Galatasaray derbide Beşiktaş'a konuk olacak

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Galatasaray derbide Beşiktaş'a konuk olacak

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Galatasaray, Spor Toto Süper Lig'in 10. haftasında yarın derbi maçta Beşiktaş'a konuk olacak.
Vodafone Park'ta saat 20.00'de başlayacak karşılaşmayı hakem Fırat Aydınus yönetecek.
Süper Lig'in geride kalan bölümünde iki takım da beşer galibiyet ile ikişer beraberlik ve yenilgi sonucunda 17'şer puan topladı.
Ligde son 3 maçını kazanan Galatasaray, Beşiktaş deplasmanından da üç puanla dönerek galibiyet serisini sürdürmeye çalışacak.

Marcao dönüyor
Galatasaray'da 8 maçlık cezası biten Brezilyalı futbolcu Marcao, görev verilmesi durumunda derbi maçta forma giyebilecek.
Süper Lig'in ilk haftasında GZT Giresunspor ile oynanan maçta takım arkadaşı Kerem Aktürkoğlu'na uyguladığı şiddet nedeniyle kırmızı kart gören Marcao'ya, Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu 8 maç ceza vermişti.
Brezilyalı futbolcu, ligde geride kalan 8 haftada takımından ayrı kaldı.

Boey ve Arda Turan forma giyemeyecek
Galatasaray'da iki futbolcu sakatlıkları nedeniyle derbide görev yapamayacak.
Sarı-kırmızılı ekipte tedavilerine devam edilen Sacha Boey ve Arda Turan, derbinin kadrosunda yer alamayacak.

Beşiktaş-Galatasaray rekabetinde 350. randevu
Taksim Stadı'nda 22 Ağustos 1924'te Beşiktaş'ın 2-0 galibiyetiyle başlayan 97 yıllık rekabette, geride kalan 349 maçın 123'ünü Galatasaray, 112'sini Beşiktaş kazandı, 114 karşılaşma ise beraberlikle sonuçlandı. Sarı-kırmızılıların 487 golüne, siyah-beyazlılar 456 golle karşılık verdi.

Lig müsabakaları
Galatasaray ile Beşiktaş arasında ligde yapılan 126 karşılaşmada ise genel toplamda olduğu gibi sarı-kırmızılı takımın üstünlüğü bulunuyor.
İki takımın ligde karşı karşıya geldiği müsabakalarda Galatasaray 46, Beşiktaş ise 37 kez sahadan galip ayrıldı. Taraflar 43 müsabakada eşitliği bozamazken, sarı-kırmızılılar 153, siyah-beyazlılar 132 gol attı.

Vodafone Park'taki maçlar
Beşiktaş, 2016 yılında açılan Vodafone Park'ta konuk ettiği Galatasaray'a karşı hiç maç kaybetmedi.
İki takımın Vodafone Park'ta 24 Eylül 2016'da oynadığı ilk derbi 2-2 beraberlikle sona ererken, siyah-beyazlı ekip daha sonraki 4 sezonda ev sahibi olduğu tüm derbilerden zaferle ayrıldı.

Son 10 maçta Beşiktaş üstün
İki takım arasında oynanan son 10 resmi maçta Beşiktaş'ın galibiyet sayısı bakımından üstünlüğü bulunuyor.
Siyah-beyazlı ekip, söz konusu karşılaşmalarda 5 kez kazandı, Galatasaray 3 kez sahadan galibiyetle ayrıldı, 2 karşılaşma ise beraberlikle tamamlandı. Söz konusu maçlarda siyah-beyazlı ekip 11 gol atarken, Galatasaray 9 kez fileleri havalandırdı.

Beşiktaş-Galatasaray rekabetinden ilginç notlar
Beşiktaş ile Galatasaray futbol takımları arasında 349 maçın sığdığı 97 yıllık rekabette ilk golü Beşiktaşlı Refik Osman Top attı.
Rekabetin ilk randevusu olan 22 Ağustos 1924 tarihinde Taksim Stadı'nda yapılan İstanbul Ligi maçını Beşiktaş 2-0 kazandı. Siyah-beyazlı takım adına ilk golü atan Refik Osman Top, derbi tarihine geçti.
Galatasaray adına ilk golü ise 31 Temmuz 1925'te Taksim Stadı'nda yapılan ve sarı-kırmızılı takımın 6-2 kazandığı rekabetin ikinci maçında Mehmet Leblebi kaydetti.

