Suudi Arabistan, Cenevre'de Yemen konusundaki diplomatik çabalarını sürdürüyor

İnsan Hakları Konseyi’nde çoğunluk, tarafsız olmamakla suçlanan uzmanlar ekibinin görevinin yenilenmemesi lehinde oy kullandı.

Cenevre'deki Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin arşiv görüntüsü. (Reuters)
Cenevre'deki Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin arşiv görüntüsü. (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, Cenevre'de Yemen konusundaki diplomatik çabalarını sürdürüyor

Cenevre'deki Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin arşiv görüntüsü. (Reuters)
Cenevre'deki Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin arşiv görüntüsü. (Reuters)

Yemenliler, İnsan Hakları Konseyi tarafından 2017 yılında oluşturulan soruşturma ekibinin hazırladığı ilk raporu okuduklarında oldukça şaşırdılar. Raporun Yemen'deki insan hakları ihlallerini belgelemeye başladığı tarih Mart 2015'ti. Bu aynı zamanda Yemen'de hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu tarafından yürütülen Kararlı Fırtına Operasyonu’nun da başlangıç tarihi. Yemenliler ülkelerinin başta Eylül 2014'te devlete karşı gerçekleştirilen Husi darbesi, özellikle cumhurbaşkanının ev hapsine alınması ve gerçekleşen birçok ihlal nedeniyle ateşe sürüklendiklerini biliyorlar. 
Ekip raporun Yemenli sivil toplum kuruluşları arasında şüphe uyandırmamasını görmezden geldi. Yemenliler, her yıl yeni raporlar yayınlayan soruşturma ekibini kendilerini tatmin etmeyen bir dizi hata yapmakla suçluyor. Ekibin İnsan Hakları Konseyi’nde gerçekleşen ve seçmenlerin çoğunluğu tarafından görev süresinin yenilenmesini kabul etmeyen oylaması Yemenlileri şaşırtmadı. 
İnsan Hakları Konseyi, önceki gün Yemen konusunda uluslararası hukuk ihlallerini soruşturan uzmanlar ekibinin yetkisini sona erdirme yönünde oy kullandı. Diplomatik bir kaynak, bunun gerekçesini, Yemen'i insan hakları dosyasını siyasallaştırmaktan korumak ve Yemen’in egemenliğini savunmaya katkıda bulunmak için çalışan Suudi Arabistan ve Arap Grubu’nun çabalarına bağladı. 
Suudi diplomasisi, Yemen Ulusal Komitesi'nin insan hakları ile ilgili iddialarını araştırmak için rolünü güçlendirme yönünde yeni başarılara imza attı. Arap diplomatik kaynaklarına göre Suudi Arabistan, Yemen'de meydana gelen ihlalleri belgeleme konusundaki isteğini bir kez daha vurguladı. Yemen'de uluslararası insan hakları ihlallerini araştırmakla ilgilenen Yemen Bağımsız Ulusal Soruşturma Komitesi’ni destekledi. 
Yemen Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Bakanı Ahmed Arman, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada İnsan Hakları Konseyi'nin uluslararası uzmanlar ekibinin görev süresini yenilememe kararının Husi milislerine uluslararası toplumun suçların farkında olduğu yönünde açık bir mesaj gönderdiğini belirtti. Ayrıca ekibin yıllarca süren çalışması boyunca tarafsız ve profesyonel olmayışını kanıtladığının da kabulü olduğunu vurguladı.
Yemen’de insan hakları konusunda çalışmalar yürüten kesimler, İnsan Hakları Konseyi’ni halkın tüm bileşenleri arasındaki uçurumun derinleşmesine katkıda bulunmakla suçladı. Yemen'e yönelik iki ayrı maddede sunulan iki farklı karar taslağının Konsey üyeleri arasında ‘şiddetli bir kutuplaşmanın’ varlığına işaret ettiğini ve Yemen halkına hizmet etmeyen İnsan Hakları Konseyi’nin imajını sarstığını vurguladılar. 
