ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Arap bölgesini göz ardı etmedik’

Joey Hood, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada Irak'ın refahının önündeki en büyük engel İran'ın müttefikleri olduğunu söyledi. Esed ile normalleşmeye karşı da uyarıda bulundu.

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Arap bölgesini göz ardı etmedik’

ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood. (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD dış politikasını yakından takip eden birçok kimse, Başkan Joe Biden yönetiminin Ortadoğu bölgesine veya doğuda Afganistan’dan batıda Fas’a kadar uzanan, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda “Yakın Doğu” olarak isimlendirilen bölgeye doğrudan ve etkin bir şekilde dahil olma arzusundan uzun süredir şüphe duyuyor. Bu durumu kabul etmeyen ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood, Washington’ın bölgeye olan bağlılığının “uzun vadeli ve derin” olduğunu söyledi.
Hood, Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda ABD’nin bölgedeki birçok konuda öncelikle ülkenin çıkarlarını gözettiğini, ortakların ve müttefiklerin reformlarını güçlendirdiğini, yolsuzlukla mücadele ettiğini ve insan haklarını desteklediğini söyledi. Bölge ülkeleriyle olan ilişkilerinde bu büyük çerçeveyi gözettiğini vurguladı.
Hood, Suriye meselesinde Sezar Yasası’nın devam ettiğini ve ABD güçlerinin SDG ile birlikte DEAŞ’a karşı mücadelesini sürdürdüğünü söyledi. Esad rejimiyle ilişkileri normalleştirmek isteyen ülkeleri de uyardı.
Lübnan meselesinde politikacıları farklılıkları bir kenara bırakarak halkın çağrısına cevap vermeye çağıran Joey Hood, Irak konusunda da ülkenin bölgedeki önemli rolünü, yaklaşan seçimlerin bütünlüğünü desteklediğini ve milislerin ellerinden silahların alınmasının gerekliliğini vurguladı. Hood’un gündeminde Libya da vardı. Hood, Halife Hafter'in cumhurbaşkanı seçilmesinin Libya halkının vereceği bir karar olduğunu belirterek tüm yabancı güçlere ve paralı askerlere ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.
ABD Yakın Doğu Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Müsteşar Vekili Joey Hood Ortadoğu’daki denklemlerden ABD’nin uluslararası arenada yaşanan son gelişmelere ilişkin tutumuna kadar birçok başlıkta Şarku’l Avsat’ın sorularını yanıtladı:

Orta doğu'yu birkaç kez ziyaret ettiniz. Bize Biden yönetiminin bölgeye yönelik politikasını anlatır mısınız?
Başkan Biden, ABD’nin çıkarlarını dünya çapında geliştirmek için ortaklarımızla yeniden ittifaklar kurarak ülkenin diplomasisini canlandırıyor. Gelecek nesiller için iklimimizi korurken çatışmaları sona erdiren, yolsuzluğa karşı mücadele veren, insan haklarını gözeten ve istihdam yaratan politikalar geliştirmek hepimizin çıkarınadır. ABD, tüm bu zorlukların üstesinden gelmek için Ortadoğu'daki dostlarımızla birlikte çalışıyor.

Birçok kişi Ortadoğu'nun artık ABD için önemli olmadığını düşünüyor. Buna katılıyor musunuz?
Dünyanın her yerindeki bölgesel çatışmalara diplomatik çözümler bulmaya, en yakın ortaklarımızla ittifakları ve ilişkileri yeniden kurmaya, insan haklarına ve demokratik değerlere öncelik vermeye ve iklim değişikliği sorununu ele almak için adımlar atmaya kararlıyız; Tüm bu konular Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki ilişkilerimiz için de temel teşkil etmektedir. Bölgeye karşı uzun vadeli, derin taahhütlerimiz var. Güvenlik taahhütlerimizde gayet açık ve kararlıyız. Fas, Ürdün, İsrail, Bahreyn ve Umman ile serbest ticaret anlaşmalarımız bulunuyor. Suudi Arabistan, Mısır, Kuveyt, BAE ve Katar da dahil olmak üzere bölgedeki diğer ülkelerle milyarlarca dolarlık ticaret ve yatırımımız var. Bölgedeki insanların hayat standartlarını yükseltmek, refah ve yenilik getirmek amacıyla doktor ve bilim insanı olmak veya teknolojik gelişimler için şirket kurmak için 70 bini bölgeden olmak üzere ABD üniversitelerinde ve kurumlarında eğitim gören 1,5 milyon öğrenci, ilişkilerimizin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. İsrail, BAE, Bahreyn ve Fas arasındaki normalleşme anlaşmalarının ve onlardan önce de İsrail, Mısır ve Ürdün arasındakilerin sağladığı faydaları da unutamayız. Bu anlaşmalar, bölgedeki sorunların geçmişte kaldığı anlamına gelmese de iş birliği için önemli yollar açıyor. ABD’nin hem İsraillilerin hem de Filistinlilerin eşit özgürlük, güvenlik, refah ve haysiyet haklarını hak ettiğine inanmaya devam ettiğini vurgulamak istiyorum.

