Rus halkı yarın milletvekili seçimleri için sandık başına gidecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Rus halkı yarın milletvekili seçimleri için sandık başına gidecek

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Rusya’da yarın parlamentonun alt kanadı olan Devlet Duması milletvekillerinin seçimi için oy verme işlemi başlıyor.
Rusya Merkez Seçim Komisyonuna göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri nedeniyle Devlet Duması seçimleri 17-19 Eylül tarihlerinde düzenlenecek. Bunun yanı sıra bazı federatif bölgelerde de yönetici ve parlamento seçimleri için oylama yapılacak.
Aralarında Çeçenistan, Dağıstan, Mordovya ve Tuva cumhuriyetlerinin bulunduğu 12 federal bölgede başkan ve vali seçimi, 39 bölgede parlamento seçimi, 19 bölgede ara seçimler, 11 bölgenin idari merkezinin parlamento seçimleri ve 5 şehirde yerel seçimler yapılacak.
Ülke genelinde ve yurt dışındaki temsilciliklerde 110 milyon seçmen oy kullanabilecek.

Duma seçimlerinde 14 parti yarışacak
Rusya’da seçimlerde Devlet Duması’ndaki 450 sandalye için 14 parti yarışacak. İktidarda ve milletvekili çoğunluğunu elinde bulunduran Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in partisi Birleşik Rusya ile parlamentoda temsil edilen Komünist Parti, Liberal Demokrat Parti ve Adil Rusya seçimlerde yarışacak.
Parlamento dışından ise Yeşiller Partisi, Yeni İnsanlar Partisi, Elma Partisi, Gelişim Partisi, Özgürlük ve Adalet Partisi, Sivil Platform, Yeşil Alternatif, Vatan ve Sosyal Adalet İçin Emekliler Partisi pusulada yerini alacak.
Seçimlerde yüzde 5 barajını geçen partilerin milletvekilleri Duma’da sandalye kazanacak.
Her 5 yılda bir yapılan Duma seçimlerinde 450 milletvekilliği için 225 aday parti listesinden, 225 aday ise bağımsız seçilecek. Bağımsız adayların büyük bir kısmını partiler belirlerken bir kısmı da bulunduğu bölgeden yasalarda belirlenen miktarda seçmen imzası ile adaylığını gösteriyor.

AGİT gözlemci göndermeyi reddetti
Avrupa ve Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) 17-19 Eylül’de yapılacak seçimlere gözlemci göndermeyi reddetti. Teşkilat, ret gerekçesini “istedikleri sayıda gözlemci göndermelerine Rusya’nın izin vermemesi” olarak gösterdi.
Rusya Merkez Seçim Komisyonu ise teşkilata gözlemci kısıtlamasını Kovid-19 salgın koşullarındaki önlemler dahilinde getirdiklerini savundu.

Geçen seçimlere katılım oranı yüzde 47,88’de kalmıştı
18 Eylül 2016’da yapılan Duma seçimlerine katılım yüzde 47,88'de kalmıştı. 2016'daki seçimlerde, genel başkanlığını eski Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev’in yürüttüğü Birleşik Rusya yüzde 54,20 oy alarak 343 milletvekili ile tarihinde en çok sandalyeye sahip olmuş ve iktidarda kalmıştı. Yüzde 13,34 ile ikinci olan Komünist Parti’yi yüzde 13,14 Liberal Demokrat Parti, yüzde 6,22 ile Adil Rusya takip etmişti.

Anketlerde Putin’in partisi önde ancak geçmişe göre oyu daha az
Seçim öncesinde yapılan anketlere göre, parlamentonun alt kanadı Duma’ya yönelik güven azalırken Birleşik Rusya partisinin, en yakın takipçisi Komünist Parti’ye açık ara fark atarak birinci olduğu görülüyor. Ancak anketlerde, Putin’in partisi Birleşik Rusya’nın önceki seçime göre daha az oy alacak olması dikkati çekiyor.
Levada Analiz Merkezine göre, mart ayında Duma’nın faaliyetlerini destekleyenlerin oranı yüzde 42 iken geçen ay bu oran yüzde 37’ye düştü. Desteklemeyenlerin oranı ise yüzde 55’ten yüzde 59’a yükseldi.
Rusya Kamuoyu Araştırma Merkezinin (VTSİOM) eylül ayında yaptırdığı anket çalışmasına göre, Birleşik Rusya yüzde 29,3, Komünist Parti yüzde 16,6, Liberal Demokrat Parti yüzde 7,8, Adil Rusya yüzde 6,1 desteğe sahip. Kararsızların oranı ise yüzde 14.
Kamuoyu Fonu’nun (FOM) yaptığı eylül ayındaki ankete göre, Birleşik Rusya Partisi yüzde 29, Komünist Parti yüzde 14, Liberal Demokrat Parti yüzde 11, Adil Rusya yüzde 5 alarak barajı geçen partiler olacak. Ankete göre, kararsızların oy oranı yüzde 19.

