İsrail Başbakanı Bennett’in ilk Mısır ziyaretinden hangi sonuçlar çıktı?

“Ziyaret, Kahire, Amman ve Filistin arasında Gazze Şeridi’nde ateşkesin sağlanması ve esir takası için yapılan üçlü zirvenin devamı niteliğindeydi”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Mısır tatil beldesi Şarm eş-Şeyh’te bir araya geldiler (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Mısır tatil beldesi Şarm eş-Şeyh’te bir araya geldiler (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İsrail Başbakanı Bennett’in ilk Mısır ziyaretinden hangi sonuçlar çıktı?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Mısır tatil beldesi Şarm eş-Şeyh’te bir araya geldiler (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve İsrail Başbakanı Naftali Bennett, Mısır tatil beldesi Şarm eş-Şeyh’te bir araya geldiler (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Bahaddin İyad
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, geçtiğimiz Pazartesi günü İsrail Başbakanı Naftali Bennett'i Mısır’ın Kızıldeniz kıyısındaki tatil beldesi Şarm eş-Şeyh'de kabul etti. Bennett’in gerçekleştirdiği ve bir İsrail başbakanının on yılı aşkın bir sürenin ardından Mısır’a yaptığı bu ilk ziyaretin sonunda iki lider, Mısır ile İsrail arasındaki ilişkileri derinleştirme, temasları artırma ve ticari faaliyetleri geliştirme konusunda anlaştılar.
Birkaç süren görüşmenin sonunda iki tarafın dile getirdiği ‘ortak nokta’ güvenliği tehdit eden tehlikelere karşı mücadele vurgusu oldu. Sisi ve Bennett, iki ülke arasında terör ve ortak güvenlik tehditleriyle mücadelede yıllardır devam eden ‘güvenlik koordinasyonu ve diplomatik anlayışı’ sürdürme kararlılıklarını bir kez daha yinelediler. Ayrıca son haftalarda Filistin-İsrail barış görüşmelerini yeniden başlatmak için harekete geçen Kahire'nin daveti üzerine gerçekleşen ziyaret öncesinde Tel Aviv'in açıkladığı plan çerçevesinde Gazze Şeridi ile İsrail arasındaki ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşasıyla ilgili çalışmaların ilerletilmesi konuları ele alındı.
Mısır Cumhurbaşkanlığı’ndan dün yapılan açıklamaya göre görüşmeye, Mısır tarafından Dışişleri Bakanı Samih Şukri ve İstihbarat Başkanı Abbas Kamil ile İsrail tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Eyal Hulata, Bennett'ın Askeri Sekreteri Tümgeneral Avi Gil, diplomatik danışman Shimrit Meir ve İsrail'in Kahire Büyükelçisi Amira Oron katıldı.

Görüşmede öncelik ikili ilişkilerdi
Tarihte Mısır ve İsrail arasındaki ilişkiler, Mısır’ın 1948 yılından Ekim 1973 savaşına kadar İsrail’e karşı verdiği beş savaşın ardından ‘barış’ sürecine girdi. İki ülke arasında 1979 yılında barış anlaşması imzalandı. Ardından Kahire, Filistin ve İsrail arasındaki çatışma boyunca barış sürecine hamilik yapan önemli bir taraf oldu. İsrail Başbakanı’nın Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki tarafından aralarındaki ilişkilerin güçlenmesini istediklerini ortaya koydu. Sisi de 2016 yılı yazında Filistin sorunu çözüldüğünde iki ülke arasında onlarca yıldır süregelen ‘soğuk barışın daha sıcak bir barışa dönüşeceğini’ söylemişti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, sadece birkaç saat süren ziyaret sırasında, iki ülke arasında çeşitli alanlardaki ilişkileri geliştirmenin yanı sıra başta Filistin meselesi olmak üzere bölgesel ve uluslararası sahnedeki son gelişmelerin ele alındığı belirtildi. Açıklamada,  İsrail Başbakanı’nın Mısır Cumhurbaşkanı ile ‘siyasi, güvenlik ve ekonomik alanlardaki bir takım meselelerle birlikte iki ülke arasındaki ilişkileri derinleştirmenin ve çıkarlarını geliştirmenin yollarını’ konuştuğu aktarıldı.

