Hudeyde'de son yaşanan gelişmelerin arkasında ne var?

Suudi Arabistan, meşru hükümete verdiği desteğin güçlü ve sürekli olduğunu belirtti

Husi milisleri Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı (AFP)
Husi milisleri Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı (AFP)
TT

Hudeyde'de son yaşanan gelişmelerin arkasında ne var?

Husi milisleri Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı (AFP)
Husi milisleri Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı (AFP)

Tevfik Ali
Yemen'de Cumartesi akşamı geç saatlerde Kızıldeniz'e bakan Hudeyde şehrinin güneyinde Yemenli güçler ile Husi milisleri arasında çatışmalar yaşandı. Çatışmaların yakınında bulunan askeri kaynaklara ve görgü tanıklarına göre söz konusu çatışmalar İran bağlantılı Husi milislerin Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'na bağlı Ortak Kuvvetler’in çekildiği bölgeye ilerlemesinin ardından geldi. İki askeri kaynak ve bölge sakinleri, koalisyona ait askeri uçakların Hudeyde'nin güneyindeki El-Faze bölgesine hava saldırısı düzenlediğini söyledi. Diğer yandan, Husi savaşçıları dün gece yarısına kadar BAE destekli güçlerle çatıştı.
 El-Faze bölgesi, koalisyon tarafından kontrol edilen ve Husi milislerinin ilerleyişinden sonra yüzlerce Yemenlinin kaçtığı yer olan El-Hoha kentinden 15 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
 Birleşmiş Milletler Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu (UNMHA), Cumartesi günü yaptığı açıklamada iki tarafı sivillerin güvenliğini sağlamaya çağırdı. Misyon ayrıca son gelişmelere dair önceden bilgilendirilmediğini açıkladı.

Suudi Arabistan’dan Yemen hükümetine sürekli ve güçlü destek sözü
 Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, önceki gün France 24 TV kanalına verdiği röportajda koalisyonun Suudi ordusunun geri çekilmesini reddettiğini yineledi. Suudi Bakan açıklamasında, “Yemen hükümeti ve koalisyon güçlerine yönelik güçlü destek sürüyor” ifadelerini kullandı.
 Washington, Husilerin ateşkes görüşmelerini başlatma şartı olan ‘grubun kontrolündeki limanlara yönelik ambargonun kaldırılması’ için baskı yapıyor.
 Öte yandan ortak kuvvetlerin sürpriz bir gelişmeyle Kızıldeniz kıyılarına bakan Hudeyde şehrinin eteklerinden aniden çekilmesinin ardından Husi milisleri, son iki gün içinde Yemen'in batı kıyı şeridi boyunca geniş alanlara ilerlemeyi başardı.
 Yemen’deki meşru hükümet ve Birleşmiş Milletler olaylara dair önceden bilgi sahibi olmadığını açıkladı.
 Henüz nedeni bilinmeyen bir gelişme ile Yemen ordusuna bağlı 1., 5. ve 6. Amalika Tugayları ve 21. Piyade Tugayı da dahil olmak üzere bir dizi hükümet yanlısı askeri tugay Perşembe günü, Hudeyde cephelerindeki mevzilerinden El-Hoha kentine çekildi. El-Hoha kenti, Hudeyde kentinin merkezinin yaklaşık 170 km güneyinde bulunuyor.
 Independent Arabia’ya konuşan özel bir yerel kaynağa göre, Hudeyde kentindeki temas hatlarında bulunan güçler, Hudeyde vilayetinin güneyine ve idari olarak Taiz Valiliğine bağlı olan Muha şehrine doğru çekilmek için toplanma noktalarında buluştu.
 Sosyal medya kullanıcıları tarafından paylaşılan bazı görüntülerde, Amalika Tugaylarına mensup askerlerin çekilme emri aldıklarını ancak atılan bu adımdan pişmanlık duyduklarını, detay vermeden, ifade ettikleri görülüyor.
 Bu gelişme, BM Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg'in, Yemen Eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in yeğeni Ulusal Direniş lideri Tarık Salih'in görev yaptığı kıyı kenti Muha'yı ziyaretinden bir gün sonra yaşandı.

