Suudi Arabistan binicilikte dünya sıralamasında ikinci kategoriye ulaştı

Bu yeni başarı, binicilik sporunun yönetimden aldığı sınırsız desteğin bir sonucu niteliğinde (Şarku’l Avsat)
Bu yeni başarı, binicilik sporunun yönetimden aldığı sınırsız desteğin bir sonucu niteliğinde (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan binicilikte dünya sıralamasında ikinci kategoriye ulaştı

Bu yeni başarı, binicilik sporunun yönetimden aldığı sınırsız desteğin bir sonucu niteliğinde (Şarku’l Avsat)
Bu yeni başarı, binicilik sporunun yönetimden aldığı sınırsız desteğin bir sonucu niteliğinde (Şarku’l Avsat)

Binicilik sporu, Suudi Arabistan’da yönetimden aldığı sınırsız desteğin neticesinde ortaya koyduğu yeni başarılarla, önemli yarışların düzenlendiği dünya çapındaki klasmanda ikinci kategoriye ulaştı.
Binicilik Federasyonu Yönetim Kurulu ve Jokey Kulübü Yönetim Kurulu, binicilik sporunun ulaştığı seviyeye atıfta bulunarak, Suudi Arabistan’ın binicilikte dünyada ikinci kategoriye ulaşmasının ve Suudi Kupası'nın uluslararası birinci kategori G1 yarışları içinde sınıflandırılması vesilesiyle Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a katkılarından dolayı teşekkür etti.  Ayrıca, G3 çim koşusu, G3 kum pistinde Suudi Arabistan Koşusu, G3 çim pistinde 1351 Hız Koşusu, G3 kum pistinde Riyad Hız Koşusu ve G3 çim pistinde Kızıldeniz Yarışlarının yapılması ile ilgili de bilgi verdi. Bu uluslararası sınıflandırma, Binicilik Federasyonu Yönetim Kurulu ve Binicilik Kulübü Yönetim Kurulu tarafından izlenen vizyon ve gelişim stratejisinin ve Suudi Arabistanı Dünya At Yarışı Örgütü klasmanında birinci kategoriye çıkarma hedefinin bir parçası.
Değerlendirme, atların gerçek seviyelerini etkileyebilecek ve atın sağlığına olumsuz etkileri olabilecek yasaklı maddelerin kullanımına yönelik yaptırımların uygulanmasında at yarışı kulübünün rolünü kapsıyor. Kulüp, Suudi Arabistan’ı binicilikte birinci seviyeye ulaştırana dek aynı gelişimsel yaklaşımı izleyecek. Suudi Arabistan, atalarından miras kalan binicilik sporunda, yönetimin de sınırsız desteğini alarak bu alanda dünyanın en iyi kulüpleri arasında yer alıyor.



Almiron... "Ağzını kapatma" kuralı nedeniyle ihraç edilen ilk oyuncu

Paraguaylı Miguel Almiron, oyundan atıldıktan sonra büyük üzüntü içinde (AFP)
Paraguaylı Miguel Almiron, oyundan atıldıktan sonra büyük üzüntü içinde (AFP)
TT

Almiron... "Ağzını kapatma" kuralı nedeniyle ihraç edilen ilk oyuncu

Paraguaylı Miguel Almiron, oyundan atıldıktan sonra büyük üzüntü içinde (AFP)
Paraguaylı Miguel Almiron, oyundan atıldıktan sonra büyük üzüntü içinde (AFP)

Türkiye ile San Francisco’da oynadığı maçta, ilk yarı bitmeden önce ağzını kapatarak konuştuğu gerekçesiyle kırmızı kart gören Paraguaylı Miguel Almirón, Dünya Kupası tarihinde bu gerekçe ile oyundan ihraç edilen ilk futbolcu oldu.

Olay, Paraguay’ın 1-0 önde olduğu sırada yaşandı. Almirón, Mert Müldür’e yaklaşarak bazı sözler söyledi. Müldür’ün hakeme itiraz etmesi üzerine Salvadorlu hakem Iván Barton pozisyonu Video Yardımcı Hakem (VAR) ile değerlendirdi ve Almirón’a kırmızı kart gösterdi.