Sisi ise görüşmede şunları söyledi:
“Başbakan'ın (Bennett) dediği gibi her şeyi açıkça ve cesurca konuştuk. Ülkelerimiz ve bölgemiz için daha çok konuşacağız. Gazze Şeridi’ni, barışı ve ateşkesi korumanın ve istikrarın önemi, Gazze Şeridi’nin ekonomisinin desteklenmesi ve Batı Şeria ile Gazze Şeridi’nde yaşayanların mevcut koşullarının iyileştirilmesi konularını ele aldık.”
İsrail meselelerinde uzman bir isim olan Mısır Parlamentosu Milletvekili Emad Gad’a göre İsrail Başbakanı’nın Mısır ziyareti, Gazze Şeridi ile yapılan ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, yeniden yapılanma dosyası, esir takası ve taraflar arasında barış görüşmelerinin başlaması da dahil olmak üzere Mısır, Ürdün ve Filistin arasındaki üçlü zirvenin devamı niteliğindeydi, ama bu sık rastlanmayan ziyarette ikili ilişkilerin boyutları daha da belirginleşti.
Mısır’ın şuan İsrail'e yönelik politikasını, kendi meselelerine ve çıkarlarına dayalı olarak sürdürdüğünü söyleyen Gad, “Yani Filistin davasının getirdiği yüklerden, davayı bırakmadan kurtuluyor” dedi. Gad,  özellikle Doğu Akdeniz Gaz Forumu Genel Merkezi’nin Mısır’da olmasından ötürü Doğu Akdeniz’de doğalgaz alanında yaptıkları iş birliği başta olmak üzere, iki taraf arasında ortak ekonomik çıkarlara yönelik birçok dosyanın, görüşmede ele alınan en önemli dosyalar arasında yer aldığına dikkati çekti. Mısırlı Milletvekili, Mısır ve altı Arap ülkesinin İsrail'in geçtiğimiz ay Afrika Birliği'ne (AfB) gözlemci üye olarak katılmasına itiraz etmeleriyle ilgili olarak, ister Doğu Akdeniz, ister AfB ve hatta ister bir gün Kızıldeniz ile ilgili olsun, İsrail’in herhangi bir bölgesel örgüte girmesine itiraz edilmemesi gibi yeni bir eğilim olduğunu söyledi.
Rönesans (Nahda) Barajı ve bölgenin güvenliği konusunda ‘ortak anlayışlar’

Mısır Cumhurbaşkanı, görüşmenin oturum aralarında yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İsrail ile Mısır, Sudan ve Etiyopya arasındaki Rönesans Barajı krizi de dahil olmak üzere bölgedeki birçok konuda ortak anlayışlara sahip. Rönesans Barajı meselesini görüştük. Bu konuda fikir birliğine vardık. Kendisine (Bennett) bu konuyu müzakere ve diyalog çerçevesinde bir anlaşmaya ulaştırmak için çalıştığımızı söyledim.”
Sisi, bu konunun kendileri için bir ‘ölüm-kalım meselesi’ olduğunu da ekledi.
Konuyla ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunan Gad, her iki taraf için de acil olan birçok dosyanın, önümüzdeki dönemde daha geniş bir anlayışla ele alınabileceğini kaydetti. Gad, İsrail’in özellikle Tigray Bölgesi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed hükümeti arasında çatışmaların patlak vermesinden bu yana huzursuzluğun daha da arttığı bölgede çatışma ve istikrarsızlığı önlemek için Etiyopya’nın barajı doldurulması ve işletilmesine ilişkin bağlayıcı bir yasal anlaşma yapılması konusunda Mısır ve Sudan’ı destekleyebileceğini düşünüyor.
Bennett, ziyaretini, İsrail'in, 2005 yılındaki çekilmesinden bu yana ablukası altında olan Gazze Şeridi'ni geliştirmeye yönelik ‘güvenlik için ekonomi’ planının açıklamasından bir gün sonra gerçekleştirdi. İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, Pazar günü, Reichman Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, Tel Aviv'in Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına katılmasının ‘gerekli bir politika’ olduğunu söylediği planını sundu. Ardından hem Bennett hem de Savunma Bakanı Benny Gantz'ın planını desteklediğini açıkladı.
Sisi ise görüşme sırasında, uluslararası toplumun, özellikle Kahire’nin iki taraf arasında Batı Şeria’da ve Gazze Şeridi'nde tansiyonu düşürmeye yönelik her zaman attığım adımlar çerçevesinde Mısır'ın Filistin topraklarını yeniden inşa etme çabalarına verdiği desteğin önemine ve Filistin ile İsrail arasındaki ateşkesin korunması gerektiğine işaret etti. Sisi, Mısır’ın iki devletli çözüme ve bölgenin tüm halkları için güvenlik ve refahın artırılmasına katkıda bulunan uluslararası meşru kararlar temelinde, Ortadoğu’da kapsamlı bir barışın sağlanmasına yönelik tüm çabaları desteklediğini vurguladı.
Öte yandan Bennett, ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki barış anlaşmasının imzalanmasının üzerinden kırk yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, halen Ortadoğu'nun güvenliği ve istikrarında bir mihenk taşı olmaya devam ettiğini söyledi. Bennett, Mısır'ın Gazze Şeridi'nde güvenliğin sağlanması ve esirler ile kayıp kişiler sorununa çözüm bulunması konularında üstlendiği role de övgüde bulundu.

