İsrail Başbakanı Bennett’in ilk Mısır ziyaretinden hangi sonuçlar çıktı?

“Ziyaret, Kahire, Amman ve Filistin arasında Gazze Şeridi’nde ateşkesin sağlanması ve esir takası için yapılan üçlü zirvenin devamı niteliğindeydi”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Mısır tatil beldesi Şarm eş-Şeyh’te bir araya geldiler (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Mısır tatil beldesi Şarm eş-Şeyh’te bir araya geldiler (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İsrail Başbakanı Bennett’in ilk Mısır ziyaretinden hangi sonuçlar çıktı?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Mısır tatil beldesi Şarm eş-Şeyh’te bir araya geldiler (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Mısır tatil beldesi Şarm eş-Şeyh’te bir araya geldiler (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Bahaddin İyad
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçtiğimiz Pazartesi günü İsrail Başbakanı Naftali Bennett'i Mısır’ın Kızıldeniz kıyısındaki tatil beldesi Şarm eş-Şeyh'de kabul etti. Bennett’in gerçekleştirdiği ve bir İsrail başbakanının on yılı aşkın bir sürenin ardından Mısır’a yaptığı bu ilk ziyaretin sonunda iki lider, Mısır ile İsrail arasındaki ilişkileri derinleştirme, temasları artırma ve ticari faaliyetleri geliştirme konusunda anlaştılar.
Birkaç süren görüşmenin sonunda iki tarafın dile getirdiği ‘ortak nokta’ güvenliği tehdit eden tehlikelere karşı mücadele vurgusu oldu. Sisi ve Bennett, iki ülke arasında terör ve ortak güvenlik tehditleriyle mücadelede yıllardır devam eden ‘güvenlik koordinasyonu ve diplomatik anlayışı’ sürdürme kararlılıklarını bir kez daha yinelediler. Ayrıca son haftalarda Filistin-İsrail barış görüşmelerini yeniden başlatmak için harekete geçen Kahire'nin daveti üzerine gerçekleşen ziyaret öncesinde Tel Aviv'in açıkladığı plan çerçevesinde Gazze Şeridi ile İsrail arasındaki ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşasıyla ilgili çalışmaların ilerletilmesi konuları ele alındı.
Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan dün yapılan açıklamaya göre görüşmeye, Mısır tarafından Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve İstihbarat Başkanı Abbas Kamil ile İsrail tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Eyal Hulata, Bennett'ın Askeri Sekreteri Tümgeneral Avi Gil, diplomatik danışman Shimrit Meir ve İsrail'in Kahire Büyükelçisi Amira Oron katıldı.

Görüşmede öncelik ikili ilişkilerdi
Tarihte Mısır ve İsrail arasındaki ilişkiler, Mısır’ın 1948 yılından Ekim 1973 savaşına kadar İsrail’e karşı verdiği beş savaşın ardından ‘barış’ sürecine girdi. İki ülke arasında 1979 yılında barış anlaşması imzalandı. Ardından Kahire, Filistin ve İsrail arasındaki çatışma boyunca barış sürecine hamilik yapan önemli bir taraf oldu. İsrail Başbakanı’nın Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki tarafından aralarındaki ilişkilerin güçlenmesini istediklerini ortaya koydu. Sisi de 2016 yılı yazında Filistin sorunu çözüldüğünde iki ülke arasında onlarca yıldır süregelen ‘soğuk barışın daha sıcak bir barışa dönüşeceğini’ söylemişti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, sadece birkaç saat süren ziyaret sırasında, iki ülke arasında çeşitli alanlardaki ilişkileri geliştirmenin yanı sıra başta Filistin meselesi olmak üzere bölgesel ve uluslararası sahnedeki son gelişmelerin ele alındığı belirtildi. Açıklamada,  İsrail Başbakanı’nın Mısır Cumhurbaşkanı ile ‘siyasi, güvenlik ve ekonomik alanlardaki bir takım meselelerle birlikte iki ülke arasındaki ilişkileri derinleştirmenin ve çıkarlarını geliştirmenin yollarını’ konuştuğu aktarıldı.