Ulusal savaşın bir parçası
 Husilere dünyanın en önemli uluslararası su yollarından birinin dışında stratejik bir kıyı şeridinde ek alanlar veren çekilmenin nedenleri henüz bilinmiyor. Gözlemcilerin düşündüğü gibi, geri çekilmenin koalisyonun daha geniş bir yeniden konuşlandırılma hedefinin bir parçası olarak gelip gelmediği de bilinmiyor.
Ancak ortak kuvvetler, ani geri çekilmelerinin sebebini, bu bölgeleri "siviller için askerden arındırılmış ve güvenli" kılan uluslararası anlaşmaya (Stockholm Anlaşması) bağlılıkları ile ilişkilendirdi. Ortak kuvvetler Cuma akşamı yaptığı açıklamada, "bu kararın ulusal savaşın bir parçası ve Stockholm Anlaşması’nda belirtilen yeniden konuşlandırma planı ışığında" geldiğini belirtti.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Meşru hükümet Stockholm Anlaşması’nı, Husi milislerinin ihlallerine ve bugüne kadar anlaşmayı sürekli baltalamalarına rağmen uygulamakta ısrar ediyor.
 Ortak Kuvvetler Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Meşru hükümet ortak kuvvetlere Hudeyde kentinin kurtarılması için yeşil ışık yakmadı ve ortak kuvvetleri Yemen ve Arap ulusal güvenliği için stratejik bir hedefe ulaşmaktan mahrum etti.” ifadelerine yer verildi.
Yeniden Yerleşim Koordinasyon Komitesi’ndeki (RCC) hükümet ekibi, kuvvetlerin yeniden konuşlandırılmasının hükümet ekibinin bilgisi olmadan ve herhangi bir koordinasyon olmaksızın gerçekleştiğini dile getirdi.
 Ekip resmi açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Yeniden konuşlandırma prosedürlerinin, hükümet ekibi aracılığıyla Hudeyde'deki Birleşmiş Milletler Misyonu (UNMHA) ile koordinasyon ve uzlaşı içinde her zamanki gibi gerçekleşmesi gerekiyor. Husilerin Hudeyde kentindeki meşru kontrol alanlarındaki herhangi bir ilerleme, Stockholm Anlaşmasının ruhunu ve maddelerini açıkça ihlal etmektir. Bu, uluslararası toplumun açık ve net bir duruş sergilemesi gereken anlaşmanın aleni bir şekilde ihlal edilmesidir.”

Gizli bir "yeşil" pazarlık
 Son gelişmeler geniş tepkilere yol açarken, Yemen'deki çeşitli medya platformları ve sosyal paylaşım siteleri çekilmeye ilişkin spekülasyonlar ve analizlerle doldu. Bazıları, Husilerle yapılan şiddetli savaşların ardından bu geri çekilmeyi "ortak kuvvetler tarafından ortaya konan büyük fedakarlıklara ihanet" olarak nitelendirdi. Bazıları ise geri çekilmeyi yerel ve uluslararası anlayışlar çerçevesinde atılan bir ilk adım olarak gördü.
  Yemen medyasında, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Elçisi Hans Grundberg'in, Çarşamba günü Muha şehrine yaptığı ve Ulusal Direniş lideri Tarık Salih ile bir araya geldiği ziyaretin ardından geri çekilmenin açıklanmayan bir anlaşmanın sonucu olarak geldiği bildirildi. Grundberg ile Husi karşıtı güçlerin Hudeyde şehrinin içindeki tüm bölgelerden tamamen geri çekilmesini öngören bir anlaşmanın yapıldığı ifade edilirken, bu anlaşmanın amacının iki tarafı ayıran yeşil bir alan yaratmak ve şehri Husilerin kontrolündeki başkent Sana'ya bağlayan bir ana yol açmak olduğu dile getirildi.

Yerinden edilme
 Husi milislerinin saldırıları sonucu her zaman olduğu gibi binlerce aile milislerin baskısından korkarak bulundukları bölgelerden kaçmak zorunda kaldı.
 İlgili kuruluşlar, meşru hükümete bağlı ortak kuvvetlerin çekildiği bölgelerden ve ilçelerden büyük bir yerinden edilme hareketi kaydetti. Yerinden edilme Yemenli ktivistlerin aktardığına göre, El-Hoha, Muha ve Taiz vilayetinin batısındaki kıyı bölgelerine doğru gerçekleşti.
 