Muhalefetin eleştirileri
Rusya’da yapılacak seçimlerde büyük bir rekabet olması bekleniyor. Ancak muhalefet, seçimlerin yapılış yöntemini eleştiriyor. Bu kesimler seçimlere aşırıcılık ile ilgili yasada yapılan değişiklikler nedeniyle ciddi sayıda muhalif ve bağımsız adayların katılmasının engellendiği iddiasında bulunuyor.
Bu yüzden muhalefet, seçmene bulunduğu bölgede iktidar partisinin rakibi olan partilerin adaylarının desteklenmesi için propaganda ve çalışma yapıyor. Seçim sonrasında da muhalefetin seçim sonucuna yönelik protesto gösterileri yapmayı planladığı ifade ediliyor.
Ayrıca geçen ay seçimler öncesinde Putin’in kararı ile emeklilere 10 bin ruble (135 dolar) ve ordu mensuplarına 15 bin ruble (202 dolar) ilave ödeme yapılması eleştirilen konulardan biri oldu.

Anayasa değişikliği Duma’yı güçlendirdi
Öte yandan geçen yıl Rusya’da referandum ile yapılan anayasa değişikliği sonucunda Parlamentonun alt kanadı Duma’nın yetkileri genişletilmişti.
Daha önce devlet başkanı, Duma’nın onayıyla başbakanı atarken başbakan yardımcıları ve kabine üyelerini başbakanın önerisiyle görevden azledebiliyordu.
Anayasa değişikliğinden sonra devlet başkanının başbakan, başbakan yardımcıları ve icracı bakanları atayabilmek için Duma’nın onayını alması gerekiyor.



İran ateşkesi Washington’daki bölünmeleri derinleştiriyor

ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, 27 Mart 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, 27 Mart 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
TT

İran ateşkesi Washington’daki bölünmeleri derinleştiriyor

ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, 27 Mart 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, 27 Mart 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)

İran ile varılan ateşkesin yankıları, ABD Kongresi’nde farklı tepkilere yol açtı. Demokratlar anlaşmanın niteliği ve savaşın faydasını sorgularken, Cumhuriyetçiler ‘ABD zaferi’ olarak nitelendirdikleri gelişmeyi ve Donald Trump’ın müzakere becerisini öne çıkardı.

Demokratlardan en dikkat çekici açıklama, Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli üyesi Jeanne Shaheen tarafından yapıldı. Shaheen, gerilimin düşürülmesini ‘açık bir hedefi olmayan ve maliyeti Amerikan halkı tarafından karşılanan bir aydan uzun süren savaşın ardından uzun zamandır beklenen bir adım’ olarak değerlendirdi. Shaheen, ‘Başkan Donald Trump’ın savaşının neyi başardığına dair gerçek bir değerlendirme yapılması’ çağrısında bulundu. Haftalar süren çatışmalar, 13 ABD askerinin ölümü ve küresel ekonomide yaşanan ciddi sarsıntılara dikkat çeken Shaheen, Trump’ın fiilen İran’ın dini liderliğinde daha sert bir çizginin önünü açmış olabileceğini savundu. Ayrıca ABD’nin attığı adımların İran’ı nükleer silah edinme yönünde teşvik etmiş olabileceği endişesini dile getirdi.

Diğer Demokratlar gibi Shaheen de savaşın enerji fiyatları ve Amerikan halkının yaşam koşulları üzerindeki etkisine odaklandı. Shaheen, çatışmanın Amerikalıları daha güvenli hale getirmediğini ve yaşam standartlarını iyileştirmediğini belirterek, Trump yönetiminin söylemleriyle çeliştiğini ifade etti.

