Dibeybe’den güvenoyunun geri çekilmesine karşı gösteri çağrısı

Menfi Suudi Arabistan’ın tutumlarına ve Libya diyaloğunu memnuniyetle karşılamasına övgüde bulundu

İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
TT

Dibeybe’den güvenoyunun geri çekilmesine karşı gösteri çağrısı

İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)
İki gece önce Trablus’un merkezinde hükümetine verilen güvenoyunun geri çekilmesine ilişkin kararı reddetmek için yapılan bir gösteri sırasında etrafı çok sayıda destekçisi ile çevrilen Abdulhamid ed-Dibeybe (AFP)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe Temsilciler Meclisi’ne hükümetinden güvenoyunu geri çekme kararının ardından savaş açtı. Söz konusu kararın “geçersiz ve etkisiz” olduğunu vurgulayan Dibeybe, destekçilerine önümüzdeki cuma başkent Trablus’un merkezindeki Şehitler Meydanı’nda kendisini desteklemek üzere gösteri yapmaları çağrısında bulundu.
Trablus’ta toplanan yüzlerce hükümet yanlısının karşısına geçen Dibeybe görevden alınmasının “kabul edilemez” olduğunu söyleyerek “özgür ve şeffaf” seçimler yapılana dek görevinden ayrılmayacağına dair söz verdi. Dibeybe yaşananların Libya halkını “hafife ve alaya almak” olduğunu söyledi.
Dibeybe destekçilerinin karşısında yaptığı konuşmada “Temsilciler Meclisi kesinlikle düşecek ve bu şekilde olmaya devam ettikleri sürece Libyalıların temsilcisi olamayacak. Meşruiyet Libyalılarındır. Karar verecek olan onlardır, bu ülke için sadece kötülük, savaş ve yıkım isteyen bozguncular değil” ifadelerini kullandı.
Göstericiler Dibeybe’nin önünde “Halk parlamentoyu (Temsilciler Meclisi) düşürmek istiyor” sloganları attılar. Bunun üzerine Dibeybe de “Allah’ın izniyle parlamento düşecek” şeklinde cevap verdi ve halka korkmadan fikrini söylemeleri için sokaklara dökülmeleri çağrısında bulundu.
Buna karşılık Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih “Hükümet, kendisine verilen sorumlulukları yerine getirmedi, görevlerini terk etti, uzun vadeli anlaşmalar yaptı ve 6 ayda 84 milyar dolar harcadı. Hükümet ülke ekonomisine karşı suça varan eylemler yaptığı için yargı yetkisine sahip bazı komiteler kuruldu” şeklinde açıklama yaptı.
Salih bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada “Bu hükümete güvenoyu veren Temsilciler Meclisi’nin güvenoyunu geri çekme hakkı da var. Hükümetin ülke içi kararlarının hepsi devam edecek ancak herhangi bir devletle dış anlaşmalar imzalama yetkisi olmayacak. Hükümetin gensoru oturumunda verdiği yanıtlar milletvekillerini ikna etmeyi başaramadı. Güvenoyunu çekmek Temsilciler Meclisi için asli bir uygulamadır” ifadelerini kullanarak Dibeybe’nin açıklamalarını “kışkırtmak ve gürültü çıkarmak” olarak nitelendirdi.
Diğer yandan 24 milletvekili, yaşananların "Temsilciler Meclisi'nin iradesini yansıtmadığını ve ülkede anayasal bir krize yol açtığını" belirtti. Milletvekilleri hükümetten güvenoyunu geri çekme kararına oy veren milletvekillerinin gerçek sayısının 73’ü geçmediğini ve salt çoğunluk sağlanması -87 evet oyu verilmesi gerekiyor- şartını koşan 2014 tarihli 4 sayılı yasanın 194. maddesine göre bu sayının güvenoyu çekmek için yeterli olmadığını savundular.
65 belediye başkanı da, Temsilciler Meclisi'nin kararının "kaos çıkarmayı amaçlayan ve yol haritasından sapıldığını gösteren sahtecilik ve dolandırıcılık" olduğu gerekçesiyle hükümetten güvenoyunun çekilmesini reddetti.
İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler), siyasi kolu olan Adalet ve Bina Partisi aracılığıyla böyle bir kararın alınmasını reddettiğini ifade ederek “Gerilim yaratma ve tansiyonu yükseltmeye yönelik bu adımlar tehlikeli bir durumu temsil ediyor. Bu adımların gölgesinde belirlenen vakitte demokrat ve şeffaf seçimler yapılamaz” dedi.