Diplomatik kaynaklar ayrıca İnsan Hakları Konseyi tarafından alınan kararın, insan hakları konularının siyasallaştırılması kavramının olgunluğunu ve gelişimini yansıttığını aktardılar. Aynı zamanda uluslararası meselelerin desteklenmesinin ve krizlerin ele alınmasının ciddi kutuplaşma, siyasallaşma ve özel gündemlerin uygulanması yoluyla değil, uluslararası toplumun dayanışması ve iş birliği ile geldiğini ortaya koyduğunu vurguladılar. 
Cenevre merkezli  İnsan Hakları ve Özgürlükleri Örgütü (SAM) Danışmanlık Merkezi Başkanı Abdurrahman al-Musibli'ye göre ekibin görev süresinin sona ermesi, bu yılki raporunda yer alan sonuçların kabul edilmemesi ve geçmiş yıllardaki raporlarında yer alanların benimsememesi ve güvenilirliğinin sorgulanması konusunda yasal bir etkiye sahip olacak.  
Musibli, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği röportajda şunları söyledi:
"Arap Grubu’nun Konsey'deki bu başarısı, uzmanlar ekibi terk ettikten sonra soruşturmanın profesyonelliğini garanti edecek şekilde adalet prosedürlerinin düzeltilmesini sağlayacak. Ekip, son dört yılda işlenen ihlalleri sınırlandırmayı başaramadı ve mağdurların haklarını boşa harcadı. Üstelik İnsan Hakları Konseyi üyeleri arasında sağlıklı olmayan bir atmosfere neden oldu. Bu da ekibi sorunun bir parçası haline getirdi.” 
İnsan Hakları Konseyi, 2018, 2019 ve 2020'de Uzmanlar Grubu'nun görev süresini bugün sona erdirmeden önce yeniledi. Bu karar ekibin, Yemen'deki çatışmanın gerçeklerini ve insan hakları durumunu açıklamaktaki başarısızlığını kanıtladı. 
Karar, Konsey’e üye devletlerin çoğunluğu tarafından 18 ülkeye karşı 21 ülke tarafından reddedildi. Konsey’in Cenevre'deki 48’inci oturumunda 7 ülke çekimser oy kullandı.
Müsteşar Musibli, İnsan Hakları Konseyi'nin bu kararla ihlalleri araştırma görevini üstlenen tek mekanizma olarak Yemen Ulusal Komitesi’ne ihlalleri araştırmak için tüm yetkileri verdiğini düşündüğünü belirtti. Ayrıca bu kararın Komite’ye uluslararası düzeyde bir sorumluluk yüklemesini, böylece insan hakları ihlalleri dosyasını yargıya sunma, mağdurların haklarını savunma ve faillerin cezadan kaçmasını engelleme gibi yetkilerini sınırlayan engellerin üstesinden gelme konusunda ulusal ve uluslararası yetkiler vermesini umduğunu söyledi.  
Bahreyn'in BM Daimi Temsilcisi Yusuf Abdulkerim Bucheeri, tartışma sırasında uluslararası soruşturma grubunun Yemen'deki durum hakkında yanlış bilgilerin yayılmasına katkıda bulunduğunu savundu. 
Yemen hükümeti daha önce Husi milislerin suçlarını ve ihlallerini kınayarak, grubu suçlardan sorumlu tutmak ve Yemen şehirlerine yönelik saldırılarını ve kuşatmayı, ayrıca kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere masum sivillerin öldürülmesini durdurmaya zorlamak için çağrıda bulunmuştu. 
Komitenin yetkilerinin son verilmesi için oy kullanan ülkelere göre uzmanlar raporu tüm kaynaklardan değil, tek bir kaynaktan gelen bilgilere dayanarak oluşturdular. Gerçekleri araştırmak için tüm kaynaklara ulaşmadılar.
