ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, Şarku’l Avsat’a konuştu: Yemen'de barış kolay olmayabilir, ancak bunun mümkün olduğunu biliyoruz

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, Şarku’l Avsat’a konuştu: Yemen'de barış kolay olmayabilir, ancak bunun mümkün olduğunu biliyoruz

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking (ABD Dışişleri Bakanlığı)
ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, 9 ayda Yemen’e 13’ten fazla ziyaret gerçekleştirdi ve çok sayıda toplantı yaptı. Bu ziyaret ve toplantılar, ülkede barışı sağlamak, çatışmayı sona erdirmek ve Yemenli taraflar arasındaki siyasi diyaloğu harekete geçirmek hedefiyle gerçekleştirildi. Ancak ABD’nin Birleşmiş Milletler'le (BM) uyumlu çabaları, ülkede yedi yıldır devam eden çatışmayı sona erdirmedi.
Şarku'l Avsat, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile bir röportaj gerçekleştirdi. Şarku’l Avsat özellikle bölgede yeni olmayan Amerikalı yetkiliye, ülkeye barışı getirmek için hangi araçlara sahip olduğunu sordu.
Lenderking, geçtiğimiz Şubat ayında göreve başlamasından bu yana gerçekleştirdiğine inandığı 5 başarıyı dile getirdi. Bunlar, çatışmanın taraflarıyla yoğun bir şekilde diyalog kurmak, konuyla ilgili uluslararası bir fikir birliği oluşturmak, birçok Husi liderini ve mali ağlarını yaptırım listelerinde sınıflandırmak, insani yardım seviyesini yükseltmek ve BM elçisinin çalışmalarını desteklemek.
İşte Şarku'l Avsat’ın, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ile gerçekleştirdiği röportajın tamamı;

-Özel Elçi olduğunuzdan bu yana bölgeye gerçekleştirdiğiniz 10’un üzerinde ziyarette neler başardınız?
Göreve başladığımdan beri, Yemenlilerin yaşamlarını iyileştirecek ve geleceklerini toplu olarak belirleyebilmeleri için onlara alan açacak kalıcı bir çözüm için BM Özel Elçisi ve Yemenli ve bölgesel liderlerle yoğun bir şekilde çalıştım.
Gerçekleştirdiğim ziyaretler, Yemen'de barışın önünü açmak için önemli yapı taşlarına dönüştü. İlk olarak, acil ve kapsamlı bir ateşkes ihtiyacı konusunda benzeri görülmemiş bir uluslararası ve bölgesel konsensüs oluşturulmasına yardımcı olduk ve siyasi bir çözümü etkinleştirdik. Yemen ve Suudi Arabistan yönetimleri ateşkese ve siyasi müzakerelerin yeniden başlamasına desteklerini açıkladılar. Umman'ın belirleyici ve proaktif bir bölgesel rol oynadığını da gördük.
İkincisi, ABD birçok Husi liderini ve mali ağlarını yaptırım listesine aldı. Bunun Husi operasyonları üzerinde gerçek bir etkisi var. İstikrarsızlığı teşvik eden ve sivillere karşı vahşet işleyen kişi ve kuruluşların sınıflandırılmasını takip etmeye devam edeceğiz.
Üçüncüsü, en fazla insani yardım yapan ülkelerden ABD, Yemen’deki insani durumu hafifletmek için hayati adımlar attı. Yaklaşık 7 yıl önce krizin başlangıcından bu yana Yemen halkının acılarını dindirmek için takribi 4 milyar dolar sağladık. ABD'nin çağrıları, diğer bağışçılarla birlikte, Yemen'i BM'nin en çok finanse edilen ülkelerinden biri haline getirmeye yardımcı oldu. Ancak, hala daha fazlasına ihtiyaç olduğunun farkındayız.
Dördüncüsü, insani yardımın tek başına yeterli olmadığının farkındayız, bu nedenle krizin ekonomik itici güçlerini de ele almalıyız. ABD ayrıca, Yemen ekonomisini istikrara kavuşturmak için gerekli olan ekonomik desteği sağlamak ve kritik reformları ilerletmek için diğer ortaklarla birlikte çalışıyor. ABD’nin çabaları arasında, yakıt krizini çözmek de yer alıyor. Yemen hükümetini Hudeyde limanının dışında bekleyen yakıt gemilerini boşaltmaya teşvik ettik. Husilerin fiyat manipülasyonu ve yakıt depolamasını da ele alan daha kalıcı bir çözüme ihtiyaç var.
Son olarak, BM öncülüğünde yeni ve daha kapsayıcı bir barış sürecini teşvik etmek için BM Özel Temsilcisi ve diğer uluslararası ortaklarla yakın bir şekilde çalıştık. Ne yazık ki, tüm bu adımlara rağmen, Husiler insani krizi şiddetlendirmeye ve barışı engellemeye devam ediyor. Bu çatışmayı sona erdirmek için uluslararası toplumun ortak çabalarının yanı sıra, Yemenlilerin büyük çoğunluğunun barış çağrısında bulunan seslerini yükseltme çabaları da gerekecektir. Ekibim ve ben bu misyona bağlıyız ve buna inanıyoruz, çünkü barış mümkün.

-Husilerin görüşmelere katılımı hakkında ne düşünüyorsunuz? Gerçekten barış istediklerini mi düşünüyorsunuz?
Husiler bazen müzakerelere yapıcı bir şekilde dahil oldular, ancak barış sürecine gerçek bir bağlılık göstermediler. ABD, tüm Husi saldırılarını kınıyor. Bakan (Anthony) Blinken'in daha önce söylediği gibi: "Husilerin acımasız askeri saldırıları devam ettiği sürece siviller acı çekecek." Güvenlik Konseyi üyeleri daha önce ülke çapında acil bir ateşkes çağrısında bulunan ve Yemen ve Suudi Arabistan'da devam eden Husi saldırılarını kınayan ortak bir bildiri yayınlamıştı.
Marib'e yönelik Husi saldırıları, küçük çocuklar da dahil olmak üzere sivilleri öldürüyor ve ülke içinde yerinden edilmiş bir milyondan fazla Yemenliyi ciddi tehlikeye maruz bırakıyor. Husilerin Abdiya bölgesinde son zamanlarda imza attığı eylemler, sivilleri koruma konusundaki bariz ihmallerinin son örneğidir.
Yemen halkıyla olan bağlantılarım sayesinde hala Yemenlilerin sürekli barış çağrısı yaptığını duyuyorum ve Husiler şiddetin sona ermesi için insanların yaptıkları çağrıları görmezden gelemezler. Bu, Husilerin Yemenliler için gerçekten barış, güvenlik, istikrar ve müreffeh bir gelecek istediklerini kanıtlamaları için kritik bir an.

-Husileri yabancı terör örgütleri listesinden çıkarmak yanlış mıydı?
ABD, bazen Husiler olarak da adlandırılan Ensarullah grubunu terör listesinden çıkardı. Bu adım istenmeyen olumsuz insani sonuçlarından kaçınmak için atıldı.
Yemen'de temel malların %90'ı özel şirketler tarafından ithal edilmektedir. Bu şirketler büyük bir ihtiyatla yaptırımlara uyuyor olabilirler. Bu yaptırımların Yemen'e yapılan ithalat üzerinde önemli bir etkisi var. Bu ithalatlar olmasa Yemenliler daha fazla zarar görür.
Sivillere karşı vahşet işleyenler de dahil olmak üzere Yemen'deki istikrarsızlığı finanse eden Husi kişi ve kuruluşlarını belirlemeye devam ediyoruz.
 
-Dışişleri Bakanlığı, Husilerin eylemlerini defalarca kınadı, ancak grup bu açıklamaları görmezden geldi. Şimdi ne yapacaksınız?
Bu çatışmayı sona erdirmek uluslararası toplumun ortak çabalarını gerektirir. Bu savaşa karşı daha birleşik bir uluslararası cephenin kurulmasına yardımcı olduk. İnsanların geleceklerine karar vermeleri için bir alan açmaya yardımcı olmak üzere çabalarımızı birlikte sürdüreceğiz. Yemenliler, devam eden baskı ve çatışmanın iyi bir alternatifini hak ediyor. Uluslararası toplumun rolü, Yemenlilerin barış çağrılarına destek vermektir. Yemenlilerin yaşamlarını iyileştirecek kalıcı bir çözüme ulaşmak için uluslararası toplumla koordinasyona öncelik vereceğiz.

-BM barış girişiminin sonuç verdiğini düşünüyor musunuz? Öyleyse nasıl?
ABD, BM'nin yeni Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in yeni ve daha kapsayıcı bir BM barış süreci için bir yol haritası geliştirme çabalarını güçlü bir şekilde desteklemektedir. Onun ziyaretler gerçekleştirdiğini, farklı taraflarla etkileşime girdiğini, farklı bakış açılarını dinlediğini gördük ve yakında yol haritası hakkında daha fazla şey duymayı dört gözle bekliyoruz.
 
-Peki, size göre Yemen çatışmasının sahadaki gerçekçi çözümü nedir?
Bu anlaşmazlığı çözmek biraz zaman alacak. Çok sayıda yapı taşımız var. Ancak bu çatışmayı sona erdirmek için uluslararası toplumun ortak çabası ve kararlılığı gerekecektir. Yemen'de barış kolay olmayabilir, ancak bunun mümkün olduğunu biliyoruz.

-İran'ın Husiler üzerinde olumsuz bir etkisi var, daha önce konuşmalarınızda da bunu söylemiştiniz, bu etkiyi olumluya dönüştürmek için neler yapılabilir? Suudi Arabistan ile İran arasındaki görüşmelerin Yemen'e olumlu yansıyacağını düşünüyor musunuz?
ABD, güvenlik ve istikrar için bölge ülkeleri arasındaki diyaloğu desteklemektedir. Ama genel olarak İran'ın Yemen'de olumlu bir rol oynadığını görmedik ve uzun zamandır şunu söylüyoruz: “İran sorumlu bir aktör olabileceğini göstermek istiyorsa Yemen'deki çatışmaya katkısını sona erdirerek bir başlangıç yapmalı.”



Seyfülislam Kaddafi'nin koruması kendini savundu: Suçlu onun kayıtsızlığıdır

“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
TT

Seyfülislam Kaddafi'nin koruması kendini savundu: Suçlu onun kayıtsızlığıdır

“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)

Libya’da Seyfülislam Kaddafi’nin korumasını üstlenen askeri tabur komutanının açıklamaları, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, toplumsal bir tartışmanın fitilini ateşledi. Komutan, Kaddafi'nin güvenliğindeki zafiyetleri ve ona yönelik suikast planlarından haberdar olduğunu ilk kez itiraf etti.

Tabur Komutanı Albay Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi’nin geçtiğimiz 3 Şubat’ta suikasta kurban gitmesinden bu yana ilk kez konuştu. Kaddafi’nin 2011 yılından itibaren Zintan şehrinde ikamet ettiği dönemin perde arkasına dair bilgiler paylaşan el-Atiri şunları söyledi:

"Başlangıçta tabur tarafından çok sıkı bir güvenlik çemberine alınmıştı. Ancak 'Genel Af Yasası' çıktıktan sonra, Zintan halkından gönüllülerin yardımıyla kendi güvenliğini kendisi sağlamaya başladı."

Hatalı davrandı, tedbirsizdi

Albay el-Atiri, Kaddafi’nin son dönemindeki tutumunu eleştirerek sürecin nasıl suikasta evrildiğine dair şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: Hatalı bir yol izledi. Güvenli olmayan bir bölgede, oldukça kısıtlı koruma ekibiyle kalmayı tercih etti. Durumu hafife aldı, aşırı bir kayıtsızlık içinde hareket etti ve ziyaretçi kabul etmeye başladı.


Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
TT

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali Falih ez-Zeydi dün, Irak'ın krizleri yönetme ve İran ile ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenme kapasitesine sahip olduğunu vurguladı. Irak hükümeti tarafından yapılan açıklamaya göre Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘Irak'ın diplomatik süreci destekleyen ve anlaşmazlıkların çözümü ile krizlerin yönetiminde diyalogu benimseyen tutumunu’ dile getirdi. Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Zeydi, Irak'ın İran ile ABD arasında arabuluculuk rolüne katkıda bulunma kapasitesine sahip olduğunu da vurguladı.