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA), nisan ayında yaptığı düzenlemeyle, rakiple iletişim sırasında ağzını kapatan oyuncuların “hakeme karşı bir eylem” kapsamında oyundan ihraç edilebileceğini duyurmuştu.

Bu karar, şubat ayında UEFA Şampiyonlar Ligi’nde yaşanan bir olayın ardından alınmıştı. O maçta Benfica forması giyen Gianluca Prestianni, Real Madrid’in yıldızı Vinícius Júnior ile konuşurken ağzını kapatmış, ardından ırkçı bir hakaret yönelttiği iddiasıyla gündeme gelmişti. Prestianni daha sonra “ayrımcı davranış” gerekçesiyle üçü ertelenmiş olmak üzere altı maç men cezası aldı.

FIFA Başkanı Gianni Infantino mart ayında yaptığı açıklamada şu ifadeyi kullanmıştı: “Eğer gizleyecek bir şeyin yoksa, bir şey söylerken ağzını kapatma. Bu kadar basit.”


Fas, Saibari'nin "Dünya Kupası'nın en hızlı golü" ile İskoçya'yı mağlup etti

Saibari golü kutlarken (Reuters)
Saibari golü kutlarken (Reuters)
TT

Fas, Saibari'nin "Dünya Kupası'nın en hızlı golü" ile İskoçya'yı mağlup etti

Saibari golü kutlarken (Reuters)
Saibari golü kutlarken (Reuters)

Fas, Dünya Kupası’nda bu turnuvadaki en hızlı gollerden biri sayesinde İskoçya’yı 1-0 mağlup ederek, C Grubu’ndan çıkma yolunda son 16 turu umutlarını güçlendirdi.

Fas, maçın henüz 70. Saniyesinde İsmail Saibari’nin İbrahim Diaz’ın pasını değerlendirmesiyle öne geçti. Saibari, Fas Aslanları’nın turnuvadaki açılış maçında Brezilya ile 1-1 berabere kaldığı karşılaşmada da golünü atmıştı.

2022 Katar Dünya Kupası’nda yarı finale yükselen Fas, maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutarak birçok gol fırsatından yararlanamasa da üstünlüğünü koruyarak üç puana ulaştı.

Bu sonuçla Fas, grubunda 4 puanla liderliğe yükseldi. Turnuvaya Haiti’yi 1-0 mağlup ederek başlayan ve şu anda ikinci sırada yer alan İskoçya ise Fas’ın bir puan gerisinde bulunuyor. Haiti ise grubun son sırasında yer alıyor. İskoçya, daha sonra Brezilya ile karşılaşacak.


Çimlerin üzerinde yazılan bir efsane: Wimbledon

Roger Federer, 8 şampiyonlukla tek erkeklerde en fazla zafere ulaşan tenisçi (Reuters)
Roger Federer, 8 şampiyonlukla tek erkeklerde en fazla zafere ulaşan tenisçi (Reuters)
TT

Çimlerin üzerinde yazılan bir efsane: Wimbledon

Roger Federer, 8 şampiyonlukla tek erkeklerde en fazla zafere ulaşan tenisçi (Reuters)
Roger Federer, 8 şampiyonlukla tek erkeklerde en fazla zafere ulaşan tenisçi (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Bu hafta 139.'su düzenlenecek Wimbledon Tenis Turnuvası'nın tarihini ele alıyoruz.

Her sporun bir mabedi vardır. Futbol için Wembley ve boks için Madison Square Garden ne ifade ediyorsa, tenis için de Wimbledon aynı anlamı taşır. Ancak Londra'nın güneybatısındaki bu tarihi kortları farklı kılan şey sadece büyük şampiyonlar ya da kaldırılan kupalar değil.

Wimbledon, neredeyse bir buçuk asırdır değişen dünyaya rağmen özünü koruyabilen ender spor organizasyonlarından biri.

