ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Arap bölgesini göz ardı etmedik’

Joey Hood, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada Irak'ın refahının önündeki en büyük engel İran'ın müttefikleri olduğunu söyledi. Esed ile normalleşmeye karşı da uyarıda bulundu.

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Arap bölgesini göz ardı etmedik’

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD dış politikasını yakından takip eden birçok kimse, Başkan Joe Biden yönetiminin Ortadoğu bölgesine veya doğuda Afganistan’dan batıda Fas’a kadar uzanan, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda “Yakın Doğu” olarak isimlendirilen bölgeye doğrudan ve etkin bir şekilde dahil olma arzusundan uzun süredir şüphe duyuyor. Bu durumu kabul etmeyen ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Washington’ın bölgeye olan bağlılığının “uzun vadeli ve derin” olduğunu söyledi.
Hood, Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda ABD’nin bölgedeki birçok konuda öncelikle ülkenin çıkarlarını gözettiğini, ortakların ve müttefiklerin reformlarını güçlendirdiğini, yolsuzlukla mücadele ettiğini ve insan haklarını desteklediğini söyledi. Bölge ülkeleriyle olan ilişkilerinde bu büyük çerçeveyi gözettiğini vurguladı.
Hood, Suriye meselesinde Sezar Yasası’nın devam ettiğini ve ABD güçlerinin SDG ile birlikte DEAŞ’a karşı mücadelesini sürdürdüğünü söyledi. Esad rejimiyle ilişkileri normalleştirmek isteyen ülkeleri de uyardı.
Lübnan meselesinde politikacıları farklılıkları bir kenara bırakarak halkın çağrısına cevap vermeye çağıran Joey Hood, Irak konusunda da ülkenin bölgedeki önemli rolünü, yaklaşan seçimlerin bütünlüğünü desteklediğini ve milislerin ellerinden silahların alınmasının gerekliliğini vurguladı. Hood’un gündeminde Libya da vardı. Hood, Halife Hafter'in cumhurbaşkanı seçilmesinin Libya halkının vereceği bir karar olduğunu belirterek tüm yabancı güçlere ve paralı askerlere ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood Ortadoğu’daki denklemlerden ABD’nin uluslararası arenada yaşanan son gelişmelere ilişkin tutumuna kadar birçok başlıkta Şarku’l Avsat’ın sorularını yanıtladı:

Orta doğu'yu birkaç kez ziyaret ettiniz. Bize Biden yönetiminin bölgeye yönelik politikasını anlatır mısınız?
Başkan Biden, ABD’nin çıkarlarını dünya çapında geliştirmek için ortaklarımızla yeniden ittifaklar kurarak ülkenin diplomasisini canlandırıyor. Gelecek nesiller için iklimimizi korurken çatışmaları sona erdiren, yolsuzluğa karşı mücadele veren, insan haklarını gözeten ve istihdam yaratan politikalar geliştirmek hepimizin çıkarınadır. ABD, tüm bu zorlukların üstesinden gelmek için Ortadoğu'daki dostlarımızla birlikte çalışıyor.

Birçok kişi Ortadoğu'nun artık ABD için önemli olmadığını düşünüyor. Buna katılıyor musunuz?
Dünyanın her yerindeki bölgesel çatışmalara diplomatik çözümler bulmaya, en yakın ortaklarımızla ittifakları ve ilişkileri yeniden kurmaya, insan haklarına ve demokratik değerlere öncelik vermeye ve iklim değişikliği sorununu ele almak için adımlar atmaya kararlıyız; Tüm bu konular Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki ilişkilerimiz için de temel teşkil etmektedir. Bölgeye karşı uzun vadeli, derin taahhütlerimiz var. Güvenlik taahhütlerimizde gayet açık ve kararlıyız. Fas, Ürdün, İsrail, Bahreyn ve Umman ile serbest ticaret anlaşmalarımız bulunuyor. Suudi Arabistan, Mısır, Kuveyt, BAE ve Katar da dahil olmak üzere bölgedeki diğer ülkelerle milyarlarca dolarlık ticaret ve yatırımımız var. Bölgedeki insanların hayat standartlarını yükseltmek, refah ve yenilik getirmek amacıyla doktor ve bilim insanı olmak veya teknolojik gelişimler için şirket kurmak için 70 bini bölgeden olmak üzere ABD üniversitelerinde ve kurumlarında eğitim gören 1,5 milyon öğrenci, ilişkilerimizin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. İsrail, BAE, Bahreyn ve Fas arasındaki normalleşme anlaşmalarının ve onlardan önce de İsrail, Mısır ve Ürdün arasındakilerin sağladığı faydaları da unutamayız. Bu anlaşmalar, bölgedeki sorunların geçmişte kaldığı anlamına gelmese de iş birliği için önemli yollar açıyor. ABD’nin hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin eşit özgürlük, güvenlik, refah ve haysiyet haklarını hak ettiğine inanmaya devam ettiğini vurgulamak istiyorum.

