Dibeybe’den güvenoyunun geri çekilmesine karşı gösteri çağrısı

Menfi Suudi Arabistan’ın tutumlarına ve Libya diyaloğunu memnuniyetle karşılamasına övgüde bulundu

İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
TT

Dibeybe’den güvenoyunun geri çekilmesine karşı gösteri çağrısı

İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe Temsilciler Meclisi’ne hükümetinden güvenoyunu geri çekme kararının ardından savaş açtı. Söz konusu kararın “geçersiz ve etkisiz” olduğunu vurgulayan Dibeybe, destekçilerine önümüzdeki cuma başkent Trablus’un merkezindeki Şehitler Meydanı’nda kendisini desteklemek üzere gösteri yapmaları çağrısında bulundu.
Trablus’ta toplanan yüzlerce hükümet yanlısının karşısına geçen Dibeybe görevden alınmasının “kabul edilemez” olduğunu söyleyerek “özgür ve şeffaf” seçimler yapılana dek görevinden ayrılmayacağına dair söz verdi. Dibeybe yaşananların Libya halkını “hafife ve alaya almak” olduğunu söyledi.
Dibeybe destekçilerinin karşısında yaptığı konuşmada “Temsilciler Meclisi kesinlikle düşecek ve bu şekilde olmaya devam ettikleri sürece Libyalıların temsilcisi olamayacak. Meşruiyet Libyalılarındır. Karar verecek olan onlardır, bu ülke için sadece kötülük, savaş ve yıkım isteyen bozguncular değil” ifadelerini kullandı.
Göstericiler Dibeybe’nin önünde “Halk parlamentoyu (Temsilciler Meclisi) düşürmek istiyor” sloganları attılar. Bunun üzerine Dibeybe de “Allah’ın izniyle parlamento düşecek” şeklinde cevap verdi ve halka korkmadan fikrini söylemeleri için sokaklara dökülmeleri çağrısında bulundu.
Buna karşılık Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih “Hükümet, kendisine verilen sorumlulukları yerine getirmedi, görevlerini terk etti, uzun vadeli anlaşmalar yaptı ve 6 ayda 84 milyar dolar harcadı. Hükümet ülke ekonomisine karşı suça varan eylemler yaptığı için yargı yetkisine sahip bazı komiteler kuruldu” şeklinde açıklama yaptı.
Salih bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada “Bu hükümete güvenoyu veren Temsilciler Meclisi’nin güvenoyunu geri çekme hakkı da var. Hükümetin ülke içi kararlarının hepsi devam edecek ancak herhangi bir devletle dış anlaşmalar imzalama yetkisi olmayacak. Hükümetin gensoru oturumunda verdiği yanıtlar milletvekillerini ikna etmeyi başaramadı. Güvenoyunu çekmek Temsilciler Meclisi için asli bir uygulamadır” ifadelerini kullanarak Dibeybe’nin açıklamalarını “kışkırtmak ve gürültü çıkarmak” olarak nitelendirdi.
Diğer yandan 24 milletvekili, yaşananların "Temsilciler Meclisi'nin iradesini yansıtmadığını ve ülkede anayasal bir krize yol açtığını" belirtti. Milletvekilleri hükümetten güvenoyunu geri çekme kararına oy veren milletvekillerinin gerçek sayısının 73’ü geçmediğini ve salt çoğunluk sağlanması -87 evet oyu verilmesi gerekiyor- şartını koşan 2014 tarihli 4 sayılı yasanın 194. maddesine göre bu sayının güvenoyu çekmek için yeterli olmadığını savundular.
65 belediye başkanı da, Temsilciler Meclisi'nin kararının "kaos çıkarmayı amaçlayan ve yol haritasından sapıldığını gösteren sahtecilik ve dolandırıcılık" olduğu gerekçesiyle hükümetten güvenoyunun çekilmesini reddetti.
İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler), siyasi kolu olan Adalet ve Bina Partisi aracılığıyla böyle bir kararın alınmasını reddettiğini ifade ederek “Gerilim yaratma ve tansiyonu yükseltmeye yönelik bu adımlar tehlikeli bir durumu temsil ediyor. Bu adımların gölgesinde belirlenen vakitte demokrat ve şeffaf seçimler yapılamaz” dedi.

Mişri: Seçim hazırlıkları devam ediyor
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri hükümetin seçimlere hazırlık için görevlerini yapmaya devam ettiğini söyledi. Mişri Rabat’ta Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ile görüşmesinin akabinde yaptığı açıklamada “Seçimleri karıştıran hiçbir eyleme hacminden fazla yer vermek istemiyoruz. Bu hükümetin seçimlere zamanında hazırlanması, çalışmalarına devam etmesi ve seçimlerin yapılması için uygun ortamı sağlaması gerekiyor” dedi.

Kubis: Seçimlerinin zamanında yapılması en önemli hedef
Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Dibeybe hükümetinin "seçimlerin ardından düzenli bir süreç içerisinde yerine yenisi gelene kadar meşru" olduğunu söyleyerek güvenoyunu geri çekme kararını reddetti. UNSMIL Başkanı Jan Kubis konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“UNSMIL, parlamentonun parlamento seçimleri yasasının son dokunuşlarını yapmaya odaklanacağını ve parlamento liderliğinin, üzerinde çalışılmakta olan seçimlere ilişkin yasal çerçeve üzerinde geniş çaplı bir fikir birliği oluşturmaya yönelik çabalarını artırmaya çalışacağını umuyordu. Başkanlık ve parlamento seçimlerinin zamanında yapılması en önemli hedef olarak kalmalı. Dikkatleri başka hedeflere çevirmeye yönelik her türlü çaba, seçimlerin zamanında yapılmasına karşı olmak demektir.”
Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Libya Misyonu, UNSMIL’nin "önemli bir açıklama" olarak nitelendirdiği açıklamaya desteğini ifade etmekle yetindi. Misyon söz konusu açıklamanın "çok önemli olduğunu ve odağın gelecek seçimlerde kalması gerektiğini" vurguladı.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ise Suudi Arabistan Krallığı'nın Libya krizine yönelik tutumlarına ve ülkeye yeniden istikrar ve barış getirecek bir çözüme ulaşılması amacıyla Libya siyasi diyaloğunu memnuniyetle karşılamasına övgüde bulundu.
Menfi, iki akşam önce New York'ta BM Genel Kurulu'nun 76. oturumu vesilesiyle görüştüğü Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah'ın, kendisine Krallığın Libya'da istikrarın yeniden sağlanması hususundaki arzusunu ve tüm taraflar arasında siyasi anlaşma aşamalarının hepsinin başarılı geçmesini umduğunu bildirdiğini söyledi. Aynı zamanda Menfi Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu el-Gayt ile BM Genel Kurulu’nun toplantılarına katıldıkları sırada görüşme gerçekleştirdiler.
Arap Birliği Genel Sekreterliği'nden resmi bir kaynağa göre Ebu el-Gayt Arap Birliği’nin Başkanlık Konseyi’nin ve Ulusal Birlik Hükümeti kuruluşlarının yol haritasını uygulamak için gösterdikleri çabalara desteğini yineleyerek, Libya'daki durumun barışçıl ve uzlaşmacı bir şekilde çözülmesini sağlamak için destekleyici rolünü sürdürmeye devam edeceğinin altını çizdi.
Diğer taraftan Libya’daki yerel medya kuruluşları Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter’in gelecek seçimlere kadar üç aylığına Genelkurmay Başkanı Abdurrezzak en-Nazuri'yi kendisinin yerine "başkomutan" olarak atadığını duyurdu.



Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
TT

Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)

Suriye hükümetinin, uzun süredir Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki bölgeleri hızla ele geçirmesi mercek altına alındı.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Ahmed Şara yönetiminin hamlelerinin bu ayın başlarında Şam, Paris ve Irak'ta düzenlenen gizli toplantılarda şekillendiğini söylüyor.

Suriye hükümetinden yetkililerle SDG arasında entegrasyon süreci için 4 Ocak'ta Şam'da görüşme düzenlenmiş. Ancak toplantının Suriyeli bir bakan tarafından aniden sonlandırıldığı belirtiliyor.

Ertesi gün Suriye heyetinin, ABD arabuluculuğunda İsrail'le güvenlik anlaşması görüşmeleri için Paris'e gittiği ifade ediliyor. Toplantıda Suriyeli yetkililer, İsrail'i SDG'yi desteklemekle suçlamış ve Tel Aviv'den entegrasyonu geciktirme çabalarını sonlandırmasını istemiş.

