Irak’ta Şii partiler arasında ihtilaflar sürerken, Sünni partiler diyalog halinde

Kürtler, Şiilerin kendi aralarındaki anlaşmazlığa son vermesini beklediği için Bağdat ile görüşmeleri erteliyor.

İran yanlısı Haşdi Şabi destekçileri seçim sonuçlarına itiraz olarak dün Bağdat’ta gösteri düzenledi. (AFP)
İran yanlısı Haşdi Şabi destekçileri seçim sonuçlarına itiraz olarak dün Bağdat’ta gösteri düzenledi. (AFP)
TT

Irak’ta Şii partiler arasında ihtilaflar sürerken, Sünni partiler diyalog halinde

İran yanlısı Haşdi Şabi destekçileri seçim sonuçlarına itiraz olarak dün Bağdat’ta gösteri düzenledi. (AFP)
İran yanlısı Haşdi Şabi destekçileri seçim sonuçlarına itiraz olarak dün Bağdat’ta gösteri düzenledi. (AFP)

Irak’ta Ekim 2019’daki protestolar, 2015 ve 2016 yıllarındaki Sadr protestoları ve her yaz elektrik sıkıntısı için yapılan protestoların benzeri Şii nüfusun yoğunlukta olduğu güney ve orta kesimlerdeki şehirlerde devam ederken, Batı (Sünni) ve Kuzey (Kürt) cephelerinde sakinlik hakim.
Kürt ve Sünni tarafları, Irak’ta geçtiğimiz günlerde düzenlenen parlamento seçimlerinin sonuçlarından memnun görünüyor. Ancak iki tarafı temsil eden partiler, Kürtlere ve Sünnilere tahsis edilen makam koltuklarını kendi partisinin tekeline almak için birbirleriyle ihtilaf halinde. Fakat iktidar pastasını bölüşen Şii partilerde durum öyle değil. Bu partiler pastadan büyük dilimi alabilmek için hem büyük bir kitleye hem de yönetimde nüfuz sahibi siyasi aktörlere ihtiyaç duyuyorlar. Şii kitlesel protestolar son iki gündür farklı bir atmosfere girdi. Zira bu protestolar, yeniden kapatılan Yeşil Bölge’nin önünde süresiz oturma eylemine dönüştü. Protestolara katılan bazı Şii liderler, barışçıl çerçevenin terk edilmesine karşı uyardı.
Göstericilerin, seçimleri manipüle etmekle suçladıkları Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği seçim sonuçlarına yapılan itirazlarla ilgili yeni bir şey söylemedi. Komiserlik geçtiğimiz günlerde bine yakın itiraz aldı ve bu itirazların karara bağlanması için verilen süre dün sona erdi. Komiserlik aldığı itirazlarda seçim sonuçlarını ihlal eden herhangi bir durum tespit etmediğini bildirdi.
Dolayısıyla seçimden yenilgiyle ayrılan parti ve koalisyonların önünde, seçim sonuçlarını kabul etmek veya Necef’te yakın zamanda düzenlenmesi beklenen görüşmeden çıkacak sonuçları beklemek ya da Iraklı Şiilerin en üst dini mercii Ali es-Sistani’nin önümüzdeki cuma hutbesinde vereceği mesajları takip etmekten başka yol kalmadı. Seçimden yenilgiyle ayrılan partiler, seçimi kazanan partilerle kota esasına dayalı yeni hükümeti kurmak için müzakerelere başladı.
Ülkenin ve yönetimin ortakları olan Sünniler ve Kürtlerin bu seferki pozisyonu geçmiş dönemlerden çok daha güçlü görünüyor. Kürt ve Sünnilerin rol almadığı Şii partiler arasındaki ihtilaflar, Şii cephenin dağılmasına sebep olacak kadar derin görünüyor. Zira bu ihtilaflar, Kürt ve Sünni partilerin ‘en büyük meclis bloğunu’ oluşturmak isteyen Şii partilerle (nitekim Mukteda es-Sadr ve Maliki arasında bu konuda bir çekişme var) koalisyon kurmaları karşılığında bütün şartlarını veya en azından büyük bir bölümünü dayatmasına imkân tanıyacak. Aynı zamanda bu ihtilaflar, üç başkanın belirlenmesinden (başbakan, cumhurbaşkanı ve meclis başkanı) başlayarak yeni hükümetin kurulması müzakerelerinde Kürt ve Sünni partilerin elini güçlendiriyor.
Şarku’l Avsat muhabiri, 2003’ten sonra Irak’ta yönetimi Şii partilerle bölüşen ve dolayısıyla yönetimin iki ana ortağı olan Sünni ve Kürt partilerin temsilcileriyle görüşerek bu partilerin önümüzdeki dönemle ilgili vizyonları ve seçenekleri hakkında bilgi aldı. Söz konusu görüşmelerde muhtemelen en çok dikkat çeken hususlardan biri ‘Kürt ve Şiiler arasındaki tarihi ittifakın’ 2018 yılının ardından sona erdiği tespitidir. Sünni Araplar, kendileri aleyhine görünen bu ittifakın bitmesinden otomatik olarak yararlandı. Zira şu anda Sünni Arapları temsil eden partiler kendi aralarında yeni bir seçim ve lider dengesi oluşturmaya başladı.
Kürt ve Sünni partilerin temsilcileriyle yapılan görüşmeleri aktarmadan önce Kürt ve Sünni sahadaki önemli siyasi aktörlerin tanıtılmasında fayda var. Irak’ta 10 Ekim’de düzenlenen parlamento seçimlerinin sonuçlarına göre Kürt sahasında Yeni Nesil Partisi biraz varlık göstermekle birlikte en çok oyu Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) aldı. Sünni sahada ise Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Takaddum (İlerleyiş) Partisi ile Hamis el-Hancer liderliğindeki Azim Koalisyonu seçimlerde en çok oyu aldı. Bu iki siyasi grubun dışında kalan bazı Sünni bağımsız adaylar ve hareketler de mecliste az sayıda sandalye kazanabildi.
Kürtlerin Bağdat’ta iktidar ortaklarıyla yürüttüğü hükümet kurma görüşmelerinde baş müzakereci ve Eski Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Şarku’l Avsat muhabiriyle yaptığı telefon görüşmesinde Kürtlerin mevcut pozisyonuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Zebari, “Kürtler, diğer ortaklarla müzakere yürütmek için Bağdat’a gitmeden önce kendi aralarında görüşmeler gerçekleştiriyor. (Kürtler arasındaki görüşmeler) öncelikle Kürtlerin içinde ortak bir pozisyon belirlemeyi hedefliyor. Bu bizim için önemli bir hedef. Bu iş bittikten sonra, IKBY Başkanlığı, Bağdat’a gitmeden önce Kürt partilerden oluşan ortak Kürt müzakere heyeti ile bir araya gelecek. Kürtlerin Bağdat’a karşı ortak bir talebi var. Bu da bilinen bir talep ve yıllardır çözüme kavuşturulmadı. İktidardaki ortaklığın yapısı, 140. Madde, tartışmalı bölgeler, petrol ve doğalgaz… ve merkezi hükümet ile IKBY hükümeti arasında çözüm bekleyen diğer meseleler” ifadelerini kullandı.
Şasivar Abdulvahid liderliğindeki muhalif Kürt parti Yeni Nesil Partisi’nden seçimde aday olan ve kadınlar arasında en yüksek oyu alarak yeni meclise girmeye hak kazanan Şasivar’ın ablası Serva Abdulvahid, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şunları kaydetti:
“Yeni Nesil Partisi, Kürt partilere bir reform belgesi sundu. Zira bu belge çeşitli noktalara odaklanıyordu. Belgedeki en önemli noktalardan biri Parti’nin yeni hükümette yer almayacağının belirtilmesiydi. Reform Belgesi, IKBY’de parlamento ve il meclisleri seçimlerinin tarihinin belirlenmesini, parti kotasından uzak yeni bir Seçim Komiserliği’nin seçilmesi, mevcut Yargı Konseyi’nin feshedilmesini ve partilerden bağımsız bir Yargı Konseyi’nin kurulmasını içeriyordu. Belge IKBY’deki tüm siyasi, aktivist ve gazeteci tutukluların serbest bırakılmasını talep ediyordu. Yeni Nesil’in Kürt müzakere heyetinin bir parçası olabilmesi için sadece makam paylaşımı sürecinde değil aynı zamanda askıdaki sorunların çözülmesi noktasında bazı öncelikler bulunuyor.”
İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Sünni siyasi kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Gelecek dönemde nasıl bir hareket tarzının izleneceği konusunda Sünniler arasında yakınlaşma var. Ortak bir Sünni pozisyonun olacağına dair şimdiye kadar herhangi bir işaret yok. Aksine büyük olasılıkla iki Sünni grup (Takaddum ve Azim) Şiilerin kendi içindeki durumu halletmesini bekleyecek. Sayıca en büyük meclis bloğu meselesi, Şii cephesindeki durum ve uluslararası uzlaşılar, Sünni cephenin şekli ve pozisyonunun istikrar bulmasında yansımaları olacak. Takaddum (İlerleyiş) Partisi lideri Muhammed el-Halbusi ve Azim Koalisyonu lideri Hamis el-Hancer’in geçtiğimiz süreçte Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Ankara’ya yaptıkları ziyaret, iki ana Sünni taraf arasındaki buzları büyük ölçüde eritti.”

 



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.