Rapora karşı çıkan ülkeler, Yemen dosyasına daha aşina olduğu ve bölgelerdeki ihlalleri belgelemekte daha yetkin olduğu için Yemen'deki insan hakları ihlalleri iddialarını araştırmak üzere Ulusal Komite'nin desteğini istedi.
Uzmanlar grubu aylar önceki bir raporunda Yemen hükümetini, Yemen Merkez Bankası aracılığıyla yasa dışı kara para aklama operasyonları yapmakla suçlamıştı. Ancak Yemen hükümetinin söz konusu iddiaları kesin bir şekilde reddetmesinin ardından, yanlış kaynaklardan bilgi edindiği gerekçesiyle suçlamalarını geri çekti.
Diğer yandan Bakan Arman, hükümetin ekibin görev süresinin uzatılmamasını, ekip tarafından yıllardır yayınladığı yanlış bilgilerin boyutuna dair uluslararası bir farkındalığı ifade eden bir karar olarak gördüğünü vurguladı. Aynı zamanda bunun ulusal mekanizmalara görevlerini yerine getirmeleri için daha fazla yetki verilmesi anlamına geldiğini söyledi. Arman açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İnsan Hakları Yüksek Komiseri'nin bu ekibe sağladığı desteğin, geçtiğimiz yıllarda etkisinin boyutu ve sahadaki varlığına rağmen insan hakları ihlalleri iddialarını araştıran Ulusal Komisyon'a sağlanandan fazlasını olması şaşırtıcıydı. Bu ekibin geçtiğimiz yıllarda yayınladığı raporların iş yerinde profesyonelliğin ve bağımsızlığın en temel kurallarından yoksun olduğunu çok açık şekilde gösteriyor."
İnsan hakları ihlalleri iddialarını araştırmakla görevli Yemen Ulusal Komitesi ise İnsan Hakları Konseyi tarafından temsil edilen uluslararası toplumun kendisine duyduğu güvene dair derin takdirini, Yemen cumhurbaşkanlığının Ulusal Komite'nin çalışmalarını iki yıllık bir süre için uzatma kararının yayınlanmasıyla aynı zamana denk gelen son karar aracılığıyla dile getirdi. 
Komite’den şu açıklamada bulunuldu:
“Yemen cumhurbaşkanlığı ve uluslararası toplumun komiteye olan güveninin tazelenmesi, tüm saha komitesi ekiplerinin, kadrolarının ve çeşitli birimlerin performans seviyesini yükseltiyor. Ayrıca ülkenin kuzeyinde, güneyinde, merkezinde, doğusunda ve batısında en fazla sayıda mağdura ulaşmak, ihlallerin sorumlularını tespit etmek ve Yemenlilere zarar veren ve hayatlarını tehlikeye atan politikaları ortaya koymak amacıyla yürütülen, mağdurlar için hesap verebilirlik ve adaleti sağlama çalışmalarını iki katına çıkartıyor.”
Komite, Yemen genelindeki tüm insan hakları ihlallerini profesyonel, nesnel ve bağımsız bir şekilde doğrudan soruşturma çabalarını sürdüreceğini, Ocak 2016'daki çalışmalarının başlangıcından bu yana izlediği çizginin bu olduğunu vurguladı. Komite, savaş sırasında hapishane ve tutukluların özel koşullarına ilişkin raporuna ek olarak hazırladığı 9 raporla çalışmalarını yansıttığını ve netleştirdiğini ifade etti.
Komitenin açıklamasında, ‘Yemen'de insan haklarını geliştirmek, korumak ve kurbanlara adalet sağlamak amacıyla bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ve BM sistemine ek olarak, devletin yargı, güvenlik, askeri, sağlık ve eğitim kurumları ve sivil toplumla iş birliği yapmaya istekli olduğu’ belirtildi. 
Komite ayrıca ‘Yemen bölgelerindeki çatışmanın tüm taraflarını ekipleri ve saha araştırmacılarıyla iş birliği yapmaya ve sivil, siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik insan hakları ihlallerine tanık olan tüm alanlara erişimlerini kolaylaştırmaya’ çağırdı.