Rekabetin golcüleri
İki takım arasındaki rekabette, Beşiktaş'ın efsane kaptanı "Baba" lakaplı Hakkı Yeten, 61 maçta 29 golle en skorer futbolcu unvanını elinde bulundururken, yine Beşiktaşlı Şeref Görkey, 63 maçta 26 golle ikinci sırada yer alıyor. Beşiktaş'ta ayrıca Feyyaz Uçar'ın 18 golü bulunuyor.
Galatasaray'da ise Gündüz Kılıç, 31 maçta 21 golle Beşiktaş'a en fazla gol atan sarı-kırmızılı futbolcu. Galatasaray'da ayrıca Metin Oktay'ın 40 maçta 15 golü var.

Bir maçta en çok gol atanlar
İki takım arasındaki rekabette bir maçta en çok gol atan futbolcu, sarı-kırmızılıların efsanelerinden Gündüz Kılıç.
Galatasaraylı futbolcu, 30 Haziran 1940'ta Şeref Stadı'nda yapılan ve Galatasaray'ın 9-2 kazandığı tarihi maçta fileleri 5 kez havalandırarak, rekabetin bir maçta en çok gol atan ismi unvanını yıllardır kimseye bırakmadı.
Ayrıca, Beşiktaşlı Hakkı Yeten, Şükrü Gülesin, Recep Adanır ve Feyyaz Uçar ile Galatasaraylı Mehmet Leblebi, Gündüz Kılıç, Eşref Aykaç, Süleyman Tekil, Saffet Sancaklı, daha sonra Beşiktaş forması da giyen Adrian Ilie ile Milan Baros, bir maçta üçer gol atma başarısını gösterdi.

En farklı skorlu galibiyetler
Galatasaray ile Beşiktaş arasındaki maçlarda en farklı skor, 30 Haziran 1940 tarihinde yapılan Milli Küme karşılaşmasında elde edildi.
Bu karşılaşmada Galatasaray, Beşiktaş'ı 9-2 yenme başarısı gösterdi. Sarı-kırmızılılar ayrıca, 18 Temmuz 1997'de TSYD Kupası'nda 6-0, 31 Temmuz 1925'te 6-2, 10 Kasım 1943 ve 6 Ağustos 1975'te aynı sonuçlarla 5-1, 10 Ağustos 1977'de 4-0'lık skorlarla sahadan galip ayrıldı.
Beşiktaş ise rakibi karşısındaki en farklı skorlu galibiyetlerini 17 Mart 1933 ve 29 Aralık 1940'ta 5-0'lık skorlarla elde etti. Siyah-beyazlılar ayrıca, 14 Kasım 1945'te ve 28 Mart 1948'de de aynı skorlarla 5-1 galip geldi.

Seyircisiz derbiler
Beşiktaş ile Galatasaray'ın 2007-2008 sezonunun ilk yarısında Ali Sami Yen Stadı'nda yaptıkları derbi müsabakası, tarihe geçti.
Galatasaray'ın bir önceki sezondan kalan 5 maçlık cezası nedeniyle seyircisiz oynatılan karşılaşma, rekabetin 97 yıllık tarihinde bir ilk olarak yerini aldı.
Koronavirüs pandemisi nedeniyle iki ekip, biri Nef Stadı diğeri Vodafone Park olmak üzere iki mücadeleyi taraftarsız oynadı.

En çok oynayanlar
Rekabette en çok forma giyen oyuncuların başında Beşiktaşlı Şeref Görkey geliyor.
Şeref Görkey, siyah-beyazlı forma altında 63 kez Galatasaray'a karşı forma giydi. İkinci sırayı 61 maçla yine Beşiktaşlı Hakkı Yeten alıyor.

En gollü maçlar
Rakipler arasında şimdiye dek yapılan en gollü maçta, meşin yuvarlak toplam 11 kez ağlara gönderildi.
Galatasaray'ın 30 Haziran 1940'ta 9-2 kazandığı karşılaşmada filelere giden toplam 11 gol, geride kalan 349 müsabaka içinde seri penaltılar dışında bir maçtaki en yüksek skor sayısı olarak tarihe geçti.
Rekabette ayrıca, 30 Nisan 1949'daki Basın Kupası maçını 5-4 Galatasaray, 6 Kasım 1955'teki İstanbul Ligi maçını da 5-4 Beşiktaş kazandı, filelere toplam dokuzar gol gitti.

4-4'lük maçlar
Taraflar arasındaki maçlarda en gollü beraberlikler 4-4'lük skorlarla alındı.
İki takım arasında 4 Ocak 1935'te Şeref Stadı'nda yapılan özel maç, 21 Kasım 1937'de Fenerbahçe Stadı'ndaki İstanbul Ligi karşılaşması, 11 Mayıs 1940'ta Taksim Stadı'nda yapılan Bahar Kupası müsabakası, 16 Haziran 1940'ta Şeref Stadı'ndaki Milli Küme maçı ve 26 Mayıs 1968'de Ali Sami Yen Stadı'nda yapılan lig derbisi 4-4 berabere sonuçlandı.

Galibiyet hasreti çekilen yıllar
İki takım, 97 yıllık rekabette bazı dönemlerde birbirlerine karşı üstünlük kurmakta zorlandı.
Beşiktaş, 30 Mart 1975 ile 16 Eylül 1979 arasında Galatasaray ile yaptığı üst üste 17 maçta da galibiyet yüzü göremedi. Galatasaray ise 20 Kasım 1931 ile 21 Haziran 1936 arasında geçen 15 maçta da rakibini yenemedi.

İki takımda da oynayanlar
Rekabetin geçmişinde birçok futbolcu her iki takım formasını da giydi.
Son dönemde hem Beşiktaş hem de Galatasaray'da forma giyen oyuncular arasında Ali Çoban, Mirsad Kovacevic (Mirsad Güneş), Saffet Sancaklı, Sergen Yalçın, Ahmet Yıldırım, Mehmet Aksu, Ayhan Akman, Emre Aşık, Adrian Ilie, Berkant Göktan, Okan Buruk, Mehmet Yozgatlı, Gökhan Zan, Serdar Özkan, Burak Yılmaz, Dany Nounkeu, Cenk Gönen, Caner Erkin ve Ryan Babel bulunuyor.

En erken derbiyi oynadılar
Süper Lig'de 2012-2013 sezonunun ikinci haftasında BJK İnönü Stadı'ndaki Beşiktaş-Galatasaray (3-3) maçı, aynı zamanda lig tarihinin en erken derbisi olarak kayıtlara geçti
1959 yılında başlayan ligde bundan önce "Üç büyükler" arasındaki en erken derbi, 1981-1982 sezonunun üçüncü haftasında yine Beşiktaş ile Galatasaray arasında yapılmıştı.

Seyirci rekoru kırıldı 97 yıllık rekabette ilk golü Beşiktaşlı Refik Osman Top attı
Beşiktaş ile Galatasaray arasında 2013-2014 sezonundaki maçta Süper Lig tarihinin seyirci rekoru kırıldı.
Siyah-beyazlı takımın ev sahipliğinde, 22 Eylül 2013 tarihinde Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan derbiyi deplasman yasağı nedeniyle tamamı Beşiktaşlı 76 bin 127 biletli seyirci izledi ve bu rakam lig tarihinin seyirci rekoru olarak kayıtlara geçti.
Ligin daha önceki seyirci rekoru, Fenerbahçe ile Galatasaray arasında 21 Eylül 2003 tarihinde yine Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki derbide 70 bin 125 kişiyle kırılmıştı.

Yarıda kalan derbi
Beşiktaş ile Galatasaray arasında 2013-2014 sezonunun 5. haftasında seyirci rekorunun kırıldığı derbi, saha olayları nedeniyle yarıda kaldı.
Atatürk Olimpiyat Stadı'nda 22 Eylül 2013 tarihinde Beşiktaş'ın ev sahipliğinde yapılan maçta siyah-beyazlılar, 18. dakikada Hugo Almeida'nın attığı golle devreyi 1-0 önde kapattı. Galatasaray, 59 ve 72. dakikalarda Didier Drogba'nın golleriyle öne geçti.
Maçta kaybolan süre oynanırken, Galatasaraylı Melo'nun 90+2. dakikada gördüğü kırmızı kartın ardından sahaya çok sayıda taraftar girdi. Bunun üzerine maçın hakemi Fırat Aydınus, kalan 2 dakikayı oynatmadan soyunma odasına gitti ve maçı tatil etti. Türkiye Futbol Federasyonu, derbiyi 3-0 hükmen Galatasaray lehine tescil etti.



Stadyumlar yeni bir küresel salgının kaynağı olur mu?

Görsel: Sara Padovan
Görsel: Sara Padovan
TT

Stadyumlar yeni bir küresel salgının kaynağı olur mu?

Görsel: Sara Padovan
Görsel: Sara Padovan

Muhammed Mansur

2026 Dünya Kupası, ABD, Kanada ve Meksika'da 48 milli takımı ve milyonlarca taraftarı bir araya getiren devasa bir spor organizasyonundan ibaret değil. Halk sağlığı perspektifinden bakıldığında bu büyük sor organizasyonu, son yılların en büyük ‘küresel insan teması’ sınavlarından birini temsil ediyor. Taraftarlar farklı kıtalardan geliyor, uçuşlar birbirini kovalıyor, havalimanları dolup taşıyor, oteller ve barlar tıka basa, toplu taşıma araçları ise haftalardır olağanüstü bir yük altında çalışıyor.

