yönetimi ve yozlaşmışlığı nedeniyle yaşanan bir insani felakete tanık olduk. Suriye'de istikrarın ancak bugün gördüğümüz çatışma ve krizlerin arkasındaki faktörleri ele alan siyasi bir süreçle sağlanabileceğine inanıyoruz. Suriye'deki çatışmanın bir sonu olacaksa bunun için Esed rejiminin davranışını değiştirmesi gerekiyor. Bu süreç tüm Suriyelilerin iradesini temsil etmelidir. Kalıcı bir siyasi çözümün ulaşılabilir olmasını sağlamak için müttefikler, ortaklar ve Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışmaya kararlıyız. Koalisyon’un DEAŞ’ı yenmek için yaptığı bakanlar toplantısına ek olarak Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ı, İtalyan Dışişleri Bakanı ile birlikte 28 Haziran’da Suriye konulu bakanlar toplantısı düzenlemeye sevk eden sebep de budur. Böylece Suriyelilerin Birleşmiş Milletler’e etkin katılımı için destek sağlamaya, Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararını desteklemek üzere siyasi sürece ve diğer diplomatik çabalara destek vermeye devam ediyoruz. Bu noktaları ve Suriye politikamızın diğer unsurlarını, DEAŞ karşıtı Koalisyonu'nun yerel ortaklarıyla birlikte teyit etmek için geçen mayıs ayında kuzeydoğu Suriye'yi ziyaret ettim. Kurtarılmış bölgelerin istikrara kavuşturulmasına yardım etmek de dahil olmak üzere DEAŞ’ı yenme planımızın parçası olarak kuzeydoğudaki varlığımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz.

Kongre'nin bazı üyeleri Suriye ile ilgili görüşlerini dile getirdiler ve Biden yönetimine, ekonomik duruma önemli yansımaları nedeniyle Esed rejimine uygulanan Sezar Yasası yaptırımlarını kaldırma çağrısında bulundular. Dışişleri Bakanlığı Kongre’deki bu tür düşünceleri nasıl karşılıyor?
Mevcut yaptırımların kaldırılmasına yönelik bir plan yok. Yönetim, Suriye'deki sivilleri korumaya yönelik Sezar Yasası’nın yanı sıra diğer ABD yaptırım güçlerinin, bazıları savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil eden zulümler de dahil olmak üzere Esed rejimine karşı hesap verebilirliği teşvik etmek için önemli araçlar olduğuna inanıyor. Bu araçları kullanmaya devam edeceğiz. Suriye ile ilgili yaptırımlarımız ticaret, yardım veya insani faaliyetleri hedef almıyor. Daha ziyade Esed'in ve Suriye hükümetindeki diğer isimlerin kapasitesini sınırlamaya çalışıyor.
-Bazı Arap ülkeleri Esed rejimi ile ilişkileri normalleştirme niyetlerini bir kez daha açıkladılar. ABD'nin bu konudaki tutumu nedir? Müttefiklerinizden bunu yapmamalarını istediniz mi?
ABD'nin Esed rejimiyle diplomatik ilişkilerimizi geliştirme planı yok. Esed’in davranışlarında önemli bir değişiklik görene ve siyasi bir çözüme gidene kadar da bunu yapmayı düşünmüyor. Bu normalleşme raporlarını gördük ve üzerinde düşündük. Bölge ülkelerini, üzerinde ısrarla durarak Esed rejiminin gerçekleştirdiği vahşeti dikkatle değerlendirmeye çağırdık. Soruyoruz: Normalleşmeyi düşündüklerinde bunu Suriye halkının yararına mı yapıyorlar? Biz bunda bir fayda görmüyoruz.

