Ürdün İstihbarat Direktörü: Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması için yeni bir vizyon geliştirildi

Direktör, Şarku’l Avsat da dahil olmak üzere medya kuruluşlarının temsilcilerini içeren açık bir oturumda konuştu.

Ürdün Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Hatukay, bir grup medya uzmanıyla birlikte (Şarku’l Avsat)
Ürdün Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Hatukay, bir grup medya uzmanıyla birlikte (Şarku’l Avsat)
TT

Ürdün İstihbarat Direktörü: Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması için yeni bir vizyon geliştirildi

Ürdün Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Hatukay, bir grup medya uzmanıyla birlikte (Şarku’l Avsat)
Ürdün Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Hatukay, bir grup medya uzmanıyla birlikte (Şarku’l Avsat)

Ürdün’de düzenlenen bir oturumda konuşan Genel İstihbarat Direktörü Tümgeneral Ahmed Hüsni Hatukay, ​​bir grup Ürdünlü gazeteci ve yazara ülkedeki güvenlik ve siyaset sahnesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Oturumdaki görüşler, iç ve dış meselelerle ilgili birçok kritik soruyu yanıtlarken yalın değildi. Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması, siyasi reform sürecine destek ve bölgesel ve yerel olarak radikalizm ve terörle mücadelede kurumun rolü, oturumun ana başlığını oluşturdu.
Oturumda 4 saatten fazla bir süre siyaset ve güvenlik yaklaşımları üzerinde duruldu. Ülkenin güvenlik kurumuna başkanlık eden Hatukay’ın Mayıs 2019 başlarında göreve gelmesi, istihbarat biriminin Ürdün meselesiyle ilgili politikaları açısından ilerleyen dönemin özelliklerini belirledi.
Tümgeneral Hatukay, bölgesel ve uluslararası ittifakların karmaşık haritası karşısında göz ardı edilemeyecek bir ‘oldu bittiye’ uzanan siyasi bir yaklaşım ortasında, Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması için yeni bir vizyon ortaya koydu. Bu yaklaşım, sınırların açılması ve ticaret ile ilgili olarak yakın zamanda açıklanan bir dizi Ürdünlü yetkilinin kararında da açıkça görülüyor.
Ülkenin en yüksek güvenlik yetkilisi olarak Tümgeneral Hatukay’ın Suriye meselesinde ifade ettiği tutum, Krallığın, ‘Rusya- Suriye- Ürdün’ uzlaşıları aracılığıyla kriz yılları boyunca güneydeki ‘bazı müdahaleler’ dışında Suriye işlerine müdahaleden kendisini uzak tuttuğunu ortaya koydu.
Hatukay, bu noktada Ürdün’ün Suriye’ye karşı herhangi bir eylemin kuvözlerinden biri olmadığını dile getirdi. Tümgeneral, güney sınır bölgesinin Ürdün ile istikrarının, bu husustaki en önemli stratejik hedef olduğunu ve öyle kalacağını vurguladı.
Tümgeneral Hatukay, Suriye rejim güçlerinin bugün topraklarının yüzde 65’ini kontrol ettiğini iddia ederken, toprakları üzerindeki kontrolünü geri kazanma görevinde kendisini destekleyen bölgesel tarafların niteliği hakkında ise yorum yapmadı. Suriye krizinin ülkenin kuzeydoğu bölgelerindeki endişeler ortasında hala etkin olduğunu söyleyen yetkili, bölgenin güvenliğini hala hedef almaya çalışan terör örgütleri için kuluçka merkezlerinin var olduğunu dile getirdi. Tümgeneral Ahmed Hüsni Hatukay, Suriye- Irak sınırına yakın Haseke bölgesinde bulunan el-Hol kampındaki krize ve Suriye krizinin koşulları nedeniyle kampın çevresindeki insani ve güvenlik durumuna da değindi.
Tümgeneral, son yıllarda iki istihbarat servisi arasında ve amacı Suriye’nin güneyinde sükuneti korumak olan bir ulusal güvenlik planı dahilinde, Ürdün ve Suriye arasındaki stratejik ilişkinin sürekliliğine dikkati çekti.
Tümgeneral Hatukay, sınırların sürekli olarak kapatılmasıyla ilgili olarak ise Ürdün değerlendirmesinin, Ürdün Krallığı’nın ‘kuzey sınırlarını kapatma politikasına tahammül zorluğu’ ortasında Ürdün- Suriye ilişkisini ‘çerçeve içine almaya’ çalıştığını söyledi. Yetkili, iki ülkenin güvenlik ve ekonomi konuları başta olmak üzere ortak konularda iş birliği hatlarını yeniden açma ihtiyacı ışığında, Şam ile iş yapmanın kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

