Suudi Arabistan’ın Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi’ne dünyanın dört bir yanından destek

ABD'nin İklim Özel Elçisi Kerry: Yeşil Ortadoğu Girişimi, dünyadaki kritik durumu yansıtması nedeniyle farklı.

Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi'ne katılım geniş oldu. (Şarku’l Avsat)
Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi'ne katılım geniş oldu. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’ın Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi’ne dünyanın dört bir yanından destek

Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi'ne katılım geniş oldu. (Şarku’l Avsat)
Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi'ne katılım geniş oldu. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında dün düzenlenen Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi’ne katılan Ortadoğu, Arap ve dünyanın dört bir yanından ülkelerin hükümetleri, Suudi Arabistan’ın Yeşil Ortadoğu Girişimi’ne verdikleri desteği vurguladılar. Katılımcılar girişimin, küresel iklim değişikliğinin yansımalarını hafifletmede önemli bir rol oynayacağının, gezegeni koruma konusundaki boşlukları kapatmaya çalışacağının ve çevre ve doğada sürdürülebilirliği sağlamak için yürütülen küresel çabalara katkı sağlayacağının altını çizdiler.
ABD'nin İklim Özel Elçisi John Kerry, Yeşil Ortadoğu Girişimi'nin dünyadaki kritik durumu yansıtması nedeniyle farklı olduğunu vurguladı. Kerry, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdulaziz'in Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi'ni düzenleme ve katılımcıları bu girişime katılmalarını sağlamadaki lider rolüne de övgüde bulundu.
Suudi Arabistan'ın Paris İklim Anlaşması uyarınca sıfır karbon emisyonuna ulaşmak için güncellenen ulusal katkılar için teşekkür eden ABD’nin İklim Özel Temsilcisi, dünyanın en büyük petrol üreticisi ülkelerinden Suudi Arabistan’ın inisiyatif aldığını ancak tüm ülkelerin de bunu yapması gerektiğini söyledi.
Yükselen sıcaklıklara karşı daha büyük adımlar atılması gerektiğinin altını çizen Kerry sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu durum, ne siyasetle ne stratejik güç dengesiyle ne de ideolojiyle ilgili. Bu, 2050 yılında sıfır emisyona ulaşmak ve küresel sıcaklığı daha düşük tutmak istiyorsak, önümüzdeki 10 yıl içinde çalışmalarımızı hızlandırmamızı ve emisyonları yüzde 44 oranında azaltmamızı söyleyen bilimle ilgili bir durum. Süreçte, yeni teknolojilerin geliştirilmesine milyarlarca trilyon yatırılmalı. Bu savaşı biz kazanacağız.”

Kuveyt
Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Mişal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi’nin, dünyanın sürdürülebilirlik planlarına olan ihtiyacının yanı sıra iklim, çevre ve ekonomiye özen gösterilmesinin vurgulandığı istisnai bir dönemde gerçekleştiğini söyledi. Kuveyt Veliaht Prensi, herkesin orman yangınları, sel baskınları, tarımsal ürünlerin yok olması, kuraklık, su kıtlığı, açlık, hastalık ve salgın hastalıkların yayılması gibi birçok afete maruz kalmaya neden olan iklim değişikliğinin devam ettiğinin bilincinde olduğunu vurguladı.  
Kuveyt’in Suudi Arabistan’ın çabalarını tamamen desteklediğini vurgulayan Kuveyt Veliaht Prensi, “Kardeşim, Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz'in himayesinde çevresel ve hayati olan bu dosyanın en iyi şekilde yönetileceğine güvenim tamdır” ifadelerini kullandı.
Suudi Arabistan’ın söz konusu girişimi başlatmaya yönelik çağrısının, kapsamlı insani, ekonomik, iklimsel ve çevresel güvenlik kavramını oluşturmak için bölgedeki ve dünyadaki önemli ve sorumlu rolünden kaynaklandığına dikkati çeken Şeyh Mişal sözleirnin devamında şunları söyledi:
“Kuveyt, insani ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak isteyen ülkeler arasında ön saflarda yer aldı. Küresel iklim değişikliğiyle mücadele için bölgesel ve uluslararası çabaları koordine edecek tüm çabaları destekledi. Kuveyt’in, Suudi Arabistan tarafından başlatılan girişime desteği tamdır. Kuveyt, bu zirvenin amaç ve hedeflerini uygulamaya çalışanlarla ve Ortadoğu bölgesi ve çevresinin yararına hareket edenlerle omuz omuzadır.”

Yunanistan
Zirveye katılan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi'nin önemli bir dönemde ve Glasgow'da yapılacak Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) öncesinde gerçekleşmesinin önemine işaret etti. Ülkesinin, Avrupa Birliği’nin (AB) bir üyesi olarak AB’nin diğer üyeleriyle birlikte Avrupa’yı 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonu hedefine ulaşmış bir kıta haline getirme sözü verdiğine işaret eden Miçotakis, 2030 yılına kadar karbon emisyonunun yüzde 55 oranında azaltmayı hedeflediklerini vurguladı.
Önemli hedeflere ulaşmak için 2028 yılına kadar kömürden elektrik üretiminin durdurulması gibi bir takım önemli girişimlerde bulunulduğuna dikkat çeken Miçotakis, Yunanistan'ın Akdeniz havzasında rüzgardan elektrik üretimi sağlayan ilk ülkelerden biri olmasını sabırsızlıkla beklediklerini söyledi.
Yunanistan'ın önümüzdeki haftalarda iki gigawatttan fazla rüzgar enerjisi üretme kapasitesine sahip olacağını belirten Yunan Başbakan, bir takım düzenleyici önlemler ve yasalar aracılığıyla yeşil enerjiye geçişe katkıda bulunmak için 30 milyar eurodan fazla bütçe ayırdıkları bilgisini paylaştı.

