Dibeybe’den güvenoyunun geri çekilmesine karşı gösteri çağrısı

Menfi Suudi Arabistan’ın tutumlarına ve Libya diyaloğunu memnuniyetle karşılamasına övgüde bulundu

İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
TT

Dibeybe’den güvenoyunun geri çekilmesine karşı gösteri çağrısı

İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe Temsilciler Meclisi’ne hükümetinden güvenoyunu geri çekme kararının ardından savaş açtı. Söz konusu kararın “geçersiz ve etkisiz” olduğunu vurgulayan Dibeybe, destekçilerine önümüzdeki cuma başkent Trablus’un merkezindeki Şehitler Meydanı’nda kendisini desteklemek üzere gösteri yapmaları çağrısında bulundu.
Trablus’ta toplanan yüzlerce hükümet yanlısının karşısına geçen Dibeybe görevden alınmasının “kabul edilemez” olduğunu söyleyerek “özgür ve şeffaf” seçimler yapılana dek görevinden ayrılmayacağına dair söz verdi. Dibeybe yaşananların Libya halkını “hafife ve alaya almak” olduğunu söyledi.
Dibeybe destekçilerinin karşısında yaptığı konuşmada “Temsilciler Meclisi kesinlikle düşecek ve bu şekilde olmaya devam ettikleri sürece Libyalıların temsilcisi olamayacak. Meşruiyet Libyalılarındır. Karar verecek olan onlardır, bu ülke için sadece kötülük, savaş ve yıkım isteyen bozguncular değil” ifadelerini kullandı.
Göstericiler Dibeybe’nin önünde “Halk parlamentoyu (Temsilciler Meclisi) düşürmek istiyor” sloganları attılar. Bunun üzerine Dibeybe de “Allah’ın izniyle parlamento düşecek” şeklinde cevap verdi ve halka korkmadan fikrini söylemeleri için sokaklara dökülmeleri çağrısında bulundu.
Buna karşılık Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih “Hükümet, kendisine verilen sorumlulukları yerine getirmedi, görevlerini terk etti, uzun vadeli anlaşmalar yaptı ve 6 ayda 84 milyar dolar harcadı. Hükümet ülke ekonomisine karşı suça varan eylemler yaptığı için yargı yetkisine sahip bazı komiteler kuruldu” şeklinde açıklama yaptı.
Salih bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada “Bu hükümete güvenoyu veren Temsilciler Meclisi’nin güvenoyunu geri çekme hakkı da var. Hükümetin ülke içi kararlarının hepsi devam edecek ancak herhangi bir devletle dış anlaşmalar imzalama yetkisi olmayacak. Hükümetin gensoru oturumunda verdiği yanıtlar milletvekillerini ikna etmeyi başaramadı. Güvenoyunu çekmek Temsilciler Meclisi için asli bir uygulamadır” ifadelerini kullanarak Dibeybe’nin açıklamalarını “kışkırtmak ve gürültü çıkarmak” olarak nitelendirdi.
Diğer yandan 24 milletvekili, yaşananların "Temsilciler Meclisi'nin iradesini yansıtmadığını ve ülkede anayasal bir krize yol açtığını" belirtti. Milletvekilleri hükümetten güvenoyunu geri çekme kararına oy veren milletvekillerinin gerçek sayısının 73’ü geçmediğini ve salt çoğunluk sağlanması -87 evet oyu verilmesi gerekiyor- şartını koşan 2014 tarihli 4 sayılı yasanın 194. maddesine göre bu sayının güvenoyu çekmek için yeterli olmadığını savundular.
65 belediye başkanı da, Temsilciler Meclisi'nin kararının "kaos çıkarmayı amaçlayan ve yol haritasından sapıldığını gösteren sahtecilik ve dolandırıcılık" olduğu gerekçesiyle hükümetten güvenoyunun çekilmesini reddetti.
İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler), siyasi kolu olan Adalet ve Bina Partisi aracılığıyla böyle bir kararın alınmasını reddettiğini ifade ederek “Gerilim yaratma ve tansiyonu yükseltmeye yönelik bu adımlar tehlikeli bir durumu temsil ediyor. Bu adımların gölgesinde belirlenen vakitte demokrat ve şeffaf seçimler yapılamaz” dedi.

Mişri: Seçim hazırlıkları devam ediyor
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri hükümetin seçimlere hazırlık için görevlerini yapmaya devam ettiğini söyledi. Mişri Rabat’ta Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ile görüşmesinin akabinde yaptığı açıklamada “Seçimleri karıştıran hiçbir eyleme hacminden fazla yer vermek istemiyoruz. Bu hükümetin seçimlere zamanında hazırlanması, çalışmalarına devam etmesi ve seçimlerin yapılması için uygun ortamı sağlaması gerekiyor” dedi.

Kubis: Seçimlerinin zamanında yapılması en önemli hedef
Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Dibeybe hükümetinin "seçimlerin ardından düzenli bir süreç içerisinde yerine yenisi gelene kadar meşru" olduğunu söyleyerek güvenoyunu geri çekme kararını reddetti. UNSMIL Başkanı Jan Kubis konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“UNSMIL, parlamentonun parlamento seçimleri yasasının son dokunuşlarını yapmaya odaklanacağını ve parlamento liderliğinin, üzerinde çalışılmakta olan seçimlere ilişkin yasal çerçeve üzerinde geniş çaplı bir fikir birliği oluşturmaya yönelik çabalarını artırmaya çalışacağını umuyordu. Başkanlık ve parlamento seçimlerinin zamanında yapılması en önemli hedef olarak kalmalı. Dikkatleri başka hedeflere çevirmeye yönelik her türlü çaba, seçimlerin zamanında yapılmasına karşı olmak demektir.”
Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Libya Misyonu, UNSMIL’nin "önemli bir açıklama" olarak nitelendirdiği açıklamaya desteğini ifade etmekle yetindi. Misyon söz konusu açıklamanın "çok önemli olduğunu ve odağın gelecek seçimlerde kalması gerektiğini" vurguladı.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ise Suudi Arabistan Krallığı'nın Libya krizine yönelik tutumlarına ve ülkeye yeniden istikrar ve barış getirecek bir çözüme ulaşılması amacıyla Libya siyasi diyaloğunu memnuniyetle karşılamasına övgüde bulundu.
Menfi, iki akşam önce New York'ta BM Genel Kurulu'nun 76. oturumu vesilesiyle görüştüğü Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah'ın, kendisine Krallığın Libya'da istikrarın yeniden sağlanması hususundaki arzusunu ve tüm taraflar arasında siyasi anlaşma aşamalarının hepsinin başarılı geçmesini umduğunu bildirdiğini söyledi. Aynı zamanda Menfi Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu el-Gayt ile BM Genel Kurulu’nun toplantılarına katıldıkları sırada görüşme gerçekleştirdiler.
Arap Birliği Genel Sekreterliği'nden resmi bir kaynağa göre Ebu el-Gayt Arap Birliği’nin Başkanlık Konseyi’nin ve Ulusal Birlik Hükümeti kuruluşlarının yol haritasını uygulamak için gösterdikleri çabalara desteğini yineleyerek, Libya'daki durumun barışçıl ve uzlaşmacı bir şekilde çözülmesini sağlamak için destekleyici rolünü sürdürmeye devam edeceğinin altını çizdi.
Diğer taraftan Libya’daki yerel medya kuruluşları Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter’in gelecek seçimlere kadar üç aylığına Genelkurmay Başkanı Abdurrezzak en-Nazuri'yi kendisinin yerine "başkomutan" olarak atadığını duyurdu.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.