Rusya ve Mısır Libya konusunda hemfikir

Moskova, Suriye’ye sağlanacak yardımların siyasal bir kart olarak kullanılmasına karşı çıkıyor. Kahire ise Esed rejiminden “gerekli adımları atmasını” bekliyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri dün Moskova'da bir araya geldi.(AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri dün Moskova'da bir araya geldi.(AFP)
TT

Rusya ve Mısır Libya konusunda hemfikir

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri dün Moskova'da bir araya geldi.(AFP)
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri dün Moskova'da bir araya geldi.(AFP)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri arasında Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel krizlerin ele alındığı kapsamlı bir görüşme gerçekleştirildi.
Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada Moskova-Kahire gündemindeki konuların önemine dikkat çekilirken, görüşmede bölgesel sorunları çözmek ve ikili ilişkileri ilerletmek için Rusya-Mısır iş birliğinin çeşitli alanlarda genişletilmesine yönelik çalışmalar yapıldığı belirtildi.
İki bakanın görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında, görüşmenin ilk bölümünde iki ülkeyi birbirine bağlayan büyük projelerde, özellikle de el-Daba bölgesinde Rus teknolojisi ile inşa edilmesi planlanan Mısır’ın ilk nükleer santrali ve Süveyş Kanalı yakınında kurulması planlanan Rus sanayi bölgesi projelerine odaklanıldığı ifade edildi.

Kahire ve Moskova Libya’da aynı safta
Siyasi gündem başlıklarında ise iki bakan, Libya'daki durumu ve Ortadoğu'daki sorunları ele aldı. İki bakan, Libya'da çözüm sürecinin ve taraflar arasındaki diyaloğun Birleşmiş Milletler himayesinde sürdürülmesinin ve seçimlerin kararlaştırılan tarihte yapılmasının önemi konusunda ortak tavır sergilediler. Ayrıca iki bakan, Türkiye’nin Batı Libya’daki unsurlarına atıfla "tüm yabancı güçlerin Libya'yı terk etmesinin" önemini vurgularken, Lavrov, Rusya’nın, yabancı güçlerin kademeli olarak geri çekilmesi tutumunu benimsediğini belirtti.
Filistin dosyasında ise iki taraf, uluslararası kararlar temelinde hareket edilerek "iki millet için iki devlet" ilkesinin uygulanmasını sağlayacak bir çözüm yolu bulunması gerektiğini vurguladı.

Nahda Barajı krizi
Toplantıda "Nahda Barajı" dosyası da ele alındı. Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, Rusya'nın krizle ilgili tutumundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bu konunun Güvenlik Konseyi'nde ele alınması sırasında Rusya’nın Mısır'a gösterdiği desteğe övgüde bulundu. Şukri, “Bu konuda, uluslararası hukukla bağdaşmayan tek taraflı politikalardan uzak ve tüm tarafların haklarını güvence altına alan bağlayıcı bir yasal çözüme ulaşmak için Moskova ile iş birliği yapmayı sabırsızlıkla bekliyoruz" açıklamasında bulundu.

Rusya İdlib’e saldırabilir
Görüşme sonrası yapılan basın toplantısına da yansıdığı üzere tüm bu dosyaların yanı sıra görüşme, ana konu olarak Suriye’deki duruma odaklandı.
Lavrov, Moskova'nın, Suriye'ye insani yardım sağlanmasının siyasal bir karta dönüştürülmesine karşı olduğunu vurguladı. Yıllardan beri devam eden krizin yansımalarını aşmak için Suriye’ye yardım sağlanmasının ve 2254 sayılı BMGK Kararı temelinde siyasi bir çözüme ulaşılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Ayrılıkçı eğilimleri kabul etmeyeceklerini belirten Lavrov, İdlib bölgesindeki terör tehdidinin devam ettiğine dikkat çekerek, Moskova’nın, "bölgede mevzilenen terörist grupların Suriye ordusuna ve Rus güçlerine saldırılar düzenlemeye devam etmesinden" endişe duyduğunu dile getirdi.
“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında, Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) grupları başta olmak üzere hangi isimde olursa olsun tüm terörist grupların bölgeden çıkarılması hususunda daha önce yapılan anlaşmaya” değinen Rus bakan, bu anlaşmaların mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti ve “Nihai hedefimiz tüm bu terörist grupları ortadan kaldırmaktır” dedi.

Türkiye ve ABD’nin Suriye’deki varlığı
Türk yetkililerin, “Suriye’de diğer ülkelerin güçleri olduğu müddetçe Ankara’nın da bölgedeki güçlerini geri çekmeyeceği” yönündeki açıklamaları karşısında Rusya’nın tutumunun ne olacağı sorusuna karşın Lavrov, “Rusya, Rus-Türk anlaşmasının uygulanmasın son derece önemli olduğu teyit etmektedir. 2254 sayılı BMGK kararı ise Suriye topraklarının birliğini ve egemenliğini teyit ediyor. Bu karara göre Suriye hükümeti tarafından davet edilen güçler, Suriye topraklarında var olma hakkına sahiptir” dedi. Lavrov, Washington'un sadece ordusuyla değil, aynı zamanda özel güvenlik şirketleri aracılığıyla da bölgede bulunduğunu kaydederek, “Suriye’deki Amerikan varlığı tam olarak geri çekilmiş değil” dedi.
Türkiye'nin tutumuyla ilgili olarak Lavrov, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rus tarafıyla yaptığı tüm görüşmelerde Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğunu tekrar tekrar dile getiriyor. Çözüm süreci başlarsa, biz Türkiye’nin bu tutumuna güveneceğiz” dedi.

Kahire-Şam ilişkileri
Mısır Dışişleri Bakanı Şukri ise konuşması sırasında, görüşmede Suriye'deki durumu ve Suriye krizinden uluslararası kararlara uygun bir şekilde nasıl çıkılacağının tartışıldığını belirtti.
Birkaç gün önce New York’ta Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad’la yaptığı görüşme ve bunun Suriye’nin Arap Birliği’ne geri dönüşünün başlangıcı olup olmadığına dair sorular karşısında Şukri, “New York’taki görüşme, Suriye’nin krizden çıkması ve Arap Birliği’ne geri dönmesi için Mısır’ın ne gibi katkılar sağlayabileceğini tartışmayı hedefliyordu” dedi.
Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad’la yaptığı görüşmeyi "Suriye’deki karmaşık krizçerçevesinde son derece önemli” olarak nitelendiren Şukri, “Mısır, Suriye halkının son 10 yıldır çok büyük zararlar gördüğü bu krizin son bulması için çok istekli. Suriye, Arap ulusal güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası. Tarihsel olarak da Mısır-Suriye ilişkileri her zaman özel bir öneme sahip olmuştur” açıklamasında bulundu.
Mısırlı bakan, bu görüşmenin müzakerelerin birinci turu olduğuna işaret ederek, “Bundan sonra, siyasi çözümün aşama kaydetmesi, Anayasa Komisyonu’nun çalışmalarının etkinleştirilmesi ve Suriye halkının acılarının dindirilmesi için Şam hükümetinin atacağı adımları bekleyeceğiz. Mısır her zaman, güvenlik ve istikrar sağlayan, Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygıya dayanan ve çatışmayı durdurmak için uzlaşma ilkesini esas alan bir çözüm bulunması çağrısında bulunmuştur” dedi.
Şukri, Moskova ziyaretinden önce bu konuda yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullanmıştı: "Elbetteki Suriye halkı son on yılda çok acı hadiseler yaşadı. Ancak günümüz itibariyle önemli bir gelişme var. Silahlı çarpışmalarda eskiye göre azalma yaşanıyor. Bu durumdan istifade ederek Suriye halkının özlemini gerçekleştirmek ve onları son yıllarda maruz kaldıkları acılardan kurtarmak için krizi sonlandıracak bir çözüm yolu bulmak daha da önemli hale geldi. Mısır her zaman kardeşlerine yardım etmeye, halkın iradesini desteklemeye ve herhangi bir komplo veya hedef göstermeden maslahat ve düşünce temelinde anlaşmaya çalışır. Suriye’de son 10 yılda meydana gelen olaylarda Mısır’ın hiçbir dahli olmamıştır. Dolayısıyla, Mikdad ile görüşmemizin kabul edilebilir ve ilerlemeye açık olduğunu düşünüyorum.”
Şukri, görüşmeyi “iki halk ve iki hükümet arasındaki ilişkilere son derece ilgi gösteren açık sözlü bir görüşme” olarak nitelendirdi ve “Mısır, Suriye'nin bu krizden çıkmasında ve Arap ulusal güvenliği çerçevesindeki konumunu geri kazanmasında aktif bir rol oynayabilir” dedi.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe