ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Arap bölgesini göz ardı etmedik’

Joey Hood, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada Irak'ın refahının önündeki en büyük engel İran'ın müttefikleri olduğunu söyledi. Esed ile normalleşmeye karşı da uyarıda bulundu.

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Arap bölgesini göz ardı etmedik’

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD dış politikasını yakından takip eden birçok kimse, Başkan Joe Biden yönetiminin Ortadoğu bölgesine veya doğuda Afganistan’dan batıda Fas’a kadar uzanan, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda “Yakın Doğu” olarak isimlendirilen bölgeye doğrudan ve etkin bir şekilde dahil olma arzusundan uzun süredir şüphe duyuyor. Bu durumu kabul etmeyen ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Washington’ın bölgeye olan bağlılığının “uzun vadeli ve derin” olduğunu söyledi.
Hood, Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda ABD’nin bölgedeki birçok konuda öncelikle ülkenin çıkarlarını gözettiğini, ortakların ve müttefiklerin reformlarını güçlendirdiğini, yolsuzlukla mücadele ettiğini ve insan haklarını desteklediğini söyledi. Bölge ülkeleriyle olan ilişkilerinde bu büyük çerçeveyi gözettiğini vurguladı.
Hood, Suriye meselesinde Sezar Yasası’nın devam ettiğini ve ABD güçlerinin SDG ile birlikte DEAŞ’a karşı mücadelesini sürdürdüğünü söyledi. Esad rejimiyle ilişkileri normalleştirmek isteyen ülkeleri de uyardı.
Lübnan meselesinde politikacıları farklılıkları bir kenara bırakarak halkın çağrısına cevap vermeye çağıran Joey Hood, Irak konusunda da ülkenin bölgedeki önemli rolünü, yaklaşan seçimlerin bütünlüğünü desteklediğini ve milislerin ellerinden silahların alınmasının gerekliliğini vurguladı. Hood’un gündeminde Libya da vardı. Hood, Halife Hafter'in cumhurbaşkanı seçilmesinin Libya halkının vereceği bir karar olduğunu belirterek tüm yabancı güçlere ve paralı askerlere ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood Ortadoğu’daki denklemlerden ABD’nin uluslararası arenada yaşanan son gelişmelere ilişkin tutumuna kadar birçok başlıkta Şarku’l Avsat’ın sorularını yanıtladı:

Orta doğu'yu birkaç kez ziyaret ettiniz. Bize Biden yönetiminin bölgeye yönelik politikasını anlatır mısınız?
Başkan Biden, ABD’nin çıkarlarını dünya çapında geliştirmek için ortaklarımızla yeniden ittifaklar kurarak ülkenin diplomasisini canlandırıyor. Gelecek nesiller için iklimimizi korurken çatışmaları sona erdiren, yolsuzluğa karşı mücadele veren, insan haklarını gözeten ve istihdam yaratan politikalar geliştirmek hepimizin çıkarınadır. ABD, tüm bu zorlukların üstesinden gelmek için Ortadoğu'daki dostlarımızla birlikte çalışıyor.

Birçok kişi Ortadoğu'nun artık ABD için önemli olmadığını düşünüyor. Buna katılıyor musunuz?
Dünyanın her yerindeki bölgesel çatışmalara diplomatik çözümler bulmaya, en yakın ortaklarımızla ittifakları ve ilişkileri yeniden kurmaya, insan haklarına ve demokratik değerlere öncelik vermeye ve iklim değişikliği sorununu ele almak için adımlar atmaya kararlıyız; Tüm bu konular Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki ilişkilerimiz için de temel teşkil etmektedir. Bölgeye karşı uzun vadeli, derin taahhütlerimiz var. Güvenlik taahhütlerimizde gayet açık ve kararlıyız. Fas, Ürdün, İsrail, Bahreyn ve Umman ile serbest ticaret anlaşmalarımız bulunuyor. Suudi Arabistan, Mısır, Kuveyt, BAE ve Katar da dahil olmak üzere bölgedeki diğer ülkelerle milyarlarca dolarlık ticaret ve yatırımımız var. Bölgedeki insanların hayat standartlarını yükseltmek, refah ve yenilik getirmek amacıyla doktor ve bilim insanı olmak veya teknolojik gelişimler için şirket kurmak için 70 bini bölgeden olmak üzere ABD üniversitelerinde ve kurumlarında eğitim gören 1,5 milyon öğrenci, ilişkilerimizin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. İsrail, BAE, Bahreyn ve Fas arasındaki normalleşme anlaşmalarının ve onlardan önce de İsrail, Mısır ve Ürdün arasındakilerin sağladığı faydaları da unutamayız. Bu anlaşmalar, bölgedeki sorunların geçmişte kaldığı anlamına gelmese de iş birliği için önemli yollar açıyor. ABD’nin hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin eşit özgürlük, güvenlik, refah ve haysiyet haklarını hak ettiğine inanmaya devam ettiğini vurgulamak istiyorum.