Görüşmenin zamanlaması
Mısırlı eski bir güvenlik yetkilisi olan Kahire'deki Ulusal Araştırmalar Merkezi (NCS) Başkanı Ahmed Şehabi yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“İsrail’in yeni Başbakanı' Bennett’in ABD ziyaretinin ardından ilk resmi yurtdışı gezisini Mısır’a yapması, Mısır'ın, Bennett'in izlemek istediği dış politika yönelimlerinde sahip olduğu önemin ve açık bir göstergesidir. Bu aynı zamanda Mısır’ın, Filistin-İsrail çatışmasının taraflarının güvenini kazanmış istikrarlı bir konuma sahip olduğunu da gösteriyor. Gazze Şeridi’nde ve Filistin topraklarında ateşkesin sağlanması meselesi, iki taraf arasındaki görüşmelerin gündeminde yüksek bir önceliğe sahipti. Ziyaret, Mısır’ın bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik barış sürecini canlandırmayı amaçlayan hamlelerinin daha geniş bir çerçevesi içinde gerçekleşti. Buna İsrail tarafını Mısır ve Arap ülkelerinin iki devletli çözüme dayalı vizyonu çerçevesinde barış sürecine ciddi şekilde katılmaya ikna etmek için Kahire ve Tel Aviv arasındaki ikili ilişkiler düzeyinde atılabilecek niteliksel adımlar da dahil.”

Şehabi, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun bu ayın sonlarında yapılması planlanan oturumu yaklaşırken ve önümüzdeki birkaç hafta içinde Arap ülkeleri arasında yeni bir zirvenin gerçekleşmesi beklenirken Şarm eş-Şeyh görüşmesinin zamanlaması, barış süreciyle ilgili tarafların bir yanıt vermelerini gerektiren ortak bir vizyonun belirlenmesini hızlandırmak açısından çok uygundur. Hem BM Genel Kurul oturumları hem de Arap zirvesi, Bennett'in Şarm eş-Şeyh ziyaretinden on gün önce Mısır, Ürdün ve Filistin arasında, Kahire'de yapılan üçlü zirvede Mısır’ın sunduğu öneri için uygun bir platform sağlayacak.”