Sisi ise görüşmede şunları söyledi:
“Başbakan'ın (Bennett) dediği gibi her şeyi açıkça ve cesurca konuştuk. Ülkelerimiz ve bölgemiz için daha çok konuşacağız. Gazze Şeridi’ni, barışı ve ateşkesi korumanın ve istikrarın önemi, Gazze Şeridi’nin ekonomisinin desteklenmesi ve Batı Şeria ile Gazze Şeridi’nde yaşayanların mevcut koşullarının iyileştirilmesi konularını ele aldık.”
İsrail meselelerinde uzman bir isim olan Mısır Parlamentosu Milletvekili Emad Gad’a göre İsrail Başbakanı’nın Mısır ziyareti, Gazze Şeridi ile yapılan ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, yeniden yapılanma dosyası, esir takası ve taraflar arasında barış görüşmelerinin başlaması da dahil olmak üzere Mısır, Ürdün ve Filistin arasındaki üçlü zirvenin devamı niteliğindeydi, ama bu sık rastlanmayan ziyarette ikili ilişkilerin boyutları daha da belirginleşti.
Mısır’ın şuan İsrail'e yönelik politikasını, kendi meselelerine ve çıkarlarına dayalı olarak sürdürdüğünü söyleyen Gad, “Yani Filistin davasının getirdiği yüklerden, davayı bırakmadan kurtuluyor” dedi. Gad,  özellikle Doğu Akdeniz Gaz Forumu Genel Merkezi’nin Mısır’da olmasından ötürü Doğu Akdeniz’de doğalgaz alanında yaptıkları iş birliği başta olmak üzere, iki taraf arasında ortak ekonomik çıkarlara yönelik birçok dosyanın, görüşmede ele alınan en önemli dosyalar arasında yer aldığına dikkati çekti. Mısırlı Milletvekili, Mısır ve altı Arap ülkesinin İsrail'in geçtiğimiz ay Afrika Birliği'ne (AfB) gözlemci üye olarak katılmasına itiraz etmeleriyle ilgili olarak, ister Doğu Akdeniz, ister AfB ve hatta ister bir gün Kızıldeniz ile ilgili olsun, İsrail’in herhangi bir bölgesel örgüte girmesine itiraz edilmemesi gibi yeni bir eğilim olduğunu söyledi.
Rönesans (Nahda) Barajı ve bölgenin güvenliği konusunda ‘ortak anlayışlar’

Mısır Cumhurbaşkanı, görüşmenin oturum aralarında yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İsrail ile Mısır, Sudan ve Etiyopya arasındaki Rönesans Barajı krizi de dahil olmak üzere bölgedeki birçok konuda ortak anlayışlara sahip. Rönesans Barajı meselesini görüştük. Bu konuda fikir birliğine vardık. Kendisine (Bennett) bu konuyu müzakere ve diyalog çerçevesinde bir anlaşmaya ulaştırmak için çalıştığımızı söyledim.”
Sisi, bu konunun kendileri için bir ‘ölüm-kalım meselesi’ olduğunu da ekledi.
Konuyla ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunan Gad, her iki taraf için de acil olan birçok dosyanın, önümüzdeki dönemde daha geniş bir anlayışla ele alınabileceğini kaydetti. Gad, İsrail’in özellikle Tigray Bölgesi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed hükümeti arasında çatışmaların patlak vermesinden bu yana huzursuzluğun daha da arttığı bölgede çatışma ve istikrarsızlığı önlemek için Etiyopya’nın barajı doldurulması ve işletilmesine ilişkin bağlayıcı bir yasal anlaşma yapılması konusunda Mısır ve Sudan’ı destekleyebileceğini düşünüyor.
Bennett, ziyaretini, İsrail'in, 2005 yılındaki çekilmesinden bu yana ablukası altında olan Gazze Şeridi'ni geliştirmeye yönelik ‘güvenlik için ekonomi’ planının açıklamasından bir gün sonra gerçekleştirdi. İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, Pazar günü, Reichman Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, Tel Aviv'in Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına katılmasının ‘gerekli bir politika’ olduğunu söylediği planını sundu. Ardından hem Bennett hem de Savunma Bakanı Benny Gantz'ın planını desteklediğini açıkladı.
Sisi ise görüşme sırasında, uluslararası toplumun, özellikle Kahire’nin iki taraf arasında Batı Şeria’da ve Gazze Şeridi'nde tansiyonu düşürmeye yönelik her zaman attığım adımlar çerçevesinde Mısır'ın Filistin topraklarını yeniden inşa etme çabalarına verdiği desteğin önemine ve Filistin ile İsrail arasındaki ateşkesin korunması gerektiğine işaret etti. Sisi, Mısır’ın iki devletli çözüme ve bölgenin tüm halkları için güvenlik ve refahın artırılmasına katkıda bulunan uluslararası meşru kararlar temelinde, Ortadoğu’da kapsamlı bir barışın sağlanmasına yönelik tüm çabaları desteklediğini vurguladı.
Öte yandan Bennett, ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki barış anlaşmasının imzalanmasının üzerinden kırk yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, halen Ortadoğu'nun güvenliği ve istikrarında bir mihenk taşı olmaya devam ettiğini söyledi. Bennett, Mısır'ın Gazze Şeridi'nde güvenliğin sağlanması ve esirler ile kayıp kişiler sorununa çözüm bulunması konularında üstlendiği role de övgüde bulundu.