Fas
Fas Başbakanı Aziz Ahnuş, ülkesinin, Suudi Arabistan'ın çevreyi koruma çabaları çerçevesindeki Yeşil Suudi Arabistan Girişimi ve Yeşil Ortadoğu Girişimi’ni takdir ettiğini ve G20 dönem başkanlığı sırasında yaptıklarına duyduğu minnettarlığı dile getirdi.
Ahnuş, Fas'ın, yönetimi güçlendirerek ve iklim değişikliğiyle ilgili projeler için bütçe ayırarak uluslararası çabalarla uyumlu yeşil bir ekonomiye geçişi amaçlayan sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bütüncül bir yaklaşımı gönüllü olarak benimsediğine işaret etti.
Şimdiye kadar 300 bin hurma ağacı diktiklerini ve yılda 500 bin hurma ağacı daha dikmeye devam edeceklerini söyleyen Fas Başbakanı, ancak finansman kaynaklarının, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir faktör olmaya devam ettiğini, bu yüzden yatırımları ekonomik ve sosyal hedefleri dengeleyen faaliyetlere yönlendirmek ve çevre dostu yeni yatırım araçları oluşturulması gerektiğini belirtti.

Pakistan
Pakistan Başbakanı İmran Han da ülkesinin ağaç dikme konusundaki deneyimini diğer ülkelerle paylaşacağını taahhüt ettiği açıklamasında şunları söyledi:
 “Pakistan'da yarım milyardan fazla ağaç diktik. 10 milyar ağaç daha dikmeyi hedefliyoruz. Ülkelerin yüzde 10'u dünyanın karbon emisyonlarının yüzde 80'inden sorumlu. Ne yazık ki Pakistan da bu ülkelerden biri. İklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkelerden biriyiz. Ekonomiyi 2,3 milyar dolar etkileyen 152 aşırı hava olayı yaşadık. Devlet olarak bekamız için elimizden geldiğince gerekli tedbirleri almalıyız. Bu yüzden 2030 yılına kadar enerjinin yüzde 60'ını temiz enerjiden, yüzde 30'unu elektrikten olacak şekilde değiştirmeye karar verdik. Pakistan'da yeni kömür projesi olmayacak. İnsanlık, son 20 yılın en büyük krizlerinden biriyle karşı karşıya. Herkes bunu görmezden geliyordu. Durumun buraya varacağını düşünmedik. Kimse nelere yol açabileceğini düşünmedi. Son iki yılda çıkan yangınlar, daha önce hiç olmadığı kadar geniş alanları etkiledi.”

Tunus
Tunus Başbakanı Necla Buden Ramazan da ortaya koyulan çevresel sorunların ekonomik ve sosyal boyutlardaki etkilerini ve yansımalarını aştığını, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının başta gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler olmak üzere birçok ülkede şiddetini artırdığını vurguladı.
Tunus Başbakanı, yeşil enerjiye hızlı bir geçiş sağlamak ve yeşil bir ekonomi inşa etmek için son 8 yılda bu toparlanmanın hızını artırmak amacıyla Paris İklim Anlaşması doğrultusunda enerji sürdürülebilirliğine yanıt vermenin, enerji sürdürülebilirliğini daha iyi hale getirmenin ve sıcaklıklardaki artışı sınırlandırmanın üzerinde çalışmanın herkesin sorumluluğu olduğunu söyledi.
Başbakan Buden, temiz ve yenilenebilir enerjilere yönelerek yeşil bir ekonomiye doğru ilerlemek, bu alanda uzmanlaşmış öncü girişimlerin ve projelerin başlatılması için bilimsel araştırmaları ve yenilikleri teşvik etmek, güneş, hidrokarbon ve rüzgar enerjisi gibi enerji üretim kaynaklarını çeşitlendirmek ve sürdürülebilir enerji çözümleri geliştirmek amacıyla çabaları birleştirilmesi ve ortak çaba sarf edilmesi çağrısında bulundu. Buden, ülkesinin enerji çeşitlendirmesi için uygun bir iklime sahip olduğunun da altını çizdi.
Yeşil enerjiye geçiş için dijital teknolojinin önemine de değinen Tunus Başbakanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 13’üncüsüne ulaşmak bölgemiz için acil bir zorunluluk haline gelmiştir. En az gelişmiş ülkelerin özel ihtiyaçlarını dikkate alarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında bilgi ve deneyim paylaşımı yapılması, bölgesel ve küresel tüm düzeylerde yeşil ekonomi politikalarına yardımcı olmak için iş birliğinin geliştirilmesi gerekiyor.”

Ürdün
Zirveye katılanlardan Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah da Yeşil Ortadoğu Girişimi Zirvesi’nin önemini vurguladı. Ürdün Veliaht Prensi, gezegene karşı  bir tehdit haline gelen, dünya ülkeleri ve bölgeleri arasındaki sınırları tanımayan iklim değişikliğinin zorluklarıyla mücadele için zirvenin belirlenen hedeflere ulaşmasını ve herkes arasında iş birliğini sağlayacak çözümler bulunmasını umduğunu belirtti.
Ürdün’ün tarım, enerji, su ve atık yönetimi de dahil olmak üzere birçok sektörün katılacağı yeşil büyüme ile ilgili ulusal bir planı olduğunu söyleyen Veliaht Prens Hüseyin bin Abdullah şu ifadeleri kullandı:
“Bugün tüm katılımcıların, su kaynaklarını koruyan modern tarım yöntemlerini ve elektrikli araçları benimseyerek, atıkları bir enerji kaynağına dönüştürerek, iklim değişikliğiyle mücadele için sürdürülebilir finansman sağlayacak politikalar geliştirerek iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmelerini ve yenilenebilir enerjiye geçiş için hükümetler düzeyinde politikalar uygulanması konusunda bir anlaşmaya varmalarını umuyorum.”

Irak
Irak Başbakanı Yardımcısı ve Maliye Bakanı Dr. Ali Allavi de Yeşil Ortadoğu Girişimi’nin ekonomilerinden ödün vermeden enerji sürdürülebilirliğini sağlamak için bölgenin geleceğini kademeli olarak yeşil ve sıfır emisyonlu hale getireceğini söyledi.
Suudi Arabistan’ın girişimini, insanlığın içinden geçtiği oldukça önemli bir süreçte başlattığına dikkat çeken Dr. Allavi, “İnsanlığın sürdürülebilirliğini tehdit eden en büyük zorluk olan iklim değişikliği mücadele etmeye çalışıyoruz. Buna birlikte karşı koymaktan başka seçeneğimiz yok” ifadelerini kullandı. Irak'ın gelecek nesillere daha iyi bir çevre bırakmak için katılımcılarla birlikte çalışmaya kararlı olduğunun altını çizen Dr. Allavi, zirvenin çevresel, ekonomik ve kalkınma düzeyleri üzerindeki olumlu etkilerine övgüde bulundu.

Katar
Katar Enerji Bakanı Saad el-Kaabi de Suudi Arabistan'ın başlattığı Yeşil Ortadoğu Girişimi’nin dünya genelindeki ortak çevre eylemi alanında büyük bir sıçrama olacağını söyledi. Bakan Kaabi açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İklim değişikliğinin etkileri bugün dünyamızda canlıların hayatlarındaki çeşitli alanlara gölge düşürüyor. Bunun mücadele etmenin en önemli yolu toplu iş birliğidir. Bu girişim, Ortadoğu'da bir dizi çevresel hedefe ulaşmak, çevreyi korumak ve çölleşmeyle mücadele etmek için önemli bir fırsattır.”
Kaabi, Katar'ın 2022 Dünya Kupası'ndan önce bir milyon ve 2030 yılına kadar da 10 milyon ağaç dikmeyi hedeflediğini de sözlerine ekledi.

Cibuti
Cibuti Dışişleri Bakanı Mahmud Ali Yusuf da ülkesinin Yeşil Ortadoğu Girişimi’nin belirlenen hedeflerine ulaşmak için Suudi Arabistan ile çalışmaya hazır olduğunu vurguladı. Riyad'ı ‘girişimlerin başkenti’ olarak niteleyen Bakan Yusuf, Riyad’ın dünyanın en sürdürülebilir şehirlerinden biri olma yolunda ilerlediğine dikkat çekti.
Zorlukların ele alınmasının bölgesel ve uluslararası düzeyde uyumlu çabalar gerektirdiğini belirten Yusuf, “Girişim, iklim değişikliği karşısında büyük bir etki yaratacak ve bölgede çevrenin korunması için önemli bir bölgesel platform oluşturacaktır” dedi.

Mısır
Mısır Çevre Bakanı Dr. Yasmin Fuad da Yeşil Ortadoğu Girişimi’nin dünyanın insan ve gezegen arasındaki ilişkiden rahatsız olduğu önemli bir dönemde gerçekleştiğini belirterek yeşil büyümeye ulaşmanın, toplumun tüm kesimleriyle ortaklıklar kurarak ve politikalar uygulayarak elde edilebileceğine dikkat çekti.
Ülkesinin 2050 yılına kadarki ulusal iklim değişikliği stratejisinin tamamlandığı bilgisi veren Mısırlı Bakan, hükümetin 691 yeşil projeyi hayata geçirdiğini ve bu projelerin maliyetinin devlet yatırımlarının hacminin yüzde 15'ini oluşturduğunu söyledi. Bakan Dr. Fuad, “Hedefimizi 2024 yılına kadar hükümet projelerinin yüzde 30'unun yeşil, 2030 yılına kadar ise yüzde 100 olarak yükselttik” ifadelerini kullandı.

Cezayir
Cezayir Başbakanı Eymen bin Abdurrahman da dünyanın içinde bulunduğu Kovid-19 salgınının etkilerinden kaynaklanan mevcut koşulların, hükümetlerin ve halkların karşı karşıya oldukları zorlukları ikiye katladığını vurguladı. Başbakan Abdurrahman, gezegeni tehdit eden bu zorluklara ve tehlikelere karşı pratik çözümler bulmak için herkesin el ele vermesini gerektiğini ifade etti.
Cezayir Başbakanı, çevre sorunlarını, eşit şartlarda olmayan bir ekonomik yarışın sonucu olarak doğal kaynakların uygun olmayan ve mantıksız bir şekilde kullanılmasına bağladı. Ülkesinin çevreyi korumanın ve bunun için sürdürülebilirliği sağlamanın önemine tamamen inandığını ve iklim değişikliği, çölleşme, kuraklık ve orman yangınlarıyla mücadele sorununu araştıran ve çözüm arayan Yeşil Ortadoğu Girişimi’ni ve benzeri her türlü girişimi desteklemeye hazır olduğunu kaydetti.