Mısır-İsrail ilişkileri tam barışa doğru mu gidiyor?
Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre, İsrail’in eski Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 2011 yılında eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in iktidardan ayrılmasından bir ay önce Şarm eş-Şeyh'e yaptığı son resmi ziyaretin üzerinden 10 yıl geçtikten sonra bir İsrail başbakanının Mısır’a yaptığı bu ilk ziyaret, İbrahim Anlaşmaları’nın imzalanmasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra gerçekleşti.  İsrail, geçtiğimiz yıl, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Fas ve Sudan ile ‘İbrahim’ adıyla anılan barış anlaşmaları imzalamıştı. Kahire ve Tel Aviv arasında tam diplomatik ilişkilerin kurulmasının üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen, her zaman ‘Filistin halkının meşru haklarına’ desteklediğini Mısır'da halk tabanında ve kamusal düzeyde halen İsrail karşıtlığı söz konusu.
İsrail’in diplomatik isimlerinin sosyal medya hesaplarında ve İsrail Başbakanı’nın Arapça yayın yapan Facebook sayfasında, Bennett’in Sisi ile Şarm eş-Şeyh'te yaptığı görüşmenin sonundaki açıklamasında, görüşmeyi ‘çok önemli ve çok iyi’ olarak nitelediği aktarıldı. İki ülke arasında devam eden temaslara çerçevesinde sağlam bir ilişki kurmak için altyapıya odaklandıklarını söyleyen Bennett, İsrail'in bölge ülkelerine açıldığını ve bu uzun soluklu tanımanın temelini, İsrail ile Mısır arasındaki barışın oluşturduğunu ifade etti. Bennett, “Dolayısıyla her iki tarafta da bu ilişkileri güçlendirmek için çaba sarf etmeliyiz ve bugün yaptığımız da bu” dedi.
İsrail Başbakanı, Şarm eş-Şeyh’e İsrail El Al Havayolu’na ait bir uçakla gelirken Mısır'ın ulusal havayolu şirketi Egyptair, yakın bir tarihte anlaşmaya varılan iki ülke arasındaki ticari uçuşlarına henüz başlamadı. Uzun yıllar Mısır’ın Tel Aviv büyükelçiliğinde görev yapan deneyimli diplomat Rıfat el-Ensari, yaptığı özel açıklamada, Mısır ve İsrail ilişkilerinin şuan ancak Mısır tarafının izin verdiği sınırlar içinde iyi olarak nitelendirilebileceğini söyledi. Ensari, Bennett ziyaretinin, Tel Aviv’in İsraillilerin Sina'ya girişine yönelik güvenlik yasağının kaldırılması karşılığında Kahire’nin İsraillilerin Sina'ya Taba Sınır Kapısı’ndan giriş yapmalarına izin vermesi gibi önemli sonuçları olduğunu belirtti.

Ensari, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Kısa süre önce Mısır'ın resmi havayolu şirketi (EgyptAir) aracılığıyla, Kahire ve Tel Aviv arasında haftalık dört uçuş yapılacak şekilde ticari uçuşların başlatılmasına karar verildi. Mısır, alternatif olarak İsrailli havayolu şirketi El Al veya Air Sinai Havayolu Şirketi yerine, ülkenin bayrağını taşıyan resmi havayolları şirketini kullanıyor.”
 Sisi ve Bennett'in Şarm eş-Şeyh’teki görüşmesinde, öncekilerden farklı bazı protokol uygulamaları olduğuna dikkati çeken Ensari, “İki ülkenin heyetleri arasındaki görüşmenin fotoğraflarında, 2011 yılında sadece Mısır bayrağının yerleştirildiği son görüşmeden farklı olarak, İsrail bayrağının da Mısır bayrağının yanına yerleştirildiği ve yüzlerin güldüğü görülüyor” ifadelerini kullandı.
Mısır'ın bir başka eski Tel Aviv büyükelçisi Muhammed Asım İbrahim de Şarm eş-Şeyh görüşmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
İki taraf arasındaki ilişkilerin normalleştiğini söylemek için henüz erken olduğunu söyleyen İbrahim, “İsrail Başbakanı, Mısır'ın başkenti Kahire'ye gelmedi, ziyaret, Şarm eş-Şeyh’te yapıldı. Mısır Cumhurbaşkanı, tıpkı selefleri gibi halen İsrail'i ziyaret etmiş değil. Bu durum, her iki tarafın da halklarının bu adımların gerçekleşmesini engelleyen duygulara sahip olduklarının farkında olduğunu gösteriyor” dedi.