Suriye

Suriye 10 yıldır savaş halinde ve bir çözüm bulunamadı. Son seyahatinize dair görüşleriniz nelerdir? Suriye'yi kaç kez ziyaret ettiniz?
Suriye halkı, Beşşar Esed rejiminin elinde akıl almaz acılar çekti. Onun acımasız yönetimi ve yozlaşmışlığı nedeniyle yaşanan bir insani felakete tanık olduk. Suriye'de istikrarın ancak bugün gördüğümüz çatışma ve krizlerin arkasındaki faktörleri ele alan siyasi bir süreçle sağlanabileceğine inanıyoruz. Suriye'deki çatışmanın bir sonu olacaksa bunun için Esed rejiminin davranışını değiştirmesi gerekiyor. Bu süreç tüm Suriyelilerin iradesini temsil etmelidir. Kalıcı bir siyasi çözümün ulaşılabilir olmasını sağlamak için müttefikler, ortaklar ve Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışmaya kararlıyız. Koalisyon’un DEAŞ’ı yenmek için yaptığı bakanlar toplantısına ek olarak Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ı, İtalyan Dışişleri Bakanı ile birlikte 28 Haziran’da Suriye konulu bakanlar toplantısı düzenlemeye sevk eden sebep de budur. Böylece Suriyelilerin Birleşmiş Milletler’e etkin katılımı için destek sağlamaya, Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararını desteklemek üzere siyasi sürece ve diğer diplomatik çabalara destek vermeye devam ediyoruz. Bu noktaları ve Suriye politikamızın diğer unsurlarını, DEAŞ karşıtı Koalisyonu'nun yerel ortaklarıyla birlikte teyit etmek için geçen mayıs ayında kuzeydoğu Suriye'yi ziyaret ettim. Kurtarılmış bölgelerin istikrara kavuşturulmasına yardım etmek de dahil olmak üzere DEAŞ’ı yenme planımızın parçası olarak kuzeydoğudaki varlığımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz.

Kongre'nin bazı üyeleri Suriye ile ilgili görüşlerini dile getirdiler ve Biden yönetimine, ekonomik duruma önemli yansımaları nedeniyle Esed rejimine uygulanan Sezar Yasası yaptırımlarını kaldırma çağrısında bulundular. Dışişleri Bakanlığı Kongre’deki bu tür düşünceleri nasıl karşılıyor?
Mevcut yaptırımların kaldırılmasına yönelik bir plan yok. Yönetim, Suriye'deki sivilleri korumaya yönelik Sezar Yasası’nın yanı sıra diğer ABD yaptırım güçlerinin, bazıları savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil eden zulümler de dahil olmak üzere Esed rejimine karşı hesap verebilirliği teşvik etmek için önemli araçlar olduğuna inanıyor. Bu araçları kullanmaya devam edeceğiz. Suriye ile ilgili yaptırımlarımız ticaret, yardım veya insani faaliyetleri hedef almıyor. Daha ziyade Esed'in ve Suriye hükümetindeki diğer isimlerin kapasitesini sınırlamaya çalışıyor.
-Bazı Arap ülkeleri Esed rejimi ile ilişkileri normalleştirme niyetlerini bir kez daha açıkladılar. ABD'nin bu konudaki tutumu nedir? Müttefiklerinizden bunu yapmamalarını istediniz mi?
ABD'nin Esed rejimiyle diplomatik ilişkilerimizi geliştirme planı yok. Esed’in davranışlarında önemli bir değişiklik görene ve siyasi bir çözüme gidene kadar da bunu yapmayı düşünmüyor. Bu normalleşme raporlarını gördük ve üzerinde düşündük. Bölge ülkelerini, üzerinde ısrarla durarak Esed rejiminin gerçekleştirdiği vahşeti dikkatle değerlendirmeye çağırdık. Soruyoruz: Normalleşmeyi düşündüklerinde bunu Suriye halkının yararına mı yapıyorlar? Biz bunda bir fayda görmüyoruz.

