Ankara'da bu yıl 12 hamile Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Ankara'da bu yıl 12 hamile Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ahmet Zülfikar Akelma, "Gebe olup Kovid-19'a bağlı hayatını kaybeden 12 kişinin hepsi aşısızlardan oluşuyor" dedi.
Ankara İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ahmet Zülfikar Akelma, "2021 yılında Ankara'da 12 gebe, yani gebelik döneminde veya doğumdan sonraki 42 gün içinde olan kişi, Kovid-19 enfeksiyonuna bağlı hayatını kaybetti. Gebe olup Kovid-19'a bağlı hayatını kaybeden 12 kişinin hepsi aşısızlardan oluşuyor" dedi.
Akelma, başkentte Kovid-19 vakalarının seyri ve aşılama çalışmaları hakkında gazetecilere bilgilendirmede bulundu, soruları yanıtladı.

Ankara'nın aşılama konusunda ilk süreçlerden itibaren Türkiye ortalamasının üzerinde oranları yakaladığına dikkati çeken Akelma, şu an hastaneler ve aile sağlığı merkezlerinin yanı sıra organize sanayi bölgeleri, vatandaşların yoğun bulunduğu meydanlar, Esenboğa Havalimanı, AŞTİ ve Yüksek Hızlı Tren Garı gibi yerler ile yatağa bağımlı hastalar açısından evde aşılama çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdürüldüğünü anlattı.
Akelma, "Şu anda 18 yaş ve üzerindeki aşılama oranımız tek dozda yüzde 87, iki dozda ise yüzde 70. Bu rakamlar bizim için çok umut verici. Bu rakamlardan şunu anlıyoruz; Ankara'daki vatandaşlarımızın aşı konusunda tereddütleri yok, aşı olmak noktasında istekleri var" değerlendirmesinde bulundu.
İkinci doz aşılamada yüzde 80 oranının üzerine çıkılmasının önemine işaret eden Akelma, başkentte 18 yaş ve üzeri aşılamada yüzde 100 oranını hedeflediklerini vurguladı.

"15-30 yaş grubunda şu an aşılama oranımız ilk dozda yüzde 66"
Bir soru üzerine, Ankara'da çocuk ve gençler arasındaki aşılanma oranlarını da paylaşan Akelma, "15-30 yaş grubunda şu an aşılama oranımız ilk dozda yüzde 66 ve bu oran artıyor. 12-15 yaş arasındakilerde de aşılama artıyor ancak henüz tabii ki bu oranların altındayız" dedi.
Doç. Dr. Akelma, aşılanma oranı en yüksek grubun 60 yaş ve üstündekiler olduğunu belirterek, "60 yaş ve üstündekiler için aşılanma oranlarımız, yüzde 90-95'in üstünde. 30 yaşın altında ise aşılama düşüyor ama burada da artışı görmeye başladık. Özellikle okulların açılmasıyla birlikte arttı. Üniversiteler açılınca da muhtemelen aşılama oranımız artacak. Yaş büyüdükçe aşılama oranı artıyor, düştükçe azalıyor" diye konuştu.

"Günlük 140 bin aşı yapabiliriz"
Birçok alanda yapılan aşılama faaliyetleri ile vatandaşların kolayca aşıya erişebildiğine dikkati çeken Akelma, "Mevcut aşı potansiyeli olarak günlük 140 bin civarında aşı yapabiliriz. Şu an bu potansiyelin yaklaşık 30-40 binini kullanıyoruz yani yüzde 30-40'ını bile değil" açıklamasında bulundu.
Akelma, aynı zamanda bir "üniversite şehri" olan Ankara'ya farklı illerden öğrencilerin eğitimleri için gelmeye başlayacağına işaret ederek gençlere "önce aşıya sonra kampüse" çağrısıyla aşılarını tamamlama ricasında bulundu.

"Vaka sayılarımız son 4 haftadır dalgalanıyor"
İl Sağlık Müdürü Akelma, Kovid-19 vaka sayılarına ilişkin de şu bilgileri paylaştı:
"Ankara'da bir ay öncesine göre, vaka sayılarımızda bir artış oldu. Son 4 haftadır vaka sayılarımız dalgalanıyor. Haftalık 100 bin nüfusa karşılık gelen vaka sayımız 150 ila 240 arasında değişiyor. En son geçen haftaki sayımız 242'ydi, bir önceki haftaya göre bir artış söz konusu.
Fakat genel anlamda gördüğümüz, yeni vakalar şu haliyle belli bir plato çizdi. Okullar ve önümüzdeki günlerde üniversitelerin açılmasıyla birlikte insan hareketliliğinin artmasından kaynaklı bir miktar daha vaka sayılarında artış olabileceğini öngörüyoruz. Bunu hiç arzu etmeyiz ama o artıştan sonraki durum bizim önümüzü daha iyi görmemizi sağlayacak."
Kovid-19 vakalarına yönelik 25 ilçede aktif filyasyon çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Akelma, "Kovid çağrı merkezimiz aracılığıyla vatandaşlarımız bize ulaşıyorlar. Ankara'da çağrı merkezimiz günlük 5 bin çağrıyı yanıtlıyor. Bu çağrıların hepsi tedavi amacıyla olmuyor; aşıyla, karantina süreciyle ilgili sorular da oluyor" dedi.

"Hastaneye yatış oranlarında aşırı değil ama kontrollü bir artış var"
Doç. Dr. Akelma, hastanelerin durumuna ilişkin, "Son bir ay içerisinde vakalarımız belli bir plato çizse de hastanelerdeki yatış oranlarımızda aşırı değil ama kontrollü bir artış var. Hastanelerde, yoğun bakımlarda artışlar söz konusu. Buralarda ihtiyaç oldukça hastanelerimizde kontrollü bir şekilde Kovid-19 kapasitelerini artırıyoruz. Şu anda servise yatış, yoğun bakım bekleyen hastalarımızla ilgili hiçbir sorunumuz yok" diye konuştu.

"Yoğun bakımlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 70"
Ankara'da hastane servislerinin genel doluluk oranının yüzde 55 olduğunu belirten Akelma, "Kovid-19 servislerimiz sabit değil. Bunları ihtiyaca göre azaltıyoruz veya artırıyoruz. Şu anda orada doluluk oranı yüzde 60." bilgisini paylaştı.
Doç. Dr. Akelma, "Genel anlamda yoğun bakımlarımızdaki doluluk oranımız yüzde 70. Yoğun bakımlarımızı Kovid-19'a ayırırken ihtiyaca bakıyoruz" dedi.
Hem Kovid-19 hem de diğer hastalıklar sebebiyle yoğun bakım ihtiyacı olanlara yönelik gerekli planlamaların yapıldığını dile getiren Akelma, şu anda herhangi bir sıkıntı bulunmadığını vurguladı.

Ankara'da 12 gebe Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti
Akelma, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybeden gebelerin üzüntüsünü yaşadıklarını dile getirerek şöyle devam etti:
"2021 yılında Ankara'da 12 tane gebe yani gebelik döneminde veya doğumdan sonraki 42 gün içinde olan kişi, Kovid-19 enfeksiyonuna bağlı hayatını kaybetti. Bu gebelerden 5'i Ankara'da, 7'si Ankara dışında ikamet eden ve bize sevkle gelen gebelerden oluşuyor. Bizim gördüğümüz kadarıyla gebelerin bir kısmında aşı tereddüdü, kararsızlığı var. Gebe olup Kovid-19'a bağlı hayatını kaybeden 12 kişinin hepsi aşısızlardan oluşuyor."