Katar-İran görüşmeleri: Gerilimi düşürme ve diyaloğu yeniden başlatma çabası

Pezeşkiyan, Perşembe günü Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşürken (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, Perşembe günü Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşürken (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Katar-İran görüşmeleri: Gerilimi düşürme ve diyaloğu yeniden başlatma çabası

Pezeşkiyan, Perşembe günü Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşürken (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, Perşembe günü Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşürken (İran Cumhurbaşkanlığı)

Washington ile Tahran’ı yeniden diplomatik sürece döndürmeye yönelik arabuluculuk girişimleri sürüyor. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Perşembe günü Tahran’da gerçekleştirdiği temaslarda gerilimin azaltılması, diyalog için uygun koşulların oluşturulması ve daha önce varılan mutabakatların yeniden canlandırılması konularını ele aldı.

Muhammed bin Abdurrahman, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldi. Mutabakat zaptının yeniden uygulanmaya başlanması ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulunan Pezeşkiyan, “Kabul edilemez bazı olaylar yaşandı. Ancak İran ve Katar, karşılıklı anlayış yoluyla bunların üstesinden gelebilir» dedi.

Pezeşkiyan, “Mantık, mutabakat zaptının daha önce uygulanan yöntemle yeniden hayata geçirilmesini ve meselelerin diyalog yoluyla çözülmesini gerektiriyor” ifadelerini kullanarak, İran’ın savaş istemediğini ve çatışmaların yayılmasını hedeflemediğini vurguladı.

ABD’li yetkililere, bölgeye yeniden sükûnetin dönmesini engellemeye çalışan sesleri görmezden gelmeleri çağrısında bulunan Pezeşkiyan, Tahran’ın güce boyun eğmeyeceğini ve İranlıların tüm meşru haklarına uluslararası hukuk çerçevesinde saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.

Savaşın sürmesinin İran’a, bölgeye ve dünyaya zarar verdiğini belirten Pezeşkiyan, İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre, ABD, İsrail ve hatta İran içindeki bazı tarafları anlaşmaya varılmasını engellemeye çalışmakla suçladı.

grthyju
Galibaf, bugün Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşmelerde bulunuyor (İran Meclisi)

Pezeşkiyan, Katar, Pakistan ve Umman Sultanlığı’nın arabuluculuk çabalarına teşekkür ederken, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’yi İran’a davet etti. Pezeşkiyan, söz konusu ziyaretin iki ülke arasındaki belirsizlik ve yanlış anlamaların giderilmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

Katar Başbakanı ise savaşın bölge içinden başlamadığını, dışarıdan dayatıldığını belirterek, bedelini tüm bölge ülkelerinin ödediğini söyledi.

“Güç ve tehdit dili çözüm değildir” diyen Al Sani, istikrarın, güvenliğin ve ekonomik sükûnetin yeniden sağlanması için akılcılık ve mantık temelinde diplomasinin bölgeye geri dönmesi çağrısında bulundu. Bu açıklamalar İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan bildiride yer aldı.

Al Sani, Katar’ın daha önceki mutabakatların uygulanmasını desteklediğini belirterek, Pakistan ve Umman’ın bu yöndeki çabalarına işaret etti. Ayrıca, istikrarın yeniden sağlanması için gerekli ortamın oluşturulması amacıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.

Önümüzdeki günlerin yoğun ve hareketli geçeceğini söyleyen Al Sani, Katar heyetinin Cuma gününden itibaren yeni diplomatik girişimlere başlayacağını belirtti. Bu çabaların istenen sonuçlara ulaşmasını ve diplomasi yoluyla pratik çözümlerin önünün açılmasını umduğunu dile getirdi.

6k78l
Arakçi, bugün Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’yi kabul etti (İran Dışişleri Bakanlığı)

Al Sani, Doha’nın elektrik ve enerji başta olmak üzere çeşitli alanlarda İran’la iş birliğini genişletmeye de hazır olduğunu söyledi. Katar’ın pilotlar meselesinde İran’a kapılarının açık olduğunu belirten Al Sani, İranlılarla ilgili konuların samimiyetle takip edileceğini ifade etti.

Katar Başbakanı Galibaf ve Rızai ile de görüştü

Muhammed bin Abdurrahman, İran Meclis Başkanı ve müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Galibaf ile de bir araya geldi. Galibaf, görüşmede bölgede gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu.

Katar Dışişleri Bakanlığı, iki tarafın bölgedeki gelişmeleri, gerilimi azaltmaya yönelik girişimleri ve diyaloğun yeniden başlaması için uygun koşulların oluşturulmasını ele aldığını açıkladı.

Katar Başbakanı görüşmede diplomatik sürecin yeniden başlatılması gerektiğini vurgulayarak, diyalogun anlaşmazlıkların çözülmesi ve daha fazla tırmanışın önlenmesi için en iyi yol olduğunu ifade etti.

Muhammed bin Abdurrahman ayrıca İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ile görüştü. Rızai, görüşmede Tahran’ın Washington’a duyduğu güvensizliği yineleyerek, ABD’yi diplomasiye ve müzakerelere defalarca ihanet etmekle suçladı.

Rızai, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmasından önce Beyaz Saray’ın Tahran’ın şartlarının uygulanması için somut adımlar atması gerektiğini söyledi.

ABD’nin İran’a yönelik yeni bir askeri harekât başlatması halinde ülkesinin Washington’ın askeri ve ekonomik çıkarlarını hedef alacağı uyarısında bulunan Rızai, verilecek karşılığın tarihe geçeceğini savundu.

Al Sani ise İran’ın zor koşullarda Katar’a sağladığı yardımlardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Doha’nın Tahran’la iş birliği yapmaktan hiçbir zaman kaçınmadığını ve mevcut bölgesel koşullarda bu iş birliğini sürdürmeye istekli olduğunu söyledi.

