BM: Yemen, dünyanın en ağır insani krizi olmayı sürdürüyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

BM: Yemen, dünyanın en ağır insani krizi olmayı sürdürüyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Yemen'in, dünyanın en ağır insani krizi olmayı sürdürdüğünü söyledi.
BM İnsan Hakları Konseyinin 48'inci oturumunda konuşma yapan Bachelet, Yemen'deki duruma değindi.
Bachelet, ülkede çatışmaların 7'nci yılını doldurduğuna dikkati çekerek, "Taraflar arası çatışmaların yoğunlaşmaya başladığı Mart 2015'ten bu yana 2 bin 270'i çocuk 8 bin 218 sivil hayatını kaybederken, 13 bin 283 sivil yaralandı" diye konuştu.
Çatışan tarafların, uluslararası hukuk ve insan haklarının tesisine yönelik sorumluluklarını yerine getirmede üzerine düşen görevi yapmadığını vurgulayan Bachelet, "Çatışan taraflar ayrıca yargısız infaz, keyfi gözaltı, işkence ve çocukların silahlandırılması gibi uluslararası hukuku zedeleyen uygulamalara devam etmektedir" dedi.
Bachelet, "Yemen, dünyanın en ağır insani krizi olmayı sürdürüyor. Ülkede 20 milyondan fazla kişi insani yardım ve korumaya muhtaç olup bunlardan yaklaşık 12 milyonu daha vahim durumdadır. Şimdiye kadar 4 milyon kişi yerinden edilmiş ve bunların yüzde 83'ünü kadınlar ve çocuklar oluşturmuştur" ifadelerini kullandı.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, bölgedeki insani yardım ve taraflar arası uzlaşma çabalarını geciktirdiğinin de altını çizen Bachelet, ülkede şiddetli gıda kıtlığının önüne geçilmesi için bütün sektörlere "acil yardım" çağrısında bulundu.
Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de İran destekli Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor.
Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulundururken Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.
İran destekli Husiler, sık sık Suudi Arabistan'ın güney bölgelerini balistik füze ve İHA'larla hedef alıyor.



Fetih Kongresi’ndeki gizem... Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi neden siyasi tarafsızlığına dair bir bildiri yayınladı?

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı Ali Şaas, komitenin görev bildirgesini imzalarken (X)
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı Ali Şaas, komitenin görev bildirgesini imzalarken (X)
TT

Fetih Kongresi’ndeki gizem... Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi neden siyasi tarafsızlığına dair bir bildiri yayınladı?

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı Ali Şaas, komitenin görev bildirgesini imzalarken (X)
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi Başkanı Ali Şaas, komitenin görev bildirgesini imzalarken (X)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi salı akşamı, özellikle ani şekilde duyurulması nedeniyle nedenleri ve arka planına ilişkin çok sayıda soru işareti uyandıran bir bildiri yayınladı. Bildiride, komitenin siyasi tarafsızlığına ve üyelerinin herhangi bir Filistinli gruba mensup olmadığına vurgu yapıldı.

Komite açıklamasında, siyasi aidiyeti bulunmayan profesyonel bir yapı olduğunu, hiçbir siyasi grubu temsil etmediğini belirtti. Ayrıca komite başkanı ve üyelerinin, herhangi bir örgütsel ya da partisel faaliyet yürütmeksizin, mesleki ve ulusal sıfatlarıyla görev yaptıkları ifade edildi.

Bildiride ayrıca, “Üyelerden herhangi birinin geçmişte sahip olduğu siyasi ya da ulusal arka planın, komiteye geçici ve profesyonel bir yapı olarak verilen yetkinin niteliğini etkilemediği gibi; ulusal çıkarların korunması ve görev tanımının sınırları çerçevesinde tarafsızlık, şeffaflık ve tüm Filistinli güçler ile kurumlara açık olma taahhüdünü de etkilemeyeceği” kaydedildi.

Hikâye ne?... Kimden bahsediliyor?