Bu tablo, Dünya Kupası'nın büyük bir salgını mutlaka tetikleyeceği anlamına gelmiyor. Tarih bize büyük spor organizasyonlarının tek başına geniş çaplı salgın felaketlerine yol açmadığını, özellikle güçlü sağlık altyapısına sahip ülkelerde bunun oldukça nadir görüldüğünü söylüyor. Fakat bu tür organizasyonlar belirli hastalıkların yayılması için ideal bir ortam yaratıyor. Kalabalıkta kolayca bulaşan solunum yolu hastalıkları, kızamık gibi son derece bulaşıcı enfeksiyonlar, norovirüs gibi bağırsak enfeksiyonları, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve sivrisineklerle taşınan salgınlar yeni bölgelerde kendine yer bulabilir.

Organizasyon riski yoktan var etmiyor ama var olanı büyütüyor. Bir ülkede kızamık yayılıyorsa, güney yarım kürede grip mevsimi aktifse ya da Latin Amerika'da dang humması yüksek seyrediyorsa, Dünya Kupası tüm bunları birbirine bağlayan hızlı bir insan taşıma ağına dönüşüyor. Bu yüzden halk sağlığı uzmanları ‘organizasyona hastalık gelir mi?’ diye sormuyorlar, daha ziyade ‘hangi hastalıklar gelecek?’ ve ‘hastalıklar yayılmak için uygun koşulları bulacak mı?’ diye soruyorlar.

Kamuoyunu korkutan tehlike: Ebola

Kamuoyunu genellikle en çok endişelendiren hastalıklar, başında Ebola'nın geldiği ürkütücü bir şöhrete sahip olanlar. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda'da nadir görülen ve tıp tarihinin en büyük ve en tehlikeli ‘Bundibugyo’ suşu kaynaklı Ebola salgını göz önünde bulundurulduğunda, enfekte kişinin kalabalık bir stadyuma ulaştığı dramatik senaryoyu hayal etmek kolaylaşıyor. Ancak epidemiyolojik analiz korku üzerine değil, hastalığın bulaşma yolu ve gerçekçi olasılıkları üzerine kuruluyor.

grtbgrtbh
Fotoğrafta Kızıl Haç çalışanları, koruyucu ekipmanlar ve Ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybeden bir erkeğin tabutuyla birlikte görülüyor. Bu arada yardım kuruluşları, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki virüs salgınına karşı mücadele çabalarını yoğunlaştırdı (Reuters)

Ebola virüsü grip ya da kızamık gibi bulaşmıyor. Enfekte bir kişinin tribünlerde başkasının yanında oturması bulaşma için yeterli değil; virüsün bulaşması kan, kusma, tükürük veya diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas gerektiriyor. Risk en çok korumasız sağlık bakımı sırasında veya salgın bölgelerinde cenazelerle temas halinde yüksek seyrediyor. Üstelik hasta kişi genellikle belirtiler ortaya çıkmadan önce bulaştırıcı olmuyor.

Bu yüzden ithal bir vakanın ulaşması teorik olarak mümkün olmakla birlikte stadyum tribünleri için en olası senaryo değil. Böyle bir durum yaşansa bile asıl zorluk binlerce taraftar arasında geniş çaplı havayoluyla bulaşmayı önlemek değil; şüpheyi hızla tespit etmek, karantinaya almak ve temaslıları takip etmek olacak. Dolayısıyla sağlık yetkilileri, Ebola virüsünü ‘düşük olasılıklı, yüksek etkili’ kategorisine koyuyor.

Dünya Kupası'nda kızamık bulaşma tehlikesi yalnızca maç sırasında tribündeki hasta taraftarla sınırlı değil. Asıl tehlike maç sonrasında yaşananlardan kaynaklanıyor. Taraftarlar farklı eyaletlere, şehirlere ve ülkelere dönüyor.

Ebola haberleri manşetlere taşınırken pek çok sağlık uzmanını gerçek anlamda endişelendiren asıl hastalık ise kızamık. İnsanlar arasında en kolay yayılan hastalıklardan biri olan kızamık için bir havalimanında, barda, kalabalık alanda ya da kısmen kapalı bir tribünde tek bir bulaşıcı kişinin bulunması, aşısız çok sayıda kişiyi tehlikeyle yüz yüze getirmeye yetiyor.

Turnuvanın ABD, Kanada ve Meksika'nın kızamık vakalarında artış yaşadığı ve bazı topluluklarda aşılama oranlarının düştüğü ya da dengesizleştiği bir döneme denk gelmesi, durumu daha da hassas kılıyor. Kızamık, diğer bazı hastalıkların aksine uzun süreli yakın temas gerektirmiyor. Virüs, hasta kişinin ortamı terk etmesinin ardından bile havada asılı kalabiliyor. Bu da hızlı hareketliliğin yaşandığı kalabalık mekânları virüsün yayılması için ideal ortamlara dönüştürüyor.

