Avustralya’nın Hizbullah'ı ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırması ne anlama geliyor?

Avustralya’nın Hizbullah'ı ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırması ne anlama geliyor?
TT

Avustralya’nın Hizbullah'ı ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırması ne anlama geliyor?

Avustralya’nın Hizbullah'ı ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırması ne anlama geliyor?

Arjantin, Honduras ve Paraguay gibi Latin Amerika ülkelerine ek olarak ABD, Kanada, İngiltere, Almanya, Avusturya ve diğer bazı Avrupa ülkelerine katılan Avustralya, Hizbullah'ı terör örgütü olarak sınıflandırdı. Hizbullah'ın askeri ve siyasi kanatlarını kapsayan bu sınıflandırma, parti üyeliğinin Avustralya'da yasak olduğu, parti üyeleri ve destekçilerinin Avustralya'ya girişinin ve herhangi bir Avustralya vatandaşı veya mukiminden para transferinin yasaklandığı anlamına geliyor.
Avustralya İçişleri Bakanı Karen Andrews, konuyla ilgili açıklamasında, İran destekli silahlı grubun 'terör saldırılarıyla tehdit etmeye ve terör örgütlerine destek sağlamaya devam ettiğini' ve Avustralya için gerçek bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Bakan, 2003'te partinin yalnızca askeri kanadını terörist olarak belirleyen Avustralya'yı bu kararı almaya iten nedenleri ise açıklamadı.
Şuanda Ortadoğu konusunda uzman eski ABD hazine yetkilisi Matthew Levitt, AFP’ye verdiği demeçte, bu adımın oldukça geciktiğini vurguladı. Daha önce Avustralya parlamentosu huzurunda yaptığı açıklamada, Hizbullah’a dair daha önceki sınıflandırmanın yetersiz olduğunu söyleyen Levitt, “Son yıllarda Hizbullah terörist planlarının ve yasa dışı mali planların listesi, Avustralya vatandaşlarını ve Avustralya topraklarındaki faaliyetleri de kapsıyor” dedi.
Veriler, çoğu Lübnan asıllı olmak üzere Avustralya'da ikamet eden Lübnanlıların yaklaşık 300 bin kişi olduğunu gösteriyor. Bu kişilerin 1976 ve 1981 yılları arasındaki iç savaş yıllarında Avustralya'ya göç ettikleri biliniyor. Çoğu Sidney ve Melbourne'de ikamet eden bu Lübnanlılar arasında çeşitli alanlarda faaliyet gösteren çok sayıda iş adamı mevcut. Avustralya'da çoğu Hristiyanlardan oluşan Lübnanlıların yüzde 20’sini ise Şii topluluğu teşkil ediyor. Avustralya'daki Lübnan toplumunun bazı üyeleri geçmişte silah, uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama suçlamalarıyla karşı karşıya kalmış, birçoğu hapis cezasına çarptırılmıştı. Avustralya vatandaşlığı almayanlar ise sınır dışı edildi. Avustralya'daki 16 bin 654 Lübnanlı, 2022'de düzenlenmesi beklenen parlamento seçimlerinde oy kullanmak için kayıt yaptırdı. Bu rakam 2018'deki seçimlerde yaklaşık 12 binlerdeydi.
Partiye muhalif siyasi analist Ali Emin, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şöyle söylüyor: 
“Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Hizbullah'ın Avustralya'da da destekçileri ve yandaşları bulunuyor. Özellikle Şii topluluğu arasında Hizbullah'a verilen desteğin birçok yönü ve farklı nedenleri var. Yıllar önce Lübnan'da iktidara gelen ve buradaki temel kurumları kontrol altına alan bu parti, yalnızca askeri bir örgüt değil. Şii Konseyi’nin temsil ettiği dini otoritede de birincil role sahip. Bu nedenle başta Şiiler olmak üzere Lübnanlılar, gerek korktukları, gerek ise nüfuzundan faydalanmak istedikleri için Hizbullah'a yakın durmak istiyor. Zirâ güvenlik aygıtı en gelişmiş Lübnan partisi sayılan Hizbullah, tehdit ve şantaj yeteneğine sahip.”
Nitekim Emin, Hizbullah ile yurtdışında yaşayan söz konusu Lübnanlılar arasındaki çıkar kesişimine işaret ediyor. Bu nedenle bu Lübnan topluluğu, güvenlik ve menfaatleri karşılığında sınırlı miktar da olsa para teklif edebiliyor; veya kara para aklama operasyonları gibi çeşitli şüpheli işlerle uğraşabiliyor.
Hizbulah ise Avustralya’nın aldığı bu kararı kınayarak ‘ABD ve İsrail’in emirlerine boyun eğmek, İsrail çıkarlarına körü körüne bağlılık’ olarak nitelendirdi. Hizbulah tarafından yapılan açıklamada, “Batılı bazı ülkelerin aldığı bu karar ve benzeri kararlar, Lübnan'daki sadık halkımızın veya tüm dünyadaki özgür ve onurlu insanların maneviyatını, Hizbullah'ın duruş ve direncini, ülkesini ve halkını savunma, direniş hareketlerini destekleme hakkını etkilemeyecek” ifadelerine başvuruldu.
Böyle bir adımın Lübnan makamlarıyla ilişkilerini karmaşık hale getireceğinden korktukları için partinin siyasi kısmını dahil etmeyip yalnızca askeri kanadını terör örgütü saymakla yetinen diğer ülkelerin aksine ABD ise Hizbullah’ın iki kanadını da yıllardır terör örgütü olarak sınıflandırıyor.
Parlamentodaki siyasi çalışmalarının kendisine bağlı milletvekilleriyle sınırlı kalmasının ardından hükümete katılımıyla 2005 yılında aktif olarak siyasi rol oynamaya başlayan Hizbullah, şuanda 13 milletvekilinden oluşan bir parlamento bloğuna sahip. Başta 1559 sayılı karar olmak üzere bu yöndeki kararlara rağmen iç savaşın sonunda (1975 - 1990) askeri cephanesinden vazgeçmemiş olan Hizbullah, Lübnan’da tek silahlı parti sayılıyor.
Siyasi çalışmalara katılımıyla Hizbullah, Lübnan'ın karar alma mekanizmasında son söz sahibi. Bu durum, Beyrut limanında gerçekleşen patlamaya dair soruşturmalarda yaklaşık bir buçuk aydır toplanamayan Bakanlar Kurulu çalışmalarının Hizbullah’ın aldığı bir kararla kesintiye uğratılmasında kendisini açıkça gösteriyor. Nitekim parti, çalışmalara geri dönüşü Beyrut limanındaki patlama davasında yargıç Tarık el-Bitar’ın görevden alınmasına bağlıyor. Enformasyon Bakanı George Kordahi'nin saldırgan açıklamaları dolayısıyla Lübnan ile Suudi Arabistan arasında yaşanan son kriz konusunda ise Hizbullah, bu konunun çözümüne engel teşkil ederek Kordahi'nin istifasını reddediyor.



Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
TT

Barak: ABD, Suriye’deki tüm taraflarla yakın temas hâlinde

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barak, 22 Temmuz’da Beyrut’ta Reuters’a verdiği röportajdan bir kare (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barak, cuma günü yaptığı açıklamada, Şam yönetimine bağlı güçler ile Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında yaşanan son çatışmaların ardından, Washington’un ülkedeki tüm taraflarla yakın temasını sürdürdüğünü bildirdi.

Barak, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, ABD’nin Suriye’de tansiyonu düşürmek, gerilimin tırmanmasını önlemek ve Suriye hükümeti ile SDG arasında yeniden müzakere sürecine dönülmesini sağlamak için 24 saat esasına göre çalıştığını ifade etti.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir anlaşma imzalamış ve buna göre sivil ve askerî tüm kurumlarını yıl sonuna kadar devlet kurumlarıyla birleştirmeyi kabul etmişti. Ancak tarafların, anlaşmanın uygulanması konusunda şu ana kadar kayda değer bir ilerleme sağlayamadığı belirtiliyor.


Tahran’a baskı büyüyor: ABD’den askeri takviye, BM’den idamları durdurun çağrısı

Tahran’a baskı büyüyor: ABD’den askeri takviye, BM’den idamları durdurun çağrısı
TT

Tahran’a baskı büyüyor: ABD’den askeri takviye, BM’den idamları durdurun çağrısı

Tahran’a baskı büyüyor: ABD’den askeri takviye, BM’den idamları durdurun çağrısı

Amerika Birleşik Devletleri, İran’a yönelik tehditlerin ardından Ortadoğu’daki askerî varlığını güçlendirdi. Şarku’l Avsat’ın ABD medyasından aktardığı haberlere göre, Güney Çin Denizi’nde bulunan USS Abraham Lincoln uçak gemisi ile ona eşlik eden çok sayıda savaş gemisi bölgeye doğru hareket ediyor.

Birleşmiş Milletler, İran’a protestolara katılanlara yönelik planlanan tüm idamları durdurma çağrısında bulunarak, protestolar sırasında yaşanan tüm ölümlerin bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmasını istedi.

İsviçre, Bern’deki İran Büyükelçisi’ni Dışişleri’ne çağırarak, İran güvenlik güçlerinin uyguladığı şiddetten duyduğu derin endişeyi dile getirdi ve idam cezasına kesin olarak karşı olduğunu vurguladı.

Yeni Zelanda ise İran’ın başkenti Tahran’daki büyükelçiliğini geçici olarak kapattığını, konsolosluk faaliyetlerini Türkiye’nin başkenti Ankara’ya taşıdığını açıkladı.


Bir ABD yetkilisi İran'ı uyardı: Trump "eylem adamı"

Amerika Birleşik Devletleri'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz, dün BM Genel Merkezi'nde İran'daki durumla ilgili düzenlenen BM Güvenlik Konseyi toplantısında konuşuyor (AFP).
Amerika Birleşik Devletleri'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz, dün BM Genel Merkezi'nde İran'daki durumla ilgili düzenlenen BM Güvenlik Konseyi toplantısında konuşuyor (AFP).
TT

Bir ABD yetkilisi İran'ı uyardı: Trump "eylem adamı"

Amerika Birleşik Devletleri'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz, dün BM Genel Merkezi'nde İran'daki durumla ilgili düzenlenen BM Güvenlik Konseyi toplantısında konuşuyor (AFP).
Amerika Birleşik Devletleri'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz, dün BM Genel Merkezi'nde İran'daki durumla ilgili düzenlenen BM Güvenlik Konseyi toplantısında konuşuyor (AFP).

ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz, dün ABD'nin çağrısıyla düzenlenen BM Güvenlik Konseyi acil toplantısında, “İran halkı, İslam Cumhuriyeti'nin acımasız tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir şekilde özgürlüğünü talep ediyor” ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Waltz, ABD'nin mesajının açık olduğunu belirterek, “Başkan Donald J. Trump ve Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın cesur halkının yanındadır” dedi.

Waltz sözlerine şöyle devam etti: “Başkan Trump, Birleşmiş Milletler'de gördüğümüz gibi bitmek bilmeyen görüşmeler yapan biri değil, eylem adamıdır. Katliamı durdurmak için tüm seçeneklerin masada olduğunu açıkça belirtti ve bunu İran rejiminin liderliğinden daha iyi bilen kimse yok.”

Waltz, protestoların “yabancı bir komplo” ve askeri harekatın öncüsü olduğu yönündeki İran'ın iddialarını reddederek, “Dünyadaki herkes, rejimin her zamankinden daha zayıf olduğunu ve bu yüzden İran halkının sokaklardaki gücünden dolayı bu yalanı yaydığını bilmeli” şeklinde konuştu.

Waltz, “Onlar korkuyorlar. Kendi halklarından korkuyorlar” ifadesini kullandı.