Gelecek hafta dünyanın en iyi tenisçileri yine aynı çimlerin üzerine çıkacak. Kimi ilk zaferinin peşinde koşacak, kimi tarihe yeni bir rekor eklemeye çalışacak.

Fakat aslında korta çıkan her sporcu, 148 yıl önce başlayan uzun bir hikayenin yeni sayfasını yazacak.

Bu hikaye 1877'de başladı.

Bugün milyonlarca kişinin takip ettiği dev organizasyonun ilk turnuvası son derece mütevazıydı.

O dönem adı All England Croquet Club olan kulüp, İngiltere'de hızla popülerleşen yeni bir spor dalı olan çim tenisine de yer açmaya karar verdi ve adını All England Croquet and Lawn Tennis Club olarak değiştirdi. Düzenlenen ilk Wimbledon'da sadece bir kategori vardı: Tek erkekler.

Toplam 22 sporcu mücadele etti. Finalde 27 yaşındaki Spencer William Gore, William Marshall'ı 6-1, 6-2 ve 6-4'lük setlerle mağlup ederek tarihin ilk Wimbledon şampiyonu oldu.

Karşılaşmayı izlemek için yaklaşık 200 kişi birer şilin (bir poundun 20'de biri) ödemişti. Üstelik final planlandığı gün oynanamadı; Londra'nın meşhur yağmuru organizasyonu erteledi ve mücadele üç gün sonra yine pek de elverişli olmayan hava koşullarında tamamlandı.

Belki de bu yüzden Wimbledon'ın kaderinde yağmurla birlikte anılmak vardı. Aradan geçen onlarca yıl boyunca yağış nedeniyle duran maçlar turnuvanın ayrılmaz bir parçası oldu. Ancak 2009'da Merkez Kort'a açılır kapanır çatının eklenmesiyle birlikte bu gelenek teknolojiye yenik düştü.

İlk yıllarda kullanılan raketler bugünkülerle kıyaslanamayacak kadar ilkel, oyuncuların teknikleriyse oldukça farklıydı. Buna rağmen 1877'de belirlenen kuralların büyük bölümü modern tenisin temelini oluşturdu. O gün atılan adımlar, bugün milyarlarca dolarlık bir spor ekonomisinin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Turnuva büyüdükçe kapsamı da genişledi. 1884'de kadınlar ilk kez Wimbledon sahnesine çıktı. Aynı yıl çiftler kategorileri de programa eklendi ve organizasyon gerçek anlamda uluslararası bir şampiyonaya dönüşmeye başladı.

Ancak Wimbledon'ın tarihi sadece başarılarla dolu değil.

I. Dünya Savaşı sırasında, 1915'le 1918 arasında turnuva düzenlenmedi. Aynı durum II. Dünya Savaşı yıllarında da yaşandı. 1940'ta Alman bombardımanında Merkez Kort ciddi hasar gördü, binlerce koltuk kullanılamaz hale geldi.

Kulübün bazı alanları savaş döneminde farklı amaçlarla değerlendirildi, hatta boş alanlarda tarım yapıldı. Buna rağmen savaş sona erdiğinde Wimbledon yeniden ayağa kalktı ve gelenek kaldığı yerden devam etti.

1922'de bugünkü adresi olan Church Road'a taşınan turnuva, ilerleyen yıllarda yeniliklere de öncülük etti. 1967'de renkli televizyon yayını yapan ilk büyük spor organizasyonlarından biri oldu. Milyonlarca kişi ilk kez Wimbledon'ın yemyeşil kortlarını evlerinden izleme fırsatı yakaladı.

Asıl büyük değişimse bir yıl sonra yaşandı.

1968'de başlayan Açık Dönem'le profesyonel tenisçilerin de Grand Slam turnuvalarında mücadele etmesinin önü açıldı. Wimbledon artık sadece amatörlerin yarıştığı bir organizasyon olmaktan çıkıyor, dünyanın en iyi oyuncularını aynı kortta buluşturuyordu. Aynı yıl para ödülleri de dağıtılmaya başlandı. Erkekler şampiyonu 2 bin sterlin kazanırken kadınlar şampiyonu 750 sterlinle yetinmek zorundaydı.

