Barzani yeni Irak Hükümeti görüşmelerinde Kürtleri birleştirebilecek mi?

Paylaşım mekanizmasına dair bir tutarsızlığın ortasında pozisyonlar için yakın bir mücadele

Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
TT

Barzani yeni Irak Hükümeti görüşmelerinde Kürtleri birleştirebilecek mi?

Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)
Barzani’nin partisi 2 koltuk elde ederek kazanç elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar çatışmanın bir parçası oldu (Reuters)

Basim Fransis
Kürt siyasiler, yeni Irak hükümetini kurmak için Sünni ve Şii güçlerle ‘maraton’ müzakerelerine girmeden önce kendi aralarında ittifak istişareleri yapıyor. Kürdistan özerk bölgesindeki iki iktidar partisi arasında koltuk farkının açılmasıyla pekişen pozisyon paylaşımında ‘çoğunluk’ ve ‘uzlaşı’ formüllerinde beklenen anlaşmazlıklar devam ediyor.
Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), 33 koltukla en yakın rakibine büyük fark atarak bölgede birinci olurken onu, 16 koltukla geleneksel rakibi eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin geçmişte lideri olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) takip etti. İş insanı Şasvar Abdulvahid liderliğindeki Yeni Nesil Hareketi 9 koltukla üçüncü, Kürdistan İslami Birlik (Yekgırtu) Partisi 4 koltukla dördüncü oldu. Ayrıca İslamcı çizgideki Adalet Toplumu tek koltuk ele ederken, Kürt güçlerin toplam koltuk sayısı 63 sandalyeye ulaştı. 

İlk istişareler
KDP yetkilileri, KYB ve Yekgırtu partilerindeki yetkililerle görüşmelerinin ardından yaptıkları açıklamada, “Anlık diyaloglar rutin toplantılardan öteye geçmeyecek. Daha sonra gerçekleşmesini umduğumuz siyasi görüşmelere de girmeyeceğiz” dedi.
KDP müzakerecileri “tüm güçlerle temas halinde olduklarını ve seçeneklerini belirli bir kategoriye göre sınırlamadıklarını” ifade etti. Müzakereciler, “İki partinin liderlerinin yaptığı açıklamalar, Kürtlerin çıkarına olan stratejik konularda tutumlarının birliğini gösteriyor. Ama buna rağmen özellikle de KYB’nin KDP ile eski dönemden bir hak olarak talep ettiği Cumhurbaşkanlığı makamına dair, eski oturumdaki seçimlerin tekrarında federal pozisyonları paylaşma hususunda bir bölünme ile karşılaşılabilir. Zira Barzani’nin partisi önceki mekanizmayı reddederken, denklemi ‘temsili ağırlık’ kriterine göre yeniden formüle etmeye bağlı” şeklinde konuştu.
KDP, KYB’nin 3 koltuğuna ve muhalif Yeni Nesil Hareketi’nin 1 koltuğuna kıyasla 2 koltuk alarak ilk kez kazanımlar elde ederken, Kerkük vilayetindeki pozisyonlar da çatışmanın bir parçası. KYB ve Yeni Nesil Hareketi, vilayete tahsis edilen 12 koltuktan 6’sını elde eden Arap ve Türkmen güçlerin muhalefeti karşısında ek engellerle karşılaşacaklar.
KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed ise KYB liderleriyle Süleymaniye’de gerçekleştirdiği görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Belki seçim kampanyası sırasında iki partimiz arasında bazı görüş alışverişleri oldu ama aramızda hiçbir anlaşmazlık yok” dedi. Muhammed, “Cumhurbaşkanlığı makamının Federasyona veya diğerlerine ait olduğu söylenemez ve biz sadece gerçek ortaklığı görüştük. Pozisyonlara dokunmadık” şeklinde konuştu.
KDP Heyeti, seçim sonuçlarında eli boş dönen ‘Değişim’ hareketinin liderleriyle de bir araya geldi. Parti lideri Ömer Seyyid Ali, sonuçların açıklanmasının ardından liderliğin tüm üyeleriyle birlikte istifasını açıkladıktan toplantıya katılmadı.