Açıklamaya göre görüşmede iki ülke arasındaki iş birliği ilişkileri ve bu ilişkilerin desteklenmesi ile güçlendirilmesinin yolları ele alındı. İki taraf, önümüzdeki dönemde karşılıklı ziyaretler gerçekleştirme konusunda mutabık kaldı.

Hatırlanacağı üzere Pakistan, arabulucu olarak geçtiğimiz ayın başlarında İran ile ABD arasında bir müzakere turuna ev sahipliği yapmış, ancak başta İran'ın nükleer programı olmak üzere çeşitli konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle bu tur başarısızlıkla sonuçlanmıştı.


Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik müzakereler ikinci haftasına girerken, gözler Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile arabulucuların yürüttüğü temasların sonuçlarına çevrildi. Taraflar arasında anlaşmanın ikinci aşamasına, yani Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail’in bölgeden çekilmesine geçilememesi dikkat çekerken, Hamas ilk aşamanın tamamlanması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda özellikle yardımların artırılması ve İsrail ihlallerinin durdurulması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Tarafların ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşmaktan kaçındığı bu süreç, uzmanlara göre anlaşmaya varma yolunda zorluklara işaret ediyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, arabulucuların yoğun çabalarına ve Mladenov’un İsrail ziyareti gibi diplomatik temaslara rağmen ilerlemenin sınırlı kaldığını belirtiyor. Uzmanlar, İsrail’in somut adımlar atmadan süreci oyalamayı sürdürebileceğini, buna karşılık arabulucuların yeni bir müzakere turu için ısrarcı olacağını öngörüyor.

İsrail medyasında müzakerelerin ‘çöktüğü’ yönünde haberler yer alırken, Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak bu iddiaları yalanladı. Kaynak, arabulucular ile Hamas ve diğer Filistinli gruplar arasında görüşmelerin sürdüğünü ifade ederek, Mladenov’un Tel Aviv’den döndükten sonra İsrail’in sunulan önerilere vereceği yanıtın beklendiğini aktardı. Bu yanıtın, Kahire’de devam eden müzakerelerin geleceğini ve gerekli düzenlemelerin ardından ‘teknokrat komitenin’ devreye girip girmeyeceğini belirleyeceği kaydedildi.

Arabulucuların sürekli hamleleri

Kahire’de yürütülen müzakereler ikinci haftasına girerken, Mladenov dün Batı Kudüs’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi. Görüşme, Mladenov’un ofisinden yapılan açıklamayla duyuruldu.

Görüşmenin ardından Mladenov, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Netanyahu ile ‘gelecek süreç hakkında olumlu ve kapsamlı bir görüşme’ gerçekleştirdiklerini belirtti. Tüm taraflarla birlikte bu taahhütleri somut adımlara dönüştürmek için çalıştıklarını kaydeden Mladenov, ilerleme sağlanabilmesi için bazı kararların alınması gerektiğini ifade etti, ancak bu kararların içeriğine ilişkin detay vermedi.

İsrail Ordu Radyosu ise pazartesi günü, Mladenov’un pazar gecesi İsrail’e ulaştığını duyurdu. Yayında, Mladenov’un Kahire’de Hamas ile yürüttüğü görüşmelerin ‘çökmesinin’ ardından İsrail’e geldiği öne sürülerek, Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişine izin verilmesi ve İsrail’in bölgedeki askeri operasyonlarının azaltılması yönünde talepte bulunacağı iddia edildi.

Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti iki haftadır Kahire’de bulunmayı sürdürürken, İsrail Kamu Yayın Kurumu, hareket ile Mladenov arasında yürütülen görüşmelerin ‘çıkmaza girdiğini’ ileri sürdü.

dsvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevinden dağıtılacak yemeği bekleyen Filistinliler (AFP)

İsrail Kamu Yayın Kurumu ve İsrail Ordu Radyosu, pazar günü yayımladıkları haberlerde, Hamas’ın ikinci aşamaya geçilmeden önce ilk aşama maddelerinin eksiksiz uygulanmasında ısrar ettiğini aktardı. Haberlere göre Hamas, silahsızlanma konusunun yalnızca kapsamlı bir ulusal çerçevede ve Filistin devletinin kurulmasının güvence altına alınması durumunda ele alınmasını talep ediyor. Ayrıca hareketin, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına başlanmadan ve İsrail güçleri bölgeden çekilmeden silahsızlanma dosyasının gündeme getirilmesine karşı çıktığı ifade edildi.

Mısırlı siyasi analist Halid Ukkaşe, İsrail’in çekilme yükümlülüğünden kaçınmak için süreci oyaladığını ve bu tutumunu sürdürmesinin beklendiğini belirtti. Ukkaşe, Kahire’nin müzakerelerin başarıya ulaşmasına ve Gazze anlaşma planındaki yükümlülüklerin hayata geçirilmesine önem verdiğini vurgulayarak, ikinci aşamaya geçilmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Mısır’ın görüşmelerin çökmesine izin vermeyeceğini ifade eden Ukkaşe, Washington ile paralel bir diplomatik hat açılarak sürecin ilerletilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise Mladenov’un, Gazze Şeridi’nde silahsızlanmanın aşamalı şekilde gerçekleştirilmesine yönelik öneriye İsrail’den yanıt almaya çalıştığını söyledi. Rakab, Tel Aviv’in müzakerelerin başarısız olduğu yönündeki söylemlerinin, Gazze Şeridi’nin geri kalanını kontrol altına alma isteğiyle bağlantılı olabileceğini öne sürdü.

Rakab ayrıca, İsrail’in birkaç ay sonra yapılacak seçimler (ekim ayında) nedeniyle mevcut önerileri kabul etmesinin zor olduğunu ifade etti. İsrail kamuoyunda savaş hedeflerinin gerçekleştirilememiş olmasının bir sorun teşkil ettiğini belirten Rakab, bu şartlarda anlaşmaya varılmasının siyasi kayıp anlamına gelebileceğini savundu.

Öte yandan Rakab, İsrail ile Mladenov arasında bir anlaşma sağlanarak Gazze’ye yönelik bir komitenin devreye girmesi ihtimalini de düşük gördü. Bu değerlendirmesini, İsrail’in seçimler tamamlanana kadar sürece yönelik süregelen itirazlarına ve sahada ne uluslararası istikrar güçlerinin ne de bir Filistin polis gücünün bulunmamasına dayandırdı.

Olası bir savaş

Bu diplomatik hareketlilik, Gazze Şeridi’nde yeni bir savaşın patlak verebileceği yönündeki endişelerle birlikte yaşanıyor. İsrail Kamu Yayın Kurumu cumartesi günü yaptığı haberde, güvenlik kabinesinin, Hamas’ın silahsızlanma anlaşmasına uymadığı sonucuna varılmasının ardından Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılması ihtimalini değerlendirmeye hazırlandığını aktardı.

Maariv gazetesine konuşan İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise, “bir sonraki çatışmanın Gazze Şeridi’nde olabileceğini, çünkü savaşın henüz sona ermediğini” söyledi. Zamir, Hamas’ın silahsızlanma sürecini engellemesi durumunda ordunun savaşı tüm gücüyle yeniden başlatmak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

ddfvferv
Gazze şehrindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesinin yanında göz yaşı döken yakınları (AFP)

Hamas Siyasi Büro üyesi Basim Naim cumartesi günü yaptığı açıklamada, hareketin ‘direnişin silahı’ konusunun müzakere edilmesini reddettiğini söyledi. Naim, bunun meşru bir hak olduğunu vurgulayarak, kalıcı bir ateşkes sağlanmadan ve karşılıklı güvenlik düzenlemeleri oluşturulmadan bu konunun tartışılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede Ukkaşe, Kahire’nin müzakere sürecinin devamına büyük önem vereceğini ve İsrail’in oyalama taktiklerini boşa çıkarmak amacıyla yeni görüşme turlarının gündeme gelebileceğini belirtti.

Rakab ise Mısır ve Türkiye’nin Hamas ile yürüttüğü temasların yeni turlarla devam etmesini beklediğini dile getirdi. Rakab, hareketin gelecekteki düzenlemelerde söz sahibi olmayı hedeflediğine dikkat çekti. Ayrıca İsrail’in hem seçim hesapları doğrultusunda kazanım elde etmek hem de müzakereler sırasında Hamas üzerinde baskı kurmak için savaş seçeneğini gündemde tutmayı sürdürebileceğini ifade etti.