Suriye

Suriye 10 yıldır savaş halinde ve bir çözüm bulunamadı. Son seyahatinize dair görüşleriniz nelerdir? Suriye'yi kaç kez ziyaret ettiniz?
Suriye halkı, Beşşar Esed rejiminin elinde akıl almaz acılar çekti. Onun acımasız yönetimi ve yozlaşmışlığı nedeniyle yaşanan bir insani felakete tanık olduk. Suriye'de istikrarın ancak bugün gördüğümüz çatışma ve krizlerin arkasındaki faktörleri ele alan siyasi bir süreçle sağlanabileceğine inanıyoruz. Suriye'deki çatışmanın bir sonu olacaksa bunun için Esed rejiminin davranışını değiştirmesi gerekiyor. Bu süreç tüm Suriyelilerin iradesini temsil etmelidir. Kalıcı bir siyasi çözümün ulaşılabilir olmasını sağlamak için müttefikler, ortaklar ve Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışmaya kararlıyız. Koalisyon’un DEAŞ’ı yenmek için yaptığı bakanlar toplantısına ek olarak Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ı, İtalyan Dışişleri Bakanı ile birlikte 28 Haziran’da Suriye konulu bakanlar toplantısı düzenlemeye sevk eden sebep de budur. Böylece Suriyelilerin Birleşmiş Milletler’e etkin katılımı için destek sağlamaya, Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararını desteklemek üzere siyasi sürece ve diğer diplomatik çabalara destek vermeye devam ediyoruz. Bu noktaları ve Suriye politikamızın diğer unsurlarını, DEAŞ karşıtı Koalisyonu'nun yerel ortaklarıyla birlikte teyit etmek için geçen mayıs ayında kuzeydoğu Suriye'yi ziyaret ettim. Kurtarılmış bölgelerin istikrara kavuşturulmasına yardım etmek de dahil olmak üzere DEAŞ’ı yenme planımızın parçası olarak kuzeydoğudaki varlığımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz.

Kongre'nin bazı üyeleri Suriye ile ilgili görüşlerini dile getirdiler ve Biden yönetimine, ekonomik duruma önemli yansımaları nedeniyle Esed rejimine uygulanan Sezar Yasası yaptırımlarını kaldırma çağrısında bulundular. Dışişleri Bakanlığı Kongre’deki bu tür düşünceleri nasıl karşılıyor?
Mevcut yaptırımların kaldırılmasına yönelik bir plan yok. Yönetim, Suriye'deki sivilleri korumaya yönelik Sezar Yasası’nın yanı sıra diğer ABD yaptırım güçlerinin, bazıları savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil eden zulümler de dahil olmak üzere Esed rejimine karşı hesap verebilirliği teşvik etmek için önemli araçlar olduğuna inanıyor. Bu araçları kullanmaya devam edeceğiz. Suriye ile ilgili yaptırımlarımız ticaret, yardım veya insani faaliyetleri hedef almıyor. Daha ziyade Esed'in ve Suriye hükümetindeki diğer isimlerin kapasitesini sınırlamaya çalışıyor.
-Bazı Arap ülkeleri Esed rejimi ile ilişkileri normalleştirme niyetlerini bir kez daha açıkladılar. ABD'nin bu konudaki tutumu nedir? Müttefiklerinizden bunu yapmamalarını istediniz mi?
ABD'nin Esed rejimiyle diplomatik ilişkilerimizi geliştirme planı yok. Esed’in davranışlarında önemli bir değişiklik görene ve siyasi bir çözüme gidene kadar da bunu yapmayı düşünmüyor. Bu normalleşme raporlarını gördük ve üzerinde düşündük. Bölge ülkelerini, üzerinde ısrarla durarak Esed rejiminin gerçekleştirdiği vahşeti dikkatle değerlendirmeye çağırdık. Soruyoruz: Normalleşmeyi düşündüklerinde bunu Suriye halkının yararına mı yapıyorlar? Biz bunda bir fayda görmüyoruz.

Lübnan

ABD'nin Lübnan'a yönelik politikası nedir?
Lübnan liderlerini partizan siyasi farklılıkları bir kenara bırakmaya ve halk için gerçek ve radikal reformlara hazır ve yetenekli bir hükümet kurmak için yeterli esnekliği göstermeye çağırıyoruz. Halk, onlarca yıllık yolsuzluk ve kötü yönetim nedeniyle krizde olan ülkenin can çekişen ekonomisini kurtarmak adına gereken reformları uygulamak için acilen kurulması gereken bir hükümeti hak ediyor. Biz ve uluslararası toplum, Lübnan'ın uzun vadeli yapısal desteğinin kilidini açmak için somut eylemlerin son derece kritik olduğunu açıkça belirttik.
ABD’nin, Lübnan ekonomik kriz, Kovid-19 salgını ve Beyrut Limanı'ndaki korkunç patlama da dahil olmak üzere kötüleşen krizlerden çıkarken ve yeniden inşa edilirken Lübnan halkının yanında olduğunu vurgulamak isterim. ABD, Lübnan'a son iki yılda yaklaşık 560 milyon dolar insani yardımda bulundu. Buna ek olarak Başkan Biden 4 Ağustos'ta, yaklaşık 100 milyon dolar ek insani yardım sağlandığını duyurdu. Bu insani yardım, Suriyeli mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan topluluklar da dahil olmak üzere savunmasız nüfuslara fayda sağlayacaktır.
-Mevcut ABD yönetimi, Lübnanlıları İsrail ile barış müzakerelerini sürdürmeleri ve sınır konularını tartışmaları için nasıl destekleyebilir?
Deniz sınırı, İsrail ve Lübnan tarafından alınacak bir karardır. ABD, bu tartışmalara başladığımız temele dayanarak deniz sınırıyla ilgili müzakereleri kolaylaştırmaya hazırdır.

Irak

Bazı Iraklılar, Biden yönetiminin Irak hükümetiyle aynı fikirde olmadığına ve İran'ın çirkin faaliyetlerini caydırmak için Biden’ın net bir gündemi olmadığına inanıyor. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Biden yönetimi Irak hükümetinin ortağıdır. İlişkimize değer veriyoruz. Başkan Biden, 26 Temmuz'da Irak Başbakanı Mustafa Al-Kazimi ile ilişkilerimizi güçlendirmek için bir araya geldi. Stratejik diyalog için bir oturum gerçekleştirdik. Bundan önce de Irak'a, ABD Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Derek Chollet, Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika koordinatörü Brett McGurk, Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Dana Stroul ve benim de dahil olduğu üst düzey bir heyet gönderildi. Dolayısıyla, ilişkimizin üst düzey ziyaretlerin ve güvenlik iş birliğinin ötesine geçtiğini, Irak ile Stratejik Çerçeve Anlaşması'nda tanımlandığı gibi bir dizi ikili meseleyi paylaştığımızı belirtmek gerekir. Birçok kez söylediğimiz gibi; Irak'ı bölgede güçlü bir role sahip yakın bir ortak olarak görüyoruz ve ortak hedefimiz olan güvenli, istikrarlı ve müreffeh bir Irak için çalışmaya devam etmek istiyoruz.

Yönetim Irak'taki tansiyonu düşürmek ve yaklaşan seçimlerde demokratik süreci desteklemek için neler yapabilir?
Bütünlüğe sahip, istikrarlı, müreffeh ve demokratik bir Irak'ı destekliyoruz. Stratejik Çerçeve Anlaşması ikili ilişkilerimizin temeli olmaya devam ediyor. Irak için barışçıl ve müreffeh bir gelecek isteyenlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Irak halkının şiddet veya misilleme korkusu olmadan görüşlerini ifade etme ve barışçıl protesto etme hakkını destekliyoruz. Seçimlere gelince… ABD olarak herhangi bir adaya veya partiye destek vermiyoruz. Seçim sürecini destekliyoruz. Irak halkının demokratik bir sistemde iradesini ifade edebilmesi için özgür ve adil seçimlerin güvenli bir ortamda yapılmasını umut ediyoruz. Irak seçimlerini desteklemek bizim için en önemli önceliktir. BM Güvenlik Konseyi'nin 27 Mayıs'ta Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu'nun (UNAMI) görev süresinin uzatılmasına oybirliğiyle karar vermesinden ve Irak hükümetinin seçimleri izleme talebine yanıt veren hükümler içermesinden memnuniyet duyduk. ABD, toplam bütçesi 15,8 milyon dolar olan Genişletilmiş Seçim Gözlem Misyonu'nun görevini finanse etmek için 5,2 milyon dolar katkıda bulundu. Dolayısıyla geniş coğrafi kapsama sahip BM’nin, güçlü ve görünür varlığını içeren bu tedbirlerin üçüncü tarafların gözlemciliğinin yanı sıra sahtekârlığı engellemeye, katılımı artırmaya ve Iraklıların demokrasilerine olan güvenini yeniden inşa etmeye yardımcı olacağını umuyoruz.

Irak'ta sizi en çok endişelendiren konu hangisi?
Irak'ın refahının önündeki en büyük engel, İran'la müttefik silahlı gruplar ve Irak kurumlarını ve hukukun üstünlüğünü baltalayanlardır.

Sizce ABD güçleri Irak'tan ne zaman çıkacak?
Şu an Irak'taki ABD kuvvetleri, DEAŞ’ı yenmek için kurulan Koalisyon’un bir parçasıdır. Bu kuvvetlerin rolü tavsiye, yardım sağlamak ve DEAŞ’ın kalıcı yenilgisini sağlamak için Irak güvenlik güçlerini desteklemekle sınırlıdır. Herkesi varlığımızı başka türlü tanımlayacak bir çıkışın amaçlarını sorgulamaya davet ediyorum.

Libya

Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu, yaklaşan seçimlerde aday olma yönündeki arzusunu açıkladı. ABD'nin bu konudaki tutumu nedir? Onu destekliyor musunuz?
4 Aralık'ta yapılması planlanan Libya ulusal seçimleri, ülkenin demokratik ilerlemesi ve birliği için çok önemli. Ülkenin dört bir yanındaki insanların Libya'nın geleceğini şekillendirmede söz sahibi olmalarına izin vererek siyasi sürecin Libya'ya ait, Libya liderliğinde ve dış müdahale veya etkiden uzak olması gerektiğine inanıyoruz. ABD'nin potansiyel adaylara ilişkin bir tutumu yok. Ancak Seyfülislam Kaddafi'nin Birleşmiş Milletler’in ve ABD’nin yaptırımlar listesinde yer aldığını, sivillerin öldürülmesi ve işkence edilmesinden dolayı hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama emri çıkarıldığını açıkça belirtmek istiyoruz.

