Cezayir diplomasisinde Fransa’dan uzak yeni bir yönelim

Bir devletin, politikalarını ‘otonomi’ üzerine inşa etmesi ile önceki hegemon güçten kurtulmak için başka bir büyük gücün kollarına sarılma arayışında olması arasında fark var.

Mali Geçiş Dönemi Devlet Başkanı Assimi Goita, başkent Bamako’da Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra’yı kabul etti. (Cezayir televizyonu)
Mali Geçiş Dönemi Devlet Başkanı Assimi Goita, başkent Bamako’da Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra’yı kabul etti. (Cezayir televizyonu)
TT

Cezayir diplomasisinde Fransa’dan uzak yeni bir yönelim

Mali Geçiş Dönemi Devlet Başkanı Assimi Goita, başkent Bamako’da Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra’yı kabul etti. (Cezayir televizyonu)
Mali Geçiş Dönemi Devlet Başkanı Assimi Goita, başkent Bamako’da Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra’yı kabul etti. (Cezayir televizyonu)

Ali Yahi
Cezayir-Mali hattında büyük bir diplomatik hareketlilik gözlemleniyor. Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtan Lamamra’nın göreve gelmesinden bu yana iki ülke arasındaki diplomatik trafik yeniden canlılık kazandı. Lamamra, Mali halkı arasında Cezayir Barış ve Uzlaşı Anlaşması’nın mimarı olarak biliniyor. Lamamra’nın göreve gelmesi görünüşe göre bölgesel ve hatta uluslararası bazı hesapların değişmesine yol açtı.

Yoğun temaslar
Cezayir Dışişleri Bakanı Lamamra’nın Mali’deki yoğun temasları, çökmüş durumdaki bu ülkede yaşanan son darbeden bu yana durmadı. Zira Lamamra ülkenin yeni yetkilileri ve Afrika Birliği ile Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri ile sürekli görüşme halinde. Bu görüşmelerde iç siyaset, ekonomik, güvenlik, kalkınma ve aynı şekilde dış politikadaki sorunlar ele alınıyor.
Bakan Lamamra, Mali’deki temaslarını iki unvanla yürütüyor. Birincisi Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un özel temsilcisi. İkincisi ise, Mali krizinde uluslararası arabuluculuğun temsilcisi. Lamamra bu iki unvanından hareketle Malili yetkililerle yaptığı görüşmelerde değindiği konuların başında Cezayir’de 2015’te imzalanan Cezayir Barış ve Uzlaşı Anlaşması ve Fransa başta olmak üzere yabancı askeri varlığı geliyor.

Olağanüstü koşullar
Cezayir diplomasisindeki hareketlilik, Cezayir’e dayatılan olağanüstü koşulların gereği olarak görülüyor. Zira bu olağanüstü koşullar sebebiyle Cezayir ve bölgenin karşı karşıya kaldığı meydan okumaların hacmi giderek artıyor. Bu hareketlilik aynı zamanda etkili bir bölgesel ve uluslararası güç olan Cezayir’in uluslararası arenada diplomasi rolünü etkinleştirmesinin önemine dayanıyor. Nitekim Cezayir, barış yapıcı imajı ve terörle mücadele ile uzlaşı alanındaki tecrübesinden faydalanarak geleneksel diplomasisini yeniden aktifleştirdi.
Cezayir’in Mali ile başlattığı diplomasi trafiğinin, Fransa ile yaşadığı diplomatik krizle eşzamanlı gelmesi dikkati çekti. Zira Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’IN Cezayirlileri kışkırtan açıklaması Fransa ve Cezayir arasında diplomatik krize neden olmuştu. Cezayirliler bu açıklamaya hızlı bir şekilde yanıt vererek Mali’ye doğru harekete geçecek Fransız askeri uçaklarına uçuş yasağı getirdi. Cezayir’in Mali diplomasisi, Mali’nin Rusya ile yakınlaşması sebebiyle Bamako ve Paris arasında gerginliğin hakim olduğu bir süreçte geldi. Mali-Rusya yakınlaşması, Macron’un Mali halkını kızdıran bir açıklama yapmasına sebep oldu. Bunun üzerine Mali Dışişleri Bakanlığı Fransa’nın Bamako Büyükelçisi’ni çağırarak protesto notası verdi. Tüm bu gelişmeler Fransa’nın gizlemeye çalıştığı bir gerçeği ifade ediyor o da Fransa’nın nüfuz bölgelerini kademeli olarak kaybettiği gerçeği.

‘Hegemon gücü başka bir hegemon güçle değiştirme’ tartışması
Kuzey Afrika ülkeleri hakkında çalışmalar yapan araştırmacı Said Hadif, Cezayir diplomasinin yeniden Sahel Bölgesi’ne dönmesiyle ilgili değerlendirmesinde, “Afrika ülkelerinin Fransız sömürgeciliğinden kurtulma yolundaki tartışmaları yeni değil. Aynı zamanda bu tartışmalar büyüklük ve kalite açısında ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Ancak genel anlamda bu tartışma ‘otonomi’ arayışı yerine bir hegemonyayı başka bir hegemonya ile değiştirme etrafında dönüyor. Bir devletin, politikalarını ‘otonomi’ üzerine inşa etmesi ile önceki hegemon güçten kurtulmak için başka bir büyük gücün kollarına sarılma arayışında olması arasında fark var. Bu ikincisi maalesef birçok Afrika ülkesinde yaşanıyor. Örneğin Mali Fransa’nın etkisinden kurtulmaya çalışırken Rusya’nın etkisine giriyor. Bu durum Mali’nin kendi işlerini kendi yürütecek güce sahip bir devlet olacağı anlamına gelir mi?” dedi.
Hadif, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Cezayir-Mali ilişkilerine gelirsek, iki ülke arasında birden çok bağ bulunuyor. Bunlar arasında en güçlüsü coğrafi bağ. Yani iki ülke arasında uzanan bin 359 kilometrelik sınır. Ancak bu sınır tehlikelerle dolu. Buna ek olarak Mali, birçok krizden mustarip komşulara sahip. Bu da Mali ile Cezayir arasında işbirliği yapılmasını ve koordinasyon kurulmasını gerektiriyor. Fransa, önceki sömürgeleriyle ilişkileri düzeltebilecek yollara zarar verdi. Dolayısıyla Fransa’nın Afrika çevresiyle ilişkileri daha da kötüye gidecek. Büyük güçlerle siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında etkili yeni ortaklıkların kurulmasıyla gelecek yıllarda bu ilişkinin iyiye doğru gitme ihtimali var” dedi.

Yeni yönelim
Cezayir Dışişleri Bakanı Lamamra, Mali’ye düzenlediği son ziyaretinde, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u Cezayir-Mali ilişkilerinde gerginliğe sebep olmakla suçladı. Macron’un ‘hafızasının iflas etmesinden’ mustarip olduğunu söyleyen Lamamra, yabancı partnerlerin kendi tarihlerine "sömürgeci nazarla bakmayı bırakması" gerektiğini vurgulayarak bunun öncelikleri olduğunu dile getirdi. Lamamra’nın bu açıklaması, gözlemciler tarafından Fransa-Cezayir hattında yeni bir gerginliğin başlangıcı olarak yorumlandı. Gözlemciler bu açıklamanın ayrıca Cezayir diplomasisindeki yeni yönelimi ifade ettiğini kaydetti.
Fransa’nın Sahel Bölgesi’nde karşılaştığı bazı sorunlarla mücadele etmek için ABD’den yardım ve güvenlik işbirliği talebinde bulunması ve BM’ye çağrı yapması, Cezayir’in bölgede ve uluslararası alanda sahip olduğu diplomatik konuma işaret ediyor.
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, büyük bir diplomasi atılımı için Dışişleri Bakanlığı altığında yedi temsilcilik makamı oluşturdu. Tebbun söz konusu temsilcilerden, ülkenin öncelikleri ve çıkarlarını ilgilendiren konularda uluslararası alanda aktif bir diplomasi yürütmelerini istedi.

Büyük gerileme
Siyasal Bilgiler ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Mümin Avir, “Macron’un yönetimindeki Fransa son yıllarda içerde sıkıntılar ve protestolar gibi çeşitli krizlere ve sorunlara tanık oluyor. Macron’un kötü kriz yönetimi Fransa Devleti’ni zayıflattı ve kamuoyunun odağını ülkenin uluslararası alandaki konumu ve ağırlığının büyük oranda gerilemesine çevirdi. Fransa Avrupa Birliği olmadan uluslararası alanda hiçbir şeyi çözemez. Son dönemde çok sayıda askeri sözleşmeyi ABD, Çin ve Rusya’ya kaptırdı. Aynı şekilde Mali ve Cezayir gibi bazı Afrika ülkeleriyle ilişkilerinin kötüye gitmesi sebebiyle Afrika Kıtası’ndaki etkisi geriledi” ifadelerini kullandı.



Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.