Suriye

Suriye 10 yıldır savaş halinde ve bir çözüm bulunamadı. Son seyahatinize dair görüşleriniz nelerdir? Suriye'yi kaç kez ziyaret ettiniz?
Suriye halkı, Beşşar Esed rejiminin elinde akıl almaz acılar çekti. Onun acımasız yönetimi ve yozlaşmışlığı nedeniyle yaşanan bir insani felakete tanık olduk. Suriye'de istikrarın ancak bugün gördüğümüz çatışma ve krizlerin arkasındaki faktörleri ele alan siyasi bir süreçle sağlanabileceğine inanıyoruz. Suriye'deki çatışmanın bir sonu olacaksa bunun için Esed rejiminin davranışını değiştirmesi gerekiyor. Bu süreç tüm Suriyelilerin iradesini temsil etmelidir. Kalıcı bir siyasi çözümün ulaşılabilir olmasını sağlamak için müttefikler, ortaklar ve Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışmaya kararlıyız. Koalisyon’un DEAŞ’ı yenmek için yaptığı bakanlar toplantısına ek olarak Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ı, İtalyan Dışişleri Bakanı ile birlikte 28 Haziran’da Suriye konulu bakanlar toplantısı düzenlemeye sevk eden sebep de budur. Böylece Suriyelilerin Birleşmiş Milletler’e etkin katılımı için destek sağlamaya, Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararını desteklemek üzere siyasi sürece ve diğer diplomatik çabalara destek vermeye devam ediyoruz. Bu noktaları ve Suriye politikamızın diğer unsurlarını, DEAŞ karşıtı Koalisyonu'nun yerel ortaklarıyla birlikte teyit etmek için geçen mayıs ayında kuzeydoğu Suriye'yi ziyaret ettim. Kurtarılmış bölgelerin istikrara kavuşturulmasına yardım etmek de dahil olmak üzere DEAŞ’ı yenme planımızın parçası olarak kuzeydoğudaki varlığımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz.

Kongre'nin bazı üyeleri Suriye ile ilgili görüşlerini dile getirdiler ve Biden yönetimine, ekonomik duruma önemli yansımaları nedeniyle Esed rejimine uygulanan Sezar Yasası yaptırımlarını kaldırma çağrısında bulundular. Dışişleri Bakanlığı Kongre’deki bu tür düşünceleri nasıl karşılıyor?
Mevcut yaptırımların kaldırılmasına yönelik bir plan yok. Yönetim, Suriye'deki sivilleri korumaya yönelik Sezar Yasası’nın yanı sıra diğer ABD yaptırım güçlerinin, bazıları savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil eden zulümler de dahil olmak üzere Esed rejimine karşı hesap verebilirliği teşvik etmek için önemli araçlar olduğuna inanıyor. Bu araçları kullanmaya devam edeceğiz. Suriye ile ilgili yaptırımlarımız ticaret, yardım veya insani faaliyetleri hedef almıyor. Daha ziyade Esed'in ve Suriye hükümetindeki diğer isimlerin kapasitesini sınırlamaya çalışıyor.
-Bazı Arap ülkeleri Esed rejimi ile ilişkileri normalleştirme niyetlerini bir kez daha açıkladılar. ABD'nin bu konudaki tutumu nedir? Müttefiklerinizden bunu yapmamalarını istediniz mi?
ABD'nin Esed rejimiyle diplomatik ilişkilerimizi geliştirme planı yok. Esed’in davranışlarında önemli bir değişiklik görene ve siyasi bir çözüme gidene kadar da bunu yapmayı düşünmüyor. Bu normalleşme raporlarını gördük ve üzerinde düşündük. Bölge ülkelerini, üzerinde ısrarla durarak Esed rejiminin gerçekleştirdiği vahşeti dikkatle değerlendirmeye çağırdık. Soruyoruz: Normalleşmeyi düşündüklerinde bunu Suriye halkının yararına mı yapıyorlar? Biz bunda bir fayda görmüyoruz.

Lübnan

ABD'nin Lübnan'a yönelik politikası nedir?
Lübnan liderlerini partizan siyasi farklılıkları bir kenara bırakmaya ve halk için gerçek ve radikal reformlara hazır ve yetenekli bir hükümet kurmak için yeterli esnekliği göstermeye çağırıyoruz. Halk, onlarca yıllık yolsuzluk ve kötü yönetim nedeniyle krizde olan ülkenin can çekişen ekonomisini kurtarmak adına gereken reformları uygulamak için acilen kurulması gereken bir hükümeti hak ediyor. Biz ve uluslararası toplum, Lübnan'ın uzun vadeli yapısal desteğinin kilidini açmak için somut eylemlerin son derece kritik olduğunu açıkça belirttik.
ABD’nin, Lübnan ekonomik kriz, Kovid-19 salgını ve Beyrut Limanı'ndaki korkunç patlama da dahil olmak üzere kötüleşen krizlerden çıkarken ve yeniden inşa edilirken Lübnan halkının yanında olduğunu vurgulamak isterim. ABD, Lübnan'a son iki yılda yaklaşık 560 milyon dolar insani yardımda bulundu. Buna ek olarak Başkan Biden 4 Ağustos'ta, yaklaşık 100 milyon dolar ek insani yardım sağlandığını duyurdu. Bu insani yardım, Suriyeli mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan topluluklar da dahil olmak üzere savunmasız nüfuslara fayda sağlayacaktır.
-Mevcut ABD yönetimi, Lübnanlıları İsrail ile barış müzakerelerini sürdürmeleri ve sınır konularını tartışmaları için nasıl destekleyebilir?
Deniz sınırı, İsrail ve Lübnan tarafından alınacak bir karardır. ABD, bu tartışmalara başladığımız temele dayanarak deniz sınırıyla ilgili müzakereleri kolaylaştırmaya hazırdır.