Önce Kürt çıkarı
KDP’nin, müzakerelerinde çoğunluk kriterini esas alıp almayacağını belirlemek için, Barzani’nin danışmanı Mesud Haydar, Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı açıklamasında “Önceliğimiz, Irak devletinin yönetimi, politikaların oluşturulması ve 140. maddenin (Erbil ile Bağdat arasındaki anlaşmazlık alanları) uygulanması açısından Kürdistan halkının anayasal haklarının güvence altına alınmasıdır. Ülkenin, öncekilerden tamamen farklı, anayasa ihlallerine ve kararlarda tekliklere tanık olduğumuz bir sahne çizmesi gerekiyor. Bu önemli bir noktadır” açıklamasında bulundu. Haydar, “Pozisyonların ve diğer ayrıntıların ele alınması; federal devletin yönetimine ilişkin net bir yol haritası üzerinde anlaşmaya varıldıktan ve ortaklık, denge ve uzlaşmanın ilke ve temellerinin vurgulanmasından sonra gelecektir” şeklinde konuştu.
Yeni Irak hükümetinin kurulmasına yönelik istişarelerin fiilen başlamasından önce Kürt güçler arasındaki görüşmelerin sonuçları, ‘anayasada öngörülen ve cumhuriyet kararnamesi ile görevlendirilen en büyük parlamenter bloğun özelliklerini belirlemeyi’ amaçlayan Şii mevkidaşları arasındaki anlayışların sonuçları netleşene kadar askıya alındı. 2005 yılındaki ilk seçimlerin yapılmasından bu yana Irak’ta hüküm süren siyasi gelenek, Şiilerin başbakanlığı, Sünnilerin meclis başkanlığını ve Kürtlerin cumhurbaşkanlığını üstlenmesini gerektiriyor.
Bu bağlamda Mesud Haydar, parlamenter ağırlığın Kürt Meclisi içindeki müzakerelerde belirleyici bir rol oynayacağını belirtti. Haydar, “Mesud Barzani ve parti liderlerinden, Kürt müzakere kağıdını desteklemek için mecliste koltuk alamamış olanlar da dahil olmak üzere Kürt güçlerinden oluşan bir grup veya ittifak oluşturulması yönünde bir talep var” dedi. Mesud Haydar, “Partimiz Kürdistan kuvvetlerinin koltuklarının yüzde 52’sinden fazlasını temsil ediyor. Buna rağmen bölgenin anayasal hakları için birleşeceğiz. Bölgedeki Kürtlerin ve bileşenlerinin haklarını da savunuyoruz. Aynı durum Şii ve Sünni vatandaşlar için de geçerlidir” ifadelerini kullandı.
KYB liderleri de daha önce partinin konumunun ve rolünün meclisteki koltuklara göre değil, tarihi ve askeri rolüne göre belirlendiğini ifade etmişti. KYB’ye bağlı medya organları, KDP’nin Kerkük’ü siyasi anlaşmaları kapsamına sokmaya yönelik herhangi bir girişimi karşısında durduklarını söylerken, “Bu, kırmızı çizgi olarak kabul ediliyor. Siyasi kazanımlar elde etmek için pazarlıklara konu edilmesini bir daha kabul etmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Bu tavır karşısında Haydar, “Tüm siyasi süreç uzlaşmalara dayalıdır. Kürt siyaseti içinde de uzlaşma gereklidir. Sonuçta herkes bölge halkını koltuğuna göre temsil edecektir. Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere makamların paylaşımı ise, hâkim siyasi geleneklere göre, Kürtlerin hakkıdır ve aynı zamanda uzlaşmaya tabidir. Ancak birlikteki kardeşlerin payından olması şart değildir, kimsenin tekelinde de değildir. Kürt bloklarıyla anlaştıktan sonra pozisyon için kimin Kürtlerin adayı olacağına Başkan Barzani karar verecektir. Kürtler vilayet düzeyinde parlamenter temsilde çoğunluğa sahip ve buradaki en önemli şey istikrarı sağlamak. Arapların, Türkmenlerin ve Hristiyanların olduğu kadar Kürtlerin de haklarını savunacağız. Bu bir Kürt şehridir, ancak çok çeşitli bir renk tonuna sahiptir” dedi.