Kaçakçılık korkuları
Ürdün İstihbarat Direktörü, uyuşturucu ve silah kaçakçılığındaki artışla birlikte Krallığın güvenliğini hedef almaya çalışan sınır ötesi terörist unsurların kaçakçılık oranındaki artış konusunda endişelerini dile getirdi. Üst düzey güvenlik yetkilisi, Suriye’de yoksulluk ve açlığın yayılmasının, ‘dışlanmış nesiller arasında radikalizmi körüklemeye’ katkı sağladığını ve onları terör örgütleri için savunmasız hale getirdiğini belirtti. Tümgeneral, geçmiş yıllarda bu radikalizm yanlısı grupların egemenliği altında büyüyen çocukların, bu örgütlerin saflarında edindikleri inançların değişmesine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Hatukay, ​​Ürdün Genel İstihbarat Teşkilatı’nın 2019’dan toplantı tarihine kadar gerçekleşen 120 operasyona ilişkin hayal kırıklığına da değinirken, Ürdün istihbaratı çabalarının, Krallığı hedef alan 52 terör planını engellediğini ve bu saldırılara karışan 103 kişiyi tutukladığını belirtti.
Tümgeneral Hatukay, terörle mücadeleye yönelik uluslararası çabaların bir parçası olarak Krallığın, Avrupa’nın farklı bölgelerinde ve dünya ülkelerinde 68 terör planını engellemeye katkıda bulunduğunu vurguladı. Tümgeneral ayrıca, “Krallık genelinde terör unsurlarının 95 kaçakçılık faaliyetinin yanı sıra silah ve uyuşturucu kaçakçılığı operasyonları engellendi ve bu operasyonlara karışan 249 kişi tutuklandı” dedi.
Hatukay, geniş bir güvenlik ve istihbarat ölçeğinde çabaları koordine etmeyi gerektiren zorluklara da değindi. İstihbarat Direktörü, Krallığın güvenliğinin Irak ve Suriye’deki terör örgütleri aracılığıyla hedef alınmasına yönelik girişimlerin devam ettiğini yineledi. Ürdün istihbarat servisinin siber güvenlik alanlarındaki büyük çabaları da dahil olmak üzere, tüm başarılara rağmen tehlikenin hala ‘mevcut’ olduğunu vurgulayan yetkili, Ürdünlü gençlerin radikalizm yanlısı terör örgütleri bünyesine dahil edilmesi yoluyla sosyal medya platformlarının tehlikesinin hala devam ettiğine dikkati çekti. Tümgeneral Hatukay, radikalizmin ve örgütlerin gençleri işe alarak yanlarına çekme çabalarının sadece bölgeyi değil Batı toplumlarını da etkileyeceği konusunda uyardı. Sosyal medya uygulamalarına dikkati çeken yetkili, gençleri ve toplumları radikalizme ve kaosa çekmeye yönelik planlar içinde kullanılan araçlar olduğunu ifade etti.

