Şam ile Ankara destekli gruplar arasında M4 uluslararası karayolu üzerinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor

Şarku'l Avsat, tarafların Suriye'nin kuzeybatısındaki bu stratejik noktadaki konumunu yakından takip etti

Suriye'nin kuzeybatısındaki Halep-Lazkiye yolu üzerindeki bir tabela
Suriye'nin kuzeybatısındaki Halep-Lazkiye yolu üzerindeki bir tabela
TT

Şam ile Ankara destekli gruplar arasında M4 uluslararası karayolu üzerinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor

Suriye'nin kuzeybatısındaki Halep-Lazkiye yolu üzerindeki bir tabela
Suriye'nin kuzeybatısındaki Halep-Lazkiye yolu üzerindeki bir tabela

Suriye'nin kuzeybatısındaki Hama kırsalında yer alan İdlib ilinin büyük bir bölümünün yanı sıra Cebel ez-Zaviye ve Gab Ovası'nın kuzey bölümünü içeren İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ne (İGAB) Bir yandan Suriye rejimi güçleri ve İran destekli milislerin saldırıları sürerken diğer yandan Rus savaş uçakları hava saldırıları düzenlediler. Tüm dikkatler ‘M4’ adıyla bilinen Halep-Lazkiye uluslararası karayolunun aşağısında kalan bu bölgeye, stratejik ve jeopolitik önemi nedeniyle M4 karayolunun askeri olarak kontrol altına alınması için yapılan savaşa çevrilmiş durumda. Suriye'nin kuzey batısı, güneyi ve doğusunu birbirine bağlayan M4 uluslararası karayolu, onu kontrol edenlerin çıkarlarının korunmasını garanti eden en hayati arterlerden biri olarak kabul ediliyor.
Suriye’nin en kuzey doğusunda, Irak ile sınır noktasının Haseke kırsalındaki el-Yarubiye beldesinden başlayan M4 uluslararası karayolu, önce ülkenin kuzeydoğusundaki Kamışlı kentinden, ardından Tel Temr, Ayn İsa, Münbiç ve el-Bab kentlerinden ve daha sonra Halep’in ilçeleri ve köylerinden geçip Halep’in İdlib'in doğusu ve güneyindeki Serakib kentine, ardından batıya doğru Lazkiye kentindeki kıyı şeridine ulaşıyor. M4, Serakib üzerinde güneyde Şam'a ardından da M5 olarak bilinen Dera’ya giden karayoluna bağlanıyor.
Suriye'nin ana yollar üzerinden transit ticari geçişlerden elde ettiği gelirlerin hacmi, uluslararası karayollarının önemini artırıyor. Bu yolların 2011 yılı öncesi gelirleri, yıllık 150 bin kamyonun bu yollardan geçişi ile 3 milyar doların üzerindeydi. Bu gelirler, Suriyeli silahlı muhalif grupların ülkedeki karayolları üzerindeki kontrolünün başlamasıyla azalmaya başladı.

Şam ve müttefiklerinin konumu
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, Suriye rejimi, Rusya ve İran, M4 uluslararası karayolunun İdlib ili içinden geçen kısmını Türkiye ile Astana’da yapılan anlaşmanın hükümlerinden yararlanarak kontrol altına almaya çalışıyor. Astana Anlaşması, Suriye rejimi güçlerinin ve müttefiklerinin İdlib ilini kontrol eden ve ılımlı muhalif gruplardan ayrılan en büyük gruplardan biri olan Heyetu Tahriru'ş Şam (HTŞ) dahil olmak üzere terör örgütleriyle savaşmasına izin veriyor. Bu güçlerin her birinin, Halep-Lazkiye uluslararası karayolunun kontrolünü ellerine geçirmeleriyle ilişkili çıkarları var.
Suriyeli ekonomi ve siyaset analisti Ömer Hac Bekur, Rusya'nın M4 karayolunu kontrol etme hedefinin, öncelikle nüfuz alanlarını genişletmek, ikinci olarak ise Suriye’deki yağ, fosfat, tahıl ve mineraller gibi alanlarda çoklu yatırımlarına ve projelerine hizmet etmek olduğunu söyledi. Suriye’nin karayolları, ülkenin güney, kuzey ve doğu bölgelerinde, Suriye Çölü’nde ve kıyı şeridindeki nüfuz alanlarını birbirine bağladığına dikkati çeken Bekur’a göre Hmeymim Hava Üssü ve Tartus Limanı gibi Rusya’nın askeri noktaları ve hava üsleri, özellikle Türkiye'yi kontrol edebilmesi, NATO’dan uzak tutması ve NATO’nun bölgedeki faaliyetlerini baltalaması nedeniyle bu yatırımları gerçek bir ekonomik fizibilite haline getiriyor.