Mısırlı diplomat sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sanırım ABD ziyaretinden yeni dönen İsrail Başbakanı'nın, Mısır’ı ziyaret etmesi bekleniyordu. Belki de Bennett’in Biden yönetiminin İsrail’e karşı Trump yönetiminden daha az önyargılı olabileceğinin farkına varması, onu Mısır ve Arap ülkelerine yönelik bu adımları atmaya teşvik etti. Ziyaret, İsrail tarafının özellikle firari mahkûmlar krizi, Gazze Şeridi ile gerilimlerin tırmanması ve yeni bir çatışma ihtimalinin ortasında Mısır'ın doğru zamanda arabuluculuk rolü üstlendiğini bildiği bir dönemde gerçekleşti. İsrail aynı zamanda halkının barışa hazır olmadığını ve Mısırlıların büyük çoğunluğunun, Filistin'deki uygulamaları nedeniyle İsrail’e karşı olumsuz duygulara ve derin bir psikolojik bariyere sahip olduğunu da biliyor.”



Hackerlar, ABD'deki binlerce eğitim kurumunun kullandığı bir platforma erişimi engelledi

Paris'te korsanlıkla mücadele tatbikatı sırasında bir mühendislik öğrencisi (AFP)
Paris'te korsanlıkla mücadele tatbikatı sırasında bir mühendislik öğrencisi (AFP)
TT

Hackerlar, ABD'deki binlerce eğitim kurumunun kullandığı bir platforma erişimi engelledi

Paris'te korsanlıkla mücadele tatbikatı sırasında bir mühendislik öğrencisi (AFP)
Paris'te korsanlıkla mücadele tatbikatı sırasında bir mühendislik öğrencisi (AFP)

Harvard Universitesi ve Stanford Universitesi dahil olmak üzere bazı ABD üniversiteleri, daha önce gerçekleşen veri ihlalinin ardından dün büyük çaplı bir siber saldırının hedefi oldu.

En az 2019’dan bu yana faaliyet gösterdiği belirtilen fidye yazılımı ve siber şantaj grubu ShinyHunters tarafından üstlenilen saldırı nedeniyle eğitim platformu “Canvas”a erişim kesildi.

Öğrenci gazetesi The Harvard Crimson ve sosyal medya paylaşımlarına göre, dün platforma giriş yapmaya çalışan öğrenciler, “Canvas”ın çatı şirketi olan Instructure sunucularının “yeniden” hacklendiğini belirten bir mesajla karşılaştı.

Siber korsanlar mesajlarında, “Sorunu çözmek için bizimle iletişime geçmek yerine bizi görmezden geldiler ve bazı güvenlik güncellemeleri yaptılar” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Listede yer alan eğitim kurumlarından herhangi biri verilerinin yayımlanmasını önlemek istiyorsa, bir siber güvenlik danışmanlık şirketiyle görüşmeli ve bizimle özel olarak iletişime geçerek anlaşma müzakeresi yürütmelidir” denildi.

Grup, eğitim kurumlarının 12 Mayıs’a kadar iletişime geçmemesi halinde çalınan tüm verilerin yayımlanacağı uyarısında bulundu.

Stanford Universitesi, yaptığı açıklamada “Canvas” platformunun “tedarikçi kaynaklı bir sorun” nedeniyle şu anda kullanılamadığını bildirdi. Üniversite ayrıca Instructure şirketinin kısa süre önce ülke genelinde etkili olan bir güvenlik sorununu tespit ettiğini ve bunun kontrol altına alındığını duyurduğunu belirtti.

Bununla birlikte Stanford, yeni kesintinin yalnızca kendi sistemlerini değil, ülke çapında birçok eğitim kurumunu da etkilediğini ifade etti.

Instructure, ilk veri ihlalinde çalınan bilgiler arasında isimler, e-posta adresleri, öğrenci kimlik numaraları ve kullanıcılar arasında paylaşılan özel mesajların da bulunduğunu açıkladı.


Erdoğan ve Tebbun, Türkiye ile Cezayir arasındaki "Stratejik İşbirliği Konseyi"nin ilk toplantısına başkanlık etti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan ve Tebbun, Türkiye ile Cezayir arasındaki "Stratejik İşbirliği Konseyi"nin ilk toplantısına başkanlık etti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Recep Tayyip Erdoğan ile Abdelmecid Tebbun, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde iki ülkeden bakanların katılımıyla Türkiye-Cezayir Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etti.