Suriye muhalefeti ve Ürdün
Suriyeli muhalif liderlerin Ürdün’deki varlığı ve muhalefetin elindeki platformların Ürdün-Suriye yakınlaşması planına ‘saldırı’ girişimleri hakkında da konuşan Hatukay, Ürdün’deki tüm Suriyelilerin, kriz yıllarında yaşanan insani durumun dayattığı koşullarla muamele gördüğünü dile getirdi. Krallığın Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapmak için yeteneklerini kullandığını söyleyen Tümgeneral, Ürdünlüler ve Krallıkta ikamet eden diğer kişiler için geçerli yasalara tabi oldukları sürece Ürdün topraklarında ikamet eden herhangi bir Suriyeli için suiistimalin kabul edilmeyeceğini vurguladı.
Katılımcı gazetecilerin açıklamalarını da dikkatle dinleyen Tümgeneral Ahmed Hüsni Hatukay, yaklaşık 1,3 milyon Suriyeli mültecinin ülkeye sığınmasıyla birlikte Ürdün’ün karşı karşıya olduğu bir dizi ekonomik, güvenlik ve siyasi zorluğa da değindi. Yetkili, “Bu durum su, elektrik ve yol şebekeleri de dahil olmak üzere ulusal altyapı üzerinde baskı oluşturdu. Ayrıca bu baskı, Suriyeli mülteci kamplarındaki mültecilere koronavirüs aşısı dağıtımı da dahil sağlık ve eğitim hizmetlerini kapsıyor” dedi.
Yetkili, yüksek kamu bütçe açığı nedeniyle artan ekonomik baskıya ve Suriyelilerin yerel pazara katılımı karşısında piyasa güçlerinin dengesizliğine dikkati çekerken, bunun Ürdünlü gençler arasında işsizlik rakamlarının artmasına neden olduğunu söyledi. Tümgeneral, “2018 yılından bu yana Krallık’ta ikamet eden toplam Suriyeli mültecinin sadece 34 bininin ülkelerine döndüğü göz önüne alındığında, ekonomik ve sosyal baskıların öngörülebilir gelecekte devam etmesi muhtemeldir” şeklinde konuştu.
Öte yandan Tümgeneral Hatukay, Ürdün’ün ‘ikili ilişkilerin eski dönemdeki koşullarına döndürülmesi ve su meselesi üzerinde uzlaşı sağlanması’ için yeni anlaşmalar yapılması yönünde bir önceliği bulunduğunu söyledi.
Ürdün İstihbarat Direktörü, Suriye ile yakınlaşmanın ve tüm Suriye topraklarında sakinlik fırsatının sağlanmasının, Krallığın kardeş ülkelere destek sağlama konusundaki değişmezleri ile uyumlu olduğunu açıkladı. Yetkili, batı elektrik enterkonneksiyon projesinin (Mısır- Ürdün- Suriye- Lübnan) yeniden canlandırılmasının ve Mısır gazının Ürdün ve Suriye üzerinden Lübnan’a ihraç edilmesinin, enerji stoklarındaki büyük kıtlığın bir sonucu olarak Lübnan ekonomisinin karşı karşıya olduğu felaket senaryolarına son vereceğini belirtti.
Tümgeneral Hatukay, ​​ülkesinin Suriye krizine siyasi çözüm bulma konusundaki tutumuna bağlı olduğunu dile getirirken, Suriye topraklarında tanık olunan herhangi bir istikrarın, iki kardeş komşu arasındaki bölge içi ticaretin dönüşü yoluyla kaçınılmaz olarak Ürdün ekonomisine yansıyacağını belirtti.
Tümgeneral, komşu ülkelerle güvenlik sorunlarına değinirken, olayların karmaşık uluslararası koşullar ışığında hızlanmasının, karar vericinin yüksek ulusal çıkarları koruyan seçenekleri ve alternatifleri incelemesini gerektirdiğini belirtti. Tümgeneral Hatukay, Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın uluslararası arenada, komşuların çalkantılı koşullarına uyum sağlama çabalarına ve ilgili ülkelerdeki etkileriyle mücadeleye de dikkati çekti.
Güvenlik yetkilisi, yaptığı açıklamada Arap güvenlik ve istihbarat organlarının çabalarını koordine etme bağlamında 2019 yılında kurulan ve bu yıl Ürdün’ün başkanlığını yaptığı Batı İstihbarat Forumu’nun oluşturulmasının önemine vurgu yaptı. Tümgeneral Hatukay, forumun ‘bölgedeki güvenlik ve istikrar sisteminin güçlendirilmesine hizmet etmek amacıyla ve bilgi alışverişi kolaylığı yoluyla’ zorluklarla yüzleşmek ve önleyici tedbirler üzerinde anlaşmak hususunda ortak bir dil üretmeyi başardığını açıkladı.

