Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'de çözüm için yeni BM kararını destekleyeceğiz

Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim (Fotoğraf: Beşir Salih)
Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim (Fotoğraf: Beşir Salih)
TT

Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim Şarku'l Avsat'a konuştu: Yemen'de çözüm için yeni BM kararını destekleyeceğiz

Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim (Fotoğraf: Beşir Salih)
Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim (Fotoğraf: Beşir Salih)

Birleşik Krallık’ın Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim, Yemenli tarafların Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla varacağı her türlü kapsamlı siyasi çözüme meşruiyet kazandıracak yeni bir karara uluslararası toplumun hazır olduğunu belirtti.
Oppenheim, Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda, Güvenlik Konseyi'nin 2015 yılında yayınladığı 2216 sayılı Kararın içeriği ile sahada her gün değişen durum arasında bir boşluk oluştuğunu açıkladı. İngiltere'nin Sana Büyükelçisi, bu durumun yakın zamanda varılacak olan herhangi bir siyasi çözüme yansıyacağına ve aynı zamanda yeni BM elçisinin tüm hız ve ciddiyetle kapsamlı bir barış planı sunmasının muhtemel olduğuna işaret etti. İngiliz büyükelçisi Riyad Anlaşması'nın uygulanmasının önemini vurgularken, geçiş hükümetine parçası oldukları hükümeti desteklemelerini tavsiye etti. Oppenheim, “Şimdi hükümetle işbirliği yapmazlarsa gelecekte siyasi hedefleri için şansları olmayacak. Gündemi geçiştirmenin zamanı değil" dedi.
Oppenheim ayrıca kötüleşen ekonomik durum, hükümetin Aden'e dönüşü, İran'ın ülkedeki olumsuz rolü ve Safer'deki tanker sızıntısı konularına değindi.

Barış sürecini yeniden başlatma çabaları
Büyükelçi Oppenheim, Yemen'deki mevcut durumu "çok korkutucu" olarak nitelendirdiği açıklamasında şunları söyledi: "Ciddi bir kıtlık riski var. Pek çok insanın yiyecek satın alma imkanı yok. Biz bu sorunu ortadan kaldırmanın tek yolunun siyasi bir çözüm ve Yemen'de istikrar ve insani krizle başa çıkmak olduğuna inanıyoruz. Husileri diyaloğa katılmaya teşvik etmek için beş daimi üye ülke ve uluslararası dörtlü aracılığıyla uluslararası toplumla yakın bir şekilde çalışıyoruz. BM’nin yeni Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg'in barış sürecini yeniden başlatma ve tarafları istişarelere olumlu katkı sağlamaya teşvik etme çabalarını tam olarak destekliyoruz.”
İngiliz büyükelçisine göre, bugün Güvenlik Konseyi tarafından 2015 yılında yayınlanan 2216 sayılı Karar ile şu anda sahadaki durum arasında bir boşluk var.
Oppenheim, “Taraflar arasındaki herhangi bir siyasi çözümde, bu anlaşmayı yansıtan yeni bir karara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum, ancak kararın anlaşmayı yansıtması gerekiyor, tersi bir durum değil. Anlaşmadan önce kararın içeriğinden bahsetmek mümkün. Uluslararası toplumun, taraflar arasındaki bir anlaşmaya uluslararası meşruiyet kazandırmak için uygun zamanda yeni bir karara hazır olduğundan eminim. Yeni bir kararın alınması, BM Yemen Özel Elçisinin işi; çünkü bu konuda uluslararası toplumu o temsil ediyor.”

