ABD, Sudan krizinin duvarını delmeyi başardı mı?

Ülke, ordunun devrilmesi için çağrıda bulunan milyonluk yürüyüşe hazırlanırken Molly Faye’in ziyaretinin sonucu hakkında farklı görüşler var.

13 Kasım gösterisi sırasında Omdurman’daki Sudanlı eylemciler (AFP)
13 Kasım gösterisi sırasında Omdurman’daki Sudanlı eylemciler (AFP)
TT

ABD, Sudan krizinin duvarını delmeyi başardı mı?

13 Kasım gösterisi sırasında Omdurman’daki Sudanlı eylemciler (AFP)
13 Kasım gösterisi sırasında Omdurman’daki Sudanlı eylemciler (AFP)

İsmail Muhammed Ali
Afrika İşlerinden Sorumlu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Molly Faye’nin Hartum’a yaptığı ziyaretin ‘Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın 25 Ekim’de olağanüstü hâl ilan ederek anayasal belgeyi askıya alma kararlarının tetiklediği olaylara ilişkin’ sonuçları hakkında farklı görüşler ortaya çıktı. Öyle ki bir kesim krizi çözmek için şimdiden önemli bir atılım gerçekleştirildiğini belirtirken, bir kesim de Temmuz 2023’ten sonra geçiş döneminde yönetim sürecine dair ulusal bir uzlaşı yoluyla durumu normal seyrine döndürmek için hiçbir şey yapılmayacağını ve yalnızca baskı yapıldığını savunuyor.
Independent Arabia’ya demeç veren direniş komitelerinin bazı üyelerine göre 17 Kasım’da üç başkent (Hartum, Kuzey Hartum, Omdurman) ve diğer bazı şehirler, orduyu siyaset sahnesinden uzaklaştırmak için barışçıl bir protesto yürüyüşüne tanık oluyor.

Önemli pencereler
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın ziyareti ve ziyaretin ülkedeki durumun yansımalarına etkisi ile ilgili olarak, Ulusal Ümmet Partisi’nde Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Ahmed Hüseyin, “ABD’li yetkilinin bu dönemdeki ziyaretinin, Sudan’ın siyasi krizini çözme yolunda önemli pencereler açmak ve büyük bir atılım gerçekleştirmek üzere büyük bir iyilik ve umudun habercisi olduğunu düşünüyorum. Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan ile Sudan sokaklarını temsil eden siyasi güçlerin, Başbakan Abdullah Hamduk da dahil olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılması, anayasal belgeye dönüş, olağanüstü halin kaldırılması, internet hizmetinin yeniden sağlanması, barışçıl protestoculara karşı aşırı şiddetin durdurulması ve hükümetin meşruiyetinin iade edilmesi taleplerini görüştüm” açıklamasında bulundu.
Burhan ve ABD’li yetkilinin görüşmesinin ardından Egemenlik Konseyi tarafından yapılan açıklamaya dikkati çeken Hüseyin, ‘sivillerle ortaklık taahhüdünü teyit ederek, tutukluları serbest bırakarak, anayasal belge üzerinde çalışarak, genel seçimleri zamanında yaparak ve demokratik dönüşüm yolunda ilerleyerek’ somut ve olumlu bir ilerlemenin ortaya koyulduğunu ifade etti.
Ahmed Hüseyin, ABD’li yetkili ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) arasındaki görüşlerin, tamamen aynı olduğunu dile getirdi.

Köklü düzenleme
ÖDBG’nin, önceki deneyimlerde hatalar olduğunu kabul ettiğini söyleyen Hüseyin, ancak anayasal sistemi baltalayarak tedavi yöntemi yürütmenin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ahmed Hüseyin, sivil unsurun, pozisyon ve ilkelerde daha etkin ve sağlam yeni yüzler göstererek bir sonraki aşama için plan ve kadrolarında köklü bir düzenleme yapacağını belirtti.
Hüseyin, askeri bileşenin pozisyonlarındaki değişikliği ve ABD hamlesine tepkisini, ikili ve diğer finansman programlarının durdurulmasının yanı sıra dış yardımın kesilmesinden sonra ekonomik açıdan karşılaştığı felaket durumuna bağladı. Dış yardımlar, özellikle Dünya Bankası’nın Sudanlı aileleri desteklemek ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) prosedür ve programına uygun olarak geçiş hükümeti tarafından uygulanan stratejik mallar üzerindeki sübvansiyonların kaldırılması politikasının etkilerini azaltmak için sunduğu destek programını kapsıyor. Washington da daha önce, terörü destekleyen ülkeler listesinden Sudan’ın adını çıkararak Hartum hükümetiyle birlikte finans kurumlarının ufkunun açılmasına katkıda bulunmuştu. 

Pozisyon dağılımı 
Öte yandan Sudan Dışişleri Bakanlığı’nda eski büyükelçi Abdulvahab es-Savi, Washington’un ‘ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın ziyareti aracılığıyla krizdeki çıkmazı kırmak için’ ortaya koyduğu net bir atılım görmediğine dikkati çekti. Savi, “Her iki taraf da kendi pozisyonuna bağlı. Anlaşma ve farklılıklar gösteren ortak bir diyalog yok, ancak önümüzdeki birkaç gün içerisinde neler olacağını beklemek zorundayız” dedi.
Yetkili, tüm konunun iki yön etrafında döndüğünü belirtti. Öte yandan ABD ve Avrupa, 25 Ekim öncesi duruma dönülmesi çağrısı yapıyor. Askeri bileşen ise bu krizi çözmek için pratik bir adım ortaya koymaksızın, anayasal belgeye ve demokratik geçişe bağlı olduğunu tekrarlıyor.
Bu çerçevede Abdulvahab es-Savi, “İlgili taraflar arasında yapıcı ve şeffaf bir diyalog için uygun ortam oluşturulmalıdır. Bu durum, Hamduk da dahil olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılmasını gerektiriyor. Askeri taraf bu konudaki taahhüdünü dile getirse de bu talebin hayata geçirilmesinde bir isteksizlik olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Eski büyükelçiye göre ABD, çözümün askeri ve sivil taraflardan tavizler gelene kadar azami ölçüde baskı uygulamakta olduğuna inanıyor. Ordunun 25 Ekim kararlarından geri çekilmesinin, özellikle sokakta halk desteğine sahip olmadıkları için konumlarını son derece zayıflattığına dikkati çeken Savi, “Eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir rejiminin yaptığı gibi eylemlerini desteklemek için çok sayıda insanı harekete geçiremezler” şeklinde konuştu.

Yoğun temaslar
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, ABD’li yetkili, 14 Kasım’da başlayan üç günlük ziyareti sırasında Burhan, Hamduk ve görevden alınan Dışişleri Bakanı Meryen As-Sadık’ın yanı sıra ÖDBG Merkez Konseyi ve Cuba Anlaşması tarafları ile bir araya geldi.
Burhan, salı günü Molly Faye ile gerçekleştirdiği görüşmede anayasal belgeye bağlılığını ve geçiş otoritesinin yapılarını tamamlamak için tüm siyasi güçlerle kapsamlı bir diyalog yürüttüğünü ifade etti.
Burhan’a göre ABD’li yetkili, ülkesinin Sudan’daki demokratik geçişi desteklediğini ve geçiş döneminin başarısında ısrar ettiğini belirtti. Burhan ayrıca, ABD Başkanı Joe Biden’in Sudan’da yaşananlara kişisel bir ilgi gösterdiğini ve geçiş dönemini başarılı kılma ve demokrasiyi sağlama konusunda istekli olduğunu ifade etti.
Faye, Hamduk ile yaptığı görüşmede ülkede demokratik geçiş yolunu yeniden kurmanın yollarını ele aldı.

Egemenlik Konseyi’nin ilk toplantısı
Burhan, 14 Kasım Pazar günü yeni Egemenlik Konseyi’nin ilk toplantısında, ilerleyen birkaç gün içinde sivil bir hükümet kurma ve ülke işlerinin yönetiminde örnek bir model sağlama sözü vermişti.
Resmi Sudan haber ajansı SUNA’ya göre geçici Egemenlik Konseyi, devrimin özgürlük, barış ve adalet sloganlarının uygulanması başta olmak üzere Aralık devriminin hedeflerine ulaşacak yeni bir gelecek vizyonu vaat eden Burhan başkanlığında bir toplantı düzenledi.
Konsey, “Konsey üyeleri, ülke işlerinin Sudan halkını memnun edecek şekilde yönetilmesi için ideal bir model sağlama ve önümüzdeki birkaç gün içinde sivil bir hükümet kurma sözü verdi” dedi.



Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
TT

Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)

Hizbullah ile Nevvaf Selam hükümeti arasındaki gerilim sürerken, parti parlamentodaki güven oylamasında hükümeti düşürme seçeneğine başvurmadı. Hükümeti egemenliği zedelemek ve dış gündemlere hizmet etmekle suçlayan Hizbullah’ın milletvekilleri, oylama öncesinde salondan çekildi.

Peki Hizbullah bu hükümetten tam olarak ne istiyor? Kendisine yönelttiği tüm suçlamalara rağmen neden hükümet içinde kalmaya bu kadar önem veriyor?

Hizbullah’ın gerekçeleri

Hizbullah milletvekili ve parti bloğu üyelerinden Hüseyin el-Hac Hasan’ın kısa süre önce hükümetten çekilip çekilmeyeceklerine ilişkin bir soruya, “Hükümetin içinde kalmalıyız” yanıtını verdiği aktarıldı. Hasan, hükümetten ayrılmanın Hizbullah’ı tecrit etmek isteyenlerin işine yarayacağını belirterek “Amerikalıların Hizbullah’ı tecrit etme arzusunu gerçekleştirmeyeceğiz” dedi.

Sonuç getirmeyecekti

Hizbullah’ın tutumunu yakından takip eden siyasi yazar Dr. Kasım Kusayyir, Hizbullah hükümete karşı oy kullansa bile bunun pratikte herhangi bir sonuç doğurmayacağını düşünüyor. Kusayyir, hükümetin yeniden güvenoyu aldığını ve hükümeti destekleyen milletvekillerinin sayısının muhaliflerin sayısına denk olmadığını belirtti.

Kusayyir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah kritik bir siyasi dönemeçle karşı karşıya. Hükümete karşı oy kullanmak fiilen hükümetten ayrılmaya kadar varabilecek siyasi sonuçları üstlenmek anlamına gelecekti. Oysa parti mevcut aşamada hükümetten ayrılmak istemiyor” dedi.

Kusayyir ayrıca, Meclis Başkanı Nebih Berri ile olumsuz veya tırmandırıcı adımlar atılmaması konusunda bir mutabakat bulunduğunu belirterek “Dolayısıyla Hizbullah’ın çekilme kararı, Emel Hareketi’nin aldığı tutumla çelişmiyor ve aynı zamanda iletişim kanallarını açık tutmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı.

dfvgthyju
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturum sırasında Hizbullah’ın Meclis grubundan milletvekilleri; fotoğrafta milletvekili Ali Ammar konuşurken görülüyor (Lübnan Parlamentosu)

Kusayyir’e göre hükümeti düşürmenin zamanı henüz gelmedi. Ne iç siyasi koşullar ne de dış gelişmeler açısından böyle bir aşamaya ulaşılmış değil. Hizbullah’ın itirazlarının bu aşamada hükümeti düşürme amacı taşımadığını belirten Kusayyir, partinin özellikle müzakere dosyası ve iç meseleler konusunda hükümetin performansını düzeltmeyi hedeflediğini söyledi.

Kusayyir, “Hizbullah iç siyasette bir ‘bilek güreşi’ savaşına girmek istemiyor. Hükümeti veya mevcut yönetimi düşürmeye yönelik bir mücadeleye sürüklenmeden süreci düzeltmeye çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hizbullah tabanında rahatsızlık

Ancak hükümeti sorgulama oturumunda yaşanan son gelişme başta olmak üzere Hizbullah’ın çelişkili tutumlarını açıklamak için sunduğu gerekçeler, tabanının geniş bir kesimini ikna etmeye yetmedi.

Tartışma siyasi ve medya çevreleriyle sınırlı kalmadı. Hizbullah’ın toplumsal tabanına da yayılan tartışmada, partiye yakın aktivistler ve isimler sosyal medya üzerinden partinin performansından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Bazıları Hizbullah’a yönelik doğrudan ve kamuya açık eleştirilerde bulundu.

Bu eleştiriler, Hizbullah’ın tabanı içindeki tartışmanın niteliğinde dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Soru artık yalnızca hükümete ilişkin tutumla sınırlı kalmıyor, Hizbullah’ın kendi performansına ve siyasi süreci yönetme biçimine de yöneliyor.

Özgür Yurtsever Hareketi ile ilişki

Hizbullah’ın aksine hükümete saldıran ve hükümeti eleştiren Özgür Yurtsever Hareketi, hükümetten güvenoyunun çekilmesi yönünde oy kullandı.

Ancak hareketin Genel Başkan Yardımcısı Dr. Naci Hayek, Hizbullah’ın hükümet aleyhinde oy kullanmak yerine oturumu terk etmesine şaşırmadığını söyledi. Hayek, bunun “Hizbullah’ın sürdürdüğü bir yaklaşım haline geldiğini” belirterek cumhurbaşkanlığı seçimleri ve öncesinde kurulan hükümetleri bu yaklaşımın başlıca örnekleri olarak gösterdi.

Hayek, “Onun kendine özgü çıkarları ve hesapları olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi.

dfthyju
Geçen hafta İsrail ile yürütülen resmi müzakereleri protesto eden gösteri sırasında Hizbullah destekçisi bir gösterici, Başbakan Nevvaf Selam’ın fotoğrafını yakıyor (AP)

Hayek, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yaşananların Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah’ı yeniden yakınlaştırıp yakınlaştırmayacağı konusunda, “Bunun bizi yeniden ona yaklaştıracağını ya da ondan uzaklaştıracağını söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Hayek, hareket açısından asıl önemli noktanın attıkları adımın “muhalefet saflarında yalnız olduğumuzu, diğerlerinin ise kendi aralarında anlaşmış olduğunu herkese göstermesi” olduğunu belirtti.

Hayek, taraflar arasındaki açık eleştirilere ve anlaşmazlıklara rağmen sonunda aynı masada oturduklarını savunarak “Dörtlü anlaşma devam ediyor. Biz o dönemde bunu kabul etmedik, bugün de etmeyeceğiz” dedi.

Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil de kısa süre önce Hizbullah’a yönelik sert bir saldırı düzenleyerek “Lübnan devletinden daha büyük bir sorumluluk taşıdığını çünkü aciz durumda olduğunu ancak buna rağmen ülkeyi yok etme ve Lübnan’ın yapısını ve toplumsal dokusunu değiştirme politikasını sürdürdüğünü” söyledi.

Hizbullah’ta belirsizlik ve sertleşen söylem

Siyasi aktivist ve avukat Antoine Nasrallah ise Hizbullah’ın hükümete görünürde ve medya üzerinden sert biçimde karşı çıktığını ancak buna karşılık hükümet içindeki varlığından özellikle atamalar dosyasında yararlandığını düşünüyor.

Nasrallah, hükümetin düşmesi halinde mevcut iç ve dış koşullar altında nasıl bir hükümet kurulacağının bilinmediğini ve Hizbullah’ın mevcut hükümetteki payını dahi kaybedebileceğini belirterek partinin “zor durumda” olduğunu savundu.

Nasrallah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah bugün geçmişte bildiğimiz Hizbullah değil. Bir belirsizlik ve savrulma hali yaşıyor. Bazı liderlerinin sahip olduğu diplomatik yaklaşımı terk ederek daha saldırgan bir söyleme yöneldi” dedi.

wfrgt
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturumda milletvekillerini dinleyen Lübnan hükümeti bakanları (Lübnan Parlamentosu)

Nasrallah, Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah arasındaki ilişkiye ilişkin değerlendirmesinde ise bugün veya gelecekte yaşanabilecek herhangi bir yakınlaşmanın “çıkar ve seçim hesaplarına dayalı” olacağını söyledi.

Her iki partinin de taban desteği konusunda sorun yaşadığını belirten Nasrallah, Basil’in hem hükümete hem de Hizbullah’a saldırarak Özgür Yurtsever Hareketi’nin Lübnan Güçleri lehine kaybettiği Hristiyan desteğini yeniden toplamaya çalıştığını, Hizbullah’ın ise Şii tabanındaki rahatsızlığı kontrol altına almak amacıyla hükümeti hedef aldığını savundu.

Nasrallah, iki tarafın da hükümetin birçok dosyada karar alma konusunda ağır davranmasından yararlandığı sonucuna vardı.


Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
TT

Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)

Şam’daki kaynakların aktardığına göre, pazartesi sabaha karşı Halep’in güneyindeki el-İys askeri bölgesinde meydana gelen patlamalar, Suriye’deki silah depolarını hedef alan sabotaj ihtimalini güçlendirdi. Bu olay, ay başından bu yana Şam kırsalı, Deyrizor, Halep ve İdlib kırsalında meydana gelen benzer patlamalar zincirinin son halkası oldu.

Söz konusu patlamalar, daha önce İran’ın nüfuz alanları içinde bulunan bölgelerde kalan ve savaş mühimmatı barındıran büyük silah depolarında meydana geldi. Ancak askeri analistlere göre mevcut bulgular, olayların nedeninin depolama koşullarındaki yetersizlik ve deneyim eksikliği olduğuna işaret etmeye devam ediyor.

Sabotaj ihtimali, bu ayın 8’inde İsrail hava kuvvetlerinin Suriye ve Lübnan’da hedef tespiti amacıyla gerçekleştirdiği geniş çaplı keşif faaliyetiyle birlikte değerlendirildiğinde farklı bir anlam kazanıyor.

Askeri uzman İmad Şehud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, keşif faaliyetinden bir gün sonra Sarmada’da, ardından Şam kırsalındaki Dumayr ve Deyrizor’daki Ayyaş bölgelerinde patlamaların meydana geldiğini belirtti.

vfg
Suriyeli askerler, 9 Eylül’de İdlib’de 14 kişinin hayatını kaybettiği silah deposu patlamasının meydana geldiği bölgeye koşuyor (AP)

Şehud, bu olayların yalnızca “tesadüf” olarak değerlendirilemeyeceğini ve sadece silahların kötü depolanmasıyla açıklanamayacağını söyleyerek kötü depolama ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Şehud’a göre bu tür operasyonlar, sahadaki ajanlar aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Uzman ayrıca Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde organizasyonel ve idari bir sorun bulunduğuna dikkat çekti.

Üç olası senaryo

Askeri araştırmacı ve Jusur Araştırmalar Merkezi uzmanı Reşid el-Hurani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasının nedenlerine ilişkin mevcut veriler ışığında üç senaryonun öne çıktığını söyledi.

İlk senaryoya göre bazı patlamalar, özellikle Halep’in güneyindeki el-İys silah deposunda meydana gelen olay, İran’a bağlı milislerin bölgeyi kontrol ettiği dönemde bu güçlere ait olan depolarda gerçekleşti. Hurani, bu depoların İran’la bağlantılı kişilerden biri tarafından “bir şekilde” hedef alınmış olabileceği ihtimaline işaret etti.

Hurani bu ihtimali, İran’ın Suriye’nin iç istikrarını bozma yönündeki devam eden girişimleriyle ilişkilendirdi.

fvghyjuk
21 Eylül 2026’da el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yerde mühimmat parçaları (AFP)

İkinci senaryo ise İran’ın geride bıraktığı ve daha sonra Suriye hükümetinin kontrolüne geçen silah depolarının İsrail tarafından hedef alınmış olması. Hurani’ye göre İsrail, bazı mühimmatların varlığından şüphelenmiş olabilir. Patlama sırasında bazı topçu mühimmatlarının etkisinin 15 kilometreye kadar ulaştığını belirten Hurani, İsrail’in Suriye hükümetinin bu silahlardan yararlanmasını engellemeye çalışmış olabileceğini söyledi.

Üçüncü senaryo ise “güvenlik sızması”. Buna göre eski rejim döneminde görev yapmış ve hâlâ çeşitli bağlantıları bulunan bazı kişilerin yeni yapılara dahil edilmiş olması, silah depolarının güvenliği açısından risk oluşturuyor olabilir.

Bir aydan kısa sürede beşinci patlama

Halep kırsalındaki el-İys bölgesinde meydana gelen patlama, Suriye’de bir aydan kısa süre içinde yaşanan bu türdeki beşinci olay oldu.

Geçen cuma günü de Deyrizor’un batısındaki Ayyaş bölgesindeki bir askeri noktada kaynağı henüz belirlenemeyen bir patlama meydana gelmiş ve Suriye ordusundan 11 asker hayatını kaybetmişti.

Suriye’deki silah depolarında daha önce de kaynağı belirlenemeyen patlamalar yaşanmıştı. Bunlardan biri, bu ayın 9’unda ülkenin kuzeybatısında meydana gelmiş ve 14 kişinin ölümüne yol açmıştı. Bundan 10 gün önce ise aynı bölgede mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu en az 5 kişi hayatını kaybetmişti.

Reuters’ın derlediği verilere göre, eski Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana Suriye’deki silah depolama tesislerinde benzer nitelikte en az 16 patlama meydana geldi.

El-İys stratejik bir askeri bölgeydi

Eski rejim, 2020 yılında Halep’in 35 kilometre güneyindeki stratejik Tel el-İys bölgesinin kontrolünü Rus hava desteği ve İran Devrim Muhafızları ile ona bağlı milislerin yoğun kara desteği sayesinde ele geçirmişti.

Rejim daha sonra bölgeyi, büyük miktarda mühimmat ve ağır silahların toplandığı ve depolandığı bir güvenlik bölgesine dönüştürmüştü. Tesis, ülkenin kuzeyini güneyine bağlayan M5 karayolunu doğrudan gören stratejik bir konumda bulunuyordu.

Güvenlik uzmanı Nuvvar Şaban Kabakibo ise silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin bazı göstergeler bulunduğunu söyledi.

Kabakibo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Sabotaj ihtimaline işaret eden bir gösterge var ancak bundan kesin olarak söz edemeyiz. Birçok noktayı açıklığa kavuşturacak resmi açıklamayı bekliyoruz” dedi.

fvghyju
Pazartesi sabahı erken saatlerde el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yükselen alevler ve duman; olayda en az dört kişi yaralandı (AFP)

Kabakibo ayrıca söz konusu depolarda “savaş mühimmatı” bulunduğuna ilişkin kanıtlar olduğunu belirtti. Buna göre mühimmat ya eski rejime ait depolarda uzun süre boyunca tutulmuş olabilir ve bunların lojistik ve teknik durumuna ilişkin ayrıntılar bilinmiyor ya da çatışmalardan elde edilen ganimetler bir yerden başka bir yere taşınarak gelişigüzel biçimde depolanmış olabilir.

Uzman, mühimmatın kötü koşullarda depolanmasının bazı teknik özelliklerini kaybetmesine yol açmış olabileceğini ifade etti.

Bunun yanı sıra depolarda aslında kullanım ömrünü tamamlamış ve imha edilmesi gereken büyük miktarda mühimmat bulunması da ihtimaller arasında.

Kabakibo, yapılması gerekenin “Savunma Bakanlığı’nın silahlanma biriminde bu mühimmatla çalışabilecek uzmanların yetiştirilmesi, mühimmatın değerlendirilmesi ve uygun koşullarda depolanmasının sağlanması, kullanılabilir mühimmatın hasarlı olanlardan ayrılması ve en önemlisi askeri tesislerin yeniden değerlendirilmesi” olduğunu söyledi.


Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
TT

Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)

Irak, ABD'nin yaptırım uyguladığı İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını durduracak.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Iraklı hükümet yetkilileri, Bağdat'ın İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını askıya alacağını bildirdi. Karar, Washington'ın söz konusu şirketlerin ABD yaptırımları nedeniyle önümüzdeki saatlerde hizmetlerini durduracağını açıklamasının ardından geldi.

Bir Iraklı hükümet yetkilisi, ABD Hazine Bakanlığının kararına uyulacağını ve İran hava yolu şirketlerine yönelik yasağın salı sabahından itibaren yürürlüğe gireceğini açıkladı.

Yetkili, “Kararı uygulamayan ülkeler benzer yaptırımlarla karşı karşıya kalacak” ifadesini kullandı.

İkinci bir hükümet kaynağı da Irak'ın söz konusu karara uyacağını doğruladı.