Graham’dan uyarı

Cumhuriyetçi Parti içinde üst düzey liderlik pozisyonunda olmayan bazı isimler anlaşmayı memnuniyetle karşılayıp Başkan Donald Trump’ı överken, parti liderliği şu ana kadar sessizliğini korudu. Bu sessizliği bozan tek isim ise Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham oldu. Açıklamalarında örtülü uyarılara yer veren Graham, savaşın önde gelen destekçilerinden biri olmasına rağmen, ‘İran’daki rejimle ilgili doğru sonuca götürecekse diplomatik yolu tercih edeceğini’ ifade etti. Anlaşmanın detaylarına ilişkin ise bu erken aşamada ‘gerçek olanla yanıltıcı ya da çarpıtılmış bilgiler arasında ayrım yapma konusunda son derece temkinli’ olduğunu belirtti.

rtgrft
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 27 Mart 2026’da Kongre Binası’nda (AFP)

Graham ayrıca, Washington’da tartışma yaratabilecek bir noktaya dikkat çekerek, anlaşmanın ilerletilmesi için Kongre’de bir inceleme mekanizmasının devreye girebileceğini söyledi. Bu mekanizmanın, eski Başkan Barack Obama döneminde İran ile varılan nükleer anlaşma sürecinde de kullanıldığını hatırlattı.

İran ile daha önce yapılan nükleer anlaşma, Senato’ya bir uluslararası anlaşma olarak sunulup oylanmamış olsa da, Kongre anlaşmayı durdurmaya yönelik oylama yoluna gitmişti. Ancak Obama döneminde anlaşma karşıtları, Senato’da gerekli olan 60 oya ulaşamadığı için bu girişim başarısız olmuştu.

Özetle, Kongre’nin bu tür anlaşmalarda doğrudan onay vermek yerine, anlaşmayı durdurmaya yönelik oylama yapma yetkisi bulunuyor. Bu yetki, 2015 yılında kabul edilen ve İran nükleer anlaşmasının Kongre tarafından incelenmesini öngören INARA yasası kapsamında düzenleniyor. Söz konusu yasa, yönetimi İran ile yapılacak herhangi bir nükleer anlaşmayı Kongre’ye sunmakla yükümlü kılarken, yasama organına anlaşmayı incelemek için 30 ila 60 gün arasında bir süre tanıyor. Bu süre zarfında başkanın Tahran’a yönelik yaptırımları kaldırması mümkün olmuyor.

Başkanı görevden alma girişimleri

Bu atmosferde Cumhuriyetçiler, kasım ayında yapılacak ara seçimlere yedi aydan az bir süre kala ilan edilen ateşkes anlaşmasıyla rahat bir nefes aldı. Parti üyeleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘bir medeniyeti tamamen yok etme’ yönündeki tartışmalı açıklamalarının ardından salı günü zor anlar yaşamış ve savunmada kalmıştı. Parti yönetimi yorum yapmaktan kaçınırken, bazı Cumhuriyetçiler Trump’ın sözlerini eleştirerek savaş yanlısı söylemden dikkat çekici bir şekilde uzaklaştı. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Nathaniel Moran, söz konusu tehditleri kınayarak, “Bir medeniyetin tamamen yok edilmesini desteklemiyorum. Bu, temsil ettiğimiz değerlerle ve ABD’nin on yıllardır benimsediği ilkelerle bağdaşmıyor” ifadelerini kullandı.

vfdv
ABD Başkanı Donald Trump, 6 Nisan 2026’da Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında (AP)

Cumhuriyetçi Senatör Lisa Murkowski ise bazı parti üyelerinin Trump’ın açıklamalarını müzakereler sırasında İran yönetimine baskı kurma girişimi olarak yorumlamasına karşı çıkarak, bu tür söylemlerin meşrulaştırılmaması gerektiğini vurguladı. Murkowski, “Bu tür bir dil, ülkemizin yaklaşık 250 yıldır dünya genelinde yerleştirmeye çalıştığı değerlere zarar veriyor” uyarısında bulundu.