Husiler memnun
 Husilere sadık medya araçları son gelişmeleri “yeni ilahi zaferler” olarak nitelendirirken, Husiler durumdan memnun.
Husiler tarafından atanan Hudeyde valisi, kenti başkent Sanaa'ya bağlayan ana yolun yeniden açıldığını duyurdu.
 Husilerin Hudeyde Valisi Muhammed Ayyaş, Twitter'dan yaptığı açıklamada, "Sevgili ziyaretçilerimiz hoş geldiniz, Hudeyde sizi ana kapısı olan 16. Kilo’dan karşılıyor" ifadelerine yer verdi. Koalisyon güçleri 2018'den beri bu yolu kapalı tutuyordu.
Diğer yandan Birleşmiş Milletler Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu (UNMHA), Twitter hesabından yaptığı açıklamada yeniden konuşlanma hakkında önceden bilgisi olduğu iddiasını yalanladı.
 BM misyonunun açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “UNMHA, ortak kuvvetlerin Hudeyde kentinden Tuhayta'ya doğru çekilmesi ve Ensarullah'ın (Husiler) tahliye edilen yerler üzerindeki kontrolüne ilişkin raporları takip ediyor. Birleşmiş Milletler Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu (UNMHA) önceden bilgilendirilmedi. Misyon sahada gerçekleri tespit etmek için taraflarla koordineli çalışır ve onları, cephe hatlarında değişimlerin gerçekleştiği bölgelerde ve çevresinde sivillerin emniyetini ve güvenliğini sağlamaya çağırır.”
UNMHA, Yemen hükümeti ve Husi grubu arasında Stockholm Anlaşması’nın imzalanmasından kısa bir süre sonra Güvenlik Konseyi'nin 2452 sayılı Kararı uyarınca 13 Aralık 2018 tarihinde kurulmuştur. UNMHA, Yemenli taraflara Hudeyde, Es-Salif ve Ras İsa limanlarında bulunan ve Stockholm Anlaşmasında belirtilen güçlerin (835 askeri ve polis gözlemcisi ve 20 sivil çalışan olmak üzere toplam 55 personel) yeniden konuşlandırılmasına yardım etmeyi amaçlar.

Yaşananlar tesadüf mü?
Birleşmiş Milletler himayesinde uluslararası bir anlaşma yapılacağı şeklinde spekülasyonlar hızla artarken Yemen sahnesindeki gelişmelerdeki hızlanma da paralel olarak arttı.  Bu gelişmeler özellikle Grundberg'in Aden'e ziyaretinin ertesi günü gerçekleşmesi nedeniyle dillendirilen bu tür bir anlaşmanın koşullarını hazırlayabilir.
 Aden ziyaretinin ardından bu ayın sekizinde Taiz şehrine ziyaret gerçekleştiren BM Elçisi, Husiler tarafından kuşatılan bu şehre ilk kez gelmiş oldu.
 Grundberg, Taiz ziyaretinin ardından Ulusal Direniş lideri Tarık Salih ile "ülkedeki savaşı sona erdirmenin yollarını" görüştü. Grundberg'in ziyareti ile eşzamanlı olarak, ABD'nin Yemen Özel Elçisi Tim Lenderking, geçen Şubat ayında göreve gelmesinden bu yana Yemen'e ilk ziyaretini gerçekleştirdi. Lenderking, Başbakan Muin Abdulmelik ve Dışişleri Bakanı Ahmed bin Mübarek ile bir araya geldi.
Lenderking'in Yemen ziyareti, Umman ziyaretinden iki gün sonra geldi. ABD'nin Yemen Özel Elçisi Umman’ın başkenti Maskat'ta, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamad bin Hammud el-Busaidi ile bir araya geldi. Aden'e yaptığı ziyaretin ardından Riyad'a geçen Lenderking, burada Suudi Arabistan Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Selman liderliğindeki Suudi yetkililerle bir araya geldi.
 Grundberg ise Yemen ziyaretinden birkaç gün önce İran'a ziyaret gerçekleştirmişti. BM elçisinin ofisinden yapılan açıklamaya göre, Grundberg ziyareti sırasında Tahran'da üst düzey yetkililer ve uluslararası toplum temsilcileriyle bir araya geldi.
 



Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
TT

Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)

Hizbullah ile Nevvaf Selam hükümeti arasındaki gerilim sürerken, parti parlamentodaki güven oylamasında hükümeti düşürme seçeneğine başvurmadı. Hükümeti egemenliği zedelemek ve dış gündemlere hizmet etmekle suçlayan Hizbullah’ın milletvekilleri, oylama öncesinde salondan çekildi.

Peki Hizbullah bu hükümetten tam olarak ne istiyor? Kendisine yönelttiği tüm suçlamalara rağmen neden hükümet içinde kalmaya bu kadar önem veriyor?

Hizbullah’ın gerekçeleri

Hizbullah milletvekili ve parti bloğu üyelerinden Hüseyin el-Hac Hasan’ın kısa süre önce hükümetten çekilip çekilmeyeceklerine ilişkin bir soruya, “Hükümetin içinde kalmalıyız” yanıtını verdiği aktarıldı. Hasan, hükümetten ayrılmanın Hizbullah’ı tecrit etmek isteyenlerin işine yarayacağını belirterek “Amerikalıların Hizbullah’ı tecrit etme arzusunu gerçekleştirmeyeceğiz” dedi.

Sonuç getirmeyecekti

Hizbullah’ın tutumunu yakından takip eden siyasi yazar Dr. Kasım Kusayyir, Hizbullah hükümete karşı oy kullansa bile bunun pratikte herhangi bir sonuç doğurmayacağını düşünüyor. Kusayyir, hükümetin yeniden güvenoyu aldığını ve hükümeti destekleyen milletvekillerinin sayısının muhaliflerin sayısına denk olmadığını belirtti.

Kusayyir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah kritik bir siyasi dönemeçle karşı karşıya. Hükümete karşı oy kullanmak fiilen hükümetten ayrılmaya kadar varabilecek siyasi sonuçları üstlenmek anlamına gelecekti. Oysa parti mevcut aşamada hükümetten ayrılmak istemiyor” dedi.

Kusayyir ayrıca, Meclis Başkanı Nebih Berri ile olumsuz veya tırmandırıcı adımlar atılmaması konusunda bir mutabakat bulunduğunu belirterek “Dolayısıyla Hizbullah’ın çekilme kararı, Emel Hareketi’nin aldığı tutumla çelişmiyor ve aynı zamanda iletişim kanallarını açık tutmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı.

dfvgthyju
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturum sırasında Hizbullah’ın Meclis grubundan milletvekilleri; fotoğrafta milletvekili Ali Ammar konuşurken görülüyor (Lübnan Parlamentosu)

Kusayyir’e göre hükümeti düşürmenin zamanı henüz gelmedi. Ne iç siyasi koşullar ne de dış gelişmeler açısından böyle bir aşamaya ulaşılmış değil. Hizbullah’ın itirazlarının bu aşamada hükümeti düşürme amacı taşımadığını belirten Kusayyir, partinin özellikle müzakere dosyası ve iç meseleler konusunda hükümetin performansını düzeltmeyi hedeflediğini söyledi.

Kusayyir, “Hizbullah iç siyasette bir ‘bilek güreşi’ savaşına girmek istemiyor. Hükümeti veya mevcut yönetimi düşürmeye yönelik bir mücadeleye sürüklenmeden süreci düzeltmeye çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hizbullah tabanında rahatsızlık

Ancak hükümeti sorgulama oturumunda yaşanan son gelişme başta olmak üzere Hizbullah’ın çelişkili tutumlarını açıklamak için sunduğu gerekçeler, tabanının geniş bir kesimini ikna etmeye yetmedi.

Tartışma siyasi ve medya çevreleriyle sınırlı kalmadı. Hizbullah’ın toplumsal tabanına da yayılan tartışmada, partiye yakın aktivistler ve isimler sosyal medya üzerinden partinin performansından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Bazıları Hizbullah’a yönelik doğrudan ve kamuya açık eleştirilerde bulundu.

Bu eleştiriler, Hizbullah’ın tabanı içindeki tartışmanın niteliğinde dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Soru artık yalnızca hükümete ilişkin tutumla sınırlı kalmıyor, Hizbullah’ın kendi performansına ve siyasi süreci yönetme biçimine de yöneliyor.

Özgür Yurtsever Hareketi ile ilişki

Hizbullah’ın aksine hükümete saldıran ve hükümeti eleştiren Özgür Yurtsever Hareketi, hükümetten güvenoyunun çekilmesi yönünde oy kullandı.

Ancak hareketin Genel Başkan Yardımcısı Dr. Naci Hayek, Hizbullah’ın hükümet aleyhinde oy kullanmak yerine oturumu terk etmesine şaşırmadığını söyledi. Hayek, bunun “Hizbullah’ın sürdürdüğü bir yaklaşım haline geldiğini” belirterek cumhurbaşkanlığı seçimleri ve öncesinde kurulan hükümetleri bu yaklaşımın başlıca örnekleri olarak gösterdi.

Hayek, “Onun kendine özgü çıkarları ve hesapları olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi.

dfthyju
Geçen hafta İsrail ile yürütülen resmi müzakereleri protesto eden gösteri sırasında Hizbullah destekçisi bir gösterici, Başbakan Nevvaf Selam’ın fotoğrafını yakıyor (AP)

Hayek, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yaşananların Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah’ı yeniden yakınlaştırıp yakınlaştırmayacağı konusunda, “Bunun bizi yeniden ona yaklaştıracağını ya da ondan uzaklaştıracağını söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Hayek, hareket açısından asıl önemli noktanın attıkları adımın “muhalefet saflarında yalnız olduğumuzu, diğerlerinin ise kendi aralarında anlaşmış olduğunu herkese göstermesi” olduğunu belirtti.

Hayek, taraflar arasındaki açık eleştirilere ve anlaşmazlıklara rağmen sonunda aynı masada oturduklarını savunarak “Dörtlü anlaşma devam ediyor. Biz o dönemde bunu kabul etmedik, bugün de etmeyeceğiz” dedi.

Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil de kısa süre önce Hizbullah’a yönelik sert bir saldırı düzenleyerek “Lübnan devletinden daha büyük bir sorumluluk taşıdığını çünkü aciz durumda olduğunu ancak buna rağmen ülkeyi yok etme ve Lübnan’ın yapısını ve toplumsal dokusunu değiştirme politikasını sürdürdüğünü” söyledi.

Hizbullah’ta belirsizlik ve sertleşen söylem

Siyasi aktivist ve avukat Antoine Nasrallah ise Hizbullah’ın hükümete görünürde ve medya üzerinden sert biçimde karşı çıktığını ancak buna karşılık hükümet içindeki varlığından özellikle atamalar dosyasında yararlandığını düşünüyor.

Nasrallah, hükümetin düşmesi halinde mevcut iç ve dış koşullar altında nasıl bir hükümet kurulacağının bilinmediğini ve Hizbullah’ın mevcut hükümetteki payını dahi kaybedebileceğini belirterek partinin “zor durumda” olduğunu savundu.

Nasrallah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah bugün geçmişte bildiğimiz Hizbullah değil. Bir belirsizlik ve savrulma hali yaşıyor. Bazı liderlerinin sahip olduğu diplomatik yaklaşımı terk ederek daha saldırgan bir söyleme yöneldi” dedi.

wfrgt
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturumda milletvekillerini dinleyen Lübnan hükümeti bakanları (Lübnan Parlamentosu)

Nasrallah, Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah arasındaki ilişkiye ilişkin değerlendirmesinde ise bugün veya gelecekte yaşanabilecek herhangi bir yakınlaşmanın “çıkar ve seçim hesaplarına dayalı” olacağını söyledi.

Her iki partinin de taban desteği konusunda sorun yaşadığını belirten Nasrallah, Basil’in hem hükümete hem de Hizbullah’a saldırarak Özgür Yurtsever Hareketi’nin Lübnan Güçleri lehine kaybettiği Hristiyan desteğini yeniden toplamaya çalıştığını, Hizbullah’ın ise Şii tabanındaki rahatsızlığı kontrol altına almak amacıyla hükümeti hedef aldığını savundu.

Nasrallah, iki tarafın da hükümetin birçok dosyada karar alma konusunda ağır davranmasından yararlandığı sonucuna vardı.


Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
TT

Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)

Şam’daki kaynakların aktardığına göre, pazartesi sabaha karşı Halep’in güneyindeki el-İys askeri bölgesinde meydana gelen patlamalar, Suriye’deki silah depolarını hedef alan sabotaj ihtimalini güçlendirdi. Bu olay, ay başından bu yana Şam kırsalı, Deyrizor, Halep ve İdlib kırsalında meydana gelen benzer patlamalar zincirinin son halkası oldu.

Söz konusu patlamalar, daha önce İran’ın nüfuz alanları içinde bulunan bölgelerde kalan ve savaş mühimmatı barındıran büyük silah depolarında meydana geldi. Ancak askeri analistlere göre mevcut bulgular, olayların nedeninin depolama koşullarındaki yetersizlik ve deneyim eksikliği olduğuna işaret etmeye devam ediyor.

Sabotaj ihtimali, bu ayın 8’inde İsrail hava kuvvetlerinin Suriye ve Lübnan’da hedef tespiti amacıyla gerçekleştirdiği geniş çaplı keşif faaliyetiyle birlikte değerlendirildiğinde farklı bir anlam kazanıyor.

Askeri uzman İmad Şehud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, keşif faaliyetinden bir gün sonra Sarmada’da, ardından Şam kırsalındaki Dumayr ve Deyrizor’daki Ayyaş bölgelerinde patlamaların meydana geldiğini belirtti.

vfg
Suriyeli askerler, 9 Eylül’de İdlib’de 14 kişinin hayatını kaybettiği silah deposu patlamasının meydana geldiği bölgeye koşuyor (AP)

Şehud, bu olayların yalnızca “tesadüf” olarak değerlendirilemeyeceğini ve sadece silahların kötü depolanmasıyla açıklanamayacağını söyleyerek kötü depolama ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Şehud’a göre bu tür operasyonlar, sahadaki ajanlar aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Uzman ayrıca Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde organizasyonel ve idari bir sorun bulunduğuna dikkat çekti.

Üç olası senaryo

Askeri araştırmacı ve Jusur Araştırmalar Merkezi uzmanı Reşid el-Hurani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasının nedenlerine ilişkin mevcut veriler ışığında üç senaryonun öne çıktığını söyledi.

İlk senaryoya göre bazı patlamalar, özellikle Halep’in güneyindeki el-İys silah deposunda meydana gelen olay, İran’a bağlı milislerin bölgeyi kontrol ettiği dönemde bu güçlere ait olan depolarda gerçekleşti. Hurani, bu depoların İran’la bağlantılı kişilerden biri tarafından “bir şekilde” hedef alınmış olabileceği ihtimaline işaret etti.

Hurani bu ihtimali, İran’ın Suriye’nin iç istikrarını bozma yönündeki devam eden girişimleriyle ilişkilendirdi.

fvghyjuk
21 Eylül 2026’da el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yerde mühimmat parçaları (AFP)

İkinci senaryo ise İran’ın geride bıraktığı ve daha sonra Suriye hükümetinin kontrolüne geçen silah depolarının İsrail tarafından hedef alınmış olması. Hurani’ye göre İsrail, bazı mühimmatların varlığından şüphelenmiş olabilir. Patlama sırasında bazı topçu mühimmatlarının etkisinin 15 kilometreye kadar ulaştığını belirten Hurani, İsrail’in Suriye hükümetinin bu silahlardan yararlanmasını engellemeye çalışmış olabileceğini söyledi.

Üçüncü senaryo ise “güvenlik sızması”. Buna göre eski rejim döneminde görev yapmış ve hâlâ çeşitli bağlantıları bulunan bazı kişilerin yeni yapılara dahil edilmiş olması, silah depolarının güvenliği açısından risk oluşturuyor olabilir.

Bir aydan kısa sürede beşinci patlama

Halep kırsalındaki el-İys bölgesinde meydana gelen patlama, Suriye’de bir aydan kısa süre içinde yaşanan bu türdeki beşinci olay oldu.

Geçen cuma günü de Deyrizor’un batısındaki Ayyaş bölgesindeki bir askeri noktada kaynağı henüz belirlenemeyen bir patlama meydana gelmiş ve Suriye ordusundan 11 asker hayatını kaybetmişti.

Suriye’deki silah depolarında daha önce de kaynağı belirlenemeyen patlamalar yaşanmıştı. Bunlardan biri, bu ayın 9’unda ülkenin kuzeybatısında meydana gelmiş ve 14 kişinin ölümüne yol açmıştı. Bundan 10 gün önce ise aynı bölgede mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu en az 5 kişi hayatını kaybetmişti.

Reuters’ın derlediği verilere göre, eski Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana Suriye’deki silah depolama tesislerinde benzer nitelikte en az 16 patlama meydana geldi.

El-İys stratejik bir askeri bölgeydi

Eski rejim, 2020 yılında Halep’in 35 kilometre güneyindeki stratejik Tel el-İys bölgesinin kontrolünü Rus hava desteği ve İran Devrim Muhafızları ile ona bağlı milislerin yoğun kara desteği sayesinde ele geçirmişti.

Rejim daha sonra bölgeyi, büyük miktarda mühimmat ve ağır silahların toplandığı ve depolandığı bir güvenlik bölgesine dönüştürmüştü. Tesis, ülkenin kuzeyini güneyine bağlayan M5 karayolunu doğrudan gören stratejik bir konumda bulunuyordu.

Güvenlik uzmanı Nuvvar Şaban Kabakibo ise silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin bazı göstergeler bulunduğunu söyledi.

Kabakibo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Sabotaj ihtimaline işaret eden bir gösterge var ancak bundan kesin olarak söz edemeyiz. Birçok noktayı açıklığa kavuşturacak resmi açıklamayı bekliyoruz” dedi.

fvghyju
Pazartesi sabahı erken saatlerde el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yükselen alevler ve duman; olayda en az dört kişi yaralandı (AFP)

Kabakibo ayrıca söz konusu depolarda “savaş mühimmatı” bulunduğuna ilişkin kanıtlar olduğunu belirtti. Buna göre mühimmat ya eski rejime ait depolarda uzun süre boyunca tutulmuş olabilir ve bunların lojistik ve teknik durumuna ilişkin ayrıntılar bilinmiyor ya da çatışmalardan elde edilen ganimetler bir yerden başka bir yere taşınarak gelişigüzel biçimde depolanmış olabilir.

Uzman, mühimmatın kötü koşullarda depolanmasının bazı teknik özelliklerini kaybetmesine yol açmış olabileceğini ifade etti.

Bunun yanı sıra depolarda aslında kullanım ömrünü tamamlamış ve imha edilmesi gereken büyük miktarda mühimmat bulunması da ihtimaller arasında.

Kabakibo, yapılması gerekenin “Savunma Bakanlığı’nın silahlanma biriminde bu mühimmatla çalışabilecek uzmanların yetiştirilmesi, mühimmatın değerlendirilmesi ve uygun koşullarda depolanmasının sağlanması, kullanılabilir mühimmatın hasarlı olanlardan ayrılması ve en önemlisi askeri tesislerin yeniden değerlendirilmesi” olduğunu söyledi.


Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
TT

Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)

Irak, ABD'nin yaptırım uyguladığı İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını durduracak.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Iraklı hükümet yetkilileri, Bağdat'ın İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını askıya alacağını bildirdi. Karar, Washington'ın söz konusu şirketlerin ABD yaptırımları nedeniyle önümüzdeki saatlerde hizmetlerini durduracağını açıklamasının ardından geldi.

Bir Iraklı hükümet yetkilisi, ABD Hazine Bakanlığının kararına uyulacağını ve İran hava yolu şirketlerine yönelik yasağın salı sabahından itibaren yürürlüğe gireceğini açıkladı.

Yetkili, “Kararı uygulamayan ülkeler benzer yaptırımlarla karşı karşıya kalacak” ifadesini kullandı.

İkinci bir hükümet kaynağı da Irak'ın söz konusu karara uyacağını doğruladı.