"Gebelerin aşılanmasının önünde herhangi bir engel yok"
Doç. Dr. Ahmet Zülfikar Akelma, "Tüm hamileler mutlaka aşı olsunlar. Ağır tabloyla karşılaşmak istemiyoruz. Gebelerin aşılanmasının önünde herhangi bir engel yok. Elimizde yeterince bilimsel veri var. Aşıyla ilgili tereddütlerini bir an önce sonlandırıp karar versinler. Onları da aşıya bekliyoruz" dedi.
Gebelerin genellikle "Bebeğe zararı olabilir." endişesiyle aşı yaptırmadıklarının hatırlatılması üzerine Akelma, "Gebelerin aşı olmasının bebeğine herhangi bir zararı yok. Tam tersine gebelerde, aşı olduklarında ortaya çıkan antikorlar, bazılarında plasenta aracılığıyla bebeğe de geçip bebek için koruyucu dahi olabilir. Yani faydalı olur" bilgisini paylaştı.
Akelma, tüm gruplarda olduğu gibi gebeler için de aşının gönüllülük esasına göre yapıldığının altını çizerek bu kapsamda Kovid-19'la mücadelede aşının öneminin herkes tarafından anlaşılması için çalıştıklarını aktardı.

"Yoğun bakım ve servislerde gençlerin ağırlığı arttı"
Bireysel tedbirlere uymada genel anlamda bir gevşeklik yaşandığına işaret eden Akelma, maske, mesafe gibi önlemlere yeterince dikkat edilmemesinin etkisiyle, geçen yıl görülmeyen nezle, grip gibi viral solunum yolu enfeksiyonlarının da bu sene görülmeye başlandığına dikkati çekti.
Akelma, vatandaşların bireysel tedbirlere kararlılıkla uyması ve aşılarını olmasının önemine vurgu yaparak, "Yoğun bakımlar ve servislerde yatan hastaların yüzde 90'a yakınını bir şekilde aşısı tam olmayan gruplar oluşturuyor. Bunlar içerisinde gençlerin de ağırlığı arttı" diye konuştu.

"Son bir ayda hareketliliğin artmasıyla çocuk vakalarda bir artışı fark ettik"
Akelma, "Yüz yüze eğitimin başlamasının ardından geçen sürede okullardaki Kovid-19 vakalarının durumu nedir?" sorusunu şöyle cevapladı:
"Ankara genelinde bize yansıyan ciddi bir problem yok. Son bir ayda hareketliliğin biraz daha artmasıyla birlikte çocuk vakalarda bir artışı fark ettik. Bu durum kısmen hastanelerimize de yansıdı. Okulların açılmasıyla birlikte şu anda önemli bir problem yok. Önümüzdeki günlerde süreci takip edeceğiz."

Kovid-19 aşısı olanlar grip aşısı yaptırmalı mı?
"Kovid-19 aşısı olanların grip aşısı yaptırmasına gerek var mı?" sorusu üzerine Akelma, "Kovid-19 aşısı olan kişilerin, mevsimsel influenza aşısı olması gerekir. Çünkü iki aşının birbiriyle bağlantısı yok, ikisi ayrı aşılar. Ülkemizde henüz grip aşısı başlamadı, yakında başlayacak. Olması gereken grubun Kovid-19 aşısı olduysa bile grip aşısı olması gerekir" dedi.

PCR testlerinde mevcut kapasitenin yüzde 25'i artış oldu
Eğitim, şehirler arası seyahat ve sosyal faaliyetlerde aşı yaptırmayanlara yönelik 6 Eylül'de başlatılan PCR testi zorunluluğunun ardından Ankara'daki merkezlerde yoğunluk olup olmadığına ilişkin soru üzerine Akelma şunları kaydetti:
"Bizim PCR laboratuvarlarımız 6 tane ama Ankara genelinde 46 tane PCR laboratuvarımız var. Yaklaşık 35 bin kapasitemiz var. Bu kapasitemizin altında yani 20 bin, 23 bin, bazı günlerde 24 bin gibi PCR ihtiyaçları oluyor. Böyle giderken de PCR sonuç verme sürelerimiz 3,5-4 saat. Bu süre içinde sonuçları görüyoruz. 6 Eylül'den sonra bazı durumlarda tarama amaçlı PCR testi yapılması gündeme geldi. Bu kapsamda mevcut sayımızın yüzde 20-25'i kadar bir artış oldu. Ancak bu artışı tolere edebiliyoruz. Bu artışla birlikte sonuç verme süremizde bir değişiklik yok. Mevcut kapasitemizle şu anda bunun üstesinden geliyoruz. Burada daha da artış olursa birtakım ek önlemlerle destekleyeceğiz."



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe