Rus halkı yarın milletvekili seçimleri için sandık başına gidecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Rus halkı yarın milletvekili seçimleri için sandık başına gidecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Rusya’da yarın parlamentonun alt kanadı olan Devlet Duması milletvekillerinin seçimi için oy verme işlemi başlıyor.
Rusya Merkez Seçim Komisyonuna göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri nedeniyle Devlet Duması seçimleri 17-19 Eylül tarihlerinde düzenlenecek. Bunun yanı sıra bazı federatif bölgelerde de yönetici ve parlamento seçimleri için oylama yapılacak.
Aralarında Çeçenistan, Dağıstan, Mordovya ve Tuva cumhuriyetlerinin bulunduğu 12 federal bölgede başkan ve vali seçimi, 39 bölgede parlamento seçimi, 19 bölgede ara seçimler, 11 bölgenin idari merkezinin parlamento seçimleri ve 5 şehirde yerel seçimler yapılacak.
Ülke genelinde ve yurt dışındaki temsilciliklerde 110 milyon seçmen oy kullanabilecek.

Duma seçimlerinde 14 parti yarışacak
Rusya’da seçimlerde Devlet Duması’ndaki 450 sandalye için 14 parti yarışacak. İktidarda ve milletvekili çoğunluğunu elinde bulunduran Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in partisi Birleşik Rusya ile parlamentoda temsil edilen Komünist Parti, Liberal Demokrat Parti ve Adil Rusya seçimlerde yarışacak.
Parlamento dışından ise Yeşiller Partisi, Yeni İnsanlar Partisi, Elma Partisi, Gelişim Partisi, Özgürlük ve Adalet Partisi, Sivil Platform, Yeşil Alternatif, Vatan ve Sosyal Adalet İçin Emekliler Partisi pusulada yerini alacak.
Seçimlerde yüzde 5 barajını geçen partilerin milletvekilleri Duma’da sandalye kazanacak.
Her 5 yılda bir yapılan Duma seçimlerinde 450 milletvekilliği için 225 aday parti listesinden, 225 aday ise bağımsız seçilecek. Bağımsız adayların büyük bir kısmını partiler belirlerken bir kısmı da bulunduğu bölgeden yasalarda belirlenen miktarda seçmen imzası ile adaylığını gösteriyor.

AGİT gözlemci göndermeyi reddetti
Avrupa ve Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) 17-19 Eylül’de yapılacak seçimlere gözlemci göndermeyi reddetti. Teşkilat, ret gerekçesini “istedikleri sayıda gözlemci göndermelerine Rusya’nın izin vermemesi” olarak gösterdi.
Rusya Merkez Seçim Komisyonu ise teşkilata gözlemci kısıtlamasını Kovid-19 salgın koşullarındaki önlemler dahilinde getirdiklerini savundu.

Geçen seçimlere katılım oranı yüzde 47,88’de kalmıştı
18 Eylül 2016’da yapılan Duma seçimlerine katılım yüzde 47,88'de kalmıştı. 2016'daki seçimlerde, genel başkanlığını eski Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev’in yürüttüğü Birleşik Rusya yüzde 54,20 oy alarak 343 milletvekili ile tarihinde en çok sandalyeye sahip olmuş ve iktidarda kalmıştı. Yüzde 13,34 ile ikinci olan Komünist Parti’yi yüzde 13,14 Liberal Demokrat Parti, yüzde 6,22 ile Adil Rusya takip etmişti.

Anketlerde Putin’in partisi önde ancak geçmişe göre oyu daha az
Seçim öncesinde yapılan anketlere göre, parlamentonun alt kanadı Duma’ya yönelik güven azalırken Birleşik Rusya partisinin, en yakın takipçisi Komünist Parti’ye açık ara fark atarak birinci olduğu görülüyor. Ancak anketlerde, Putin’in partisi Birleşik Rusya’nın önceki seçime göre daha az oy alacak olması dikkati çekiyor.
Levada Analiz Merkezine göre, mart ayında Duma’nın faaliyetlerini destekleyenlerin oranı yüzde 42 iken geçen ay bu oran yüzde 37’ye düştü. Desteklemeyenlerin oranı ise yüzde 55’ten yüzde 59’a yükseldi.
Rusya Kamuoyu Araştırma Merkezinin (VTSİOM) eylül ayında yaptırdığı anket çalışmasına göre, Birleşik Rusya yüzde 29,3, Komünist Parti yüzde 16,6, Liberal Demokrat Parti yüzde 7,8, Adil Rusya yüzde 6,1 desteğe sahip. Kararsızların oranı ise yüzde 14.
Kamuoyu Fonu’nun (FOM) yaptığı eylül ayındaki ankete göre, Birleşik Rusya Partisi yüzde 29, Komünist Parti yüzde 14, Liberal Demokrat Parti yüzde 11, Adil Rusya yüzde 5 alarak barajı geçen partiler olacak. Ankete göre, kararsızların oy oranı yüzde 19.

Muhalefetin eleştirileri
Rusya’da yapılacak seçimlerde büyük bir rekabet olması bekleniyor. Ancak muhalefet, seçimlerin yapılış yöntemini eleştiriyor. Bu kesimler seçimlere aşırıcılık ile ilgili yasada yapılan değişiklikler nedeniyle ciddi sayıda muhalif ve bağımsız adayların katılmasının engellendiği iddiasında bulunuyor.
Bu yüzden muhalefet, seçmene bulunduğu bölgede iktidar partisinin rakibi olan partilerin adaylarının desteklenmesi için propaganda ve çalışma yapıyor. Seçim sonrasında da muhalefetin seçim sonucuna yönelik protesto gösterileri yapmayı planladığı ifade ediliyor.
Ayrıca geçen ay seçimler öncesinde Putin’in kararı ile emeklilere 10 bin ruble (135 dolar) ve ordu mensuplarına 15 bin ruble (202 dolar) ilave ödeme yapılması eleştirilen konulardan biri oldu.

Anayasa değişikliği Duma’yı güçlendirdi
Öte yandan geçen yıl Rusya’da referandum ile yapılan anayasa değişikliği sonucunda Parlamentonun alt kanadı Duma’nın yetkileri genişletilmişti.
Daha önce devlet başkanı, Duma’nın onayıyla başbakanı atarken başbakan yardımcıları ve kabine üyelerini başbakanın önerisiyle görevden azledebiliyordu.
Anayasa değişikliğinden sonra devlet başkanının başbakan, başbakan yardımcıları ve icracı bakanları atayabilmek için Duma’nın onayını alması gerekiyor.



Hürmüz'de bin 500 gemi ve 22 bin denizci mahsur kalmış durumda

Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş bir konteyner gemisi (AFP)
Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş bir konteyner gemisi (AFP)
TT

Hürmüz'de bin 500 gemi ve 22 bin denizci mahsur kalmış durumda

Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş bir konteyner gemisi (AFP)
Hürmüz Boğazı'nda demirlemiş bir konteyner gemisi (AFP)

ABD tarafından hazırlanan raporlar, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan ticari gemi sayısının bin 550 ile bin 600 arasında olduğunu ve ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine'e göre bu gemilerde ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalan 22 binden fazla denizci ve teknisyenin bulunduğunu ortaya koydu.

28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a karşı askeri operasyonları başlamasından bu yana, İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık vermesi üzerine, dünya ekonomisinin bu hayati damarı neredeyse tamamen kapalı durumda. İran Devrim Muhafızları, boğazdan geçişi yasaklayan uyarılar yayınlayarak ticari gemilere saldırı düzenleyeceğini duyurdu. ABD güçleri, İran güçlerinin boğaza mayın döşediğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, gemileri boğazdan geçirmek amacıyla ‘insani nitelik taşıdığını’ söylediği ‘Özgürlük Projesi’ adlı bir operasyon başlattı. Ancak yalnızca 48 saat süren ve sadece iki geminin çıkışına yardımcı olan bu operasyondan kısa sürede geri adım attı. Trump, Pakistan’ın arabuluculuğuyla sürdürülen ABD-İran müzakerelerine ilave süre tanımak istediğini açıkladı.

Danimarkalı dev nakliye şirketi Maersk, ABD ordusunun boğazdan çıkış için yönlendirdiği iki gemiden birinin kendisine ait olduğunu teyit etti. Şirket, söz konusu geminin ‘savaşın başlamasından bu yana’ Körfez'den çıkamadığını da kaydetti.

Bir gemi takip sitesinde, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi hareketlerini gösteren büyük bir ekran (AFP)Bir gemi takip sitesinde, Hürmüz Boğazı'ndaki gemi hareketlerini gösteren büyük bir ekran (AFP)

İran “saldırganlığı”

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Özgürlük Projesi’nin Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere yeniden açmayı hedeflediğini ve ‘Destansı Öfke Operasyonu’ndan bağımsız olduğunu açıkladı.