Bu eşitsizlik uzun yıllar sürdü. Ancak sporun değişen dinamikleri ve özellikle kadın tenisçilerin yürüttüğü mücadele sonucunda 2007'de önemli bir karar alındı.

O tarihten itibaren Wimbledon'da kadın ve erkek şampiyonlara eşit para ödülü verilmeye başlandı. Böylece turnuva, kendi geleneklerini korurken çağın gerekliliklerine de uyum sağlayabileceğini göstermiş oldu.

Bugün Wimbledon'ı diğer Grand Slam organizasyonlarından ayıran en önemli özellikse hiç kuşkusuz çim kort.

Avustralya Açık ve Amerika Açık sert zeminde, Fransa Açık toprak kortta oynanıyor. Wimbledon ise hâlâ çimde düzenlenen tek Grand Slam olma özelliğini taşıyor.

Çim zeminde top daha hızlı sekiyor, ralliler kısalıyor ve oyuncuların refleksleri daha fazla önem kazanıyor. Bu nedenle Wimbledon şampiyonu olmak, birçok tenisçi tarafından kariyerin en büyük başarısı olarak görülüyor.

Turnuvanın en dikkat çekici geleneklerinden biri de beyaz kıyafet zorunluluğu. Sporcuların neredeyse tamamen beyaz giyinmesi bekleniyor ve bu konuda oldukça katı kurallar uygulanıyor.

Modern spor dünyasının renkli sponsor anlaşmaları ve gösterişli tasarımları düşünüldüğünde, Wimbledon'ın bu tavrı onu farklı bir yere koyuyor.

Tribünlerdeki çilek ve krema geleneği de aynı şekilde yıllardır yaşatılıyor. Her yaz tonlarca İngiliz çileği ve binlerce litre krema tüketiliyor.

Kraliyet ailesinin turnuvaya olan ilgisi de bu tabloya ayrı bir anlam katıyor. Böylece Wimbledon yalnızca bir tenis turnuvası değil, İngiliz kültürünün önemli sembollerinden biri olarak da varlığını sürdürüyor.

Elbette bütün bu gelenekler, kortta yazılan efsaneler olmasa aynı etkiyi yaratmayabilirdi.

Björn Borg'un soğukkanlılığı, Martina Navratilova'nın 9 şampiyonlukla kırdığı rekor, Pete Sampras'ın çim kort hakimiyeti, Roger Federer'in zarafet dolu oyunu, Serena Williams'ın yıllarca süren hakimiyeti, Rafael Nadal'ın hiç bitmeyen mücadele ruhu ve Novak Djokovic'in modern döneme damga vuran başarıları Wimbledon tarihini zenginleştiren kilometre taşları oldu.

Her kuşak kendi yıldızını yarattı ama turnuvanın ruhu hiç değişmedi.

Belki de Wimbledon'ın gerçek sırrı tam burada yatıyor. Teknoloji değişiyor, raketler hafifliyor, yayın platformları dönüşüyor, para ödülleri katlanıyor ama Merkez Kort'a çıkan her oyuncu hala 1877'de başlayan bir geleneğin parçası olduğunu biliyor.

Gelecek ay yine yeni bir şampiyon kupayı havaya kaldıracak. Belki genç bir yıldız doğacak, belki bir efsane kariyerine yeni bir sayfa ekleyecek. Fakat sonuç ne olursa olsun Wimbledon'ın asıl kazananı yine kendi tarihi olacak.

Çünkü bazı organizasyonlar sadece spor müsabakası düzenlemez; nesiller boyunca anlatılan bir hikaye yaratır. Wimbledon da tam 148 yıldır bunu yapıyor ve tenisin kalbinin neden hala Londra'da attığını her yaz yeniden hatırlatıyor.

Kaynaklar: Wimbledon, Historic UK