Zayıf ve güçlü yönler
KYB’nin iki lideri olan Molla Bahtiyar ve Latif Raşid de dahil olmak üzere iki ana partinin cumhurbaşkanlığını devralması için önerilmesi beklenen isimler medyaya yansıdı. KDP’den sunulan isimler ise mevcut Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, eski Maliye Bakanı Hoşyar Zebari ve Azad Barvari.
KDP’nin kendi koşullarını ne ölçüde empoze edebildiğine ilişkin olarak Kürt siyasi analist Mesud Abdulhalık, “Mevki paylaşımında çoğunluk ilkesinin dayatılmasında Barzani’nin partisinin çıkarına olan noktalar var ve etkili görünen diğer noktalar, bu çabanın karşısında KYB’nin lehine duruyor” şeklinde konuştu. Abdulhalık, “Güçlü yönleri, parlamenter üstünlüğe ek olarak, Lahor, Yekgırtu Eş Başkanı Şeyh Cengi’nin, mevkidaşı ve amcasının oğlu Bafel Talabani lehine sahneden uzaklaştırılmasında yatmaktadır. Aksi takdirde bugün farklı sonuçlara ve partinin toplam seçmen oylarında düşüşe tanık olurduk” ifadelerini kullandı.
Ancak Abdulhalık, zayıf noktaların Barzani’nin partisinin ‘çoğunluk ilkesini kendi istediği şekilde takip etme’ çabalarını engellemede en etkili olduğunu belirtti. Siyasi analist, “Irak düzeyinde, bölgesel ve uluslararası düzeylerde KDP’nin konumu geçmişe göre daha zayıf görünüyor. Koltuk sayısının arttığı doğru. Ama önceki seçimlere göre 300 binden fazla oy kaybetti. Değişim Hareketi, Adalet Toplumu ve Yekgırtu gibi seçimlerde kaybeden partiler de var. Onlar da bu başarısızlığın sebeplerini      KDP’ye bağlıyorlar. Bu durum, Barzani’nin çabalarıyla uyumlu değil. Bunlar, KYB’nin güçlü yönleridir” değerlendirmesinde bulundu.

Stratejik anlaşma
Mesud Abdulhalık, “Anlaşmazlıklar, gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi, koltuk sayısına göre çözülür. Çünkü iki taraf, bölgedeki idari bölümün kurulduğu uzlaşıya dayalı bir stratejik anlaşmaya bağlıdır. Öyle ki Yekgırtu lideri Molla Bahtiyar, daha önce partinin nüfuz kriterinin parlamenter ağırlıkta değil, siyasi, askeri ve tarihi ağırlığında olduğunu vurgulamıştı” dedi. Yekgırtu düzeyinde ise Abdulhalık, “Genel olarak koltuk sayısını korumasına rağmen seçmen sayısı da önemli ölçüde azaldı. KDP rakibine göre bu sayı artarken, Kerkük düzeyinde azaldı. Belki KDP, Kerkük vilayeti ve cumhurbaşkanlığı pozisyonları arasında pazarlık yapmaya çalışacak. Ancak daha önceki anlayışların kökeninde, Cumhurbaşkanının konumu, bölge başkanının konumuna tekabül ediyor. İki partinin vilayet pozisyonuna bir Kürt adayı dayatmak için yeniden çakışması beklenirken, tartışmaların, itme ve çekme girişimlerinin kısa bir zaman almayacağına şüphe yok” şeklinde konuştu.

Muhalif güçler
Bölge parlamentosunda 9 koltuklu muhalif Yeni Nesil Hareketi, hareketin yeni hükümete katılabileceğini reddetti. “Bağdat’ta herhangi bir pozisyon istemiyoruz” diyen Hareket, halkın taleplerinin istişarelerin temeli olduğunu söyledi. Hareket, tepkisini birkaç ön koşulla Kürt pozisyonunun birliğine bağlarken, bu koşulları da ‘bölgede parlamento ve il seçimlerinin yapılması için tarihin belirlenmesi, bağımsız bir seçim komisyonunun oluşturulması, mevcut Yargı Konseyi’nin partizan kotalarından uzaklaştırılarak seçilmiş bir komisyonla değiştirilmesi ve tutuklu politikacıların, aktivistlerin ve gazetecilerin serbest bırakılması’ olarak sıraladı. Hareket ayrıca, “Bağdat’ta pozisyon kavgası yapmak yerine, Bağdat’la anlaşmazlığa düşen bölgeler restore edilmeli, Peşmerge sorunu çözülmeli ve bölgenin federal bütçedeki payı sabitlenmelidir” ifadelerini kullandı.
Aynı şekilde 4 koltuklu Yekgırtu, Kürt siyasetinin birleştirilmesine ilişkin içeriğini açıklamadığı şartlar ortaya koyarken, diğer yandan da Irak hükümetine katılma arzusunu dile getirdi. Ancak İslamcı çizgideki Adalet Toplumu, hükümete katılmayı reddederek, sözcü Muhammed Hakim ise “Herhangi bir diyaloğa veya ittifaka katılmayacağız” dedi.
Ağırlıklar, Kürtler arasındaki ön anlaşmaların varlığına ve Sünnileri (43 koltuk) temsil eden eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ve Şii Sadr Hareketi (73 koltuk) liderliğindeki bir ittifaktan yana. Kanun Devleti lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin geri dönme olasılığı ve Sadr hareketiyle çatışan Şii güçlerin desteğiyle Sadrcıları aşabilecek kazanımlar elde etmesi durumunda ön plana çıkabileceği hakkında ise bir beklenti hali mevcut. Öyle ki bağımsızların yanı sıra Kürtler ve Sünni partilerin önünde 73 sandalyeye ulaşabilmesi mümkün.



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.