Hegseth, yaptığı açıklamada, "İran'ın masum ülkelerin ve mallarının uluslararası bir su yoluna erişmesini engellemesine izin verilemez" ifadelerini kullandı. ABD’li Bakan, İran'ın ‘sivil gemileri taciz eden, tüm ülkelerden denizcileri ayrım gözetmeksizin tehdit eden ve hayati öneme sahip bir geçiş noktasını kendi mali çıkarları için kullanan saldırgan bir ülke’ olduğunu vurguladı.

ABD'nin planına rağmen, «Lloyd's List Intelligence» tarafından yapılan bir analiz, boğazdan geçen gemi sayısının geçen hafta 44'ten 36'ya düştüğünü ortaya koydu. Normal günlerde bu koridordan 120'den fazla gemi geçiyor ve bunların çoğu küresel petrol arzının yüzde 20'sini taşıyor. Yetkililer, 21 mil (33 kilometre) uzunluğundaki su yolunun üzerinde füzelerin varlığının devam etmesi nedeniyle nakliye şirketlerinin geçiş riskini üstlenmek istememelerini bu durumun nedeni olarak gösterdi. Uzmanlar, uzun vadeli istikrar sağlanana kadar Hürmüz'deki nakliye trafiğinin tam olarak yeniden başlamayacağını belirterek, güvencelerle desteklenen uzun vadeli bir anlaşma olmadan tıkanıklık sorununun çözülemeyeceğini vurguladılar.

Dünyanın önde gelen nakliye şirketlerinden biri olan Hapag-Lloyd'un İletişim Direktörü Nils Haupt, şirketin Özgürlük Projesi askıya alınmadan önce boğazda mahsur kalan dört gemisini çıkarmak için ABD ordusundan yardım almayı değerlendirdiğini söyledi. Haupt, açıklamasında “Durum yeniden değiştiğine göre bu adımın fizibilitesini ve nasıl hayata geçirileceğini yeniden incelememiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

ABD Genelkurmay Başkanı General Caine ise şu an Körfez'de yaklaşık 22 bin 500 denizciyle birlikte bin 500'den fazla geminin mahsur kaldığını teyit etti.

General Caine, açıklamasında şunları söyledi:

“Son yedi hafta boyunca İran, ticari deniz ulaşımını kesmek ve küresel ekonomiye zarar vermek amacıyla boğazdaki ticari gemileri defalarca tehdit etti ve saldırıya geçti. Dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği dünyanın en önemli deniz geçitlerinden birini tıkayarak İran, küresel tedarik zincirini bir silaha dönüştürüyor.”

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, Panama'da yaptığı konuşmada, ‘şu an yaklaşık bin 500 gemi ve 20 bin mürettebatın Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalmış durumda olduğunu’ belirterek deniz taşımacılığının dünyada tüketilen toplam ürünlerin yüzde 80'inden fazlasını taşıdığını hatırlattı.

Hürmüz Boğazı'na bakan İran kıyıları ve Kiş Adası'nın havadan görünümü. (Reuters)Hürmüz Boğazı'na bakan İran kıyıları ve Kiş Adası'nın havadan görünümü. (Reuters)

10 kişi öldü

Savaşın doruk noktasında 32 gemi füze saldırısına uğradı. Şarku’l Avsat’ın IMO’dan aktardığına göre bu saldırılarda en az 10 kişi hayatını kaybetti ve 12 kişi de yaralandı. IMO, gemileri azami dikkat göstermeye çağırmayı sürdürürken, askeri refakatle sağlanan deniz korumasının uzun vadede sürdürülebilir bir çözüm olmadığını vurguladı.

Los Angeles Limanı Genel Direktörü Gene Seroka, yaptığı açıklamada, "Ticari nakliye topluluğunun güvenini ancak hayata geçirilip etkinliği kanıtlanmış gerçek bir barış anlaşması sağlayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Seroka, ABD ordusu bölgede konuşluyken dahi yüklerini ve personelini nakletmeye hazır tek bir nakliye yöneticisiyle görüşemediğini ifade etti. ABD ordusu gemilere eşlik etse bile nakliye şirketlerinin ‘son derece dikkatli bir değerlendirme’ yapması gerektiğinin altını çizen Seroka, “Bu adımı atmadan önce boğazdan geçişin güvenliğine daha fazla güvenmeleri gerekecek” dedi.

Seroka, Ortadoğu'nun en büyük nakliye şirketlerinden American President Lines bünyesinde 5 yıl çalışmıştı.