Konsey toplantısı öncesinde Erdoğan ve Tebbun, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf’ın da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin farklı alanlarda geliştirilmesi, bölgesel ve uluslararası meseleler ile özellikle Gazze’deki durum ve “barış planının” ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik çabalar ele alındı.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre görüşmede ayrıca İran’daki savaşın bölgeye etkileri, Hürmüz Boğazı meselesi ve İran ile ABD arasında çözüm bulunmasına yönelik diplomatik girişimler de değerlendirildi. Erdoğan ve Tebbun, söz konusu çabalara destek verdiklerini ifade etti.

Liderler ayrıca Libya’daki gelişmeleri, seçimlerin gerçekleştirilmesine ve siyasi tıkanıklığın sona erdirilmesine yönelik girişimleri görüştü. İki cumhurbaşkanı, Libya’nın birliği ve istikrarına desteklerini yineledi.

Ankara'da dün, Stratejik İşbirliği Konseyi (Türkiye Başkanlığı) toplantısından önce, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katılımıyla Erdoğan ve Tebbun arasında bir görüşme gerçekleşti.Ankara'da dün, Stratejik İşbirliği Konseyi (Türkiye Başkanlığı) toplantısından önce, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katılımıyla Erdoğan ve Tebbun arasında bir görüşme gerçekleşti.

Görüşmelerde, askeri noktalara yönelik saldırıların ardından Mali’deki güvenlik ve mali durum da ele alındı. Erdoğan ve Tebbun, Mali’nin birliğinin korunması konusunda ortak görüş beyan etti.

Tebbun, üç gün sürecek resmi ziyaret kapsamında çarşamba günü Ankara’ya geldi. Cezayir Cumhurbaşkanı, Esenboğa Havalimanı’nda Erdoğan tarafından karşılandı. Bu ziyaret, Tebbun’un cumhurbaşkanı olduktan sonra Türkiye’ye gerçekleştirdiği üçüncü ziyaret oldu.

Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi. Ardından gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısında ekonomi, ticaret, yatırım, savunma, eğitim, sağlık, enerji ve turizm alanlarında iş birliği ile ilişkilerin geliştirilmesi konuları masaya yatırıldı.

Türkiye ile Cezayir, söz konusu konseyin kurulmasına ilişkin ortak bildiriyi Erdoğan’ın Ocak 2020’de Cezayir’e yaptığı ziyaret sırasında imzalamıştı. Konsey, iki ülke arasında 23 Mayıs 2006’da imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması temelinde oluşturuldu.

Erdoğan, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi.Erdoğan, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi.

Konseyin; enerji, sanayi, savunma ve ortak bölgesel siyasi konularda koordinasyonun güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Toplantıya iki ülkeden dışişleri, içişleri, sanayi, enerji, tarım, ticaret, aile ve sosyal güvenlik bakanları da katıldı. Bakanlar, farklı sektörlerde ikili ilişkileri ele almak üzere çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.

Türkiye ve Cezayir, mevcut 6 milyar dolarlık ticaret hacmini kısa sürede yıllık 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Türkiye, hidrokarbon sektörü dışında 6 milyar doları aşan yatırımla Cezayir’deki en büyük yabancı yatırımcılar arasında yer alıyor ve bu alanda Fransa’yı geride bırakıyor.

Türk yatırımları ağırlıklı olarak sanayi, özellikle demir-çelik ve tekstil sektörleri ile hizmet alanlarında yoğunlaşıyor. Bu sektörlerde yaklaşık bin 400 Türk şirketi faaliyet gösteriyor.

Türkiye, 2025 itibarıyla Cezayir’den sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal eden ülkeler arasında ilk sırada bulunuyor. İki ülke arasında Türkiye’ye yıllık 4 milyar metreküp LNG tedarikini kapsayan uzun vadeli anlaşmalar da bulunuyor.

Tebbun’un, Türkiye’nin Afrika’daki varlığını güçlendirme politikası kapsamında Ankara’dan daha fazla destek ve yatırım talep ettiği belirtildi. Bu kapsamda Mali ve Nijer sınırına uzanan güney demiryolu projeleri ile dünyanın en büyük demir cevheri rezervlerinden biri kabul edilen Gara Cebilet madeninin işletilmesine yönelik Türk yatırımlarının genişletilmesi gündemde yer aldı.