Görüşmenin zamanlaması
Mısırlı eski bir güvenlik yetkilisi olan Kahire'deki Ulusal Araştırmalar Merkezi (NCS) Başkanı Ahmed Şehabi yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“İsrail’in yeni Başbakanı' Bennett’in ABD ziyaretinin ardından ilk resmi yurtdışı gezisini Mısır’a yapması, Mısır'ın, Bennett'in izlemek istediği dış politika yönelimlerinde sahip olduğu önemin ve açık bir göstergesidir. Bu aynı zamanda Mısır’ın, Filistin-İsrail çatışmasının taraflarının güvenini kazanmış istikrarlı bir konuma sahip olduğunu da gösteriyor. Gazze Şeridi’nde ve Filistin topraklarında ateşkesin sağlanması meselesi, iki taraf arasındaki görüşmelerin gündeminde yüksek bir önceliğe sahipti. Ziyaret, Mısır’ın bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik barış sürecini canlandırmayı amaçlayan hamlelerinin daha geniş bir çerçevesi içinde gerçekleşti. Buna İsrail tarafını Mısır ve Arap ülkelerinin iki devletli çözüme dayalı vizyonu çerçevesinde barış sürecine ciddi şekilde katılmaya ikna etmek için Kahire ve Tel Aviv arasındaki ikili ilişkiler düzeyinde atılabilecek niteliksel adımlar da dahil.”

Şehabi, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun bu ayın sonlarında yapılması planlanan oturumu yaklaşırken ve önümüzdeki birkaç hafta içinde Arap ülkeleri arasında yeni bir zirvenin gerçekleşmesi beklenirken Şarm eş-Şeyh görüşmesinin zamanlaması, barış süreciyle ilgili tarafların bir yanıt vermelerini gerektiren ortak bir vizyonun belirlenmesini hızlandırmak açısından çok uygundur. Hem BM Genel Kurul oturumları hem de Arap zirvesi, Bennett'in Şarm eş-Şeyh ziyaretinden on gün önce Mısır, Ürdün ve Filistin arasında, Kahire'de yapılan üçlü zirvede Mısır’ın sunduğu öneri için uygun bir platform sağlayacak.”

Mısır-İsrail ilişkileri tam barışa doğru mu gidiyor?
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre, İsrail’in eski Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 2011 yılında eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in iktidardan ayrılmasından bir ay önce Şarm eş-Şeyh'e yaptığı son resmi ziyaretin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra bir İsrail başbakanının Mısır’a yaptığı bu ilk ziyaret, İbrahim Anlaşmaları’nın imzalanmasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra gerçekleşti.  İsrail, geçtiğimiz yıl, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Fas ve Sudan ile ‘İbrahim’ adıyla anılan barış anlaşmaları imzalamıştı. Kahire ve Tel Aviv arasında tam diplomatik ilişkilerin kurulmasının üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen, her zaman ‘Filistin halkının meşru haklarına’ desteklediğini Mısır'da halk tabanında ve kamusal düzeyde halen İsrail karşıtlığı söz konusu.
İsrail’in diplomatik isimlerinin sosyal medya hesaplarında ve İsrail Başbakanı’nın Arapça yayın yapan Facebook sayfasında, Bennett’in Sisi ile Şarm eş-Şeyh'te yaptığı görüşmenin sonundaki açıklamasında, görüşmeyi ‘çok önemli ve çok iyi’ olarak nitelediği aktarıldı. İki ülke arasında devam eden temaslara çerçevesinde sağlam bir ilişki kurmak için altyapıya odaklandıklarını söyleyen Bennett, İsrail'in bölge ülkelerine açıldığını ve bu uzun soluklu tanımanın temelini, İsrail ile Mısır arasındaki barışın oluşturduğunu ifade etti. Bennett, “Dolayısıyla her iki tarafta da bu ilişkileri güçlendirmek için çaba sarf etmeliyiz ve bugün yaptığımız da bu” dedi.
İsrail Başbakanı, Şarm eş-Şeyh’e İsrail El Al Havayolu’na ait bir uçakla gelirken Mısır'ın ulusal havayolu şirketi Egyptair, yakın bir tarihte anlaşmaya varılan iki ülke arasındaki ticari uçuşlarına henüz başlamadı. Uzun yıllar Mısır’ın Tel Aviv büyükelçiliğinde görev yapan deneyimli diplomat Rıfat el-Ensari, yaptığı özel açıklamada, Mısır ve İsrail ilişkilerinin şuan ancak Mısır tarafının izin verdiği sınırlar içinde iyi olarak nitelendirilebileceğini söyledi. Ensari, Bennett ziyaretinin, Tel Aviv’in İsraillilerin Sina'ya girişine yönelik güvenlik yasağının kaldırılması karşılığında Kahire’nin İsraillilerin Sina'ya Taba Sınır Kapısı’ndan giriş yapmalarına izin vermesi gibi önemli sonuçları olduğunu belirtti.

Ensari, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Kısa süre önce Mısır'ın resmi havayolu şirketi (EgyptAir) aracılığıyla, Kahire ve Tel Aviv arasında haftalık dört uçuş yapılacak şekilde ticari uçuşların başlatılmasına karar verildi. Mısır, alternatif olarak İsrailli havayolu şirketi El Al veya Air Sinai Havayolu Şirketi yerine, ülkenin bayrağını taşıyan resmi havayolları şirketini kullanıyor.”
 Sisi ve Bennett'in Şarm eş-Şeyh’teki görüşmesinde, öncekilerden farklı bazı protokol uygulamaları olduğuna dikkati çeken Ensari, “İki ülkenin heyetleri arasındaki görüşmenin fotoğraflarında, 2011 yılında sadece Mısır bayrağının yerleştirildiği son görüşmeden farklı olarak, İsrail bayrağının da Mısır bayrağının yanına yerleştirildiği ve yüzlerin güldüğü görülüyor” ifadelerini kullandı.
Mısır'ın bir başka eski Tel Aviv büyükelçisi Muhammed Asım İbrahim de Şarm eş-Şeyh görüşmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
İki taraf arasındaki ilişkilerin normalleştiğini söylemek için henüz erken olduğunu söyleyen İbrahim, “İsrail Başbakanı, Mısır'ın başkenti Kahire'ye gelmedi, ziyaret, Şarm eş-Şeyh’te yapıldı. Mısır Cumhurbaşkanı, tıpkı selefleri gibi halen İsrail'i ziyaret etmiş değil. Bu durum, her iki tarafın da halklarının bu adımların gerçekleşmesini engelleyen duygulara sahip olduklarının farkında olduğunu gösteriyor” dedi.