Yerel kararlar
Yerel olarak, 1964 yılında kurulan Genel İstihbarat Teşkilatı’nın 14. direktörü olan Hatukay, yaptığı açıklamada Pazar günü Ürdün Kralı’na teslim edilen Siyasi Sistemi Modernize Etme Kraliyet Komitesi’nin tavsiyelerini destekleme konusunda önde gelen güvenlik kurumunun tavrına ilişkin olarak tüm spekülasyonları çözüme kavuşturdu. Yetkili, kurumun tek tavrının, inceledikten sonra tavsiyeleri desteklemek olduğunu dile getirdi.
Kurumunun, Kraliyet Komitesi üyeleri tarafından uzaşı sağlanan koşullara olan inancına dikkati çeken Hatukay ayrıca, devletin canlılığını yansıtacak şekilde sürekli değerlendirme, ölçme ve geliştirmeye tabi olmak kaydıyla, gelecekte ortaya çıkacak reformist gerçekliğe desteğini ifade etti.
Öte yandan Siyasi Sistemi Modernize Etme Kraliyet Komitesi, anayasa değişikliği taslağını ve iki seçim ve parti kanununu onayladı. Seçim kanununda yapılan değişiklikler, ‘Temsilciler Meclisi’ndeki sandalyelerin yüzde 30’u oranında partilere ayrılan parti sandalyeleri kanununu, adaylar arasında sonuçların hesaplanmasında kararlılık ilkesinin onaylanmasını, kadınlara ayrılan koltuk kontenjanının yanı sıra Krallık’taki seçim bölgelerinin sayısının azaltılmasını ve gençlerin adaylık yaşının 25’e indirilmesini’ kapsadı. Aynı şekilde komitenin partiler kanun taslağında yer alan tavsiyeleri de onaylanırken değişikliklerde, herhangi bir kovuşturma yapılmaksızın üniversite öğrencilerinin parti çalışması ilkesinin yasallaştırılması da yer aldı.
Hatukay, gerçekçi ve uygulanabilir çözümler taşıyan partizan programlar uyarınca hukuk çerçevesinde ve aidiyet korkusunu ortadan kaldıracak şekilde ulusal parti çalışması koşuluyla, Taraflar Kanunu’nda yapılan değişiklikten sonra partizan çalışma olanaklarına destek verildiğini ifade etti.
Muhafazakâr siyasi elitler arasındaki demokratik sürecin gelişimine dair korkular hususunda, çoğu Ürdün yerel basın kuruluşlarını temsil eden gazetecilerin sorularına doğrudan yanıt veren Tümgeneral Hatukay, ülkesinin yürürlükteki yasalarla yönetilen demokrasiden korkmadığını vurguladı. Yetkili, “Küreselleşmenin değerlerinden etkilenmeleri ve gelişmiş ülkelerin deneyimlerine tanık olmaları sonrasında genç nesil, yeni bir dille tanıştı. Bu durum, modernleşme ve kalkınmada devlet kurumlarının nesillerin gereksinimlerine ayak uydurmasını zorunlu kılmaktadır. Ayrıca bu, ‘herkesin sorumluluk ortağı olmasını sağlayan ulusal karar alma süreçlerine katılma’ hedefine hizmet eder” açıklamasında bulundu.

Esed, Ürdün Kralı’nı 10 yılın ardından ilk kez aradı
Ürdün Kralı ve Esed arasındaki telefon görüşmesi iki ülke arasındaki yakınlaşmayı destekliyor



Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
TT

Irak, İran’ın sınır geçiş noktalarına yönelik kısıtlamaları artırıyor

Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)
Basra vilayetinde İran ile Irak arasındaki Şelemçe Sınır Kapısı. (AFP)

Bağdat’ta, ABD’nin Irak yönetimine daha fazla sınır kapısını kapatması ve İran’a yönelik kısıtlamaları artırması için sürekli baskı uyguladığı yönündeki iddiaların gölgesinde, İran ile bir sınır kapısının kapatıldığı bildirildi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Iraklı bir kaynak, Irak hükümetinin dün ülkenin güneyindeki Şeyb Sınır Kapısı’nı kapattığını bildirdi. İranlı bir yetkili ise Irak ile sınır kapılarının yolcu geçişlerine açık olduğunu, ancak tır ve kamyonların geçişlerinde gecikmeler yaşandığını söyledi.

İki siyasi kaynak, ABD’nin Bağdat yönetimine İran ile arasındaki bütün sınır kapılarını kapatması yönünde baskı yaptığını belirtti. Kaynaklardan biri, “ABD Hazine Bakanlığı bu konuyu, Zeydi geçen ay New York’tayken gündeme getirdi” dedi.

Irak hükümet sözcüsü Haydar el-Abudi ise İran ile Şeyb Sınır Kapısı’nın kapatılmasının geçici olduğunu belirterek, “Verimliliği artırmak amacıyla gerçekleştirilen bu işlem tamamen idari niteliktedir ve siyasi bir anlam yüklenmesini gerektirmemektedir” açıklamasında bulundu.


Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
TT

Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı

Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)

Husiler, Yemen’deki kritik tesislere yönelik saldırılarını artırdı. Grup, Aden Uluslararası Havalimanı ile Mukalla kentindeki er-Reyyan Havalimanı’nı balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldı. Saldırılar, Taiz ve Lahic’in batısında çatışmaların şiddetlendiği ve “Yemen Şafağı” operasyonunun Husilerin askerî ve insan gücünü yıpratmayı sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’ın resmî kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Aden Havalimanı çevresine bir balistik füze düştü. Hadramut vilayetindeki er-Reyyan Havalimanı da füze ve hava saldırılarına maruz kaldı. Yerel yönetim, saldırılarda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Husiler ayrıca Taiz kentinin Bir Başa bölgesindeki bir sünger fabrikasını hedef aldı. Böylece saldırılar, sivil ve kritik altyapı tesislerini de kapsadı.

Yemen ordu sözcüsü, muhaliflerini kuşatma uygulamakla suçlayan Husilerin, havalimanlarını, tesisleri, altyapıyı, seyahat güzergâhlarını ve geçim kaynaklarını hedef alarak fiilen halka kuşatma uyguladığını söyledi. Sözcü, saldırıların Husilerin sahada baskı altına alındığı dönemlerde daha da yoğunlaşan bir yaklaşımın göstergesi olduğunu ifade etti.


Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, “Mısır’ın askerî çabalarının Suudi Arabistan topraklarını savunmaya yönelik olduğunu ve Yemen’e yönelik bir saldırıyı kapsamadığını” vurguladı. Sisi dün akşam yaptığı açıklamada, “Buradaki amaç, Suudi Arabistan’ın topraklarını ve sınırlarını, ayrıca Mısır’dan talep edilmesi hâlinde diğer Arap ülkelerinin topraklarını savunmaktır” dedi. Mısır’ın askerî faaliyetlerinin kendi sınırlarının ötesine ya da güvenliğini ve istikrarını korumayı önemsediği kardeş ülkelerin topraklarında saldırı amacıyla yürütülmeyeceğini ifade etti.

Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerinin yanında durmasının ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu belirtti. “Arap ulusal güvenliği bir bütündür” diyen Sisi, Körfez’deki kardeş ülkelerin istikrarının Mısır’ı ulusal güvenlik açısından doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı. Sudan, Libya ve Somali dâhil bütün Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini söyledi.

Mısır Parlamentosunun, Suudi Arabistan’a destek amacıyla gerekli adımların atılması konusunda Cumhurbaşkanı Sisi’ye yetki verilmesini görüşmek üzere önümüzdeki pazartesi toplanması planlanıyor.

Sisi, dün Başbakan Mustafa Medbuli ve çok sayıda bakanın katılımıyla, “Mısır Forumu 2026” kapsamında düzenlenen “Vatan ve Vatandaş Güvenliği” başlıklı oturuma katıldı.

Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed Şinavi’nin açıklamasına göre İçişleri Bakanı Mahmud Tevfik, güvenlik sisteminin geliştirilmesi ve adli suçlarla mücadele için yürütülen çalışmaları anlattı.

Tevfik, suç yöntemlerinin gelişmesi karşısında güvenlik çalışmalarını yeniden yapılandırmak amacıyla kapsamlı bir plan hazırlandığını belirtti. Planın temel başlıkları arasında siber suçlar ve fikrî mülkiyet alanlarında uzman kadroların yetiştirilmesi, terör örgütlerinin faaliyetlerinin erken aşamada izlenmesi, vatandaşların bilinç düzeyinin artırılması ve hükümlülere yönelik ceza politikalarının güncellenmesi yer alıyor. Tevfik, vatandaşların bilinçlendirilmesinin ülkenin istikrarını hedef alan girişimlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturduğunu kaydetti.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ise ülkesinin kriz ve çatışmaların yaşandığı ülkelerle çevrili olduğunu, bu durumun doğrudan Mısır’ın ulusal güvenliğiyle bağlantılı bulunduğunu söyledi. Abdülati, Mısır’ın dünyanın önde gelen güçleriyle stratejik ilişkilere ve ortaklıklara sahip olduğunu belirterek, bu ilişkilerin Sisi’nin ortaya koyduğu “stratejik denge” doktrini doğrultusunda ihtiyatlı ve dengeli biçimde yürütüldüğünü ifade etti.

Kızıldeniz’in güvenliği konusunda da açıklamalarda bulunan Abdülati, Mısır’ın kıyıdaş ülkelerle iş birliği yaparak bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamayı hedeflediğini belirtti. Bu iş birliğinin lojistik, ekonomi ve turizm alanlarında ortaklıkların geliştirilmesini de kapsadığını kaydetti.

Abdülati, su güvenliğinin Mısır için hayati bir mesele olduğunu vurgulayarak, “110 milyon Mısırlının yaşamı hiçbir tarafın tek taraflı iradesine bırakılamaz” dedi. Mısır’ın yalnızca uluslararası hukuk kurallarının uygulanmasını talep ettiğini belirtti.

Mısır’ın Afrika Boynuzu ülkelerine yönelik politikasının temel ilkelerini de sıralayan Abdülati; ülkelerin iç işlerine müdahale edilmemesi, ulusal birlik ve bağımsızlıklarının korunması, bölgede ayrılıkçılığın ve ülkelerin bölünmesinin kesin biçimde reddedilmesi ile denize erişim konusunun komşu ülkelerle koordinasyon ve anlaşma yoluyla ele alınması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Abdülati, Mısır’ın Sudan’ın bölünmesine ve Sudan devletinin kurumlarının çökmesine izin vermeyeceğini de söyledi. Mısır’ın, Sudan’da siyasi bir çözüm bulunması için bölgedeki diğer aktörlerle birlikte çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Dün akşam oturumu sırasında yeniden söz alan Sisi ise devlet kurumlarının korunmasının önemine dikkat çekti. Devlet kurumlarının ayakta tutulamamasının ülkelerin çöküşüne yol açtığını belirten Sisi, devletlerin çökmesinin çok ciddi sorunlara neden olduğunu söyledi. Bölgedeki mevcut tablonun bu durumu açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Sisi ayrıca, 2014’ten bu yana Mısır dış politikasına yön veren temel ilkeleri sıraladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu ilkelerin; ülkelerin iç işlerine müdahale etmemek, komplolardan kaçınmak, ulusal devletlerin birliğini ve kurumlarını korumak, silahlı milislerle ilişki kurmamak, inşa ve kalkınma için iş birliği yapmak ve bütün aktörlerle dengeli ilişkiler içinde olumlu bir angajman yürütmek olduğunu ifade etti.