Dünya Kupası'nda kızamığın tehlikesi yalnızca maç sırasında tribündeki hasta taraftarla sınırlı değil. Asıl tehlike maç sonrasında yaşananlardan kaynaklanıyor. Taraftarlar farklı eyaletlere, şehirlere ve ülkelere dönüyor. Kimisi ailesini ziyarete gidiyor, kimisi turistik gezisini sürdürüyor, kimisi belirtiler belirginleşmeden önce başka bir uçağa biniyor. Bu noktada epidemiyolojik takip son derece karmaşık bir hal alıyor.

Dolayısıyla kızamık, bireylerin bağışıklık düzeyinin değil, toplumsal bağışıklığın doğrudan sınavına dönüşüyor. Katılımcıların büyük çoğunluğu aşılandıysa bulaşma zinciri hızla kırılıyor. Virüs düşük aşılama oranına sahip kesimlere ulaştığında ise tek bir vaka zincirleme salgınlara dönüşebiliyor.

Tanıdık olan ancak etkisini yitirmeyen hastalıklar: Grip ve Kovid-19

Grip ve Kovid-19, salgın yıllarına kıyasla artık daha az korku salsa da küresel turnuva bağlamında çok daha gerçekçi bir tehdit oluşturuyor. Kalabalık, şarkı söyleme, bağırma, fiziksel yakınlık, uzun seyahat süreleri, uykusuzluk ve kapalı mekânlardaki kutlamalar solunum yolu virüslerinin yayılma olasılığını artıran etkenler arasında yer alıyor.

Kuzey Amerika'daki bir taraftar yaz mevsiminin grip mevsimi olmadığını düşünebilir ama Dünya Kupası yalnızca Kuzey Amerikalıları bir araya getirmiyor. Güney yarım küreden gelen taraftarlar, oyuncular, gazeteciler ve teknik ekipler, grip mevsiminin farklı seyrettiği bölgelerden turnuva şehirlerine aktif virüsler taşıyabilir. Büyük çaplı bir salgın yaşanmasa bile bu durum yerel enfeksiyon artışlarına, çalışanların işe gelememesine ve kliniklerde ve acil servislerde yoğunluğa neden olabilir.

Kovid-19'a gelince, artık 2020'deki gibi dünyayı durma noktasına getirmese de özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklığı zayıf bireyler arasında hastaneye yatışlara yol açmaya devam ediyor. Dünya Kupası gibi bir organizasyonda soru yalnızca vaka sayısıyla sınırlı kalmıyor. Hangi grupların etkileneceği de kritik önem taşıyor. Genç bir taraftar hızla iyileşebilir. Ancak daha sonra bu enfeksiyonu yaşlı bir yakınına ya da kronik hastaya bulaştırabilir.

“Sivrisineklerle bulaşan hastalıklar farklı bir risk katmanı oluşturuyor. Bu hastalıklar tribünlerde bir taraftardan diğerine doğrudan bulaşmıyor. Enfekte bir kişiyi ısırıp ardından virüsü veya paraziti başka birine aktaran canlı bir taşıyıcıya, yani sivrisineğe ihtiyaç duyuyorlar.

Arka planda ise bilim insanları, başta ABD'deki süt inekleri olmak üzere kuşlarda ve bazı memelilerde dolaşımını sürdüren kuş gribini yakından izliyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre şimdiye kadar insana istikrarlı bulaşmaya dair herhangi bir kanıt yok insandan. Bu da belirleyici etken olmayı sürdürüyor. Virüs insanlar arasında verimli biçimde yayılma kapasitesinden yoksun kaldığı sürece stadyumlarda kitlesel bir tehdit haline gelmeyecek.

Bununla birlikte milyonlarca gezginin varlığı gözetim faaliyetlerinin önemini ortadan kaldırmıyor. Virüse insandan insana bulaşma yeteneği kazandıracak herhangi bir genetik değişim, Dünya Kupası'ndan bağımsız olarak son derece kritik bir gelişme niteliği taşıyacak.

