Putin, İsrail ile ilişkilerin ‘sürekliliğini’ istedi

Moskova ile Tel Aviv'in Suriye konusundaki anlaşmazlıkları ortak çıkarlara yansımıyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Soçi'de İsrail Başbakanı Naftali Bennett'i ağırladı (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Soçi'de İsrail Başbakanı Naftali Bennett'i ağırladı (EPA)
TT

Putin, İsrail ile ilişkilerin ‘sürekliliğini’ istedi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Soçi'de İsrail Başbakanı Naftali Bennett'i ağırladı (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Soçi'de İsrail Başbakanı Naftali Bennett'i ağırladı (EPA)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in İsrail Başbakanı Naftali Bennett ile dün Soçi’de gerçekleştirdiği görüşmenin atmosferi, Tel Aviv’de yeni hükümetin göreve başlamasının ardından iki tarafın da ilişkilerin ilerletilmesini istediğine yönelik net bir gösterge oldu. Zira Rusya, Suriye topraklarında tekrarlanan İsrail hava saldırılarından rahatsız olmuş, İsrail tarafı ise Moskova'nın koordinasyonu geliştirme ve ‘Yahudi devletine yönelik tehditlerle mücadele’ için Rus güçlerine güvenme önerilerini reddetmişti.
Dün ikili diyalogun gündeminde Suriye dosyası vardı. Suriye meselesinde görüş ayrılığı bulunan noktalara dikkat çeken Rusya Devlet Başkanı buna rağmen söz konusu anlaşmazlıkların Suriye'deki ortak çıkarları bozmadığını söyledi. Aynı zamanda başta terörle mücadeleye devam etme olmak üzere iki taraf arasında önemli ortak noktalar bulunduğunu vurguladı.
Görüşmenin başındaki karşılıklı açıklamalar, iki tarafın uzun süredir zeminini hazırladığı, Dışişleri Bakanı Yair Lapid için planlanan görüşmelerin zorluk derecesini yansıtıyor. Söz konusu görüşmelerin hedefinde ilişkilerdeki çıkmazın aşılması ve Moskova'nın eski Başbakan Binyamin Netanyahu döneminde, ilişkilerde kaydedilen ivmeyi yeniden kazanması var.
Bennett’ın toplantı öncesinde Putin ile en az bir dakika boyunca sohbet etmesi ve gazetecilere poz vermesi İsrail’in ilişkilerin dostane olduğunu göstermek istediğine işaret ediyor.
Rusya'nın Eylül 2015 sonunda Suriye’ye doğrudan askeri müdahale kararı alması ardından Moskova ile Tel Aviv'in ilişkileri iniş çıkışlara sahne olmuştu. Ardından Netanyahu hızlı bir şekilde Moskova'ya gitmiş, Putin ile yaptığı görüşmeler sonraki yıllarda iki tarafın Suriye'deki ilişkilerinin dayandığı şu üç maddelik anlaşmayla sonuçlanmıştı:
- Suriye'nin İsrail için bir tehdit olmasına izin verilmemesi
- İsrail karşıtı güçlerin sınır bölgeleri yakınlarında konuşlanmasının engellenmesi
- Tel Aviv'in tehdit teşkil eden mevkilere karşı saldırı başlatma hakkını saklı tutması
Sonrasında Moskova, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik hava saldırılarına sessiz kalmıştı. Ancak 2018 yılında bir Rus askeri uçağı Lazkiye yakınlarında seyrettiği sırada hedef alındı. İsrail saldırısıyla eşgüdümlü olarak harekete geçen Suriye hava savunması Rus uçağının düşmesine sebep oldu. İlişkiler zor bir döneme girdi.
Olayın ardından İsrail saldırıları konusundaki söylemini sertleştiren Moskova, gelişmiş bir S-300 füze sisteminin Şam'a teslim edilmesi kararı aldı. Ancak Netanyahu’nun Putin ile güçlü kişisel bağları nedeniyle krizi atlatmayı ve ikili iş birliğini yeniden kurmayı başarması sayesinde sistem faaliyete geçmedi.
İsrail'deki hükümet değişikliğiyle birlikte yeni yönetimin Moskova ile koordinasyonda önceki anlayışlar doğrultusunda çalışmaya ilgi duymaması sorun yarattı. Tel Aviv ile ilişkilerde olası bir bozulma olabileceğine dair spekülasyonlar yayıldı. Nitekim Rusya Savunma Bakanlığı tekrarlanan İsrail saldırılarına yönelik açıklamalarını sertleştirdi, söz konusu saldırılara karşı koymak için Buk ve Pantsir hava savunma sistemleri Şam'a tedarik edildi.
Moskova söz konusu dönemde İsrail'in güvenliğini sağlama ve Suriye'den gelebilecek tehditleri önleme sorumluluğunu kendisinin üstlendiğini öne sürerek Tel Aviv ile oynadığı oyunun kurallarını değiştirmeye çalıştı.
