La Palma 'felaket bölgesi' ilan edildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

La Palma 'felaket bölgesi' ilan edildi

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İspanya'da sol koalisyon hükümeti, 19 Eylül'den bu yana aktif olan Cumbre Vieja Yanardağı nedeniyle Kanarya Adaları grubundan La Palma Adası'nı "felaket bölgesi" ilan etti.
İspanya'da Bakanlar Kurulu'nun bugün yapılan haftalık olağan toplantısında hükümet, ülkenin güneybatısındaki La Palma Adası'nın felaket bölgesi ilan ederek buraya 10,5 milyon avroluk yardım yapılacağını duyurdu.
Söz konusu yardımın 5,5 milyon avroluk bölümünün, yanardağın lavlarından evlerini kaybedenlere ayrıldığı, geri kalanının ise buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, mutfak malzemesi, yatak, divan temel ihtiyaçlar için kullanılacağı bildirildi.
Hükümet, ilk etapta satın alınacak 107 konutun evsiz kalan ve durumu acil olan ailelere tahsis edileceğini ifade etti.
Ayrıca yanardağdaki patlamaların sona ermesinin ardından "yeniden yapılanma planının" devreye gireceği, orta ve uzun vadeyi kapsayacak yardımların adada yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi, enerji ve su tedarik ağlarının yeniden inşası, kentsel yapılanma, yol yapımı ve turizmin canlandırılmasına aktarılacağı kaydedildi.
Kanarya Adaları özerk yönetim hükümeti de La Palma'ya 13 milyon avroluk yardım planı kararı almıştı.

Adadaki toplam zarar 400 milyon avroyu geçecek
La Palma Adası'nda 50 yıl sonra aktif duruma geçen ilk yanardağ olan Cumbre Vieja'dan çıkan lavlar 21 kilometrelik yolu kullanılmaz hale getirirken lavların örttüğü 286 hektarlık alanda 589'u ev olmak üzere 686 bina kül oldu.
Kanarya Adaları Özerk Hükümet Başkanı Angel Victor Torres, yanardağın faaliyetlerinin sona ermesinin ardından adadaki toplam zararın 400 milyon avroyu geçeceğini tahmin ettiklerini açıkladı.
İnternet emlak firması Idealista da lavlardan harap olan tüm ev ve çiftliklerin toplam değerinin 178,4 milyon avroyu bulduğunu belirtti.
Adada mevcut durumda 5 bin 600 kişi evlerinden tahliye edilmiş durumda bulunuyor.
Yanardağ patlamalarından çıkan küller adadaki 1300 hektarlık alanı etkilerken tonlarca külün temizlenmesinin de ciddi sorun olduğu ifade ediliyor.
Gayrisafi yıllık hasılanın yüzde 50'si ile istihdamın yüzde 30'unun muz sektörüne bağlı olduğu, yaklaşık 80 bin nüfuslu La Palma Adası'nda, yıllık ortalama 150 bin ton olan muz üretimi de lavların ve küllerin arasında kalarak riske girdi.
Atlas Okyanusu'ndaki La Palma'da kıyıya çok yaklaşan lavların denize dökülmesi halinde şiddetli patlamaların olacağı ve kimyasal reaksiyonlardan çıkan gazların, ada sakinleri için sorun yaratabileceği uyarısında bulunuluyor.
Mevcut durumda lavların denize döküleceği yer olarak tahmin edilen bölgede bulunan ve yaklaşık 300 kişinin yaşadığı dört mahalleye giriş ve çıkışlara kısıtlama getirildiği, halktan zorunlu olmadıkça evlerinden çıkmamaları ve pencerelerini açmamaları istendiği belirtiliyor.



Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
TT

Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Japonya'nın enerji ve temel madenler projelerine yaptığı ilk yatırımları duyurdu. Bu açıklama, Başbakan Sanae Takaichi'nin ABD ziyaretinden önce iki ülke arasında ticaret anlaşmasının ilerletilmesi kapsamında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Japonya, Amerika Birleşik Devletleri'ne yatırım yapma taahhüdü olan 550 milyar dolarlık yatırımların ilk aşamasına resmi ve mali olarak adım atıyor" dedi. Bu yatırımların üç projeyi kapsadığını açıkladı: biri Teksas'ta petrol ve doğalgaz, diğeri Ohio'da elektrik üretimi ve üçüncüsü Georgia'da nadir toprak mineralleriyle ilgili.

12 Şubat'ta Japon basını, toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yatırım için üç proje hakkında ileri düzeyde görüşmeler yapıldığını bildirmişti.

Trump, projelerin gümrük vergileri olmadan hayata geçmeyeceğini savundu. "Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya için çok heyecan verici ve tarihi bir dönem" ifadesini kullandı.

İki ülke, temmuz ayı sonunda, ABD'nin ithal Japon mallarına %15 gümrük vergisi uygulayacağı ve karşılığında Japon şirketlerinin toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağı bir ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurmuştu.

Protokol, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımlarının nereye yönlendirileceğine ilişkin kararın Washington'a ait olduğunu öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ortak bir Japon-Amerikan komitesi önerilen projeleri inceleyecek, ancak nihai karar Trump'a ait olacak.

Projeler seçildikten sonra, Tokyo'dan 45 gün içinde gerekli fonu sağlaması istenecek. Protokole göre, Japonya yatırımının değerini geri kazanana kadar, Japonlar ve Amerikalılar her projenin karını eşit olarak paylaşacaklar.


Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.