Lübnan

ABD'nin Lübnan'a yönelik politikası nedir?
Lübnan liderlerini partizan siyasi farklılıkları bir kenara bırakmaya ve halk için gerçek ve radikal reformlara hazır ve yetenekli bir hükümet kurmak için yeterli esnekliği göstermeye çağırıyoruz. Halk, onlarca yıllık yolsuzluk ve kötü yönetim nedeniyle krizde olan ülkenin can çekişen ekonomisini kurtarmak adına gereken reformları uygulamak için acilen kurulması gereken bir hükümeti hak ediyor. Biz ve uluslararası toplum, Lübnan'ın uzun vadeli yapısal desteğinin kilidini açmak için somut eylemlerin son derece kritik olduğunu açıkça belirttik.
ABD’nin, Lübnan ekonomik kriz, Kovid-19 salgını ve Beyrut Limanı'ndaki korkunç patlama da dahil olmak üzere kötüleşen krizlerden çıkarken ve yeniden inşa edilirken Lübnan halkının yanında olduğunu vurgulamak isterim. ABD, Lübnan'a son iki yılda yaklaşık 560 milyon dolar insani yardımda bulundu. Buna ek olarak Başkan Biden 4 Ağustos'ta, yaklaşık 100 milyon dolar ek insani yardım sağlandığını duyurdu. Bu insani yardım, Suriyeli mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan topluluklar da dahil olmak üzere savunmasız nüfuslara fayda sağlayacaktır.
-Mevcut ABD yönetimi, Lübnanlıları İsrail ile barış müzakerelerini sürdürmeleri ve sınır konularını tartışmaları için nasıl destekleyebilir?
Deniz sınırı, İsrail ve Lübnan tarafından alınacak bir karardır. ABD, bu tartışmalara başladığımız temele dayanarak deniz sınırıyla ilgili müzakereleri kolaylaştırmaya hazırdır.

Irak

Bazı Iraklılar, Biden yönetiminin Irak hükümetiyle aynı fikirde olmadığına ve İran'ın çirkin faaliyetlerini caydırmak için Biden’ın net bir gündemi olmadığına inanıyor. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Biden yönetimi Irak hükümetinin ortağıdır. İlişkimize değer veriyoruz. Başkan Biden, 26 Temmuz'da Irak Başbakanı Mustafa Al-Kazimi ile ilişkilerimizi güçlendirmek için bir araya geldi. Stratejik diyalog için bir oturum gerçekleştirdik. Bundan önce de Irak'a, ABD Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Derek Chollet, Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika koordinatörü Brett McGurk, Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Dana Stroul ve benim de dahil olduğu üst düzey bir heyet gönderildi. Dolayısıyla, ilişkimizin üst düzey ziyaretlerin ve güvenlik iş birliğinin ötesine geçtiğini, Irak ile Stratejik Çerçeve Anlaşması'nda tanımlandığı gibi bir dizi ikili meseleyi paylaştığımızı belirtmek gerekir. Birçok kez söylediğimiz gibi; Irak'ı bölgede güçlü bir role sahip yakın bir ortak olarak görüyoruz ve ortak hedefimiz olan güvenli, istikrarlı ve müreffeh bir Irak için çalışmaya devam etmek istiyoruz.

Yönetim Irak'taki tansiyonu düşürmek ve yaklaşan seçimlerde demokratik süreci desteklemek için neler yapabilir?
Bütünlüğe sahip, istikrarlı, müreffeh ve demokratik bir Irak'ı destekliyoruz. Stratejik Çerçeve Anlaşması ikili ilişkilerimizin temeli olmaya devam ediyor. Irak için barışçıl ve müreffeh bir gelecek isteyenlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Irak halkının şiddet veya misilleme korkusu olmadan görüşlerini ifade etme ve barışçıl protesto etme hakkını destekliyoruz. Seçimlere gelince… ABD olarak herhangi bir adaya veya partiye destek vermiyoruz. Seçim sürecini destekliyoruz. Irak halkının demokratik bir sistemde iradesini ifade edebilmesi için özgür ve adil seçimlerin güvenli bir ortamda yapılmasını umut ediyoruz. Irak seçimlerini desteklemek bizim için en önemli önceliktir. BM Güvenlik Konseyi'nin 27 Mayıs'ta Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu'nun (UNAMI) görev süresinin uzatılmasına oybirliğiyle karar vermesinden ve Irak hükümetinin seçimleri izleme talebine yanıt veren hükümler içermesinden memnuniyet duyduk. ABD, toplam bütçesi 15,8 milyon dolar olan Genişletilmiş Seçim Gözlem Misyonu'nun görevini finanse etmek için 5,2 milyon dolar katkıda bulundu. Dolayısıyla geniş coğrafi kapsama sahip BM’nin, güçlü ve görünür varlığını içeren bu tedbirlerin üçüncü tarafların gözlemciliğinin yanı sıra sahtekârlığı engellemeye, katılımı artırmaya ve Iraklıların demokrasilerine olan güvenini yeniden inşa etmeye yardımcı olacağını umuyoruz.

Irak'ta sizi en çok endişelendiren konu hangisi?
Irak'ın refahının önündeki en büyük engel, İran'la müttefik silahlı gruplar ve Irak kurumlarını ve hukukun üstünlüğünü baltalayanlardır.

Sizce ABD güçleri Irak'tan ne zaman çıkacak?
Şu an Irak'taki ABD kuvvetleri, DEAŞ’ı yenmek için kurulan Koalisyon’un bir parçasıdır. Bu kuvvetlerin rolü tavsiye, yardım sağlamak ve DEAŞ’ın kalıcı yenilgisini sağlamak için Irak güvenlik güçlerini desteklemekle sınırlıdır. Herkesi varlığımızı başka türlü tanımlayacak bir çıkışın amaçlarını sorgulamaya davet ediyorum.

Libya

Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu, yaklaşan seçimlerde aday olma yönündeki arzusunu açıkladı. ABD'nin bu konudaki tutumu nedir? Onu destekliyor musunuz?
4 Aralık'ta yapılması planlanan Libya ulusal seçimleri, ülkenin demokratik ilerlemesi ve birliği için çok önemli. Ülkenin dört bir yanındaki insanların Libya'nın geleceğini şekillendirmede söz sahibi olmalarına izin vererek siyasi sürecin Libya'ya ait, Libya liderliğinde ve dış müdahale veya etkiden uzak olması gerektiğine inanıyoruz. ABD'nin potansiyel adaylara ilişkin bir tutumu yok. Ancak Seyfülislam Kaddafi'nin Birleşmiş Milletler’in ve ABD’nin yaptırımlar listesinde yer aldığını, sivillerin öldürülmesi ve işkence edilmesinden dolayı hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama emri çıkarıldığını açıkça belirtmek istiyoruz.

ABD, Rusya'nın Libya'daki güçleriyle ilgili endişelerini her zaman dile getirdi ancak Türkiye'ye bağlı güçlerle ilgili bir açıklama yapmadı. Bu, Washington'ın Ankara ve diğer NATO üyeleriyle daha önce tartıştığı bir konu mu?
Avrupa ve bölgesel müttefikler, Libya Geçici Hükümeti, Birleşmiş Milletler ve diğerleriyle tüm yabancı güçlerin ve savaşçıların dengeli bir biçimde, sırayla geri çekilmesine yönelik ilerlemenin nasıl sağlanacağı konusunda görüşmeler yürütüyoruz. İkinci Berlin Konferansı'nda askeri gerilimi düşürmeye ilişkin meseleler vurgulandı. Yabancı savaşçıların ayrılmasının nasıl operasyonel hale getirileceğine dair faydalı, ikili tartışmalar yapılmış olsa da Rusya'nın Libya’da ihtilafı derinleştiren, istikrarsızlaştırıcı müdahalesi ABD için endişe kaynağı olmaya devam ediyor. 23 Ekim 2020'de imzalanan Libya ateşkes anlaşması, Rus paralı askerlerinin, Türk kuvvetlerinin, Suriye, Çad ve Sudan da dâhil olmak üzere tüm yabancı savaşçıların ve vekillerin geri çekilmesini ve her türlü dış askeri müdahalenin sona ermesini gerektiriyordu. Çatışmaya dâhil olan tüm taraflar, ülke çapındaki ateşkes anlaşmasına saygı göstermelidir.

Berlin ve Cenevre çıkışlarından sonra ABD'nin savaşı sona erdirmek ve Libya'yı yeniden birleştirmek için Libyalıları destekleme vizyonu nedir?
ABD’nin amacı dış müdahale olmaksızın egemen, istikrarlı, birleşik, güvenli bir Libya’nın inşasına katkıda bulunmak, insan haklarını ve kalkınmayı destekleyen, kendi sınırları içinde terörle mücadele edebilecek, demokratik olarak seçilmiş bir hükümet kurmaktır. ABD Özel Elçisi Richard Norland'ın çalışmaları da dahil olmak üzere Libya'daki ilerlemeyi desteklemeye yönelik diplomasimizi artırıyoruz. Libyalı liderler, anayasal temeli oluşturmak ve onları yönetecek seçim yasasını tanımlamalı, seçimlerin başarısını sağlamak için temel hazırlıkları yapmalıdır.

General Hafter önümüzdeki seçimlerde aday olursa Biden yönetimi onu destekleyecek mi? Onunla ilişki kurmayı kabul ediyor musunuz?
Halife Hafter siyasi sürece gerçekten katılmayı seçerse, ülkenin geleceğinde oynayacak bir rolünün olup olmadığına Libyalılar kendileri karar verecektir.

Mevcut Libya hükümeti, devrimin patlak vermesinden bu yana ABD ve Batı'da dondurulan fonların bir kısmını geri almaya çalışıyor. Bu konuda herhangi bir bilginiz var mı?
ABD, BMGK’nın (2011'de kabul edilen) 1970 sayılı kararı uyarınca dondurulan Libya varlıklarının Libya halkının kullanımına ve onların yararına sunulmasını sağlamayı hedefliyor. Güvenlik Konseyi 15 Temmuz'da, söz konusu varlıkların Libya halkının yararına, ‘daha ​​sonraki bir aşamada’ sağlanması niyetini bir kez daha vurguladı.



Koalisyon Taif’e yönelen balistik füzeyi engelledi... Yemen’de Suudi Arabistan’dan insani yardım projeleri başlatıldı

Koalisyon Taif’e yönelen balistik füzeyi engelledi... Yemen’de Suudi Arabistan’dan insani yardım projeleri başlatıldı
TT

Koalisyon Taif’e yönelen balistik füzeyi engelledi... Yemen’de Suudi Arabistan’dan insani yardım projeleri başlatıldı

Koalisyon Taif’e yönelen balistik füzeyi engelledi... Yemen’de Suudi Arabistan’dan insani yardım projeleri başlatıldı

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, hava savunma sistemlerinin Husilerin Taif yönüne fırlattığı bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini duyurdu.

Koalisyon, dün de İran destekli terörist Husi milislerinin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı 3 balistik füze ile Riyad’a yönelen 2 balistik füzeyi önleyerek imha etmişti. Ayrıca Güney Bölgesi’ni hedef alan 4 insansız hava aracı da engellenerek düşürülmüştü.

Koalisyon Kuvvetleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, hava savunma sistemlerinin balistik füzeleri önleyerek imha ettiğini, Güney Bölgesi’ni hedef alan 4 İHA’nın da engellenip düşürüldüğünü belirtti.

Öte yandan Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, salı günü yaptığı açıklamada, acil durum erken uyarı sirenlerinin çalmasından kısa süre sonra Riyad, Harc, el-Harik, Abha, Hamis Muşayt ve Necran’da tehlikenin geçtiğini duyurdu. Sirenler, olası tehlikelere karşı uyarı amacıyla uygulanan önlemler kapsamında devreye sokulmuştu.

Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, salı günü, Suudi Arabistan’ın farklı alanlarda yürüttüğü insani yardım ve destek projeleri ile Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi tarafından önümüzdeki dönemde Yemen’de hayata geçirilecek 100 gönüllülük programının açılışını yaptı.

El-Alimi, Riyad’daki merkez binasına gerçekleştirdiği ziyaret sırasında projelerin tanıtımına katıldı. Ziyarette kendisini, Kraliyet Divanı Danışmanı ve merkezin Genel Müdürü Abdullah er-Rabia karşıladı. Törene ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen Büyükelçisi ve Yemen Kalkınma ve Yeniden İmar Programı Sorumlusu Muhammed Âl Cabir, Yemen’in Suudi Arabistan Büyükelçisi Salim bin Berik, Birleşmiş Milletler kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda yetkili katıldı.

Husilerin tırmandırdığı gerilimin insani sonuçları da ağırlaşmaya devam ediyor. Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, ülke içinde yerinden edilenlerin sayısı 270 bini aşarken binlerce Yemenli de Cibuti’ye ulaştı.

Yerinden edilen aileler barınma, içme suyu ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Örgüt, finansman yetersizliğinin giderek artan insani ihtiyaçları karşılama kapasitesini sınırladığı uyarısında bulundu.


