Astroloji gerçekten gelecekten haber veriyor mu?

Fotoğraf: PixaBay
Fotoğraf: PixaBay
TT

Astroloji gerçekten gelecekten haber veriyor mu?

Fotoğraf: PixaBay
Fotoğraf: PixaBay

Salgınların habercisi, gökyüzündeki yıldızların ve gezegenlerin konumu mu? Ay tutulmasında insanların hayatlarında bir şeyler değişiyor mu? Astroloji bilim mi sahte bilim mi?
Bilimsel olduğu iddia edilen ancak, bilimsel yöntem ve çalışmaların gerektirdiği deney veya gözlem standartlarını içermeyen bilgi Sözdebilim olarak ele alınıyor.
Sözde bilimin kabul edilmesi için farklı iletişim teknikleri uygulanabiliyor. Bunlardan birisi de Barnum Etkisi.  Bu Etki, insanların belirsiz ve genel ifadeleri kendilerine özel olarak kabul etme eğilimi göstermeleriyle oluşuyor.
Bilimin özellikleriyle çelişen ve kanıtlanmayan ancak insanları etkileyen durumlara karşı dikkatli olunması konusunda bilim insanları uyarıyor.
Bilim insanları, astrolojiyle ilgili merak edilenleri Independent Türkçe için yanıtladı.

“Gök cisimlerinin insanların kişiliğine ve geleceğini tahmin etmekte kullanabileceğine dair hiçbir bilimsel bir veri yok”
Lisans ve yüksek lisans derecelerini ODTÜ’de tamamladıktan sonra NASA Marshall Uzay Üssü ikinci kez yüksek lisans yaparak aynı üniversitede doktorasını tamamlayan Dr. Esra Bülbül, Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi, MIT ve  NASA Goddard Space Flight Merkezinde  doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı.  NASA Goddard Space Flight Center’da misafir araştırmacı olarak da çalışan Bülbül, şu anda Max Planck Dünya Dışı Fiziği Enstitüsü’nde eROSITA galaksi kümeleri ve kozmoloji grubunu yönetiyor. 
 Astroloji denildiğinde gökyüzündeki gezegenlerin ve yıldızların hareketlerinin dünya üzerindeki insanların gelecekleri ve kişilikleri üzerine etkilerinin olduğuna inanıldığını söyleyen Bülbül, “Gök cisimlerinin hareketlerini ve fiziğini astronomi adını verdiğimiz bilim dalı inceler.  Astroloji bir bilim dalı olmadığı gibi, gök cisimlerinin insanların kişiliğine ve geleceğini tahmin etmekte kullanabileceğine dair hiçbir bilimsel bir veri yok” uyarısında bulunuyor.

Dr. Esra Bülbül
“Astrolojinin sözdebilimden öteye gitmesi mümkün değil”
Gökcisimlerinin konumunun salgınların haberini ve zamanını vermeyeceğini dile getiren Bülbül, “Ay tutulmasının da insanların hayatlarını etkilediğine dair herhangi kanıtlanmış bir bilimsel veri yok. Şu ana kadar bilimsel olarak kabul olmuş gökcisimlerinin insanların geleceğini ve kişiliğini etkilediğine dair, herhangi bir bilimsel olarak kabul görmüş tutarlı bir kanıt öne sürülemedi. Bu yüzden astrolojinin sözdebilimden öteye gitmesi mümkün değil” diyor.

“Astrologların aslında insanların kişiliklerini tahmini olarak şanstan daha iyi belirleyemediklerini gösterdi”
“Bugün baktığımızda ne yazık ki birkaç astroloji eğitimi ve dersi veren yerlerin olduğunu görüyoruz” diyen Bülbül, “Bu astrolojinin bilim olduğunu göstermez, üstelik de günümüz modern bilim insanlarının ortak görüşleri de astrolojinin bir bilim dalı olmadığı yönünde. Shawn Carlson’ın 1985 yılında Nature Dergisi[1]’nde yayınlanan ve çok ses getiren makalesinde, tanınmış 28 astrolog ile yaptığı deneyde[2]:  Bu astrologların aslında insanların kişiliklerini tahmini olarak belirlediklerini gösterdi. Bu deney ile astrolojinin bir sözdebilim olduğunu kanıtladı. Daha sonra Dean & Kelly (2003) gibi bilim insanlarının yaptığı birçok araştırma da aynı sonuca vardı” şeklinde bilgi veriyor.  