Yeni BM elçisinin başarılı olma ihtimali
Yeni BM elçisinin Yemen dosyası hakkında sahip olduğu önceki bilgilerin kendisine çok yardımcı olacağına inandığını söyleyen Oppenheim, “Şu anda tüm tarafları ve görüşleri dinliyor. Böylece, uluslararası toplumun desteğiyle, taraflara siyasi bir çözüm elde etme fırsatı verebilecek bir barış süreci planı geliştirecek. Ama sonuçta anlaşma Yemenliler arasında olmalı, dışarının bunda rolü olmamalı. Anlaşma Yemenlilerin elinde ve biz sadece onları destekliyoruz" diye konuştu.
Mevcut çabaların önceki yıllarda elde edilenlere dayandığını belirten İngiliz büyükelçisi, “Kuşkusuz biz sıfırdan başlamıyoruz, Hans da öyle. Hans bütün çalışmalarını geçmiş yıllarda yapılan tüm çalışmaların üzerine inşa edecek ve sahadaki durumun her gün değiştiğini ve bu nedenle bunun dikkate alınması gerektiğini unutmamalıyız. Yemen'de çok siyasi taraf olmasına ve herkesin taraflar arasında kapsamlı bir süreç istemesine rağmen elçinin bu süreçte titizlikle ve süratle çalışacağına inancımız tamdır."

Husilerin askeri tırmanışı sürdürmesi
İngiliz Büyükelçi, Yemen'deki savaşın devam etmesi ve insani ve ekonomik kriz konusunda ülkesinin derin endişesini yineledi. Büyükelçiye göre İngiltere, Marib'e yönelik Husi saldırısı ve hiçbir şekilde kabul edilemez olarak nitelendirdiği sınır ötesi saldırılar konusunda da endişeli.
Oppenheim, “Saldırı durdurulmalı ve sivillerin güvenliği bir öncelik olmalı. Husiler de dahil olmak üzere tüm tarafların uluslararası insani yasalara saygı gösterme sorumluluğu var. Biz ve beş daimi üye ülke, Husileri siyasi hedeflere ulaşılması için başlatılan siyasi diyaloğa katılmaya çağırıyoruz. Bunu sağlamanın yolu diyalogdan geçiyor."

Kötüleşen ekonomik durum
Yemen'de kötüleşen ekonomik duruma ilişkin değerlendirmede bulunan Richard Oppenheim, Yemen halkına temel hizmetlerin sağlanması ve toplanan gelirlerle çalışanların maaşlarının ödenmesi konusunda Yemen hükümetinin sorumluluğunu hatırlattı.
Oppenheim, “Yemen ekonomisindeki mevcut temel sorun, para birimine, bir bütün olarak ekonomiye ve merkez bankasına olan güven eksikliğidir. Başbakanın bu sorunla başa çıkmak için iyi bir planı olduğunu biliyoruz ve biz onu destekliyoruz. Bazı bakanlarla birlikte Aden'e dönmesi iyi oldu" dedi.
İngiliz büyükelçi mevcut paranın doğru kullanılmasını sağlamak ve ekonomiye olan güveni yeniden tesis etmek için ekonomik reformların desteklenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

İran'ın Yemen'deki rolü
Birleşik Krallık’ın Yemen büyükelçisi, İran'ın Husileri füzeler ve başka silahlarla destekleyerek Yemen'deki ve bir bütün olarak bölgedeki istikrarsızlığa verdiği zararın, durumu daha da kötüleştirdiğini, Birleşmiş Milletler’in barış çabalarını zorlaştırdığını ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini tehdit ettiğini söyledi.
Sana Büyükelçisi Richard Oppenheim, “Bu konuları doğrudan İran hükümetiyle görüştük ve endişelerimizi Birleşmiş Milletler aracılığıyla da dile getirdik. Bu bağlamda İran'ı Yemen'de olumlu bir rol oynamaya çağırıyoruz. İran Dışişleri Bakanlığı da bizzat Birleşmiş Milletler'in çabalarını desteklediğini açıkladı. Bu nedenle İran'ı bu taahhüdünü uygulamaya ve Yeni Yemen Özel Elçisinin ateşkes ve barış müzakereleri konusundaki çabalarını desteklemeye çağırıyoruz. İran’ı ayrıca BM elçisi ve barış süreci ile olumlu bir şekilde ilgilenmesi için Husileri teşvik etmeye davet ediyoruz.”

Safer petrol tankeri  
Büyükelçi Oppenheim, Yemen'in Hudeyde kıyılarında demirlenmiş olan Safer tankerinden petrol sızıntısı riskine ilişkin İngiliz hükümetinin finansörlüğünde bir araştırmanın yapıldığını ve bu araştırmaya göre Safer petrol tankerinde meydana gelmesi beklenen sızıntının Exxon Valdez’den dört kat daha fazla olacağını açıkladı. Bu çok büyük bir risk.
Bu muhtemel felaketin maliyetinin 20 milyar dolardan fazla zarara mal olması, Yemen halkının hayatına çok kötü etki etmesi, temiz su sorununa ve balıkçılığın durmasına neden olması bekleniyor.
Hudeyde'deki fabrikalar da uzun süre kapalı kalacak ve söz konusu muhtemel felaket sadece çevre için değil Yemen halkı, Suudi Arabistan, Umman ve Afrika'daki bazı komşu ülkeler için de geçerli olacak.
İngiliz Büyükelçi, “Bu dosyayı bitirmemizin çok önemli olduğunu biliyoruz ve şu anda sorunu çözmeden önce herhangi bir sızıntı durumuna karşı acil durum planları geliştirmek üzere Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışıyoruz. Husileri Birleşmiş Milletler ile sorunu çözmeye ve uzmanların tankeri ziyaret edip teftişlerde bulunmalarına izin vermeye çağırıyoruz.” dedi.

İngilizlerin Yemen'deki insani rolü
Büyükelçi, Yemen'in dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşamaya devam ettiğini ve nüfusun yüzde 88'inin yardıma ihtiyacı olduğunu açıkladı.
Ülkesinin bu krize müdahalede büyük rol oynadığına işaret eden Oppenheim, “Savaşın başlangıcından bu yana bir milyar pounddan fazla yardım taahhüdünde bulunduk ve bu yıl 87 milyon pound yardım sağlayacağız. Bu destek ayda 140 bin ihtiyaç sahibi aileye gıda sağlayacak, 400'den fazla sağlık merkezine destek olacak ve 1,6 milyondan fazla kişiye temiz su temin edecektir. Ayrıca, gıda satın alımı için nakit desteği sağlayarak ihtiyaç sahibi 1,5 milyon aileyi destekleyecek ve tarafları yol kısıtlamalarını kaldırmaya teşvik etmek ve insani yardımın ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlamak için diğer bağışçılarla birlikte çalışacağız.” diye konuştu.
Destek azalırken krizin devam etmesinin yardım ihtiyacını artıracağı konusunda uyarıda bulunan Oppenheim, “Bir boşluk var, çünkü dünyada başka krizler var. İngiltere'de "Para ağaçta yetişmez" deriz. İngiltere veya diğer herhangi bir ülke için belli bir sınır vardır. Koronavirüs pandemisi ile dünya ekonomilerinin yükü arttı. Savaş uzadığında bu boşluk kesinlikle büyüyecek çünkü sahadaki durum kötüleşiyor ve yardım için sağlanan miktarlar aynı kalıyor veya azalıyor.” açıklamalarında bulundu.

Riyad Anlaşması ve Güney Sorunu
Richard Oppenheim, Riyad Anlaşması'nın uygulanmasının çok önemli bir nokta olmaya devam ettiğini vurgulayarak, güneyde güvenlikteki bozulmanın ekonomiyi etkilediğine dikkati çekti. Tarafları olumlu bir şekilde anlaşmaya devam etmeye ve uygulamaya çağırıyoruz diyen İngiliz büyükelçi, “Çünkü bu anlaşma, güney Yemen'de istikrarı ve güvenliği yeniden sağlamak ve yaklaşan barış görüşmeleri için bir hükümet heyetinin mevcudiyetini temin etmek için en iyi fırsat. Güney meselesine gelince, geçiş hükümetinde olup ülkeyi bölmek isteyenler öncelikle hükümete destek vermeliler, çünkü onlar da hükümetin bir parçası. Şimdi hükümetle işbirliği yapmazlar, temel hizmetleri sağlamak ve maaşları ödemek için tek bir ekip olmazlarsa gelecekte siyasi hedeflerine ulaşma şansları olmayacak. Yemen'de önce bir devlet ve hükümet olmalı, sonra ülkenin geleceği hakkında konuşulabilir ve Yemenlilerin kendi geleceklerine karar vermesine izin verilebilir. Hükümetin yokluğunda bunu gerçekleştirmenin imkanı yok, bu gündemi geçiştirmenin zamanı değil.” ifadelerini kullandı.



SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
TT

SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)

Suriye ordusu, birkaç gün süren çatışmaların ardından Şeyh Maksud mahallesinden savaşçıların tahliye edilmesinden bir gün sonra, Halep'in doğusunda "Suriye Demokratik Güçleri" (SDG) tarafından yapılan askeri yığılmayı tespit ettikten sonra dün olağanüstü hal ilan etti.

SANA haber ajansına göre Ordu operasyon komutanlığı açıklamasında, "Uçaklarımız, SDG'nin Halep'in doğusundaki Deyri-Hafer cephesine silahlı gruplar ile orta ve ağır teçhizat getirdiğini tespit etti" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, "Örgüt tarafından getirilen bu takviyelerin niteliğini henüz bilmiyoruz" denilerek, "Güçlerimizi seferber ettik ve konuşlanma hatlarımızı güçlendirdik, her türlü senaryoya hazırız" ifadeleri yer aldı.

Halep kırsalındaki Menbiç bölgesinde iç güvenlik operasyonları dün "kamikaze insansız hava araçlarından (İHA) kaynaklanabilecek potansiyel tehditler" konusunda uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildiride, bölge sakinlerinin "mümkün olduğunca halka açık yerlerde, meydanlarda ve pazarlarda toplanmaktan kaçınmaları" ve "ana ve tali yollarda seyahat ederken dikkatli olmaları" çağrısında bulunuldu.


Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

TT

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, vilayetteki durumun son gelişmelerin ardından normale dönmeye başladığını belirtti. Hanbeşi, istikrarın doğrudan vatandaşların yaşamına yansıdığını ve halkın yerel yönetime ve devlet kurumlarına olan desteğinin güçlendiğini vurguladı.

Hanbeşi, Mukalla’daki ofisinde Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen yeniden elden geçirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini ifade etti.

cdfgrt
Hadramut Valisi ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, Hadramut’un altyapı geliştirme projelerinden oluşan geniş bir paket için Suudi yetkililerden sözler aldığını aktardı. Hanbeşi, gıda yardımlarının şu anda Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen günlerde sahil bölgelerine de dağıtılacağını söyledi.

Vilayetteki askeri güçlerle ilgili olarak Hanbeşi, Hadrami Elit Güçleri komutanları, Vatan Kalkanı Güçleri ve koalisyon temsilcilerinin, elit birliğin eski kadrosuna geri dönmesi konusunda anlaştığını ve daha sonra Vatan Kalkanı Güçleri’yle birleştirilerek tek bir güç oluşturulacağını açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut’un ‘gelecek herhangi bir çözüm sürecinde etkin bir siyasi aktör olması gerektiğini’ vurguladı. Yerel yönetimin, tüm bileşenler, partiler ve kanaat önderleriyle görüşmeler yaparak Hadramut’un ortak sesini oluşturma hazırlıkları yürüttüğünü ve bu çerçevede Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yakında gerçekleştirilecek Güney-Güney Diyalog Konferansı’na katılım sağlanacağını ifade etti.

Güvenlik ve öncelikli hizmetler

Hanbeşi, vilayet yönetiminin kanaat önderleri ve toplum liderleriyle yaptığı tekrarlayan görüşmelerin öncelikli olduğunu vurgulayarak, “Onlar kamuoyunu yansıtıyor ve vatandaşların taleplerini iletiyor” dedi. Hanbeşi, vatandaşlardan en sık dile getirilen talebin ‘güvenlik, istikrar ve başta elektrik olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi’ olduğunu aktardı.

Hanbeşi, Başbakan’la da görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, “Başbakan, hükümetin vilayetin bu alandaki ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılamaya hazır olduğunu ifade etti” dedi. Hanbeşi, hükümetin verdiği sözler doğrultusunda gelecek yazın daha iyi geçeceği konusunda iyimser olduğunu sözlerine ekledi.

Sakinlik ve istikrar

Hanbeşi, ‘Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin çekilmesinin ardından genel tablonun huzur ve istikrarla karakterize olduğunu’ belirterek, “Çeşitli kamu kurum ve idarelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarının devam ettiğini ve özellikle silah taşınmasıyla ilgili güvenlik önlemlerinin artırıldığını” söyledi.

Hanbeşi, kamu tesislerini yağmalamakla bağlantılı bazı kişilerin yakalandığını, ağır silah bulundurdukları tespit edilmeyen diğerlerinin ise serbest bırakıldığını ifade etti. Hanbeşi, hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığını ve durumun daha da iyileşme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan ile yüksek düzeyde koordinasyon

Hadramut Valisi Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın rolüne dikkat çekerek, “Bu başarı Suudi Arabistan’a aittir” dedi. Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın vilayetteki GGK güçlerinin çıkarılmasını kısa sürede sonuçlandırdığını belirtti ve koordinasyon ile desteğin devam ettiğini vurguladı. Hanbeşi, vilayet yönetimi ile Hadrami Elit Güçleri komutanları arasında yapılan bir toplantıya değinerek, bu görüşmede “Suudi Arabistan’ın gıda ve mali teşvikler sağlayacağı taahhüdü sonrasında güçlerin eski durumuna geri getirilmesinin” ele alındığını aktardı.

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, vilayetin Suudi yetkililerden altyapıyı geliştirecek büyük bir proje paketi için sözler aldığını kaydetti. Ayrıca, gıda yardımlarının Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen dönemde sahil bölgelerine de dağıtılacağını ifade etti.

Yeniden yapılandırma

Hanbeşi, yerel yönetimin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili olarak, “Alınan önlemler, açıkça GGK’yi desteklediklerini ilan eden veya siyasi olarak karşıt tavırlar sergileyen yetkililere yönelikti” dedi. Hanbeşi, bunun ‘yönetim yetkileri çerçevesinde ve yerel yönetim birimlerinde uyumu sağlama gerekliliği kapsamında’ gerçekleştirildiğini vurguladı.

Hanbeşi, “Tehdit altında tavır alanlar için hoşgörü gösterileceğini, ancak siyasi olarak GGK’ye bağlı kalanlar hakkında yasal ve idari tedbirlerin uygulanacağını” belirterek iki grubu birbirinden ayırdı.

Hanbeşi, Güney-Güney Diyaloğu ile ilgili olarak, vilayet yönetiminin bazı Hadramut Ulusal Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini ve diyaloğun genel çerçevesine dair bilgi edindiğini belirtti, ancak temsilcilerin seçimi ve detaylı mekanizmaların henüz netleşmediğine dikkat çekti.

Hanbeşi, önümüzdeki günlerde vilayetin farklı siyasi ve sosyal bileşenleriyle geniş kapsamlı görüşmeler yaparak, Hadramut’u temsil edecek ortak bir vizyon üzerinde uzlaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut ile bazı güney vilayetler arasında tarihi sorunlar bulunduğunu vurgulayarak, vilayetin 1967’den bu yana yaşadığı marjinalleşmeye işaret etti ve Hadramut’un özel bir temsil ile haklı taleplerini yansıtması gerektiğini söyledi.

Hadramut’un geleceğine dair olarak ise Hanbeşi, vilayetin gelecekteki siyasi uzlaşmada etkili bir aktör olması gerektiğini vurguladı.

Doğu Bölgesi

Hanbeşi, Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’yı kapsayan Doğu Bölgesi seçeneğini desteklediğini belirterek, bu vilayetlerle herhangi bir sorun bulunmadığını vurguladı ve aralarındaki ilişkinin ‘derin köklere sahip sosyal dokuyu’ yansıttığını ifade etti.