Şarku’l Avsat’ın komite üyeleriyle temas halindeki iki kaynaktan edindiği bilgiye göre, söz konusu bildiri, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un talebi üzerine yayımlandı. Bildirinin, komite başkanı Ali Şaas ile yapılan değerlendirmelerin ardından hazırlandığı belirtildi. Değerlendirmelerde, Şaas’ın ve bir başka komite üyesinin isimlerinin, bu ayın 14’ünde düzenlenecek olan Fetih Hareketi’nin 8. Kongresi delegeleri listesinde yer alması ele alındı.

Listede, komitenin güvenlik dosyasından sorumlu, Filistin istihbaratından emekli bir subay olan Sami Nasman’ın yanı sıra, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin güvenlik biriminde görev üstlenecek yardımcısı Naim Ebu Husneyn’in adı da yer aldı.

Kaynaklara göre komite, isimlerin Fetih Kongresi listesinde yayımlanmasının ardından ortaya çıkan tartışmalar nedeniyle açıklama yapmak zorunda kaldı. Ancak açıklamanın, hareket içindeki bazı yönetici ve isimlerin tepkisini çektiği belirtildi. İsminin açıklanmasını istemeyen bir Fetih yetkilisi, “Fetih’e mensup olmak utanılacak bir durum değil ki bazı komite üyeleri hareketle bağlarını inkâr etsin” ifadesini kullandı.

Aynı kaynak, açıklamada kullanılan ‘önceki siyasi-ulusal geçmiş’ ifadesinin ‘tehlikeli bir tanımlama’ olduğunu savunarak, söz konusu isimlerin hareket içinde uzun yıllar görev yaptığını ve halen Gazze Şeridi’ndeki önemli sembol isimler arasında yer aldığını söyledi.

Öte yandan bazı Fetih yöneticileri ve mensuplarının, kurum içi iletişim grupları üzerinden söz konusu isimlerin üyeliklerinin geri çekilmesi çağrısında bulunduğu, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin açıklama metninin üslubunu eleştirdiği aktarıldı.

vfbfb
Kahire’de gerçekleşen Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi toplantısından (Mısır Enformasyon Kurumu)

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne yakın kaynaklardan biri, Şaas’ın Filistin yönetiminde daha çok profesyonel görevlerde bulunduğunu ve Fetih Hareketi içinde aktif bir siyasi faaliyet yürütmediğini söyledi. Kaynak, Şaas’ın isminin 8. Kongre üyeleri listesine eklenmesindeki amacın, kamuoyunda tanınan bir isim olarak hareketle ilişkilendirilmesini sağlamak olduğunu ifade etti.

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşması uyarınca geçici olarak bölge yönetimini üstlenecek komite üyelerinin ağırlıklı olarak akademisyenler ve profesyoneller arasından seçildiği belirtiliyor. Bununla birlikte bazı üyelerin Fetih ve sol eğilimli gruplarla geçmişte ilişkilerinin bulunduğu, buna karşın İslami gruplardan hiçbir ismin komiteye dahil edilmediği kaydedildi. Ayrıca İsrail’in, üyeleri kabul etmeden önce güvenlik soruşturması yürüttüğü aktarıldı.


Suriye: Siyasi İşler Genel Sekreterliği "beklenen hükümet değişiklikleri çerçevesinde" feshediliyor

Suriye: Siyasi İşler Genel Sekreterliği "beklenen hükümet değişiklikleri çerçevesinde" feshediliyor
TT

Suriye: Siyasi İşler Genel Sekreterliği "beklenen hükümet değişiklikleri çerçevesinde" feshediliyor

Suriye: Siyasi İşler Genel Sekreterliği "beklenen hükümet değişiklikleri çerçevesinde" feshediliyor

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir kaynak, Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin dün Siyasi İşler Genel Sekreterliği'nin feshedilmesi ve kadrolarının Dışişleri Bakanlığı ile diğer bakanlıklara dağıtılması yönünde talimat verdiğini açıkladı.

Kaynak, fesih kararına ilişkin henüz resmi bir kararnamenin yayımlanmadığını ancak ilgili yetkililere kararın tebliğ edildiğini belirtti. Şarku’l Avsat’ın El-Arabi el-Cedid’ten aktardığına göre kurum çalışanlarının büyük bir kısmı Dışişleri Bakanlığı ve diğer devlet kurumlarına nakledilecek.