Hürmüz Boğazı ve deniz ulaşımı da gündemdeydi

Katar Başbakanı, Tahran’daki temaslarına İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmeyle başladı. İki taraf görüşmede gerilimin azaltılması, diyalog için gerekli koşulların oluşturulması ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımına ilişkin düzenlemeleri ele aldı.

Katar Haber Ajansı, görüşmelerde boğazda ortak ve geçici bir deniz koridoru oluşturulmasını ve mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin hayata geçirilmesini öngören önerilen geçici çerçevenin de ele alındığını bildirdi.

Muhammed bin Abdurrahman, komşu ülkelerin egemenlik haklarına ve deniz ulaşım özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesi çağrısında bulundu.

Arakçi de Katar’ın gerilimi azaltmaya ve diyaloğu desteklemeye yönelik çabalarının sürmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, ziyaret arifesinde yaptığı açıklamada, Doha’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğünün 28 Şubat’tan önceki durumuna dönmesini istediğini söylemişti.

İran’ın İLNA haber ajansı ise ziyaretin, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi’nin Tahran’a gerçekleştirdiği benzer temasların ardından, İran ile ABD arasındaki arabuluculuk girişimleri kapsamında yapıldığını bildirdi.

Katar, savaş sırasında Washington ile Tahran arasında gayriresmî arabulucu rolü üstlenmiş, haziran ayında sağlanan ateşkesten önce yürütülen temaslara da katılmıştı. Ancak daha sonra mutabakatların çökmesiyle birlikte gerilim yeniden tırmanmıştı.

Tanker saldırısı

Al Sani’nin Tahran ziyareti, İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Merkezi’nin Perşembe sabahı yaptığı, Hürmüz Boğazı’nda bir tankerin kimliği belirsiz bir mühimmatın isabet etmesi sonucu yangın çıktığına ilişkin açıklamanın ardından gerçekleşti. Yetkililer, daha sonra kontrol altına alınan yangında mürettebatın tamamının güvende olduğunu bildirdi.

Boğazdan geçen petrol miktarı son üç ayın en düşük seviyesine geriledi. Reuters’ın gemi takip verilerine dayandırdığı bilgilere göre Pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol miktarı günlük 5 milyon varili aşmazken, savaş öncesinde bu rakam yaklaşık 20 milyon varil seviyesindeydi.

İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, petrol ihracatının gerilemesine rağmen tamamen durmadığını ve uzak sulardaki müşterilere yönelik sevkiyatların sürdüğünü söyledi. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğini belirten Paknejad, bu tür bilgilerin açıklanmasının düşmana bunlardan yararlanma imkânı sağlayabileceği uyarısında bulundu.

Uluslararası Denizcilik Örgütü, 28 Şubat’tan bu yana Hürmüz Boğazı’nda 70 olay yaşandığını ve bu olaylarda 19 denizcinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Washington ekonomik baskıyı artırıyor

ABD’nin İran’a yönelik saldırıları son haftalarda büyük ölçüde dururken, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaklaşık bir aydır İran içinde yeni bir saldırı düzenlediğini açıklamadı. Washington ise Tahran ve onun ticari ortakları üzerindeki ekonomik baskıyı ve yaptırımları genişletmeye yöneldi.

CENTCOM, Perşembe günü yaptığı açıklamada, İran’a yönelik ablukanın başlamasından bu yana 75 ticari geminin rotasının değiştirildiğini, üç geminin faaliyetlerinin engellendiğini ve kurallara uyulup uyulmadığının kontrolü amacıyla iki gemiye çıkıldığını duyurdu.

Axios, Çarşamba günü yayımladığı haberinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun müttefik ülkelerdeki bazı mevkidaşlarına, Washington’ın şu aşamada İran’a yönelik yeni saldırılar başlatmayı beklemediğini, ancak Tahran’ın saldırıya geçmesi halinde karşılık verme seçeneğinin saklı tutulduğunu söylediğini aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump ise Çarşamba günü, Cuma günü altıncı ayını dolduracak savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin bir takvimi olmadığını belirterek, ABD’nin çok büyük bir farkla kazandığını düşündüğünü söyledi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin yaptırımlar konusunda attığı son adımları tam bir maskaralık olarak nitelendirdi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da ayrı bir paylaşımında, Çin’in ABD’nin ekonomik çıkarma günü politikasını reddetmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Çin’in İran’a yönelik yasa dışı yaptırımları reddeden ilkesel tutumunu memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’e, BM Güvenlik Konseyi Başkanına ve üye ülkelere gönderdiği mektupta, uluslararası örgütten ABD yaptırımlarının İran üzerindeki insani ve insan hakları etkilerinin değerlendirilmesini ve bu konuda bir rapor hazırlanmasını istedi.

Arakçi, ABD’nin uygulamalarının gıda, ilaç, sağlık hizmetleri, enerji, ulaşım, insani yardımlar ve temel ihtiyaçlara erişim üzerindeki etkilerinin incelenmesini talep etti.

İran Dışişleri Bakanı ayrıca BM Güvenlik Konseyi ve üye ülkeleri, Washington’ın uyguladığı tek taraflı ve ikincil yaptırımları kınamaya çağırdı.

Arakçi, hükümetlerden, kendi ifadelerine göre ülkeleri Tahran’la yürüttükleri yasal ekonomik ve ticari ilişkileri değiştirmeye zorlamayı amaçlayan yaptırımları tanımamalarını ve uygulamamaları istedi. ABD’ye de diğer ülke ve şirketler üzerinde İran’la ticari ilişkilerini azaltmaları yönündeki baskıya son verme çağrısında bulundu.

Hürmüz konusunda anlaşmazlık sürüyor

Katar’ın arabuluculuk girişimi, Hürmüz Boğazı konusundaki anlaşmazlıkların siyasi sürecin yeniden başlamasının önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ettiği bir dönemde yürütülüyor.

Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İslamabad Mutabakat Zaptı’na geri dönmemesi ve İran’ın şartlarını yerine getirmemesi halinde Tahran’ın boğazı yeniden açmayacağını söyledi.

Muhibbi, Tahran ile Maskat’ın boğaz suları ve İran ile Umman’ın buradan elde edilecek gelirlerdeki payı konusunda iki taraf için de kabul edilebilir düzenlemelere ulaştığını duyurdu.

Ancak üst düzey bir İranlı kaynak daha sonra Reuters’a, Hürmüz Boğazı konusunda Umman’la henüz nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve düzenlemelerin ayrıntıları üzerindeki görüşmelerin sürdüğünü söyledi.

İran Genelkurmay Başkanlığına bağlı Defa Press sitesi ise Perşembe günü, Tahran ile Maskat’ın haftalar süren görüşmelerin ardından ticari gemilerin geçişi için ortak ve geçici bir deniz koridoru oluşturulması konusunda mutabakata vardığını bildirdi.

Site, söz konusu mutabakatın Hürmüz Boğazı’nın derhal yeniden açılacağı anlamına gelmediğini vurguladı.

Habere göre, gemilerin Umman Denizi’nden Basra Körfezi’ne giriş güzergâhı tamamen İran karasularından geçecek. Çıkış güzergâhının bir bölümü de İran sularında bulunacak.

Koridorun, aralarında yaklaşık iki deniz mili mesafe bulunan, zıt yönlerdeki iki geçiş hattından oluşacağı ve toplam genişliğinin yaklaşık yedi deniz miline ulaşacağı belirtildi.

Defa Press, güzergâhın İran Dışişleri Bakanlığı, Limanlar ve Denizcilik Örgütü, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ve Genelkurmay Başkanlığı’nın katıldığı teknik çalışmalar sonucunda belirlendiğini aktardı.

Sitede, koridorun geçici olarak tanımlanmasının bunun deneme niteliğinde olduğu anlamına gelmediği, ilerleyen dönemde yerini kalıcı deniz ulaşımı düzenlemelerine bırakacağı ifade edildi.

Tahran’ın talep ettiği değişiklikler arasında, son aylarda ABD’nin ticari gemileri kullanmaya yönlendirdiği Umman karasularındaki güney rotasının resmen kapatılması da bulunuyor.

Söz konusu düzenlemenin uygulanmasının ardından Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne bu rotanın kapatıldığına ilişkin bildirim yapılacağı belirtildi.

İran ve Umman’ın daha sonra yaklaşık 58 yıldır yürürlükte bulunan deniz trafik ayırma düzeninin yerine geçecek yeni bir sistem üzerinde müzakere edeceği, bu görüşmelerin ise 30 ila 60 gün sürebileceği kaydedildi.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Maskat ile sağlanan mutabakatın Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden açıldığı anlamına gelmediğini belirtti.

Garibabadi, Tahran’ın şartlarını ekonomik ablukanın kaldırılması, savaşın tüm cephelerde kalıcı biçimde sona erdirilmesi ve İslamabad Mutabakat Zaptı’nda yer alan ABD taahhütlerinin yerine getirilmesi olarak sıraladı.

Defa Press, Tahran’ın İslamabad Mutabakat Zaptı kapsamında ABD’nin üstlenmesini istediği yükümlülükleri de sıraladı. Bunlar arasında İran’a yönelik askeri operasyonların ve tehditlerin kalıcı biçimde durdurulması, ekonomik ablukanın kaldırılması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, yeni yaptırımlar uygulanmaması ve ABD’nin bölgedeki askeri güç ve teçhizatını artırmaması yer aldı.

Tahran, karşılıklı adımların atılmasından önce bu taahhütlerin uygulanmasının gözlemlenebilir ve doğrulanabilir olmasını şart koşuyor.

İran’ın buna karşılık atacağı adımlar arasında Umman’la varılan geçici mutabakatın uygulanması ve ticari gemilerin geçişine izin verilmesi bulunuyor.

Siteye göre, mutabakatın yürürlüğe girmesi halinde yeni koridor yalnızca ticari gemilere tahsis edilecek ve hiçbir askeri geminin geçişine izin verilmeyecek. Gündemdeki düzenlemeler ayrıca koridorun güvenliğinin sağlanmasını ve deniz mayınlarından temizlenmesini de kapsıyor.

Washington ise Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünde ısrar ediyor. Bir ABD’li yetkili Axios’a yaptığı açıklamada, tanker geçişlerinin artmasının ve koridorun büyük bölümündeki mayınların temizlenmesinin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı bir baskı aracı olarak kullanma kapasitesini azalttığını söyledi.


İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed, İİT Genel Sekreteri seçildi

Yeni Genel Sekreter İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed (İslam İşbirliği Teşkilatı)
Yeni Genel Sekreter İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed (İslam İşbirliği Teşkilatı)
TT

İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed, İİT Genel Sekreteri seçildi

Yeni Genel Sekreter İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed (İslam İşbirliği Teşkilatı)
Yeni Genel Sekreter İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed (İslam İşbirliği Teşkilatı)

İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) üye ülkelerin dışişleri bakanları bugün 57 ülkeyi bünyesinde barındıran teşkilatın yeni genel sekreteri olarak Moritanyalı diplomat İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed’i seçti.