Dolayısıyla Bennett'ın Rusya'ya bu ilk ziyareti, ilişkileri normalleştirme ve koordinasyonu eski düzeyine getirme girişimi sayılıyor. Bu nedenle Putin, toplantının başında mevcut İsrail hükümetinin ‘ilişkilerin sürekliliğini’ himaye edeceği umudunu dile getirdi.
Rusya - İsrail ilişkilerini ‘benzersiz’ ve ‘karşılıklı güven’ sözleriyle nitelendiren Putin, İsrail’deki iç siyasi çatışmalara rağmen Bennett hükümetinin İsrail-Rus ilişkilerinde selefi Netanyahu'nun yaklaşımını sürdüreceği umudunu dile getirdi. Putin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Biliyorsunuz, Suriye'de devlet otoritesini yeniden tesis etme yönünde çaba sarf ediyoruz. İsrail ile aramızda anlaşmazlıklar var. Sayıları da az değil. Ancak özellikle terörle mücadeleyle ilgili konularda kesişme noktaları ve iş birliği fırsatları da mevcut. Genel olarak tartışabileceğimiz ve konuşmamız gereken birçok konu bulunuyor.”
İsrail ile Rusya arasındaki ekonomik ve ticari bağlara değinen Rusya Devlet Başkanı, şu ana kadar mütevazı boyutta olsalar da bunların başarılı bir şekilde geliştiğini ifade etti.
Rusya ile ilişkilerin ülkesi için önemini vurgulayan Bennett da Putin'in son 20 yıl içerisinde iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirme sürecine öncülük ettiğini, ilişkileri mevcut seviyelere taşıdığını söyledi. Putin’i ‘İsrail'in çok yakın ve gerçek bir dostu’ olarak nitelendiren İsrail Başbakanı, kendisi ile Suriye'deki gelişmeleri ve ‘İran'ın nükleer programının gelişimini durdurmaya yönelik çabaları’ görüşmek istediğini bildirdi.
Bennett, Soçi’ye gelmeden önce yaptığı açıklamada, “Rusya’nın Orta Doğu’daki özel konumu ve uluslararası statüsünün yanı sıra İsrail’de 1 milyon Rusça konuşan insan olduğu için, Rusya ile arasındaki bağlar İsrail’in dış politikasının önemli bir ayağıdır” ifadelerini kullandı.
Moskova'daki İsrailli diplomatik kaynaklar, Bennett'ın Putin ile ilk görüşmesinde hem Suriye'deki duruma hem de yalnızca nükleer açıdan olmayacak şekilde İran meselesine odaklanmak istediğini aktardılar. Kaynakların ifade ettiğine göre Bennett, Putin'in dikkatini ‘bölgede istikrara yönelik ana tehdidin İran olduğu’ gerçeğine ikna etmeye çalışıyor.
Tel Aviv'den kaynaklar, iki ülke arasındaki görüşmenin ‘samimi, sıcak ve olumlu’ yönde ilerlediğini belirtti.
Başbakanlık Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Rusya liderliğinin sadece iki saatini ayırdığı toplantının yalnızca Putin ile Bennett ve tercümanlara (İsrail’den İskan Bakanı Zeev Elkin) özel olacağı belirtildi. Ancak toplantının beş saat sürmesi, Bennett’ın programında değişikliklere sebep olunca planlandığı gibi Tel Aviv'e dönmesi Soçi'de bir gün daha kalmasına karar verildi.
Sürece yakın bir İsrailli kaynak konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:
“İsrail Başbakanı'nın toplantıdaki ilk hedefi, Putin ile güçlü ilişkiler kurmak, başbakan değişikliğinin iki ülke arasındaki ilişkilere ve iş birliğine zarar vermeyeceğine dair güvence vermekti. Washington'da da selefi Netanyahu’nun ABD yönetimi ve Demokrat Parti ile yıktığı güven köprülerini yeniden kurmaya çalışmıştı. Soçi’ye ise Netanyahu'nun Başkan Putin ile kurduğu, özellikle Suriye'deki İsrail çıkarlarına fayda sağlayan iyi ilişkileri sürdürmeye geldi. Bennett, iki ülkenin İran'ın yalnızca Suriye’de değil, tüm bölge ülkelerinde destekçisi ve finansörü olduğu radikal teröre karşı çalışma konusunda ortak çıkarları olduğu, bu tehdidin Avrupa dahil tüm Kuzey ülkeleri için bir tehdit teşkil ettiği mesajını Putin'e iletmek istedi.”
Rus kaynakların bildirdiğine göre söz konusu görüşme; Rusya, İsrail ve ABD'deki ulusal güvenlik konseyleri başkanlarının Suriye'deki durumu tartışacakları bir toplantı düzenleme konusunda nihai anlaşmaya varılması açısından belirleyici olacak. Tel Aviv, diyalog için bir tarih veya gündem belirtmeden bu konuda ön anlaşmaya varıldığını duyurmuş ancak Rus tarafı konuyla ilgili çekincelerini dile getirmişti. Rus diplomatlar ise tarafların bu yönde henüz anlaşmaya varmadıklarını aktardılar.

