Doğu Akdeniz’deki İsrail-Lübnan ihtilafı yeniden gündemde

Lübnan, İsrail’in tartışmalı deniz bölgesinde enerji aramalarını askıya almak için diplomatik çabalarını hızlandırdı

İsrail’in Lübnan sınırındaki Metula kasabasında bulunan Lübnan ve İsrail bayrakları (EPA)
İsrail’in Lübnan sınırındaki Metula kasabasında bulunan Lübnan ve İsrail bayrakları (EPA)
TT

Doğu Akdeniz’deki İsrail-Lübnan ihtilafı yeniden gündemde

İsrail’in Lübnan sınırındaki Metula kasabasında bulunan Lübnan ve İsrail bayrakları (EPA)
İsrail’in Lübnan sınırındaki Metula kasabasında bulunan Lübnan ve İsrail bayrakları (EPA)

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, Dışişleri Bakanlığı’nı harekete geçmeye ve hükümetin güvenoyu almasının ardından ‘İsrail ile müzakereler için yeni bir dinamik’ oluşturmaya çağırdı
Lübnanlı yetkililer, İsrail’in Akdeniz’de Lübnan ile tartışmalı bir deniz bölgesinde bulunan bir açık deniz sahasında enerji arama kuyuları açma çalışmalarına son vermek için Birleşmiş Milletler’e (BM) başvurmak da dahil olmak üzere seçeneklerini inceliyor. İsrail’in söz konusu çalışmaları, Lübnan’ın güney sularında ‘9 Nolu Blok’ta petrol ve gaz aramasına olanak sağlamak da dahil, sınır anlaşmazlığını çözmek için 11 ay önce başlayan müzakerelerin ardından başladı.
İsrail’in sürpriz hamlesi ABD hakemliğindeki müzakerelere aykırı bir adım. Lübnan ve İsrail arasındaki deniz sınırlarına dair müzakereler 14 Ekim 2020’de başlamış ve Aralık ayında durmuştu. Ardından 2021’in Nisan ayında ABD’li arabulucuların müdahalesiyle yeniden başlayan müzakereler İsrail’in Lübnan’ın taleplerini kabul etmemesi sonrasında bir kez daha duraksamıştı.
Lübnanlı diplomatik kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Lübnan hükümetinin konuyu araştırdığını ve bu ihlal hakkında bir tavır sergileyeceğini söyledi. Kaynaklar, Lübnan’ın İsrail’in ihlalini ele almak ve İsrail’in Lübnan’ın, karasularının bir uzantısı olarak gördüğü deniz sahasında arama tarama ve sondaj çabalarını durdurmak amacıyla BM’ye başvurmak da dahil olmak üzere tüm seçenekleri araştırdığını belirtti.
Enerji endüstrisinde uzmanlaşmış ABD merkezli ‘Halliburton’ şirketi, 14 Eylül’de bunun enerji sondajı amaçlı üç ila beş arama kuyusu açmak için ‘Energean’ şirketinde entegre hizmet ihalesiyle sağlandığını duyurdu. Bu durum, daha önce ‘Karish’ ve ‘Karish North’ gaz sahalarında gerçekleştirilen dört açık deniz kuyusu sondajı çalışmasının ardından ortaya çıktı. Şirket, 18 Eylül’de yayınladığı bir bildiride, bu kuyuların coğrafi konumunu belirtmeden, İsrail’deki açık deniz kuyularını keşfetmek, değerlendirmek ve geliştirmek için Energean ile iş birliği yapacağını açıkladı. Sözleşme, daha doğru kuyu verileri elde etmek ve üretim yeteneklerini değerlendirmek için proje yönetimi, sondaj ve gereksinimlerinin güvence altına alınması da dahil tüm hizmetlerin sağlanmasını sağlıyor.
İsrail’in bu hamlesi, bu ihlali reddeden Lübnan’da bir siyasi seferberlik oluşturdu. Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, Lübnan Dışişleri Bakanlığı’na ‘İsrail’in Lübnan’ın egemenliğine ve haklarına yönelik yeni bir saldırı başlatma olasılığını doğrulamak için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) ve uluslararası topluma doğru acil ve derhal harekete geçmesi’ çağrısında bulundu.
