Fed'de çalışan en az 20 Türk var… Türkiye'de ihtimali bile akla gelmeyen uygulama: Merkez Bankası'nda yabancı uyruklu birinin çalışması

Fotoğraf: www.tcmb.gov.tr
Fotoğraf: www.tcmb.gov.tr
TT

Fed'de çalışan en az 20 Türk var… Türkiye'de ihtimali bile akla gelmeyen uygulama: Merkez Bankası'nda yabancı uyruklu birinin çalışması

Fotoğraf: www.tcmb.gov.tr
Fotoğraf: www.tcmb.gov.tr

Mark Carney, 2013 yılında İngiltere Merkez Bankası Başkanlığı'na (Bank of England/ BoE) getirildiğinde, 327 yaşındaki bankanın tarihinde bir ilk de yaşanmıştı.
Görev süresi 2020'de dolan Kanadalı Carney, Banka'nın Birleşik Krallık vatandaşı olmayan ilk başkanı olmuştu.
Bir ülkenin merkez bankasının başına o ülkenin vatandaşı olmayan birinin getirilmesi yalnızca Türkiye için değil, pek çok ülke için alışılagelmiş bir durum değil.
Ancak dünyanın en büyük merkez bankalarının, farklı ülkelerden gelenlere kapılarını açması yaygın bir durum.

İngiltere Merkez Bankası'nda 75 farklı ülkeden insan var
İngiltere Merkez Bankası'nın Şubat 2021'de yayımlanan raporuna göre 4 bin 600'den fazla kişiyi istihdam eden kurumda, 75 farklı ülkeden insan çalışıyor.
Bank of England ekonomistleri Joel Suss, Marilena Angeli ve Peter Eckley'nin Temmuz 2021'de kaleme aldığı Birleşik Krallık bankalarındaki istihdam çeşitliliğini inceleyen makaleye göre ülkenin tüm bankalarında çalışan yabancı vatandaş oranı, 2001-2020 yılları arasında yüzde 26,5'ten yüzde 34,7'ye yükseldi.

1694,'te kurulan İngiltere Merkez Bankası, İsveç'ten sonra dünyanın en eski ikinci merkez bankası/ Fotoğraf: Reuters
Bu oran, Brexit yılı 2016'da sert bir düşüş yaşamış, sonra bir miktar toparlanmıştı.
Suss, Angeli ve Eckley'e göre, cinsiyet ve vatandaşlıkta çeşitlilik olmasının pozitif sonuçları var.
İngiltere Merkez Bankası analistleri, Birleşik Krallık vatandaşı olmayanların ve kadınların daha fazla istihdam edilmesiyle risklerin düştüğünü ve daha yüksek getirinin elde edildiğini söylüyor.

"Fed, politikaların bağımsız fikirlerle şekillendiği güçlü takım çalışmasına dayanıyor" 
Çatısı altında farklı milletlerden insanlara yer veren diğer bir merkez bankası ise Amerikan Merkez Bankası (Fed).
Kariyer sayfasında ırk, milliyet, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş ve malullük gözetmeksizin eşit haklarda istihdam sunduklarını söyleyen Fed, "İyi eğitilmiş, çok çeşitli işgücü, görev ve hedeflerimiz için gereklidir" diyor ve ekliyor: 
"Federal Rezerv Sistemi Yönetim Kurulu, çalışanlarının farklı geçmişlerine değer veriyor ve efektif pratikler ve politikaların bağımsız fikirlerle şekillendiği güçlü takım çalışmasına dayanıyor."

Fed'de az 20 Türk çalışıyor
70'ten fazla milletten insana istihdam sağlayan Amerikan Merkez Bankası'nda yıllardır çalışan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da bulunuyor. 

Jerome Powell, 2018'den bu yanan ABD Merkez Bankası Başkanlığı'nı yürütüyor/ Fotoğraf: New York Times
Banka'nın merkezi ve Banka'ya bağlı 12 federal merkez bankasının (Boston, New York, Philadelphia, Cleveland, Richmond, Atlanta, Chicago, St. Louis, Minneapolis, Kansas City, Dallas ve San Francisco) yönetim ve araştırma kademelerinde çalışan en az 20 Türk bulunuyor. 
Örneğin, Fed'de 1989'dan bu yana görev yapan, Dallas Fed Başkan Yardımcısı Mine Kuban Yücel bu isimlerden yalnızca biri. 

Türkiye'de ilk şart: Vatandaşlık
Türkiye'de ise durum biraz daha farklı. 
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın işe alımlarında "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak" birincil şart. 
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yer alan "Devlet memurluğuna alınacaklarda genel ve özel şartlar"ın ilki de yine "Türk vatandaşı olmak". 

"Fed bir dönem Amerikalı olmayan insan almakta zorlanıyordu, daha sonra değişti"
Hemen hemen hiçbirimizin aklına gelmeyen "Merkez Bankası'nda neden bir yabancı çalışmasın ki?" sorusunu soranlardan biri Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Refet Gürkaynak oldu. 

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Refet Gürkaynak/ Fotoğraf: YouTube
Bloomberg HT'de yayınlanan "Profil" programında konuşan Gürkaynak, bir ekonomistin gerekli yetkinliklere sahip olduktan sonra hangi milliyetten geldiğinin önemli olmadığına vurgu yaptı. 
Yüksek lisans ve doktora eğitimlerini Princeton Üniversitesi'nde tamamlayan Gürkaynak, Amerikan Merkez Bankası'nda çalıştığı 2001-2005 dönemini şu sözlerle anlattı: 
"Fed o zamanlar Amerikalı olmayan insan almakta zorlanıyordu. Şimdi böyle bir şey yok. Hatta bunda benim de parmağım oldu. 
Fed, uluslararası bir kuruma dönüştü ve bu, iyi bir şey aslında. Amerikalıların iyi yaptığı bir iş. 
Amerikan Merkez Bankası'nda iki kol var. Bunlardan biri para politikasına karar veren insanların oluşturduğu FOMC (Federal Açık Piyasa Komitesi/Federal Open Market Committee). Diğeri daha aşağı kademedeki iktisatçılar. Onların çıkarttığı tahminler, "böyle yaparsak şöyle olur" gibi hazırladıkları senaryolar var. 
FOMC, kendilerine gelen bu bilgiyi görüyor ve ona göre bir karar veriyorlar. Bunu başka insanların yapmasında da bir sakınca yok."
"Bizim merkez bankamıza Türkiye vatandaşı olmayan birisini almak mümkün değil zannediyorum" diyen Gürkaynak'a göre birisi ‘Ben Merkez Bankası'nda çalışmak istiyorum' diyorsa ve kendisi iyi bir iktisatçı, iyi bir merkez bankacı ise "gelsin çalışsın" diyebilmek lazım. 
İktisat Profesörü Gürkaynak, "O uzmanlıktan o katma değeri alabilmek lazım. Amerikalılar bunu yapıyorlar. Fed'de bir dünya İtalyan var, epey Türk var" diyor. 

"Doktora şartı var ve ABD'de doktorayı yabancılar yapıyor"
Bu açıklamalarının ardından Gürkaynak'a, Amerikan Merkez Bankası'nda çalıştığı dönemdeki istihdam yapısını soruyoruz. 
"Fed, benden önce araştırma pozisyonlarına yabancıları alıyordu. Ancak para politikasına dokunmayan pozisyonlardı bunlar" diyerek başlıyor söze ve durumun nasıl değiştiğini şöyle anlatıyor Independent Türkçe'ye yaptığı açıklamada: 
"Fed'de çalıştığı dönemde The Congressional Budget Office'e (Amerikan Kongresi Bütçe Ofisi) bir konuşma yapmaya gittim. 
Orada başka bir Türk ile tanışmış ve kendisine orada nasıl çalışabildiğini sormuştum. "ABD, güvenlik ve savunma anlaşması olan ülkelerden insan çalıştırabiliyor" yanıtını almıştım. 
1-2 sene sonra Amerika'da şu mesele ortaya çıktı: "İyi bir okulda doktora yapmış olsun, para politikası üzerine çalışmış olsun, yaptığı iş çok iyi olsun, merkez bankasında çalışmak istiyor olsun ve ABD vatandaşı olsun" seti giderek küçülüyordu. Çünkü doktorayı ABD'de yabancılar yapıyor."
ABD Nüfus Sayım Bürosu'nun verilerine göre ülkede 25 yaş üstü nüfusta doktora derecesine sahip kişilerin oranı 2000-2018 yılları arası yüzde 2'den yüzde 4,5'e çıktı. 

ABD ile NATO anlaşması olan ülkeler
İstenilen özelliklerde çalışan bulunmada sıkıntı yaşanması sonrası, "Bütçe ofisinde yapılabiliyorsa, bu Fed'de de yapılabilir" diyerek yabancı istihdamı fikrini çalıştığı kuruma sunan Refet Gürkaynak, "Ben Fed'deyken biz de o sisteme geçtik. Dolayısıyla Türkiye'nin ABD ile NATO anlaşması olduğu için Türkler de Amerikan Merkez Bankası'na alınabildi" sözleriyle anlatıyor o dönemi. 

Merkezi Washington'da yer alan ABD Merkez Bankası'nın binası/ Fotoğraf: AP
Önceleri Fed'in yeşil kart (Green Card/ABD'de oturma ve çalışma izni için gerekli belge) sponsoru olmadığını aktaran Gürkaynak, bu durumun 2006–2014 yılları arası Başkanlık yapmış Ben Bernanke döneminde değiştiğini ifade etti. 

"İyi ekonomist Türkiye'den çıkmıyorsa, yurtdışından istihdam edilebilir"
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nda yabancı uyruklu birinin çalıştırılması fikrini de sorduğumuz Refet Gürkaynak, istenilen özelliklere sahip birinin Türkiye'den çıkmaması durumunda yurt dışındaki kişilere yönelmenin normal olduğunu söyledi: 
Belli özelliklere haiz insanlar istiyorsun, merkez bankacılığı yapabilsin istiyorsun, "şu analizi yapabilsin, şu veriyi çalışmış olsun" gibi teknik özellikler arıyorsun. 
"Eğer böyle biri Türkiye'den çıkmıyorsa ve yurtdışından birisi "Ben bunları yapabiliyorum, yapmak da istiyorum" diyorsa çalıştırılabilmeli. "Çok iyi olurdu ama yanlış pasaport, dolayısıyla istihdam edemiyoruz" denmemeli.
Sonuç: Normalde yapacağımızdan daha kötü para politikası çıkıyor. 
Elbette ki bu işin güvenlik boyutu var. İstihdam ederken, özen göstermek gerekiyor. Ülkenin vatandaşı olmayan insan, para politikasını ne kadar önemseyecek buna bakılmalı."

"Çok iyi kaleciyi pasaportu nedeniyle almıyorsak sonuç, 'Mütemadiyen gol yemek' olur"
TCMB'de yabancı istihdamını "yabancı futbolcu oynatmaya" benzeten Gürkaynak, "İyisi yerlisinden çıkıyorsa Türkiye vatandaşı ile de yaparsın. Ancak çıkmıyorsa, kendini ülkenin vatandaşı olan insanlarla kısıtlamanın bir alemi yok" ifadelerini kullandı.
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Gürkaynak, "Sonuçta iş şuna geliyor: Çok iyi kaleci vardı. Getirecektik. O gelmek istiyordu, biz gelmesini istiyorduk. Pasaport tutmadığı için olmadı. Kova kaleciyi koyduk buraya, mütemadiyen gol yiyoruz. Kim mutlu? Kova kaleci mutlu. Çalışmaması gereken bir yerde, almaması gereken maaşı alıyor" değerlendirmesini yaptı. 
Memuriyetin bir "iş yapma yeri" olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Refet Gürkaynak, şöyle devam etti: 
"Kurumu, iş yapmak yerine istihdam yaratma yeri olarak görüyorsanız o zaman şunu açık açık söylemiş oluyorsunuz: Benim birinci derdim işi en iyi yapacak insanı getirmek, dünyanın neresinde olursa olsun onu alayım ve bu işi yaptırayım değil. Benim birinci derdim bizim çocukların iş bulması."
Independent Türkçe



Trump, stratejik petrol rezervinden 172 milyon varil petrolün serbest bırakılması talimatı verdi

Teksas eyaletindeki bir petrol sahasında bulunan petrol pompaları (AFP)
Teksas eyaletindeki bir petrol sahasında bulunan petrol pompaları (AFP)
TT

Trump, stratejik petrol rezervinden 172 milyon varil petrolün serbest bırakılması talimatı verdi

Teksas eyaletindeki bir petrol sahasında bulunan petrol pompaları (AFP)
Teksas eyaletindeki bir petrol sahasında bulunan petrol pompaları (AFP)

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Başkan Donald Trump’ın stratejik petrol rezervlerinden 172 milyon varil petrolün serbest bırakılmasına izin verdiğini açıkladı. Bu adımın, enerji fiyatlarındaki artışı kontrol altına almak ve küresel piyasaların güvenliğini sağlamak amacı taşıdığı bildirildi.

Wright resmî açıklamasında, serbest bırakmanın gelecek hafta başlayacağını ve tedarik işlemlerinin yaklaşık 120 gün süreceğini belirtti. Bu hamle, Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) üye 32 ülke arasında yapılan tarihî ve kapsamlı bir anlaşmanın parçası olarak, toplam 400 milyon varil petrol ve rafine ürünün serbest bırakılmasını kapsıyor.

İran’a caydırıcı bir mesaj

Wright, bu kararı doğrudan İran’ın hareketleriyle ilişkilendirerek, Tahran ve destekçilerinin uyguladığı ‘enerji şantajı’ döneminin sona erdiğini vurguladı. Wright, “Son 47 yıldır enerji güvenliğimizi tehdit etmeye ve Amerikalıları hedef almaya çalıştılar. Ancak Başkan Trump liderliğinde, Amerikalıların enerji güvenliğinin her zamankinden daha güçlü olduğunu dünyaya gösteriyoruz” dedi.

Wright ayrıca stratejik rezervin, serbest bırakılan miktardan daha fazlasıyla yeniden inşa edilmesine yönelik planları da açıkladı. ABD, önümüzdeki yıl boyunca depolara yerleştirmek üzere 200 milyon varil petrol satın almayı taahhüt etti; bu, serbest bırakılan miktardan yüzde 20 daha fazla. Wright, bu işlemin Amerikan vergi mükellefine herhangi bir maliyet yaratmayacağını, fiyat farkları ve vadeli işlemler üzerinden yapılacak stratejik alımlarla maliyetin karşılanacağını belirtti.


Uluslararası Enerji Ajansı’nın planı... ‘Rezerv’ variller petrol fiyatlarının yükselişini durdurmada başarılı olacak mı?

Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)
Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)
TT

Uluslararası Enerji Ajansı’nın planı... ‘Rezerv’ variller petrol fiyatlarının yükselişini durdurmada başarılı olacak mı?

Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)
Doğu Çin’in Shandong eyaletindeki Qingdao limanında bir petrol tankeri ham petrol yükünü boşaltıyor. (AFP)

Wall Street Journal, konuya vakıf yetkililere dayandırdığı haberinde, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) tarihindeki en büyük petrol rezervi açılımını değerlendirdiğini duyurdu. Söz konusu adım, mevcut çatışmanın yol açtığı piyasa dalgalanmalarını yatıştırmayı amaçlayan önleyici bir girişim olarak öne çıkıyor. Önerilen miktarın 182 milyon varili aştığı, bu rakamın 2022’deki Ukrayna krizinde gündeme gelen rezerv açılımıyla eşdeğer olduğu belirtiliyor; bu da uluslararası endişenin boyutunu yansıtıyor. G7 enerji bakanlarının ise planı hemen uygulama konusunda anlaşamadığı, IEA’nın durumu daha derinlemesine değerlendirmesini talep ettiği kaydedildi. Ancak planın sızması, Brent ve WTI ham petrol vadeli işlemlerinde geçici bir düşüşe yol açtı. Beyaz Saray’ın, savaşın sanki ‘son bulmuş’ gibi gösterilmesiyle piyasa aktörlerinin paniğini hafifletmeye çalıştığı ifade edildi.