Körfez’de yoğun diplomasi: Hedef kalıcı ateşkes ve bölgesel istikrar

Şeyh Abdullah bin Ahmed, Bahreyn Uluslararası Havalimanı’nda operasyonların yeniden başlaması dolayısıyla gerçekleştirdiği inceleme ziyareti sırasında (BNA).
Şeyh Abdullah bin Ahmed, Bahreyn Uluslararası Havalimanı’nda operasyonların yeniden başlaması dolayısıyla gerçekleştirdiği inceleme ziyareti sırasında (BNA).
TT

Körfez’de yoğun diplomasi: Hedef kalıcı ateşkes ve bölgesel istikrar

Şeyh Abdullah bin Ahmed, Bahreyn Uluslararası Havalimanı’nda operasyonların yeniden başlaması dolayısıyla gerçekleştirdiği inceleme ziyareti sırasında (BNA).
Şeyh Abdullah bin Ahmed, Bahreyn Uluslararası Havalimanı’nda operasyonların yeniden başlaması dolayısıyla gerçekleştirdiği inceleme ziyareti sırasında (BNA).

Körfez ülkelerinin liderleri ve üst düzey yetkilileri, Perşembe günü gerçekleştirdikleri yoğun temas ve görüşmelerde, bölgede güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanmasına yönelik çabaları ele aldı. Görüşmelerde, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin kalıcı bir anlaşmaya dönüştürülerek Ortadoğu’da barışın tesis edilmesi hedefi öne çıktı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer da Perşembe günü Körfez turunu sürdürdü. Çarşamba günü Cidde’den başlayan ziyaret kapsamında Abu Dabi ve ardından Manama’ya geçen Starmer’ın, ateşkesi güçlendirmeye yönelik temaslarda bulunduğu bildirildi.

Bahreyn’de hava savunma sistemleri 7 insansız hava aracını düşürürken, Bahreyn Uluslararası Havalimanı hava sahasının yeniden açılmasının ardından uçuşlara tekrar başladı. Kuveyt’te ise önceki günlerdeki savunma müdahaleleri sonucu düşen parçalardan kaynaklanan 17 ihbar değerlendirildi. Ayrıca Kuveyt Ulusal Muhafızlarına ait bir noktanın düşman İHA’larıyla hedef alınması sonucu ciddi maddi hasar oluştu, ancak can kaybı yaşanmadı. Diğer Körfez ülkelerinde ise Riyad yerel saatiyle 23.00 itibarıyla yeni bir gelişme kaydedilmedi.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD’li mevkidaşı Marco Rubio, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ve Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile yaptığı telefon görüşmelerinde bölgesel gelişmeleri ve gerilimin azaltılmasına yönelik yolları ele aldı.

Suudi Arabistan Havayolları (Saudia), Dubai, Abu Dabi ve Amman’a uçuşlarını 11 Nisan Cumartesi gününden itibaren kısmen yeniden başlatacağını duyurdu. Şirket, yolculara havalimanına gitmeden önce uçuş durumlarını kontrol etmeleri çağrısında bulundu.

Bahreyn

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile görüşerek bölgesel ve uluslararası gelişmeleri, özellikle güvenlik ve ekonomik etkileri değerlendirdi. Taraflar, Ortadoğu’da güvenlik ve istikrarı güçlendirmeye yönelik tüm çabalara desteklerini yineledi.

