Pakistan hükümeti, Taliban’ın Pakistan kolu ile ateşkese vardı

Pakistan Enformasyon Bakanı Fuad Çaudri (Arşiv)
Pakistan Enformasyon Bakanı Fuad Çaudri (Arşiv)
TT

Pakistan hükümeti, Taliban’ın Pakistan kolu ile ateşkese vardı

Pakistan Enformasyon Bakanı Fuad Çaudri (Arşiv)
Pakistan Enformasyon Bakanı Fuad Çaudri (Arşiv)

Pakistan Enformasyon Bakanı Fuad Çaudri, İslamabad’ın geçtiğimiz ay Tehrik-i-Taliban Pakistan (TTP) ile görüşmelere başladığını ve iki tarafın da ‘tam bit ateşkes’ konusunda anlaşmaya vardığını bildirdi.
Pakistan Taliban’ı olarak bilinen harekete üye binlerce militanın Afganistan’da olduğuna inanılıyor.
Bunların çoğu, yaklaşık on yıl önce kendilerine karşı başlatılan bir askeri harekatın ardından sığındıkları, Pakistan’ın bitişiğindeki engebeli dağlarda bulunuyor.
Tehrik-i-Taliban Pakistan militanı binlerce kişi, hareketlerine karşı askeri harekat sırasında Afganistan’a sığındı ve ABD destekli hükümeti devirmek için savaştı.
Hareket 2007’de kurulduktan sonra, İslamabad’ın ABD’ye ve onun terörizme karşı savaşına verdiği desteğe yanıt olarak ülkeyi benzeri görülmemiş bir şiddete sürüklemekten sorumluydu.
Üyelerinin çoğu Afganistan Talibanı gibi etnik Peştunlardan oluşan hareket, Pakistan ordusunun geniş operasyonları tarafından zayıflatılmadan önce, yıllar boyunca ülke genelinde yüzlerce intihar saldırısı, bombalama ve adam kaçırma eylemi gerçekleştirdi.
Tehrik-i-Taliban Pakistan’ın 2012’de, o zamanlar hareket tarafından kontrol edilen bir sınır bölgesinde öğrenci olan, Nobel Barış Ödülü sahibi Malala Yusufzay’ı vurması uluslararası toplumu şok etti.
Ancak yetkililerin hamlesi, iki yıl sonra Peşaver’deki bir okulda yaklaşık 150 çocuğun katledilmesinin ardından geldi.
Enformasyon Bakanı, Tehrik-i-Taliban Pakistan ile müzakerelerin Pakistan anayasası ve yasalarına uygun olarak yapıldığını dile getirerek, “Bu görüşmelerde devlet egemenliği, ulusal güvenlik, barış, sosyal ve ekonomik istikrar öncelikli olacaktır” dedi.
Çaudri, Afganistan’daki Taliban yönetiminin müzakerelerde önemli bir rol oynadığını da ifade etti.
Öte yandan, Pakistan hükümeti, geçtiğimiz yıl bir Fransız dergisinde Hz. Muhammed’e yönelik tepki çeken karikatürlere yanıt olarak Fransa Büyükelçisi’nin sınır dışı edilmesini isteyen Tahrik-i Lebbeyk Pakistan Partisi’ne (TLP) terörle mücadele yasası kapsamında getirdiği yasağı kaldırdı.
İçişleri Bakanlığı, TLP’ye yönelik yasağın kaldırılmasına ilişkin teklifin Bakanlar Kurulu tarafından onaylandığını bildirerek, partinin ‘ulusal çıkarlar’ için siyaset yapmasına izin verileceğini duyurdu.



Trump, İran’a kara harekatını değerlendiriyor: ABD tarihinin en riskli operasyonu olur

İran'ın kayıplarla ilgili 12 Mart'ta paylaştığı bilgilere göre ABD - İsrail saldırılarında 1400'e yakın kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
İran'ın kayıplarla ilgili 12 Mart'ta paylaştığı bilgilere göre ABD - İsrail saldırılarında 1400'e yakın kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
TT

Trump, İran’a kara harekatını değerlendiriyor: ABD tarihinin en riskli operasyonu olur

İran'ın kayıplarla ilgili 12 Mart'ta paylaştığı bilgilere göre ABD - İsrail saldırılarında 1400'e yakın kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
İran'ın kayıplarla ilgili 12 Mart'ta paylaştığı bilgilere göre ABD - İsrail saldırılarında 1400'e yakın kişi yaşamını yitirdi (Reuters)

ABD, İran'ın elindeki nükleer yakıt stokunu ele geçirmek veya imha etmek için yüksek riskli bir kara harekatı düzenleyebilir.

