Dibeybe’den güvenoyunun geri çekilmesine karşı gösteri çağrısı

Menfi Suudi Arabistan’ın tutumlarına ve Libya diyaloğunu memnuniyetle karşılamasına övgüde bulundu

İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
TT

Dibeybe’den güvenoyunun geri çekilmesine karşı gösteri çağrısı

İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe Temsilciler Meclisi’ne hükümetinden güvenoyunu geri çekme kararının ardından savaş açtı. Söz konusu kararın “geçersiz ve etkisiz” olduğunu vurgulayan Dibeybe, destekçilerine önümüzdeki cuma başkent Trablus’un merkezindeki Şehitler Meydanı’nda kendisini desteklemek üzere gösteri yapmaları çağrısında bulundu.
Trablus’ta toplanan yüzlerce hükümet yanlısının karşısına geçen Dibeybe görevden alınmasının “kabul edilemez” olduğunu söyleyerek “özgür ve şeffaf” seçimler yapılana dek görevinden ayrılmayacağına dair söz verdi. Dibeybe yaşananların Libya halkını “hafife ve alaya almak” olduğunu söyledi.
Dibeybe destekçilerinin karşısında yaptığı konuşmada “Temsilciler Meclisi kesinlikle düşecek ve bu şekilde olmaya devam ettikleri sürece Libyalıların temsilcisi olamayacak. Meşruiyet Libyalılarındır. Karar verecek olan onlardır, bu ülke için sadece kötülük, savaş ve yıkım isteyen bozguncular değil” ifadelerini kullandı.
Göstericiler Dibeybe’nin önünde “Halk parlamentoyu (Temsilciler Meclisi) düşürmek istiyor” sloganları attılar. Bunun üzerine Dibeybe de “Allah’ın izniyle parlamento düşecek” şeklinde cevap verdi ve halka korkmadan fikrini söylemeleri için sokaklara dökülmeleri çağrısında bulundu.
Buna karşılık Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih “Hükümet, kendisine verilen sorumlulukları yerine getirmedi, görevlerini terk etti, uzun vadeli anlaşmalar yaptı ve 6 ayda 84 milyar dolar harcadı. Hükümet ülke ekonomisine karşı suça varan eylemler yaptığı için yargı yetkisine sahip bazı komiteler kuruldu” şeklinde açıklama yaptı.
Salih bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada “Bu hükümete güvenoyu veren Temsilciler Meclisi’nin güvenoyunu geri çekme hakkı da var. Hükümetin ülke içi kararlarının hepsi devam edecek ancak herhangi bir devletle dış anlaşmalar imzalama yetkisi olmayacak. Hükümetin gensoru oturumunda verdiği yanıtlar milletvekillerini ikna etmeyi başaramadı. Güvenoyunu çekmek Temsilciler Meclisi için asli bir uygulamadır” ifadelerini kullanarak Dibeybe’nin açıklamalarını “kışkırtmak ve gürültü çıkarmak” olarak nitelendirdi.
Diğer yandan 24 milletvekili, yaşananların "Temsilciler Meclisi'nin iradesini yansıtmadığını ve ülkede anayasal bir krize yol açtığını" belirtti. Milletvekilleri hükümetten güvenoyunu geri çekme kararına oy veren milletvekillerinin gerçek sayısının 73’ü geçmediğini ve salt çoğunluk sağlanması -87 evet oyu verilmesi gerekiyor- şartını koşan 2014 tarihli 4 sayılı yasanın 194. maddesine göre bu sayının güvenoyu çekmek için yeterli olmadığını savundular.
65 belediye başkanı da, Temsilciler Meclisi'nin kararının "kaos çıkarmayı amaçlayan ve yol haritasından sapıldığını gösteren sahtecilik ve dolandırıcılık" olduğu gerekçesiyle hükümetten güvenoyunun çekilmesini reddetti.
İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler), siyasi kolu olan Adalet ve Bina Partisi aracılığıyla böyle bir kararın alınmasını reddettiğini ifade ederek “Gerilim yaratma ve tansiyonu yükseltmeye yönelik bu adımlar tehlikeli bir durumu temsil ediyor. Bu adımların gölgesinde belirlenen vakitte demokrat ve şeffaf seçimler yapılamaz” dedi.

