Libya'da devlet başkanlığı için adaylık kapısı açılmadan seçim kampanyaları başladı

Hafter aşırılık yanlısı fikirlerle savaşmak için bir tiyatroya katılırken, Başağa, Kazazife ve Zintan kabilelerini uzlaştırıyor.

Hafter, The Voice Şarkıları adlı tiyatro oyununa katılımı sırasında (Şarku'l-Avsat)
Hafter, The Voice Şarkıları adlı tiyatro oyununa katılımı sırasında (Şarku'l-Avsat)
TT

Libya'da devlet başkanlığı için adaylık kapısı açılmadan seçim kampanyaları başladı

Hafter, The Voice Şarkıları adlı tiyatro oyununa katılımı sırasında (Şarku'l-Avsat)
Hafter, The Voice Şarkıları adlı tiyatro oyununa katılımı sırasında (Şarku'l-Avsat)

Libya’da seçimlerin planlandığı üzere 24 Aralık'ta yapılıp yapılmayacağına ve Temsilciler Meclisi'ne ek olarak devlet başkanlığı seçimini de kapsayıp kapsamayacağına dair henüz bir netlik yok. Ancak devlet başkanlığı seçimleri için olası adaylar olarak gösterilen Libyalı siyasilerin son günlerde dikkat çekici faaliyetleri, erken propaganda kampanyaları çerçevesinde oylamanın yarın yapılacağı izlenimini veriyor.
Adaylık kapısı henüz resmi olarak açılmamış olsa da, Libya'nın yaklaşık 70 yıl önceki bağımsızlığından bu yana türünün ilk örneği olan devlet başkanlığı yarışı, öne çıkan olası bir dizi adayın benzeri görülmemiş faaliyetleri çerçevesinde şimdiden dikkate değer bir coşkuya tanık oluyor. Bu isimler arasında özellikle ülkenin doğusundan Mareşal Halife Hafter’in ve batısından Fethi Başağa’nın haftalardır süren yoğun faaliyetleri öne çıkıyor.
Şarku’l Avsat’ın iki isme yönelik seçim kampanyalarına ışık tutması, başkanlık yarışının bu isimlerle sınırlı kalacağı anlamına gelmiyor. Libya siyasi sahnesinde şu anda iktidara gelmek isteyen bir dizi politikacı söz konusu. Ancak Hafter ve Başağa'nın son dönemdeki faaliyetleri, kendilerini ciddi rakipler olarak gördükleri izlenimini veriyor.

Hafter
Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Pazar günü Bingazi kentindeki (doğu) Benina Şehitleri Uluslararası Stadyumu'nun ev sahipliğinde düzenlenen bir futbol maçına katıldı. Bu adım, Hafter'in son dönemde artan sivil faaliyetlerinin bir parçası olarak geldi. Bu da sosyal ağlarda bunun yaklaşan seçimlere hazırlık olarak geldiğine dair yorumlara yol açtı. Hafter ayrıca, medyada geniş yer verilen 24 Ağustos'ta Bingazi'deki halk tiyatrosu sahnesinde gösterilen The Voice Şarkıları adlı tiyatro oyununa katıldı. Ulusal Ordu'nun Manevi Rehberlik Direktörü Tümgeneral Halid El Mahcub yaptığı açıklamada, Hafter’in söz konusu oyuna katılımının düşünce ve kültürü teşvik etme ve bunun aşırılıkçı ve yıkıcı fikirlerle mücadeledeki etkisi çerçevesinde geldiğini söyledi. 
Hafter, sivil faaliyetleri çerçevesinde Eylül ayı başında (savaş operasyonları nedeniyle) ordusunun elinde tuttuğu rakiplerinin kalesi Mısrata da dahil olmak üzere farklı Libya şehirlerinden gelen bazı tutukluların serbest bırakılması emrini vererek ülkenin batısındaki muhaliflerine yönelik askeri bir açılım gerçekleştirdi. Söz konusu esirlerin serbest bırakılmasının mübadele sistemi çerçevesinde gerçekleşmemesi dikkat çekti. Bu sisteme göre Batı’daki güçlerin de buna karşılık Hafter’in ordusundaki esirleri serbest bırakması gerekiyordu.