Suriye’de protestolar sürüyor
Diğer yandan dün Deyrizor’da yüzlerce kişi “Geçiş Yok Cuması” adı verilen protestolar için sokağa çıktı. İlin SDG tarafından kontrol edilen doğu kırsalına sıçrayan protestolarda Rus güçlerinin Deyrizor'un doğu kırsalından geçerek Rakka’ya yönelmesine tepki gösterildi. Deyrizor'un batı kırsalındaki el-Hissan kasabasından Muhammed el-Bakari, “Suriye rejimine bağlı Rus güçlerinden herhangi bir üyenin ülkeye girerek Deyrizor'un batı kırsalından Cezire hattı üzerinden Rakka’ya geçişini kabul etmiyoruz” dedi.
Rus ordusu, Suriye'nin güneyindeki Dera'nın doğu kırsalında sakinliği sağlama ve çözüm bulma çalışmalarına, ayrıca Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında geçen yılın başında Moskova’da imzalanan anlaşmayı uygulamak için Türkiye ile müzakerelere devam ediyor.



İngiltere’den X’e Grok soruşturması: Cinsel içerikli görüntüler mercek altında

Grok logosu (Reuters)
Grok logosu (Reuters)
TT

İngiltere’den X’e Grok soruşturması: Cinsel içerikli görüntüler mercek altında

Grok logosu (Reuters)
Grok logosu (Reuters)

İngiltere medya düzenleyici kurumu, Elon Musk’a ait X platformu hakkında bugün (Pazartesi) bir soruşturma başlattı. Soruşturma, yapay zekâ sohbet botu Grok tarafından üretilen ve cinsel içerik taşıyan sahte görüntülerin, platformun İngiltere’deki kullanıcıları yasa dışı içerikten koruma yükümlülüğünü ihlal edip etmediğini tespit etmeyi amaçlıyor.