Demokratlar ise eleştirilerle yetinmeyerek daha ileri adımlar attı. Parti içinde Trump’a yönelik azil sürecinin gündeme getirilmesi çağrıları yapılırken, Cumhuriyetçilere de başkana karşı durmaları yönünde çağrı yapıldı ve Trump’ın zihinsel durumu sorgulandı. 70’ten fazla Demokrat milletvekili, Trump’ın söz konusu paylaşımı nedeniyle ‘başkanlık yetkilerinden mahrum bırakılması gerektiğini’ savundu. Her ne kadar Demokratların girişimlerinin Cumhuriyetçilerin çoğunluğu nedeniyle Kongre’de sonuçsuz kalması bekleniyor olsa da, anlaşmaya varılamaması durumunda İran’a yönelik savaş konusunda başkanın yetkilerini sınırlayan bir yasa tasarısının yeniden gündeme gelmesi öngörülüyordu. Bu tasarı daha önce Kongre’de birkaç kez reddedilmişti, ancak bazı Cumhuriyetçilerin bu kez destek verebileceği ifade edildi. Bu durumun, Trump yönetimini, gerilimi düşürecek bir uzlaşı arayışına yönelten etkenlerden biri olduğu değerlendiriliyor.

dvfdv
Eski Cumhuriyetçi Temsilci Marjorie Taylor Greene, 18 Kasım 2025’te bir kongre toplantısında (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, bu süreçte ‘dost ateşi’ olarak nitelendirilen eleştirilerle de karşı karşıya kaldı. Eski müttefiki Marjorie Taylor Greene ile sağ görüşlü aktivist Alex Jones, Anayasa’nın 25. maddesinin devreye sokulması çağrısında bulundu. Söz konusu madde, başkanın görevlerini yerine getiremeyecek durumda olduğunun başkan yardımcısı ve kabine çoğunluğu tarafından ilan edilmesi halinde yetkilerin başkan yardımcısına devredilmesini öngörüyor. Bu mekanizma, başkanın zihinsel ya da fiziksel durumunun görev yapmasına engel olduğu değerlendirmesi durumunda uygulanabiliyor.

Her ne kadar Trump yönetimindeki kabine üyelerinin büyük bölümünün desteği nedeniyle bu senaryonun gerçekleşmesi düşük ihtimal olarak görülse de, tartışmalar Washington’daki siyasi atmosfer üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu gelişmeler, kasım ayında yapılacak kritik seçimler öncesinde her iki partinin de yoğun rekabete hazırlandığı bir dönemde yaşanıyor. Öte yandan, The New York Times gazetesinde yer alan haberlere göre, Trump’ın yardımcısı JD Vance’in savaş kararına karşı çıktığı öne sürüldü. Bu iddiaların, yönetim içinde görüş ayrılıklarına işaret edebileceği ve yönetimin çatışmanın iç politikadaki etkilerini sınırlama çabalarının sürdüğü bir dönemde yeni tartışmalara yol açabileceği değerlendiriliyor.


Tahran'ın Pakistan Büyükelçisi: İran heyeti bugün İslamabad'a gelecek

Washington D.C.'deki Beyaz Saray yakınlarında dün İran'daki ABD askeri operasyonlarına karşı düzenlenen gösteride protestocular İran bayrakları taşıdı (AFP)
Washington D.C.'deki Beyaz Saray yakınlarında dün İran'daki ABD askeri operasyonlarına karşı düzenlenen gösteride protestocular İran bayrakları taşıdı (AFP)
TT

Tahran'ın Pakistan Büyükelçisi: İran heyeti bugün İslamabad'a gelecek

Washington D.C.'deki Beyaz Saray yakınlarında dün İran'daki ABD askeri operasyonlarına karşı düzenlenen gösteride protestocular İran bayrakları taşıdı (AFP)
Washington D.C.'deki Beyaz Saray yakınlarında dün İran'daki ABD askeri operasyonlarına karşı düzenlenen gösteride protestocular İran bayrakları taşıdı (AFP)

İran'ın Pakistan Büyükelçisi Rıza Emiri Mukaddem bugün yaptığı açıklamada, ülkesinden bir heyetin ABD ve İsrail ile olan çatışmayı çözmeyi amaçlayan görüşmeler için bu akşam Pakistan'ın başkenti İslamabad'a geleceğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre X'te yaptığı bir paylaşımda, "İsrail'in ateşkesi tekrar tekrar ihlal etmesi nedeniyle İran kamuoyunun şüpheciliğine rağmen... İran heyeti, İran tarafından önerilen on maddeye dayalı ciddi görüşmeler için bu akşam İslamabad'a geliyor" diye yazdı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İran, Pakistan'ın arabuluculuğuyla iki haftalık bir ateşkes konusunda anlaştılar. Bu anlaşma, binlerce kişinin ölümüne, Ortadoğu'ya yayılan ve küresel enerji arzında benzeri görülmemiş aksamalara yol açan altı haftalık savaşı sona erdirdi.


Babul Mendeb: 10 soruda küresel çatışmanın kalbi

Yemen'in Meyyun (Perim) adası, stratejik konumu sayesinde boğazı kontrol eden en önemli kara noktasını temsil ediyor (Independent Arabia)
Yemen'in Meyyun (Perim) adası, stratejik konumu sayesinde boğazı kontrol eden en önemli kara noktasını temsil ediyor (Independent Arabia)
TT

Babul Mendeb: 10 soruda küresel çatışmanın kalbi

Yemen'in Meyyun (Perim) adası, stratejik konumu sayesinde boğazı kontrol eden en önemli kara noktasını temsil ediyor (Independent Arabia)
Yemen'in Meyyun (Perim) adası, stratejik konumu sayesinde boğazı kontrol eden en önemli kara noktasını temsil ediyor (Independent Arabia)

Tevfik Şanvah

Savaşın şiddetlenmesi ve çatışmanın kapsamının genişlemesiyle birlikte, deniz boğazları küresel çatışmanın kalbi haline geldi; çünkü savaş artık sadece karada değil, enerji ve ticaret yollarında da yürütülüyor. Bu boğazların başında, küresel petrol taşımacılığının en önemli arteri olan ve enerji arzının önemli bir yüzdesinin geçtiği Hürmüz Boğazı geliyor; bu da onu son zamanlarda tehditlerin ve gerilimin odağı haline getirdi.

Ancak odak noktası Hürmüz ile sınırlı kalmadı, dikkatler hızla Kızıldeniz'in dünyaya açılan kapısı ve uluslararası ticaretin en hassas geçitlerden biri olan Babul Mendeb Boğazı'na yöneldi. Boğaz, etkisi açısından en az Hürmüz Boğazı kadar kritik; dahası, küresel tedarik ağında tamamlayıcı  bağlantı oluşturmakta ve buradaki herhangi bir aksama, piyasalara ve tedarik zincirlerine anında yansımaktadır.

Bu senaryo ışığında bu hayati geçidin önemi, konumu, onu etkileyen güçler ve herhangi bir gerilimin sonuçları hakkındaki soru işaretleri çoğalıyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre aşağıda Babul Mendeb Boğazı'nın ve stratejik boyutlarının tam resmini açıklayan 10 temel soru yer almaktadır:

1. Babul Mendeb Boğazı nedir?

Asya ve Afrika arasında yer alan, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan stratejik bir su yoludur. Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan küresel denizcilik rotasının parçasıdır. Önemi, gemilerin geçtiği en dar noktada uluslararası deniz trafiğini kontrol etmesinde yatmaktadır.

2. Stratejik önemi nedir?

Dünyanın en önemli deniz yollarından biridir. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12 ila 13'ünün Kızıldeniz'e bağlanan bu güzergâh üzerinden geçtiğini tahmin etmektedir. ABD Enerji Bilgi İdaresi'nden (EIA) alınan veriler, özellikle Süveyş Kanalı ile bağlantısı göz önüne alındığında, boğazın petrol ve doğalgaz taşımacılığındaki önemini doğrulamaktadır. Son zamanlarda, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla ilgili gerilimlerin artması ve Babul Mendeb'e doğru genişleme tehdidiyle birlikte önemi daha da belirginleşmiştir.

3. Genişliği ne kadar?

Yemen kıyıları ile Cibuti ve Eritre kıyıları arasında kalan en dar noktasında, yaklaşık 27 kilometre genişliğindedir ve Meyyun (Perim) Adası'nın varlığı nedeniyle iki deniz yoluna ayrılmaktadır; biri dar, diğeri büyük gemilerin geçişine izin verecek şekilde daha geniştir.

4. Adının kökeni nedir?

Eski çağlardan kalma ve denizcilerin ölüleri için yas tutmasına neden olan tehlikeleri nedeniyle Babul Mendeb olarak adlandırılmıştır. Ayrıca “Gözyaşı Kapısı” olarak da bilinir.

5. Bugün kendisini hangi güç kontrol ediyor?

Boğaz, seyrüsefer özgürlüğünü ve uluslararası boğazların kapatılmamasını garanti eden BM kurallarına göre açık olan uluslararası bir su yolu olduğu için tek bir tarafın mutlak kontrolü altında değildir. Bununla birlikte, güvenlik seviyesi, çevredeki kıyıların askeri nüfuzuna bağlıdır ve burada Devler Tugayları ile Meyyun Adası sakinlerinden oluşan bir birlik öne çıkan güçlerdir.

6. İran destekli Husi milisleri boğazı kapatmayı başarırsa ekonomik etkileri ne olur?

Boğazın kapatılması, Kızıldeniz'e bağlı en önemli küresel ticaret yollarından birini aksatarak, yıllık yüz milyarlarca dolarlık ticareti felç edebilir. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı, küresel ticaretin büyük bir yüzdesinin bu rotaya bağlı olduğunu tahmin ediyor. Öte yandan, ABD Enerji Bilgi İdaresi'nden alınan veriler, herhangi bir aksamanın petrol ve doğalgaz piyasalarını doğrudan etkilediğini, dolayısıyla gemilerin Ümit Burnu'nu dolaşmak zorunda kaldığını, bunun da seyahat sürelerini yaklaşık 15 ila 20 gün uzattığını, nakliye maliyetlerini ikiye katladığını ve Reuters ile Bloomberg raporlarına göre küresel tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturduğunu teyit ediyor.

7. Meyyun Adası ve Husilerin konumu, boğazdaki deniz güvenliğini ne ölçüde etkileyebilir?

Yemen'in Meyyun (Perim) Adası, stratejik konumu sayesinde, küçük nüfusuna rağmen gemi trafiğinin izlenmesine olanak tanıyan, boğazı kontrol eden en önemli kara noktasını temsil ediyor. Husiler, boğazdan yaklaşık 90 deniz mili uzaklıkta bulunuyor. Ancak mesafe, denklemdeki belirleyici faktör değil, burada belirleyici olan, füzelerin ve insansız hava araçlarının bu mesafeyi aşıp hayati öneme sahip su yoluna ulaşmalarına olanak tanıyan kapasiteleridir.

8. Babul Mendeb Boğazı neden Hürmüz Boğazı'nın tamamlayıcısı sayılmaktadır?

Çünkü Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksama, gemilerin rotalarını yeniden hesaplamalarına ve petrol ve enerji taşımacılığı için alternatifler aramalarına neden olurken, Babul Mendeb'in kapatılması, Körfez ile Avrupa arasında Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden geçen deniz yolunu tamamen aksatacaktır. Bu ise küresel ekonomik etkiyi artıracak ve krizi bölgesel olmaktan çıkararak uluslararası bir ticaret ve enerji krizine dönüştürecektir.

9. Husiler boğazı doğrudan kontrol etmezken neden boğazı kapatmakla tehdit ediyor?

Babul Mendeb Boğazı üzerinde doğrudan coğrafi kontrole sahip olmamasına rağmen, Husilerin Yemen'in Kızıldeniz’e nazır batı kıyısının bazı kısımlarını kontrol etmesi, ona “ateş kontrolü” olarak bilinen bir güç veriyor. Bu, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki gemileri füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef almasına olanak tanıyor. Bu tür bir kontrol, boğazın kendisinin doğrudan kontrol edilmesine gerek kalmadan, seyrüseferi engellemek ve riskleri artırmak için yeterlidir.

10. Boğaz çevresinde askeri koruma var mı?

Boğaz, çok katmanlı bir güvenlikle korunmaktadır. Abdurrahman el-Mahrami liderliğindeki Devler Tugayları (Amalika Tugayları), boğazın yakın çevresinin güvenliğinden sorumludur. Onların yanında, Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçleri, boğaza yakın Zu Bab bölgesinden başlayıp, Muha, el-Vaziye ve Mevza’dan geçerek Hudeyde kıyılarına kadar uzanan Yemen'in batı kıyısı boyunca konuşlandırılmıştır.

Bu sistem, hızlı devriye botları, gözetleme sistemleri ve radarlarla donatılmış deniz ve sahil güvenlik birimlerini içermektedir. Operasyonları, 100 kilometreyi aşan bir kıyı şeridi boyunca Haniş ve Zukar adalarına kadar uzanmaktadır. Bu güçler aynı zamanda seyrüsefer güvenliğini sağlamaya ve silah sevkiyatlarını engellemeye de çalışmaktadır. Küresel ticaret ve enerji açısından önemi göz önüne alındığında, bu hayati koridordaki gemi trafiği sürekli olarak uluslararası gözetim altındadır.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.