Lübnan

ABD'nin Lübnan'a yönelik politikası nedir?
Lübnan liderlerini partizan siyasi farklılıkları bir kenara bırakmaya ve halk için gerçek ve radikal reformlara hazır ve yetenekli bir hükümet kurmak için yeterli esnekliği göstermeye çağırıyoruz. Halk, onlarca yıllık yolsuzluk ve kötü yönetim nedeniyle krizde olan ülkenin can çekişen ekonomisini kurtarmak adına gereken reformları uygulamak için acilen kurulması gereken bir hükümeti hak ediyor. Biz ve uluslararası toplum, Lübnan'ın uzun vadeli yapısal desteğinin kilidini açmak için somut eylemlerin son derece kritik olduğunu açıkça belirttik.
ABD’nin, Lübnan ekonomik kriz, Kovid-19 salgını ve Beyrut Limanı'ndaki korkunç patlama da dahil olmak üzere kötüleşen krizlerden çıkarken ve yeniden inşa edilirken Lübnan halkının yanında olduğunu vurgulamak isterim. ABD, Lübnan'a son iki yılda yaklaşık 560 milyon dolar insani yardımda bulundu. Buna ek olarak Başkan Biden 4 Ağustos'ta, yaklaşık 100 milyon dolar ek insani yardım sağlandığını duyurdu. Bu insani yardım, Suriyeli mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan topluluklar da dahil olmak üzere savunmasız nüfuslara fayda sağlayacaktır.
-Mevcut ABD yönetimi, Lübnanlıları İsrail ile barış müzakerelerini sürdürmeleri ve sınır konularını tartışmaları için nasıl destekleyebilir?
Deniz sınırı, İsrail ve Lübnan tarafından alınacak bir karardır. ABD, bu tartışmalara başladığımız temele dayanarak deniz sınırıyla ilgili müzakereleri kolaylaştırmaya hazırdır.

Irak

Bazı Iraklılar, Biden yönetiminin Irak hükümetiyle aynı fikirde olmadığına ve İran'ın çirkin faaliyetlerini caydırmak için Biden’ın net bir gündemi olmadığına inanıyor. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Biden yönetimi Irak hükümetinin ortağıdır. İlişkimize değer veriyoruz. Başkan Biden, 26 Temmuz'da Irak Başbakanı Mustafa Al-Kazimi ile ilişkilerimizi güçlendirmek için bir araya geldi. Stratejik diyalog için bir oturum gerçekleştirdik. Bundan önce de Irak'a, ABD Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Derek Chollet, Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika koordinatörü Brett McGurk, Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Dana Stroul ve benim de dahil olduğu üst düzey bir heyet gönderildi. Dolayısıyla, ilişkimizin üst düzey ziyaretlerin ve güvenlik iş birliğinin ötesine geçtiğini, Irak ile Stratejik Çerçeve Anlaşması'nda tanımlandığı gibi bir dizi ikili meseleyi paylaştığımızı belirtmek gerekir. Birçok kez söylediğimiz gibi; Irak'ı bölgede güçlü bir role sahip yakın bir ortak olarak görüyoruz ve ortak hedefimiz olan güvenli, istikrarlı ve müreffeh bir Irak için çalışmaya devam etmek istiyoruz.

Yönetim Irak'taki tansiyonu düşürmek ve yaklaşan seçimlerde demokratik süreci desteklemek için neler yapabilir?
Bütünlüğe sahip, istikrarlı, müreffeh ve demokratik bir Irak'ı destekliyoruz. Stratejik Çerçeve Anlaşması ikili ilişkilerimizin temeli olmaya devam ediyor. Irak için barışçıl ve müreffeh bir gelecek isteyenlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Irak halkının şiddet veya misilleme korkusu olmadan görüşlerini ifade etme ve barışçıl protesto etme hakkını destekliyoruz. Seçimlere gelince… ABD olarak herhangi bir adaya veya partiye destek vermiyoruz. Seçim sürecini destekliyoruz. Irak halkının demokratik bir sistemde iradesini ifade edebilmesi için özgür ve adil seçimlerin güvenli bir ortamda yapılmasını umut ediyoruz. Irak seçimlerini desteklemek bizim için en önemli önceliktir. BM Güvenlik Konseyi'nin 27 Mayıs'ta Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu'nun (UNAMI) görev süresinin uzatılmasına oybirliğiyle karar vermesinden ve Irak hükümetinin seçimleri izleme talebine yanıt veren hükümler içermesinden memnuniyet duyduk. ABD, toplam bütçesi 15,8 milyon dolar olan Genişletilmiş Seçim Gözlem Misyonu'nun görevini finanse etmek için 5,2 milyon dolar katkıda bulundu. Dolayısıyla geniş coğrafi kapsama sahip BM’nin, güçlü ve görünür varlığını içeren bu tedbirlerin üçüncü tarafların gözlemciliğinin yanı sıra sahtekârlığı engellemeye, katılımı artırmaya ve Iraklıların demokrasilerine olan güvenini yeniden inşa etmeye yardımcı olacağını umuyoruz.

Irak'ta sizi en çok endişelendiren konu hangisi?
Irak'ın refahının önündeki en büyük engel, İran'la müttefik silahlı gruplar ve Irak kurumlarını ve hukukun üstünlüğünü baltalayanlardır.

Sizce ABD güçleri Irak'tan ne zaman çıkacak?
Şu an Irak'taki ABD kuvvetleri, DEAŞ’ı yenmek için kurulan Koalisyon’un bir parçasıdır. Bu kuvvetlerin rolü tavsiye, yardım sağlamak ve DEAŞ’ın kalıcı yenilgisini sağlamak için Irak güvenlik güçlerini desteklemekle sınırlıdır. Herkesi varlığımızı başka türlü tanımlayacak bir çıkışın amaçlarını sorgulamaya davet ediyorum.

Libya

Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu, yaklaşan seçimlerde aday olma yönündeki arzusunu açıkladı. ABD'nin bu konudaki tutumu nedir? Onu destekliyor musunuz?
4 Aralık'ta yapılması planlanan Libya ulusal seçimleri, ülkenin demokratik ilerlemesi ve birliği için çok önemli. Ülkenin dört bir yanındaki insanların Libya'nın geleceğini şekillendirmede söz sahibi olmalarına izin vererek siyasi sürecin Libya'ya ait, Libya liderliğinde ve dış müdahale veya etkiden uzak olması gerektiğine inanıyoruz. ABD'nin potansiyel adaylara ilişkin bir tutumu yok. Ancak Seyfülislam Kaddafi'nin Birleşmiş Milletler’in ve ABD’nin yaptırımlar listesinde yer aldığını, sivillerin öldürülmesi ve işkence edilmesinden dolayı hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama emri çıkarıldığını açıkça belirtmek istiyoruz.

ABD, Rusya'nın Libya'daki güçleriyle ilgili endişelerini her zaman dile getirdi ancak Türkiye'ye bağlı güçlerle ilgili bir açıklama yapmadı. Bu, Washington'ın Ankara ve diğer NATO üyeleriyle daha önce tartıştığı bir konu mu?
Avrupa ve bölgesel müttefikler, Libya Geçici Hükümeti, Birleşmiş Milletler ve diğerleriyle tüm yabancı güçlerin ve savaşçıların dengeli bir biçimde, sırayla geri çekilmesine yönelik ilerlemenin nasıl sağlanacağı konusunda görüşmeler yürütüyoruz. İkinci Berlin Konferansı'nda askeri gerilimi düşürmeye ilişkin meseleler vurgulandı. Yabancı savaşçıların ayrılmasının nasıl operasyonel hale getirileceğine dair faydalı, ikili tartışmalar yapılmış olsa da Rusya'nın Libya’da ihtilafı derinleştiren, istikrarsızlaştırıcı müdahalesi ABD için endişe kaynağı olmaya devam ediyor. 23 Ekim 2020'de imzalanan Libya ateşkes anlaşması, Rus paralı askerlerinin, Türk kuvvetlerinin, Suriye, Çad ve Sudan da dâhil olmak üzere tüm yabancı savaşçıların ve vekillerin geri çekilmesini ve her türlü dış askeri müdahalenin sona ermesini gerektiriyordu. Çatışmaya dâhil olan tüm taraflar, ülke çapındaki ateşkes anlaşmasına saygı göstermelidir.

Berlin ve Cenevre çıkışlarından sonra ABD'nin savaşı sona erdirmek ve Libya'yı yeniden birleştirmek için Libyalıları destekleme vizyonu nedir?
ABD’nin amacı dış müdahale olmaksızın egemen, istikrarlı, birleşik, güvenli bir Libya’nın inşasına katkıda bulunmak, insan haklarını ve kalkınmayı destekleyen, kendi sınırları içinde terörle mücadele edebilecek, demokratik olarak seçilmiş bir hükümet kurmaktır. ABD Özel Elçisi Richard Norland'ın çalışmaları da dahil olmak üzere Libya'daki ilerlemeyi desteklemeye yönelik diplomasimizi artırıyoruz. Libyalı liderler, anayasal temeli oluşturmak ve onları yönetecek seçim yasasını tanımlamalı, seçimlerin başarısını sağlamak için temel hazırlıkları yapmalıdır.

General Hafter önümüzdeki seçimlerde aday olursa Biden yönetimi onu destekleyecek mi? Onunla ilişki kurmayı kabul ediyor musunuz?
Halife Hafter siyasi sürece gerçekten katılmayı seçerse, ülkenin geleceğinde oynayacak bir rolünün olup olmadığına Libyalılar kendileri karar verecektir.

