Iraklı politikacı Mukteda es-Sadr, Şii rakipleriyle arasındaki müzakere masasını devirdi

Sadr’ın ulusal çoğunluk hükümeti kurma çağrısı Sünni ve Kürt partilerde şaşkınlığa neden oldu.

Sadr önceki gün Necef’te düzenlediği basın toplantısında yeni girişimini duyurdu (AP)
Sadr önceki gün Necef’te düzenlediği basın toplantısında yeni girişimini duyurdu (AP)
TT

Iraklı politikacı Mukteda es-Sadr, Şii rakipleriyle arasındaki müzakere masasını devirdi

Sadr önceki gün Necef’te düzenlediği basın toplantısında yeni girişimini duyurdu (AP)
Sadr önceki gün Necef’te düzenlediği basın toplantısında yeni girişimini duyurdu (AP)

Irak’ta kamuoyuna açık ve kapalı kapılar ardında ‘başarısız’ diyalog girişimlerinin sayısı artıyor. Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim’in duyurduğu ve siyasi gözlemcilerin ‘ölü doğdu’ diye nitelediği girişimden iki gün sonra Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr açıkladığı yeni girişimle Şii rakipleriyle arasındaki müzakere masasını devirdi.
Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Yüksek Yargı Konseyi ortaklaşa yeni bir girişim hazırlamaya başlama niyetinin sinyallerini verirken, son günlerde bu yöndeki girişim sayısının artması, gözlemciler ve Irak’taki gelişmeleri takip eden çevrelerde, sonuçlarında çelişki bulunduğu iddia edilen ve henüz kesinlik kazanmayan son seçim krizinin çözüm anahtarının kimsede bulunmadığı izlenimi oluşturdu. Irak siyaset sahnesinde Şii rakipler arasında görüş birliği sağlayacak tarafsız bir gücün olmaması sebebiyle gözler Necef ve Tahran’a çevrildi. İran konuyla ilgili pozisyonunu belli etti. Nitekim İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde meselenin çözümünde yargının rolüne dikkat çekti. Ancak Necef’teki Şii dini merci şimdiye kadar konuyla ilgili herhangi bir pozisyon almadı. Bu da dini mercinin tüm taraflara kızgın olduğu anlamına geliyor.
Seçimi kaybeden Şii parti ve grupların çoğunlukta olduğu Koordinasyon Grubu ile Mukteda es-Sadr başta olmak üzere seçimi kazanan Şii parti ve gruplar arasındaki ihtilaflar gittikçe genişliyor. Seçimi kaybedenlerin başında gelen Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim, siyasi ağırlığını ve aile nüfuzunu kullanarak geçtiğimiz günlerde bir girişim başlattı. Ancak bir adım dahi ilerleme kaydedemedi. Hatta Hekim ile iyi ilişkilere sahip olduğu bilinen Kürt ve Sünni taraflar da çekinceli davrandı ve seçim sonuçları nedeniyle yeni hükümet kurma çalışmalarında denklemin dışında kalması muhtemel partiler ile seçimi kazanan partiler arasında dengeyi sağlamayı hedefleyen bu girişime destek vermedi. Hekim’in girişimine en çok çekinceyle yaklaşan taraflar, Kürt partiler arasında seçimi birinci sırada tamamlayan Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Sünni partiler arasında seçimi birinci sırada tamamlayan Muhammed el-Halbusi’nin liderliğindeki Takaddum (İlerleyiş) Partisi oldu.
Kürt ve Sünni partiler bir bakıma Hekim’in girişimine karşı çekinceli durmak zorunda kaldı. Söz konusu partiler, Mukteda es-Sadr’ın duyurduğu ve Şiiler arasındaki ihtilafları her zamankinden daha da derinleştiren girişimine de aynı şekilde çekinceyle yaklaştı. Çünkü bu partiler, Sadr’ın ‘ulusal birlik hükümeti kurma’ önerisini -ki bu öneri özellikle Kürt ve Sünni partilerle hükümet kurmayı kastediyor- kabul ederlerse, Koordinasyon Grubu tarafları Sadr ile bu partilerin arasındaki anlaşmalara itiraz edeceğinden Kürtler ve Sünniler her zamankinden daha çok marjinalleşecektir.