Irak

Bazı Iraklılar, Biden yönetiminin Irak hükümetiyle aynı fikirde olmadığına ve İran'ın çirkin faaliyetlerini caydırmak için Biden’ın net bir gündemi olmadığına inanıyor. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Biden yönetimi Irak hükümetinin ortağıdır. İlişkimize değer veriyoruz. Başkan Biden, 26 Temmuz'da Irak Başbakanı Mustafa Al-Kazimi ile ilişkilerimizi güçlendirmek için bir araya geldi. Stratejik diyalog için bir oturum gerçekleştirdik. Bundan önce de Irak'a, ABD Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Derek Chollet, Ulusal Güvenlik Konseyi'nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika koordinatörü Brett McGurk, Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Savunma Bakan Yardımcısı Dana Stroul ve benim de dahil olduğu üst düzey bir heyet gönderildi. Dolayısıyla, ilişkimizin üst düzey ziyaretlerin ve güvenlik iş birliğinin ötesine geçtiğini, Irak ile Stratejik Çerçeve Anlaşması'nda tanımlandığı gibi bir dizi ikili meseleyi paylaştığımızı belirtmek gerekir. Birçok kez söylediğimiz gibi; Irak'ı bölgede güçlü bir role sahip yakın bir ortak olarak görüyoruz ve ortak hedefimiz olan güvenli, istikrarlı ve müreffeh bir Irak için çalışmaya devam etmek istiyoruz.

Yönetim Irak'taki tansiyonu düşürmek ve yaklaşan seçimlerde demokratik süreci desteklemek için neler yapabilir?
Bütünlüğe sahip, istikrarlı, müreffeh ve demokratik bir Irak'ı destekliyoruz. Stratejik Çerçeve Anlaşması ikili ilişkilerimizin temeli olmaya devam ediyor. Irak için barışçıl ve müreffeh bir gelecek isteyenlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Irak halkının şiddet veya misilleme korkusu olmadan görüşlerini ifade etme ve barışçıl protesto etme hakkını destekliyoruz. Seçimlere gelince… ABD olarak herhangi bir adaya veya partiye destek vermiyoruz. Seçim sürecini destekliyoruz. Irak halkının demokratik bir sistemde iradesini ifade edebilmesi için özgür ve adil seçimlerin güvenli bir ortamda yapılmasını umut ediyoruz. Irak seçimlerini desteklemek bizim için en önemli önceliktir. BM Güvenlik Konseyi'nin 27 Mayıs'ta Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu'nun (UNAMI) görev süresinin uzatılmasına oybirliğiyle karar vermesinden ve Irak hükümetinin seçimleri izleme talebine yanıt veren hükümler içermesinden memnuniyet duyduk. ABD, toplam bütçesi 15,8 milyon dolar olan Genişletilmiş Seçim Gözlem Misyonu'nun görevini finanse etmek için 5,2 milyon dolar katkıda bulundu. Dolayısıyla geniş coğrafi kapsama sahip BM’nin, güçlü ve görünür varlığını içeren bu tedbirlerin üçüncü tarafların gözlemciliğinin yanı sıra sahtekârlığı engellemeye, katılımı artırmaya ve Iraklıların demokrasilerine olan güvenini yeniden inşa etmeye yardımcı olacağını umuyoruz.

Irak'ta sizi en çok endişelendiren konu hangisi?
Irak'ın refahının önündeki en büyük engel, İran'la müttefik silahlı gruplar ve Irak kurumlarını ve hukukun üstünlüğünü baltalayanlardır.

Sizce ABD güçleri Irak'tan ne zaman çıkacak?
Şu an Irak'taki ABD kuvvetleri, DEAŞ’ı yenmek için kurulan Koalisyon’un bir parçasıdır. Bu kuvvetlerin rolü tavsiye, yardım sağlamak ve DEAŞ’ın kalıcı yenilgisini sağlamak için Irak güvenlik güçlerini desteklemekle sınırlıdır. Herkesi varlığımızı başka türlü tanımlayacak bir çıkışın amaçlarını sorgulamaya davet ediyorum.