Mişri: Seçim hazırlıkları devam ediyor
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri hükümetin seçimlere hazırlık için görevlerini yapmaya devam ettiğini söyledi. Mişri Rabat’ta Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ile görüşmesinin akabinde yaptığı açıklamada “Seçimleri karıştıran hiçbir eyleme hacminden fazla yer vermek istemiyoruz. Bu hükümetin seçimlere zamanında hazırlanması, çalışmalarına devam etmesi ve seçimlerin yapılması için uygun ortamı sağlaması gerekiyor” dedi.

Kubis: Seçimlerinin zamanında yapılması en önemli hedef
Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Dibeybe hükümetinin "seçimlerin ardından düzenli bir süreç içerisinde yerine yenisi gelene kadar meşru" olduğunu söyleyerek güvenoyunu geri çekme kararını reddetti. UNSMIL Başkanı Jan Kubis konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“UNSMIL, parlamentonun parlamento seçimleri yasasının son dokunuşlarını yapmaya odaklanacağını ve parlamento liderliğinin, üzerinde çalışılmakta olan seçimlere ilişkin yasal çerçeve üzerinde geniş çaplı bir fikir birliği oluşturmaya yönelik çabalarını artırmaya çalışacağını umuyordu. Başkanlık ve parlamento seçimlerinin zamanında yapılması en önemli hedef olarak kalmalı. Dikkatleri başka hedeflere çevirmeye yönelik her türlü çaba, seçimlerin zamanında yapılmasına karşı olmak demektir.”
Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Libya Misyonu, UNSMIL’nin "önemli bir açıklama" olarak nitelendirdiği açıklamaya desteğini ifade etmekle yetindi. Misyon söz konusu açıklamanın "çok önemli olduğunu ve odağın gelecek seçimlerde kalması gerektiğini" vurguladı.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ise Suudi Arabistan Krallığı'nın Libya krizine yönelik tutumlarına ve ülkeye yeniden istikrar ve barış getirecek bir çözüme ulaşılması amacıyla Libya siyasi diyaloğunu memnuniyetle karşılamasına övgüde bulundu.
Menfi, iki akşam önce New York'ta BM Genel Kurulu'nun 76. oturumu vesilesiyle görüştüğü Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah'ın, kendisine Krallığın Libya'da istikrarın yeniden sağlanması hususundaki arzusunu ve tüm taraflar arasında siyasi anlaşma aşamalarının hepsinin başarılı geçmesini umduğunu bildirdiğini söyledi. Aynı zamanda Menfi Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu el-Gayt ile BM Genel Kurulu’nun toplantılarına katıldıkları sırada görüşme gerçekleştirdiler.
Arap Birliği Genel Sekreterliği'nden resmi bir kaynağa göre Ebu el-Gayt Arap Birliği’nin Başkanlık Konseyi’nin ve Ulusal Birlik Hükümeti kuruluşlarının yol haritasını uygulamak için gösterdikleri çabalara desteğini yineleyerek, Libya'daki durumun barışçıl ve uzlaşmacı bir şekilde çözülmesini sağlamak için destekleyici rolünü sürdürmeye devam edeceğinin altını çizdi.
Diğer taraftan Libya’daki yerel medya kuruluşları Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Mareşal Halife Hafter’in gelecek seçimlere kadar üç aylığına Genelkurmay Başkanı Abdurrezzak en-Nazuri'yi kendisinin yerine "başkomutan" olarak atadığını duyurdu.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.