Bu nedenle Kürt ve Sünni partilerin, 2003’ten sonra kurulan ilk hükümetten bu yana en büyük krizi yaşadıkları söylenebilir. Nitekim önde gelen Kürt siyasetçilerden eski Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari de bu krizin varlığını kabul etti. Geçen hafta Duhok kentinde düzenlenen Ortadoğu’da Güvenlik ve Barış Forumu’na katılan Zebari, “Bugün 2003’ten sonra en büyük krizi yaşıyoruz” dedi. Kürtlerde ve Sünnilerde çifte şaşkınlık yaratan bir kriz hakim. Zira tepenin (yönetimin) üstünde kalamayacakları gibi tepeden inmeleri için kendilerine bir garanti de verilmiyor.
Sadr, tüm silahlı yapıları tek seferde lağvetme ve Haşdi Şabi’yi ‘zararlı unsurlardan’ temizleme çağrısı yaptıktan -ki bu çağrı silahlı yapılar tarafından reddedildi- sonra dün yaptığı açıklamada, kendisine bağlı ‘Yevm el-Mevud Tugayı’nı lağvettiğini ve karargahlarını kapatma talimatı verdiğini bildirdi.
Sadr, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Umarım bu adım silahlı grupların lağvedilmesi, silahlarının teslim edilmesi ve karargahlarının kapatılmasının başlangıcı olur” diye yazdı.
Bu bağlamda Sünni partiler, silahlı bir kanadı bulunmadığı için rahat görünüyor. Sünni bir siyasetçi Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte Sünnilerin ‘mutfak bıçağından başka bir şeye sahip olmadıklarını’ ifade etmişti. Ancak bazı silahlı grupların liderleri Sadr’ın bu adımı ile Kürt Peşmerge güçlerinin lağvedileceği iddiaları arasında bağlantı kuruyor.
Adının gizli kalması kaydıyla Şarku’l Avsat’a konuşan Sünni bir siyasetçi, bu denklemden kaybeden tek tarafın Sünni Araplar olacağını çünkü en nihayetinde Necef’teki dini merci ile İran’ın baskılarıyla Şiiler arasında bir uzlaşma olacağını belirtti.
Koordinasyon Grubu içerisinde seçimi kaybeden parti ve gruplardan Hadi el-Amiri’nin Fetih Koalisyonu, Kays el-Hazeli’nin Asaib Ehlil Hak grubu Ammar el-Hekim’in Ulusal Hikmet Akım’ı Nuri el-Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu ve Haydar el-İbadi’nin Nasr Koalisyonu’nun yanı sıra seçimi kazanan Nuri el-Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu bulunuyor. Koordinasyonu Grubu, önceki gün Birleşmiş Milletler Irak Destek Misyonu (UNAMI) Başkanı Jeanine Hennis-Plasschaert’i misafir etti. Koordinasyonu Grubu geçtiğimiz süreçte Plasschaert’in sınır dışı edilmesi için çağrı yapmıştı. Sadr’ın girişimini açıklamasından kısa bir süre sonra gerçekleşen bu görüşmede Koordinasyonu Grubu seçimlere hile karıştırıldığına dair Plasschaert’e birtakım deliller sundu. Koordinasyonu Grubu seçim sonuçlarına yargı süreci kapsamında itirazlarını sunduklarını ve Anayasa’nın garanti altına aldığı tüm faaliyetlerine devam edeceğini vurguladı.
El-Irakiyye Üniversitesi İletişim Fakültesinden Prof. Dr. Fadıl el-Bedrani, ülkede yaşanan mevcut krizle ilgili Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmelerde bulundu:
“Siyasi durumlar ne zaman kötüye gitse başa dönüyoruz. 2006’dan 2021’e kadar yapılan beş parlamento seçimleri üzerinden siyasetin tıkandığı bir aşamaya ulaştık. Siyaset sahası önde gelen siyasi şahsiyetlere durumu kurtarma çabası kapsamında girişimlerini sunma imkanı sunuyor. Ekim 2021 seçim sonuçlarını takip eden bu günlerde bunu görüyoruz. Nitekim ilk girişim Ammar el-Hekim’den geldi. Bu girişim, seçimi kaybeden ile kazananı hükümet kurma sürecine ortak etme ve Irak siyaset ortamına hakim olan gerginliğe son vermeyi hedefliyor. Ardından Mukteda es-Sadr’ın oldukça cesur ve nazik olmaktan uzak girişimi geldi. Zira bu girişim, diğer partilere, Meclis’te en büyük sandalye alan Sadr Hareketi’nin yanında hükümet kurma çalışmalarına katılmaları için silahlı yapıları lağvetme şartı getirdi. (Cumhurbaşkanı Berhem Salih’in girişimi hakkında) O girişim Cumhurbaşkanı’nın sahip olduğu anayasal meşruiyetten kaynaklanıyor. Anayasa’nın koruyucusu sıfatına sahip olan Cumhurbaşkanı bu girişimle durumu iyileştirmek istiyor. Cumhurbaşkanı herkesin kabul edebileceği ve güvenle üzerinde durabileceği bir girişim sundu.”



Şam ile SDG arasındaki toplantı ‘somut sonuçlar’ alınamadan sona erdi

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)
TT

Şam ile SDG arasındaki toplantı ‘somut sonuçlar’ alınamadan sona erdi

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) liderliği arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv)

Şam’da dün yapılan ve 10 Mart Anlaşması kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde, tarafların kamuoyuna ilerleme içeren olumlu bir gelişme açıklayacak durumu olmadığı belirtildi. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Şam’daki Suriye yönetimi arasında, SDG unsurlarının ulusal orduya entegrasyon sürecinin ele alındığı toplantı, mart ayında imzalanan ve uygulanması için tanınan sürenin 2025 yılı sonunda dolması nedeniyle kritik önem taşımasına rağmen, ortak bir açıklama yapılmadan sona erdi.

Hükümetten bir kaynak, Mazlum Abdi’nin de katılımıyla Şam’da yapılan ve 10 Mart Anlaşması’nın uygulanmasının takibini amaçlayan toplantıların, sahadaki uygulamayı hızlandıracak somut sonuçlar üretmediğini açıkladı.

Kaynak, Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye’ya yaptığı açıklamada, ilerleyen dönemde yeni toplantılar düzenlenmesi konusunda mutabakata varıldığını, ancak bu toplantılar için herhangi bir takvim belirlenmediğini söyledi.

Öte yandan SDG, Şam’da hükümet yetkilileriyle yapılan ve DEAŞ’la mücadele kapsamında faaliyet gösteren Birleşik Ortak Görev Gücü – Doğal Kararlılık Operasyonu’nun (CJTF–OIR) Komutanı Tuğgeneral Kevin Lambert’in de katıldığı görüşmenin sona erdiğini duyurdu. SDG’nin sosyal medya hesaplarından paylaşılan açıklamada, görüşmeye ilişkin ayrıntıların daha sonra açıklanacağı kaydedildi.

cdfgt
(soldan sağa) Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanlık üyesi Sozdar Derik, SDG lideri Mazlum Abdi ve SDG Genel Komutanlık Üyesi Sipan Hemo (Hawarnews)

SDG dün sabah yaptığı açıklamada, askeri entegrasyon sürecini ele almak üzere üst düzey bir heyetinin Şam’da merkezi hükümet yetkilileriyle görüştüğünü duyurdu. Kuzeydoğu Suriye’nin geniş bir bölümünü kontrol eden SDG, açıklamasında heyette Mazlum Abdi’nin yanı sıra genel komuta üyeleri Sozdar Derik ve Sipan Hemo’nun da yer aldığını bildirdi.

Verimsiz toplantı

Suriye hükümetine yakınlığıyla bilinen araştırmacı Bessam es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Toplantı yapıcı değildi; çünkü SDG hâlâ oyalama taktiği izliyor” dedi. Süleyman, Suriye devletinin farklı seçenekleri değerlendirdiğini belirterek, bu tutum karşısında nasıl bir yaklaşım izleneceği sorusuna, “Büyük olasılıkla başka görüşmeler yapılacak. Devlet, müzakere baskısının sürdürülmesi de dahil olmak üzere seçenekleri açık tutmak istedi, ancak şu aşamada net bir tablo yok. Oyalama devam ederse izlenecek yaklaşım daha sonra belirlenecek” yanıtını verdi.

frgthy
Şam’daki Polis Akademisi, ‘ilk memur eğitim kursu’ için başvuruları kabul etmeye başladı. (Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye)

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) ise cumartesi günü yapılan diplomatik konseyinin yıllık toplantısında, 10 Mart Anlaşması’na bağlı kalınması ve anlaşmanın tüm maddeleriyle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Yönetim ayrıca, anlaşma hükümlerinin sahada uygulanmasını hedefleyen diyalog ve müzakerelerin sürdürülmesi yönündeki tutumunu yineledi.

Hatırlanacağı üzere, SDG lideri Mazlum Abdi ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera tarafından 10 Mart 2025’te imzalanan anlaşma, başta KDSÖY’ye bağlı sivil ve askeri kurumların yıl sonuna kadar ulusal kurumlara entegre edilmesi olmak üzere birçok madde içeriyor. Ancak taraflar arasındaki görüş ayrılıkları, Washington öncülüğündeki baskılara rağmen, anlaşmanın uygulanmasında somut ilerleme sağlanmasını engelledi.

SDG için sınırlı seçenekler

Jusoor Araştırma Merkezi’nden Abdulvahhab Assi, SDG’nin hükümetle yürüttüğü müzakerelerde bir dizi kozu elinde tuttuğunu belirterek, bunların başında ülke topraklarının dörtte birinden fazlasını kontrol etmesi, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) ortağı olması, Irak sınırının büyük bölümünü ve birçok sınır kapısını denetlemesi ve en önemli petrol ve doğal gaz sahalarını elinde bulundurmasının geldiğini söyledi.

Ancak Assi’ye göre SDG, bu kozlardan en önemlilerinden birini, yani DMUK’la ortaklığını kaybetti. Bu alanda Suriye hükümeti DMUK’un başlıca muhatabı haline gelirken, SDG ile yürütülen ortak operasyonlar azaldı ve Şam ile DMUK arasındaki koordinasyon arttı.

Assi, tarafların mevcut tutumları dikkate alındığında, ABD’den bu yönde bir baskı olmadığı sürece entegrasyonun yakın zamanda gerçekleşmesinin zor göründüğünü ifade etti. Assi’ye göre SDG, elinde bulundurduğu diğer baskı unsurlarıyla, özellikle saflarında bazı eski unsurların bulunması, Halep’te tansiyonu yükseltmesi ve Suveyda’da Ulusal Muhafızlar ile koordinasyonu üzerinden hükümet üzerindeki baskıyı sürdürmeye devam edecek.

dscfvgh
Suriye halkı Şam'daki bir döviz bürosunda eski paralarını yeni paralarla değiştiriyor. (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye’den aktardığına göre, Cumhurbaşkanlığı Medya Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan, SDG ile ilgili seçeneklerin artık sınırlı hale geldiğini belirterek, 10 Mart’ta Türkiye ve ABD gibi etkili ülkelerin huzurunda imzalanan anlaşmaya uyulmamasının sorumluluğunun SDG’ye ait olduğunu söyledi.

Zeydan, 25 Aralık’ta X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, “Herkes yeni dönemin etrafında oluşan iç birlikteliği, zaferin birinci yıl dönümü kutlamalarında açıkça görüyor. Buna, ‘yeni Suriye’nin’ uluslararası düzeyde gördüğü destek de eşlik ediyor. Bu yeni Suriye’nin temel başlığı ise inşa ve kalkınmaya yönelik gerçek yatırımdır” ifadelerini kullandı.


Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı

Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı
TT

Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı

Hamas, Gazze’deki çetelerle ilk kez sahada çatıştı

Hamas Hareketi dün, Gazze şehrinin doğusundaki et-Tuffah Mahallesi’nde faaliyet gösteren silahlı çete üyeleriyle ilk kez doğrudan ve sahada çatışmaya girdi. İsrail’in kontrolündeki bölgelerde bulunan Filistinli Rami Halas liderliğindeki bir grup, Filistinlilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı ve son günlerde en az iki kişiyi öldürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan sahadaki kaynaklar, Halas çetesinin üyeleri Sarı Hattın batısındaki et-Tuffah Mahallesi’ndeki Sanfur Kavşağı’na doğru ilerlediklerini, burada Hamas üyeleriyle karşılaştıklarını ve 20 dakikadan fazla süren bir çatışmanın yaşandığını, ardından saldırganların geri çekildiğini söyledi.

Kaynaklar, çatışmaların İsrail’e ait insansız hava araçları (İHA) bölgenin üzerinde uçarken meydana geldiğini belirterek, ‘çatışmaların sona ermesinin hemen ardından İHA’ların aynı bölge ve çevresindeki evlere bomba attığını’ da kaydetti.


Hadramut ve el-Mehra, yeniden Yemen'in meşru hükümetinin kontrolünde

Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)
Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)
TT

Hadramut ve el-Mehra, yeniden Yemen'in meşru hükümetinin kontrolünde

Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)
Vatan Kalkanı Operasyonu kapsamında dün Mukalla şehrine meşru güçler konuşlandırıldı (Reuters)

Yemen'in doğusundaki Hadramut ve el-Mehra illeri, Hadramut Valisi Salim el-Hanbaşi liderliğindeki Vatan Kalkanı Güçleri tarafından yürütülen ‘askeri mevzilerin ele geçirilmesi’ operasyonu sonrasında, yeniden uluslararası toplum tarafından tanınan hükümetin kontrolüne geçti. Bu operasyon, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin rekor sürede geri çekilmesiyle sonuçlandı.

Yemen Cumhurbaşkanı, Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Dr. Reşad el-Alimi, Hadramut ve el-Mehra illerinin halkını, yerel yetkililerin liderliğini ve Vatan Kalkanı Güçlerini tebrik etti. Her iki ilde askeri mevzilerin ele geçirilmesinin, beklentileri aşan, hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi, güvenliğin ve istikrarın pekiştirilmesine ve sivil barışın korunmasına katkıda bulunması nedeniyle tebrik etti.

Bu başarının, yerel toplulukların devlet ve kurumları etrafında bir araya geldiğinin bir göstergesi olduğunu söyleyen Alimi, yeni bir birlikte yaşama aşaması, hizmetlerin yeniden başlaması ve vatandaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesi için temel oluşturduğunu belirtti.

Alimi ayrıca, Suudi Arabistan liderliğindeki Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'na bağlı ortak güçlerin çabalarını büyük bir övgüyle karşıladı.

Alimi, bu güçlerin, askeri mevzilerin ele geçirilmesi, gerilimin azaltılması, sivillerin korunması ve operasyonun uluslararası hukuk ve normlar çerçevesinde başarıyla gerçekleştirilmesinde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı.

Sahada ise vatandaşlar tarafından sıcak bir şekilde karşılanan Vatan Kalkanı Güçleri, Hadrami Elit Güçlerinin desteğiyle Mukalla şehrinde konuşlandırıldı. Vatan Kalkanı Güçleri, burada Merkez Bankası, yerel yönetim binası ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı gibi hayati öneme sahip kurumların güvenliğini sağladı.

Hadramut Valisi Salim el-Hanbaşi, askeri mevzilerin ele geçirilmesinin çok sınırlı kayıplarla verimli ve hızlı bir şekilde gerçekleştirildiğini vurguladı. Stratejik öneme sahip Sayun şehrine gelen Vali Hanbaşi, burada yaptığı basın açıklamasında, “Zarar çok sınırlıydı ve sorunu siyasi yollarla çözmeyi umuyorduk, ancak onları rekor sürede uzaklaştırmak için zorlayıcı güç kullanmak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.