Libya

Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu, yaklaşan seçimlerde aday olma yönündeki arzusunu açıkladı. ABD'nin bu konudaki tutumu nedir? Onu destekliyor musunuz?
4 Aralık'ta yapılması planlanan Libya ulusal seçimleri, ülkenin demokratik ilerlemesi ve birliği için çok önemli. Ülkenin dört bir yanındaki insanların Libya'nın geleceğini şekillendirmede söz sahibi olmalarına izin vererek siyasi sürecin Libya'ya ait, Libya liderliğinde ve dış müdahale veya etkiden uzak olması gerektiğine inanıyoruz. ABD'nin potansiyel adaylara ilişkin bir tutumu yok. Ancak Seyfülislam Kaddafi'nin Birleşmiş Milletler’in ve ABD’nin yaptırımlar listesinde yer aldığını, sivillerin öldürülmesi ve işkence edilmesinden dolayı hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama emri çıkarıldığını açıkça belirtmek istiyoruz.

ABD, Rusya'nın Libya'daki güçleriyle ilgili endişelerini her zaman dile getirdi ancak Türkiye'ye bağlı güçlerle ilgili bir açıklama yapmadı. Bu, Washington'ın Ankara ve diğer NATO üyeleriyle daha önce tartıştığı bir konu mu?
Avrupa ve bölgesel müttefikler, Libya Geçici Hükümeti, Birleşmiş Milletler ve diğerleriyle tüm yabancı güçlerin ve savaşçıların dengeli bir biçimde, sırayla geri çekilmesine yönelik ilerlemenin nasıl sağlanacağı konusunda görüşmeler yürütüyoruz. İkinci Berlin Konferansı'nda askeri gerilimi düşürmeye ilişkin meseleler vurgulandı. Yabancı savaşçıların ayrılmasının nasıl operasyonel hale getirileceğine dair faydalı, ikili tartışmalar yapılmış olsa da Rusya'nın Libya’da ihtilafı derinleştiren, istikrarsızlaştırıcı müdahalesi ABD için endişe kaynağı olmaya devam ediyor. 23 Ekim 2020'de imzalanan Libya ateşkes anlaşması, Rus paralı askerlerinin, Türk kuvvetlerinin, Suriye, Çad ve Sudan da dâhil olmak üzere tüm yabancı savaşçıların ve vekillerin geri çekilmesini ve her türlü dış askeri müdahalenin sona ermesini gerektiriyordu. Çatışmaya dâhil olan tüm taraflar, ülke çapındaki ateşkes anlaşmasına saygı göstermelidir.

Berlin ve Cenevre çıkışlarından sonra ABD'nin savaşı sona erdirmek ve Libya'yı yeniden birleştirmek için Libyalıları destekleme vizyonu nedir?
ABD’nin amacı dış müdahale olmaksızın egemen, istikrarlı, birleşik, güvenli bir Libya’nın inşasına katkıda bulunmak, insan haklarını ve kalkınmayı destekleyen, kendi sınırları içinde terörle mücadele edebilecek, demokratik olarak seçilmiş bir hükümet kurmaktır. ABD Özel Elçisi Richard Norland'ın çalışmaları da dahil olmak üzere Libya'daki ilerlemeyi desteklemeye yönelik diplomasimizi artırıyoruz. Libyalı liderler, anayasal temeli oluşturmak ve onları yönetecek seçim yasasını tanımlamalı, seçimlerin başarısını sağlamak için temel hazırlıkları yapmalıdır.

General Hafter önümüzdeki seçimlerde aday olursa Biden yönetimi onu destekleyecek mi? Onunla ilişki kurmayı kabul ediyor musunuz?
Halife Hafter siyasi sürece gerçekten katılmayı seçerse, ülkenin geleceğinde oynayacak bir rolünün olup olmadığına Libyalılar kendileri karar verecektir.

Mevcut Libya hükümeti, devrimin patlak vermesinden bu yana ABD ve Batı'da dondurulan fonların bir kısmını geri almaya çalışıyor. Bu konuda herhangi bir bilginiz var mı?
ABD, BMGK’nın (2011'de kabul edilen) 1970 sayılı kararı uyarınca dondurulan Libya varlıklarının Libya halkının kullanımına ve onların yararına sunulmasını sağlamayı hedefliyor. Güvenlik Konseyi 15 Temmuz'da, söz konusu varlıkların Libya halkının yararına, ‘daha ​​sonraki bir aşamada’ sağlanması niyetini bir kez daha vurguladı.



Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Husilerle mücadeleye odaklanmak için silahları devlete sınırlandırmak

Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Husilerle mücadeleye odaklanmak için silahları devlete sınırlandırmak

Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi dün yaptığı açıklamada, ülkesinin devlet kurumlarını yeniden kurma ve silahlı darbeleri sona erdirme konusunda belirleyici bir aşamaya girdiğini söyledi. Alimi, Hadramut ve Mahra vilayetlerindeki askeri kampların devri, silahların devlete teslim edilmesi ve devlet kurumlarının çalışmalarını yeniden başlatmasının önünü açan temel bir adım olduğunu vurguladı.

Riyad'da İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Abdu Şerif ile yaptığı görüşmede Alimi, Yüksek Askeri Komite'nin kurulmasının, iç cepheyi korumak ve devletin İran destekli Husilerin darbesiyle barışçıl veya zorla mücadeleye odaklanmasını sürdürmek amacıyla tüm askeri ve güvenlik güçlerini ve oluşumlarını Savunma ve İçişleri bakanlıklarının çatısı altında yeniden bir araya getireceğini de sözlerine ekledi.