İHA’lar Sudan’da karanlığı genişletiyor ve Nyala’da can kaybına yol açıyor

Hartum’daki elektrik trafo merkezine yönelik saldırının ardından (Hartum eyaleti medya ofisi)
Hartum’daki elektrik trafo merkezine yönelik saldırının ardından (Hartum eyaleti medya ofisi)
TT

İHA’lar Sudan’da karanlığı genişletiyor ve Nyala’da can kaybına yol açıyor

Hartum’daki elektrik trafo merkezine yönelik saldırının ardından (Hartum eyaleti medya ofisi)
Hartum’daki elektrik trafo merkezine yönelik saldırının ardından (Hartum eyaleti medya ofisi)

Sudan’daki insansız hava aracı (İHA) savaşında, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki karşılıklı saldırıların genişleyerek askeri mevzileri, elektrik santrallerini, petrol tesislerini, hayati sivil altyapıyı, pazar yerlerini ve yerleşim bölgelerini hedef almasıyla tehlikeli bir aşamaya geçildi.

Yaklaşık 24 saat içinde, HDK’ye ait İHA’lar 6 elektrik trafo merkezini hedef aldı. Bunların sonuncusu, Omdurman’daki el-Merhiyat elektrik trafo merkezi oldu. Saldırılar sonucunda başkentte ve diğer eyaletlerde geniş bölgelerde elektrik kesintileri yaşandı. Öte yandan, Güney Darfur eyaletinin başkenti Nyala’daki bir pazara düzenlenen İHA saldırısında 21 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Bu saldırı, Güney Sudan ile ihtilaflı Abyei bölgesindeki bir pazara yönelik, can kayıplarına yol açan saldırıdan yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti. Son iki saldırı, çatışmanın iki tarafı arasında her gün düzenlenmeye başlayan karşılıklı hava saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde meydana geldi.

cdfvghy
Hartum Valisi Ahmed Osman Hamza, elektrik trafo merkezinde meydana gelen hasarı inceledi. (Hartum eyaleti medya ofisi)

Hartum eyaletinde dün şafak vakti, Omdurman kentinin kuzeybatısında bulunan el-Merhiyat trafo merkezini hedef alan İHA saldırısının ardından geniş çaplı elektrik kesintisi yaşandı. Saldırı sonucunda trafo merkezi devre dışı kaldı. Yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, saldırının merkezde yangına yol açtığını ve Omdurman’ın geniş kesimleriyle başkentin diğer mahallelerinde elektriklerin kesildiğini bildirdi.

Kaynaklar, son arızadan önce de bölge sakinlerinin her gün 10 ila 12 saat arasında değişen elektrik kesintileriyle karşı karşıya kaldığını belirterek, trafo merkezinin onarılması ve elektrik hizmetinin yeniden sağlanması için gereken sürenin açıklanmasını beklediklerini ifade etti.

Hartum Valisi Ahmed Osman Hamza, trafo merkezinin ağır hasar gördüğünü ve bu nedenle hizmet dışı kaldığını, ancak tesiste çalışanlar arasında yaralanan olmadığını söyledi.

Hamza, HDK’yi hizmet tesislerini ve sivil hedefleri vurmakla suçlayarak, bunun HDK’nin ‘öldürme, zorla yerinden etme ve sivillerin altyapısını ve hizmet tesislerini tahrip etme’ yaklaşımıyla örtüştüğünü belirtti. Vali, trafo merkezinin mümkün olan en kısa sürede yeniden hizmete alınması için gerekli desteğin sağlanacağını taahhüt etti. Ayrıca eyalet yönetiminin, elektrik kesintisinden etkilenen hayati tesislerin işletilmesini sürdürmek amacıyla alternatif çözümlere başvuracağını kaydetti.

Daha sonra Sudan resmi haber ajansı SUNA, Enerji ve Petrol Bakanı’nın saldırının yol açtığı hasarı elektrik yetkilileriyle görüştüğünü bildirdi. Saldırı, Nil Nehri eyaletinin bazı kesimleri ile diğer eyaletlerde de elektrik kesintilerine neden oldu. Sudan Elektrik Holding Şirketi Genel Müdürü, teknik ekiplerin onarım çalışmalarına hazırlık amacıyla hasarın boyutunu belirlemek üzere çalıştığını söyledi.

Nyala’da ölü ve yaralılar

Ülkenin batısında ise dün bir sağlıkçı ile görgü tanıklarının AFP’ye verdiği bilgilere göre, Nyala kentindeki bir pazarı hedef alan İHA saldırısında 21 kişi hayatını kaybetti, en az 40 kişi yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın Sudan Tribune internet sitesinden aktardığına göre yerel kaynaklar, pazartesi akşamı kentteki bazı noktaların hava saldırılarına hedef olduğunu bildirdi. Saldırıların, HDK’ye ait binaları ve askeri mevzileri, HDK mensubu komutanların evlerini ve Nyala Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki hava savunma sistemlerini hedef aldığı belirtildi. İnternet sitesi, HDK mensuplarının da aralarında bulunduğu ölü ve yaralıların olduğunu aktardı. Ancak yerel kaynakların bildirdiği can kaybı sayısına, AFP’nin haberleştirdiği pazar saldırısında hayatını kaybedenlerin dahil olup olmadığı henüz netlik kazanmadı.

evbfed
Güney Darfur eyaletinin başkenti Nyala’da bir hava saldırısının gerçekleştiği bölgede yıkılmış bir bina (İnsan Hakları İzleme Örgütü)

El-Merhiyat trafo merkezinin hedef alınması, Sudan’ın çeşitli eyaletlerindeki elektrik santrallerine yönelik bir dizi İHA saldırısından 24 saatten kısa bir süre sonra gerçekleşti. Sudan Elektrik Holding Şirketi, söz konusu saldırıları HDK’nin düzenlediğini öne sürdü.

Şirket, pazartesi günü yayımladığı açıklamada, saldırıların beş bölgede bulunan elektrik tesislerini hedef aldığını bildirdi. Söz konusu saldırılar, ekipmanlarda ağır hasara yol açarak söz konusu eyaletlerde elektrik hizmetinin kesilmesine neden oldu.

Şirket, saldırıların ulusal elektrik şebekesinin istikrarını tehdit eder hale geldiği uyarısında bulundu. Enerji tesislerine yönelik devam eden tırmanış kapsamında, Beyaz Nil eyaletindeki Tendelti elektrik santrali de birkaç gün önce saldırıya uğramıştı.

ghy
Abyei’de bir kamyona düzenlenen saldırının yol açtığı yangının ardından (Birleşmiş Milletler – Facebook)

Elektrik ve yakıt tesislerine yönelik tekrarlanan saldırıların, içme suyu tedarikinde aksamalara yol açabileceği, hastanelerin ve diğer hayati tesislerin faaliyetlerini sekteye uğratabileceği yönündeki endişeler giderek artıyor.

Önceki İHA saldırıları

İHA saldırıları daha önce de Sudan’ın farklı bölgelerindeki enerji ve ulaşım tesislerinde büyük hasara yol açmış, elektrik kesintilerine ve hizmetlerin değişen sürelerle aksamasına neden olmuştu.

13 Ocak 2025’te ülkenin kuzeyinde bulunan Merowe Barajı ile bağlantılı elektrik tesisleri hedef alınmış, ana trafolardan biri hasar görmüş ve bunun sonucunda geniş bölgelerde elektrik kesintisi yaşanmıştı. Santral daha sonra da başka saldırılara maruz kalmıştı. Geçtiğimiz nisan ayında düzenlenen bir saldırıda, Kuzey eyaletine elektrik sağlayan bir trafo hasar görmüş; Omdurman’ın bazı kesimleri ile Kuzey eyaletinin bazı bölgelerinde elektrik kesintisi meydana gelmişti.

gh
Sudan’ın kuzeyindeki Merowe Barajı daha önce bir İHA’nın hedefi olmuştu. (SUNA)

Aynı yılın ocak ayında, Gadarif eyaletindeki eş-Şevk trafo merkezi de saldırıya uğradı ve ülkenin doğusundaki bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşandı. Beyaz Nil eyaletindeki Ümmü Debakir termik santrali ile Nil Nehri eyaletinin Atbara ve Berber kentlerindeki trafo merkezleri de hedef alındı. Saldırılar, tekrarlanan elektrik kesintilerine yol açtı.

Saldırılar yalnızca elektrik santralleriyle sınırlı kalmadı. 9 Eylül 2025’te İHA’lar, başkentin kuzeyindeki Ceyli bölgesinde bulunan Hartum Rafinerisi’ni, Bahri ve Omdurman’daki elektrik santrallerini ve Hartum’un güneyindeki bir yakıt deposunu hedef aldı.

Ülkenin ana limanına ve insani yardım operasyonlarının merkezine ev sahipliği yapan Port Sudan kenti de Mayıs 2025’te saldırılara maruz kaldı. Liman ve havalimanı yakınlarındaki stratejik yakıt depolarını hedef alan saldırılar büyük yangınlara neden oldu. Elektrik santrali ve havalimanı da saldırıların hedefi oldu. Bunun sonucunda elektrik kesintileri yaşanırken uçuşlar aksadı. Ülkenin diğer bölgelerine yönelik ikmal ve insani yardım sevkiyatlarının da bu saldırılardan etkilenebileceği yönündeki endişeler arttı.

dchy
6 Mayıs 2025’te Port Sudan’ın kuzeyindeki limana düzenlenen İHA saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AP)

Ekim 2025’te, yeniden açılışa hazırlık çalışmaları sırasında Hartum Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan İHA saldırıları nedeniyle havalimanından uçuşların yeniden başlatılması ertelendi. Havalimanı, savaşın başında patlak veren çatışmalar sırasında da büyük çaplı hasar görmüştü.

Kuzey Kordofan eyaletinin en büyük kenti olan el-Ubeyd’de ise 2026 yılı boyunca elektrik ve yakıt tesisleriyle hizmet noktalarını hedef alan tekrarlanan saldırılar yaşandı. Kentteki bu saldırılar, su ve gıda krizinin derinleşmesine ve sağlık hizmetlerinin aksamasına katkıda bulunurken, kente ikmal malzemelerinin ulaştırılması da güçlüklerle karşılaştı.

Bu gelişmeler, İHA savaşının etkilerinin doğrudan hedef alınan noktaların çok ötesine yayıldığını gösteriyor. Bir elektrik santralinin devre dışı kalması veya bir yakıt deposunun yanması, artık kentlerin ve eyaletlerin tamamında yaşayan insanların günlük hayatını ve temel hizmetleri etkiliyor.


Şara: Suriye-Irak sınırı tamamen güvenli, DEAŞ tehdidi azaldı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)
TT

Şara: Suriye-Irak sınırı tamamen güvenli, DEAŞ tehdidi azaldı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (AFP)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün akşam yaptığı açıklamada, Suriye-Irak sınırının tamamen güvenli olduğunu belirterek iki ülke arasında koordinasyon bulunduğunu ve DEAŞ tehdidinin azaldığını söyledi. Şara, her iki ülke için de tehdit oluşturan herhangi bir örgütün bulunmadığını ifade etti.

Irak’ın Dijle televizyonuna konuşan Şara, “Suriye-Irak sınırı, bazı endişeler bulunmasına rağmen tamamen güvenli. İki ülke arasında ortak koordinasyon mevcut” dedi. Şara, Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’nin Suriye’ye yapacağı ziyareti memnuniyetle karşıladıklarını belirterek iki ülke hükümetlerinin ortak çıkarlar konusunda uzlaştığını söyledi. Iraklıların Suriye’yi ziyaret etmesini de desteklediğini kaydeden Şara, Iraklıların Seyyide Zeynep Türbesi’ni ziyaret etmelerinin önünde herhangi bir engel bulunmadığını ifade etti.

Suriye’nin Irak’a mezhepçi bir bakış açısıyla yaklaşmadığını vurgulayan Şara, “Ortak noktalarımız çok fazla. Irak ile Suriye arasındaki toplumsal ilişkiler uzun yıllar boyunca sağlıklı bir şekilde sürdü” diye konuştu. Şara, iktidara gelmelerinden bu yana Bağdat yönetiminin olumlu bir politika izlediğini, ancak bazı tarafların farklı tutumlar sergilediğini belirtti.

Irak’taki 2003 sonrası gelişmelere de değinen Şara, ülkedeki mezhep çatışmalarına müdahil olmadığını, 2011’de Irak’taki cezaevinden çıktıktan sonra Suriye’ye döndüğünü söyledi.

Suriye’nin istikrarının Irak’ın, Irak’ın istikrarının da Suriye’nin çıkarına olduğunu belirten Şara, iki ülkenin ortak noktalar üzerinden ilerlemesi ve ilişkilerdeki endişeleri giderecek uygun bir ortam oluşturması gerektiğini vurguladı. Şara, “Bizi ayıranlardan çok birleştiren şey var. Artık savaşlar ve tartışmalar yeter” dedi. Ayrıca Irak’ta hiçbir sivile saldırmadığını ifade etti.

Enerji iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şara, Banyas Boru Hattı’nın rafinerilere bağlanması için uluslararası şirketlerle temasların sürdüğünü belirtti. Suriye ile Irak arasında Banyas-Kerkük hattına ilişkin mutabakat zaptları imzalandığını da açıkladı.

Suriye’nin Irak için stratejik bir batı koridoru ve deniz kapısı olduğunu belirten Şara, “Suriye, Irak’ın Akdeniz’e açılan kapısıdır ve petrol ihracatı açısından önemli bir güzergâhtır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Irak medyasından aktardığına göre Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, ikili ilişkiler, su kaynakları, petrol ve iki ülke arasındaki ticaret konularını görüşmek üzere bugün geniş bir bakanlık heyetiyle Suriye’ye resmî ziyarette bulunacak.