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta İran'a saldırıları başlatmadan önce Tahran'ın kısa sürede nükleer silah geliştirebileceğini ve bunlarla ABD'yi vurabileceğini öne sürmüştü.

Cumhuriyetçi lider, pazartesi ve salı günkü açıklamalarında da bu iddiaları hiçbir delil ortaya koymadan yineledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da 2 Mart'ta Kongre'deki konuşmasında, İran'ın elindeki nükleer yakıtın ancak ülkeye özel harekatçıların gönderilmesiyle ele geçirilebileceğini söylemişti.

Trump, salı günkü basın toplantısında kara operasyonu ihtimaline dair "Bu seçenek beni endişelendirmiyor. Hiçbir şeyden korkmuyorum" dedi.

Amerikan istihbaratı, Tahran yönetiminin nükleer malzeme stokunun İsfahan'daki yeraltı tesisinde depolandığını düşünüyor. Ancak yakıt Fordo ve Natanz'daki tesislerde de tutuluyor olabilir. ABD ve İsrail ordusu, geçen yıl haziranda bu bölgelere saldırı düzenlemişti.

ABD'li düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin raporunda göre İran'da yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogramlık uranyum bulunduğu, ancak bunun ülkenin farklı yerlerindeki gizli tesislere dağılmış olabileceği değerlendiriliyor.  

New York Times'ın analizinde, İran'a kara harekatının "her açıdan modern Amerikan tarihinin en cüretkar ve en riskli askeri operasyonlarından biri olacağı" vurgulanıyor.

Bunun, 2011'de Usame bin Ladin'in öldürülmesi ya da ocak ayında Venezuela'ya düzenlenen baskınla Nicolas Maduro'nun kaçırılmasından çok daha karmaşık ve tehlikeli olacağı yazılıyor.

Nükleer malzemelerin saklandığı özel kapların delinmesi halinde radyoaktif sızıntı riski doğabileceği de hatırlatılıyor.

Bunun yanı sıra nükleer malzemenin tam konumu ve dağılımının net olarak bilinmemesi de operasyonu zorlaştıracak etkenlerden biri.  

Washington merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'ndan George Perkovich, İran ordusunun buralara sahte konteyner ve çeşitli tuzaklar yerleştirmiş olabileceğine işaret ediyor.

ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah üretmeyi hedeflediğini ileri sürse de Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 28 Şubat öncesinde ABD heyetiyle müzakerelerde uranyum zenginleştirme oranlarında değişikliğe gidilebileceğini söylemiş ancak zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulmasına veya nükleer yakıtın ülke dışına çıkarılmasına yanaşmayacaklarını söylemişti.

ABD Başkanı'nın damadı Jared Kushner ve Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ise nükleer yakıtın İran'da kalmasını kabul etmeyeceklerini belirtmişti.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla konuşan iki yetkili, bunun yerine ABD'nin İran'a reaktörlerde kullanması için düşük seviyede zenginleştirilmiş uranyumu ücretsiz vermeyi teklif ettiğini belirtiyor. Arakçi'nin ise teklifi reddettiği aktarılıyor.

Analizde, ABD'nin nükleer yakıtı ele geçirmek için İran'a kara harekatı başlatması ve bundan sonuç alamaması halinde Arakçi'nin bu teklifini yeniden değerlendirebileceği yazılıyor.

Independent Türkçe, New York Times, CSIS


ABD, İran ile savaşın yeni bir aşamaya girme olasılığı karşısında askeri takviye göndermeyi değerlendiriyor

ABD’li pilotlar ve askerler, 5 Ocak’ta Ortadoğu'daki Merkez Komutanlığı bölgesine gönderilmek üzere bir Boeing C-17 Globemaster askeri nakliye uçağından yükleri boşaltıyor. (ABD ordusu)
ABD’li pilotlar ve askerler, 5 Ocak’ta Ortadoğu'daki Merkez Komutanlığı bölgesine gönderilmek üzere bir Boeing C-17 Globemaster askeri nakliye uçağından yükleri boşaltıyor. (ABD ordusu)
TT

ABD, İran ile savaşın yeni bir aşamaya girme olasılığı karşısında askeri takviye göndermeyi değerlendiriyor

ABD’li pilotlar ve askerler, 5 Ocak’ta Ortadoğu'daki Merkez Komutanlığı bölgesine gönderilmek üzere bir Boeing C-17 Globemaster askeri nakliye uçağından yükleri boşaltıyor. (ABD ordusu)
ABD’li pilotlar ve askerler, 5 Ocak’ta Ortadoğu'daki Merkez Komutanlığı bölgesine gönderilmek üzere bir Boeing C-17 Globemaster askeri nakliye uçağından yükleri boşaltıyor. (ABD ordusu)

Bir ABD’li yetkili ve konuya yakın üç kaynağa göre Trump yönetimi, İran’a karşı yürütülen savaşta olası yeni adımlar kapsamında Ortadoğu’daki operasyonlarını güçlendirmek amacıyla binlerce Amerikan askerinin konuşlandırılmasını değerlendiriyor.

Söz konusu konuşlandırmanın, İran ile savaşın üçüncü haftasına girildiği bir dönemde, Trump’a ABD operasyonlarını genişletme konusunda daha fazla seçenek sunabileceği ifade ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre bu seçenekler arasında, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol tankerlerinin güvenli geçişinin sağlanması da yer alıyor. Kaynaklar, bu görevin ağırlıklı olarak hava ve deniz kuvvetleri aracılığıyla yürütüleceğini belirtirken, dört kaynağa göre -bunlar arasında iki ABD’li yetkili de bulunuyor- boğazın güvenliğinin sağlanması için İran kıyılarına Amerikan askerlerinin konuşlandırılması da gerekebilir.

Üç bilgi sahibi kaynak ve üç ABD’li yetkiliye göre, Trump yönetimi ayrıca İran’ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ının gerçekleştirildiği Harg Adası’na kara birlikleri gönderme seçeneklerini de değerlendiriyor. Yetkililerden biri, İran’ın ada üzerinde füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) etkili olabilme kapasitesine sahip olması nedeniyle böyle bir operasyonun yüksek risk taşıyacağını vurguladı.

ABD’nin 13 Mart’ta adadaki askeri hedeflere saldırılar düzenlediği ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın hayati petrol altyapısını hedef alma tehdidinde bulunduğu belirtildi. Uzmanlar, İran ekonomisi açısından kritik öneme sahip olması nedeniyle adanın yok edilmesinden ziyade kontrol altına alınmasının daha olası bir seçenek olduğunu değerlendiriyor.

ABD kara kuvvetlerinin, sınırlı bir görev kapsamında dahi kullanılması, İran’a yönelik operasyona ABD kamuoyundaki düşük destek ve Trump’ın seçim döneminde Ortadoğu’da yeni çatışmalardan kaçınma vaatleri göz önüne alındığında, siyasi riskler barındırıyor.

Konuya yakın bir kaynak, Trump yönetimindeki yetkililerin İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının güvence altına alınması amacıyla Amerikan askerlerinin konuşlandırılması ihtimalini de görüştüğünü aktardı.

Kaynaklar, İran topraklarında herhangi bir noktaya kara kuvveti gönderilmesinin yakın vadede beklenmediğini ifade ederken, operasyonel planlamaya ilişkin ayrıntı paylaşmaktan kaçındı. Uzmanlara göre, İran’ın uranyum stoklarının güvenliğinin sağlanması görevi, ABD özel kuvvetleri için dahi son derece karmaşık ve riskli.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, Beyaz Saray’dan bir yetkili, “Şu aşamada kara kuvveti gönderilmesine yönelik herhangi bir karar alınmış değil, ancak Başkan Trump tüm seçenekleri masada tutuyor” dedi.

Yetkili, Trump’ın hedefinin ‘İran’ın balistik füze kapasitesinin yok edilmesi, deniz gücünün ortadan kaldırılması, bölgedeki müttefik unsurlarının istikrarsızlık yaratmasının engellenmesi ve İran’ın asla nükleer silaha sahip olmamasının sağlanması’ olduğunu ifade etti.

ABD Savunma Bakanlığı ise konuya ilişkin yorum yapmadı.

Bu değerlendirmeler, ABD ordusunun İran’ın deniz unsurlarına, füze ve İHA stoklarına ve savunma sanayisine yönelik saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi.

ABD’nin 28 Şubat’ta başlayan savaşın ardından bugüne kadar 7 bin 800’den fazla hava saldırısı gerçekleştirdiği ve 120’den fazla İran deniz unsuruna zarar verdiği veya bunları imha ettiği bildirildi. Bu bilgiler, Ortadoğu’da yaklaşık 50 bin ABD askerinden sorumlu olan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından dün yapılan açıklamada yer aldı.

ABD kuvvetlerinin kayıpları

ABD Başkanı Donald Trump, hedeflerinin yalnızca İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin sağlanması ve İran’ın nükleer silah geliştirmesinin engellenmesini de kapsayabileceğini belirtti.

bgtr
Delaware’de düzenlenen resmi bir tören sırasında, ABD askerlerinden oluşan bir ekip, askerlerin naaşlarını taşıyan bayraklarla örtülü tabutların önünde duruyor. (AFP)

Bu hedeflere ulaşmak için kara kuvvetlerinin devreye sokulmasının Trump’ın elindeki seçenekleri genişletebileceği, ancak bunun ciddi riskler barındırdığı ifade ediliyor. İran topraklarında doğrudan bir çatışmaya girilmemesine rağmen, savaşta şu ana kadar 13 ABD askerinin hayatını kaybettiği ve yaklaşık 200 askerin yaralandığı bildirildi. ABD ordusu, yaralanmaların büyük çoğunluğunun hafif olduğunu açıkladı.

Trump, geçmişte ABD’nin dış çatışmalara dahil olmasını eleştirmiş ve ülkeyi yeni savaşlardan uzak tutma sözü vermişti. Ancak son dönemde İran’a kara birlikleri gönderilmesi ihtimalini tamamen dışlamaktan kaçındı.

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın İran’ın nükleer materyallerini kontrol altına almak için birden fazla seçeneğe sahip olduğunu, ancak henüz nasıl ilerleyeceğine karar vermediğini söyledi. Yetkili, “Bunu kontrol altına almanın kesinlikle yolları var, ancak henüz bir karar verilmiş değil” dedi.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard dün yasa yapıcılara sunduğu yazılı ifadede, İran’ın nükleer zenginleştirme programının haziran ayında düzenlenen hava saldırıları sonucu yok edildiğini ve yer altındaki tesislerin girişlerinin kapatılarak betonla doldurulduğunu belirtti.

Kaynaklar, ABD’nin askeri takviyelerine ilişkin değerlendirmelerin, gelecek hafta Ortadoğu’ya ulaşması beklenen ve 2 binden fazla deniz piyadesi taşıyan amfibi hazır görev grubunun ötesine geçtiğini ifade etti.

Kaynaklardan biri, ABD ordusunun, gemide çıkan yangının ardından USS Gerald R. Ford uçak gemisini bakım için Yunanistan’a gönderme kararı nedeniyle önemli sayıda kuvvet kaybı yaşadığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanması konusundaki tutumunun ise değişkenlik gösterdiği ifade ediliyor.

Başlangıçta ABD donanmasının ticari gemilere eşlik edebileceğini söyleyen Trump’ın, daha sonra bu kritik su yolunun açık tutulması için diğer ülkeleri de sürece dahil olmaya çağırdığı, ancak müttefiklerin isteksiz kalması üzerine dün bu sorumluluğu tamamen bırakmayı gündemine aldığı aktarıldı.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran’daki terörist devlet yapısından geriye kalanları ortadan kaldırırsak ve bu boğazı kullanan ülkelerin sorumluluğu üstlenmesine izin verirsek ne olur diye merak ediyorum” ifadesini kullandı.


MAGA, İran savaşında Trump'ın arkasında

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

MAGA, İran savaşında Trump'ın arkasında

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Donald Trump'ın "Amerika'yı Yeniden Harika Yap" (Make America Great Again) tabanının destekçileri, anketlere göre İran'daki savaşı ezici bir çoğunlukla destekliyor; neredeyse yüzde 90'ı başkanın askeri saldırılarını onaylıyor.

CNN'in Baş Veri Analisti Harry Enten, salı günü MAGA'nın İran'daki askeri harekata yönelik onay oranına ilişkin son anket sonuçlarını paylaştı. Katılımcıların ortalama yüzde 89'u savaşı onaylarken, sadece yüzde 9'u karşı çıkıyor.

Enten, iki haftadan fazla süre önce başlayan ABD - İsrail saldırıları hakkında, "Bu, Cumhuriyetçi taban arasında son derece popüler" dedi.

Enten'ın verileri, Gabe Fleisher'ın geçen hafta yayımlanan Wake Up To Politics Substack gönderisine dayanıyordu. Fleisher'ın gönderisinde, MAGA destekçilerinin yüzde 90'ının askeri saldırıları desteklediğini ortaya koyan bir NBC News anketine atıfta bulunuldu.

Fleisher'ın bahsettiği CNN anketi, Cumhuriyetçilerin yüzde 77'sinin saldırıları onayladığını gösterdi. MAGA Cumhuriyetçilerinin, MAGA olmayan Cumhuriyetçilere göre Trump'ın İran'a saldırma kararına güçlü bir şekilde onay verme olasılığı 30 puan daha yüksek.

Bu anketlerdeki MAGA destekçileri saldırıları destekliyor gibi görünse de bazı önde gelen Trump yanlısı medya figürleri, ne zaman sona ereceği belirsiz savaşa karşı çıkıyor.

Tucker Carlson, 28 Şubat'ta ABC News'dan Jonathan Karl'a yaptığı açıklamada askeri harekatı "kesinlikle iğrenç ve şeytani" diye nitelendirmişti. Trump daha sonra Karl'a, "Tucker yolunu kaybetti" demişti.

Trump, eski Fox News sunucusu hakkında, "Bunu uzun zaman önce biliyordum ve o MAGA değil. MAGA ülkemizi kurtarıyor. MAGA ülkemizi yeniden harika yapıyor. MAGA, önce Amerika demektir ve Tucker bunların hiçbirini temsil etmiyor" demişti.

efvgfr
Önde gelen muhafazakar medya figürlerinin başkana karşı çıksa da MAGA, Trump'ın İran'daki savaşına destek veriyor (AFP)

Radyo sunucusu Megyn Kelly, SiriusXM'deki programının başlamasından kısa süre sonra savaş hakkında "ciddi şüpheleri" olduğunu söyledi.

"Başkanı destekliyorum. Başkana oy verdim. Başkan için kampanya yürüttüm. Ama bu... Başka bir Ortadoğu savaşını sorgusuz sualsiz kabul etmeniz gerektiği anlamına gelmiyor" dedi.

Başka bir muhafazakar yorumcu Mark Levin, hafta sonu X'te Kelly'yi İran savaşı eleştirisi nedeniyle "duygusal olarak dengesiz, ahlaktan yoksun ve huysuz bir enkaz" diyerek eleştirdi.

Kelly, X'te, "Mikropenis Mark Levin, müstehcenliğin tekelini elinde tuttuğunu düşünüyor. Benim hakkımda en kaba, en iğrenç terimlerle takıntılı bir şekilde tweet atıyor" diye yanıt verdi.

Trump'la arası bozulduktan sonra istifa eden Georgia Cumhuriyetçi eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene, Kelly'yi destekleyerek X'te şunları yazdı:

Megyn Kelly'nin dünyaya Mark Levin'in mikropenisi olduğunu söylemesini gönülden destekliyorum… Ve Trump'ın Levin'i muazzam boyutta savunması, tabanı daha da öfkelendirdi. İnsanlar BIKTI. MAGA, mikropenisli Mark Levin tarafından yok edildi.

Trump, Kelly'yle sosyal medyada yaşadığı tartışmanın ortasında Levin'i savunmak için Truth Social'a başvurdu ve şunları yazdı:

Gerçekten Büyük bir Amerikan Vatanseveri olan Mark Levin, çok daha az Zekaya, Yeteneğe ve Ülkemize olan sevgiye sahip diğer insanlar tarafından bir nevi kuşatma altında.

Trump, tabanının ya da en azından anketlere katılanların desteğine sahip olsa da Amerikalıların çoğu İran savaşındaki tutumunu onaylamıyor.

The Economist/YouGov'un yeni anketine göre ABD'li yetişkinlerin yüzde 56'sı Trump'ın İran'daki durumu ele alış biçimini onaylamazken, yüzde 36'sı onaylıyor.

Independent Türkçe