Resmi basında yer alan haberlere göre görüşmede, Londra ile ikili ilişkiler, yerel gelişmeler, durumu normalleştirmek için yapılan çabalar, kurtarılan illerdeki toparlanmayı yeniden sağlamak ve meşru kurumların güvenlik ve istikrarı sağlama ve barışı inşa etme kapasitesini güçlendirmek için alınacak önlemler ele alındı. Ayrıca, Yemen'de umut verici bir ortaklık döneminin başlangıcında, uluslararası toplumun bu süreci desteklemeye devam etmesinden beklenen role de değinildi.

xcdfvgh
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (resmi medya)

Yemen resmi haber ajansı SABA, Alimi'nin İngiltere’nin Yemen'in birliğini, anayasal meşruiyetini, barış çabalarını ve Yemen halkının acılarını hafifletmek için hayati öneme sahip insani müdahaleleri desteklemede oynadığı olumlu rolü övdüğünü bildirdi. Alimi, Yemen devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması, terörle mücadele, bölgesel istikrar ve uluslararası deniz güvenliği çabalarını destekleme konusunda Londra ile ortaklığın önemini vurguladı. Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordineli olarak durumu normalleştirmek için alınan başkanlık önlemlerine atıfta bulunan Alimi, sivilleri ve devletin yasal statüsünü korumak için alınan son egemenlik kararları da dahil tüm kararların iktidarın devrinin ilanı ve Başkanlık Konseyi'nin çalışmalarını düzenleyen kurallara uygun olarak alındığını söyledi.

Askeri kampların devri

Yemen resmi basını, Alimi'nin İngiltere’nin Yemen Büyükelçisi Şerif’e Hadramut ve Mahra vilayetlerindeki askeri kampların başarılı bir şekilde devredildiğini ve geçici başkent Aden ile kurtarılan diğer vilayetlerdeki koşulların normalleşmeye devam ettiğini garanti ettiğini bildirdi. Bu sürecin ‘silahların yeniden devletin kontrolüne geçmesini sağlayacağını ve tüm kurumların içinden normal faaliyetlerine devam etmesinin önünü açacağını’ söyleyen Alimi, “Bu başarı, insani durumun iyileştirilmesine, yardım akışının kolaylaştırılmasına ve uluslararası toplumla güvenin güçlendirilmesine katkıda bulunacak” diye ekledi. Başkanlık Konseyi Başkanı, askeri kampların başarılı bir şekilde devredilmesinin, askeri ve güvenlikle ilgili karar alma süreçlerinin açık kurumsal temeller üzerinde yeniden birleştirilmesi yolunda atılmış temel bir adım olduğunu vurguladı.

hyjukı
Feshedilen GGK’nın Aden'deki genel merkezi önünde toplanan askerler (Reuters)

Alimi, Yüksek Askeri Komite'nin kurulduğunun duyurulmasını, tüm askeri ve güvenlik güçlerini ve oluşumlarını birleştirecek ve bunları Savunma ve İçişleri bakanlıklarının çatısı altında yeniden düzenleyecek kapsamlı bir profesyonel çerçeve olarak nitelendirdi.

Ayrıca, bu komitenin kurulmasının Yemen devletinin ulusal önceliklerinden sapmadığının açık bir mesajı olduğunu ifade eden Alimi, askeri kampların devrinin iç cepheyi korumak ve devlet kurumlarını yeniden kurmak ve İran rejiminin desteklediği Husi darbesini barış ya da savaş yoluyla sona erdirmek için verilen mücadeleye odaklanmak için önemli bir düzeltici önlem olduğunu vurguladı.

Sorumlu karar

İngiliz Büyükelçi ile yaptığı görüşmede, Güney Geçiş Konseyi'nin (GGK) feshinin duyurulmasına değinen Alimi, “Bu, kritik bir anda alınan cesur ve sorumlu bir karardı. Durumun hassasiyetinin ve gerçek tehdit karşısında iç cepheyi zayıflatacak iç çatışmalara sürüklenme tehlikesinin farkında olunduğunu gösteriyordu” dedi.

Alimi, bu kararın sonuçlarıyla sorumlu bir şekilde, intikam ruhuyla değil, devlet zihniyetiyle başa çıkılması ve dışlanmaya ve marjinalleşmeye yol açan geçmiş hataların tekrarlanmasının veya siyasi hayatı militarize etmek için haklı nedenlerin istismar edilmesinin önlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Başkanlık Konseyi Başkanı, önümüzdeki aşamada, devlet ve meşru kurumları ile hukukun üstünlüğü çerçevesinde, sivil ve askeri tüm ulusal enerjilerin kullanılması gerektiğini vurguladı.

gthyu
Alimi, feshedilen GGK’nın kontrolündeki askeri kampların yeniden kurulduğunu açıkladı (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, Suudi Arabistan'ın çeşitli alanlarda sağladığı cömert ekonomik destek, insani yardım ve kalkınma müdahalelerinin bir uzantısı olarak, gerilimin azaltılmasında ve güneydeki diyaloğun desteklenmesinde oynadığı önemli rolü bir kez daha övdü.

