İran güçleri, Suriye-Lübnan sınırı yakınındaki Şayrat Hava Üssü’ne konuşlandı

Humus’un doğusundaki T-4 Hava Üssü’nden tahliyelere başlandı

Şayrat Hava Üssü. (AP)
Şayrat Hava Üssü. (AP)
TT

İran güçleri, Suriye-Lübnan sınırı yakınındaki Şayrat Hava Üssü’ne konuşlandı

Şayrat Hava Üssü. (AP)
Şayrat Hava Üssü. (AP)

İran güçlerinin T-4 Hava Üssü’nden çekilmeye başlamasının ardından Humus’un güneydoğusundaki Şayrat Hava Üssü’ne konuşlandığına dair belirtiler olduğu bildirildi. Açıklama, Suriye muhalefetinden bir askeri kaynak tarafından yapıldı.
İran geçen cumartesi günü Humus’un doğusundaki T-4 Hava Üssü’ndeki güçlerini ve askeri teçhizatını tahliye etme sürecine başlamış, güçlerini Rus tarafıyla yapılan bir dizi görüşmenin ardından Humus’un güneydoğusundaki Şayrat Hava Üssü’ne sevk etmişti. Görüşmelerde söz konusu kararın olası bir İsrail hava saldırısı ile hedef alınma korkusuyla alındığı kaydedilmişti.
Sürece ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, Ayn Fırat ağına yaptığı açıklamada İran güçlerinin (İran Devrim Muhafızları) geçen cumartesi günü Humus’un doğusundaki T-4 Hava Üssü’nden tahliye edilmeye ve Humus’un güneydoğusundaki Şayrat Hava Üssü’ne aktarılmaya başlandığını bildirdi.
Kaynak, İran güçlerinin, Şayrat Hava Üssü’ne ‘güçlerin ve askeri teçhizatının tahliyesine hazırlık olarak’ iletişim ve takip cihazları içeren 6 kamyon ve 4 ağır silahın yanı sıra mühimmat ve bir dizi unsuru da sevk edildiğini belirtti.
Kaynak, tahliye işleminin tamamlanmasının ardından Suriye rejim güçlerinin ve Rus askerlerinin savaş uçaklarının, Su-22, Su-24, MiG-29 bombardıman uçakları ve Ka-52, Mi-28 ve Mi-24 Rus helikopterleriyle T-4 Hava Üssü’ne konuşlandırılacağını aktardı. Ayrıca İran kuvvetlerinin Humus çölündeki askeri operasyonlarını ve Suriye’nin orta doğu kesimindeki çöl kısmına geniş şekilde yayılan kendisiyle bağlantılı milisleri (Afgan Fatimiyyun Tugayı, Irak en-Nuceba Hareketi, Suriye ve Lübnan Hizbullah’ı) yönetmek için T-4 Havalimanı’nı askeri üs olarak kullandığını bildirdi.
Diğer yandan Şarku’l Avat’ın edindiği bilgiler göre rejim güçlerinden ayrılan Albay Ahmed el-Ali, son dönemde İran ve Rus tarafları arasında T-4 Hava Üssü’nü kimin kontrol ettiği konusunda anlaşmazlıklar olduğunu açıkladı. Bunun son aylarda Rusya’nın üsten geri çekilmesine neden olduğunu ve İranlı milislerin yanı sıra İran güçlerinin (İran’a ait çok sayıda radar ve unsurun bulunduğu Hirvat Tiyas ve Palmira bölgesi başta olmak üzere) üs çevresinde kaldığını aktardı. Ali, İran’ın Suriye’nin merkezi ve çölü üzerinden Irak ve Lübnan’ı birbirine bağlayan yolda, Suriye’nin derinliklerinde varlığını sürdürmeyi amaçladığını ifade etti. Albay Ahmed el-Ali, İsrail’in üsse yönelik hava saldırılarının yoğunlaşması ve Suriye hava sahasına girmesiyle birlikte son İsrail- Rusya görüşmelerinin yanı sıra İran’ın Suriye’deki rolünün sınırlandırılması ve etki alanlarının azaltılması konusunda iki taraf arasında anlaşmalara varıldığını da sözlerine ekledi.
Yetkili açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İran güçlerinin Humus’un güneydoğusunda yer alan Şayrat Hava Üssü’ne konuşlandığına dair birçok belirti var. Bunların başında başkent Şam’ın kuzeyindeki Şinşar, el-Beyda ve Kara bölgelerinde bir dizi İran askeri üssünün varlığına ek olarak Suriye- Lübnan sınırına yakın, Lübnan Hizbullah’ının kontrol ettiği Kalamun Dağları bölgesinde olmaları geliyor. Bu durum, milislerinin askeri operasyonlarının yönetimini kontrol etmelerini kolaylaştırıyor.”



Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Uzmanlardan Venedik'in sadece denizaltıyla görülebileceği uyarısı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları, deniz seviyesi yükselmeye devam ederse Venedik'in anıtlarına yalnızca denizaltıyla ulaşılabileceğini öngörüyor.

İtalyan şehri Venedik, kıvrımlı kanalları ve adalar ağıyla ünlü. Ancak şehir, yükselen deniz seviyesi ve aşırı turizmin yarattığı baskı nedeniyle sular altında kalma riskiyle karşı karşıya; son yıllarda hem turistlerin hem de suların sokakları doldurmasıyla bu risk daha da görünür hale geldi.

Salento Üniversitesi'nin 16 Nisan Perşembe günü yayımlanan raporu, öngörülen deniz seviyesi yükselmesinin, mirasın korunması, sosyal refah ve bakımın maliyeti arasında denge kurarak "benzeri görülmemiş" uzun vadeli uyarlamalar gerektireceğini belirtiyor.

Araştırmacılar, Venedik'in şehri lagünden izole etmek için büyük sel bariyerleri kullanmayı veya lagünü kalıcı kıyı barajlarıyla çevrelemeyi düşünmesi gerektiğini tavsiye ediyor.

Şehrin tamamen sular altında kaldığı en kötü senaryoda, tarihi yerlerin sökülüp yeniden birleştirilerek daha iç kesimlere taşınması gerekecektir.

Bu tehlike kapıda olmasa da mevcut iklim politikaları ve Antarktika buz tabakasında beklenen çöküş gerçekleşirse 22. yüzyılda aşırı deniz seviyesi yükselmesi kaçınılmaz olabilir.

Venedik, Bizans tarzı Aziz Mark Bazilikası ve Gotik Palazzo Ducale gibi birçok tarihi anıta ev sahipliği yapıyor.

Makalede, bazı anıtların yerlerinin değiştirilmesi durumunda kurtarılabileceği belirtilse de, "Tarihi kentsel doku, lagün temelli kültür, geleneksel yaşam tarzları ve çoğu ekonomik faaliyet geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybolacaktır" deniyor.

Araştırmacılar, böyle bir projenin maliyetinin 100 milyar euroyu bulabileceğini tahmin ediyor. Anıtların yanı sıra konutların da terk edilmesi gerekecek ve özel mülklerin kaybının maliyeti 6,5 milyar euroyu bulabilir.

Sular altında kalan kalıntıları ziyaret etmek isteyen herkes, bunu ancak sınırlı bir süre için tekne ve denizaltıyla yapabilecektir.

Salento Üniversitesi'nde araştırmayı yürüten Piero Lionello, The Times'a, "Bu senaryoyu geciktirmek için yapabileceğimiz şeyler var ancak bunlar sonsuza dek işe yaramayacak; gelecek kaçınılmaz görünüyor" diye konuştu.

Venedik, 2020'de, şehri ve adalarını yüksek gelgitlerden ve büyük sel baskınlarından korumak için lagünün çeşitli girişlerine yerleştirilen bir sel bariyer sistemi olan Mose'yi uygulamaya sokmuştu.

Şehrin yarısından fazlası ortalama deniz seviyesinin yalnızca 80 ila 120 santimetre üzerinde bulunuyor, bu da kenti sel baskınlarına karşı çok hassas hale getiriyor. Lionello, 2100'e kadar Venedik'teki ortalama deniz seviyesinin 42 ila 81 cm yükselebileceğini söyledi.

Mose ve diğer bariyer sistemleri Venedik'e uzun vadede yardımcı olabilirken, araştırmacılar en kötü uzun vadeli sonuçlardan kaçınmak için hızlı hareket etmenin hâlâ çok önemli olduğunu belirtti.

Independent Türkçe


Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
TT

Çin, drone'ları havada şarj eden sistemi tanıttı

Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)
Çin yapımı bir insansız hava aracı, askeri geçit töreninde (AFP/Arşiv)

Çinli bilim insanları, drone'ları havada mikrodalgayla şarj etmek için özel bir enerji iletim platformu geliştirdi. Bu, bir gün insansız hava araçlarının süresiz uçmasına yol açabilecek bir prototip tasarım.

Çin'in Xidian Üniversitesi'nden araştırmacılar, platformun drone'ları fırlatabilen ve onların operasyonel menzilini uzatabilen kara tabanlı bir araca dönüştürülmesini öngörüyor.

Bilim insanlarının yürüttüğü testler, otomobile monte edilen sistemin sabit kanatlı drone'ları 15 metre yükseklikte 3 saatten biraz fazla havada tutabildiğini gösterdi.

Araca monte edilen enerji iletim sistemi, hem drone hem de şarj platformu hareket halindeyken, enerjiyi hava aracının altındaki anten dizisine iletmek için mikrodalga yayıcı kullandı.

Ancak araştırmacılar, Aeronautical Science & Technology adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, mikrodalga yayıcıyla drone arasındaki hizalamayı korumanın zor olduğunu belirtti.

Bu, GPS konumlandırma ve drone içi uçuş kontrol sistemleri arasında yakın bir koordinasyon gerektiriyordu.

Bilim insanları, ışınlanan enerjinin yalnızca yaklaşık yüzde 3 ila 5'inin drone'a ulaştığını ve mikrodalga enerjisinin büyük çoğunluğunun boşa gittiğini belirterek, sistemin hâlâ başlangıç ​​aşamasında olduğunu kaydetti.

Sonuç olarak drone tarafından alınan enerji, rüzgar ve konumlandırma hataları nedeniyle de dalgalanma gösterdi.

Ekibe, anten yapıları ve mikrodalga tabanlı kablosuz enerji iletimi araştırmalarında uzman olan Xidian Üniversitesi profesörü Song Liwei liderlik etti.

Son yıllarda ortamdaki ve yönlendirilmiş elektromanyetik enerjiyi kullanılabilir doğrudan elektrik enerjisine dönüştürme kavramı, araştırma prototip aşamasından standartlaştırılmaya hazır bir teknolojiye dönüşüyor.

Geçen yıl ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), lazer ışınıyla 8,6 km'lik bir mesafeye 30 saniyeden fazla süre boyunca 800 vat güç ileterek enerji aktarımında yeni bir rekor kırmıştı.

Sistemin verimliliği yalnızca yaklaşık yüzde 20 olsa da DARPA, teknoloji daha düşük maliyetli hale geldikçe iyileştirmelerin mümkün olduğunu belirtti.

Devam eden bir ABD savunma projesi, neredeyse anlık enerji iletimi için bir "kablosuz enerji ağı" geliştirmeyi hedefliyor.

Son Çin çalışmasından farklı olarak DARPA tasarımı, yerdeki bir lazerin havadaki birden fazla düğümden geçerek tekrar yerdeki bir alıcıya inmesini sağlayarak uzun mesafeli güç iletimi gerçekleştirmeyi umuyor.

ABD ajansı, bu ağın drone filoları için sınırsız menzil veya dayanıklılık sağlamasını umuyor.

Independent Türkçe


İtalya Savunma Bakanı’ndan Şarku’l Avsat’a konuştu: Aspides misyonunu Hürmüz Boğazı’nı kapsayacak şekilde genişletme tartışmaları var

Crosetto, Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerinin üretim ve teknoloji transferi de dâhil olmak üzere belirgin bir şekilde geliştiğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Crosetto, Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerinin üretim ve teknoloji transferi de dâhil olmak üzere belirgin bir şekilde geliştiğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)
TT

İtalya Savunma Bakanı’ndan Şarku’l Avsat’a konuştu: Aspides misyonunu Hürmüz Boğazı’nı kapsayacak şekilde genişletme tartışmaları var

Crosetto, Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerinin üretim ve teknoloji transferi de dâhil olmak üzere belirgin bir şekilde geliştiğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Crosetto, Suudi Arabistan ile savunma ilişkilerinin üretim ve teknoloji transferi de dâhil olmak üzere belirgin bir şekilde geliştiğini vurguladı. (Şarku’l Avsat)

Roma’da gökyüzü, Ortadoğu’daki gerilimin ritmini andırır şekilde sürekli değişiyordu; güneş bir anda bulutların ardına çekiliyor, ardından sert bir yağmurla şehri kaplıyordu. Aynı gün içinde bile yön değiştiren ABD ve İran açıklamalarıyla bu hava arasında dikkat çekici bir paralellik oluşuyordu.

Bu dalgalı süreç eşliğinde İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği kapsamlı röportajda, Avrupa Birliği’nin deniz operasyonlarını ve seyrüsefer güvenliğini genişletmesini sağlayacak şekilde Aspides Avrupa misyonunun kapsamının Hürmüz Boğazı’nı da içerecek biçimde genişletilmesine yönelik görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Crosetto ayrıca, Asya’nın boğazın hayati önemi nedeniyle daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.

Bakan Crosetto, Suudi Arabistan’ın “kışkırtıcı” olarak nitelendirdiği İran saldırılarına karşı tutumunu “son derece ciddi ve önemli” olarak değerlendirdi. Riyad’ın savaşın tırmanmasını engellemeye çalıştığını, kendini savunurken provokasyonlara yanıt vermekten kaçındığını ve bugün savaşın sona ermiş olabileceği yönündeki koşulların oluşmasına katkı sağladığını söyledi.

Crosetto ayrıca Roma ile Riyad arasındaki savunma sanayii ilişkilerinin hızla derinleştiğini belirterek, İtalya’nın yalnızca satış yapan bir ülke olmadığını, ortak üretim ve geliştirmeye dayalı stratejik ortaklıklar kurmayı hedeflediğini ifade etti. Bu yaklaşımın Suudi Arabistan’ın “Vizyon 2030” hedefleriyle uyumlu olduğunu ifade etti.

dfvfdv
Guido Crosetto, ülkesinin son savaş sırasında füze ve insansız hava araçlarına karşı kullanılan sistemler de dâhil olmak üzere savunma kabiliyetleri gönderdiğini açıkladı. (Şarku’l Avsat)

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişe ücret uygulaması fikrini kesin bir dille reddeden Crosetto, “İran’ın Hürmüz Boğazı’na herhangi bir ücret ya da kısıtlama getirmesi kesinlikle kabul edilemez. Bu boğaz serbest bir geçiş yolu olarak kalmalıdır” dedi.

Suudi Arabistan ve Körfez’in İran saldırılarına yaklaşımı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın İran saldırılarına karşı tutumunu övgüyle değerlendirerek, Riyad’ın çatışmanın tırmanmasını önlemeye çalıştığını, kendini savunmakla yetindiğini ve Körfez’de normalleşme koşullarının oluşmasına katkı sunduğunu söyledi.

“Barış, savunma ve caydırıcılık üzerine inşa edilir”

Crosetto’ya göre Körfez ülkeleri bu savaştan önemli bir ders çıkardı: Barışın yalnızca savunma ve caydırıcılık temelinde mümkün olduğu. İran’ın saldırıları, bu ülkelerin herhangi bir saldırganlık göstermemiş olmasına rağmen gerçekleşti.

Bakan, enerji tesisleri ve su arıtma tesislerinin hedef alınmasının beklenmedik olduğunu, bu durumun Körfez ülkelerine hem sivil hem askeri altyapıyı koruma ihtiyacını gösterdiğini belirtti.

İtalya’nın rolü

Crosetto, İtalya’nın Körfez ülkelerine savunma desteği sağladığını, hava savunma sistemleri ve insansız hava araçlarına karşı teknolojiler gönderdiğini, bunun satış değil “yardım” niteliğinde olduğunu ifade etti.

Savunma ilişkilerinde hızlı büyüme

İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki savunma ilişkilerinin hızla geliştiğini belirten Crosetto, yakın zamanda uydu alanında anlaşma imzalandığını, hava savunma, deniz ve havacılık alanlarında müzakerelerin sürdüğünü söyledi.

“Farklı türde bir ortaklık”

Crosetto, İtalya’nın Suudi Arabistan ile yalnızca ticari değil, ortak geliştirme ve teknoloji transferine dayalı stratejik bir ortaklık kurmak istediğini vurguladı. Bu yaklaşımın “Vizyon 2030” ile uyumlu olduğunu belirtti.

Avrupa’da caydırıcılığın yeniden şekillenmesi

Bakan, son savaşın Avrupa’daki caydırıcılık anlayışını değiştirdiğini, savunmanın ülkeler arasında ne kadar entegre olursa o kadar güçlü hale geldiğini söyledi. NATO’ya güvenin sürdüğünü ancak Avrupa’nın daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

İran’da fiili yönetim Devrim Muhafızları’nda

Crosetto, İran ile ilişkilerin sınırlı olduğunu belirterek, ülkede fiili gücün Devrim Muhafızları’nda olduğunu ve bunun diplomatik diyaloğu zorlaştırdığını söyledi.

Hürmüz Boğazı’nda serbest geçiş vurgusu

İran’ın boğazı kontrol ederek savaş aracı haline getirmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Crosetto, benzer uygulamaların başka boğazlara da yayılabileceği uyarısında bulundu.

NATO’nun geleceği

Crosetto, NATO’nun uzun vadede varlığını sürdüreceğini ve hem Avrupa hem ABD için değerli bir yapı olduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı için yeni güvenlik modeli

Bakan, “Aspides” misyonunun Hürmüz Boğazı’nı da kapsayacak şekilde genişletilmesinin tartışıldığını, ancak bunun yalnızca Avrupa değil, Asya ülkelerinin de sorumluluk üstleneceği daha geniş bir uluslararası yapıyı gerektirdiğini söyledi.

İran’ın füze kapasitesi ve küresel tehdit

Crosetto, İran’ın nükleer ve uzun menzilli füze kapasitesinin yalnızca İsrail için değil, Avrupa şehirleri için de tehdit oluşturduğunu belirtti.

İnsansız hava araçları savaşın doğasını değiştiriyor

Bakan, Ukrayna ve Körfez savaşlarının modern savaşların doğasını değiştirdiğini, özellikle insansız hava araçlarının ve yapay zekâ destekli sistemlerin savaş alanında belirleyici hale geldiğini ifade etti.