Bu görüşmede Suriyeli yetkililerin, SDG'nin kontrolündeki bazı bölgelere sınırlı bir operasyon düzenlemeyi teklif ettiği ve bu öneriye İsrail ya da ABD'den herhangi bir itiraz gelmediği savunuluyor.

Şam yönetimi iddialar hakkında yorum yapmazken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Reuters'a gönderdiği açıklamada, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın SDG'nin "IŞİD karşıtı başat güç rolünün büyük ölçüde miadını doldurduğunu" belirttiği salı günkü mesajı hatırlatıldı.

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise "Paris'teki üçlü toplantının tamamına bizzat katılmış biri olarak, İsrail'in hiçbir zaman Suriye ordusunun ülkedeki Kürtlere yönelik saldırısına müsaade etmediğini söyleyebilirim. Bu yönde herhangi bir iddiada bulunmak yanlıştır" dedi.

Ayrıca haberde, Türkiye'nin Kürt sivillerin korunması halinde Washington'ın SDG'ye karşı bir operasyonu onaylayacağına dair Şam'a mesaj gönderdiği iddia ediliyor.

SDG, Türkiye'nin terör örgütü saydığı YPG'nin ağırlıkta olduğu, ABD destekli milislerden meydana geliyor.

Paris'teki toplantıdan yaklaşık iki hafta sonra operasyonlara başlanırken, ABD'nin desteğini geri çekeceğine yönelik SDG'yi uyardığı belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın, SDG komutanı Mazlum Abdi'yle 17 Ocak'ta Irak'ta görüştüğü, Washington'ın SDG'yi değil Şara'yı destekleyeceğini söylediği öne sürülüyor. SDG'li bir kaynaksa iddiaları yalanlıyor.

Diğer yandan Şam güçleri hızla ilerleyerek, çoğunlukla Arapların yaşadığı bölgeleri SDG'den almıştı. 18 Ocak'ta ateşkes ilan edilmesine rağmen Suriye ordusunun saldırıları sürdürmesinin ABD'li yetkilileri kızdırdığı da aktarılıyor. Şara'nın operasyonların durdurulduğunu duyurmasından kısa süre sonra Barrack'ın SDG'yle ilgili mesajını yayımladığına dikkat çekiliyor.

Washington'ın Suriye'deki tutumunu değerlendiren ABD'li bir kaynak Şara'yı "usta bir stratejist" diye niteliyor.

"Türkiye için büyük zafer"

New York Times'ın analizinde de yıllarca SDG'yle IŞİD'e karşı Suriye'de mücadele eden ABD'nin Kürt müttefiklerini zor durumda bıraktığı yazılıyor.

Trump yönetiminin Suriye'deki tutumunu değiştirmesinin "ülkeyi yeniden bir araya getirmek için mücadele eden Şara kadar, SDG'ye Amerikan desteğine şiddetle karşı çıkan ve Şara'yı destekleyen Türkiye için de büyük bir zafer" olduğu belirtiliyor.

SDG ve Suriye ordusu arasındaki çatışmalar, IŞİD militanlarının tutulduğu cezaevlerinin olduğu bölgelere de sıçramıştı. SDG, Şam güçlerinin saldırıları nedeniyle militanların kaçtığını öne sürmüş, Suriye yönetimiyse IŞİD'lilerin SDG tarafından serbest bırakıldığını iddia etmişti.

Diğer yandan ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Suriye'nin Haseke kentinde tutulan 150 IŞİD'linin Irak'a transfer edildiğini dün duyurmuştu. CENTCOM, firar riskini gerekçe göstererek, gerekli görülmesi halinde 7 bin IŞİD savaşçısının daha Irak'a gönderilebileceğini bildirmişti.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden bugün yapılan açıklamada da SDG kontrolündeki hapishanelerden nakledilen IŞİD'liler hakkında derhal hukuki işlem başlatılacağı duyuruldu.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times


Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X
TT

Suriye'de ateşkes sürecek mi: Mazlum Abdi ve Tom Barrack Erbil'de buluştu

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi başkanlığındaki SDG heyeti, Erbil’de ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetkilileriyle bir araya geldi. Kritik görüşmede, sahadaki son gelişmeler, ateşkesin durumu ve Suriye’nin geleceğine ilişkin siyasi süreç ele alındı.

Mazlum Abdi başkanlığındaki heyet Barrack görüşmesi öncesi Erbil’de temaslar gerçekleştirdi. Özerk Yönetim Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed’in de yer aldığı heyet Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.

Toplantı öncesinde Tom Barrack, Mazlum Abdi ve SDG Yürütme Konseyi Eşbaşkanı İlham Ahmed ile ayrı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından açıklama yapan Barrack, SDG heyetiyle yapılan temaslara büyük önem verdiklerini vurguladı.

“Bugün General Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya gelmekten onur duyduk” diyen Barrack, bölgede istikrarın sağlanması açısından ateşkesin korunmasının kritik olduğunun altını çizdi.  Barrack, açıklamasında tüm tarafların ortak bir noktada buluştuğunu da dile getirdi. Buna göre, karşılıklı güvenin tesis edilmesi ve kalıcı istikrarın sağlanabilmesi için her kesimi kapsayan güven artırıcı adımların birlikte belirlenmesi ve hayata geçirilmesi gerektiği konusunda mutabakata varıldı. Bu sürecin en temel ve vazgeçilmez adımının ise mevcut ateşkesin eksiksiz biçimde korunması olduğu vurgulandı.

Barrack şunları söyledi:

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında 18 Ocak’ta varılan anlaşmada öngörülen entegrasyon sürecinin ilerletilmesine yönelik güçlü desteğini ve bu konudaki kararlılığını yeniden teyit etti.

Tüm taraflar, karşılıklı güveni tesis etmek ve kalıcı istikrarı sağlamak amacıyla her kesimi kapsayan güven artırıcı adımları birlikte belirleyip hayata geçirirken, en temel ilk adımın mevcut ateşkesin eksiksiz şekilde korunması olduğu konusunda mutabık kaldı.

Suriye hükümetiyle görüşme iddiası

Öte yandan Arap basınında yer alan haberlere göre, SDG heyetinin bugün Erbil’de Suriye hükümetiyle de bir araya gelmesi bekleniyor. İddiaya göre görüşme, Mesud Barzani’nin arabuluculuğunda gerçekleşecek ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da toplantıda yer alacak.

Haberlere göre, görüşmelere Suriye tarafı adına Dışişleri Bakanı Şeybani katılırken, SDG cephesinden Mazlum Abdi ve Rohilat Afrin masada olacak. Görüşmenin ana gündemini, Şam yönetimi ile SDG arasında sürdürülen müzakereler ve bu kapsamda ele alınan 14 maddelik anlaşma oluşturacak. Görüşmenin, taraflar arasındaki siyasi temaslar açısından yeni bir aşamaya işaret edebileceği değerlendiriliyor.

Independent Türkçe


Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
TT

Arap ve İslam ülkeleri Barış Konseyi'ne katıldı

ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump dün Davos Forumu'nda yaptığı konuşmadan (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Arap ve Müslüman liderlerden gelen artan destekle birlikte, uğun Davos Forumu'nun oturum aralarında "Barış Konseyi"ni açıklamaya hazırlanıyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (sekiz ülke) dışişleri bakanlarının, "ABD Başkanı Donald Trump'ın liderlerine Barış Konseyi'ne katılmaları için yaptığı daveti memnuniyetle karşıladıklarını" belirtti.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da daha sonra Gazze Barış Konseyi'ne katıldığını duyurdu.

Konsey, “Gazze'de kalıcı bir ateşkes sağlamayı, Şeridin yeniden inşasını desteklemeyi ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına ve uluslararası hukuka uygun olarak kendi devletini kurma hakkına dayalı adil ve kalıcı bir barışı ilerletmeyi, böylece bölgedeki tüm ülkeler ve halklar için güvenlik ve istikrarın yolunu açmayı” amaçlamaktadır.

Bu arada, ABD Başkanı Grönland konusunda acil müzakereler çağrısında bulunarak, güç kullanmadan "kontrol altına alma" konusundaki kararlılığını yineledi ve "ABD'den başka hiçbir ülke onu koruyamaz" dedi.

Davos Forumu'nun üçüncü gününde geniş yankı uyandıran konuşmasında Trump, "İnsanlar güç kullanacağımı düşündüler ama buna gerek yok... Güç kullanmak istemiyorum ve kullanmayacağım" ifadelerini kullandı.