Veled eş-Şeyh Ahmed, Dışişleri Bakanları Konseyi’ne yaptığı ilk açıklamada, “Bugün beni seçmeniz, meslek hayatımdaki en büyük sorumluluk ve uluslararası, bölgesel ve ulusal hizmette geçirdiğim 30 yılı aşkın sürenin ardından aldığım en yüksek nişandır” dedi.

Veled eş-Şeyh Ahmed, görevi Kasım 2021’de devralan ve görev süresi resmen Kasım 2026’da sona erecek olan Çadlı Hüseyin İbrahim Taha’dan devralacak.

Moritanyalı diplomat, teşkilatın genel sekreterlik merkezinin bulunduğu Suudi Arabistan’ın batısındaki Cidde’ye, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki çalışmaları ile kriz bölgelerinde geçen 30 yılı aşkın deneyimini beraberinde getiriyor.

Örgütün tüzüğüne göre genel sekreterin görev süresi 5 yıl olup, bir kez yenilenebiliyor. Genel sekreter, üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşan Konsey tarafından; adil coğrafi dağılım, rotasyon ve fırsat eşitliği ilkeleri doğrultusunda, liyakat, dürüstlük ve deneyim kriterleri dikkate alınarak seçiliyor.

Tüzükte görevin Arap, Afrika ve Asya grupları arasında belirli bir sıra izleyerek devredilmesine ilişkin sabit bir düzenleme bulunmuyor. Bunun yerine rotasyon ve adil coğrafi dağılım, seçimde temel ilkeler olarak kabul ediliyor.

Afrika Birliği (AfB), geçtiğimiz şubat ayında Veled eş-Şeyh Ahmed’in 2027-2032 dönemi için genel sekreterlik görevine adaylığını resmen onaylamış ve Moritanya’yı Kuzey Afrika bölgesi kapsamında değerlendirmişti.

İİT tüzüğünde genel sekreterin rolünün diplomatik temsil ile sınırlı tutulmadığı belirtiliyor. Buna göre genel sekreter, İslam zirveleri ile Dışişleri Bakanları Konseyi’nin aldığı kararların uygulanmasını takip etmek, teşkilatın organlarının çalışmalarını koordine etmek ve örgütün hedeflerine hizmet edebilecek veya bu hedeflerin önünde engel oluşturabilecek konuları gündeme taşımakla da görevlendiriliyor.


Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Umman ve İran, salı günü, Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılması için geçici bir çerçeve üzerinde anlaşmaya vardı. Anlaşma, ortak bir geçici denizcilik koridorunun oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin hayata geçirilmesini öngörüyor. İki ülke ayrıca kalıcı bir geçiş koridoru ve gelecekte gemi trafiğinin yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda müzakereleri sürdürme kararı aldı.

Anlaşma, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi'nin Tahran'a gerçekleştirdiği çalışma ziyareti sırasında sağlandı. Busaidi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü. Görüşme, iki ülke arasında boğazdaki deniz ulaşımının yeniden düzenlenmesine ilişkin haftalardır sürdürülen teknik müzakerelerin ardından gerçekleşti.

Umman Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, görüşmelerde iki ülkenin egemenliklerini ve egemenlik haklarını koruyacak şekilde Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılmasına verdiği önemin ele alındığı belirtildi.

Açıklamada, mevcut koşullar ve son savaşın boğaz üzerindeki etkileri dikkate alınarak, "uygulanabilir ve hayata geçirilebilir bir temel" oluşturacak "aşamalı bir çerçeve" üzerinde görüş alışverişinde bulunulduğu kaydedildi.

Önerilen çerçeve, Hürmüz Boğazı'ndan ortak bir geçici denizcilik koridoru oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin uygulanmasını içeriyor.

srgthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi ile görüşmeler gerçekleştirirken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Taraflar ayrıca kalıcı bir denizcilik koridoru ile boğazın gelecekteki yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda anlaşmaya varılması amacıyla teknik müzakerelerin sürdürülmesi üzerinde mutabık kaldı. Bunun yanı sıra, bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve ilgili denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulması kararlaştırıldı.

Maskat ve Tahran, Körfez'in sularına kıyısı bulunan bölge ülkeleriyle ortak görüşmeler yapılmasının önemini de vurguladı. İki taraf, uluslararası hukuk hükümlerine uyulması ve kıyı devletlerinin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Haftalar süren müzakereler

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan görüntülere göre Arakçi, Busaidi'yi bakanlık binasına gelişinde karşıladı. Ardından iki bakan görüşmelere başladı.

İran devlet haber ajansı İSNA, görüşmelerin ana gündem maddesinin Tahran ile Maskat arasında Hürmüz Boğazı'nda gemilerin güvenli geçişi için bir su koridorunun belirlenmesine ilişkin anlaşma ve bu konudaki son mutabakatların gözden geçirilmesi olduğunu bildirdi. Busaidi'nin ziyareti sırasında başka üst düzey İranlı yetkililerle de görüşmesi bekleniyor.

Ortak açıklama, tarafların üzerinde uzlaştığı unsurları açık biçimde ortaya koyan ilk resmi açıklama oldu. İran tarafından son haftalarda yapılan açıklamalar ise teknik müzakerelerde ilerleme sağlandığı ve deniz ulaşım güzergâhlarına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya varıldığı yönündeki ifadelerle sınırlı kalmıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi pazartesi günü, Umman ile görüşmelerin "devam ettiğini" ve iki tarafın bir mutabakat zaptını kesinleştirmek ve nihai bir formüle ulaşmak için "son rötuşları" yaptığını söylemişti.

Bekayi, 15 Ağustos'ta yaptığı açıklamada ise iki ülkenin gemilerin geçiş güzergâhına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya vardığını ve ulaşılan düzenlemelere ilişkin ortak bir açıklama hazırladığını duyurmuştu.

dfvgthyj
Gemiler, 25 Ağustos 2026 Salı günü İran'ın güneyindeki Bender Abbas kıyıları açıklarında Hürmüz Boğazı'nda (Reuters

Salı günkü görüşme öncesinde Busaidi ile Arakçi arasında cuma günü bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmişti. Umman Haber Ajansı, iki bakanın "diyalog ve müzakerelerin yeniden başlaması için uygun koşulların hazırlanmasının yolları ile Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımındaki gelişmeleri" ele aldığını bildirmişti.

Ajansa göre taraflar, deniz ulaşımının özgürce ve kesintisiz şekilde yeniden başlamasını, bölgenin güvenliği ve istikrarını destekleyecek "pratik mutabakatlara ulaşmak için görüşmelerin sürdürülmesinin önemini" vurguladı.

Geçici koridordan kalıcı güzergâha

Arakçi daha önce boğaza ilişkin müzakerelerin, ABD ile savaşın sona erdirilmesine yönelik temaslardan ayrı teknik bir süreç olduğunu belirtmişti. Arakçi, İran Silahlı Kuvvetlerinin de katılımıyla iki ülkenin uzmanlarının yeni deniz koridorlarına ilişkin düzenlemeler üzerinde çalıştığını söylemişti.

Tahran, önceki müzakerelerde, onlarca yıldır uygulanan deniz ulaşım sisteminin aşamalı olarak değiştirilmesini ve gemi trafiğinin yönetiminde İran'a daha büyük bir rol verilmesini öngören bir yaklaşım ortaya koymuştu.

Ortak açıklama öncesinde İranlı yetkililer tarafından aktarılan ayrıntılara göre geçiş aşamasında gemilerin İran kıyıları ile Lark Adası yakınlarındaki kuzey koridorundan Basra Körfezi'ne girmesi, Umman kıyılarına yakın güney koridorundan çıkması planlanıyordu.

Tahran, bu aşamanın iki ila dört ay veya daha uzun süre devam edebileceğini, ardından kalıcı bir düzenleme kapsamında "orta güzergâha" geçilebileceğini belirtmişti.

Ancak Umman-İran ortak açıklamasında salı günü geçici koridorun yeri veya coğrafi güzergâhı belirtilmedi. Açıklamada ayrıca Tahran'ın daha önce ortaya koyduğu, giriş ve çıkış sorumluluklarının nasıl paylaşılacağına ilişkin ayrıntılar da açıkça benimsenmedi.

Buna karşılık açıklamada, gelecekte boğazın yönetimine ilişkin düzenlemeler ile kalıcı denizcilik koridorunun bundan sonraki müzakerelerin açık gündem maddeleri olacağı ilk kez resmen kabul edildi.

Bu yaklaşım, gemi trafiğinin koordinasyonu ve tankerler ile ticari gemilere ilişkin bilgilerin paylaşılması amacıyla İran-Umman ortak bir merkez kurulmasına yönelik daha önceki İran önerisiyle de örtüşüyor.

Yeni açıklama ise bunun ötesine geçerek bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve buna bağlı denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulmasını öngörüyor.

Yeniden açılma ve ücretler

Ortak açıklamada, İran'ın daha önce Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması için ortaya koyduğu şartlara açıkça yer verilmedi. Açıklamada ayrıca müzakerelerin önceki aşamalarında gündeme gelen geçiş ücretlerine ilişkin herhangi bir rakam da belirtilmedi.

Arakçi, Maskat ile yürütülen müzakereler sırasında deniz ulaşımının düzenlenmesi ve yeni geçiş koridorlarının belirlenmesine ilişkin teknik mutabakatların Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

Tahran, boğazın yeniden açılmasını askeri operasyonların durdurulması, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının kaldırılması ve İran petrol ihracatının yeniden başlamasına izin verilmesi şartlarına bağlamıştı.

İran daha önce yapılan görüşmelerin bazı aşamalarında, boğazdan geçen yüklerin değerinin yüzde 5 ila 7'si arasında değişen ücretleri gündeme getirmişti. Umman tarafında ise daha geniş bir uzlaşmanın parçası olarak yaklaşık yüzde 3'lük bir formül önerilmişti.

Ancak İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu pazar günü farklı bir düzenlemeyi kabul etti. Buna göre, geçişine izin verilen ülkelerin gemilerinden; seyir, sigorta, güvenlik, çevre hizmetleri ve özel koşullarda yakıt ikmali gibi hizmetler karşılığında ücret alınmasına izin veriliyor.

Parlamento metninde yük değerinin belirli bir yüzdesi şeklinde bir oran öngörülmüyor ve yalnızca geçiş yapılması karşılığında ücret alınması şartı getirilmiyor. Ücretlendirme, sağlanan hizmetlere bağlanırken ödemelerin İran riyaliyle veya Tahran'ın belirleyeceği herhangi bir para birimiyle yapılması öngörülüyor.

ABD ise İran'a Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımı üzerinde tek taraflı yetki verilmesine veya geçiş karşılığında zorunlu ücret uygulanmasına karşı çıkıyor ve boğazda seyrüsefer özgürlüğünde ısrar ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump da Hürmüz Boğazı'na ilişkin herhangi bir düzenlemenin ABD planının "önünde durması" halinde buna karşı mücadele edecekleri uyarısında bulunmuştu. Trump'ın açıklaması, Umman'ın İran ile yürüttüğü söz konusu mutabakat görüşmelerine işaret ediyordu.