Kurumun yayımladığı açıklamada, X üzerindeki yapay zekâ sohbet botu Grok hesabının, çıplak veya yarı çıplak kişilere ait görüntüler üretip paylaşmak için kullanıldığına dair son derece endişe verici raporlar bulunduğu belirtildi. Açıklamada, bunun cinsel içerikli görüntülerin kötüye kullanımı ya da pornografik materyal kapsamına girebileceği; ayrıca çocuklara yönelik cinsel içerikli görüntülerin çocukların cinsel istismarı materyali sayılabilecek nitelikte olabileceği vurgulandı.

Düzenleyici kurum, Başbakan Keir Starmer’ın Grok tarafından üretilen görüntüleri iğrenç ve yasa dış” olarak nitelendirmesinin ardından harekete geçmesi yönünde yoğun baskı altındaydı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Starmer, perşembe günü yaptığı açıklamada X platformunun Grok’u kontrol altına alması gerektiğini söyleyerek, düzenleyici kurumun atacağı adımlar için hükümetin tam desteğini aldığını ifade etti.

İngiltere’de, rıza olmaksızın cinsel içerikli görüntülerin üretilmesi veya paylaşılması ile çocukların cinsel istismarına ilişkin materyaller yapay zekâ tarafından üretilmiş cinsel görüntüler dâhil yasa dışı kabul ediliyor. Ayrıca teknoloji platformlarının, İngiltere’deki kullanıcıların yasa dışı içeriklere maruz kalmasını önlemesi ve bu tür içerikleri haberdar olur olmaz kaldırması gerekiyor.

X platformu, kadınlar ve reşit olmayan kişilere ait müstehcen görüntüler üretebilen bu özellik nedeniyle başka ülkelerde de eleştirilerin hedefi oldu. Fransız yetkililer, söz konusu içeriği açıkça yasa dışı olarak nitelendirerek savcılığa ve düzenleyici kurumlara bildirimde bulunurken, Hindistan makamları da platformdan açıklama talep etti.

X, bu özelliğin kullanımını yalnızca ücretli abonelerle sınırlandırdı. Platform, geçen hafta yaptığı açıklamada, tüm yasa dışı içerikleri kaldırdığını ve bu tür içeriklere karışan hesapları kalıcı olarak askıya aldığını bildirdi. Açıklamada, “Grok’u yasa dışı içerik üretmek için kullanan veya bu yönde yönlendiren herkes, platforma doğrudan yasa dışı içerik yüklemiş gibi aynı yaptırımlarla karşılaşacaktır” denildi.

İngiltere düzenleyici kurumu, soruşturma kapsamında X platformunun, ülkedeki kullanıcıların yasa dışı içeriklere maruz kalma riskini yeterince değerlendirip değerlendirmediğini ve çocuklara yönelik riskleri göz önünde bulundurup bulundurmadığını inceleyecek. Kurum, en ağır uyumsuzluk durumlarında mahkeme yoluyla ödeme hizmeti sağlayıcıları veya reklam verenlerin platformla ilişkilerini kesmelerinin istenebileceğini ya da internet servis sağlayıcılarına Britanya içinde siteye erişimin engellenmesi talimatı verilebileceğini belirtti.

X platformu ise soruşturmayla ilgili yorum talebine henüz yanıt vermedi.


Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
TT

Washington’da FED depremi: FED Başkanı hakkında cezai soruşturma başlatıldı

Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)
Fed Başkanı Powell, aralık ayında Para Politikası Komitesi toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında (Reuters)

ABD’de federal savcılar, ABD Merkez Bankası (Federal Reserve/FED) genel merkezinin, maliyeti 2,5 milyar dolar olarak açıklanan yenileme projesiyle ilgili FED Başkanı Jerome Powell hakkında cezai soruşturma başlattı. Bu hamle, Trump yönetimi ile FED arasındaki gerilimi daha da tırmandırdı.