Ayrıca, önümüzdeki aşamadaki önceliklere de değinen Alimi, bunların başında, hükümet ve devlet kurumlarının yeniden faaliyete geçmesi, temel hizmetlerin iyileştirilmesi, yargının bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, yatırım için güvenli bir ortam yaratılması ve yeniden inşanın yer aldığını ifade etti.

Devletin istikrar yolunda ilerlemeye devam edeceğini ve meşru kurumların güvenliği sağlama ve barışı inşa etme kapasitesini güçlendireceğini vurgulayan Alimi, İngiltere ve uluslararası topluma, ülkedeki siyasi süreci engellemeye yönelik her türlü girişimi caydırmak da dahil olmak üzere, bu yolu desteklemeye devam etmeleri çağrısında bulundu.


Suriye Cumhurbaşkanı Şara: Suriye ve Mısır arasındaki stratejik çıkarlar ‘büyük ölçüde’ uyumlu

Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)
Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)
TT

Suriye Cumhurbaşkanı Şara: Suriye ve Mısır arasındaki stratejik çıkarlar ‘büyük ölçüde’ uyumlu

Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)
Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’ndan bir kare (FEDCOC)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da Mısır Ticaret Odaları Federasyonu (FEDCOC) heyetiyle yaptığı görüşmede, ülkesinin yatırım ve yeniden inşa aşamasına girmeye hazır olduğunu teyit etti.

Görüşmenin başında Şara, şunları söyledi:

“Savaş sırasında Suriyeli mültecilere sıcak bir şekilde karşılayan Mısır halkına derin şükranlarımı sunmak istiyorum. Mısırlı kardeşlerimizin doğası gereği bu hiç de şaşırtıcı değil.”

Mısır'ın Suriyelilerin kendilerini en çok evlerinde hissettikleri yerlerden biri olduğunu, çünkü orada kendi halkları arasında olduklarını belirten Şara, Suriye ve Mısır arasında stratejik çıkarların önemli ölçüde örtüştüğünü vurguladı ve bu durumun ekonomik, siyasi ve güvenlik konularının ele alınmasında karşılıklı güveni gerektirdiğini söyledi.

Suriye'nin, özellikle yaptırımların kaldırılmasının ardından yatırım fırsatları da dahil olmak üzere çok sayıda kapının açılmasını sağlayan aşamadan geçtiğini açıklayan Şara, Mısırlı şirketlerin Suriye'nin yeniden inşasına katkıda bulunan ilk şirketler arasında olması gerektiğini belirtti.

Son on yılda, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin liderliğinde Mısır'ın, özellikle altyapı, enerji ve diğer sektörlerde ekonomik büyüme ve gelişme sürecinden geçtiğini ve bu sürecin bundan sonra da devam edeceğini kaydeden Şara, Irak pazarı ile yakın bir bağlantı olduğunu ve sanayi ve tarımsal üretimde bununla ilgilenilmesi gerektiğini vurguladı. Suriye, Mısır ve Irak'ın entegrasyonu sağlamak için ortak bir gıda sepetine ihtiyaç duyduğunu ve bunu geliştirmeleri gerektiğini belirten Suriye Cumhurbaşkanı, Körfez ve Mısır'daki tarımsal fazlalığın, Suriye'deki üretimi desteklemek için sermayeye dönüştürülebileceğini ifade etti.

Suriye'nin başkenti Şam dün, Mısır ve Suriye’den yetkililer ve iş dünyası liderlerinin katılımıyla ilk ‘Suriye-Mısır Ekonomi Forumu’na ev sahipliği yaptı. Gözlemciler, bu adımın iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerdeki ‘çıkmaza son vermeye’ yardımcı olabileceğini düşünüyor. Suriye Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu'na göre Suriye-Mısır Ekonomi Forumu ‘ticaret ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve iki ülke arasında ortak projeler kurmayı’ amaçlıyor. Federasyon tarafından dün yapılan açıklamada, forumun Kahire ve Şam arasında yatırım fırsatlarını tartışmak ve ticari ortaklıklar geliştirmek için resmi bir platform sağladığı belirtildi.

Suriye-Mısır Ekonomi Forumu, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin düşmesinden ve Ahmed eş-Şara'nın cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinden bu yana iki ülke arasında düzenlenen en önemli etkinlik oldu. Forum, Mısır ve Suriye hükümetlerinin geçtiğimiz hafta enerji alanında iki mutabakat zaptı imzalamasının ardından düzenleniyor. İlk mutabakat zaptı, ‘Mısır altyapısını, doğalgaz tankerleri veya doğalgaz boru hatları gibi, elektrik üretimi amacıyla kullanarak Suriye'ye Mısır gazı tedarikinde iş birliği yapılmasını’, ikincisi ise ‘Suriye’nin petrol ürünleri ihtiyacının karşılanmasını’ öngörüyor.

u78ıo9
Şam'da düzenlenen Suriye-Mısır Ekonomi Forumu'ndan bir kare (FEDCOC)

Suriye Cumhurbaşkanı Şara’nın göreve gelmesinden bu yana Mısır'ın Suriye ile siyasi işbirliği ihtiyatlı bir seyir izliyor. İki ülke yetkilileri arasındaki görüşmeler resmi uluslararası etkinliklerle sınırlı kalırken, Mısır Suriye toplumunun tüm bileşenlerini kapsayan kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılması çağrısında bulunuyor.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Suriye’deki gelişmelere ilişkin ülkesinin kararlı bir tutum sergilediğini ve Suriye devletini destekleme, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu birçok kez dile getirdi.