Bekur, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İran ise, M4'ün kontrol eden taraflardan olmasının, Akdeniz'de mallarının geçişi için hayati bir kara çıkışı olduğunu, kendisine uygulanan uluslararası yaptırımlardan kaçınması için imkan sağladığını ve Hizbullah gibi bölgedeki silahlı gruplara lojistik ve askeri olarak karadan silah tedarik edeceği güvenli bir rota olduğunu düşünüyor. Aynı zamanda Irak, Halep ve Suriye kıyılarını Lazkiye Limanı üzerinden birbirine bağlayan karayolunu, Suriye dosyasında güçlü bir arabulucu olarak varlığını sürdürmesinin ve daha sonra Suriye'nin yeniden inşasından payını almasının garantisi olarak görüyor.”
İnsan hakları aktivisti Said Nasreddin ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Suriye rejiminin M4 uluslararası karayolu üzerinde müttefiklerinin de desteğiyle kontrol sağlaması, siyasi düzeyde Suriye topraklarının büyük bir kısmı üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdığı anlamına geliyor. Bu da bazı Arap ve Batı ülkeleriyle iş birliği ve normalleşmenin hızının artmasına kapı açıyor. Kendisini ülkenin fiili yönetimi olarak tanımlayan rejim, Suriye meselesine ilişkin tekrar tekrar yaptığı açıklamalarda ülkede 10 yıl süren savaşın ardından terörizmin üstesinden gelmeyi başardığına işaret ediyor. Ekonomi konusunda ise yolun yerel ve uluslararası karayolu taşımacılığına açılması, Suriye rejimine ekonomik olarak fayda sağlayacağı, Suriye lirasının yabancı para birimleri karşısında değerini artıracağı ve çöken Suriye ekonomisinde reform yapacağı ise su götürmez bir gerçek.

Türkiye ve muhalif gruplar
Diğer taraftan İdlibli aktivist Mahir es-Seyyid Ali, Türkiye'nin M4 uluslararası karayolunu trafiğe açmak istediğine hiç şüphe olmadığını vurguladı.

M4 uluslararası karayolu, Türkiye ile Körfez Arap ülkeleri arasındaki kara hareketliliğinin yeniden canlandırılmasında önemli bir rol oynadığına dikkati çeken Seyyid Ali, şunları söyledi:
“Ancak Türkiye, Suriye meselesine kapsamlı bir siyasi çözüm bulunmadıkça şuan için yolu terk etmek istemiyor ve yoldan vazgeçmenin rejimin ve müttefiklerinin yolu tamamen kontrol etmelerinin Suriye'deki rolünü baltaladığını düşünüyor. Bu yüzden Cebel ez-Zaviye’deki son çatışmalar ve rejim güçleri ile İran destekli milislerin sızma girişimleri karşısında yakın bir tarihte bölgeye çok sayıda asker takviye etti ve uluslararası karayolunun her iki tarafında 32'den fazla askeri nokta inşa etti.”
Seyyid Ali, Türkiye'nin kısa bir süre önce M4 uluslararası karayolunun iki yanına da patlayıcılar ve mayınlar yerleştirerek yayaları hedef alan terör saldırılarını önlemek için Suriye'nin kuzeybatısındaki Lazkiye'nin doğu kırsalında rejim güçleri ve Ruslar tarafından kontrol edilen bölgelerin yakınlarındaki Ayn Hur bölgesine giden M4 üzerinde bulunan Eriha kentinden başlayarak beton bloklar ve gözetleme kameraları yerleştirdiğini kaydetti. Suriyeli aktivist, yol boyunca Suriyeli muhalif gruplarının kontrol ettiği bölgelerde Türk askerleriyle birlikte neredeyse her gün devriye gezildiğini de sözlerine ekledi.
Suriyeli muhalif gruplardan bir lider, Halep-Lazkiye uluslararası karayolunun aynı zamanda İdlib’in güneyi ile yani Cebel ez-Zaviye ile kuzeyi arasında sınır teşkil ettiğini söyledi. Muhalif lider, rejim ve müttefiklerinin Cebel ez-Zaviye ve M4’ü kontrol edebilselerdi, İdlib’i de kontrol etmelerinin yolunun açılacağını, böylece Lazkiye kırsalındaki el-Kebine tepelerinde batıya ve İdlib’de kuzeye doğru yayılmalarının ve ardından da Suriye’nin kuzeyine ve Türkiye ile sınır kapısı Bab el-Hava da dahil olmak üzere İdlib’in tamamını kontrol altına almalarının kolaylaşacağını kaydetti.

Seyyid Ali sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rejim güçleri, İran destekli milisler ve Hizbullah milisleri, muhalif grupların 2015 yılının Mart ayı sonlarında İdlib şehrini özgürleştirmeyi başarmasından bu yana M4'ün İdlib ilinden geçen kısmının kontrolünü yeniden ele geçirmeye çalışıyor. Muhalif gruplar o dönemde İdlib’in ardından M4 uluslararası karayolu üzerinde bulunan Eriha, Muhambel ve Cisr es-Sugur kentlerini de özgürleştirdi. Cebel ez-Zaviye ve M4'e yakın diğer bölgelere yapılan askeri harekatların başlangıcından bu yana, rejim güçlerinin ve İran destekli milislerin İdlib'in güneyindeki hareketlerini yakından izliyoruz. Rejimin, Rusların ve İranlıların, Cebel ez-Zaviye’nin kontrolünü ele geçirmeye ve ardından İdlib'in güneyindeki M4 karayolu üzerinde kontrolü sıkılaştırmak amacıyla bir askeri operasyon başlatma niyetinde olduklarına dair bir takım bilgiler edindik. Bu bilgiler üzerine muhalif gruplar, rejim ve müttefikleri tarafından cephe hatlarına yakın bölgelere büyük askeri takviyelerde bulunularak ilerlemeye yönelik herhangi bir girişimde bulunmaları halinde bunu püskürtmek için hazırlıklarını artırdılar. Böylece rejim güçlerinin, Suriyeli silahlı muhalif grupların kontrolü altındaki herhangi bir bölgeye girmesi ve kontrol etmesi engellendi. Belki başlangıçta bir savunma savaşı verebiliriz. Ancak bununla birlikte rejimin hesaplarını değiştirecek, rejimi ve müttefiklerini mağlup edecek stratejik hedeflere ve rejimin kontrolündeki bölgelere yönelik saldırı planlarımız var.”



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.