Powell dün yaptığı açıklamada, FED'in geçtiğimiz cuma günü büyük jüri celbi aldığını ve geçtiğimiz yaz ABD Kongresi'nde genel merkezi yenileme çalışmalarıyla ilgili verdiği ifadeyle ilişkili olarak Adalet Bakanlığı tarafından hakkında cezai soruşturma başlatmakla tehdit edildiğini söyledi.

bghjuk
Yenileme çalışmalarını incelemek için FED genel merkezini ziyaret eden Trump’ın yanında Powell yer alıyor (Reuters)

Powell, soruşturmanın, FED'in faiz oranlarını belirleme konusundaki bağımsızlığını kısıtlamak için kullanılan bir bahane olduğunu öne sürdü. Bu gelişme, Trump'ın Powell'a yönelik, borçlanma maliyetlerini düşürmeyi reddettiği için onu ‘inatçı’ olarak nitelendirdiği eleştirilerini sürdürdüğü bir dönemde yaşandı.

FED Başkanı, açıklamasında şunları söyledi:

“Bu yeni tehdidin, geçtiğimiz haziran ayında verdiğim ifadeyle veya FED binasının yenilenmesiyle hiçbir ilgisi yok. FED'in faiz oranlarını Başkan’ın isteklerini yerine getirmek yerine, kamu yararına olanı en iyi şekilde değerlendirmemiz sonucunda cezai soruşturmalarla tehdit ediliyoruz.”

Trump: Soruşturmaya karışmadım

Ancak Başkan Trump, Adalet Bakanlığı'nın soruşturmasına karıştığı iddialarını reddetti.

Pazar akşamı NBC News'e konuşan Trump, “Bu konuda hiçbir şey bilmiyorum, ancak Powell'ın FED’i yönetme konusunda kesinlikle iyi olmadığı gibi bina inşa etme konusunda da iyi olmadığını’ söyleyerek, soruşturmanın Powell'ın faiz indirimini reddetmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını iddia etti.

Bununla birlikte, soruşturma, ABD ekonomi politikasının temel taşı olan ve finans piyasaları için hayati öneme sahip olduğu yaygın olarak kabul edilen dünyanın en önemli FED’in bağımsızlığı konusunda yatırımcıların endişelerini artıracağı düşünülüyor.

Powell: İstifa etmeyeceğim

Öte yandan Trump'ın defalarca kez ‘seve seve’ kovacağını söylediği Powell dün yaptığı açıklamada, soruşturma nedeniyle FED'den istifa etmeyeceğini söyledi.

Powell, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamu hizmeti bazen tehditler karşısında kararlı durmayı gerektirir. Senato tarafından onaylanan görevimi, dürüstlük ve Amerikan halkına hizmet etme taahhüdüyle sürdürmeye devam edeceğim.”

Dolar düşüşte

Powell'ın açıklamasının ardından, dolar bugün Asya piyasalarında altı ana para biriminden oluşan sepet karşısında yaklaşık yüzde 0,2 değer kaybetti.

Önde gelen hisse senetlerinin S&P 500 endeksini takip eden vadeli işlemler yaklaşık yüzde 0,4 geriledi.

ABD’de büyük jüriler, savcıların bir kişiyi suçlamak için yeterli delil sunup sunmadığını belirler.

Adalet Bakanlığı yönergeleri, savcıların soruşturmaları sırasında bazen suçlamada bulunmadan önce kişilere tanıklık etme fırsatı vermek için bildirimde bulunduklarını belirtir.

Mahkeme celplerinin, Powell'ın ifade hazırlıkları hakkında bilgi taleplerinin yanı sıra genel merkezin yenilenmesiyle ilgili iç belgeleri de içerdiği düşünülüyor.

sfrgtyu7
Temmuz ayında büyük çaplı yenileme çalışmaları sürerken FED binasının ön cephesi (Reuters)

Trump yönetimi, bütçesini önemli ölçüde aşan yenileme projesini, Trump'ın faiz oranlarını yüzde 1'e düşürmeyi reddettiği için ‘aptal’ olarak nitelendirdiği FED ve Başkanı Powell'ı eleştirmek için bir araç olarak kullandı.