Hafter: Libya silahlı gruplar karşısında yeniden inşa edildi
Libya'nın batısındaki muhalifleriyle uzlaşma yolunda bundan önce bir adım daha atan Hafter, geçtiğimiz Ağustos ayında Libya Ulusal Arap Ordusu’nun kuruluşunun 81. yıl dönümü münasebetiyle yaptığı konuşmada, “Geçmiş ve günümüzde vatana yönelik tutumlardaki keskin farklılıklara ve bunun sonucunda silahlı çatışma noktasına ulaşan gerilime rağmen, ülke ve halkımızın yüksek çıkarları adına adil bir barış için cesaret ve özgüvenle elimizi uzatıyor, iyi niyetli olan herkese gönlümüzün kapılarını açıyoruz” dedi. Ancak Hafter, barış elinin uzatılması karşılığında, Libya devletinin çöküşünden sonra silahlı gruplar karşısında yeniden inşa edilen Ulusal Ordu’nun devleti inşa etmenin temeli olduğunu vurguladı. Ordunun ülkeyi sömürgecilikten kurtarma mücadelesini sürdüreceğini belirten Hafter, sömürgecilikten ne kastettiğini açıklamasa da, özellikle geçen yıl Trablus'a yönelik saldırısı başarısız olan askeri müdahalesi çerçevesinde Türkiye’yi defalarca ülkeyi sömürgeleştirmeye çalışmakla suçladı.
Hafter’in ülkenin batısına yönelik açıklık mesajlarına rağmen, Türkiye tarafından desteklenen ülkedeki muhalifleri Hafter’in devlet başkanlığı yarışına katılımını reddetmekte ısrar ediyor. Hatta bazıları, kazansa bile devlet başkanlığını devralmasını önlemek için yeni bir savaş tehdidinde bulundu. Hafter'in devlet başkanlığına aday olması için yasal yolun tamamen açılıp açılmadığı net değil. Hafter, geçen Temmuz ayında Ulusal Ordu komutanı tarafından 2019'da ‘Trablus'u özgürleştirmek’ için yürütülen savaş sırasında aralarındaki gözle görülür bir soğukluğun ardından Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile yeni bir sayfa açmış gibi görünüyordu. Söz konusu savaş, başladıktan bir yıl sonra Türkiye’nin askeri müdahalesinin bir sonucu olarak feci bir başarısızlıkla sonuçlandı. Tobruk'taki Temsilciler Meclisi yakın zamanda yaklaşan seçimler için bir yasa çıkardı. Yasaya göre ordu liderinin seçimden üç ay önce askeri görevinden ayrılması şartıyla devlet başkanlığı yarışına katılmasına izin veriliyor. Buna göre Hafter’in aday olmak için şuan görevinden istifa etmesi gerekiyor. Ancak aynı yasa seçimi kazanamazsa görevine geri dönmesine izin veriyor. Geçen hafta Kahire’de Halife Hafter ve Akile Salih ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin bir araya geldiği görüşmede bu konunun gündeme getirildiği düşünülüyor. Söz konusu görüşmenin ardından Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile bir araya gelen Sisi, geçen Mart ayında göreve başlamasından bu yana Hafter ile görüşmedi.

Fethi Başağa
Ulusal Ordu lideri Hafter, şimdiye kadar göründüğü gibi, Libya’nın doğu bölgesinden adaylar arasında öne çıkarken, ülkenin batısı da yaklaşan devlet başkanlığı seçimlerinde aday olduğuna inanılan bazı şahsiyetlerin dikkat çekici faaliyetlerine tanık oluyor. Bu bağlamda, bir dizi görüşmenin ve önemli pozisyonlarının kaydedildiği eski İçişleri Bakanı Fethi Başağa öne çıkıyor.
Başağa 4 Eylül'de yaptığı açıklamada, “Ulusal uzlaşma çabalarımızı sürdürmek ve Libyalılar arasında hoşgörü kültürünü pekiştirmek bağlamında Kazazife kabilesinden bir heyeti kabul etmekten onur duydum. Görüşmede, 2011'den bu yana tüm tutukluların yasal prosedürlerin izin verdiği şekilde serbest bırakılması için neler yapabileceğimizi tartıştık” dedi.
Mısrata şehrinin ileri gelenlerinden Başağa'nın Kazazife ileri gelenleriyle görüşmesinin üzerinden birkaç gün geçmesinin ardından ülkenin batısındaki yetkililer, devrik Libya lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Saadi Kaddafi'nin yıllar sonra serbest bırakıldığını duyurdu. Aynı zamanda, eski rejimden bir dizi başka isim de serbest bırakıldı. Trablus hükümeti, söz konusu kişilerin serbest bırakılmalarını resmi olarak Başağa'nın Kazazife heyeti ile uzlaşma çabalarına bağlamadı. Ancak bu kabilenin ileri gelenleriyle görüşmesinden hemen sonra serbest bırakılmaları böyle bir bağlantının varlığını gösteriyor. Ayrıca Dibeybe’nin başbakan olarak seçilmesinden sonra iktidardan (İçişleri Bakanlığı görevinden) ayrılmasına rağmen, Başağa'nın sözlerinin Trablus'taki yetkililer tarafından halen duyulduğunu gösterdi. 
Başağa'nın Dibeybe gibi Mısrata şehrinden olduğu biliniyor. Ancak Dibeybe yaklaşan seçimlerde yarışamayacak (Dibeybe ve hükümet üyeleri ile Başkanlık Konseyi bir sonraki seçime katılmama sözü verdi).
Başağa, Kazazife kabilesiyle uzlaşmakla yetinmeyerek Eylül ayında Mısrata ile ihtilafa düşen başka bir şehir olan Zintan (batı) şehrinin ileri gelenleriyle bir uzlaşma toplantısı daha yaptı. Babasının muhtemel varisi olarak görülen Kaddafi'nin oğlu Seyfulislam Kaddafi'nin şu anda Kasım 2011'den Haziran 2017'ye kadar alıkonulduğu şehir olan Zintan yakınlarındaki bir bölgede yaşadığı öne sürülüyor. New York Times gazetesi haftalar önce Seyfulislam Kaddafi ile Zintan yakınlarında olduğu düşünülen bir yerde röportaj yaptı. Röportajda, babasına yönelik ayaklanmayı bastırma girişimine katıldığına ilişkin suçlamalardan dolayı Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından halen arandığı için yasal statüsünün bunu engelleyebileceği nedeniyle yaklaşan seçimlere katılmama olasılığına işaret edildi.
Başağa'nın Kazazife ve Zintan ileri gelenleriyle yaptığı görüşmenin amacının sadece “uzlaşma” olup olmadığı net değil. Aynı zamanda görüşmenin, Mareşal Hafter ile aralarındaki çatlağın derinleşmesine katkıda bulunacağı ve böylece onu, yaklaşan seçimlerde kendisine hizmet edebilecek oylardan mahrum bırakacağı düşünülüyor. Hafter destekçilerinin ve ordusunun önemli bir bölümünün eski rejimin destekçileri arasında oldukları bir sır değil. Genel olarak Hafter'i kişisel bir bakış açısıyla değil, Kaddafi rejiminin yıkılmasından sonra çöken devletin yıkıntıları üzerinde silahlı milislerin genişlemesini durduran düzenli silahlı kuvvetleri yeniden inşa etmedeki rolü nedeniyle destekliyorlar.
Başağa yaptığı son açıklamalarda, “Devlet başkanının doğrudan halk tarafından seçileceği yasanın çıkarılması, seçimlerin planlanan tarihte yapılması ve Libya sahnesinde hakim olan bölünmenin sona ermesi için çok önemli ve olumlu bir adım” dedi. Ancak pozisyon için adaylığını açıklamadı. Başağa, oradaki seçimleri tartışmak üzere ABD’ye  gitmeyi planladığını söyledi.
Başağa, ülkenin batısında, özellikle silahlı milisleri dağıtma ve bir kısmını güvenlik servislerine entegre etme planının uygulanması konusunda Amerikalılarla işbirliği yapan önemli isimlerden biriydi.
Başağa, Tebu kabilelerine de yardım elini uzatmaya çalıştı. 15 Eylül’de Tebu Kültürü Ulusal Günü münasebetiyle yaptığı konuşmada, “Tebu kabilelerine tebriklerimi iletiyorum" dedi. Ayrıca hoşgörü değerlerini teşvik etmenin ve barış içinde bir arada yaşama ilkelerini pekiştirmenin ve Libya halkı arasındaki ihtilafları ortadan kaldırmanın önemini vurguladı. Başağa birkaç gün önce genç bir Libyalı pilotla birlikte uçakta çekilmiş fotoğraflarını yayınlayarak şunları söyledi: “Bu kısa yolculuk beni Mısrata'daki Havacılık Koleji'nde geçirdiğim yıllara götürdü. Orada genç pilotların eğitimini denetliyordum. Çok şey öğrendiğim bir deneyimdi.”
Hafter'in seçimlere katılımı Türkiye ve müttefikleri tarafından dayatılan bir veto ile karşı karşıyayken, Başağa'nın Türkiye'ye yakınlığının da ülkenin doğusunda kabulünün önünde bir başka engel olması bekleniyor. Başağa, Eylül ayı başında Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Ortadoğu Araştırmaları Merkezi ve İstanbul Düşünce Enstitüsü ile koordineli olarak Libya meselesiyle ilgilenen çok sayıda medya, akademisyen ve araştırmacıyla bir araya gelmekten onur duyduk. Libya'da askeri dengenin sağlanmasında, ateşkes çabalarında ve siyasi hayatın geri dönüşünde Türkiye'nin oynadığı önemli rolü tartıştık” dedi.
Ancak Başağa’nın Türkiye'nin askeri müdahalesine yönelik övgüsü, Ankara'nın doğrudan ya da Suriyeli "paralı askerler" aracılığıyla yaptıklarını ülkelerine yönelik bir işgal olarak gören çoğu Libyalı tarafından hoş karşılanmadı.



İsrail, Filistinli teknokratların Gazze’ye girişini engelliyor

Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
TT

İsrail, Filistinli teknokratların Gazze’ye girişini engelliyor

Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)
Yahudi yerleşimciler, Batı Şeria'daki Filistinlilerin mülklerine sık sık saldırı düzenliyor (AFP)

İsrail yönetimi, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan komitedeki Filistinli teknokratların Gazze'ye girişine izin vermiyor.

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla Haaretz'e konuşan Filistinli yetkililer, İsrail yönetiminin Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi üyelerinin Gazze'ye girişini engellediğini söylüyor.

Komite üyelerinin, Gazze'nin Mısır sınırındaki Refah kapısından geçerek bölgeye girmek istediği ancak Tel Aviv yönetiminin buna izin vermediği aktarılıyor. İsrail, tüm taleplere rağmen sınır kapısını da henüz açmadı.

Kaynaklar, komite üyelerinin Mısır'ın başkenti Kahire'de bir araya gelip görüşmeleri sürdürdüğünü ifade ediyor.

Mısır yönetimi, ABD'yle ortak çalışarak Filistinli teknokratların ay sonuna kadar Gazze'ye girmesini sağlamak istiyor.  

Gazete, İsrail Başbakanlık Ofisi ve İsrail Savunma Bakanlığı'na bağlı Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğü'nün (COGAT) yorum taleplerine yanıt vermediğini aktarıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, 20 maddelik Gazze planının ikinci aşamasının başlatıldığını 14 Ocak'ta duyurmuştu.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nde Witkoff'un yanı sıra Trump'ın damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, girişimci Marc Rowan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri Uluslararası İşbirliği Bakanı Reem el-Haşimi, Katarlı diplomat Ali el-Havadi, Mısır Genel İstihbarat Servisi Direktörü Hasan Reşad, Birleşmiş Milletler (BM) Ortadoğu elçisi Nickolay Mladenov, İsrailli girişimci Yakir Gabay ve BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Sigrid Kaag var.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 17 Ocak'ta sosyal medyada yaptığı paylaşımda Trump'ın resmi mektup göndererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'na kurucu üye olarak davet ettiğini de bildirmişti.

Trump, Witkoff, Kushner Blair ve Rowan'ın yanı sıra Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve ABD Başkanı'nın ulusal güvenlik danışman yardımcısı Robert Gabriel'ın yer aldığı Barış Kurulu ise Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin faaliyetlerini denetleyecek.

Diğer yandan Tel Aviv yönetimi, Türkiye ve Katar'ın bu oluşumlardan çıkarılmasını, bu ülkelerin Gazze'de güvenliği sağlamak üzere konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) katılmasına yönelik planların da iptal edilmesini istiyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında "Gazze Şeridi'nde Türk ya da Katarlı askerlere yer yok” demişti.

New Arab'ın aktardığına göre Netanyahu yönetimi, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi üyelerinin Gazze'ye girişini, bu gelişmelere karşı bir hamle olarak kullanıyor.

Yahudi yerleşimcilerin saldırıları artıyor

Öte yandan İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve İsrail iç güvenlik teşkilatı Şin Bet'in verilerine göre Yahudi yerleşimcilerin Batı Şeria'daki saldırıları 2025'te, bir önceki yıla göre yüzde 25 arttı.

Times of Israel'in derlediği verilere göre radikal sağcı Yahudi yerleşimciler geçen yıl 867 ırkçı suç işledi. Bu rakamın 2024'te 682 olduğu belirtiliyor. Hamas'ın 7 Ekim'de düzenlediği Aksa Tufanı operasyonuyla Gazze savaşını başlattığı 2023 yılındaysa 1045 saldırı kaydedilmişti.

2025'teki saldırılarda toplamda 300 ırkçı Yahudi yerleşimcinin yer aldığı aktarılıyor. Bu kişilerin çoğu Batı Şeria'daki 42 yasadışı yerleşim bölgesinde yaşıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te konuşlandırılan askeri birimlerden sorumlu İsrail Merkez Komutanlığı'ndaki (Pikud Merkaz) yetkililerin, şiddet olaylarının azaltılamamasından rahatsızlık duyduğu savunuluyor.  

ndependent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, New Arab


Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak
TT

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu, SDG'nin çekilmesinin ardından el-Hol kampını güvence altına alacak

Suriye ordusu bugün, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kampı korumaktan çekilmesinin ardından, iç güvenlik güçleriyle birlikte el-Hol kampına girerek kampın güvenliğini sağlayacağını duyurdu. SDG daha sonra kamptan "zorla" çekildiğini açıkladı.

Kürdistan İşçi Partisi (PKK) Suriye Kürtlerini terk etmeyeceğine dair söz verirken, Kürt özerk yönetiminden bir yetkili bugün Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki müzakerelerin "tamamen çöktüğünü" doğruladı.

Bu arada, Suriye Savunma Bakanlığı Rakka'daki El-Aktan cezaevi civarında çatışmalar olduğuna dair haberleri yalanladı.


Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
TT

Sisi ve Trump, Davos Forumu'nun oturum aralarında bölgesel gelişmeleri görüşecekler

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi (Arşiv- Reuters)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, "Diyalog Ruhu" temasıyla 19-23 Ocak tarihleri ​​arasında düzenlenecek Dünya Ekonomik Forumu'na katılmak üzere bugün İsviçre'nin Davos kentine hareket ediyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed el-Şennavi bugün yaptığı basın açıklamasında, forumun gündeminde devlet başkanları, uluslararası ve bölgesel örgüt başkanları ve büyük özel sektör kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşecek bir dizi etkinlik bulunduğunu belirtti.

El-Şennavi, forum oturumlarında uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi, küresel refah yollarının desteklenmesi, büyümenin itici gücü olarak teknoloji ve inovasyona olan bağımlılığın artırılması ve insan sermayesine yatırım yapılması gibi konuların ele alınacağını ifade etti.

Sözcü, Mısır Cumhurbaşkanı'nın forumun oturum aralarında Amerikalı mevkidaşı Donald Trump ile bir araya gelerek, ortak ilgi alanlarına giren son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüşeceğini belirtti. Liderler, her iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek ve bölgesel ve uluslararası istikrarı teşvik edecek şekilde Mısır ile Amerika Birleşik Devletleri arasında iş birliği ve koordinasyonu artırmanın yollarını ele alacaklar.