Sout al-Asime (Başkentin Sesi) sitesine konuşan kaynaklar ise Siyasi İşler Genel Sekreterliği’nin, illerdeki müdürlükleri de dahil olmak üzere tamamen feshedileceğini ve bu adımın "beklenen hükümet değişiklikleri çerçevesinde" atıldığını ifade etti.

Söz konusu fesih kararının gerekçeleri arasında, Genel Sekreterliğin iş tanımına ilişkin yaşanan karmaşa ile Suriye’nin farklı illerindeki şubeler arasında eş güdüm ve uyum eksikliği gerekçe olarak gösteriliyor.

Haberde ayrıca, daha önce Genel Sekreterliğin denetiminde olan sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının, bu görev için kurulacak yeni bir bağımsız heyete bağlanacağı kaydedildi.

Siyasi İşler Genel Sekreterliği’nden başka bir kaynak da fesih haberlerini doğrulayarak, "Bize kurumun feshedildiği bildirildi, ancak henüz resmi bir karar çıkmadı" açıklamasında bulundu.

Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın Mart 2025’te Siyasi İşler Genel Sekreterliği’ni kurma kararı; hukuk, siyaset ve medya çevrelerinde farklı tepkilere neden olmuştu. Kamuoyunda bu kurumun, devletin ve toplumun kilit noktaları üzerinde "tek parti tahakkümünü" yeniden tesis edebileceğine dair endişeler dile getirilmişti.


Netanyahu, Beyrut'un güney banliyölerine düzenlenen baskında "Rıdvan Gücü" komutanının hedef alındığını duyurdu

6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyölerindeki Haret Hreik mahallesini hedef alan İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplananlar, (AFP)
6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyölerindeki Haret Hreik mahallesini hedef alan İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplananlar, (AFP)
TT

Netanyahu, Beyrut'un güney banliyölerine düzenlenen baskında "Rıdvan Gücü" komutanının hedef alındığını duyurdu

6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyölerindeki Haret Hreik mahallesini hedef alan İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplananlar, (AFP)
6 Mayıs 2026'da Beyrut'un güney banliyölerindeki Haret Hreik mahallesini hedef alan İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplananlar, (AFP)

Resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre İsrail, Hizbullah ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkesin ardından ilk kez dün akşam Beyrut'un güney banliyölerini hedef alan bir hava saldırısı düzenledi.

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki Haret Hreik mahallesini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar- 6 Mayıs 2026 (AFP)İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki Haret Hreik mahallesini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar- 6 Mayıs 2026 (AFP)

Ajansta yer alan kısa açıklamada, "İsrail savaş uçakları el-Gubeyri bölgesini hedef alan bir hava saldırısı düzenledi" ifadelerine yer verildi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan Hizbullahı'nın üst düzey bir isminin hedef alındığını duyururken, Hizbullah’a yakın bir kaynak, AFP’ye yaptığı açıklamada, Rıdvan Gücü Operasyon Komutanı Malik Bellut'un saldırıda hayatını kaybettiğini doğruladı.

Saldırının ardından sosyal medya platformu X üzerinden bir açıklama yapan Netanyahu, operasyon emrini bizzat verdiğini belirtti:

"Savunma Bakanı Israel Katz ile koordineli olarak, Hizbullah’ın Rıdvan Gücü komutanının etkisiz hale getirilmesi amacıyla Beyrut’ta vurulması talimatını verdim."

Netanyahu, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Rıdvan teröristleri, İsrail yerleşim birimlerinin bombalanmasından ve İsrail askerlerine zarar verilmesinden sorumludur. Kimse hukukun üstünde değildir; İsrail’in uzun kolu her düşmana ve her katile ulaşacaktır."

Netanyahu açıklamasını, kuzey bölgelerindeki güvenliği sağlama sözüyle tamamlayarak şunları kaydetti: "Kuzey sakinlerine güvenlik sağlama konusunda kararlıyız. Bu iş böyle yapılır ve böyle yapılmaya devam edilecek!"