Mayıs ayında FED başkanlığı görevinden ayrılacak olan Powell, daha önce Trump'ın yakın müttefiki ve Yönetim ve Bütçe Ofisi başkanı Russell Vought'un, genel merkezin yenilenmesi projesiyle ilgili Kongre'yi yanılttığı yönünde öne sürdüğü iddialarını reddetmişti.

FED Başkanı, Vought'un kendisine Kongre üyelerine yalan söylediği veya planlamacılara bilgi vermediği yönündeki suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını, çünkü değişikliklerin açıklanmayı gerektirecek kadar önemli olmadığını söyledi.

Başkan Trump’ın önümüzdeki haftalarda Powell'ın yerine geçecek kişiyi açıklaması bekleniyor.

Beyaz Saray’ın ekonomi danışmanı ve Trump'ın müttefiki Kevin Hassett, bu görev için en güçlü adaylardan biri olarak görülüyor.

Diğer taraftan Senato Bankacılık Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Elizabeth Warren, Trump'ı ‘FED üzerindeki yozlaşmış kontrolünü tamamlamak için başka bir kukla atamaya çalışmakla’ suçladı.

Trump daha önce, soruşturma altında olduğu gayrimenkul dolandırıcılığı iddiaları nedeniyle FED Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook'u görevden almaya çalışmıştı. Cook, iddiaları reddetmiş ve Trump’a karşı bir dava açmıştı.

Federal mahkeme, yürütme organının FED’in üst düzey yetkililerini görevden alma yetkisine ilişkin potansiyel olarak dönüm noktası niteliğindeki bir davayı görüşürken bu ayın sonlarında tarafların savunmalarının dinlenmesi bekleniyor.


Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
TT

Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)

Şarku’l Avsat gazetesi, bugünden itibaren Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında Hizbullah çevresine yakın isimler arasında yapılan kapsamlı bir söyleşinin metnini yayımlıyor. Söyleşi, Şiilerin yaşadıkları ülkelerde bütünleşmesi gerektiğini savunması ve İran’a bağlı bir proje içinde konumlanmalarına karşı uyarılar içermesi nedeniyle dikkat çekiyor.

Söz konusu metin, yıllar boyunca Hizbullah ve Emel Hareketi’ne yakın çevreler tarafından dışlanan Şemseddin’in, Lübnan’daki İran yanlısı tutumlara karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımı da yansıtıyor. Bilindiği üzere Şemseddin, bu görüşleri nedeniyle Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’deki Haret Hreik semtinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

cdfgth
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi)

Metnin, Şemseddin’in oğlu İbrahim Muhammed Mehdi Şemseddin tarafından “Lübnanlı ve Arap Şiiler: Ötekiyle İlişki ve Öz-Kimlik” başlığıyla kitaplaştırılması planlanıyor. Şarku’l Avsat, metinden geniş alıntıları, Şemseddin’in vefatının 25. yılı dolayısıyla bugün (10 Ocak Cumartesi) yayımlıyor.

“Bu metin hâlâ güncel”

İbrahim Şemseddin, metni yayımlama gerekçesini kaleme aldığı önsözde, babasının düşünsel mirasını yeniden gündeme taşımayı amaçladığını belirtti. Şemseddin’in, Şiilerin kendi ülkelerindeki ulusal, Arap ve İslami bütünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladığını hatırlatan İbrahim Şemseddin, metnin bugün de geçerliliğini koruyan sorunlara ışık tuttuğunu ifade etti.

cdfvgthy
Beyrut’un güneyindeki Şiyah’ta, 2024 yılında Şii Emel Hareketi bayrağı dalgalanıyor (AFP)

Yaklaşık dört saat süren ve 18 Mart 1997 gecesi yapılan söyleşi, İran’ın doğrudan himayesinde 1980’lerin ortasında şekillenen Şii İslami hareketlere yakın kadrolarla gerçekleştirildi. Metin, özellikle Lübnanlı Şiilerin kendi toplumlarıyla, Arap ve İslam dünyasıyla ve İran’la ilişkileri konusundaki tartışmaları ele alıyor.

“Ben değişmedim, değişen başkaları”

Söyleşinin başında Şemseddin’e, İslami hareket içindeki bazı çevrelerin kendisinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirme soruldu. Şemseddin, bu iddiayı reddederek, kendi duruşunda bir değişiklik olmadığını savundu. Yaşanan kopuşun, “katı ve kutsallaştırılmış bir parti zihniyetinden” kaynaklandığını belirten Şemseddin, bu sürecin arkasında çıkar ilişkilerinin bulunduğunu ifade etti.

cvfgrhy
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Lübnan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda verilen bir iftar sırasında (Merhum şeyhin arşivinden)

Şemseddin, İslami Şii Yüksek Konseyi başkanlığının, devlet yanlısı bir pozisyona kaydığı iddialarını da kabul etmedi. Konseyin her zaman “ümmetin tercihlerini” temsil ettiğini söyleyen Şemseddin, devletlerin zorunlulukları ile halkın tercihleri arasındaki ayrımın meşru bir tartışma alanı olduğunu dile getirdi.

İran ve Şiilerin konumu

Şemseddin, Şiilerin İran’la ilişkilerine özel bir başlık açarak, Şiilerin İran’ın uzantısı gibi algılanmasına karşı çıktı. Şiilerin, başka bir devletin himayesinde bir topluluk gibi sunulmasının hem siyasi hem de toplumsal açıdan tehlikeli olduğunu vurguladı.

“Şiiler, kendi ülkelerinde kabul gören yurttaşlar olmalı; başka bir devlet tarafından korunuyor görüntüsü vermemeli” diyen Şemseddin, bu yaklaşımın Şiilere yönelik kuşkuları artırdığını savundu.

“Dünyaya karşı değil, dünyayla birlikte”

Şemseddin, Şiilerde yaygın olan “dışlanmışlık” duygusunun tarihsel kökleri olmakla birlikte bugün sürdürülebilir olmadığını belirtti. “Dünya bize karşı değil; biz dünyaya karşıyız” diyen Şemseddin, Şiilerin kendilerini sürekli bir komplo algısı içinde konumlandırmasının yeni gerilimler yarattığını ifade etti.

cdfgthy
Lübnanlı askerler, 2019 yılında Beyrut’ta Emel Hareketi ve Hizbullah destekçileriyle karşı karşıya (AFP)

Bazı Şii liderlerin bu duyguyu siyasi mobilizasyon aracı olarak kullandığını savunan Şemseddin, bunun ahlaki ve dini açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi.

“Devlet malları haramdır”

Şemseddin, Şiilerin yaşadıkları ülkelerin yasalarına saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, devlet malının yağmalanmasını kesin bir dille reddetti. Devletin mezhebine bakılmaksızın kamu mallarının dokunulmaz olduğunu belirten Şemseddin, bu yaklaşımın fıkhi bir zorunluluk olduğunu söyledi.

İslami hareketlere eleştiri

Söyleşinin ilerleyen bölümünde Şemseddin, İslami hareketlerin de ciddi hatalar yaptığını ifade etti. Cezayir, Afganistan ve Lübnan örneklerine atıfta bulunan Şemseddin, mezhep içi ve mezhepler arası şiddetin İslam’a zarar verdiğini vurguladı. Lübnan’da Emel Hareketi ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmaları da bu bağlamda değerlendirdi.

“Ana hedef kabul görmek”

Şemseddin, söyleşinin sonunda temel hedefini şu sözlerle özetledi:

“Şiilerin, kendi kimliklerini koruyarak toplumları içinde kabul gören bir unsur olmalarını istiyorum. Başka bir devletin korumasına dayanan bir meşruiyet istemiyorum.”

Şemseddin’e göre Şiilerin geleceği, mezhepsel kapanmada değil; hukuka saygı, toplumsal bütünleşme ve ortak çıkarlar temelinde yurttaşlık anlayışında yatıyor.