Mısırlı diplomat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sanırım ABD ziyaretinden yeni dönen İsrail Başbakanı'nın, Mısır’ı ziyaret etmesi bekleniyordu. Belki de Bennett’in Biden yönetiminin İsrail’e karşı Trump yönetiminden daha az önyargılı olabileceğinin farkına varması, onu Mısır ve Arap ülkelerine yönelik bu adımları atmaya teşvik etti. Ziyaret, İsrail tarafının özellikle firari mahkûmlar krizi, Gazze Şeridi ile gerilimlerin tırmanması ve yeni bir çatışma ihtimalinin ortasında Mısır'ın doğru zamanda arabuluculuk rolü üstlendiğini bildiği bir dönemde gerçekleşti. İsrail aynı zamanda halkının barışa hazır olmadığını ve Mısırlıların büyük çoğunluğunun, Filistin'deki uygulamaları nedeniyle İsrail’e karşı olumsuz duygulara ve derin bir psikolojik bariyere sahip olduğunu da biliyor.”



ABD, İran'la "müzakerelerdeki çıkmazı kırmak" için hava saldırıları planlıyor

ABD'ye ait bir KC-135 yakıt ikmal uçağı, İran limanlarının abluka altında olduğu sırada bir P-8 Poseidon deniz devriye uçağının yakıt ikmali yapıyor (CENTCOM)
ABD'ye ait bir KC-135 yakıt ikmal uçağı, İran limanlarının abluka altında olduğu sırada bir P-8 Poseidon deniz devriye uçağının yakıt ikmali yapıyor (CENTCOM)
TT

ABD, İran'la "müzakerelerdeki çıkmazı kırmak" için hava saldırıları planlıyor

ABD'ye ait bir KC-135 yakıt ikmal uçağı, İran limanlarının abluka altında olduğu sırada bir P-8 Poseidon deniz devriye uçağının yakıt ikmali yapıyor (CENTCOM)
ABD'ye ait bir KC-135 yakıt ikmal uçağı, İran limanlarının abluka altında olduğu sırada bir P-8 Poseidon deniz devriye uçağının yakıt ikmali yapıyor (CENTCOM)

ABD merkezli Axios sitesi, üç farklı kaynağın verdiği bilgiye dayandırdığı haberinde, ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) İran’a yönelik “kısa ve yoğun” bir dizi saldırı planı hazırladığı öne sürüldü. Haberde planın amacının, Tahran ile yürütülen müzakerelerdeki tıkanıklığı kırmak olduğu iddia edildi.

Şarku’l Avsat’ı Axiostan aktardığına göre söz konusu plana göre, hedef alınabilecek noktalar arasında altyapı unsurlarının da bulunduğu ve bu saldırıların ardından İran’a yeniden müzakere masasına dönme ve daha esnek bir tutum sergileme baskısı yapılmasının hedeflendiği belirtildi.

ABD Başkanı Donald Trump ise Axios’a yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer programına ilişkin ABD kaygılarını giderecek bir anlaşmayı kabul edene kadar ülkeye deniz ablukası uygulanacağını söyledi. Trump, Tahran’ın önce ambargonun kaldırılması ve ardından nükleer görüşmelere geçilmesi yönündeki önerisini ise reddettiğini ifade etti.

Trump, deniz ablukasının “bombalamadan daha etkili” olabileceğini savunarak, İran’ın ekonomik olarak zor durumda kaldığını ve daha kötü bir tabloyla karşılaşacağını dile getirdi. Ayrıca İran’ın nükleer silah sahibi olmasına kesinlikle izin vermeyeceğini vurguladı.

Trump’ın, İran’a yönelik baskıyı artırmak için deniz ablukasını temel araç olarak gördüğü, ancak Tahran geri adım atmazsa askerî seçeneğin de masada kalabileceği belirtildi. Trump’ın Axios ile yaptığı telefon görüşmesinde ise doğrudan askerî planlar hakkında ayrıntı vermekten kaçındığı ifade edildi.

İran tarafında ise resmi açıklamalar daha sert bir tona işaret etti. İranlı bir güvenlik kaynağı, ABD’nin deniz ablukasının “yakında eşi benzeri görülmemiş pratik adımlarla” karşılık bulacağını söyledi. Ayrıca İran Silahlı Kuvvetleri’nin diplomasiye zaman tanımak için itidalli davrandığı, ancak sabrın sınırsız olmadığı ve ablukanın sürmesi halinde “cezalandırıcı bir karşılık” verilebileceği ifade edildi.


Trump'a suikast girişiminde bulunmakla suçlanan Allen, saldırıdan birkaç dakika önce selfie çekti

Cole Thomas Allen, saldırıyı gerçekleştirmeden önce otel odasında selfie çekiyor (AP)
Cole Thomas Allen, saldırıyı gerçekleştirmeden önce otel odasında selfie çekiyor (AP)
TT

Trump'a suikast girişiminde bulunmakla suçlanan Allen, saldırıdan birkaç dakika önce selfie çekti

Cole Thomas Allen, saldırıyı gerçekleştirmeden önce otel odasında selfie çekiyor (AP)
Cole Thomas Allen, saldırıyı gerçekleştirmeden önce otel odasında selfie çekiyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump’a suikast girişiminde bulunmakla suçlanan kişinin, saldırıyı gerçekleştirmeden dakikalar önce otel odasında selfie çektiği bildirildi.

Savcılar dün yaptıkları açıklamada, Cole Thomas Allen’ın cumartesi günü saat 20.30’dan kısa süre sonra saldırıyı gerçekleştirdiğini belirtti. Allen’ın Hilton Washington’deki odasından inerek, Trump ve üst düzey yetkililerin katıldığı medya yemeğinin düzenlendiği alt kattaki salona girmeye çalıştığı belirtildi.

Cole Thomas Allen, saldırıyı gerçekleştirmeden önce otel odasında selfie çekiyor (AP)Cole Thomas Allen, saldırıyı gerçekleştirmeden önce otel odasında selfie çekiyor (AP)

31 yaşındaki zanlının güvenlik görevlileriyle yaşanan arbede sonrası etkisiz hale getirildiği, olay sırasında silah sesleri duyulduğu ancak ölen olmadığı kaydedildi.

Savcılara göre Allen, saldırıdan önceki son dakikalarını Trump’ın bulunduğu yere ilişkin haberleri takip ederek, silahlarını hazırlayarak ve otel odasında aynanın karşısında cep telefonuyla selfie çekerek geçirdi. Fotoğrafta siyah kıyafetler giydiği, kırmızı kravat taktığı, elinde bıçak, omuz kılıfı ve yetkililerin mühimmat çantası olduğunu belirttiği bir çanta bulunduğu görülüyor.

Şüphelinin odasından ayrılmasının ardından, arkadaşları ve ailesine eylemini açıklayan bir metin içeren zamanlanmış e-postalar gönderildiği ifade edildi.

Savcılar, “hayal edilemeyecek derecede kötü niyetli” olarak nitelendirdikleri saldırıya ilişkin hazırlıkların ayrıntılarını, Washington’daki federal mahkemeye sundukları ve zanlının kefaletle serbest bırakılmamasını talep ettikleri dilekçeyi de paylaştı. Dilekçede, “Mahkeme sanığı yargılama süresince tutuklu tutmalıdır” ifadesine yer verilerek, suçların siyasi niteliğinin ve suç işleme motivasyonunun devam etmesinin bu talebi güçlendirdiği vurgulandı.

Kaliforniya eyaletinde yaşayan ve yüksek eğitimli bir öğretmen olduğu belirtilen Allen’ın, Chicago üzerinden geçen manzaralı bir tren hattını kullanarak Washington’a geldiği ve yanında tüfek, tabanca ile çok sayıda bıçaktan oluşan bir cephanelik taşıdığı kaydedildi.

Savcılar ayrıca Allen’ın yolculuk sırasında doğa manzaralarına ilişkin notlar tuttuğunu, örneğin, Pennsylvania ormanlarını “küçük akan derelerle dolu geniş bir hayali diyar” olarak tanımladığını aktardı.

Şüphelinin otele giriş yaptıktan sonra güvenlik zafiyetine şaşırdığını belirterek, “Birden fazla silahla içeri girdim ve kimse beni tehdit olarak görmedi” şeklinde not yazdığı ifade edildi.

Ailesi ve arkadaşlarına gönderdiği e-postada “en üstten en alt düzeye kadar” yetkilileri hedef alacağını belirten Allen’ın, ABD Gizli Servisi veya diğer güvenlik görevlileri ile oteldeki misafirleri öldürmemeyi umduğunu belirttiği kaydedildi.

Mahkeme belgelerine göre Allen, otel girişine ulaştığında paltosunu çıkararak metal dedektörlerinden hızla geçti ve tüfeğini ateşlemeye hazır hale getirdi. Zanlının, yemeğin düzenlendiği salona çıkan merdivenlere doğru ateş açtığı, ardından bir Gizli Servis ajanının beş el ateş ettiği ancak Allen’ın vurulmadığı ve yere düşürülerek etkisiz hale getirildiği ifade edildi.

Dosyada, zanlının dizinden hafif yaralandığı, ancak silahla vurulmadığı bilgisine de yer verildi.


Trump, İran'a "uzun vadeli ambargo" uygulamayı değerlendiriyor

Tahran'da yeni Yüksek Lider Mücteba Hameney'e destek amacıyla yetkililer tarafından dün düzenlenen miting sırasında arabanın üzerindeki bir asker (EPA)
Tahran'da yeni Yüksek Lider Mücteba Hameney'e destek amacıyla yetkililer tarafından dün düzenlenen miting sırasında arabanın üzerindeki bir asker (EPA)
TT

Trump, İran'a "uzun vadeli ambargo" uygulamayı değerlendiriyor

Tahran'da yeni Yüksek Lider Mücteba Hameney'e destek amacıyla yetkililer tarafından dün düzenlenen miting sırasında arabanın üzerindeki bir asker (EPA)
Tahran'da yeni Yüksek Lider Mücteba Hameney'e destek amacıyla yetkililer tarafından dün düzenlenen miting sırasında arabanın üzerindeki bir asker (EPA)

ABD’li kaynaklar, Donald Trump’ın İran limanlarına yönelik ablukayı aylarca uzatmayı değerlendirdiğini bildirdi. Bu adımın, Tahran’a “hızla akılcı davranması” ve bir anlaşmaya varması yönünde baskı yapılırken, savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaların durakladığı ve Hürmüz Boğazı’nda gerilimin arttığı bir dönemle eş zamanlı geldiği ifade edildi.

Kaynaklara göre Trump, aralarında Chevron’un da bulunduğu enerji şirketlerinin yöneticileriyle, ablukanın uzaması halinde piyasaların nasıl sakinleştirilebileceğini görüştü. Bu gelişme, İran’ın nükleer dosyasına ilişkin görüşmelerin savaşın sona ermesi ve deniz taşımacılığı konularının çözümünden sonraya bırakılmasını öneren bir teklif sunmasının sonrasında geldi.

Trump dün yaptığı açıklamada, İran’ın “nükleer olmayan bir anlaşmayı nasıl imzalayacağını bilmediğini” söyledi. Paylaşımına elinde otomatik tüfek tuttuğu bir fotoğrafını da ekleyen Trump, “Artık nazik adam yok” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Washington’u ablukaya ve iç bölünmelere dayanarak İran’ı teslim olmaya zorlamaya çalışmakla suçladı ve askeri ile siyasi yetkililer arasında “birlik” bulunduğunu vurguladı.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Alaeddin Burucerdi ise Babülmendeb Boğazı’nın kapatılabileceği tehdidinde bulundu. İran devlet televizyonu ise bir güvenlik kaynağına dayandırdığı haberinde, ABD’nin “deniz korsanlığı” olarak nitelendirdiği eylemlerinin sürmesi halinde “benzeri görülmemiş bir yanıt” verileceğini belirtti.

Denizcilik verileri, dün en az altı geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini ve bunların çoğunun İran karasularını kullandığını gösterdi. Bu sayı, savaş öncesinde günlük 125 ila 140 geçişe kıyasla oldukça düşük kaldı. ABD Hazine Bakanlığı ise denizcilik şirketlerini, geçiş karşılığında İran’a herhangi bir ücret ödememeleri konusunda uyardı.