“Astroloji bir bilim değil, bilimsel yöntemi kullanıyormuş gibi gözükmeye çalışan bir sözdebilimdir”
ODTÜ'de Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Fizik üzerine çift ana dal yaptıktan sonra Harvard Üniversitesi'nden fizik doktorasını alan Dr. Tansu Daylan, Kavli ödülü ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde astrofizik alanında doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı. NASA’nın TESS isimli teleskobunun doktora sonrası araştırmacısı olan Daylan, şu anda Princeton Üniversitesi’nde araştırmalarını sürdürüyor.
“Astrolojide sıkça mekanı veya zamanı belirsiz ve bu nedenle yanlışlanabilir olmayan tahminlerde bulunulur” diyen Daylan, “Nadir de olsa yanlışlanabilir yargılarda bulunduğunda da yanlışlanır. Bu nedenle doğa olaylarını açıklama gücü yok. Astrolojinin ürettiği bilgilerle henüz bir doğa olayı tekrarlanabilir bir şekilde açıklanamadı. Ayrıca astrolojik çıkarımlar fiziksel süreçlere dayanmadığı için, tahminlerin yorumu kişinin öznel duygu ve deneyimlerine göre değişebilir. Bu nedenlerden ötürü astroloji bir bilim değil, bilimsel yöntemi kullanıyormuş gibi gözükmeye çalışan bir sözdebilimdir. Astrolojik bilginin kullanıcısı için ise, bu yanlışlanamazlık ve değişkenlik ideal bir ikili oluşturur ve doğrulama yanlılığı nedeniyle kişilerin astrolojiye güvenmesine neden olur” şeklinde konuşuyor.

Dr. Tansu Daylan
Herhangi bir bilgi üretme yönteminin başarısının nerede veya nasıl öğretildiği ile olmadığını, işe yarayan tahminlerde bulunup bulunmadığı ile ölçüldüğüne dikkat çeken Daylan, “Bu nedenle astrolojinin bir üniversitede sahtebilim olarak değil de bir bilimmiş gibi öğretilmesi astrolojiye herhangi bir statü kazandırmaz. Ne yazık ki toplumda ve akademideki bilim okuryazarlığının zayıflığına işaret eder” diyor.

“Bilim insanları astrolojiyi geçersiz görmekte”
“Bilimsel yöntem işlerken belirli bir model için aksi kanıt edildiğinde o modeli ya günceller ya da terk ederiz” diyen Daylan, “Astroloji için bu gerçekleşmediğinden astroloji hala günümüzde yanlış olduğunu bildiğimiz Aristoteles fiziğinden bazı fikirleri benimser. Örneğin tutulum düzlemindeki takımyıldızları hava, su, ateş ve toprak elementleriyle ilişkilendirir. Gezegenlerin göreceli konumlarının insan hayatını doğrudan etkilediğini öngörür. Böyle bir etkinin mümkün olup olmamasını bir kenara koyarsak, kontrollü ve yanlı yanılgıların ortaya çıkmasını deneylerle astrologların istatistiksel olarak anlamlı bir tahmin gücü olup olmadığını test edebiliriz. Son 50 yıl içinde bu tür çalışmalar zaman zaman yapılıyor. Örnek vermek gerekirse Shawn Carlson’ın 1985 makalesinde[3], astrologların doğum haritalarını kişilik özelliklerine eşleme performansı çift-bilmez bir deney ile ölçüldü. Bu amaçla astrologlar tarafından desteklenen ve Ulusal Jeokozmik Araştırmalar Konseyi (NCGR) tarafından önerilen deneyimli astrologların, katılımcıların doğum haritalarını Kaliforniya Psikolojik Envanteri (PCI) test sonuçlarına eşlemesi istendi. Sonuçlar incelendiğinde de astrologların eşleme başarı yüzdesinin, rastgele seçimden daha iyi olmadığı gösterildi. Bu noktada şunu eklemek gerekir ki, astrolojinin geçerliliği konusunda hem bilim insanları hem de astrologlar tarafından yazılan onlarca makaleye rağmen, iki toplum arasında fikir birliği sağlanamamış durumda. Bilim insanları belirttiğim sebeplerden ötürü astrolojiyi geçersiz görmekte[4][5], astrologlar da astrolojik etkilerin istatistiksel yöntemlerle test edilemeyeceğini düşünmekte” şeklinde konuşuyor.

“Kontrollü deneyler yapılamıyor”
Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Koç Üniversitesi’nde master yapan Dr. Şeyda İpek, Washington Üniversitesi’nde teorik parçacık fiziği üzerine doktora çalışmalarını yaptı. Oxford Üniversitesinde misafir araştırmacı, Fermi Ulusal Laboratuvarı ve Kaliforniya Üniversitesi Irvine kampüsünde doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştı. Şu anda Carleton Üniversitesi’nde asistan profesör olarak çalışıyor.
Şu andaki bilimsel düşünce kapsamında astrolojinin bir bilim olmadığını söyleyen İpek, “Bunun en temel nedeni kontrollü deneylerin yapılamıyor olması. Bilim olduğunu iddia edenler olabilir ve ‘bilim’ sıfatını tartışanlar da olabilir. Böyle tartışmaların bilime bir zararı olduğunu düşünmüyorum” diyor.

Dr. Şeyda İpek
“Gökyüzündeki cisimler Dünya’daki deprem gibi fiziksel olayları etkileyecek kadar kuvvetli değil”
Ay’ın Dünya etrafındaki hareketinin gelgitlerin olmasını sağladığını belirten İpek, “Bir de kadınların adet süreçleri ayın döngüsü ile uyuşuyor deneyimlediğimiz gibi, bu yüzden aybaşı denmiş. Birçok kültürde ay takvimi kullanımı yaygın. Böyle bir durumda Ay ya da gezegenlerin hayatımızı etkileyeceği düşüncesi çok da şaşırtıcı değil aslında. Bir fizikçi olarak gökyüzündeki cisimlerin Dünya’daki deprem gibi fiziksel olayları etkileyecek kadar kuvvetli olmadığını biliyorum. Bunu hesaplamamız zor değil. Fiziğe göre, gezegenlerin yerçekimi etkisinden başka hayatımızda hiçbir etkisi yok” şeklinde bilgi veriyor.

“Kendisine okul, üniversite diyen yerler olabilir ama bunlar akredite olmuş yerler değil”
“Astrolog yetiştiren bildiğim geleneksel bir üniversite yok” diyen İpek, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kendisine okul, üniversite diyen yerler olabilir ama bunlar akredite olmuş yerler değil. Bunun yanında astrolojinin insanlık kültüründeki yerini araştıran tezler, bölümler vardır eminim. Mesela tarihçimiz Sevim Tekeli, Osmanlı’da saray astroloğu olarak bilinen Takiyüddin’in aslında şu anda ‘astronomi’ diyeceğimiz çalışmalar yaptığını gösterdi. Bu tabii ki üniversitede yıldızlara bakarak gelecek okuma öğretilebilir demek değil. Ama astrolojinin antropolojik olarak çok ilginç olduğunu düşünüyorum ve üniversitede buna dair bir ders almayı isterdim.”

“Umarım astroloji meraklısı insanlar böyle kişilerden uzak dururlar”
Kendi gücümüz dışında olan olayları bir şekilde kontrol altına almanın, en azından bunlar için hazırlıklı olmanın anlaşılabilir bir durum olduğunu söyleyen İpek, “Üzücü olan olay bu duyguları suistimal eden insanların olması. Umarım astroloji meraklısı insanlar böyle kişilerden uzak dururlar ve geleceklerini kontrol altına almak için daha sağlıklı, mesela bir terapistle görüşmek gibi yollar izlerler” önerisinde bulunuyor.

“Bilimsel metodun en önemli özelliklerinden biri, test edilebilir ve deneysel sonuçların tekrarlanabilir olması”
Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Harvard Üniversitesi’nde teorik parçacık fiziği üzerine doktora yapan Doç. Dr. Can Kılıç, doktoradan sonra Johns Hopkins Üniversitesi’nde ve Rutgers Üniversitesi’nde çalıştı. Kılıç, Texas Üniversitesi Austin’de araştırmalarını sürdürüyor.
Bilimsel metodun en önemli özelliklerinden birinin, test edilebilir ve deneysel sonuçların tekrarlanabilir olması olduğunu hatırlatan Kılıç, “Bu kriterleri sağlamayan inanışlar bilim olarak tanımlanamaz. Astrolojiyi deneysel olarak test etmek kolay. Örneğin aynı burçta doğan insanları uzun yıllar takip edip karakterleri arasındaki korelasyonlar ölçülebilir. Bilimsel olarak benimsenmiş deneysel yöntemler kullanılarak yapılan bu tür deneyler, astrolojinin çıkarımlarının doğruluk oranının rastlantısal söylemlerden farklı olmadığını açıkça ortaya koyacaktır” diyor.

Doç. Dr. Can Kılıç
“Astroloji bir bilim değil ve evrensel olarak kabul edilen yasaları yok”
“Her astrolog, astrolojiyi kendi kafasına uyan şekilde başkalarına anlatabilir” diyen Kılıç, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ama bunun adına eğitim demek için, tüm astrologların birbiriyle çelişmeyen şeyler öğretmesi gerekir. Astroloji bir bilim değil ve evrensel olarak kabul edilen yasaları yok. Örneğin her gazetedeki günlük fallar birbirinden farklı. Farklı astrologlar aynı konuda ayrı tahminlerde bulunuyor. Hal böyleyken, bu konunun evrensel bir eğitimi olması da mümkün değil.”
“Bilim, istediğimiz şeylere inanmamıza karşı en iyi savunmadır” Iain Stewart’ın  bir sözünü hatırlatan Kılıç, “İnsanlara, astrolojik bir çıkarım duyduklarında, kendilerine ‘buna objektif ve kanıtlanabilir bir sebepten mi, yoksa sadece bana duymak istediğim şeyleri söylediği için mi inanmak istiyorum’ diye sormalarını tavsiye ediyorum” uyarısında bulunuyor.

“Ay tutulması sırasında doğa kanunlarının işleyişi, diğer herhangi bir zamandan farklı değil”
İnsanlığın geçmişinde, salgınlara ve doğal afetlere neyin sebep olduğunun bilinmediğini kaydeden Kılıç, “Sürekli sebep sonuç ilişkisi arayışında olan ve geleceği tahmin etmeye çalışan insan zihni, bunları görebildiği ya da hayal edebildiği başka olaylara bağlamayı duyguları yatıştırıcı buldu, bu açıklamalardan biri de gökyüzündeki gezegen ve yıldızların konumları ve hareketleri oldu. Geçtiğimiz yüzyıllarda bilimsel metot sayesinde bilgi dağarcığımız çok gelişti. Örneğin, salgınlara mikroskobik canlıların sebep olduğunu biliyoruz. Bunu, bir mikroskoba bakan her insan kendi gözüyle teyit edebilir. Artık sebebini anladığımız olayları, gerçek sebebiyle alakasız ikinci bir sebebe, örneğin gezegen ve yıldızların konumuna bağlamak artık ancak absürt bir uğraş olabilir. Ay tutulması, Ay ve Güneş gökyüzünde aynı yönde bulunduğunda, Ay’ın gölgesinin dünyanın üzerine düşmesi ile gerçekleşir. Ay ve Güneş gibi cisimlerin dünyaya tek etkisi yerçekimseldir ve bu etkiler her zaman vardır. Ay ve Güneş gökyüzünde aynı yönde bulunduğunda bu etkiler diğer zamanlardan farklı değil. Bu yüzden ay tutulması sırasında doğa kanunlarının işleyişi, diğer herhangi bir zamandan farklı değil.”



Trump Mobile, tartışmalı telefonun yeni görüntülerini paylaştı

Trump Mobile'ın "T1" telefonu daha geleneksel dikey kamera tasarımına geçiş yaparken şirket, telefonun "ABD'de üretileceğine" dair önceki iddialarından sessizce geri adım atmaya devam ediyor (Trump Mobile)
Trump Mobile'ın "T1" telefonu daha geleneksel dikey kamera tasarımına geçiş yaparken şirket, telefonun "ABD'de üretileceğine" dair önceki iddialarından sessizce geri adım atmaya devam ediyor (Trump Mobile)
TT

Trump Mobile, tartışmalı telefonun yeni görüntülerini paylaştı

Trump Mobile'ın "T1" telefonu daha geleneksel dikey kamera tasarımına geçiş yaparken şirket, telefonun "ABD'de üretileceğine" dair önceki iddialarından sessizce geri adım atmaya devam ediyor (Trump Mobile)
Trump Mobile'ın "T1" telefonu daha geleneksel dikey kamera tasarımına geçiş yaparken şirket, telefonun "ABD'de üretileceğine" dair önceki iddialarından sessizce geri adım atmaya devam ediyor (Trump Mobile)

Trump Mobile'ın yakında piyasaya süreceği "T1" akıllı telefonun yeniden tasarlanan versiyonu, cihazın satışa çıkmaya biraz olsun yaklaşıp yaklaşmadığına dair yeni sorular doğuruyor.

Donald Trump Jr. ve Eric Trump'ın kurucu ortakları olduğu şirketin çarşamba günü yayımladığı yeni görüntülerde, 499 dolar fiyatla satışa sunulacak altın rengi telefon, geçen yıl tanıtılan üçgen tasarım yerine daha geleneksel bir dikey kamera düzeniyle görülüyor.

Şirketin internet sitesinde telefonun ne zaman piyasaya çıkacağına dair artık herhangi bir bilgi yer almıyor ve bunun yerine potansiyel müşterilere sadece "Bekleme Listesi'ne Katıl" çağrısı yapılıyor. "Proudly American" telefonun ağustosta piyasaya çıkacağı beklentisiyle Haziran 2025'te ilk kez tanıtıldığı zamanla mevcut durum arasında dikkate değer bir değişiklik var. O zamandan beri telefonun çıkışı defalarca ertelendi ve kesin sevkıyat tarihi hâlâ ortalarda yok.

Şirketin, telefonun "ABD'de üretileceği" yönündeki önceki açıklamalarından da geri adım attığı anlaşılıyor. Bu iddiaların yerini, telefonun "Amerikan değerleriyle tasarlandığını" ve "Amerikan ekipler tarafından desteklendiğini" vurgulayan daha genel ifadeler aldı.

Eric Trump, şirketin açılışını haziranda duyururken Fox Business'a yaptığı açıklamada "Bangladeş'teki çağrı merkezlerini aramıyorsunuz; bunu doğrudan Missouri'nin St. Louis kentinden yapacaksınız ve tam burada, Amerika Birleşik Devletleri'nde üretilmiş telefonlara sahip olacaksınız" diyerek ülkede bir çağrı merkezleri olacağını da eklemişti.

