Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'nın onur konuğu Irak

Ekim ayında düzenlenecek Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'nın bu yılki onur konuğu Irak. Kitap Fuarı Kral Selman’ın himayesinde gerçekleşecek.

2020 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'ndan bir kare 
2020 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'ndan bir kare 
TT

Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'nın onur konuğu Irak

2020 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'ndan bir kare 
2020 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'ndan bir kare 

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, Kral Selman bin Abdülaziz’in himayesinde, dünya çapında önemli yayınevlerinin katılımıyla 1-10 Ekim tarihleri ​​arasında düzenlenecek olan 2021 Riyad Uluslararası Kitap Fuarı’nın açılışıyla yıllık en büyük kültürel etkinliğe tanık olacak. 
Suudi Arabistan Kültür Bakanı ve Edebiyat, Yayın ve Çeviri Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Prens Bedr bin Abdullah bin Farhan yaptığı açıklamada, kitap, yayıncılık, dil, çeviri ve edebiyat sektörlerinin Kral Selman ve Veliaht Prens tarafından büyük destek gördüğünü ifade etti. Fuar, kitap ve yayıncılık sektöründe çalışan birey ve kurumların ürünlerini sergilemesi açısından önemli bir platform olmasının yanı sıra, Suudi Arabistan'ı yayıncılık sektöründe küresel bir geçit yapmak için Suudi Arabistan’ın yaratıcı üretimini vurgulayarak kültürel katılımı ve ticari işbirliğini teşvik ediyor.
Edebiyat, Yayın ve Çeviri Kurumu, 10 Ekim'e kadar devam edecek olan Fuar’da, Krallık'ta türünün ilk örneği olarak 4-5 Ekim tarihlerinde yayıncılığa yönelik bir konferans düzenleyecek. Yerel ve bölgesel düzeyde yayıncılık sektörünü güçlendirme ve geliştirmeye yönelik başlangıç noktası kabul edilen etkinlikte, telif hakları, çeviri ve fırsatlar ile ilgili çeşitli oturumlara ek olarak yayıncılık alanına dair atölyeler yer alacak ve diyalog oturumları düzenlenecek.
Kültür Bakanlığı tarafından 2019 yılı Suudi Arabistan'daki kültürel duruma ilişkin yayınlanan rapor, Krallık'taki yayıncılık pazarının büyüklüğünün 2017 yılında satışlar açısından yıllık 4,5 milyar riyal olarak tahmin edildiğine işaret etti. Raporda, 2018-2019 yıllarında Kral Fahd Ulusal Kütüphanesi'nde 7 bin 687 kitap olduğu belirtilirken, Arapça'ya çevrilen kitapların yüzdesinin ise 18,26 olduğu ifade edildi.
Edebiyat, Yayın ve Çeviri Kurumu'nun sorumluluğunda gerçekleşecek bu yılki Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'nın çeşitli etkinliklerle önemli bir genişlemeye tanık olması bekleniyor. 16 kültürel sektörü temsil eden fuara bu yıl Irak onur konuğu olarak katılacak.
Riyad Uluslararası Kitap Fuarı'nın, Suudi yayınevlerinin rekabet gücünün artırılmasına, aralarındaki ticari ve ekonomik alışverişin canlandırılmasına ve Krallığın 2030 Vizyonu hedefleri doğrultusunda bölgesel ve uluslararası yayınevlerinin katılımına katkıda bulunması bekleniyor.
Arap Yayıncılar Birliği Arap ve Uluslararası Fuarlar Komitesi başkanı Dr. Muhammed el-Mualic yaptığı açıklamada, kitap fuarlarının büyük bir kültürel ve ekonomik role sahip olduğunu belirtti. Mualic, Şarku’l Avsat ile verdiği özel röportajda, "Fuarların kültürel rolü, çeşitli yeni ve yaratıcı kitapları sergilemek ve bunları okuyucuya ve kitap severlere sunmak. Ancak ekonomik açıdan da önemli bir role sahipler. Riyad Uluslararası Kitap Fuarı da dahil olmak üzere fuarlar, büyük satış hacmi sayesinde ulusal gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) doğrudan katkıda bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Mualic’e göre istatistikler, Arap okuyucunun kitap fuarlarında okuduğu tüm kitapların yüzde 70'ini satın aldığını gösteriyor. Mualic ayrıca, "Riyad Kitap Fuarı hakkında bilinen şey, Suudi okuyucunun kitaba olan ilgisinin yanı sıra çeşitlilik ve katılımcı yayınevlerinin çokluğu göz önüne alındığında geniş bir kitleye sahip olması ve dolayısıyla satış sayısının artması. Bu da ulusal GSYİH'ya katkıda bulunuyor" dedi.
 Edebiyat, Yayın ve Çeviri Kurumu, yayınevlerine ülke içinden ve yurtdışından katılanlara kiralık alanların değerinde yüzde 50 indirim yapacağını, tüm nakliye masraflarının karşılanacağını, fuara katılamayanlar için fuara eşlik eden bir elektronik mağaza da dahil olmak üzere birçok olanak sağladığını açıkladı. Ayrıca katılımcılar ve tüm yayınevleri için elektronik satış noktalarının yer alacağı belirtildi.
Kurum’un açıklamasına göre fuar çeşitli kültürel ve edebi seminerlere, şiir ve sanat akşamlarına ev sahipliği yapacak ve sanat, okuma, yazma, yayıncılık, kitapçılık ve çeviri alanlarında diyalog, etkileşimli dersler ve çeşitli atölye çalışmaları için alanlar sağlayacak. 
Kurum ayrıca, bu yılki fuarda sesli ve dijital kitap gibi modern yayın kanallarını desteklemeye olan ilgisini ortaya koyacak. Aynı zamanda sanat ve teknik alanlardaki iyileştirmelerin yanı sıra, fuarın vizyonu çerçevesinde kurum tarafından iyileştirmeler ve ulusal stratejinin gerekliliklerine ayak uyduracak geliştirilmeler yapılacak. Fuar, Kültür Bakanlığı'nın kültürü bir yaşam biçimi haline getirme, ulusal ekonomik büyümeye katkı düzeyini yükseltme ve Suudi Arabistan’ın dünyadaki konumunu güçlendirme hedefleri çerçevesinde gerçekleşiyor.



Hepimize "görmeyi" öğreten fikir işçisi: John Berger'ın 4 eseri

Hayatı boyunca birçok çalışma kaleme alan John Berger'ın, Spinoza'nın "hayali çizimleri" hakkındaki Bento'nun Eskiz Defteri ve Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı eserlerini de öneririz (AFP)
Hayatı boyunca birçok çalışma kaleme alan John Berger'ın, Spinoza'nın "hayali çizimleri" hakkındaki Bento'nun Eskiz Defteri ve Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı eserlerini de öneririz (AFP)
TT

Hepimize "görmeyi" öğreten fikir işçisi: John Berger'ın 4 eseri

Hayatı boyunca birçok çalışma kaleme alan John Berger'ın, Spinoza'nın "hayali çizimleri" hakkındaki Bento'nun Eskiz Defteri ve Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı eserlerini de öneririz (AFP)
Hayatı boyunca birçok çalışma kaleme alan John Berger'ın, Spinoza'nın "hayali çizimleri" hakkındaki Bento'nun Eskiz Defteri ve Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı eserlerini de öneririz (AFP)

Minerva'nın Baykuşu bu hafta, yazar John Berger'ın kitaplarını takip ederek insan ve sanat arasındaki çok katmanlı ilişkilerin incelendiği bir yolculuğa çıkacak. 

1926 doğumlu Britanyalı ressam, şair ve sanat eleştirmeni Berger, yapıtlarıyla bir neslin estetik anlayışını ve sanat eserlerini yorumlama biçimini kökten değiştirdi.

Resim öğretmenliği yaptığı 1950'lerde Birleşik Krallık'ın köklü dergilerinden New Statesman'da 10 yıla yakın sanat eleştirisi yazıları kaleme aldı. Bir yandan da roman ve şiirler yayımladı. 

Sol düşüncede sanatın alımlanışına çok önemli katkılar yapan Berger'ın Uykuya Yatmak kitabı, Metis etiketiyle bu ay okurlarla buluştu. Biz de kalıpları kıran yaklaşımlarıyla herkesi etkileyen yazarın 4 eserini ele aldık.

Uykuya Yatmak

Berger'ın kızı Katya Berger'la kaleme aldığı Uykuya Yatmak, İtalya'daki Mantua şehrinde yer alan San Giorgio Kalesi’ndeki "Gelin Odası"nın (Camera degli Sposi) duvar resimleri üzerine bir meditasyon. 

Uykuya yatmak için tasarlanmış bu özel odadaki tablolar, baba kız arasında ölüm, yaşam, hatıralar ve unutuş gibi çeşitli konular üzerine harika bir sohbet başlatıyor.  

İtalyan gravürcü Andrea Mantegna'nın elinden çıkan eserlerden detaylara yer verilen Uykuya Yatmak, tamamı renkli bir resim kitabı. 

Bergerlar, Rönesans ressamı Mantegna'nın, resimde bir perspektif tekniği olan rakursiye en iyi örnek olarak gösterilen Ölü İsa tablosunu da inceliyor. 

Okurlara ikilinin mektuplaşmalarının yer aldığı Tiziano: Su Perisi ile Çoban'ı da öneririz. Tiziano'nun 1990'larda Venedik'te açılan bir sergisinden yola çıkan kitap, Berger ve kızı arasında sanat ve hayat üzerine bir sohbete dönüşüyor. 

İngilizceden çeviren: Beril Eyüboğlu, 72 s., 2025, Metis Yayınları
 

Görme Biçimleri

Berger'ın 1972'de BBC'de yayımladığı ve sonra da aynı yıl kitaplaştırdığı Görme Biçimleri, onun dünya çapında tanınmasını sağladı.

Batı sanat kanonunu geleneksel bir çerçevede tanıtan Britanyalı sanat tarihçisi Kenneth Clark'ın Medeniyet (Civilization) adlı belgeseline bir yanıt olarak hazırlanan Görme Biçimleri, bu hedefin çok daha ötesine geçerek estetik alanında çığır açıcı bir işe dönüştü.

xzascdfrgt
Berger'ın BBC belgeseli, sanat eleştirmenliğinin kurumsal kapalılığına karşı çıkarak, görme edimini daha demokratik bir zemine taşıdı (@aletheia__/Twitter)

Sanat eserlerini sınırları önceden belirlenmiş parametrelerle okumayı reddeden Berger, yapıtları incelikli bir söylem analizinden geçirerek onlarda gizli duran ideolojik örüntüleri açığa çıkarıyor. Eserlerle ilişkinin imkanları, tarihsel ve toplumsal olanla bağlantımızı da belirliyor: 

Bir doğa resmi 'gördüğümüzde' kendimizi onun içine koyarız. Geçmişte yapılmış sanata 'bakıyorsak' o zaman kendimizi tarihin içine koymuş oluruz. Bu sanatı görmemiz engellendiğinde aslında bizim olan tarihten yoksun bırakılmış oluruz.

Berger'ın klasiğine dönüşen çalışma, Batı sanatındaki nü eserleri ele alırken vurguladığı "eril bakış" yaklaşımıyla, feminist kuramla da dirsek teması kuruyor. Görme Biçimleri, yağlıboya tablolardan reklamlara kadar görselliği ve imgeleri anlamak için gelecek kuşaklara yenilikçi bir yol açtı. 

Kitapta Berger'ın yanı sıra BBC belgeselinde çalışan Sven Blomberg, Chris Fox, Michael Dibb, Richard Hollis'in de imzası var. Bu büyük eser, bu ay Metis Yayınları'nda 30. baskısını yaptı.

İngilizceden çeviren: Yurdanur Salman, 166 s., 2017, Metis Yayınları

G.

1972'de yayımlanan G., Berger'a Birleşik Krallık'ın prestijli Booker Ödülü'nü getirdi. 

Berger, ödül kabul konuşmasında sponsor Booker-McConnell firmasının Karayipler’deki işçileri sömürmesini eleştirerek dikkatleri üzerine çekti. Ayrıca ödül parasının yarısını da siyahların ve azınlıkların hakkı için mücadele veren Britanya Kara Panterleri'ne bağışladı. 

I. Dünya Savaşı öncesinde geçen romanda, Don Juan tarzı hareketli bir hayat süren başkahraman G.'nin hikayesini takip ediyoruz. Gerek cinsel ilişkiler gerekse aşkın zihinsel ve duygusal boyutları hakkındaki incelikli anlatımıyla G., sadece uçarı bir kahramanın kaçamaklarını konu edinmiyor. 
 

zxscdfg
Ressam ve sanat eleştirmeni kimliğiyle tanınan Berger, aynı zamanda başarılı bir edebiyatçıydı (AFP)

Britanya İmparatorluğu'yla Boer halkları arasındaki Boer Savaşı ve 1898'de Milanolu işçilerin ayaklanması gibi olayların arka planda yer aldığı roman, şahsi ve tarihsel deneyimlerin iç içe geçmişliğini de vurguluyor. 

Berger'ın kaleme aldığı kurmaca eserler arasında "Onların Emeklerine" üçlemesini de öneririz. Domuz Toprak, Bir Zamanlar Europa'da, Leylak ve Bayrak romanlarından oluşan üçleme, modern toplumda köylülüğün dönüşümü üzerine çarpıcı bir yaklaşım sunuyor. 

İngilizceden çeviren: Tomris Uyar, 360 s., 2017, Metis Yayınları

Hayvanlara Niçin Bakarız?

Berger'ın 1971'le 2001 arasında kaleme aldığı 7 denemeyi bir araya getiren Hayvanlara Niçin Bakarız?, bunlara ek olarak bir şiir ve çizimi de okurlarla buluşturuyor. 

Homeros'tan günümüze insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkiyi inceleyen Berger, bu bağın kapitalizmle birlikte nasıl ortadan kalktığını gösteriyor. Hayvanat bahçelerinin işlevi sorgulanırken, dünyada var olma deneyimimizin geçirdiği şiddetli dönüşüm de gözler önüne seriliyor. 

axscdfrgt
Berger'ın insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkinin dönüşümünü incelediği çalışması, kuvvetli bir modern toplum eleştirisi sunuyor (@LAReviewofBooks/Twitter)

Doğa ve insan ilişkisine dair basmakalıp düşüncelerle kestirme yollara kaçmayan bu denemeler, insanın sanatla kazandığı estetik deneyimin her şeye rağmen bir umudu koruduğunu da hatırlatıyor. 

"Hayvanat bahçesi ancak hayal kırıklığı yaratabilir" diyen Berger, merkeze tabii ki yine bir "görme" meselesini yerleştiriyor:

Hayvanat bahçelerinin kamusal amacı ziyaretçilere hayvanlara bakma olanağı sağlamaktır. Oysa hayvanat bahçesine gelen hiçbir yabancı bir hayvanla göz göze gelemez. Olsa olsa hayvanın bakışı şöyle bir parlar, sonra ona bakandan uzaklaşır. Hayvanlar başka yana bakarlar. Görmeden uzaklara bakarlar. Dış dünyayı mekanik olarak tararlar. Karşılaşmalara karşı bağışıklık kazanmışlardır, çünkü hiçbir şeyin artık onların dikkatini çekecek kadar merkezi bir önemi kalmamıştır.

İngilizceden çeviren: Cevat Çapan, 136 s., 2017, Delidolu Yayınları
 

Berger yola ressam olarak başladı ama 2017'de aramızdan ayrıldığında sanat eserlerinden çok romanları, şiirleri ve denemeleriyle ardında bugün herkese ilham kaynağı olmayı sürdüren bir külliyat bıraktı.

1990'larda verdiği bir söyleşide Berger, yazma serüveninin başlangıcını sade ama vurucu şekilde özetlemişti: 

Dünya daha insancıl bir yer olsaydı, hiç yazmazdım. Yalnızca çizerdim.

"Görmek her şeyden önce gelir" diyen Berger, genç sanatçı ve yazarlara mücadelenin erdemlerini öğretirken, imajların asla masum olmadığını da gösterdi. Hâlâ ondan öğrenecek çok şeyimiz var. 

Independent Türkçe