Suriye’nin kuzeyindeki zeytin sezonu tehdit altında

Suriye’nin güneyindeki Dera sakinleri ağaçları ısınmak için kullanıyor.

Suriye'nin güneyindeki Dera kırsalında kesilen zeytin ağaçları. (Şarku’l Avsat)
Suriye'nin güneyindeki Dera kırsalında kesilen zeytin ağaçları. (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki zeytin sezonu tehdit altında

Suriye'nin güneyindeki Dera kırsalında kesilen zeytin ağaçları. (Şarku’l Avsat)
Suriye'nin güneyindeki Dera kırsalında kesilen zeytin ağaçları. (Şarku’l Avsat)

Suriye'nin güneyinde, Dera ve Süveyda kenti sakinleri, üretiminin ve yağının kalitesi ile tanınan bölgelerde zeytin hasat sezonuna başladı.
Zeytin ve zeytinyağı üretiminin devam edildiği bu bölgelerde, yaşanan zorluklar nedeniyle ağaçların ısınmak amacıyla kesilmesi hız kazandı. Bu nedenle zeytin üretimi, 2011 yılındakinden oldukça uzak.
Dera’nın batı kırsalından çiftçi Ebu Fadıl, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte ülkedeki ekonomik sürece bağlı gerilemenin bu yıl, bir önceki yıla göre yavaş da olsa gözle görülür bir değişime sahne olduğunu söyledi. Bu yıl zeytin mahsulü miktarlarının önceki yıllara göre azaldığına işaret eden çiftçi tarımsal arz fiyatlarının yüksek olmasına ek olarak tarım ve hasat ücretlerinin arttığını kaydetti.
Bu yıl zeytin üretim miktarlarındaki düşüş büyük ölçüde ağaçların ateş yakmak ve ısınma aracı olarak kullanılmak üzere tomruklama işlemlerinden kaynaklanıyor.
Çoğu çiftçi zeytin ağaçlarının ziraat, sulama ve gübreleme ihtiyaçlarını karşılayamamasın sonucu olarak meyveleri stabilize etmek, böcekleri kontrol altına almak ve zeytin ağaçlarını etkileyen hastalıkları tedavi etmek için uygun ilaçları uygulayamıyor. Bu durum yüksek fiyatlar sonucu gerçekleşiyor.
60 yaşındaki Ebu Muhammed, bu yılki zeytin sezonunun mengene sahiplerinin sabit bir fiyata bağlı bulunmamaları ve sıkma zeytin ücretlerinin yüksek olması da dahil olmak üzere birçok konuda önceki yıllardan farklı olduğunu aktardı. Geçen yıl kilosu 45-65 Suriye lirası olan zeytinin bu bölgelerde fiyatı şu an 175-225 Suriye lirası arasında değişiyor. Tarladan mengeneye zeytin taşıyan araçların ücreti de katlanarak artarken mahsulün taşınmasının bedeli 30 km için 75 bin Suriye lirasına ulaştı.
Aileleri fabrikalara toplu taşıma maliyetini karşılamak için mahsullerini toplamaya ve birlikte taşımaya sevk eden şey,, karaborsadaki yüksek akaryakıt fiyatlarının ve ister benzin ister motorin olsun herhangi bir yakıtın pazarda bulunmaması oldu.
Muhammed, bu yılki yükselişin bölgedeki zeytinyağı fiyatlarını etkileyeceğine işaret geçen yıl Dera kentinde bir kutu zeytinyağının fiyatının 170 - 220 bin Suriye lirası arasında değiştiğini belirtti. Bunun dışında bir kilo yeşil zeytinin fiyatı bin ile 3 bin 500 lira, siyah zeytinin ise 4 bin ila 5 bin Suriye lirası arasında değiştiği bilgisini paylaştı. Yüksek üretim maliyeti fiyatlarda artışa neden oldu.
Dera'dan bir ziraat mühendisi Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, iklim koşullarındaki değişimin bu yıl zeytin üretimini büyük ölçüde etkilediğini belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu yıl, Suriye'nin güneyindeki bölgeler yaz aylarında şiddetli sıcak hava dalgalarından zarar gördü. Zeytin ağaçlarını doğrudan etkileyen şey, ağaçlarda hastalıkların ortaya çıkması ve böceklere maruz kalmasıydı. Ancak şimdi özel bakıma, pestisitlere ve gübrelere ihtiyaç var. Bunların maliyetlerinin yüksek olması sonucunda çoğu çiftçi ve aileler, ağaçlar için gerekli bakımı yapamadı. Buna ek olarak, yağ özsuyunun yağmurun soğuğuna ve daha sonra güneşe maruz kaldıktan sonra zeytin çekirdeklerinde başladığı göz önüne alınmalı. Şu an Suriye’nin güneyindeki yağışlarda bir gecikmeye tanık oluyoruz. Geçen yıl bir kutu yağ için 80 kg zeytin alan biri bu yıl en az 100 kg zeytin alacak.”
Dera’da mengene sahibi olan bir kişi açıklamasında “Mengene için özel motorların bakım ihtiyaçları son bir yıl içinde birçok kez artış gösterdi. Her mengene zeytinin sıkma sezonunun başlangıcından bitene kadar periyodik bakıma ihtiyaç duyuyor” dedi.
Mengene sahipleri para ya da zeytin almak yerine çiftliklere ait bir miktar yağ satın alarak öğleden sonra ücretini ödeyebilecekleri kolaylıklar sağlıyor. Böylece zeytin sahiplerinin yükünü hafifletmeye çalışıyor.
Diğer yandan 40 yaşında olan Ali ise yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Ailelerin, akrabaların ve komşuların toplandığı, sabah saatlerinden itibaren herkesi tarlaya inmek için hazırlanırken bulduğunuz Suriye’nin güneyinde çeşitli bölgelerinde yapılan zeytin hasat sezonunun kendine has ritüelleri vardır. Sabahın erken saatlerinde herkesi hazır bulursunuz. Yaşlı, genç, kasabadaki herkes sezonun hasat zamanında, aynı anda zeytin toplamaya başlar. Tarladaki aileler ve komşular sohbet eder, yiyeceklerini paylaşır. Sanki bir kutlamadaymışsınız gibi ağaçların gölgesinde, yorgunluğa rağmen herkes mutlu olur.”
Ali ayrıca zeytinyağı için iyi bir zeytin üretimi umduğunu dile getirerek, “Miktar önemli değil. Ancak önümüzdeki sezona kadar yağ ihtiyacımı karşılamayı umuyorum. Böylece yağ satın almak zorunda kalmam. Çünkü buna yardımcı olacak maddi bir gücüm yok" ifadelerini kullandı.
Hükümetin istatistiklerine göre Dera’da zeytin ekilen alan 28 bin 689 hektar. Bu yıl bölgede 21 bin ton zeytin ve 2 bin 500 ton zeytinyağı üretileceği tahmin ediliyor.



İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)

Sağlık yetkilileri, İsrail’in bugün (Cumartesi) şafak vaktinden bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bu rakam, çatışmaların durdurulmasını hedefleyen Ekim ayında varılan anlaşmadan bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak dikkat çekti.

Nasser ve Şifa hastanelerindeki yetkililer, saldırıların Gazze’nin kuzeyi ve güneyini hedef aldığını; bunlar arasında Gazze kentinde bir daire ile Han Yunus’ta bir çadırın da bulunduğunu aktardı. Hayatını kaybedenler arasında iki kadın ve iki farklı aileden altı çocuk yer aldı.

Associated Press (AP) haberine göre Şifa Hastanesi, Gazze kentini hedef alan saldırıda bir anne, üç çocuğu ve bir akrabasının öldüğünü açıklarken; Nasser Hastanesi ise bir çadır kampına düzenlenen saldırının yangına yol açtığını, bunun sonucunda bir baba, üç çocuğu ve üç torunu olmak üzere yedi kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Görsel kaldırıldı.
Gazze kentinde İsrail saldırısının vurduğu alanı inceleyen bir Filistinli. (Reuters)

11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana, İsrail ordusunun anlaşmayı 1300’den fazla kez ihlal etmesi sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’de savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve yirmi maddeden oluşan planının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik hazırlıkların sürdüğü bir dönemde yaşandı. Plan, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından ay başında açıklanmış; Gazze’de teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetinin kurulmasını da öngörmüştü.


İran ile savaş ihtimali Gazze anlaşmasının üzerinde bir gölge gibi duruyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
TT

İran ile savaş ihtimali Gazze anlaşmasının üzerinde bir gölge gibi duruyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş ihtimalleri tartışılırken, ABD ile İran arasında daha geniş çaplı bir çatışma olasılığı gündeme geliyor. Bu durum, bölgede dengeleri ve öncelikleri yeniden şekillendirebilecek bir tablo ortaya koyarken, İsrail’in hamleleri endişeleri artırıyor.

Gazze anlaşmasının tehdit altına girebileceği ihtimaline dikkat çeken uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Tahran’a yönelik herhangi bir saldırının İsrail’i bilinçli şekilde sürece dahil edeceğini, bunun da anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanmasını karmaşıklaştırmayı, İsrail’in eylemlerini örtbas etmeyi ve hatta anlaşmayı sabote etmeyi amaçlayabileceğini vurguladı. Uzmanlar, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin dün yaptığı ve olası sonuçlara karşı uyarılarda bulunduğu açık ve net açıklamalarına da dikkat çekti.

Bu kaygılar, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri yığınağını artırması ve Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırı tehditleriyle aynı döneme denk geliyor. Trump, bu tehditlere rağmen Tahran yönetimiyle diyaloğa kapıyı tamamen kapatmadığını ifade ediyor.

13 Haziran 2025’te İsrail, ABD’nin desteğiyle İran’a yönelik 12 gün süren bir saldırı başlattı. Saldırılarda askeri ve nükleer tesislerin yanı sıra sivil altyapılar hedef alındı, bazı komutanlar ve bilim insanları öldürüldü. Buna karşılık İran, İsrail’e ait askeri ve istihbarat merkezlerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) vurdu.

22 Haziran’da ise ABD, İran’ın nükleer tesislerine saldırı düzenlediğini ve bu tesisleri devre dışı bıraktığını duyurdu. Tahran buna, Katar’daki ABD’ye ait el-Udeyd Hava Üssü’nü bombalayarak karşılık verdi. Ardından Washington, 24 Haziran’da Tel Aviv ile Tahran arasında ateşkes ilan edildiğini açıkladı.

Mısır'ın uyarıları

Sisi dün Kahire’nin doğusundaki Polis Akademisi öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada, “İran krizi tırmanıyor ve bunun bölge üzerinde etkileri olabilir… İran kriziyle ilgili gerilimi düşürmek için her ne şekilde olursa olsun diyaloğa ulaşmak amacıyla sessiz ama yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Krizin silahlı bir çatışmaya dönüşmesi halinde bölgemiz açısından son derece ciddi sonuçlar ve ekonomik yansımalar doğurabileceğinden endişe ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Mısır Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamaları, İsrail basınında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İran konulu bir güvenlik toplantısı yaptığına dair haberlerin ertesi gününe denk geldi. Açıklamalar, İsrail Yayın Kurumu’nun dün ‘bir Amerikan destroyerinin Eilat Limanı’na ulaştığını’ duyurmasıyla da eş zamanlı gerçekleşti.

rgty
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

İsrail medyası, Amerikan destroyerinin Eilat Limanı’na ulaşmasının önceden planlandığını ve bunun İsrail ile ABD orduları arasındaki iş birliği kapsamında gerçekleştiğini savundu.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan ise İsrail’in her türlü savaştan fayda sağladığını belirterek, Tel Aviv yönetiminin böyle bir çatışmayı Gazze Şeridi’ndeki yıkıcı planlarını genişletmek ve bunları örtbas etmek için kullanabileceğini, bunun da durumu daha karmaşık hale getireceğini ifade etti.

Filistinli siyaset analisti Nizar Nazzal da göstergelerin İran’a yönelik bir askeri operasyon ihtimaline işaret ettiğini, bu süreçte İsrail’in kışkırtma ve askeri yığınak yoluyla açık bir rol oynadığını ve Netanyahu’nun bu yönde bir isteği bulunduğunu söyledi. Nazzal, Mısır’ın bölgeye yönelik ciddi endişeler taşıdığına dikkat çekerek, olası gelişmelerden Gazze anlaşmasının hızlı şekilde zarar göreceğini vurguladı.

Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda Refah Sınır Kapısı’nın önümüzdeki pazar günü (yarın), yalnızca sınırlı sayıda kişinin geçişine izin verecek şekilde iki yönlü olarak açılacağı” bildirildi. Açıklamada ayrıca, İsrail ordusunun kontrolü altındaki bölgede yer alan bir güvenlik noktasında ek denetim yapılacağı kaydedildi.

Diğer yandan Sisi, dün yaptığı konuşmada İran’a yönelik bir saldırının sonuçlarına karşı uyarıda bulunarak, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu ve bunun ‘son derece önemli’ olduğunu söyledi.

Nazzal’a göre Netanyahu, İran’a yönelik olası bir saldırıyı, anlaşmanın ikinci aşamasının başlangıcını bozmak ya da süreci aksatmak için kullanabilir. Nazzal, saldırının önümüzdeki günler ya da haftalar içinde gerçekleşmesi ihtimali karşısında Netanyahu’nun süreci parçalara bölerek uygulamayı uzatabileceğini, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasını geciktirmeye yönelik manevralar ve şartlar öne sürerek faydasını azaltmaya çalıştığını ve bu yolla Gazze Şeridi’nden çekilme gibi taahhütlerden uzaklaşabileceğini dile getirdi.

Gazze anlaşması bir nebze sekteye uğradı

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, siyasi ve güvenlik çevrelerinin, Netanyahu’nun şu aşamada kapsamlı bir savaşa girmeyi hedeflemediğini, ancak Trump yönetimiyle dolaylı bir eşgüdüm içinde İran liderliğinin seçeneklerini daraltmaya çalıştığını vurguladığını yazdı. Haberde, İsrail’in tüm senaryolara hazır olduğu izlenimini pekiştirmeye özen gösterdiği ve kararın her an alınabileceği mesajını verdiği aktarıldı.

Bu çerçevede Reha Ahmed Hasan, Tahran’da binlerce protestocunun öldürülmesinden duyulan endişeden söz eden ABD-İsrail söylemini sert şekilde eleştirerek, buna karşılık İsrail’in 75 bin Filistinliyi öldürmesine ve açlıktan etkilenen sivillere yardım ulaştırmak için Refah Sınır Kapısı’nın açılmamasına kayıtsız kalındığını dile getirdi. Hasan, Gazze anlaşmasının ABD Başkanı Donald Trump’ın güvenilirliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu, anlaşmaya yönelik herhangi bir tehdidin en büyük zararını Trump’a vereceğini ifade etti.

Nazzal ise Gazze anlaşmasının arabulucularının, İsrail’in olası bir saldırıdan fayda sağlamasını engellemek için harekete geçtiğini belirterek, saldırının durdurulmasının ya da etkilerinin hızla sınırlandırılmasının, İsrail’i anlaşmayı uygulamaya zorlamak açısından hayati önemde olduğunu söyledi. Netanyahu’nun böyle bir saldırıyı kendisi açısından kazançlı gördüğüne dikkat çeken Nazzal, savaşın başlaması halinde bunun İsrail’i de içine alacağını ve Gazze anlaşmasının görece sekteye uğrayacağını kaydetti.


SDG, 3 tugaydan oluşan bir tümenle birleşecek

Yerinden edilmiş Suriyeliler, Haseke vilayetine bağlı Kamışlı’daki bir caminin zemininde uyuyor, (29 Ocak), (Reuters)
Yerinden edilmiş Suriyeliler, Haseke vilayetine bağlı Kamışlı’daki bir caminin zemininde uyuyor, (29 Ocak), (Reuters)
TT

SDG, 3 tugaydan oluşan bir tümenle birleşecek

Yerinden edilmiş Suriyeliler, Haseke vilayetine bağlı Kamışlı’daki bir caminin zemininde uyuyor, (29 Ocak), (Reuters)
Yerinden edilmiş Suriyeliler, Haseke vilayetine bağlı Kamışlı’daki bir caminin zemininde uyuyor, (29 Ocak), (Reuters)

Şam ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından dün yapılan, Suriye'nin doğusundaki askeri, güvenlik ve idari kurum ve güçlerin Suriye devletine "sıralı entegrasyon süreci" başlatılmasına yönelik "kapsamlı" bir anlaşmanın duyurulması, bölgesel ve uluslararası alanda geniş bir onay gördü.

Yeni anlaşma, "Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugaydan oluşan bir tümenin kurulmasının yanı sıra, Halep Valiliği'ne bağlı bir tümen içinde Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın kurulmasını" da içeriyor.

Anlaşma ayrıca, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke ve Kamışlı merkezlerinde "askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini ve İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçlerinin girmesini" de içeriyor.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu kapsamlı anlaşmanın Suriye'nin barış, güvenlik ve istikrar yolunda ilerlemesine katkıda bulunacağı umudu dile getirilirken, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmayı Suriye'nin ulusal uzlaşma, birlik ve istikrar yolculuğunda bir "kilometre taşı" olarak değerlendirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise ülkesinin "istikrar, adalet ve yeniden yapılanma yolunda Suriye'yi ve Suriye halkını desteklemeye devam edeceğini" teyit etti.