Trump Mobile, T1'in dışında Samsung ve Apple'ın "yenilenmiş" modelleri gibi ek cihazlar da sunuyor ve müşterilerin kendi telefonlarını ağa getirmesine izin veriyor.

Bu hamlenin merkezinde, aylık 47,45 dolara sunulan "47 Planı" yer alıyor. Sınırsız konuşma, mesajlaşma ve veri kullanımını içeren bu planda ilk 20 GB yüksek hızda verildikten sonra muhtemel hız düşüşleri yaşanıyor ve büyük operatörlerle yarışacak seviyede ulusal kapsama alanı sunduğu söylenerek pazarlanıyor. Ayrıca 230'dan fazla ülke ve bölgeyi kapsayan uluslararası aramanın yanı sıra cihaz koruması, yol yardımı ve ortak sağlayıcılar aracılığıyla tele-sağlık hizmetleri gibi ekstralar da pakete dahil.

Senatör Elizabeth Warren liderliğindeki 11 Demokrat parlamenterden oluşan bir grup ocak ayında, Trump Mobile'ın "aldatıcı veya haksız ticari" uygulamalarda bulunmuş olabileceği endişesiyle ABD Federal Ticaret Komisyonu'ndan şirketi soruşturmasını istemişti. Parlamenterler, şirketin o zaman da henüz piyasaya sürülmeyen T1'i önceden sipariş eden müşterilerden 100 dolarlık depozito toplamasının yanı sıra cihazın yurtdışında üretildiğine dair haberlere rağmen ABD'de üretildiğini öne sürerek tüketicileri yanıltmasıyla ilgili soruları gündeme getirmişti.

Yasa yapıcılar Federal Ticaret Komisyonu'ndan 15 Şubat'a kadar yanıt talep etmişti ancak haberlere göre henüz bir yanıt almadılar.

The Independent cevap hakkı için Trump Mobile ve Warren'ın temsilcisiyle temasa geçti.

Independent Türkçe


1500 yıllık iskeletler, Kore'de kurban edilen aileleri ortaya çıkardı

Kore'de Üç Krallık dönemine ait Apdok Krallığı'ndan kalma antik bir mezarlık alanının kazılarında insan iskeletleri bulundu (Gyeongsan Belediyesi)
Kore'de Üç Krallık dönemine ait Apdok Krallığı'ndan kalma antik bir mezarlık alanının kazılarında insan iskeletleri bulundu (Gyeongsan Belediyesi)
TT

1500 yıllık iskeletler, Kore'de kurban edilen aileleri ortaya çıkardı

Kore'de Üç Krallık dönemine ait Apdok Krallığı'ndan kalma antik bir mezarlık alanının kazılarında insan iskeletleri bulundu (Gyeongsan Belediyesi)
Kore'de Üç Krallık dönemine ait Apdok Krallığı'ndan kalma antik bir mezarlık alanının kazılarında insan iskeletleri bulundu (Gyeongsan Belediyesi)

Vishwam Sankaran Bilim ve Teknoloji Muhabiri 

Kore Yarımadası'nın güneydoğusundaki Gyeongsan'da ortaya çıkarılan düzinelerce iskeletle ilgili yeni bir analize göre, yaklaşık 1500 yıl önce Kore'de kraliyeti onurlandırmak amacıyla yapılan ritüellerde aileler bütün fertleriyle kurban edilmişt.

Bulgular, Antik Kore krallıklarında kölelik, toplumsal hareketlilik ve kurumsallaşmış şiddet hakkında yeni soruları gündeme getiriyor.

Ayrıca dönemin sosyal yapısı ve gelenekleri hakkında ilk geniş kapsamlı bilimsel kanıtları sunarak Silla Krallığı (MÖ 57 - MS 935) zamanında yakın akrabalar arası evliliklerin yaygın olduğunu ispatlıyor.

Arkeologlar, bölgede 4. ila 6. yüzyıllarda inşa edilmiş bir mezarlık kompleksini ilk kez 1982'de ortaya çıkarmıştı.

1600'den fazla mezar ve 260 kişinin kalıntılarının çıkarıldığı kompleksin, yerel yönetici ailelerin mezarlarını içerdiği düşünülüyordu.

Ancak bu bölgede gömülen insanların birbirleriyle ilişkisi ve dönemin sosyal hiyerarşisi belirsizliğini koruyordu.

Bilim insanları son araştırmada, Gyeongsan'daki Imdang-Joyeong mezarlık kompleksinde keşfedilen 44 mezardan çıkarılan 78 insan kalıntısına ait genom verilerini analiz etti.

Mezarların en az 20'sinde, bireylerin kurban edilip ölülerin yanına gömüldüğü "sunjang" uygulamasına ilişkin kanıtlar görüldü.

Bilim insanları en az üç vakada, ebeveyn-çocuk çiftleri de dahil yakın akrabaların aynı mezara birlikte gömüldüğünü tespit etti.

Araştırmacılar mezarlardan birinde hem ebeveynlerin hem de çocuklarının bulunduğunu saptadı.

Bilim insanları hakemli dergi Science Advances'ta yayımlanan çalışmada "Genetik bulgularımız, bir ailenin tamamının sunjang uygulamasına maruz kaldığını ilk kez doğruluyor" diye yazıyor.

Cambridge'deki Erken Kore Çalışmaları Merkezi Direktörü Jack Davey, Live Science'a yaptığı açıklamada şunları söylüyor:

Eğer doğruysa, Silla'nın merkezinin dışındaki bu bölgesel yönetimde kurban sınıfı olduğu izlenimi veren bir grubun varlığı, Silla toplumunu nasıl anladığımız üzerinde derin etkiler yaratır.

Son bulgular, sunjang ritüeli için seçilen kişilerin rollerini miras aldığına işaret ediyor.

Araştırmacılar, "Kurban edilen bireyler arasında nesiller boyu görülen genetik akrabalık, mezar sahibi sınıf için peşpeşe kuşaklar boyunca kurban olarak hizmet eden aileler bulunduğu anlamına gelebilir" diye yazıyor.

Bilim insanları hem soylu hem de soylu olmayanlar arasında, gömülen bireylerin 5'inin ebeveynlerinin yakın akraba olduğunu tespit etti. Bu da hem Silla kraliyet elitlerinin hem de kurban edilen Silla halkının yakın akraba evliliği yaptığını gösteriyor. 

Araştırmacılar kanıtlara dayanarak bu bölgede, ölen soylularla birlikte gömülme rollerini miras alan ve çekirdek siyasi çevrenin dışında kalan bir "kurban kastı" olabileceğinden şüpheleniyor.

Bilim insanları, kurban edilip gömülmek üzere seçilenlerin hizmetkarlar, uşaklar veya bakımı üstlenilen kişiler olabileceğini ve bunun, ölenlerin öbür dünyada yardımcılara ihtiyaç duyduduğu inancını yansıttığını söylüyor.

Araştırmacılar perşembe günü yaptıkları açıklamada bu analizlerin genel olarak "Antik Avrupa'da gözlemlenenlerden farklı bir akrabalık yapısını vurguladığını ve bu dönemde yerel toplulukların nasıl örgütlendiğine dair yeni bir bakış açısı sunduğunu" belirtiyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


Amazon'dan Kindle kullanıcılarına kötü haber

Amazon, Kindle sahiplerinin yalnızca yüzde 3'ünün etkileneceğini söylüyor (Steve Hogarty/The Independent)
Amazon, Kindle sahiplerinin yalnızca yüzde 3'ünün etkileneceğini söylüyor (Steve Hogarty/The Independent)
TT

Amazon'dan Kindle kullanıcılarına kötü haber

Amazon, Kindle sahiplerinin yalnızca yüzde 3'ünün etkileneceğini söylüyor (Steve Hogarty/The Independent)
Amazon, Kindle sahiplerinin yalnızca yüzde 3'ünün etkileneceğini söylüyor (Steve Hogarty/The Independent)

2013 öncesi çıkan, güvenilir bir Kindle'a sahip olanlar için kötü haber: Amazon, eski e-okuyucularına desteğini resmen sonlandırıyor. Bu, şirketin en sadık müşterilerinin 20 Mayıs'tan itibaren yeni kitap indiremeyeceği veya ödünç alamayacağı anlamına geliyor. Daha da kötüsü, kaydı silindikten sonra eski Kindle'ınız hiçbir şekilde kullanılamaz hale gelecek ve işe yaramaz bir plastik levhaya dönüşecek.

Amazon'un 10 yıldan eski cihazları emekliye ayırması haberi, standart bir endüstri uygulaması gibi görünebilir. Ancak bir e-okuyucu, akıllı telefon veya tablet gibi değil ve değiştirilmeye ihtiyaç duyulmadan önce rahatlıkla onlarca yıl dayanabilir.

Amazon'un epey katı bir "kapalı sistem" işletmesi nedeniyle, Kindle'ınız yalnızca şirketin mağazası ve sunucularıyla iletişim kurarak çalışıyor. Bu, Amazon'un Kindle'ınızı uzaktan devre dışı bırakabileceği anlamına geliyor.

Destek resmen kesildikten sonra, cihazınız Kindle mağazasına ve bulut senkronizasyonuna erişimini kaybedecek. Halihazırda sahip olduğunuz kitapları okumaya devam edebileceksiniz ve satın aldığınız kitaplarla kütüphaneniz Kindle uygulamasında güvende kalacak. Ancak herhangi bir nedenle eski Kindle'ınızı fabrika ayarlarına döndürürseniz veya kaydını silerseniz, tekrar giriş yapamayacak veya kullanılmış Kindle'ı bir arkadaşınıza veremeyeceksiniz.

Bu gerçekleştiği anda, mükemmel şekilde çalışan donanımınız bir kağıt ağırlığına dönüşecek. Kindle'ınızın etkilenebileceğinden mi endişeleniyorsunuz? İşte desteğin kaldırılacağı cihazların tam listesi.

Kindle 1

Kindle 2

Kindle DX ve DX Grafit

Kindle Klavye

Kindle 4

Kindle Touch

Kindle 5

Kindle Paperwhite 1. Nesil

En sonuncusu 2013'te piyasaya sürülen 4 tablet de desteğini kaybedecek:

Kindle Fire 1. Nesil

Kindle Fire 2. Nesil

Kindle Fire HD 7

Kindle Fire HD 8.9

Bu hamlenin etkisini hafifletmek için Amazon, kullanıcılara seçili yeni Kindle'larda yüzde 20 indirim ve ABD'de 20 dolarlık e-kitap bakiyesi sunacağını söylüyor. Bu, mevcut en ucuz Kindle'ı (94,99 sterlin [yaklaşık 5 bin 700 TL] Amazon.co.uk) 75 sterline (yaklaşık 4 bin 500 TL) düşürecek; bu indirim, Amazon'un geri dönüşüm kampanyasını kullanarak Kindle'ını takas eden herkese sunulan indirimle aynı.

Bu haberin yazıldığı sırada sözkonusu kampanyada en eski Kindle'lar kolayca kabul edilmiyor, bu da binlerce çalışan Kindle'ın çöpe atılabileceği anlamına geliyor. Amazon'un sürdürülebilirlik taahhüdü, elektronik atıkları önleme ve azaltma hedeflerini içeriyor. Dolayısıyla daha fazla adım atmayı planlayıp planlamadığı konusunda sizi bilgilendirmeye devam edeceğiz. Şirket, bu adımın Kindle sahiplerinin yalnızca yüzde 3'ünü etkileyeceğini söylüyor.

Independent Türkçe