Mişri: Seçim hazırlıkları devam ediyor
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri hükümetin seçimlere hazırlık için görevlerini yapmaya devam ettiğini söyledi. Mişri Rabat’ta Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ile görüşmesinin akabinde yaptığı açıklamada “Seçimleri karıştıran hiçbir eyleme hacminden fazla yer vermek istemiyoruz. Bu hükümetin seçimlere zamanında hazırlanması, çalışmalarına devam etmesi ve seçimlerin yapılması için uygun ortamı sağlaması gerekiyor” dedi.

Kubis: Seçimlerinin zamanında yapılması en önemli hedef
Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Dibeybe hükümetinin "seçimlerin ardından düzenli bir süreç içerisinde yerine yenisi gelene kadar meşru" olduğunu söyleyerek güvenoyunu geri çekme kararını reddetti. UNSMIL Başkanı Jan Kubis konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“UNSMIL, parlamentonun parlamento seçimleri yasasının son dokunuşlarını yapmaya odaklanacağını ve parlamento liderliğinin, üzerinde çalışılmakta olan seçimlere ilişkin yasal çerçeve üzerinde geniş çaplı bir fikir birliği oluşturmaya yönelik çabalarını artırmaya çalışacağını umuyordu. Başkanlık ve parlamento seçimlerinin zamanında yapılması en önemli hedef olarak kalmalı. Dikkatleri başka hedeflere çevirmeye yönelik her türlü çaba, seçimlerin zamanında yapılmasına karşı olmak demektir.”
Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Libya Misyonu, UNSMIL’nin "önemli bir açıklama" olarak nitelendirdiği açıklamaya desteğini ifade etmekle yetindi. Misyon söz konusu açıklamanın "çok önemli olduğunu ve odağın gelecek seçimlerde kalması gerektiğini" vurguladı.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ise Suudi Arabistan Krallığı'nın Libya krizine yönelik tutumlarına ve ülkeye yeniden istikrar ve barış getirecek bir çözüme ulaşılması amacıyla Libya siyasi diyaloğunu memnuniyetle karşılamasına övgüde bulundu.
Menfi, iki akşam önce New York'ta BM Genel Kurulu'nun 76. oturumu vesilesiyle görüştüğü Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah'ın, kendisine Krallığın Libya'da istikrarın yeniden sağlanması hususundaki arzusunu ve tüm taraflar arasında siyasi anlaşma aşamalarının hepsinin başarılı geçmesini umduğunu bildirdiğini söyledi. Aynı zamanda Menfi Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu el-Gayt ile BM Genel Kurulu’nun toplantılarına katıldıkları sırada görüşme gerçekleştirdiler.
Arap Birliği Genel Sekreterliği'nden resmi bir kaynağa göre Ebu el-Gayt Arap Birliği’nin Başkanlık Konseyi’nin ve Ulusal Birlik Hükümeti kuruluşlarının yol haritasını uygulamak için gösterdikleri çabalara desteğini yineleyerek, Libya'daki durumun barışçıl ve uzlaşmacı bir şekilde çözülmesini sağlamak için destekleyici rolünü sürdürmeye devam edeceğinin altını çizdi.
Diğer taraftan Libya’daki yerel medya kuruluşları Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter’in gelecek seçimlere kadar üç aylığına Genelkurmay Başkanı Abdurrezzak en-Nazuri'yi kendisinin yerine "başkomutan" olarak atadığını duyurdu.



SDG: El-Şeddadi cezaevi artık bizim kontrolümüz dışında ve Koalisyon müdahale taleplerimizi reddetti

Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)
Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)
TT

SDG: El-Şeddadi cezaevi artık bizim kontrolümüz dışında ve Koalisyon müdahale taleplerimizi reddetti

Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)
Suriye hükümet güçleri, Kürt güçleriyle anlaşmaya varmalarından bir gün sonra, bugün Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'a konuşlandı (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), dün varılan ateşkes anlaşmasına rağmen, Şam'daki merkezi hükümete bağlı silahlı grupların ülkenin kuzeydoğusundaki Ayn İsa ve Şeddadi kasabaları ile Rakka şehrinde Kürt liderliğindeki güçlere yönelik saldırılarını bugün sürdürdüğünü açıkladı.