İki ayı aşkın bir süredir nakliye şirketleri boğazdan çıkış için fırsat kolluyor. Fakat artık gemilerin boğazdan ayrılmasına izin vermek yük ve personeli tehlikeye atmak anlamına geliyor. Milyonlarca dolarlık değer biçilen bir geminin uğrayacağı her türlü hasarın şirketlere ağır mali ve lojistik kayıplar yaşatacağına şüphe yok. Sigorta şirketlerinin sözleşmelerinde, savaş dönemlerine ilişkin özel maddeler bulunuyor ve bu maddeler, şirketleri savaşın ortasında mahsur kalan gemileri sigortalama yükümlülüğünden muaf tutuyor. Dolayısıyla söz konusu mali güvence olmadan gemilerin boğazdan çıkışı son derece yüksek maliyetler doğurma riskini de beraberinde getiriyor.


Hackerlar, ABD'deki binlerce eğitim kurumunun kullandığı bir platforma erişimi engelledi

Paris'te korsanlıkla mücadele tatbikatı sırasında bir mühendislik öğrencisi (AFP)
Paris'te korsanlıkla mücadele tatbikatı sırasında bir mühendislik öğrencisi (AFP)
TT

Hackerlar, ABD'deki binlerce eğitim kurumunun kullandığı bir platforma erişimi engelledi

Paris'te korsanlıkla mücadele tatbikatı sırasında bir mühendislik öğrencisi (AFP)
Paris'te korsanlıkla mücadele tatbikatı sırasında bir mühendislik öğrencisi (AFP)

Harvard Universitesi ve Stanford Universitesi dahil olmak üzere bazı ABD üniversiteleri, daha önce gerçekleşen veri ihlalinin ardından dün büyük çaplı bir siber saldırının hedefi oldu.

En az 2019’dan bu yana faaliyet gösterdiği belirtilen fidye yazılımı ve siber şantaj grubu ShinyHunters tarafından üstlenilen saldırı nedeniyle eğitim platformu “Canvas”a erişim kesildi.

Öğrenci gazetesi The Harvard Crimson ve sosyal medya paylaşımlarına göre, dün platforma giriş yapmaya çalışan öğrenciler, “Canvas”ın çatı şirketi olan Instructure sunucularının “yeniden” hacklendiğini belirten bir mesajla karşılaştı.

Siber korsanlar mesajlarında, “Sorunu çözmek için bizimle iletişime geçmek yerine bizi görmezden geldiler ve bazı güvenlik güncellemeleri yaptılar” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Listede yer alan eğitim kurumlarından herhangi biri verilerinin yayımlanmasını önlemek istiyorsa, bir siber güvenlik danışmanlık şirketiyle görüşmeli ve bizimle özel olarak iletişime geçerek anlaşma müzakeresi yürütmelidir” denildi.

Grup, eğitim kurumlarının 12 Mayıs’a kadar iletişime geçmemesi halinde çalınan tüm verilerin yayımlanacağı uyarısında bulundu.

Stanford Universitesi, yaptığı açıklamada “Canvas” platformunun “tedarikçi kaynaklı bir sorun” nedeniyle şu anda kullanılamadığını bildirdi. Üniversite ayrıca Instructure şirketinin kısa süre önce ülke genelinde etkili olan bir güvenlik sorununu tespit ettiğini ve bunun kontrol altına alındığını duyurduğunu belirtti.

Bununla birlikte Stanford, yeni kesintinin yalnızca kendi sistemlerini değil, ülke çapında birçok eğitim kurumunu da etkilediğini ifade etti.

Instructure, ilk veri ihlalinde çalınan bilgiler arasında isimler, e-posta adresleri, öğrenci kimlik numaraları ve kullanıcılar arasında paylaşılan özel mesajların da bulunduğunu açıkladı.


Erdoğan ve Tebbun, Türkiye ile Cezayir arasındaki "Stratejik İşbirliği Konseyi"nin ilk toplantısına başkanlık etti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan ve Tebbun, Türkiye ile Cezayir arasındaki "Stratejik İşbirliği Konseyi"nin ilk toplantısına başkanlık etti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Recep Tayyip Erdoğan ile Abdelmecid Tebbun, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde iki ülkeden bakanların katılımıyla Türkiye-Cezayir Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etti.

Konsey toplantısı öncesinde Erdoğan ve Tebbun, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf’ın da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin farklı alanlarda geliştirilmesi, bölgesel ve uluslararası meseleler ile özellikle Gazze’deki durum ve “barış planının” ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik çabalar ele alındı.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre görüşmede ayrıca İran’daki savaşın bölgeye etkileri, Hürmüz Boğazı meselesi ve İran ile ABD arasında çözüm bulunmasına yönelik diplomatik girişimler de değerlendirildi. Erdoğan ve Tebbun, söz konusu çabalara destek verdiklerini ifade etti.

