Cezayir Libya sorununda yeniden inisiyatif alıyor

Cezayir’in Trablus’taki büyükelçiliğini yeniden açması, Libya’nın yeniden inşası konusunda Mısır’la bölgesel rekabetini ortaya koyuyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
TT

Cezayir Libya sorununda yeniden inisiyatif alıyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun (AFP)

Ali Yahi
Libya sorununun siyasi çözümünde Cezayir’in diplomatik rol alma  çabaları arttı. Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Başbakan Abdulhamid Dibeybe ve Dışişleri Bakanı Necla el-Mankuş’un Cezayir ziyaretleri sonrasında Cezayir’in Trablus’taki Büyükelçiliğini yeniden açacağını duyurması ve iki ülke arasındaki hava trafiğinin yeniden başlayacağının açıklanması Cezayir’in etkinliğini arttırması şeklinde değerlendiriliyor.
Önemli bir karar ve güven verici açıklamalar
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Cezayir’in Trablus Büyükelçiliği’ni yeniden açma kararı, bölgesel ve uluslararası düzeyde iki ülkenin yerel çıkarlarının gereği.
Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni, taraflarca siyasi açıdan güven verici olarak anlaşılan bazı mesajları ‘sızdırmış’ olsa da bu durum, Trablus - Cezayir hattında yaşananlara ilişkin gerçekliği örtbas etmek üzere gelişti. Ancak gözlemciler, bunun Libya’daki kilit oyuncularla yeniden yapılanma konusunda bir ‘çatışma’ olduğunu vurguladı.
Musa el-Koni, Cumhurbaşkanı Tebbun tarafından kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, Cezayir'in bölgede en önemli kardeş ülke olmasının önemli olduğunu söylerken, “Cezayir’le sürekli istişare etmeli; Libya ve Afrika, Mağrip veya Akdeniz olsun bölgeyle ile ilgili tüm konularda Cezayir’le koordineli çalışmalıyız” dedi. Koni, Cezayir ziyaretinin, ‘sınırlardan başlayarak (Çad, Nijer ve Sudan gibi Libya’nın güneyindeki komşular başta olmak üzere) komşu ülkelere kadar karşılıklı öneme sahip farklı meseleleri Cumhurbaşkanı Tebbun ile istişare etmeyi, ayrıca ortak sınırların güvenliğini sağlamak için onlarla nasıl iş birliği yapılacağını görüşmeyi amaçladığını’ açıkladı. Musa el-Koni, bu adımları iki halk açısından ‘ekonomik entegrasyon ve sosyal iletişim’ için son derece önemli olarak nitelendirdi.
Koni, Cezayir’e ulaştığında ziyaretinin, Libya’nın güneyindeki komşu ülkelere yaptığı ziyaretler sırasında yaşananlar hakkında Cumhurbaşkanı Tebbun’u bilgilendirmeyi amaçladığını da belirtti. “Özellikle Libya’nın güneyindeki komşu ülkelere yaptığım ziyaretlerden sonra, Libya’da olup bitenler ve ayrıca komşu ülkelerle olan ilişkilerimiz hakkında temasa geçmek ve tavsiyeler almak üzere Cezayir’e peş peşe ziyaretlerde bulunuyoruz” diyen Koni, Cumhurbaşkanı Tebbun’un Libya meselesinin tüm ayrıntılarıyla ilgilendiğine dikkati çekti. Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı “Bilmemiz, danışmamız ve konuşmamız gereken birçok gelişme var” dedi.

Düzeltme ve sembolik giriş
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Abdulvahab Hafyan, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada “Bu adımla Cezayir, ilişki kopukluğunun sorunları çözmediğini ve Libya’daki durumu tüm karmaşıklığıyla ele almak için yeni ufuklar açmak gerektiğini anlamaya başladı. Bu durum, diplomasinin 2012’den bu yana gerçekleşen geri çekilmenin maliyetinden ve tuzaklarından ders aldığını gösteriyor” şeklinde konuştu. Hafyan, “Kararın Libya tarafının diplomatik çabalarının bir sonucu olduğu düşünüldüğünde esas olarak, önümüzdeki seçimlerde Başkanlık Konseyi’nin konumunu içeriden desteklemeyi amaçlıyor” dedi.
“Bu adım, Libya uzlaşması ve ‘düzensiz kuvvetler’ başta olmak üzere yabancı güçlerin ayrılması koşulu yerine getirildiği takdirde daha büyük ve etkili olabilecek Cezayir rolüne sembolik bir giriş niteliğindedir” diyen Abdulvahab Hafyan, Libyalı taraflar arasındaki çatışmanın siyasi sürece hizmet etmediğini, ülkenin geleceğini ipotek altına aldığını, geleceği başarısızlığa ve uluslararası rekabetin dışına sürüklediğini vurguladı. Hafyan, “Bu nedenle herkes, her dış girişimin başarı koşulunun iç uzlaşı olduğunda ısrar ediyor” şeklinde konuştu.

Durum, yeni değil
Öte yandan Mağrip ilişkileri araştırmacısı Said Hadef, yaptığı açıklamada, “Durum yeni değil. Son beş yılda Cezayir, Libya ile diplomatik ilişkilerinin yeniden başladığını her seferinde açıkladı. Bu durum, 2016’dan bu yana eski Dışişleri Bakanı Abdulkadir Messahel’in Trablus’taki Cezayir Büyükelçiliği’nin bir an önce açılacağını duyurmasıyla gelişti. Bu duyuru defalarca tekrarlandı. Ama gerçekte hiçbir şey elde edilmedi” ifadelerini kullandı. Messahel, birçok ülkenin Libya’da büyükelçilik ve konsolosluklarını açtığını ve Cezayir’in komşu ülke olarak ilkler arasında yer alması gerektiğini söylerken, “Ancak her durumda iki ülke arasındaki sınırların açılması ve karşılıklı diplomasi, ortak çıkar konularında fikir birliği sağlanır sağlanmaz iki taraf arasındaki doğal seyrini alacaktır” dedi.

Cezayir’in nezaketi ve Kahire’deki fırsatlar
Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni, Cezayir’e ‘iltifat’ ettiği bir dönemde Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ise Kahire’ye gitti. Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi tarafından kabul edilen Dibeybe, bazı Mısırlı yetkililerle görüştü. Libya projelerinin uygulanmasına yönelik altı anlaşmanın yanı sıra çeşitli ekonomik alanlarda 14 iş birliği mutabakatı imzalandı.
Mısır Hükümeti Sözcüsü Nadir Said, “Mutabakatlardan biri, sanayi, tarım, karantina, sosyal işler ve havacılık güvenliği alanlarında iş birliğinin yanı sıra, deniz kirliliğiyle mücadele, deniz arama ve kurtarma, konut ve inşaat, gençlik ve spor, petrol ve gaz konularında ortak bir ticaret komitesinin kurulmasını şart koşuyor” dedi. Said, ‘Trablus’taki üçüncü çevre yolu projesi, kuzeybatıdaki Mellitah’ta ve kuzeydoğudaki Derne’de iki benzin istasyonunun inşası ve ülkenin doğusundaki el-Vahat bölgesinde bulunan Ecdebiye- Calu karayolunun bakımı’ başta olmak üzere altı anlaşmaya dikkati çekti. Hükümet sözcüsü ayrıca, “Bugün imzalanan iş birliği anlaşmalarının somut gerçekliğe dönüştürülmesini ve sahada uygulanan projeleri sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Yeniden yapılanmaya ilişkin gizli çatışma
Farklı düzeylerdeki yetkililerin hareketleriyle canlanan Libya dış sahnesi ortasında ve Mısır ve Cezayir ziyaretlerinin sonuçlarındaki eşitsizlik karşısında gözlemcilere göre, yeniden yapılanma üzerinde bir ‘çatışma’ olduğu açık.
Afrika uzmanı Uluslararası İlişkiler Profesörü Mebruk Kahi, yaptığı açıklamada “Karar, sahadaki varlığını güçlendirerek ve başkent Trablus hakkındaki izolasyonunu sona erdirerek Cezayir’in Ulusal Birlik Hükümeti’ne sağladığı mutlak bir destektir. Aynı zamanda durumun istikrara doğru doğru yönde ilerlediğinin bir göstergesi ve komşu ülkelerle Cezayir’de yapılan toplantının sonuçlarının somutlaşmış halidir” ifadelerini kullandı. Kahi, “Büyükelçiliğin açılmasını, Gadames’te bir konsolosluk ve ikinci hedefe geçmeye hazırlık olarak Debdeb- Gadames ticari sınırın açılması olmak üzere başka bir adım takip edecek. Bu, Libya’nın yeniden inşasına katkıda bulunmaya ve Libyalıların anayasal kurumlarını inşa etmelerine yardımcı olacaktır” dedi.
Mebruk Kahi, sözlerinin devamında “Daha az odaklanılmış olsa da kararın ikinci bir yorumu var. Bu yorum şudur; Büyükelçiliğin açılması, Bingazi tarafının Mısır Cumhurbaşkanı ile görüşmesine ve birçok yeniden yapılanma anlaşmasının imzalanmasına bir tepki olarak geldi” ifadelerini kullandı. Kahi, “Cumhurbaşkanı Tebbun’un ‘Trablus’un kırmızı çizgi olduğunu, çatışmanın savaşlardan yeniden inşa sözleşmelerine dönüştüğünü ve büyükelçiliğin açılmasının Cezayir’in varlığını güçlendirmek için önemli bir adım olacağını’ defalarca vurguladığı göz önüne alındığında büyükelçiliğin yeniden açılması, yeniden mevzilenme stratejilerinin bir parçası olabilir” dedi.

Önceki adımlar başarısız oldu
27 Ocak 2021 tarihinde Cezayir Dışişleri Bakanlığı, ülkesinin Libya’nın başkenti Trablus’taki büyükelçiliğinin, yedi yıl kapalı kalmasının ve güvenlik tehditleri sonrasında personel tahliyesinin ardından birkaç gün içinde yeniden açılacağını açıkladı. Bu durum, Bakan Sabri Bukadum’un Trablus’a yaptığı ziyaretin sonunda bakanlık tarafından yapılan resmi bir açıklamayla ortaya koyuldu. Ancak hiçbir şey olmadı ve karar sadece bir karar olarak kaldı. Mayıs 2014’te Cezayir, terör gruplarının saldırı girişimleri hakkında bilgi alması sonrasında büyükelçilik personelini Libya’dan hızla tahliye etmişti.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.