SDG’nin yaptığı açıklamada, “Şu anda DEAŞ tutuklularının bulunduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesi çevresinde güçlerimiz ile bu gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor; bu çok tehlikeli bir gelişme” denildi. SDG daha sonra ayrı bir açıklamada, Şam'daki merkezi hükümete bağlı silahlı grupların tekrarlanan saldırıları sonrasında, binlerce DEAŞ mahkumunun bulunduğu El-Haseke vilayetindeki El-Şeddadi hapishanesinin artık kontrollerinden çıktığını belirtti. SDG, ABD liderliğindeki koalisyonun, defalarca yapılan çağrılara rağmen olaylara müdahale etmediğini kaydetti.

Suriye hükümet güçleri, 19 Ocak 2026'da Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)Suriye hükümet güçleri, 19 Ocak 2026'da Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da konuşlandı (AFP)

SDG, "güvenlik felaketini önlemek" amacıyla El-Şeddadi hapishanesine düzenlenen saldırıları püskürtürken onlarca savaşçısının öldüğünü ve çok sayıda yaralı olduğunu açıkladı.

Suriye devlet televizyonunun haberine göre Savunma Bakanlığı medya departmanı direktörü Asım Galyun, Suriye ordu güçlerinin Rakka vilayetindeki El-Aktan hapishanesinin çevresine ulaşarak bölgeyi güven altına aldığını söyledi.

Suriye dün, uluslararası alanda geniş yankı uyandıran yeni bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Anlaşmaya göre, geçen aydan beri devam eden kanlı çatışmaların ardından, tüm cephelerde ve temas noktalarında tam ve derhal ateşkes uygulanacak ve Deyrizor ile Rakka vilayetlerinin idari ve askeri yönetimi Suriye hükümetine devredilecek.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye devlet kurumlarının, yıllardır Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolünde olan kuzeydoğu Suriye'deki Rakka, Deyrizor ve Haseke illerine gireceğini söyledi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre SDG ile yapılan anlaşma, DEAŞ mahkumları ve kamplarından sorumlu idarenin yanı sıra bu tesisleri korumakla görevli güçlerin de Suriye hükümetine entegre edilmesini içeriyor.


Rakka'nın yeni valisi... Eski İdlib yönetiminin önde gelen ekonomi figürlerinden biri

Suriye güvenlik güçleri, dün yapılan geniş kapsamlı anlaşmanın ardından Rakka'da Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) ait bir tünelde arama yaparken (Reuters)
Suriye güvenlik güçleri, dün yapılan geniş kapsamlı anlaşmanın ardından Rakka'da Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) ait bir tünelde arama yaparken (Reuters)
TT

Rakka'nın yeni valisi... Eski İdlib yönetiminin önde gelen ekonomi figürlerinden biri

Suriye güvenlik güçleri, dün yapılan geniş kapsamlı anlaşmanın ardından Rakka'da Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) ait bir tünelde arama yaparken (Reuters)
Suriye güvenlik güçleri, dün yapılan geniş kapsamlı anlaşmanın ardından Rakka'da Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) ait bir tünelde arama yaparken (Reuters)

Suriyeli hükümet kaynakları, Abdurrahman Selame’nin Rakka Valisi olarak atandığını açıkladı. Halep Valisi Azzam el-Garib de X platformunda yaptığı paylaşımda, Selame’yi Rakka Valiliği görevine getirilmesi dolayısıyla tebrik etti. Yerel Yönetimler ve Çevre Bakanı Muhammed Ancerani ise Haseke ve Rakka vilayetlerinin yakında valiler toplantısına katılacağını belirterek, bu toplantıda Suriye genelindeki hizmet durumunun ele alınacağını söyledi.

Söz konusu gelişmeler, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında ateşkes ve tam entegrasyonu öngören anlaşmanın imzalanmasının ertesi gününde yaşandı. Bu süreçte Suriye ordusuna bağlı birliklerin, el-Cezire bölgesindeki konuşlanma faaliyetlerini sürdürdüğü bildirildi.

Halep Valisi Azzam el-Garib, Abdurrahman Selame’nin Rakka Valiliği görevine atanması münasebetiyle X üzerinden tebrik mesajı yayınladı.Halep Valisi Azzam el-Garib, Abdurrahman Selame’nin Rakka Valiliği görevine atanması münasebetiyle X üzerinden tebrik mesajı yayınladı.

Atamanın resmen duyurulmasından önce Halep Valisi Azzam el-Garib yaptığı açıklamada, “Kıymetli ağabeyimiz Abdurrahman Selame’yi, mücadele yolunun ve özgürleşme sürecinin bir dostu olarak Rakka Valiliği görevini üstlenmesi dolayısıyla tebrik ediyoruz” ifadesini kullandı. El-Garib, Selame’nin Halep Valiliği döneminde ortaya koyduğu değerli çabaların, ‘koşulların iyileştirilmesi ve hizmetlerin geliştirilmesinde önemli katkılar sağladığını’ vurguladı.

Yerel Yönetimler ve Çevre Bakanı Muhammed Ancarani de X platformunda yaptığı paylaşımda, Haseke ve Rakka vilayetlerinin yakında valiler toplantısına katılacağını belirtti. Ancarani, toplantıda Suriye’nin tamamında hizmetlerin mevcut durumunun ele alınacağını, iki vilayetin de görev ve sorumluluklara dahil edileceğini ifade etti. Bakan, toplantının tarihi ve vali isimlerine ilişkin ayrıntı vermedi. Ancarani, “Tüm vilayetlerde halkımıza hizmet etmek değişmez bir haktır ve vazgeçilmez bir yükümlülüktür. Suriyeli vatandaşlar nerede olursa olsun bu anlayışı yerleştirmek için çalışacağız” dedi.

1971 yılında Halep’in kırsalındaki Andan’da doğan Selame’nin, 2011’de Suriye’de başlayan halk ayaklanmasının ardından Beşşar Esed yönetimine karşı savaşan Nusra Cephesi saflarına katıldığı belirtildi. Selame’nin, 2016 yılında ise Ahmed eş-Şera’nın (Ebu Muhammed el-Culani) öncülüğünde kurulan Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) bünyesinde İdlib’de bulunduğu aktarıldı. ‘Ebu İbrahim’ lakabıyla tanınan Selame’nin, HTŞ’nin ekonomi alanında önde gelen isimlerinden biri olarak değerlendirildiği, altyapı ve inşaat alanında faaliyet gösteren er-Raki inşaat şirketinin genel müdürlüğünü yürüttüğü kaydedildi. Şirketin yol yapımı ve genişletilmesi, yüksek gerilim hatları, okul ve hastane inşaatları gibi çok sayıda hizmet projesini hayata geçirdiği ifade edildi.

Medya raporlarına göre er-Raki şirketi, Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden önce HTŞ’nin kontrolü altındaki İdlib’in yeniden imarı sürecinde de rol üstlendi.

Daha sonra Saldırganlığı Caydırma Operasyonu’nun ardından Ahmed eş-Şera’nın geçiş sürecinde Suriye Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesiyle birlikte, Selame’nin Şera’nın yurt içi ve yurt dışı ziyaretlerinde ve resmi temaslarında yanında yer alması dikkat çekti. Selame’nin bu süreçteki resmi sıfatı netlik kazanmazken, Nisan 2025’te Afrin, Azez, el-Bab, Cerablus ve Münbiç’i kapsayan Halep’in kuzey ve doğu kırsal bölgelerinde denetimden sorumlu baş gözetmen yardımcılığı görevini üstlendiği belirtildi. Selame ayrıca, ‘Halep Hepimizin’ bağış kampanyasında da öne çıkan isimlerden biri olarak yer aldı.

Öte yandan Şam ile SDG arasında varılan ateşkes anlaşması, örgüte bağlı tüm sivil kurumların Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini öngörüyor. Bu kapsamda, idari yapıları yeniden Şam’a bağlanacak olan Rakka ve Haseke vilayetlerine vali atanması ve yürütme kademelerinde görevlendirmeler yapılması gerekiyor. Anlaşmaya göre, siyasi katılım ve yerel temsilin garantisi olarak, Haseke Valiliği pozisyonuna bir aday atamak üzere cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılacak.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) lideri Mazlum Abdi ile tokalaşırken (SANA)Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) lideri Mazlum Abdi ile tokalaşırken (SANA)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, SDG lideri Mazlum Abdi’nin Haseke Valiliği için aday gösterildiği, SDG mensuplarının ise daha önce olduğu gibi bağımsız tabur ya da tugaylar halinde değil, bireysel statüyle Suriye Savunma Bakanlığı bünyesine entegre edilmesinin öngörüldüğü belirtiliyor.

Karara göre, Deyrizor (doğu) ve Rakka (kuzeydoğu) vilayetlerinin idari ve askeri kontrolü derhal Suriye hükümetine devredilecek. Ayrıca tüm sınır kapıları ile petrol ve gaz sahalarının kontrolünün Suriye hükümetine geçeceği, hükümetin Doğu Halep ve Deyrizor’daki devlet kurumlarını devralmaya başladığı kaydedildi.

Diğer yandan Suriye ordusuna bağlı birlikler bugün el-Cezire bölgesindeki konuşlanma faaliyetlerini sürdürerek, M4 uluslararası kara yolu ile Haseke’nin doğu ve kuzey kırsalına doğru yeni bölgelerin güvenliğini sağladı. Suriye Ordusu Operasyonlar Dairesi tarafından yapılan açıklamada, SDG’ye, konuşlanan askeri birliklere yönelik herhangi bir müdahalede bulunulmaması ve anlaşma hükümlerine uyulması çağrısı yapıldı.


Gazze'de Uluslararası İstikrar Gücü oluşturulmasının gecikmesinin ardındaki üç neden

Gazze şehrindeki bir Hamas üyesi (AFP)
Gazze şehrindeki bir Hamas üyesi (AFP)
TT

Gazze'de Uluslararası İstikrar Gücü oluşturulmasının gecikmesinin ardındaki üç neden

Gazze şehrindeki bir Hamas üyesi (AFP)
Gazze şehrindeki bir Hamas üyesi (AFP)

Bu ayın ortalarında Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının başlatılmasıyla ana yürütme organları oluşturulurken, Gazze için ‘Uluslararası İstikrar Gücü’nün katılımcılarının açıklanmasının gecikmesinin nedenleri konusunda soru işaretleri devam ediyor.

Washington’ın geçtiğimiz eylül ayında planının uygulamaya konulmasıyla barışı sağlamayı amaçlayan bu güç, barış gücü haline getirildi. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre açıklama, üç ana nedenden dolayı gecikti. Bunlardan birincisi, güce dahil olacak ülkelerin katılımına ilişkin bir karar alınmaması, ikincisi gücün komutanı konusunda anlaşmaya varılmasının gecikmesi ve üçüncüsü de İsrail'in Türk ve Katar güçlerinin bu güce katılmasına karşı çıkmasının yanı sıra arabulucuların bu konuda bir anlaşmaya varmalarından sonra uluslararası çatışmaları önlemek amacıyla Gazze Şeridi'ni silahsızlandırmaktan sorumlu olan ve son aylarda Mısır ve Ürdün'de eğitilen Filistin polis güçlerinin konuşlandırılmasından sonra göreve başlayacak olmaları.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, pazar günü Kahire'de Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı görüşmede, ‘ateşkesin uygulanmasını izlemek, İsrail'in geri çekilmesini sağlamak ve erken iyileşme ve yeniden yapılanmanın önünü açmak için uluslararası bir istikrar gücü konuşlandırılmasının önemini’ vurguladı.

Bu son açıklamadan önce Beyaz Saray, geçtiğimiz cuma günü ‘Barış Konseyi’nin kurulduğunu ve Gazze Şeridi'ndeki geçiş dönemini yönetmek için dört yapıdan biri olarak ‘Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin kabul edildiğini duyurdu. Söz konusu yapılar arasında Barış Konseyi, Gazze Yürütme Konseyi, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi ve Uluslararası İstikrar Gücü bulunuyor. Ayrıca katılımcı ülkeler açıklanmadan Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücü'nün komutanlığına Jasper Jeffers atandı.

Özellikle, son haftalarda Amerikan ve İsrail basında yer alan haberlere göre, İsrail'in çekinceleri olmasına rağmen ABD’nin kabul ettiği Türkiye'nin Gazze’de konuşlandırılması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü’ne katılımı konusunda daha önce yaşanan anlaşmazlık açısından başta ABD olmak üzere arabuluculuk yapan ülkeler, katılımcı ülkelerin ayrıntılarının açıklanmasındaki gecikmenin nedenine değinmedi.

Askeri ve strateji uzmanı Tuğgeneral Samir Ragib, katılımcı ülkelerin açıklanmasının gecikmesinin üç ana nedeni olduğunu düşünüyor. Tuğgeneral Ragib’e göre bunların başında katılımcı ülkeler konusundaki anlaşmazlık geliyor. Ardından İsrail'in Türkiye ve Katar'ın katılımına karşı çıkması ve güvenliği sağlamakla görevli Filistin polis güçlerinin henüz konuşlandırılmamış olması geliyor. Dördüncü neden ise Uluslararası İstikrar Gücü komutanı ile ilgili bir anlaşmazlıktı, ancak bu sorun cuma günü ABD’li bir generalin seçilmesiyle çözüldü. Arap Kalkınma ve Stratejik Araştırmalar Vakfı'nın başkanı olan Ragib, katılımcı ülkelerin ocak ve şubat aylarında açıklanmasını ve gücün mart ayında sahada operasyonlara başlamasını bekliyor.

Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli aileleri barındıran çadırlar (AFP)Gazze şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinli aileleri barındıran çadırlar (AFP)

Askeri ve stratejik analist Tümgeneral Samir Ferec Şarku'l Avsat'a, uluslararası güçlerin konuşlandırılmasındaki gecikmenin, İsrail'in Türkiye'nin katılımına veto etmesi ve uluslararası güçlerin girişine yol açması ve içerdeki direniş unsurlarıyla çatışmaması için konuşlandırılması gereken Filistin polis güçlerinin konuşlandırılmaması nedeniyle olduğunu söyledi.

Ferec, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Türkiye'nin şu anda Hamas liderlerini barındırdığı ve onlar üzerinde etkisi olduğu için Uluslararası İstikrar Gücü’ne katılması gerektiğinden emin olduğunu, bu yüzden İsrail'e bunu kabul etmesi için baskı yapacağını ve Filistin polis güçlerinin konuşlandırılmasından sonra önümüzdeki dönemde katılımcıları açıklayacağını düşünüyor.

Beyaz Saray’ın açıklamasına göre Uluslararası İstikrar Gücü’nün görevleri arasında, güvenlik operasyonlarını yönetmek ve silahsızlanmayı desteklemek, insani yardım ve yeniden inşa malzemelerinin teslimatını sağlamak, Barış Konseyi'ne ateşkesin uygulanmasını izlemede yardımcı olmak ve bağışçıların katkılarıyla kapsamlı planın hedeflerine ulaşmak için gerekli operasyonları yürütmek yer alıyor.

Ragib’e göre Uluslararası İstikrar Gücü, bu görevler çerçevesinde Gazze içindeki geçiş noktalarına ve sınır yollarına yakın, Philadelphia Koridoru'na bitişik ve İsrail güçleri çekilene kadar İsrail'in kontrolündeki Sarı Hat'ta istikrarı sağlayacak bir güç olacak.

Ferec ise silahsızlanma konusunda ciddi ve samimi bir mutabakat sağlanmadığı ve silahsızlanma konusu özellikle Filistin polisine emanet edildiği sürece hiçbir görevin başarıya ulaşmasının beklenemeyeceğini belirtti.

Ferec’e göre Gazze Şeridi Yönetim Komitesi'nin kalan sorunları çözüldükten ve Hamas'tan görevlerini devraldıktan sonra Filistin polis güçlerinin önümüzdeki iki hafta içinde görevlerine başlayabilir. Böylece önümüzdeki iki ay içinde uluslararası güçlerin girişine daha fazla yaklaşmış olacağız.