Berri, İsrail’in Halliburton veya denizdeki ihtilaflı bölgede bulunan diğer şirketler için açık deniz arama sözleşmeleri imzalamasının ve sonuçlandırmasının, ‘ABD ve BM tarafından desteklenen çerçeve anlaşmanın ihlalini ve hatta darbesini temsil ettiğini’ vurguladı. Meclis Başkanı, ABD’nin arabuluculuğu ve kolaylaştırıcılığıyla, BM bayrağı altında ve Güney Lübnan’daki Nakura’da bulunan binasında dolaylı müzakerelere başlamak için Ekim ayı başında açıklanan çerçeve anlaşmasına atıfta bulundu.
Berri, Fransız ‘Total’, Rus ‘Novatek’ ve İtalyan ‘ENI’ şirketleri ittifakının, birkaç ay önce Lübnan deniz sınırı yakınlarındaki 9 No’lu Blok’ta başlaması gereken keşif operasyonlarını başlatma konusundaki isteksizliğe ve ertelemesine dikkati çekti. Nebih Berri, “İsrail’in saldırganlık ısrarı, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik bir tehdittir” dedi.
Müzakerelerde 2 bin 290 kilometrelik tartışmalı bir alan ele alınıyor. Lübnanlı heyet, müzakere oturumlarında görüşmenin 860 km’lik bir alan yerine çatışmanın boyutunu 2 bin 290 km’ye çıkaran 29 sınır noktasından başlamasında ısrar ediyor. İsrail ise, müzakerelerin Lübnan’ın reddettiği 1 Numaralı Hat’ta dayanması gerektiğinde ısrarcı. Müzakere ekibinin durumuna aşina olan Lübnanlı kaynaklar, müzakerelerin 5 Nisan’da geçici olarak durduğunu belirtti. Nisan ayındaki beşinci oturumda konuya ilişkin yaşanan çıkmaz ortasında müzakerelerin durduğunu söyleyen kaynaklar, “ABD arabuluculuğu durmadı” dedi. Kaynaklar, ABD tarafının Lübnan’da yeni hükümetin kurulması da dahil olmak üzere müzakerelerin yeniden başlaması için ‘yeni koşullar oluşturma alanı’ olduğunu dile getirdi. Kaynaklar, “Gelecek pazartesi günü hükümetin güven kazanmasından sonra müzakereler için yeni bir dinamiğin oluşması mümkün” dedi.
Geçen yıl 14 Ekim’den Aralık başına kadar, Lübnan’ın 2 bin 290 kilometrelik bir alana yönelik talep tavanını yükseltmesinin ardından, tökezlemesi öncesinde dört müzakere turu yapıldı. Dört ay sonra arabulucu ABD müdahalede bulundu ve Nisan ayında beşinci bir tur düzenlemeyi başardı. Ancak bu noktada müzakereler durdu.
Lübnan müzakere ekibinin açıklamaları hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar, ABD tarafının ‘Lübnan tarafınca reddedilen 1 No’lu Hat’ta ilişkin müzakerelerin tamamlanmasını gerektiren’ bir şart ortaya koyduğunu belirtti. Lübnanlı siyasi kaynaklar, “ABD tarafı, Lübnanlı heyetin geçen Ekim başında imzalanan çerçeve anlaşmasına uygun olmayan bir mekanizma benimsediğini söyledi” dedi. Kaynaklar ayrıca, “Washington, müzakerelerin askıya alınmasından beş ay sonra Nisan ayında müzakerelere yeniden başlamak için müdahalede bulunurken, Lübnanlı heyet ise beşinci müzakereleri en son kaldığı yerden yeniden başlattı. Bu durum, ABD elçisini şaşırttı” ifadelerini kullandı.
Müzakereler, 2011 yılında BM’ye gönderilen bir haritaya göre yaklaşık 860 kilometrekarelik bir deniz alanıyla sınırlı olacaktı. Ancak Lübnan, daha sonra bu haritanın yanlış değerlendirmelere dayandığını belirterek, bir Yunan şirketin İsrail lehine faaliyet gösterdiği ‘Karish’ sahası bölümleri de dahil olmak üzere, bin 430 kilometrekarelik ek bir alan talep etti. Mevcut Lübnan önerisi, Hat 29 olarak biliniyor. Aynı şekilde İsrail, Lübnan’ı tartışmalı bölge alanını genişleterek müzakereleri engellemekle suçladı.
(Dürzi) İlerici Sosyalist Parti (İSP) Genel Başkanı Velid Canbolad, 18 Eylül’de Halliburton’un İsrail ile tartışmalı bölgede petrol kuyusu açma ihalesini kazandığını açıklamasına ilişkin olarak, “Müzakereler olmasaydı, neredeyse bir kısmını geri kazanacağımız aynı alan. Bu, Lübnan’ın zenginliği ve yetenekleri üzerindeki egemenliğinin son santimini de gömmek anlamına geliyor” dedi.



İsrail'den Batı Şeria'yı ele geçirmeye yönelik benzeri görülmemiş karar

Dün yerleşimciler tarafından dikilen bir çitin yanında traktör süren Batı Şeria'nın Burka köyünden iki Filistinli çiftçi (AFP)
Dün yerleşimciler tarafından dikilen bir çitin yanında traktör süren Batı Şeria'nın Burka köyünden iki Filistinli çiftçi (AFP)
TT

İsrail'den Batı Şeria'yı ele geçirmeye yönelik benzeri görülmemiş karar

Dün yerleşimciler tarafından dikilen bir çitin yanında traktör süren Batı Şeria'nın Burka köyünden iki Filistinli çiftçi (AFP)
Dün yerleşimciler tarafından dikilen bir çitin yanında traktör süren Batı Şeria'nın Burka köyünden iki Filistinli çiftçi (AFP)

İsrail hükümeti, 1967 yılından bu yana daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir adımla, dün işgal altındaki Batı Şeria'da arazi tescil sürecini başlatma kararı alarak ilhak sürecini derinleştirdi.

Hükümet, üç bakan tarafından sunulan ve diğer bazı konuların yanı sıra ‘Batı Şeria'daki geniş alanların devlet adına (devlet arazisi) tescil edilmesini’ öngören bir öneriyi onayladı. Karar uyarınca İsrail Adalet Bakanlığı'na bağlı Tapu ve Yerleşim İdaresi, yerleşimlerin sahada uygulanması için yetkilendirilecek ve bu amaçla özel bir bütçe tahsis edilecek.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanlığı, İsrail'in kararlarını reddetti ve dün yaptığı açıklamada, bu kararların güvenlik ve istikrara tehdit oluşturduğunu, işgal altındaki Filistin topraklarının fiilen ilhakı anlamına geldiğini, Filistin topraklarını ilhak etme planlarının başladığını ve imzalanan anlaşmaların sona erdiğini belirtti.

Diğer taraftan ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington'da yapılması planlanan Gazze Barış Kurulu’nun ilk resmi toplantısının sonuçlarından büyük beklentileri olduğunu belirterek, kurulda yer alan ülkelerin insani yardım çabalarından ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını desteklemek için 5 milyar dolardan fazla bağışta bulunmayı taahhüt ettiklerinden söz etti.

Trump, dün sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, ‘dünya barışının’ sağlanabileceğini belirterek Gazze Barış Kurulu’nu ‘tarihin en önemli uluslararası kuruluşu’ olarak nitelendirdi.


Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

TT

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

Refah Sınır Kapısı, Gazze sakinlerinin giriş ve çıkışına açıldı

İsrail dün Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nı sivil geçişlerine yeniden açtı. Bu adımın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden ayrılmasına ve İsrail’in yürüttüğü savaştan kaçarak bölge dışına çıkanların geri dönmesine imkân tanıyacağı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre İsrail, Refah Sınır Kapısı’ndan giriş ve çıkış yapan Filistinlilerin güvenlik kontrolünden geçirilmesini talep ediyor.

İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın başlamasından yaklaşık dokuz ay sonra, Mayıs 2024’te sınır kapısının kontrolünü ele geçirmişti. Savaş, ABD Başkanı Donald Trump’ın arabuluculuğunda ekim ayında yürürlüğe giren ateşkesle kırılgan bir şekilde durmuştu. Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması, Trump’ın İsrail ile Hamas arasındaki çatışmaları durdurmaya yönelik daha geniş kapsamlı planının ilk aşamasında yer alan önemli şartlardan biri olarak görülüyor.

cdfgt
Filistinli hastalar, Han Yunus'taki Kızılay Hastanesi'nin avlusunda tekerlekli sandalyelerinde oturarak, yurtdışında tedavi görmek üzere Refah Sınır Kapısı’ndan tahliye edilmeyi bekliyor. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, İsrailli bir güvenlik yetkilisi, “Avrupa Birliği (AB) adına sınır desteği sağlamak üzere AB Refah Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah Sınır Kapısı, giriş ve çıkışlar için halkın kullanımına açılmıştır” dedi. İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın bildirdiğine göre, Gazze Şeridi’nden 150 kişinin ayrılması bekleniyor; bunların 50’si hasta. Karşılık olarak, 50 kişinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verilecek.

Yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi'ne girişi yasaklandı

Genel olarak Filistinliler, 7 Ekim 2023’teki saldırının ardından patlak veren İsrail’in Gazze operasyonlarının ilk dokuz ayında Refah Sınır Kapısı üzerinden Mısır’a geçebiliyordu.

cdfgrt
İnsani yardım malzemesi taşıyan kamyonlar dün Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a ulaştı. (DPA)

Filistinli yetkililer, savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 100 bin Filistinlinin Gazze Şeridi’nden ayrıldığını, bunların çoğunun ilk dokuz ay içinde çıkış yaptığını belirtiyor.

Uluslararası sesler

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına yönelik uluslararası sesler gelmeye devam etti; açıklamalar arasında adımı memnuniyetle karşılayanlar ve daha fazla yardımın Gazze Şeridi’ne ulaştırılması talebinde bulunanlar oldu.

AB Komisyonu’nun Akdeniz’den Sorumlu Üyesi Dubravka Suica dün, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının ardından Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardımın girişine izin verilmesi çağrısında bulundu.

sfr
Mısır ambulansları Refah Sınır Kapısı önünde bekliyor. (Reuters)

Suica, X platformundaki paylaşımında, “Yaklaşık iki yıl aradan sonra, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı, sivil geçişleri için yeniden açıldı. Bu adım, uzun süredir beklenen bir barış planı aşamasını temsil ediyor ve birçok kişi için bir nebze rahatlama ve umut getirecek” ifadelerini kullandı.

Suica, “Şimdi daha fazla yardımın girişine izin verilmesi şart; halk hâlâ acı çekiyor ve kayıpların sayısı kabul edilemeyecek kadar yüksek” dedi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da dün, Gazze Şeridi’ndeki ana sınır kapısı Refah’ın yeniden açılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. Cooper, kapının Filistinlilerin her iki yönde yaya olarak geçişine imkân tanıdığını belirtirken, daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.

Cooper, X platformundaki paylaşımında, “Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasını, insanların her iki yönde yaya olarak geçiş yapabilmesi açısından memnuniyetle karşılıyorum. Bu, bazı ciddi şekilde yardıma muhtaç kişilerin Mısır’da tıbbi hizmet almasına olanak tanıyor. Ancak hâlâ yapılması gereken çok şey var. Yardımlar akmalı, temel ihtiyaç malzemelerine uygulanan kısıtlamalar hafifletilmeli ve yardım çalışanlarının görev yapmasına izin verilmeli” ifadelerini kullandı.

İsrail, güçlerinin bölgeyi işgal etmesinin ardından Refah Sınır Kapısı’nı kapatmış, ayrıca Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Philadelphia Koridoru’nu da kapalı tutmuştu.

Bu adım, yaralı ve hastalıklı Filistinlilerin bölgeden çıkarak tedavi görmesine imkân tanıyan hayati bir geçidi işlevsiz hale getirmişti. Geçen yıl, birkaç bin kişinin üçüncü ülkelerde tedavi görmesine izin verilirken, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre hâlâ binlerce kişi yurt dışında sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyor.

Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılmasına rağmen, İsrail yabancı gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişine izin vermeyi hâlâ reddediyor. Gazeteciler, savaşın başından bu yana bölgeye girişleri yasaklanan ve savaşın yol açtığı geniş yıkımla karşı karşıya kalan Gazze Şeridi’ndeki durumu aktaramıyor.

Gazze Şeridi’nde yaklaşık iki milyon Filistinli, yıkılmış şehirlerinin enkazı arasında geçici çadırlarda ve hasarlı evlerde yaşamını sürdürüyor.

İsrail Yüksek Mahkemesi, yabancı gazetecilerin İsrail üzerinden Gazze Şeridi’ne girişine izin verilmesi talebiyle Yabancı Gazeteciler Derneği tarafından açılan davayı inceliyor. Hükümetin avukatları, gazetecilerin girişinin İsrail askerleri için risk oluşturabileceğini öne sürerek, olası tehlikelere dikkat çekiyor.

Dernek ise bu iddiaları reddediyor ve halkın bağımsız, hayati bir bilgi kaynağından mahrum bırakıldığını vurguluyor. Dernek ayrıca, savaşın başından itibaren birçok BM ve yardım görevlisinin Gazze Şeridi’ne girişine izin verildiğine işaret ediyor.

Trump’ın Gazze planı, ikinci aşamasına girerken, yönetimin Filistinli teknokratlardan oluşan bir komiteye devredilmesini, Hamas’ın silah bırakmasını ve İsrail güçlerinin bölgeden çekilmesini öngörüyor; ardından yeniden imar çalışmaları yapılması planlanıyor.

İsrail, Hamas’ın silah bırakma olasılığı konusunda şüphelerini koruyor ve bazı yetkililer, ordunun yeniden savaşa hazırlık yaptığını belirtiyor. Gazze Şeridi’ndeki sağlık yetkilileri, ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 500’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini, İsrail tarafında ise 4 askerin öldüğünü aktardı.

Geçtiğimiz cumartesi günü, İsrail ateşkesten bu yana gerçekleştirdiği en şiddetli hava saldırılarından birini düzenledi. Saldırılarda en az 30 kişi hayatını kaybederken, İsrail bunu, Hamas’ın cuma günü ateşkesi ihlal etmesine karşı bir yanıt olarak nitelendirdi.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.