Sivrisinekler maça giriyor

Sivrisineklerle bulaşan hastalıklar farklı bir risk katmanı oluşturuyor. Bu hastalıklar tribünlerde bir taraftardan diğerine doğrudan bulaşmıyor. Enfekte bir kişiyi ısırıp ardından virüsü veya paraziti başka birine aktaran canlı bir taşıyıcıya, yani sivrisineğe ihtiyaç duyuyorlar. Bu nedenle bu hastalıkların riski hava koşullarına, sivrisinek yoğunluğuna, endemik bölgelerden gelen vakaların varlığına ve sağlık sisteminin erken teşhis kapasitesine bağlı olarak şekilleniyor.

csd
2026 Dünya Kupası (Reuters)

ABD'nin güney şehirlerinde ve Meksika'da yaz sıcaklarıyla birlikte bu riskler daha da önem kazanıyor. Dang humması özellikle son yıllarda dünya genelinde yayılma alanını genişletti. Latin Amerika ve Karayipler ise bu hastalığın ağır yük taşıdığı bölgeler arasında yer alıyor. ABD'deki vakaların büyük çoğunluğu seyahatle bağlantılı olsa da bazı bölgelerde yerel vakaların görülmesi, iklim değişikliği ve taşıyıcı sivrisineğin yayılmasıyla birlikte ‘ithal hastalık’ ile ‘sınırlı yerel bulaşma’ arasındaki sınırın giderek bulanıklaşabileceğini hatırlatıyor.

Chikungunya virüsü, sıtma ve Oropouche virüsü de gözetim listesinde yer alıyor. Görece az tanınan Oropouche virüsü Latin Amerika'da büyük çaplı bir salgın yaşadı. Bazı vakalarda nörolojik veya hemorajik komplikasyonlara yol açabiliyor ve gebelik üzerindeki etkileri konusunda da kaygılar dile getiriliyor. Sarı humma ise ABD'de endemik bir hastalık olmasa da Afrika ve Güney Amerika'nın belirli bölgelerinden gelen gezginler için önemini koruyor.

Spor haberlerinde yeterince dikkati çekmeyen bir sağlık konusu da cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar.

Bu durumda tehlike bir salgının baş göstermesinden ziyade ithal vakaların şüphe listesinde yer almaması halinde doktorları yanıltabilmesi. Amerikalı bir acil servis doktoru ateş, baş ağrısı ve genel ağrı belirtileriyle başvuran hastada grip ya da Kovid olduğunu düşünebilir. Oysa hasta dang humması veya sıtmanın yaygın olduğu bir bölgeden dönüyor olabilir. Bu nedenle turnuva panik değil, tanısal uyanıklık gerektiriyor.

Spor haberlerinde yeterince yer bulmayan bir sağlık boyutu daha var, o da cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar. Büyük organizasyonlar yalnızca maçlar, ulaşım araçları ve havalimanları demek değil, aynı zamanda kutlamalar, alkol, seyahat, gelip geçici ilişkiler ve zaman zaman alışılmışın ötesinde riskli davranışlar demek.

Frengi ve belsoğukluğu

Seyahat araştırmaları, uluslararası yolcuların bir bölümünün gelip geçici cinsel ilişkilere girdiğini ve bu ilişkilerin önemli bir kısmının korumasız biçimde gerçekleşebildiğini ortaya koyuyor. Bu durum belsoğukluğu, klamidya ve frengi gibi enfeksiyonların bulaşma olasılığını artırıyor. Bu hastalıkların hemen tespit edilmesi daha güç. Çünkü hasta belirtiler göstermeyebilir, belirtileri görmezden gelebilir ya da tanı konulmadan ülkesine dönebilir. Bu nedenle bu hastalıklarla başa çıkabilmek için ahlaki veya cezalandırıcı bir dil kullanmadan kondom temini, kolay erişilebilir test imkânı, damgalama kaygısının azaltılması ve açık bilgilendirme gibi pratik halk sağlığı mesajlarına ihtiyaç var.

Her büyük kalabalıkta bağırsak enfeksiyonları da hesaba katılmak zorunda. Norovirüs son derece bulaşıcıdır. Yüzeyler, yiyecekler veya yakın temas yoluyla yayılabilir ve şiddetli kusma ile ishale yol açar. Sağlıklı bireyler için genellikle ölümcül olmasa da seyahatleri mahvedebilecek, iş gücünü aksatabilecek ve otellerde, seferlerde ya da kapalı alanlarda hızlı enfeksiyon dalgaları yaratabilecek düzeyde olabiliyor.

Dünya Kupası'nı rastgele bir açık hava festivalinden ayıran en önemli fark stadyumların daha organize kanalizasyon altyapısına, düzenlenmiş restoranlara ve daha yüksek gıda güvenliği standartlarına sahip olması. Bu, tamamen ortadan kalkmasa da riski azaltıyor. Özellikle gayri resmi taraftar bölgelerinde, sokak yemeğine dayanan toplanma alanlarında ve düzenli el yıkamanın güç olduğu mekânlarda bu risk sürüyor.

Bazı araştırma modelleri, Dünya Kupası'nın Kuzey Amerika'nın hastalık haritasını köklü biçimde değiştirmeyeceğini öngörüyor. Bunun nedeni ABD, Kanada ve Meksika'nın zaten her yıl dünyanın dört bir yanından milyonlarca gezgini ağırlaması.

Bu analiz turnuvayı gerçekçi boyutlarına oturtmaktadır: Seyahat ve temas artışı var. Ancak her ithal vaka salgına dönüşmüyor. Pek çok hastalık stadyum koşullarında kolayca yayılmıyor. Bir kısmı sivrisinek gibi taşıyıcı gerektiriyor, bir kısmı vücut sıvıları gibi belirli bir temas istiyor, bir kısmı ise tüberküloz gibi uzun süreli yakın temas şartına bağlı. Bazı tahminlere göre olası hastalık etkenlerinin büyük çoğunluğunu ciddi bir yük yaratıyor ve öncelikli gözetim listesinin daha yüksek olasılık veya etki taşıyan sınırlı sayıda hastalıkla şekilleniyor.

Gözetim sistemleri hastanelerin dolmasını beklemiyor. Enfeksiyon olasılığını önceden tahmin etmek için çok sayıda yönteme başvuruyor. Atık su analizleri klinik tablo netleşmeden önce solunum yolu veya bağırsak virüslerindeki artışı ortaya koyabiliyor. Acil servis kayıtları belirli semptomlarda alışılmışın dışında bir yükselişi erken dönemde yakalayabiliyor.

Ancak bu güvence rehavete davet değil. Modeller belirli düzeyde bir halk sağlığı hazırlığını varsayıyor: Gözetim, tanı, iletişim, aşılama ve yerel müdahale kapasitesi. Bu halkalardan biri zayıfladığında küçük bir olay büyüyebilir. Aşısız bir toplulukta tek bir kızamık vakası, bir oteldeki salgın ya da nadir bir hastalığın geç teşhisi sistemi sınamaya yetebilir.

Seyircilerin görmediği turnuva

Seyirciler maçları izlerken sağlık gözetimi turnuvası sahne arkasında işliyor. Üç ülkedeki yetkililer, akademik kurumlar, şirketler ve sağlık kuruluşları hastalıkların erken sinyallerini izliyor. Bu izleme; hastane verileri, atık su analizleri, uluslararası uyarılar, yerel bildirimler ve belki de ortaya çıkan sağlık kaygılarını tespit etmek için kamuya açık internet tartışmalarını kapsıyor.

fdbfr
ABD’nin New Jersey eyaletindeki MetLife Stadyumu (Reuters)

Gözetim sistemleri hastanelerin dolmasını beklemiyor. Enfeksiyon olasılığını önceden tahmin etmek için çeşitli yöntemlere başvuruyor. Atık su analizleri klinik tablo netleşmeden önce solunum yolu veya bağırsak virüslerindeki artışı ortaya koyabiliyor; acil servis kayıtları belirli semptomlarda alışılmışın dışında bir yükselişi erken dönemde yakalayabiliyor. Uluslararası uyarılar ise doktorların kendi şehirlerinde alışılmamış ancak taraftarların geldiği ülkelerde yaygın hastalıkları akıllarına getirmelerine yardımcı oluyor.

Bununla birlikte genel sağlık altyapısındaki herhangi bir zayıflığın ya da personel ve finansman kesintilerinin müdahale hızını düşürebileceğine dair kaygılar da dile getiriliyor. Salgın süreçlerinde hız bir lüks değil, küçük bir salgını kontrol altına almak ile onu krize dönüştürmek arasındaki fark bazen günlerle, zaman zaman saatlerle ölçülüyor.

Korunma mesajı öyle sanıldığı gibi karmaşık değil. En önemli adım seyahat öncesinde özellikle kızamık-kabakulak-kızamıkçık aşısı ile Kovid ve grip aşılarını ilgili kategoriler için yaptırmaktır. Ateş, döküntü veya şiddetli solunum yolu belirtileri yaşayan bir taraftarın bunu küçük bir rahatsızlık olarak değil, çevresindekilere yönelik olası bir tehdit olarak görmesi gerekiyor.

2026 Dünya Kupası'nın büyük olasılıkla yeni bir küresel salgının fitilini ateşlemeyeceği söylenebilir. Ancak turnuva aşılama, gözetim, teşhis ve sağlık iletişimindeki zayıflıkları gün yüzüne çıkarabilir. Asıl endişe kaynağı, kamuoyunun en çok korktuğu hastalık değil, kalabalıkları ve seyahati en iyi kullanan kızamık, grip, Kovid, norovirüs ve sivrisinek ya da cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklardır.


Kolombiya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin direnişini kırarak gruptan çıktı

Kolombiyalı futbolcu, maçın tek golünü attıktan sonraki kutlaması (Reuters)
Kolombiyalı futbolcu, maçın tek golünü attıktan sonraki kutlaması (Reuters)
TT

Kolombiya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin direnişini kırarak gruptan çıktı

Kolombiyalı futbolcu, maçın tek golünü attıktan sonraki kutlaması (Reuters)
Kolombiyalı futbolcu, maçın tek golünü attıktan sonraki kutlaması (Reuters)

Kolombiya, 2026 FIFA Dünya Kupası’nda grup aşamasının bitimine bir maç kala son 32 turuna kalmayı garantiledi. Güney Amerika ekibi, bugün oynanan 11. Grup mücadelesinde Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ni 1-0 mağlup etti.

Maçın tek golü, büyük bölümünde zorlanan Kolombiya adına Daniel Muñoz’dan geldi. Bu sonuçla Kolombiya, iki maçta altı puana ulaştı ve grup aşamasının son maçını beklemeden eleme turlarına yükselmeyi garantiledi. Kolombiya, son grup maçında dün 5-0 kazanan Portekiz ile karşılaşacak.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti ise bir puanda kaldı ve turnuvadaki umutlarını sürdürebilmek için son maçta Özbekistan karşısında olumlu bir sonuç almaya çalışacak.

Mücadelede Kolombiya topa daha fazla sahip oldu ve daha net pozisyonlar üretti. Ancak Kongo kalecisi Lionel Mbassi, James Rodríguez, Luis Díaz ve Jhon Arias’ın şutlarında yaptığı kurtarışlarla takımını uzun süre oyunda tuttu.

Aranan gol 76. dakikada geldi. Juan Fernando Quintero’nun pasında ceza sahasına giren Muñoz, savunmadan seken topu kontrol ederek plase bir vuruşla ağlara gönderdi ve Kolombiya’ya galibiyeti getirdi.


İngiltere, Gana'nın tuzağına düştü... golsüz beraberlik gruptaki hesapları karıştırdı

İngiltere ve Gana golsüz berabere kaldı (DPA)
İngiltere ve Gana golsüz berabere kaldı (DPA)
TT

İngiltere, Gana'nın tuzağına düştü... golsüz beraberlik gruptaki hesapları karıştırdı

İngiltere ve Gana golsüz berabere kaldı (DPA)
İngiltere ve Gana golsüz berabere kaldı (DPA)

İlk maçta sergilediği etkileyici hücum performansının ardından İngiltere Milli Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası grup aşamasının 12. (L) Grubu ikinci maçında Gana’nın sağlam savunma duvarına çarparak golsüz berabere kaldı. Boston Stadyumu’nda oynanan karşılaşma, son düdüğe kadar yüksek tempolu ve taktik mücadelenin ön planda olduğu bir maç olarak dikkat çekti.

İngiltere, ilk maçta Hırvatistan’ı 4-2 mağlup etmenin moraliyle sahaya çıktı ve 32. tura yükselmeyi erken garantileme hedefiyle mücadele etti. Ancak teknik direktör Thomas Tuchel yönetimindeki İngiliz ekibi, alanları iyi kapatan ve disiplinli bir oyun sergileyen Gana karşısında zorlandı. İngiltere uzun süre topa sahip olsa da hücumda üretkenlik sağlayamadı; Gana savunması ise tehlikeleri başarıyla savuşturdu.

Karşılaşmanın ikinci yarısında oyun her iki taraf için de kırılma noktasına yaklaştı, ancak İngilizlerin geç baskısı ve Gana’nın hızlı kontratakları sonucu değiştirmedi ve İngiliz savunmasını zaman zaman zor durumda bıraktı.

Maçın en net fırsatı son dakikalarda geldi. Kaptan Harry Kane’in kaçırdığı net pozisyon, İngiltere’ye üç puanı getirebilecek nitelikteydi. Bu fırsatın değerlendirilememesi, İngiliz taraftarların büyük bir hayal kırıklığı yaşamasına neden oldu.

Bu sonuçla birlikte grupta son hafta öncesi mücadele tamamen açık hale geldi. Hiçbir takım erken turu garantileyemezken, İngiltere-Panama ve Gana-Hırvatistan karşılaşmaları adeta iki mini final niteliği taşıyacak.

Öte yandan Gana, turnuvadaki diğer rakiplerine güçlü bir mesaj verdi: büyük yıldızların parlaklığına sahip olmasa da disiplin ve karakteriyle 2026 Dünya Kupası’nda her takımı zorlayabilecek bir yapıya sahip.