Liderler ayrıca Libya’daki gelişmeleri, seçimlerin gerçekleştirilmesine ve siyasi tıkanıklığın sona erdirilmesine yönelik girişimleri görüştü. İki cumhurbaşkanı, Libya’nın birliği ve istikrarına desteklerini yineledi.

Ankara'da dün, Stratejik İşbirliği Konseyi (Türkiye Başkanlığı) toplantısından önce, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katılımıyla Erdoğan ve Tebbun arasında bir görüşme gerçekleşti.Ankara'da dün, Stratejik İşbirliği Konseyi (Türkiye Başkanlığı) toplantısından önce, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katılımıyla Erdoğan ve Tebbun arasında bir görüşme gerçekleşti.

Görüşmelerde, askeri noktalara yönelik saldırıların ardından Mali’deki güvenlik ve mali durum da ele alındı. Erdoğan ve Tebbun, Mali’nin birliğinin korunması konusunda ortak görüş beyan etti.

Tebbun, üç gün sürecek resmi ziyaret kapsamında çarşamba günü Ankara’ya geldi. Cezayir Cumhurbaşkanı, Esenboğa Havalimanı’nda Erdoğan tarafından karşılandı. Bu ziyaret, Tebbun’un cumhurbaşkanı olduktan sonra Türkiye’ye gerçekleştirdiği üçüncü ziyaret oldu.

Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi. Ardından gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısında ekonomi, ticaret, yatırım, savunma, eğitim, sağlık, enerji ve turizm alanlarında iş birliği ile ilişkilerin geliştirilmesi konuları masaya yatırıldı.

Türkiye ile Cezayir, söz konusu konseyin kurulmasına ilişkin ortak bildiriyi Erdoğan’ın Ocak 2020’de Cezayir’e yaptığı ziyaret sırasında imzalamıştı. Konsey, iki ülke arasında 23 Mayıs 2006’da imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması temelinde oluşturuldu.

Erdoğan, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi.Erdoğan, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi.

Konseyin; enerji, sanayi, savunma ve ortak bölgesel siyasi konularda koordinasyonun güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Toplantıya iki ülkeden dışişleri, içişleri, sanayi, enerji, tarım, ticaret, aile ve sosyal güvenlik bakanları da katıldı. Bakanlar, farklı sektörlerde ikili ilişkileri ele almak üzere çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.

Türkiye ve Cezayir, mevcut 6 milyar dolarlık ticaret hacmini kısa sürede yıllık 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Türkiye, hidrokarbon sektörü dışında 6 milyar doları aşan yatırımla Cezayir’deki en büyük yabancı yatırımcılar arasında yer alıyor ve bu alanda Fransa’yı geride bırakıyor.

Türk yatırımları ağırlıklı olarak sanayi, özellikle demir-çelik ve tekstil sektörleri ile hizmet alanlarında yoğunlaşıyor. Bu sektörlerde yaklaşık bin 400 Türk şirketi faaliyet gösteriyor.

Türkiye, 2025 itibarıyla Cezayir’den sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal eden ülkeler arasında ilk sırada bulunuyor. İki ülke arasında Türkiye’ye yıllık 4 milyar metreküp LNG tedarikini kapsayan uzun vadeli anlaşmalar da bulunuyor.

Tebbun’un, Türkiye’nin Afrika’daki varlığını güçlendirme politikası kapsamında Ankara’dan daha fazla destek ve yatırım talep ettiği belirtildi. Bu kapsamda Mali ve Nijer sınırına uzanan güney demiryolu projeleri ile dünyanın en büyük demir cevheri rezervlerinden biri kabul edilen Gara Cebilet madeninin işletilmesine yönelik Türk yatırımlarının genişletilmesi gündemde yer aldı.

Erdoğan ve Tebbun arasında dün gerçekleşen ikili görüşmelerden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan ve Tebbun arasında dün gerçekleşen ikili görüşmelerden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye-Cezayir ilişkileri 2019’dan bu yana önemli ölçüde gelişme gösterdi. Erdoğan ile Tebbun karşılıklı ziyaretlerde bulunurken, Erdoğan 2020 başında Tebbun’un cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Cezayir’i ziyaret eden ilk devlet başkanı olmuştu.

Erdoğan Kasım 2023’te Cezayir’i ziyaret ederken, Tebbun da 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye’ye gelmişti. Söz konusu ziyaretlerde iki ülke arasında çok sayıda anlaşma, mutabakat zaptı ve iş birliği protokolü imzalandı.