Planın sızmasının ardından fiyatlarda yaşanan geçici düşüş, stratejik olarak bu rezerv açılımının sahadaki jeopolitik gerçeklerle ne kadar etkili olacağı sorusunu gündeme getirdi. Bu noktada, ‘Depolardaki variller, Hürmüz Boğazı’ndaki küresel petrol akışını telafi edebilir mi? Batılı ülkeler, deniz yollarının haftalarca veya aylarca tıkanması durumunda gerekli dayanıklılığı gösterebilir mi?’ soruları önem kazanıyor.

Acil durum rezervleri: Tarihle yüzleşmek için yeterli mi?

IEA’nın 32 üye ülkesi, ajansın koordine ettiği acil durum rezervlerinde toplam 1,2 milyar varil petrol bulunduruyor. Paris merkezli IEA, bugüne kadar beş kez bu tür rezerv açılımı müdahaleleri gerçekleştirdi: 1991 Birinci Körfez Savaşı öncesi, 2005’te Rita ve Katrina kasırgalarının ardından, 2011’de Libya iç savaşı sırasında ve 2022’de Ukrayna savaşının yol açtığı piyasa dalgalanmalarına karşı iki kez.

sdfhy
Kaliforniya’nın McKittrick kentindeki Belridge petrol sahasında bazı petrol pompaları çalışırken bazıları atıl durumda (AFP)

IEA üyeleri arasında en büyük rezerv ABD’de bulunuyor. Ülke, Meksika Körfezi kıyısı boyunca dört yüksek güvenlikli tesiste 700 milyon varilden fazla petrol depolayabiliyor. ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, bu depolar şu anda yaklaşık 415 milyon varil ile dolu; yani kapasitenin sadece yüzde 60’ı kullanılıyor. Bu durum, eski Başkan Joe Biden döneminde Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından yapılan rekor çekimlerle oluşmuştu.

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin ise son yıllarda stratejik rezerv kapasitesini artırmış görünüyor. Columbia Üniversitesi’ne bağlı Küresel Enerji Politikası Merkezi tahminlerine göre, Çin’in stratejik stoklarında yaklaşık 1,4 milyar varil ham petrol bulunuyor.

Uluslararası bölünme: Geri çekilme bir zorunluluk mu yoksa bir kumar mı?

Diplomatik açıdan planın hayata geçirilmesi kolay ilerlemedi. G7 enerji bakanları dün yaptıkları toplantıda rezervlerin serbest bırakılması konusunda hemen anlaşamadı ve IEA’dan önce durumu kapsamlı şekilde değerlendirmesini talep etti. Fransa, grup içinde aceleci adımlara karşı çıkan başlıca ülkelerden biri olarak öne çıktı; Fransa Maliye Bakanı, grubun henüz rezervlerin çekilmesini gerektiren noktaya ulaşmadığını belirterek, diğer bazı ülkelerin koordineli serbest bırakma önerilerini desteklemesine rağmen temkinli olmayı tercih etti.

Pazartesi günü yapılan G7 maliye bakanları toplantısında da, stratejik petrol rezervlerinden çekim kararı için henüz uygun bir aşamaya gelinmediği vurgulandı; ancak bakanlar bu konuda hazır olduklarını ifade etti.

78o
Kaliforniya’daki Belridge petrol sahasında bulunan bir petrol pompası (AFP)

ABD cephesinde ise Başkan Donald Trump, Amerikan rezervlerinden petrol serbest bırakma konusunda tereddüt gösterdi. Trump ve Enerji Bakanı Chris Wright, yüksek enerji fiyatlarını geçici olarak değerlendirdi.

Diğer yandan Japonya petrol stoklarını çekime hazırlamak için depolama talimatları verdi; Nikkei gazetesi bu adımı, ülkenin bağımsız hareket edebileceğine işaret olarak yorumladı, ancak Japon hükümeti henüz resmi bir karar alınmadığını belirtti. Hindistan ise 9 Mart’ta yaptığı açıklamada, stratejik rezervlerinden çekim yapmayı planlamadığını duyurdu.

Rezervler krizi çözebilir mi?

EuroIntelligence sitesi, ABD yönetiminin bu savaşta asıl ‘rakiplerinin’ Brent ve WTI ham petrol fiyatları olduğunu belirtiyor. Şarku’l Avsat’ın EuroIntelligence’ten aktardığı analize göre esas sorun Hürmüz Boğazı’nda yatıyor; buradan günde yaklaşık 20 milyon varil, yani deniz yoluyla taşınan küresel ham petrol tüketiminin beşte biri geçiyor. Analiz, stratejik rezervlerden müdahale girişimlerinin büyük bir krizle karşılaşacağını vurguluyor. IEA üyesi ülkelerin toplam rezervleri, esasen deprem, büyük savaş veya benzeri acil durumlar için ayrılmış olup, petrol fiyatlarının 100 doları geçmesi durumunda sınırlı bir fiyat baskısı oluşturmak için kullanılmak üzere tasarlanmamış durumda. Hürmüz Boğazı’ndan tam bir arz kesintisi yaşanması halinde, mevcut rezervler dünya için yalnızca 120 gün yeterli olacak; bu süre sonunda Batının enerji ‘silahı’ tamamen tükenmiş olacak.

Durum, rezervlerin yapısal özellikleri göz önüne alındığında daha da karmaşıklaşıyor. EuroIntelligence, ülkeler arasında rezerv yönetiminde büyük farklılıklar bulunduğunu belirtiyor. Örneğin Fransa hükümetinin stoklar üzerinde tam kontrolü bulunurken, İngiltere’de hükümet doğrudan rezerv sahibi değil ve özel sektörün stoklarına bağımlı. Ayrıca rezervlerin önemli bir kısmı, operasyonların istikrarını korumak için boru hatları içinde bulunuyor; bu da rezervlerin hemen çekilmesini pratikte imkânsız kılıyor.

Buna ek olarak ‘yeniden doldurma’ sorunu da gündemde. Bugün çekilen her miktar için Batılı ülkeler daha sonra piyasadan petrol satın almak zorunda kalacak; bu da Körfez ülkeleri üretimlerini tekrar devreye sokarken piyasada ciddi bir satın alma baskısı yaratacak ve piyasayı teknik olarak ‘mat pozisyonuna’ sokarak kolay bir çıkış yolu bırakmayacak.

Lojistik ikilemi

Stratejik rezervlerin serbest bırakılmasının etkinliği tartışılırken, zaman faktörü ‘gizli fiziksel bir kısıt’ olarak öne çıkıyor. Rezervlerin açılması, yalnızca siyasi bir karar alınıp düğmeye basılmasıyla gerçekleşen bir işlem değil; lojistik açıdan karmaşık bir süreç ve petrolün piyasalara ulaşması en az iki-üç hafta sürüyor. Karar alındıktan sonra, tesislerin pompalama için hazırlanması gerekiyor, ardından boru hatlarıyla limanlara taşınması ve oradan rafinerilere sevk edilmesi aşamaları geliyor.

ABD Stratejik Petrol Rezervi’nden günlük maksimum çekim kapasitesi yaklaşık 4,4 milyon varil. ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, başkanlık kararının ardından petrolün depolardan açık piyasaya ulaşması 13 gün sürüyor. Ayrıca lojistik engeller de bulunuyor. Trump yönetimi, rezervleri tekrar doldurma çabası içindeydi ve başkan stokları ‘tam kapasite’ ile dolduracağını taahhüt etmişti; ancak rezervler, aynı anda hem petrol alıp hem çıkarmak üzere tasarlanmamış durumda. Eski Başkan Biden döneminde başlatılan çekimlerin tesislere zarar verdiği ve onarım çalışmalarının halen sürdüğü de bildirildi.

fgthyjuı
ABD’nin Shoreline kentindeki bir benzin istasyonunda benzin ve dizel fiyatlarını gösteren bir tabela (DPA)

Bu zaman farkı, piyasaların birkaç hafta boyunca ani dalgalanmalara karşı savunmasız kalacağı anlamına geliyor. Tüketiciler arz artışının somut etkisini hissetmeden önce geçen süre, stratejik rezervlerin daha çok ‘psikolojik bir caydırıcı’ işlevi görmesini sağlıyor; ani fiyat yangınlarını teknik olarak söndürmekten ziyade piyasaya güven verme aracına dönüşüyor.

Fiyatı belirleyen üç kısıtlama

Oil Price sitesi, fiyatları yalnızca masa başı kararlarla kontrol etmenin önünde üç temel engel bulunduğunu vurguluyor. Birincisi, Hürmüz Boğazı’ndan kaybedilen akışın yalnızca küçük bir kısmını telafi edebilen ‘fazla kapasitenin’ aşınması. İkincisi, talep esnekliği; ham petrol fiyatları varil başına yaklaşık 120 dolara yaklaşmış durumda ve tarihsel olarak bu seviye ‘resesyon tetikleyici’ olarak kabul ediliyor, şirketler ve tüketiciler faaliyetlerini zorunlu olarak kısıyor. Üçüncü engel ise ABD Stratejik Petrol Rezervi’nin 415 milyon varile düşmesi; bu, yirmi yıl önceki gücünü kaybettiği anlamına geliyor ve Washington’un uzun vadeli manevra kapasitesini sınırlıyor.

Analistler, diplomatik çözümler başarısız olursa ve yapısal tıkanıklık devam ederse karamsar senaryoların gündeme geleceğini belirtiyor. Bölgedeki petrol işleme altyapısı zarar görürse fiyatların varil başına 140 doları aşabileceği öngörülüyor. Bu durumda sorun yalnızca fiyat artışı değil; aynı zamanda ulaşım ve tarım sektörlerinin tamamen dizel gibi rafine ürünlere bağımlı olması nedeniyle küresel ölçekte varil sıkıntısı da yaşanacak. Bu bağlamda IEA’nın planı, analistlere göre piyasaya zaman kazandırmaya yönelik bir girişim gibi görünüyor. Zira kriz, deniz yolları sürekli güvence altına alınmadığı sürece ülkelerin kontrol kapasitesini aşıyor.


Enerji Ajansı: Üye ülkeler rezervlerden 400 milyon varil petrolün serbest bırakılması konusunda anlaştılar

İngiltere'nin kuzeydoğusundaki South Killingholme yakınlarında bulunan ve Phillips 66 tarafından işletilen Humber rafinerisi (AFP)
İngiltere'nin kuzeydoğusundaki South Killingholme yakınlarında bulunan ve Phillips 66 tarafından işletilen Humber rafinerisi (AFP)
TT

Enerji Ajansı: Üye ülkeler rezervlerden 400 milyon varil petrolün serbest bırakılması konusunda anlaştılar

İngiltere'nin kuzeydoğusundaki South Killingholme yakınlarında bulunan ve Phillips 66 tarafından işletilen Humber rafinerisi (AFP)
İngiltere'nin kuzeydoğusundaki South Killingholme yakınlarında bulunan ve Phillips 66 tarafından işletilen Humber rafinerisi (AFP)

Uluslararası Enerji Ajansı, 32 üye ülkesinin stratejik rezervlerinden 400 milyon varil petrolü piyasaya sürme konusunda oybirliğiyle anlaştığını duyurdu.

Bu hamle, kurumun tarihindeki en büyük stratejik rezerv salınımını temsil ediyor.

Kurumun icra direktörü Fatih Birol, Ortadoğu'daki devam eden çatışmaların küresel enerji piyasaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu belirterek, doğalgaz arzı açısından en çok etkilenen bölgenin Asya olduğunu vurguladı.