ABD, Rusya'nın Libya'daki güçleriyle ilgili endişelerini her zaman dile getirdi ancak Türkiye'ye bağlı güçlerle ilgili bir açıklama yapmadı. Bu, Washington'ın Ankara ve diğer NATO üyeleriyle daha önce tartıştığı bir konu mu?
Avrupa ve bölgesel müttefikler, Libya Geçici Hükümeti, Birleşmiş Milletler ve diğerleriyle tüm yabancı güçlerin ve savaşçıların dengeli bir biçimde, sırayla geri çekilmesine yönelik ilerlemenin nasıl sağlanacağı konusunda görüşmeler yürütüyoruz. İkinci Berlin Konferansı'nda askeri gerilimi düşürmeye ilişkin meseleler vurgulandı. Yabancı savaşçıların ayrılmasının nasıl operasyonel hale getirileceğine dair faydalı, ikili tartışmalar yapılmış olsa da Rusya'nın Libya’da ihtilafı derinleştiren, istikrarsızlaştırıcı müdahalesi ABD için endişe kaynağı olmaya devam ediyor. 23 Ekim 2020'de imzalanan Libya ateşkes anlaşması, Rus paralı askerlerinin, Türk kuvvetlerinin, Suriye, Çad ve Sudan da dâhil olmak üzere tüm yabancı savaşçıların ve vekillerin geri çekilmesini ve her türlü dış askeri müdahalenin sona ermesini gerektiriyordu. Çatışmaya dâhil olan tüm taraflar, ülke çapındaki ateşkes anlaşmasına saygı göstermelidir.

Berlin ve Cenevre çıkışlarından sonra ABD'nin savaşı sona erdirmek ve Libya'yı yeniden birleştirmek için Libyalıları destekleme vizyonu nedir?
ABD’nin amacı dış müdahale olmaksızın egemen, istikrarlı, birleşik, güvenli bir Libya’nın inşasına katkıda bulunmak, insan haklarını ve kalkınmayı destekleyen, kendi sınırları içinde terörle mücadele edebilecek, demokratik olarak seçilmiş bir hükümet kurmaktır. ABD Özel Elçisi Richard Norland'ın çalışmaları da dahil olmak üzere Libya'daki ilerlemeyi desteklemeye yönelik diplomasimizi artırıyoruz. Libyalı liderler, anayasal temeli oluşturmak ve onları yönetecek seçim yasasını tanımlamalı, seçimlerin başarısını sağlamak için temel hazırlıkları yapmalıdır.

General Hafter önümüzdeki seçimlerde aday olursa Biden yönetimi onu destekleyecek mi? Onunla ilişki kurmayı kabul ediyor musunuz?
Halife Hafter siyasi sürece gerçekten katılmayı seçerse, ülkenin geleceğinde oynayacak bir rolünün olup olmadığına Libyalılar kendileri karar verecektir.

Mevcut Libya hükümeti, devrimin patlak vermesinden bu yana ABD ve Batı'da dondurulan fonların bir kısmını geri almaya çalışıyor. Bu konuda herhangi bir bilginiz var mı?
ABD, BMGK’nın (2011'de kabul edilen) 1970 sayılı kararı uyarınca dondurulan Libya varlıklarının Libya halkının kullanımına ve onların yararına sunulmasını sağlamayı hedefliyor. Güvenlik Konseyi 15 Temmuz'da, söz konusu varlıkların Libya halkının yararına, ‘daha ​​sonraki bir aşamada’ sağlanması niyetini bir kez daha vurguladı.



Hizbullah komutanlarının öldürülmesine yol açan bilgileri sızdıran “tehlikeli bir İsrail ajanı” yakalandı

İsrail’in 2024 yılının ağustos ayında Beyrut’un güney banliyölerinde düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür’ün cenazesi için toplanan kişiler (Reuters)
İsrail’in 2024 yılının ağustos ayında Beyrut’un güney banliyölerinde düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür’ün cenazesi için toplanan kişiler (Reuters)
TT

Hizbullah komutanlarının öldürülmesine yol açan bilgileri sızdıran “tehlikeli bir İsrail ajanı” yakalandı

İsrail’in 2024 yılının ağustos ayında Beyrut’un güney banliyölerinde düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür’ün cenazesi için toplanan kişiler (Reuters)
İsrail’in 2024 yılının ağustos ayında Beyrut’un güney banliyölerinde düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür’ün cenazesi için toplanan kişiler (Reuters)

Lübnan'daki güvenlik ve yargı makamları, İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad ile bağlantılı olduğu şüphesiyle bir Lübnanlının gözaltına alınmasının ardından İsrail lehine casusluk dosyalarından yeni bir dava açtı. Gözaltına alınan kişinin, Hizbullah'a bağlı üst düzey isimler ve hedeflere ilişkin hassas güvenlik bilgilerini aktardığı öne sürüldü.