Yakınlaşma penceresi

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Yusuf eş-Şarkavi’ye göre ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesi, Mısır-Suriye ilişkilerinin tüm alanlarda ilerlemesine ve ‘siyasi çıkmazın aşılmasına’ katkıda bulunacak.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şarkavi, ‘forumun iki ülke arasındaki yakınlaşmayı ve siyasi anlayışı desteklemek için bir pencere olduğunu’ belirterek iki ülke arasında iş birliğini genişletmek için birçok fırsat olduğunu, bunların başında da yeniden inşa sürecinde Mısır'ın uzmanlığının paylaşılması geldiğini ekledi.  Mısır’da ikamet eden Suriyeli yatırımcılar tarafından, ekonomik iş birliğini derinleştirmek için güvenilir ortak yatırımlar gerçekleştiriliyor.

Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nidal eş-Şa’ar, forumda yaptığı konuşmada, Suriye ve Mısır arasındaki ekonomik iş birliğini ‘iki ülke arasındaki üretim ve tüketim kalıpları, insan kaynaklarının niteliği ve her iki ülkede sanayi, tarım ve hizmetlerin oynadığı merkezi rol açısından benzerlikler göz önüne alındığında doğal bir tamamlayıcı’ olarak değerlendirdi. Bu ekonomik iş birliğinin, mal alışverişiyle sınırlı olmadığının altını çizen Suriyeli Bakan, ‘ iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin, başarı ve sürdürülebilirlik şansını artıran ortak projelere dayandığını’ söyledi.

Öte yandan Mısır heyeti başkanı ve FEDCOC Başkanı Ahmed el-Vekil, Kahire'nin Şam'a ‘elektrik, yollar, limanlar ve sanitasyon dahil olmak üzere altyapıyı iyileştirmek, dördüncü nesil yeni şehirler, sanayi bölgeleri ve lojistik merkezleri kurmak ve fabrikaları modernize etmek ve rehabilite etmek için acil planlarda deneyimini aktarmak’ amacıyla tüm uzmanlığını ve kapasitesini sunacağını söyledi.

Mısır'ın Irak ve Libya'nın yeniden inşasına katılımını örnek gösteren Vekil’e göre Mısır ve Suriye, ticaret odalarının ve özel sektörden üyelerinin aktif rolüyle iki ülke arasındaki ‘ekonomik birliği yeniden tesis etmeye’ çalışıyor. Hedefin ‘iç ticareti ve ortak yatırımları geliştirmek ve istihdam olanakları yaratmak’ olduğunu belirten Vekil, siyasi iradenin halkın iradesiyle uyumlu olduğuna inandığını belirtirken, iş adamları, sermaye, mal ve hizmetler için hareket özgürlüğünün sağlanmasının hızlandırılması ve her iki ülkede Suriyeli ve Mısırlı şirketlere tercihli muamele gösterilmesi çağrısında bulundu.

İş birliği beklentileri

FEDCOC Gıda Departmanı üyesi Hazım el-Menufi'ye göre forum iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini teşvik etmek için gerçek bir fırsat sunuyor. Forumun amacının, her iki ülkedeki kamu ve özel sektör arasında ortaklıklar geliştirmek olduğunu belirten Menufi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, forumun Kahire ve Şam arasındaki ticaret ve yatırım ortaklığını derinleştirmeye katkıda bulunduğunu ve Suriye'nin yeniden inşasında, özellikle sanayi, altyapı ve hizmetler alanlarında Mısır'ın uzmanlığından yararlanıldığını ekledi.

cdfgthyu
Sisi, geçtiğimiz mart ayında Kahire'de düzenlenen Arap Zirvesi sırasında Şara ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Forumun ‘Mısırlı ve Suriyeli iş adamları arasında elektrik, petrol ve gaz, tarım, ulaştırma ve lojistik alanlarını kapsayan ticari ve stratejik ortaklıklar kurulması’ gibi olumlu yönleri olduğunu düşünen Menufi, “Akdeniz Odalar Birliği ve Afrika Odalar Birliği aracılığıyla çabaların birleştirilmesiyle uluslararası ve Avrupa’daki kurumlarla iş birliği için daha geniş perspektiflerin ortaya koyulması, her iki ülkenin bölgesel pazarlardaki rolünü güçlendiriyor” ifadelerini kullandı. Mısır ticaret, finans ve iş odalarından 26 önde gelen ismin yer aldığı Mısır heyeti, enerji, ulaştırma, lojistik, altyapı, tarım ve atıl durumdaki fabrikaların rehabilitasyonu alanlarında iş birliğini görüşecek. Ayrıca, Suriye'nin yeniden inşasına destek olmak, Mısır'ın acil altyapı planlarındaki deneyimini aktarmak ve 22 yeni dördüncü nesil şehir, sanayi şehri ve lojistik merkezi kurulması da ele alınacak konular arasında. FEDCOC’a göre sekiz bin kilometre otoyol, köprü, tünel ve limanın inşası da gündemde.

Mısır Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Nurhan eş-Şeyh'e göre siyasi çıkmaza rağmen Kahire ve Şam arasında ticari ve ekonomik açılım arzusu var. Şarku’l Avsat’a konuşan Şeyh, “İki taraf arasında ekonomik alanı siyasi iş birliğinden ayırma konusunda anlaşma var. Mısır-Suriye iş birliğinin yolunda çıkarlar ön plana çıkıyor. Mısır'ın Suriye'ye yönelik siyasi açıklığında ihtiyatlılık söz konusu. İki taraf arasında iletişim kanalları kurulu, ancak tam açıklık, Suriye'deki siyasi haritanın tamamlanması ve iç durumun istikrara kavuşmasına bağlı” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2025 martında Kahire'de düzenlenen Arap Birliği Olağanüstü Zirvesi sırasında Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya gelmiş, Dışişleri Bakanı Abdulati ise geçtiğimiz eylül ayında New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantıları sırasında Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani ile görüşmüştü.

Mısır'da yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli yaşıyor. Bunların arasında 15 binden fazlası Mısır Ticaret Odası üyesi ve yatırımları yaklaşık 1 milyar doları buluyor. FEDCOC Başkanı Vekil, ‘ikili ilişkiler aşamasını aşarak, yabancı pazarları fethetmek ve iki ülkenin karşılaştırmalı avantajlarını ve ayırt edici konumlarını mevcut serbest ticaret alanlarına ortak ihracat için kullanmak üzere derhal ortak çalışmalara başlanması gerektiğini’ vurguladı.

Suriye Ticaret ve Sanayi Odaları Başkanı Alaa Ömer el-Ali, forumun oturum aralarında Mısır heyetini kabul etti. Suriye Ticaret ve Sanayi Odaları tarafından yapılan açıklamaya göre Başkan Ali, forumun ‘Suriye ve Mısır iş dünyaları arasında ekonomik ve ticari işbirliğini güçlendirme ve ortaklıklar için yeni ufuklar açma’ açısından önemini vurguladı.


2025 yılı sonuna kadar 428 bin Sudanlı gönüllü olarak Mısır'dan geri döndü

Abdul Kadir Abdullah, Mısır'ın Güney Valilikleri Başkonsolosu (SANA)
Abdul Kadir Abdullah, Mısır'ın Güney Valilikleri Başkonsolosu (SANA)
TT

2025 yılı sonuna kadar 428 bin Sudanlı gönüllü olarak Mısır'dan geri döndü

Abdul Kadir Abdullah, Mısır'ın Güney Valilikleri Başkonsolosu (SANA)
Abdul Kadir Abdullah, Mısır'ın Güney Valilikleri Başkonsolosu (SANA)

Sudan Haber Ajansının haberine göre Sudan'ın güney Mısır başkonsolosu Abdul Kadir Abdullah bugün yaptığı açıklamada, 2025 yılı sonuna kadar 428 binden fazla Sudanlının Mısır'dan gönüllü olarak geri döndüğünü bildirdi.

Abdullah, düzenlediği basın toplantısında, vatandaşların Sudan'a dönüşünün üçüncü aşamasının yakında başlaması için gerekli prosedür ve hazırlıkların şu anda devam ettiğini söyledi.

Hartum eyaletinde tıbbi hizmetlerin yüzde 80 oranında iyi bir şekilde sağlandığını belirten Abdullah, başkentteki üniversiteler, enstitüler ve okulların çok sayıda öğrenciyi kabul ettiğini kaydetti.

Dün, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Sudanlı mevkidaşı Muhiddin Salim, Cidde'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi olağanüstü toplantısı sırasında yaptıkları görüşmede, Sudan'ın birliği ve toprak bütünlüğüne, egemenliğinin ve ulusal kurumlarının korunmasına yönelik sarsılmaz desteklerini vurguladılar.

Toplantıda Sudan'daki gelişmeler, ikili iş birliğinin geliştirilmesi yolları ve ortak çıkarlar olan bölgesel konularda koordinasyon ele alındı.

Mısırlı bakan, “iki kardeş ülke arasındaki derin kardeşlik ve tarihi ilişkilerin yanı sıra, Mısır devletinin bu hassas dönemde Sudan'ı destekleme konusundaki kararlılığını” teyit etti. Ayrıca, “kapsamlı ateşkesle sonuçlanacak insani bir ateşkesin sağlanması için bölgesel ve uluslararası düzeyde ortak çabaların gerekliliğini” vurguladı.

Abdulati ayrıca "güvenli sığınaklar sağlamanın ve insani yardıma engelsiz erişimin güvence altına alınmasının önemini" vurguladı ve "El Faşir ve Kuzey Kordofan'da sivillere karşı işlenen ağır ihlalleri" kınadı.