İhlaller

Vali Hanbeşi, hapishaneler ve ihlaller konusuna ilişkin olarak, geçmiş dönemde Riyan Uluslararası Havalimanı’nda sert işkenceye uğrayan iki vaka kaydedildiğini ve bunların GGK ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçlerinin varlığı sırasında belgelenmiş olduğunu belirtti.

vfgthy
Hadramut'taki kampları ele geçirmek için harekete geçen Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, ciddi ihlallerin yargı mercilerine sevk edileceğini vurguladı. Ayrıca, farklı vilayetlerden ciddi suç isnadı bulunmayan veya silahlarını teslim eden onlarca tutuklunun serbest bırakıldığını ifade etti.

Hanbeşi, “El-Advas bölgesinde 78 kişiyi serbest bıraktık ve silahlarını teslim eden diğer 78 kişi de yakında serbest bırakılacak. Ancak ciddi suçlara karışanlar mutlaka yargıya sevk edilecek” dedi.

Yağma operasyonları

Hanbeşi, Marib vilayetindeki Seyun Havalimanı’nda uçak yakıt ikmal aracının bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Aracın yerel yetkililer tarafından kontrol altına alındığını ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde geri alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Havaalanı hazırlığı

Hanbeşi, havalimanlarıyla ilgili olarak, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen hazır hale getirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini belirtti. Seyun Havalimanı için ise uçak yakıt ikmal aracının gelmesini beklediklerini ifade etti.

Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin birleştirilmesi

Hanbeşi, Vatan Kalkanı Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’nin performansını değerlendirirken, “Geniş bir toplantı yapıldı; toplantıya Hadrami Elit Güçleri’nin liderleri ve Vatan Kalkanı Güçleri katıldı. Toplantıda, Hadrami Elit Güçleri’nin önceki yapısına geri döndürülmesi ve ardından Vatan Kalkanı Güçleri ile birleştirilerek tek bir güç oluşturulması kararlaştırıldı” dedi. Hanbeşi, çok sayıda askeri oluşumun uygun bir seçenek olmadığını vurguladı.

sxdfrgt
Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu temsilcisi Albay Abdulbari eş-Şehrani ile birlikte Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin liderleriyle yaptığı toplantıda (Yerel medya)

Önceki aşamanın etkilerinin üstesinden gelmek

Vali Hanbeşi sözlerini Hadramut halkına verdiği bir mesajla tamamladı ve onları, ‘önceki dönemin etkilerini geride bırakmaya, birlik ve dayanışmayı güçlendirmeye, vilayet güvenliği ve istikrarını korumak için yerel yönetimle iş birliği yapmaya ve inşa sürecini destekleyecek bir halk desteği oluşturmaya’ davet etti.


Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
TT

Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)

Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Koalisyonu'nun lideri Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani, parlamento seçimlerinde ikinci olan Hukuk Devleti Koalisyonu'nun lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki'ye bir sonraki hükümeti kurma yetkisini verme kararı aldı.

Bilgi sahibi kaynaklar, es-Sudani'nin “gayri resmi bir toplantı sırasında bu açıklamasıyla Şii Koordinasyon Çerçevesi liderlerini şaşırttığını” söyledi.

Ona yakın üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada es Sudani “Çerçeve liderlerinin, Maliki'nin önerdiği uzlaşma adayı yerine, el Maliki'yi şahsen atamalarını ve adaylığının Çerçeve'nin liderleri, dini otorite ve Sadr Hareketi'nin lideri Mukteda es-Sadr ve ulusal arena tarafından onaylanmasını şart koştu.”

Aynı kaynak durumu, "Es-Sudani herkese, el-Maliki'nin hükümeti kuramaması durumunda meselelerin ilk kazanan olarak kendisine döneceğini, siyasi bir çıkmazı önlemek ve anayasal sürelerin dolmasından korktuğu için taviz verenin kendisi olduğunu bildirdi" şeklinde açıkladı.