İçişleri Güvenlik Güçleri bünyesindeki İstihbarat Şubesi'nin ön soruşturmasını tamamlamasının ardından dava, askeri yargıya devredildi. Konuya ilişkin bilgi sahibi Lübnanlı bir yargı kaynağı gözaltına alınan kişinin ‘hareketin üst düzey yetkililerine yakınlığı ve ön soruşturmalara göre önde gelen liderlere yönelik hedef alma operasyonlarında kullanılan hassas bilgilere ulaşabilme kapasitesi nedeniyle en tehlikeli ajanlardan biri olarak değerlendirildiğini’ belirtti.

Beyrut'un güney banliyösüne düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından İbrahim Akil'in cenaze töreninden, 22 Eylül 2024 (Reuters)Beyrut'un güney banliyösüne düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Hizbullah komutanlarından İbrahim Akil'in cenaze töreninden, 22 Eylül 2024 (Reuters)

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynak, güvenlik birimlerinin, gözaltına alınan kişinin Halife ailesine mensup olduğunu, önceden tespit edilmesi ve yurt dışındaki şüpheli numaralarla iletişim kuran telefon numaralarının izlenmesi ve İsrail ile temasına dair kesin bilgilere ulaşılmasının ardından, geçtiğimiz hafta Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'nda gözaltına alındığını açıkladı. Kaynak, şüpheliyi ‘üst düzey ve yüksek risk taşıyan bir İsrail ajanı’ olarak nitelendirdi.

Şüpheli gözaltına alındığı sırada, Lübnan'dan ayrılıp Irak'a gitmeye hazırlanıyordu. Kaynağa göre şüpheli, Iraklı bir kadınla evli olması nedeniyle Beyrut ile Irak arasında sık sık seyahat ediyordu. Soruşturmanın ön verilerine göre şüpheli, Irak'tan Türkiye'ye geçerek Mossad ile bağlantılı kişilerle buluşuyor ve burada Beyrut'ta belirli hedeflere ilişkin topladığı bilgileri onlara teslim ediyordu.

Yargı kaynağı, gözaltına alınan kişinin İsrail tarafına aktardığı bilgilerin, 2024 yılı içinde aralarında 4 üst düzey güvenlik komutanının da bulunduğu Hizbullah yetkililerinin öldürülmesine yol açan hedeflerin belirlenmesine katkı sağladığını belirtti.

Bu isimler arasında, 2024 yılının ağustos ayında öldürülen Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür ve 2024 yılının eylül ayında öldürülen İbrahim Akil'in de bulunduğu düşünülüyor.

Bu kişinin gözaltına alınması, özellikle Hizbullah komutanları ve tesislerini hedef alan karmaşık güvenlik ve istihbarat operasyonlarının yaşandığı son savaşın ardından, İsrail lehine casusluk ağları oluşturan onlarca kişiyi kapsayan gözaltılar kapsamında gerçekleşti.

Kaynak, gözaltına alınan kişinin taşıdığı riskin yalnızca kendisine yöneltilen suçlamaların niteliğiyle değil, aynı zamanda konumu ve ilişkileriyle de bağlantılı olduğunu belirtti. Soruşturmalara göre şüpheli, Hizbullah’ın birçok üst düzey yetkilisine yakındı ve bu durum kendisine hassas bilgilere ve iç hareketliliğe erişim imkânı sağladı.

Kaynak, gözaltına alınan kişinin ön soruşturmalardan geçtiğini ve yargılanma sürecinin başlatılması için askeri mahkemeye sevk edildiğini vurguladı. Toplamayı başardığı düşünülen bilgilerin hacmi ve temas halinde olduğundan şüphelenilen taraflar göz önüne alındığında, dosyanın daha ayrıntılı bir incelemeden geçmesi bekleniyor.

İsrail’in Beyrut’un güney banliyösündeki el-Mureyce bölgesine düzenlediği hava saldırıları sonucu geniş çaplı yıkım meydana gelirken fotoğrafta Hizbullah’ın eski komutanlarından Fuad Şükür görülüyor (AFP)İsrail’in Beyrut’un güney banliyösündeki el-Mureyce bölgesine düzenlediği hava saldırıları sonucu geniş çaplı yıkım meydana gelirken fotoğrafta Hizbullah’ın eski komutanlarından Fuad Şükür görülüyor (AFP)

Lübnan güvenlik birimleri, izleme operasyonlarındaki teknik gelişmelerin istihbarat çalışmalarında insan kaynaklarının oynadığı rolü ortadan kaldırmadığı gerçeği çerçevesinde, güvenlik ve askeri operasyonlarda kullanılan sahaya ilişkin bilgi toplamak amacıyla insan sızmalarının istismar edilmesine dair endişeler nedeniyle bu tür dosyalara özel önem veriyor.

Adli kaynak, gözaltına alınan kişi hakkında başlatılacak soruşturmaların, kendisine verilen görevlerin niteliği ve Lübnan içinde veya dışında başka ağlarla bağlantısının boyutuna ilişkin daha fazla ayrıntının ortaya çıkmasına yol açmasını bekliyor.


Ürdün ordusu, İran'dan fırlatılan üç füzenin düşürüldüğünü duyurdu

Ürdün askerleri (Reuters- Arşiv)
Ürdün askerleri (Reuters- Arşiv)
TT

Ürdün ordusu, İran'dan fırlatılan üç füzenin düşürüldüğünü duyurdu

Ürdün askerleri (Reuters- Arşiv)
Ürdün askerleri (Reuters- Arşiv)

Ürdün ordusu, hava savunma sistemlerinin çarşamba sabahı İran'dan fırlatılan üç balistik füzeyi düşürdüğünü, olayda herhangi bir can kaybı ya da maddi hasar meydana gelmediğini açıkladı.

Ordudan yapılan açıklamada, sorumlu bir askeri kaynağın, "Hava savunma sistemleri bu sabah (çarşamba) İran topraklarından gelerek Ürdün hava sahasına giren üç balistik füzeyi engelledi ve düşürdü." ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, füzelerin herhangi bir yaralanmaya veya maddi hasara yol açmadığı belirtildi.


İsrail'in Deyr el-Belah'ta bir eve düzenlediği saldırıda aynı aileden 4 kişi hayatını kaybetti

Filistinliler, 29 Mayıs 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazında, (DPA)
Filistinliler, 29 Mayıs 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazında, (DPA)
TT

İsrail'in Deyr el-Belah'ta bir eve düzenlediği saldırıda aynı aileden 4 kişi hayatını kaybetti

Filistinliler, 29 Mayıs 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazında, (DPA)
Filistinliler, 29 Mayıs 2026'da Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İsrail hava saldırısı sonucu yıkılan bir binanın enkazında, (DPA)

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde, bugün sabaha karşı İsrail'in düzenlediği hava saldırısında, aralarında bir çocuğun da bulunduğu aynı aileden 4 kişi hayatını kaybetti. Enkaz altından çıkarılan başka bir çocuk ise saldırıdan sağ kurtuldu.

Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre Filistinli sağlık ve yerel kaynaklar, bir helikopterin El-Berake Kavşağı yakınlarında Ebu Kasım ailesine ait eve saldırı düzenlediğini bildirdi. Saldırı sonucu binada büyük hasar meydana gelirken, geniş çaplı bir yangın çıktı.

Ambulans ve sivil savunma ekipleri olay yerine sevk edildi. Ekipler, yangını söndürmek ve hayatını kaybedenleri enkazdan çıkarmak için çalışma yürüttü. Hedef alınan dairede yangının bir süre devam ettiği bildirildi.

İsrail ordusu henüz olayla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.

Saldırı, geçtiğimiz ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen bölgede devam eden gerilim ortamında gerçekleşti. Filistinli resmi kaynaklar, ateşkesten bu yana Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde İsrail'in hava ve topçu saldırıları sonucu binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi.