‘Suriye rejiminin davranışlarında kademeli bir değişiklik’ için önerilerde bulunan gizli belge

Arap mutabakatını bekliyor, Rusya'nın ‘meşru çıkarlarını’ tanıyor. Şarku'l Avsat bu belgenin içeriğini yayınlıyor.

22 Şubat 2018'de Şam'daki Doğu Guta'da Duma'nın yıkımının ortasındaki Suriyeliler (EPA)
22 Şubat 2018'de Şam'daki Doğu Guta'da Duma'nın yıkımının ortasındaki Suriyeliler (EPA)
TT

‘Suriye rejiminin davranışlarında kademeli bir değişiklik’ için önerilerde bulunan gizli belge

22 Şubat 2018'de Şam'daki Doğu Guta'da Duma'nın yıkımının ortasındaki Suriyeliler (EPA)
22 Şubat 2018'de Şam'daki Doğu Guta'da Duma'nın yıkımının ortasındaki Suriyeliler (EPA)

Ürdün tarafından hazırlanan ‘gizli bir belge’ Şam ile ilişkilerde son on yıldan ve Suriye'nin ‘rejim değişikliği’ politikasından tamamen farklı yeni bir yaklaşım önerisinde bulundu. Belgede, Rusya'nın bu ülkedeki ‘meşru çıkarları’ tanınırken, ‘rejimin davranışlarının kademeli şekilde değiştirilmesi’ ve 2011'den sonra Suriye'ye giren ‘tüm yabancı güçlerin geri çekilmesinin’ sağlanması için atılması önerilen adımlar yer alıyor.
Belge hakkında bilgi sahibi olan Batılı üst düzey bir yetkili, belgenin geçtiğimiz günlerde aralarında Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın da bulunduğu Arap ve çeşitli liderler arasında tartışıldığını söyledi. Geçtiğimiz Temmuz ayında Washington'da ABD Başkanı Joe Biden, Ağustos ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le ve ayrıca Ağustos sonunda gerçekleştirilen Bağdat Zirvesi toplantısının oturum aralarında belgenin ele alındığını belirtti. Yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son dönemde atılan bazı normalleşme adımlarının ‘bu yeni yaklaşıma dokunduğunu veya onun ruhundan ilham aldığını’ ifade etti.
Ürdün’ün son hamlelerinin belgedeki fikirlere dayandığına dikkat çeken yetkili, Amman’ın, Arap doğalgaz boru hattını Suriye topraklarından Mısır ve Ürdün üzerinden Lübnan'a uzatmak için Washington'un desteğini aldığını belirtti. Hattın, Şam'a uygulanan ‘Sezar Yasası’nın yaptırımlarından muaf olacağına ve Dünya Bankası’nın, Suriye'nin güneyindeki hattın onarımı için mali destek sağlayacağına dair yazılı garanti vermeyi taahhüt etti. Öte yandan Rusya, Dera'da ve kırsalında, sivillerin Ürdün'e göçünü içermeyen ve İran'ın nüfuzunun genişlemesini durdurmaya yol açabilecek yerleşimleri dayatma çabalarına öncülük etti. Bununla eş zamanlı olarak Amman ile Şam arasındaki sınırın açılmasıyla ilgili olarak üst düzey askeri, güvenlik ve ekonomik ziyaretler yapıldı.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun oturum aralarında, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile temaslar arttı. New York'ta muhalif ‘Suriye Müzakere Komitesi’ delegasyonunun toplantılarının az veya hiç yapılmaması karşılığında, Mısırlı mevkidaşları Samih Şukri, Ürdünlü Eymen es-Safadi ve Tunuslu Osman el-Cerandi ile yapılan görüşmeler de buna dahildi.
Şam'ın 2012 yılı sonunda üyeliği dondurulan Arap Birliği'ne geri dönmesi konusunda Arap mutabakatı hala mevcut değil. Arap ülkeleri bunu, uzlaşmanın mevcudiyetine ve Suriye'nin birliğini koruyan 2254 sayılı Karara uygun olarak siyasi bir çözüm uygulamak için adımlar atmasına ve yabancı milislerin buradan çıkış yapmasına bağlıyor.

- Çoklu başarısızlık
Batılı yetkiliye göre ‘belge’, Suriye krizi konusunda son on yıl içindeki yaklaşımın Suriyeliler, jeopolitik ve terörle ilgili tüm yönleriyle her açıdan ‘başarısızlıkla’ sonuçlandığı değerlendirmesinden yola çıkarak hazırlandı. 6,7 milyon Suriyeli, 6,6 milyon mülteci, 13 milyon ülke içinde yerinden edilmiş kişi insani yardıma muhtaç durumda. Ayrıca Suriyelilerin yüzde 80'i yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve 2,5 milyon çocuk okula gitmiyor.
DEAŞ’a gelince, 2019 yılının Mart ayında coğrafi olarak hezimete uğradı. Ancak örgüt, Badiye ve Ürdün sınırındaki ülkenin güneydoğusu da dahil olmak üzere Suriye'nin çeşitli yerlerinde ‘yeniden canlanıyor.’
Yetkili, ‘belgenin’ İran varlığını da ele aldığına işaret etti. Belgeye göre Tahran'ın ‘rejim ve özellikle güneybatı Suriye olmak üzere ülkenin çeşitli bölgeleri üzerindeki askeri ve ekonomik etkisini artırdığı’ sonucuna varıldı. Bölge ve ötesi için tehdit oluşturan uyuşturucu ticaretinin gelişti ve bu İran milisleri için önemli bir finansman kaynağı" oluşturuyor.

-Yeni bir yaklaşım
Buna göre, ‘belge’, BM'nin 2254 sayılı kararı uyarınca Suriye ve çevresindeki insani krizi ve güvenlik yansımalarını ele alıp, terörle mücadele ve İran'ın artan etkisini kontrol altına almaya odaklanarak, birçok kümülatif adıma dayalı bir şekilde, Suriye'deki siyasi çözüme yeniden odaklanmasına yol açan yeni ve etkili bir yaklaşım önermekte. Batılı yetkiliye göre bu yaklaşımın amacı, Suriye halkına ve mültecilerin ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşüne olumlu yansıyacak teşvikler karşılığında ‘rejimin davranışını aşamalı olarak değiştirmektir’.
Bu ‘belgedeki’ fikirler, BM Elçisi Geir Pedersen'in ‘adım adım’ yaklaşımı izleme önerisine yaklaşıyor. Bu adımları tanımlamak, belirlemek ve bunlar için bölgesel, Arap ve Avrupa desteği almak daha sonra uygulamaya başlamadan önce ‘rejim katılımı’ için net bir mekanizma oluşturmak için bir ABD-Rusya anlaşması gerekiyor. Batılı yetkili, "Rusya'nın meşru çıkarlarını tanımanın ve ardından siyasi bir çözüme doğru ilerleme ve 2254 sayılı BM Kararını uygulama umuduyla ortak noktaları belirlemek için Rusya ile iş birliği yapmanın yanı sıra, bu yaklaşım için Rusya'nın desteğini almak çok önemli" dedi.

-Uygulama haritası
Bu yaklaşımın önündeki engeller arasında ‘rejimle bağlantı’ konusundaki bölünme, Şam'ın Arap Birliği'ne dönüşü konusunda Arap mutabakatının olmaması ve 2254 sayılı karar uyarınca siyasi bir çözümde ilerleme olmaması yer alıyor. Bunun yanı sıra ABD ve Avrupa ülkelerinin üç baskı aracı: yaptırımlar, izolasyon ve yeniden yapılanma için finansman konusunda ısrarlı davranması da bulunuyor. Kongre tarafından Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerin onayını alan ‘Sezar Yasası’nın temsil ettiği bir Amerikan yasası engeli de var.
Bu nedenle, tekliflerden biri Ürdün'ün bu temasları genişletmeden önce Şam ile mevcut bir ‘test angajmanı’ yürütmesiydi. Bu ‘belgeden’ sorumlu uzmanlar ve üst düzey yetkililer, ‘adım adım’ yaklaşımı için bir uygulama haritası hazırlamak konusunda çalıştılar. Sunulan dosyalar arasında Şam'ın barış süreciyle ilgili ‘rejimin davranışını değiştirme’ konusundaki tutumu, 2254 sayılı Karar, Anayasa Komitesi, İran'ın rolü ve mültecilerin ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü, normalleşme, siyasi ve diplomatik katılım, yaptırımlardan muafiyet, altyapı finansmanı ve terörizme karşı ortak iş birliği konularında diğer taraflarca yapılan ‘teklif’ yer alıyor.
Teklifler arasındaki ilk talep ‘Suriyeli olmayan tüm unsurların temas hatlarından çekilmesi’. Ardından, 2011 yılından sonra giren tüm yabancı güçlerin geri çekilmesi karşılığında, ABD güçlerinin geri çekilmesi, Suriye-Ürdün-Irak sınırındaki Tenef üssünün dağıtılması. Bir yanda Suriye ordusu ve güvenlik güçleri, diğer yanda komşu ülkelerdeki muadilleri arasında sınır güvenliğinin sağlanması için koordinasyon kanalları açılması bulunuyor.
Bu harita, uygulama için net bir takvim içermediği gibi, Rusya'nın Suriye'deki ‘meşru çıkarlarından’ bahsetmesine rağmen 2015 sonunda başlayan Suriye'deki askeri varlığına ilişkin pozisyonu da belirtmedi. Batılı yetkiliye göre belge, Şam'ın İran ve milislerin varlığının Suriye hükümetinin talebi üzerine geldiğine dair açıklamasına da değinmedi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.