Mevcut Libya hükümeti, devrimin patlak vermesinden bu yana ABD ve Batı'da dondurulan fonların bir kısmını geri almaya çalışıyor. Bu konuda herhangi bir bilginiz var mı?
ABD, BMGK’nın (2011'de kabul edilen) 1970 sayılı kararı uyarınca dondurulan Libya varlıklarının Libya halkının kullanımına ve onların yararına sunulmasını sağlamayı hedefliyor. Güvenlik Konseyi 15 Temmuz'da, söz konusu varlıkların Libya halkının yararına, ‘daha ​​sonraki bir aşamada’ sağlanması niyetini bir kez daha vurguladı.



Suriye DEAŞ'ın üst düzey askeri liderlerinden birinin yakalandığını duyurdu

DEAŞ'ın üst düzey askeri liderlerinden, "Ebu Cihad el-Muhacir" lakaplı Hamza Abdullah Muhammed, yakalandıktan sonra (SANA) 
DEAŞ'ın üst düzey askeri liderlerinden, "Ebu Cihad el-Muhacir" lakaplı Hamza Abdullah Muhammed, yakalandıktan sonra (SANA) 
TT

Suriye DEAŞ'ın üst düzey askeri liderlerinden birinin yakalandığını duyurdu

DEAŞ'ın üst düzey askeri liderlerinden, "Ebu Cihad el-Muhacir" lakaplı Hamza Abdullah Muhammed, yakalandıktan sonra (SANA) 
DEAŞ'ın üst düzey askeri liderlerinden, "Ebu Cihad el-Muhacir" lakaplı Hamza Abdullah Muhammed, yakalandıktan sonra (SANA) 

Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin uluslararası ortaklarla iş birliği içinde Halep'in kuzeyindeki operasyon kapsamında DEAŞ'ın üst düzey bir askeri yöneticisini yakaladığını duyurdu.

Bakanlığın açıklamasında, İç Güvenlik Güçleri ile Genel İstihbarat Teşkilatı'nın “uluslararası ortaklarla iş birliği içinde” düzenlediği operasyonla, “Ebu Cihad el-Muhacir” lakaplı Hamza Abdullah Muhammed'in Münbiç kırsalında yakalandığı belirtildi.

Yakalanan kişinin örgütün “önde gelen askeri liderlerinden biri” olduğu kaydedilen açıklamada, Muhammed'in DEAŞ bünyesinde “Şam Vilayeti'nin genel askeri sorumlusu” ve daha önceki genel askeri sorumlunun yardımcısı olarak görev yaptığı, ayrıca örgütün sözde “İdlib Vilayeti”nden sorumlu olduğu ifade edildi.

Bakanlık, operasyonun DEAŞ'ın hücre ve liderlerinin takibine, ağlarının dağıtılmasına, örgütün yeniden yapılanma girişimlerinin engellenmesine ve vatandaşların güvenliği ile ülkedeki istikrarın tehdit edilmesinin önüne geçilmesine yönelik olarak sürdürülen güvenlik çalışmaları kapsamında gerçekleştirildiğini bildirdi.

Irak ve Suriye'de geniş bir bölgeyi kontrol eden DEAŞ, Suriye'deki son kalesinin 2019'da düşmesinin ardından zaman zaman özellikle Suriye güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenliyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre örgüt, Aralık 2024'te devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed yönetiminin sona ermesinin ardından militanlarına yeni yönetime karşı savaşma çağrısında bulundu.

Temmuz ayında, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Şam ziyareti sırasında konakladığı otelin çevresi, eş zamanlı olarak düzenlenen iki bombalı saldırının hedefi olmuştu. Suriye makamları, saldırılara karışan hücrenin DEAŞ'a bağlı olduğunu açıkladı.

Suriye hükümeti ise geçen yılın sonlarında, terör örgütüyle mücadele eden uluslararası koalisyona resmen katıldığını duyurdu.


Kuzeybatı Suriye’deki Ebu Zuhur Askeri Havalimanı kimliği belirsiz uçaklarla hedef alındı

Kuzeybatı Suriye’deki Ebu Zuhur Askeri Havalimanı kimliği belirsiz uçaklarla hedef alındı
TT

Kuzeybatı Suriye’deki Ebu Zuhur Askeri Havalimanı kimliği belirsiz uçaklarla hedef alındı

Kuzeybatı Suriye’deki Ebu Zuhur Askeri Havalimanı kimliği belirsiz uçaklarla hedef alındı

Bugün şafak vakti kimliği belirsiz uçaklar tarafından düzenlenen hava saldırılarında, Suriye’nin kuzeybatısındaki hizmet dışı bir askeri havalimanı hedef alındı. Havalimanında Savunma Bakanlığı’na bağlı güçlerin bulunduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre kimliğinin açıklanmasını istemeyen güvenlik kaynağı, “Kimliği belirsiz uçaklar, bugün şafak vakti İdlib vilayetindeki Ebu Zuhur Askeri Havalimanı’nı bombaladı” açıklamasında bulundu.

Kaynağa göre, 2012’den bu yana hizmet dışı olan havalimanında Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçleri bulunuyor. Saldırıda can kaybı ya da yaralanma olup olmadığına ilişkin ise bilgi verilmedi.

Saldırıyı henüz üstlenen olmadı.

İsrail ordusu, AFP’nin saldırılarla ilgili sorusuna “Yorum yok” cevabını verdi.

Öte yandan Reuters, üç Suriyeli askeri kaynağa dayandırdığı haberinde, kaynağı henüz belirlenemeyen dört hava saldırısında Ebu Zuhur Askeri Üssü pistinin ve depolama tesislerinin hedef alındığını bildirdi. Kaynaklardan biri ile üssün yakınında yaşayan bir bölge sakini, saldırılarda yaralanan olmadığını ifade etti.

İsrail güçleri, eski yönetimin 2024’ün sonunda devrilmesinin ardından Suriye’de “askeri hedefler” olarak tanımladığı noktalara yüzlerce saldırı düzenledi.

Öte yandan Washington öncülüğündeki uluslararası koalisyon da Suriye’de çoğunlukla DEAŞ liderlerini hedef alan hava saldırıları gerçekleştiriyor.

Suriye’deki yeni yönetim, çatışmalar boyunca ağır hasar gören havalimanının kontrolünü iktidara gelmesinin ardından ele geçirdi.

Eski rejim güçleri ise Eylül 2015’te muhalif grupların İdlib vilayetinin büyük bölümünü ele geçirmesinin ardından kontrolünden çıkan havalimanını 2018’in sonlarında yeniden kontrol altına almıştı.


İran, Irak Kürdistan Hükümeti Başbakanı’nın ofisine yönelik iki İHA ile gerçekleştirilen «şüpheli» saldırıyı kınadı

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani, 25 Haziran 2025'te bölgenin başkenti Erbil'de bir basın toplantısında, (AFP)
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani, 25 Haziran 2025'te bölgenin başkenti Erbil'de bir basın toplantısında, (AFP)
TT

İran, Irak Kürdistan Hükümeti Başbakanı’nın ofisine yönelik iki İHA ile gerçekleştirilen «şüpheli» saldırıyı kınadı

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani, 25 Haziran 2025'te bölgenin başkenti Erbil'de bir basın toplantısında, (AFP)
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani, 25 Haziran 2025'te bölgenin başkenti Erbil'de bir basın toplantısında, (AFP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, dün gece saatlerinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani’nin ofisi ile Erbil İstihbarat Müdürü’nün konutuna iki İHA ile düzenlenen saldırıyı kınadı. Şarku’l Avsat’ın IRNA’dan aktardığına göre Bekayi, saldırıyı “son derece şüpheli gelişme ve dikkatle ele alınması gereken bir olay” olarak nitelendirdi.

Ajansta yer alan açıklamaya göre Bekayi, saldırıyı kınayarak, olayın kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini belirtti.

Irak Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamsına göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Iraklı mevkidaşına, saldırının İran topraklarından düzenlendiğine ilişkin “herhangi bir bilgi bulunmadığını” iletti.

Öte yandan Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, dün akşam Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı’nın ofisi ile Erbil İstihbarat Müdürü’nün konutuna iki İHA ile düzenlenen saldırının soruşturulması talimatını verdi. Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre bu karar, Kürt makamlarının saldırının arkasında İran’ın bulunduğunu öne sürmesinin ardından geldi.

Zeydi’nin Basın Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Başbakan’ın “saldırının kaynaklarını ve çıkış noktalarını ortaya çıkarmak, soruşturmanın sonuçlarını en kısa sürede kamuoyuna açıklamak ve saldırının bütün ayrıntıları ile arkasındaki tarafları ortaya çıkarmak üzere bir soruşturma komitesi kurulması” talimatı verdiği belirtildi.