Kral Hamad, İngiltere’nin Bahreyn’e verdiği destek ve uluslararası alandaki rolünü överken, Starmer da Bahreyn’in bölgesel barışa katkısını takdir etti ve ateşkes anlaşmasını memnuniyetle karşıladı.

dsvfdv
Bahreyn Veliaht Prensi Prens Selman bin Hamad, Perşembe günü İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile bir araya geldi (BNA)

Bahreyn Veliaht Prensi ve Başbakanı Selman bin Hamad ile Starmer arasında yapılan görüşmelerde ise İran’ın sivil hedeflere yönelik saldırılarının ciddi kayıplara yol açtığı belirtilerek, Tahran’ın tüm saldırgan eylemleri derhal durdurması gerektiği vurgulandı. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran’ın nükleer programı, balistik füzeleri, insansız hava araçları ve bölgesel vekil güç politikalarının kapsamlı şekilde ele alınması gerektiği ifade edildi.

Bahreyn Savunma Kuvvetleri, son 24 saat içinde ülkeyi hedef alan 7 İHA’nın düşürüldüğünü, saldırıların başlangıcından bu yana ise 194 füze ve 515 İHA’nın imha edildiğini açıkladı. Açıklamada, bu saldırıların uluslararası hukukun açık ihlali olduğu vurgulandı.

dsdfv
Bahreyn Ulaştırma ve Telekomünikasyon Bakanı, Bahreyn Uluslararası Havalimanı’nda operasyonların yeniden başlamasına tanıklık ederken (BNA)

Yetkililer, vatandaşlara zorunlu olmadıkça evlerinden çıkmamaları ve resmi kaynaklar dışında bilgiye itibar etmemeleri çağrısında bulundu. Bahreyn Uluslararası Havalimanı ise güvenlik gerekçesiyle kısa süreli kapanmanın ardından yeniden faaliyete geçti.

Kuveyt

Kuveyt Savunma Bakanlığı, son 24 saatte yeni bir askeri gelişme yaşanmadığını açıkladı. İçişleri Bakanlığı ise ülkedeki durumun tamamen kontrol altında olduğunu bildirdi.

Yetkililer, daha önceki savunma müdahaleleri sonucu düşen parçalara ilişkin toplam 793 ihbarın değerlendirildiğini açıkladı. Ayrıca bir Ulusal Muhafız noktasına düzenlenen İHA saldırısında ciddi maddi hasar meydana geldiği, ancak can kaybı olmadığı belirtildi.

dvdf
Kuveyt İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Nasır Buseyip (KUNA)

Kuveyt Sivil Havacılık Kurumu, ülke havalimanının 28 Şubat’tan bu yana kapalı olduğunu ve yeniden açıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Spor faaliyetlerinin ise ikinci bir karara kadar askıya alındığı açıklandı.

Birleşik Arap Emirlikleri

BAE Savunma Bakanlığı, ülke hava sahasında son saatlerde herhangi bir tehdit tespit edilmediğini açıkladı.

BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid, İngiltere Başbakanı Starmer ile yaptığı görüşmede bölgedeki gelişmeleri, enerji güvenliği, deniz ticareti ve küresel ekonomi üzerindeki etkileri ele aldı. Taraflar, İran’ın bölgedeki saldırılarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtti.

frvgfr
BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile bir araya geldi (WAM)

BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid ile AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da bölgesel gelişmeleri ve ateşkes sonrası süreci değerlendirdi. Görüşmede uluslararası iş birliğinin artırılması gerektiği vurgulandı.

Katar

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile yaptığı telefon görüşmesinde Lübnan’daki gelişmeleri ve artan gerilimi ele aldı. Katar, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını kınayarak ülkenin egemenliğine destek verdiğini açıkladı.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman ise ABD-İran ateşkesini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, bunun kalıcı hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Umman

Umman Sultanı Heysem bin Tarık, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde bölgedeki gelişmeleri ele aldı. Taraflar, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve krizin temel nedenlerinin çözülmesi gerektiği konusunda mutabık kaldı.


Suudi Arabistan ile İran Dışişleri Bakanları telefonda görüştü: Gündem bölgesel gerilim

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile İran Dışişleri Bakanı Ab
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile İran Dışişleri Bakanı Ab
TT

Suudi Arabistan ile İran Dışişleri Bakanları telefonda görüştü: Gündem bölgesel gerilim

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile İran Dışişleri Bakanı Ab
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile İran Dışişleri Bakanı Ab

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Görüşmede, bölgedeki gelişmeler ele alınırken, gerilimin azaltılması ve bölgenin güvenlik ile istikrarına yeniden katkı sağlayacak adımların değerlendirilmesi konuları masaya yatırıldı.


Müslüman, Arap ve Afrika ülkelerinden Kudüs'te İsrail'in saldırılarının tırmanmasına karşı uyarı

İsrail işgal güçleri, Mescid-i Aksa’yı kırk gündür Müslümanların girişine kapalı tutuyor (AFP)
İsrail işgal güçleri, Mescid-i Aksa’yı kırk gündür Müslümanların girişine kapalı tutuyor (AFP)
TT

Müslüman, Arap ve Afrika ülkelerinden Kudüs'te İsrail'in saldırılarının tırmanmasına karşı uyarı

İsrail işgal güçleri, Mescid-i Aksa’yı kırk gündür Müslümanların girişine kapalı tutuyor (AFP)
İsrail işgal güçleri, Mescid-i Aksa’yı kırk gündür Müslümanların girişine kapalı tutuyor (AFP)

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Arap Birliği (AL) ve Afrika Birliği (AfB) çarşamba günü, işgal altındaki Kudüs'te İsrail saldırılarının artmasının tehlikesine dikkati çekerek, uluslararası toplumu İsrail işgal güçlerinin Mescid-i Aksa’yı kırk gündür Müslümanların girişine derhal yeniden açmaya zorlamaya çağırdı.

İİT, AL ve AfB ortak bir açıklamada, İsrailli bir bakanın işgalci İsrail güçlerinin sıkı koruması altında Mescid-i Aksa’nın avlusuna girmesini şiddetle kınadılar ve bu eylemi buranın kutsallığına yönelik açık bir saldırı ve ilgili uluslararası karar ve sözleşmelerin bariz bir ihlali olarak nitelendirdiler.

Açıklamada, işgalci İsrail güçlerinin Mescid-i Aksa’yı Müslümanların girişine kırk gündür kapalı tutmaya devam etmesinin tehlikesine dikkat çekildi. Bu durum, işgal altındaki Kudüs’teki Müslümanların ve Hristiyanların kutsal mekanlarına yönelik ihlallerin artması ve buradaki tarihi ve hukuki statüyü zedeleme girişimleri kapsamında değerlendiriliyor ve bölgesel ve uluslararası barış ve istikrar için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

İİT, AL ve AfB, İsrail’in 1967’den beri işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde, Filistin Devleti’nin başkenti Doğu Kudüs ve buradaki Müslümanların ve Hristiyanların kutsal mekanları da dahil olmak üzere, hiçbir egemenlik hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Ortak bildiride, İsrail’in bu kutsal şehrin coğrafi ve demografik yapısının yanı sıra Arap, Müslüman ve Hıristiyan karakterini değiştirmeye, Filistin egemenliğini ve Filistinlilerin varlığını zayıflatmaya ve şehri Filistin çevresinden izole etmeye yönelik tüm yasadışı kararlarının ve önlemlerinin kategorik olarak reddedildiği yinelendi.

İİT, AL ve AfB, uluslararası toplumu, işgalci İsrail makamlarını ibadet özgürlüğü ve kutsal mekanların dokunulmazlığına saygı göstermeye mecbur kılma, Mescid-i Aksa’nın kapılarını ibadet edenlere derhal yeniden açma ve Filistinli vatandaşların camiye erişimine getirilen tüm kısıtlamaları kaldırma konusunda sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı.