İsviçre Dışişleri Bakanı Cassis, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Riyad Anlaşması, Yemen'de siyasi çözüm için doğru yönde atılmış bir adımdır’

Cassis, Tahran'ın ‘nükleer’ müzakerelere geri dönmesi gerektiğini vurguladı.

İsviçre Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis. (Şarku'l Avsat)
İsviçre Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis. (Şarku'l Avsat)
TT

İsviçre Dışişleri Bakanı Cassis, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘Riyad Anlaşması, Yemen'de siyasi çözüm için doğru yönde atılmış bir adımdır’

İsviçre Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis. (Şarku'l Avsat)
İsviçre Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis. (Şarku'l Avsat)

İsviçre Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Tahran’ın nükleer programla ilgili müzakerelere dönmesinin önemini vurguladığı açıklamasında. Riyad ile bölgenin güvenliği ve istikrarı konusunda olumlu sonuçlar verecek görüşmeleri sabırsızlıkla beklediğin, söyledi. Cassis, Yemen krizine siyasi bir çözüm bulma yönünde çağrı yaptı. “Riyad Anlaşması, Yemen'de siyasi çözüm için doğru yönde atılmış bir adımdır” diyen İsviçre Dışişleri Bakanı, Riyad’da ülkesinin Suudi Arabistan ile ilişkilerini güçlendirme ve kalkınma iş birliğini derinleştirme stratejisini uygulamanın yollarının ele alındığını kaydetti.
Cassis, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda, Suudi Arabistan ile İsviçre arasındaki güçlü ikili ekonomik ilişkilerin, özellikle de genç, iyi eğitimli bir işgücünün potansiyelinden yararlanmak ve dijitalleşme ile yeni teknolojileri teşvik etmek için eğitim, bilim ve inovasyon alanlarında iş birliğinin de ziyaretinin gündeminde olduğunu söyledi.
Cassis açıklamasında ülkesinin Libya'ya verdiği desteği ve sürdürülebilir barış ve birlik yolunda yanında olduğunu vurguladı. Ülkenin 10 yılı aşkın süredir çatışmalardan muzdarip olduğunun altını çizen İsviçre Dışişleri Bakanı, bu nedenle Ekim 2020’de Cenevre’de imzalanan ateşkes anlaşmasının ilk umut ışığı niteliğinde olduğunun altını çizdi. 
Cassis, savaşın paramparça ettiği bölgelerden kaçış ve göç nedeniyle mülteci krizi yaşandığını belirterek İsviçre’nin diğer Avrupa ülkeleriyle birlikte, söz konusu yönetimleri desteklemek ve en fazla ihtiyacı olanlara koruma sağlamak için büyük çaba sarf ettiğini söyledi. İsviçre'nin risk altındaki mültecileri ülkeye almasının yanı sıra sığınmacılar tarafından yapılan toplam başvuruların yüzde 60'ından fazlasını kabul ettiğini kaydetti.
İsviçre Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda bölgesel gelişmelerden uluslararası alanda yaşanan tartışmalara kadar birçok başlıkta soruları cevapladı:

Suudi Arabistan ziyaretinizde öne çıkan konuları nelerdir? Krallık'taki yetkililerle görüşeceğiniz en önemli dosyalar arasında hangileri var?
Elbette ki Suudi Arabistan ile İsviçre arasındaki güçlü ikili ve ekonomik ilişkiler söz konusu. Özellikle eğitim, bilim ve inovasyon alanındaki iyi iş birliğimiz gündemde. Ayrıca İsviçre geçtiğimiz ekim ayında Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesi stratejisini benimsedi. Ziyaretim büyük ölçüde İsviçre'nin çatışmaları önleme, insani yardım ve kalkınma iş birliğini teşvik etme konusundaki uzun süredir devam eden taahhüdüne dayanan bu stratejinin uygulanmasına odaklanıyor. Ayrıca Suudi pazarındaki İsviçreli şirketlerin sahip olduğu fırsatların yanı sıra genç, iyi eğitimli işgücünün potansiyelini kullanmak için aralıksız arayışımızın yanı sıra dijitalleşmeyi ve yeni teknolojileri teşvik etmeye çalışıyoruz. Bunun yanı sıra Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesi çerçevesinde, özellikle kadınların güçlendirilmesiyle ilgili son gelişmelerle de yakından ilgileniyorum.

Daha önceki anlaşmalarla ilgili neler yapıldı ve bu ziyaret yeni anlaşmalara sahne olacak mı? Olacaksa kapsamları neler?
Avrupa Serbest Ticaret Birliği ile Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması, çifte vergilendirme anlaşması ve ikili yatırım anlaşması ile ilişkilerimizin sağlam temellere dayandığını söyleyebiliriz. Burada, yakın zamanda İsviçre Menkul Kıymetler Borsası ‘SIX’ ve Suudi Menkul Kıymetler Borsası ‘Tadawul arasında iş birliğine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalandığını belirtmek isterim. Doğal olarak, iki ülke arasındaki bu verimli ilişkiyi güçlendirmek gayretindeyim.

Suudi Arabistan kısa süre önce Suudi Yeşil Girişimi ve Ortadoğu Girişimi'ni başlattı. Diğer yandan iklim değişikliğiyle mücadele, karbon emisyonlarını azaltma ve karbon ekonomisini geri dönüştürmedeki rolünü de güçlendirme eğiliminde. Bu girişimler iki ülke arasındaki iş birliğinde ne kadar yer kaplıyor?
İsviçre, iklim değişikliği tehdidini azaltmak ve buna uyum sağlamak için tüm ülkelerin gösterdiği çabaları memnuniyetle karşılamaktadır. Çünkü iklim değişikliği ancak birlikte karşı çıkabileceğimiz küresel bir mücadele için mükemmel bir örnektir. Daha önce de belirttiğim gibi; kalkınma iş birliği MENA bölgesindeki önceliklerimizden biridir. Ancak özellikle iki ülke, İsviçre ve Suudi Arabistan, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nde birçok çıkarı paylaşıyor. Öncelikli başlıklarımız arasında suyun ve sağlığın iyileştirilmesi, iklim değişikliğiyle mücadele, tarım ve gıda güvenliğinin teşvik edilmesi yer alıyor. Burada söz konusu başlıkların Suudi Arabistan Krallığı Vizyon 2030 projesi açısından da ele alındığını belirtmek istiyorum. Bu sürdürülebilirlik gündemle ilgili uzun vadeli stratejik ortaklıklarla ilgileniyoruz.

Husilerin Krallık’a yönelik saldırılarını artırdığı bir zamanda Suudi Arabistan, Yemen krizini çözmek için Riyad Anlaşması’nın uygulanmasını istiyor..
Çatışmanın şiddetini azaltmayı destekleyen ve Yemen halkının acılarını dindiren her anlaşma doğru yönde atılmış bir adımdır. Bu noktada Riyad Anlaşması'nın önemi ortaya çıkıyor. Bu anlaşma, Yemen'in geleceği için kapsamlı, barışçıl ve kapsamlı bir çözümdür. Bu nedenle İsviçre, tüm tarafları uluslararası hukuka uymaya ve sivillere yönelik saldırıları durdurmaya çağırıyor. Aynı zamanda tüm taraflara şiddeti sona erdirmek ve siyasi bir çözüm bulmak için müzakerelere yeniden katılma çağrısında bulunuyoruz. Bence uluslararası toplumun, özellikle de bölgesel aktörlerin bu hedefi desteklemesi önemli. Sürdürülebilir barışı ancak diyalog yoluyla sağlayabiliriz. Bu nedenle İsviçre, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in çalışmalarını desteklemektedir.

Hem Suudi Arabistan hem de İran, iki ülke arasında birçok müzakere turu gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu turları nasıl değerlendiriyorsunuz ve İsviçre'nin bunda bir rolü var mı?
Ben bölge ülkeleri arasında yalnızca kapsamlı bir uzlaşının, uzun vadeli barış, istikrar ve refaha yol açacağına eminim. Yani Suudi Arabistan ve İran arasında devam eden görüşmeler iyiye işaret.

İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Tahran’ın bölgedeki faaliyetlerinin riskleri nelerdir?
Bize göre Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) ilerleme süreci uluslararası güvenliğe ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesine önemli bir katkıdır. Ama elbette ki anlaşmaya imza atan bir ülke olmayan İsviçre, Viyana görüşmelerine doğrudan katılmıyor. Ancak müzakerelerin yakında yeniden başlayacağı haberini memnuniyetle karşılıyoruz ve bu müzakerelerin tüm tarafların taahhütlerine hızlı ve tam bir dönüşe yol açmasını umuyoruz.

Lübnan'ın Suudi Arabistan ile yaşadığı krizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Genel olarak, İsviçre bölgede diyalogu teşvik eden birçok barış girişimini zaten destekliyor. İlgili taraflar bizden bunu istiyorlarsa daha fazlasını yapmaya da hazırız.

Libya krizine ilişkin vizyonunuz ve bunu farklı seçim atmosferi ışığında çözmenin yolları nelerdir?
Elbette Libya 10 yılı aşkın süredir çeşitli çatışmalardan muzdarip. Bu nedenle 2020 yılının ekim ayında Cenevre'de imzalanan ateşkes anlaşması ilk umut işaretiydi. O zamandan bu yana birçok önemli kazanıma tanık olduk. Yılın sonunda birine daha tanık olacağız: Libya halkı için özgür ve kapsayıcı seçimler. Bu nedenle İsviçre, BM liderliğindeki barış sürecini uzun yıllardır desteklemektedir ve Berlin sürecinin de aktif bir üyesidir. Tabii ki uluslararası insan hakları hukuku konusunda çalışma grubuna da eş başkanlık ediyoruz. Ev sahibi ülke olarak Libyalı aktörlerin birçok önemli toplantısını destekledik. Hizmetlerimizi sunmaya ve sürdürülebilir barış ve birlik yolunda Libya'nın yanında olmaya devam edeceğiz.

Mülteci sorunu Avrupa için ne ölçüde bir gerçekliğe sahip?
Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki birçok ülke binlerce mülteciye ev sahipliği yapıyor. İsviçre, Avrupa düzeyinde diğer ülkelerle birliktedir. Bu ülkeleri desteklemek için büyük çaba sarf ediyoruz. Avrupa ayrıca en çok ihtiyacı olanlara koruma sağlıyor. Sığınmacılardan gelen tüm başvuruların yüzde 60'ından fazlası kabul ediliyor. Özellikle büyük risk altındaki mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerin başında geliyoruz. Bununla birlikte İsviçre ve genel olarak Avrupa için söz konusu ülkeler için mültecilere güvenli, onurlu ve sürdürülebilir bir dönüş sağlanabildiği sürece korumaya ihtiyacı olmayanları ülkelerine geri göndermeleri esastır.



Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
TT

Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)

Irak, silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik planını 2027 yılının ortasına erteledi. Planın daha önce bu ayın sonunda uygulanmaya başlanması öngörülüyordu.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün yaptığı açıklamada, silahlı grupların unsurlarının devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören bir plan açıkladı. Zeydi planın, grupların saldırılarını durdurmaları karşılığında ABD saldırılarına maruz kalmamalarını öngören 90 günlük bir aşamayla başlayacağını belirtti.

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Zeydi ile New York'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yayımlanan açıklamada, Irak Başbakanı ile “milislerin dağıtılması ve saldırılarının durdurulması” konusunda mutabakata vardığını söyledi.

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Irak'ın, “Haziran 2027 sonuna kadar askeri güce sahip tek makamın devlet olması” yönünde taahhütte bulunduğunu ifade etti.


Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.


Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.