Erdoğan ve Tebbun arasında dün gerçekleşen ikili görüşmelerden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan ve Tebbun arasında dün gerçekleşen ikili görüşmelerden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye-Cezayir ilişkileri 2019’dan bu yana önemli ölçüde gelişme gösterdi. Erdoğan ile Tebbun karşılıklı ziyaretlerde bulunurken, Erdoğan 2020 başında Tebbun’un cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Cezayir’i ziyaret eden ilk devlet başkanı olmuştu.

Erdoğan Kasım 2023’te Cezayir’i ziyaret ederken, Tebbun da 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye’ye gelmişti. Söz konusu ziyaretlerde iki ülke arasında çok sayıda anlaşma, mutabakat zaptı ve iş birliği protokolü imzalandı.


Hürmüz Boğazı'nda ABD ve İran arasında "sınırlı" deniz çatışması

ABD'ye ait savaş uçağı, Umman Denizi yakınlarındaki bir uçak gemisinden kalkış yapıyor (CENTCOM)
ABD'ye ait savaş uçağı, Umman Denizi yakınlarındaki bir uçak gemisinden kalkış yapıyor (CENTCOM)
TT

Hürmüz Boğazı'nda ABD ve İran arasında "sınırlı" deniz çatışması

ABD'ye ait savaş uçağı, Umman Denizi yakınlarındaki bir uçak gemisinden kalkış yapıyor (CENTCOM)
ABD'ye ait savaş uçağı, Umman Denizi yakınlarındaki bir uçak gemisinden kalkış yapıyor (CENTCOM)

ABD ordusu, dün İran'a yönelik "karşı saldırılar" düzenlediğini duyurdu. Washington, Tahran'ın Amerikan kuvvetlerine yönelik "sebepsiz düşmanca eylemlerinden" sorumlu tuttuğu noktaların hedef alındığını açıkladı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Gelen tehditler bertaraf edilmiş; füze ve İHA fırlatma sahaları, komuta kontrol merkezleri ile istihbarat, gözetleme ve keşif merkezleri dahil olmak üzere Amerikan kuvvetlerine saldıran İran askeri tesisleri hedef alınmıştır."

Açıklamada ayrıca, ABD Deniz Kuvvetleri'ne ait üç destroyerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında İran tarafından çok sayıda füze, insansız hava aracı (İHA) ve küçük teknelerle saldırı düzenlendiği belirtildi.

Olayın ardından açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, üç donanma gemisinin ateş hattında kalmasına rağmen hasar almadan Hürmüz Boğazı'ndan başarıyla geçtiğini belirtti. Trump, Truth Social hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: "Dünya standartlarındaki üç Amerikan muhribi, ateş altında Hürmüz Boğazı'nı büyük bir başarıyla geçti. Üç gemimizde de herhangi bir hasar yok ancak İranlı saldırganlar ağır darbe aldı."

İran devlet medyası ise adı açıklanmayan askeri bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD ordusunun bir İran petrol tankerine saldırmasının ardından Hürmüz Boğazı bölgesindeki Amerikan deniz birimlerinin İran füze ateşiyle hedef alındığını duyurdu. Haberde, Amerikan savaş gemilerinin füze saldırıları sonucu hasar aldığı ve geri çekilmek zorunda kaldığı iddia edildi.

Gerilimin Arka Planı

Olayın kesin saati henüz netleşmezken, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) konuyla ilgili soruları henüz yanıtlamadı. Ancak ABD ordusu çarşamba günü yaptığı açıklamada, bir İran limanına doğru seyretmeye çalışan İran bayraklı bir petrol tankerinin durdurulduğunu ve bir F-18 savaş uçağı ile tankerin dümen kısmının hedef alındığını belirtti.

Bu saldırılar, ABD'nin İran'a sunduğu ve çatışmaları durdurmayı öngören teklife Tahran'dan yanıt beklendiği bir dönemde gerçekleşti. Söz konusu teklif, nükleer program gibi temel anlaşmazlık konularını şimdilik bir kenara bırakarak doğrudan çatışmayı sonlandırmayı hedefliyor.